İçeriğe geç

7.2 · Seviye 3 · Alt Metin

Neden söylemezler?

Utanç, korku, nezaket, gurur ve güç hesabının karakteri dolaylı konuşmaya ittiğini; nedenin alt metni biçimlendirdiğini görür

Diyalog Akademisi · Söylenmeyen · 1.757 kelime · 25 replik · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme

Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.

Açılış

Beş kişi, aynı cümleyi söyleyemiyor: «Paraya ihtiyacım var.»

Birincisi bir öğrenci; bunu annesine söyleyemiyor çünkü utanıyor. Annesi zaten iki işte çalışıyor. Telefonda yurttaki yemeklerin ne kadar güzel olduğunu anlatıyor ve sesindeki tuhaflığı annesi duyuyor. İkincisi bir esnaf; bunu bankacıya söyleyemiyor çünkü korkuyor. Söylerse krediyi vermezler. Bankacıya işlerin iyi gittiğini, yalnızca biraz «nakit akışı» sorunu olduğunu anlatıyor. Üçüncüsü bir misafir; ev sahibine söyleyemiyor çünkü nezaket bunu kaldırmaz. Yalnızca «Bu ay biraz sıkışığız» diyor ve konuyu değiştiriyor. Dördüncüsü yaşlı bir baba; oğluna söyleyemiyor çünkü gururlu. Oğluna, emekli maaşıyla ne kadar rahat yaşadığını anlatıyor. Beşincisi bir iş adamı; ortağına söyleyemiyor çünkü bunu bilmesi pazarlıktaki gücünü değiştirir. Ortağına, başka yatırımcılarla görüştüğünü söylüyor.

Beşinin de alt metni aynı: paraya ihtiyacım var. Ama beşinin de söylediği şey başka. Çünkü her biri başka bir nedenle susuyor ve neden, sözün hangi yoldan dolaşacağını belirliyor. Bu ders o nedenleri ve her birinin alt metne verdiği biçimi ele alıyor.

Tek fikir

Susmanın sebebi, söylenmeyenin hangi kılığa gireceğine karar verir. Utancın, korkunun, nezaketin, gururun ve güç hesabının susturduğu sözler farklı yollardan dolaşır; yazar nedeni bilmeden alt metni doğru yazamaz.

Kavram

Senaryo Akademisi'nin «Alt metnin kaynakları» birimi, bir karakteri dolaylı konuşmaya iten nedenleri sayar: söylenemeyen duygu, toplumsal nezaket, korku, sır, statü farkı, kendini kandırma, ilişki geçmişi, çatışan amaç, tehdit. Bu ders bu nedenlerin en sık beşini alıyor ve her birinin sayfada nasıl bir iz bıraktığına bakıyor.

Utanç. Karakter söylerse kendisi küçülecek. Utanç bir şeyi kendinden uzaklaştırır. Utanan karakter konuyu başkasına, genele, şakaya taşır; kendinden söz etmez. Utancın alt metni çoğu zaman aşırı ayrıntıyla belli olur: karakter önemsiz şeyleri uzun uzun anlatır, çünkü önemli olanın etrafında bir duvar örüyor. «Yurttaki yemekler çok güzel, salı günleri mantı var, perşembe…»

Korku. Karakter söylerse bir şey kaybedecek: bir iş, bir ilişki, bir şans. Korku zaman kazanmaya çalışır. Korkan karakter erteler, soruya soruyla cevap verir, tamamlanmamış cümleler kurar, karşıdakinin tepkisini yoklar. Korkunun alt metni çoğu zaman bir deneme balonuyla belli olur: «Diyelim ki biri şöyle bir şey yapsa…»

Nezaket. Karakter söylerse karşısındakini zor durumda bırakacak. Nezaket bir şeyi yumuşatır. Kibar karakter isteğini küçültür, dolaylı bir rica yapar, karşıdakine bir kaçış yolu bırakır. Nezaketin alt metni çoğu zaman bir sıkıştırılmış ipucuyla belli olur: «Bu ay biraz sıkışığız.» Karşıdaki anlarsa anlar; anlamazsa kimse utanmaz.

Gurur. Karakter söylerse kendi gözünde düşecek. Gurur bir şeyi tersine çevirir. Gururlu karakter ihtiyacının tam tersini gösterir: yalnızsa kalabalık, hastaysa sağlıklı, muhtaçsa cömert görünür. Gururun alt metni çoğu zaman bir aşırı reddediş ile belli olur: kimse sormadan «Benim hiçbir şeye ihtiyacım yok» der.

Güç hesabı. Karakter söylerse karşısındaki bir koz kazanacak. Güç hesabı bir şeyi zamanlar. Hesap yapan karakter bilgiyi en uygun ana saklar, karşıdakinin ne bildiğini yoklar, kendi zayıflığını başka bir güçle örter. Güç hesabının alt metni çoğu zaman bir sorgu ile belli olur: karakter cevap vermez, soru sorar.

Bu nedenler çoğu zaman tek başına çalışmaz. Bir karakter hem utanır hem korkar; hem nezaketten hem gururdan susar. Ama bir sahnede genellikle biri baskındır ve yazarın o baskın nedeni bilmesi gerekir. Çünkü aynı alt metin farklı nedenlerle tamamen farklı sahneler doğurur.

Senaryo biriminin listesindeki bir neden daha var ve özel bir dikkat ister: kendini kandırma. Karakter bir şeyi başkasından değil kendinden saklar. Bilmek istemediği bir şeyi bilmezden gelir. Bu durumda alt metin karakterin farkında olmadığı bir şeydir ve seyirci onu karakterden önce görür. Bu tür alt metin çok güçlüdür, ama seyirciye bunu görecek bilgiyi vermek daha da önemlidir.

Bir yazar için pratik soru şu: bu karakter bunu neden söylemiyor? Cevap «çünkü alt metin güzel olur» ise, yazar karakterin değil kendi zevkinin peşindedir. Cevap karakterin içinden gelmelidir: onun utancından, korkusundan, terbiyesinden, gururundan, hesabından.

Sahnede

Son Sefer. Ayın on dördü, akşam. Yarın ilk taksit yatacak: sekiz bin. Kerem'in kasasında altı bin dört yüz var. Kerem'in babası yıllarca borçlarını ödemeyen biriydi; Nazmi peşinat için Kerem'e doğrudan değil, Şükrü üzerinden para vermişti. Kerem Şükrü'nün kapısını çalıyor.

İÇ. ŞÜKRÜ'NÜN EVİ, SALON — AKŞAM. Şükrü koltukta. Kerem kapının yanında, elinde bir poşet.

KEREM

Abi, Safiye abla sana kurabiye yollamış. Akşam seferinde verdi.

ŞÜKRÜ

Koy oraya.

Kerem poşeti sehpaya bırakıyor. Oturmuyor.

KEREM

Akşam sekiz dolu döndü yine. On dört kişi. Mazot da düşmüş biraz, litresi on kuruş.

ŞÜKRÜ

İyi.

KEREM

Cumartesi pazar da çalışacağım bu hafta. İki sefer fazla.

ŞÜKRÜ

Yorulursun.

KEREM

Yorulmam abi. Gençim ben.

Bir sessizlik. Kerem pencereye bakıyor.

KEREM

Abi, taksit ayın on beşi demiştik ya notere. On beşi cumaya mı denk geliyor?

ŞÜKRÜ

Yarın.

KEREM

Yarın. Hı. Banka saat kaçta kapanıyor yarın?

Şükrü Kerem'e bakıyor. Uzun.

ŞÜKRÜ

Ne kadar eksik?

Kerem bir şey diyemiyor. Elleri ceplerinde.

KEREM

Bin altı yüz.

ŞÜKRÜ

Kalanını pazartesi yatırırsın. Ben beklerim. Bir daha kurabiyeyle gelme.

Kerem'in alt metni tek bir cümle: «Taksitin bin altı yüz lirası eksik.» Ama bunu söyleyemiyor ve baskın nedeni utanç. Kerem'in babası borcunu ödemeyen biriydi; Kerem, Şükrü'nün ve Nazmi'nin gözünde babası gibi görünmekten korkuyor, daha doğrusu utanıyor.

Utancın izleri sahnenin her yerinde. Kerem önce kendinden uzak bir konu açıyor: Safiye ablanın kurabiyesi. Sonra aşırı ayrıntı: on dört kişi, litresi on kuruş. Bunlar önemli olanın etrafına örülen duvarın tuğlaları. Ardından gururun da karıştığı bir hamle: cumartesi pazar çalışacağını söylüyor, «Gençim ben». Bu, ihtiyacının tersini gösterme: Kerem güçlü ve çalışkan görünmek istiyor.

Sonra korku bir an öne çıkıyor ve bir deneme balonu uçuruyor: taksit günü, bankanın kapanış saati. Kerem sormadan soruyor. Şükrü bu balonun ne taşıdığını görüyor ve sahnenin dönüm noktası onun sorusu: «Ne kadar eksik?» Şükrü, Kerem'in söyleyemediğini onun yerine söylüyor. Kerem'in yalnızca bir sayı söyleyebilmesi, utancın son izi.

Şükrü'nün son repliği iki şey yapıyor. Sorunu çözüyor ve utancı da çözüyor: «Bir daha kurabiyeyle gelme.» Yani: bir dahaki sefere doğrudan söyle. Şükrü Kerem'in neden dolaştığını biliyor ve dolaşmasına gerek olmadığını söylüyor.

İki sürüm

Kalem Odası. Sabah. Ozan'ın annesinin tahlil sonuçları geldi; doktor bir tetkik daha istemiş. Ozan bunu kalemde kimseye söylemedi. Ama sabahtan beri iki yanlış tarih yazdı ve Meral fark etti.

İlk taslak

MERAL

Ozan, bugün iki tarih yanlış. Ne oldu?

OZAN

Annemin sonuçları geldi, Meral Hanım. Doktor bir tetkik daha istemiş. Çok korkuyorum. Aklım orada.

MERAL

Geçmiş olsun. İzin almak ister misin?

OZAN

Bilmiyorum. Korkuyorum ama işi de bırakmak istemiyorum.

Yeniden yazım

MERAL

Ozan, bugün iki tarih yanlış.

OZAN

Düzeltiyorum, Meral Hanım. Özür dilerim.

Ozan ekrana eğiliyor. Bir süre yazıyor. Sonra elini klavyeden çekmeden konuşuyor.

OZAN

Meral Hanım, yıllık izinler nasıl hesaplanıyor? Yani yarım gün alınabiliyor mu, saatlik?

MERAL

Alınıyor. Neden?

OZAN

Hiç. Öğrenmek için. İlk yılım ya, bilmiyorum.

Meral gözlüğünü çıkarıyor.

MERAL

Annenin sonuçları geldi mi?

OZAN

Geldi. İyi. Yani doktor bir şey daha istedi, ama bir şey değil.

MERAL

Perşembe öğleden sonra duruşma yok. Dilekçeyi şimdi yaz, ben imzalarım.

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Bir karakterin neden sustuğu, alt metnin hangi yoldan dolaşacağını belirler.
  2. Utanç konuyu kendinden uzaklaştırır ve aşırı ayrıntıyla dolaşır.
  3. Korku zaman kazanmaya çalışır ve deneme balonlarıyla yoklar; nezaket yumuşatır ve ipucu bırakır.
  4. Gurur ihtiyacın tersini gösterir; güç hesabı bilgiyi zamanlar ve soru sorar.
  5. Yazar susma nedenini karakterin içinden bulmalıdır; neden yoksa susma da olmamalıdır.

İlk taslakta Ozan her şeyi söylüyor: sonuçları, tetkiki, korkusunu, ikilemini. Sahne bilgiyi iletiyor ama hiçbir şey taşımıyor; alt metin yok, çünkü Ozan'ın susması için hiçbir neden yok. Bu yeni bir kâtibin müdürüne konuşma biçimi değil; bir terapi seansı.

Yeniden yazımda Ozan'ın baskın susma nedeni ikili: korku ve nezaket. Korku, çünkü söylemek onu gerçek kılacak. Nezaket, çünkü ilk haftalarında müdürüne kişisel bir yük getirmek istemiyor. Bu iki neden alt metne belirli bir biçim veriyor. Nezaket bir dolaylı soruya dönüşüyor: «Yıllık izinler nasıl hesaplanıyor?» Korku bir yalan ve bir küçültmeye: «Hiç. Öğrenmek için.» «İyi. Yani doktor bir şey daha istedi, ama bir şey değil.» Bu son replikte kelimeler birbirini yalanlıyor; «iyi» ile «bir şey daha istedi» yan yana duramıyor ve seyirci aradaki korkuyu duyuyor.

Meral'in hamlesi alt metni okumak. Ozan'ın sorusunu bir bilgi sorusu olarak değil, bir izin isteği olarak duyuyor. «Annenin sonuçları geldi mi?» doğrudan soruyor, ama Ozan'ı zorlamıyor. Ve son repliği, Ozan'ın söyleyemediği isteği karşılıyor: bir öğleden sonra. Meral de Ozan'ın neden dolaştığını anlıyor ve onu yarı yolda karşılıyor.

Ekranda

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışAlt metin güzel olduğu için karakter susar.
Doğrusu

Karakter yazarın zevki için değil, kendi nedeni için susar. Neden bilinmediğinde alt metin keyfi görünür ve seyirci karakterin neden doğrudan konuşmadığını sorar.

Yaygın yanlışBütün susmalar aynı biçimde yazılır.
Doğrusu

Utancın susturduğu söz aşırı ayrıntıyla, korkunun susturduğu deneme balonuyla, nezaketin susturduğu ipucuyla, gururun susturduğu tersine çevirmeyle, güç hesabının susturduğu soruyla dolaşır. Nedeni değiştirmek sahneyi değiştirir.

Yaygın yanlışKarakter susmak için bir neden bulamıyorsa, alt metin zorlanmalıdır.
Doğrusu

Bazı karakterler bazı anlarda doğrudan konuşur ve konuşmalıdır. Susmak için nedeni olmayan bir karakteri susturmak, sahneyi yapay yapar.

Kendi sahnende

Özet

  1. Bir karakterin neden sustuğu, alt metnin hangi yoldan dolaşacağını belirler.
  2. Utanç konuyu kendinden uzaklaştırır ve aşırı ayrıntıyla dolaşır.
  3. Korku zaman kazanmaya çalışır ve deneme balonlarıyla yoklar; nezaket yumuşatır ve ipucu bırakır.
  4. Gurur ihtiyacın tersini gösterir; güç hesabı bilgiyi zamanlar ve soru sorar.
  5. Yazar susma nedenini karakterin içinden bulmalıdır; neden yoksa susma da olmamalıdır.

Kendini sına

  1. Taksit sahnesinde Kerem'in baskın susma nedeni nedir ve sayfada hangi izleri bırakıyor?
  2. Kalemde geçen ilk taslakta Ozan'ın sözlerinin altında neden hiçbir şey akmıyor?
  3. Yeniden yazımda Ozan'ın «İyi. Yani doktor bir şey daha istedi, ama bir şey değil» repliği alt metni nasıl görünür kılıyor?

Yanıtlar

  1. Utanç: babası borcunu ödemeyen biriydi ve Kerem onun gibi görünmekten utanıyor. İzleri kendinden uzak bir konuyla açılış (kurabiye), aşırı ayrıntı (on dört kişi, litresi on kuruş), gururla karışık bir çalışkanlık gösterisi ve taksit günüyle bankanın saatini soran bir deneme balonu.
  2. Çünkü Ozan her şeyi söylüyor ve susması için hiçbir neden yok. Sonuçları, tetkiki, korkusunu ve ikilemini adıyla anlatıyor; dile gelmeyen hiçbir şey kalmıyor.
  3. Kelimeler birbirini yalanlıyor: «iyi» ile «bir şey daha istedi» yan yana duramıyor. Ozan korkusunu küçültmeye çalışırken seyirci aradaki boşlukta o korkuyu duyuyor.

Sonraki derse köprü

Kerem bir kurabiye poşetiyle girdi ve mazottan söz etti; Ozan izin hesabını sordu. İkisi de söyleyemedikleri şeyin yanından konu değiştirerek geçti. Konu değiştirmek bazen bir kaçıştır, bazen bir saldırı, bazen bir koruma; seyirci de bunu çoğu zaman fark eder. Sıradaki ders bu hamleyi ve seyircinin onu neden fark ettiğini ele alıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.