İçeriğe geç

6.4 · Seviye 2 · İstek, Güç, Çatışma

Tırmanma

Bir kavgayı üç ya da dört basamakta yükseltir; her basamakta bir şeyin geri dönülmez biçimde söylendiğini gösterir

Diyalog Akademisi · Çatışmalı Diyalog · 1.756 kelime · 25 replik · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme

Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.

Açılış

Bir merdiven düşünün. Her basamak bir öncekinden biraz daha yüksekte. İnsan bir basamak çıktığında geri inebilir; iki basamak çıktığında da. Ama bir yerde, merdivenin bir noktasında, arkasındaki basamaklar çöker. Artık geri inmek mümkün değildir. Ya devam edecek ya da olduğu yerde kalacaktır.

İyi bir kavga sahnesi böyle bir merdivendir. Küçük bir şeyle başlar: bir gecikme, bir rapor, bir söz. Sonra bir basamak yükselir: bu tek bir gecikme değil, hep böylesin. Sonra bir basamak daha: bu yalnız bugün değil, yıllardır. Ve bir yerde biri, söylenmemesi gereken şeyi söyler. O söz söylendikten sonra iki insan arasındaki hiçbir şey eskisi gibi olamaz.

Kötü yazılmış kavga sahneleri ya merdiveni hiç çıkmaz, aynı basamakta dönüp durur, ya da merdiveni tek adımda atlar, ilk replikte en tepeye fırlar. İkisinde de seyirci tırmanışı yaşamaz. Bu ders bir kavgayı basamaklara bölmeyi ve her basamakta neyin değiştiğini görmeyi öğretiyor.

Tek fikir

Tırmanma, bir kavganın birbirinden ayrı basamaklarla yükselmesidir. Her basamakta bir şey geri alınamaz biçimde söylenir ve kavganın konusu bir öncekinden daha büyük, daha kişisel, daha eski hâle gelir.

Kavram

Tırmanma ses yüksekliğinin artması değildir. Bir kavga fısıltıyla da tırmanabilir; tırmanan şey sesin değil, söylenenin ağırlığıdır. Her basamakta kavga dört yönden birinde büyür.

Birincisi kapsam. Tek bir olaydan bir örüntüye geçilir. «Bugün geç kaldın» bir olaydır. «Hep geç kalıyorsun» bir örüntüdür. «Sen hiçbir şeye zamanında gelmedin» ise bir hayattır. Kapsam büyüdükçe kavganın konusu daha az savunulabilir hâle gelir.

İkincisi zaman. Bugünden geçmişe gidilir. Bir kavga şimdiki bir meseleyle başlar, sonra dünü, geçen yılı, çocukluğu açar. «Annemin cenazesinde de böyleydin.» Geçmişe giden her adım, kavgaya yeni bir ağırlık ekler ve yeni bir yarayı açar.

Üçüncüsü hedef. Yapılandan olunana geçilir. «Raporu okumadın» bir eylemi eleştirir. «Sen hiçbir şeyi okumazsın» bir alışkanlığı. «Sen zaten hiçbir şeyi umursamayan birisin» bir kişiliği. Hedef davranıştan kimliğe kaydığında, kavga bir anlaşmazlık olmaktan çıkar ve bir saldırıya dönüşür.

Dördüncüsü taraflar. Kavgaya üçüncü bir kişi çağrılır: «Babam da böyle derdi», «Herkes senin ne olduğunu biliyor». Ya da kavga bir ilişkinin geleceğine bağlanır: «Bu evde bir daha adımı anma.» Tarafların genişlemesi ya da ilişkinin kendisinin bahse konması, kavgayı tek bir sahnenin ötesine taşır.

Bir kavga her basamakta bu yönlerden birinde ya da birkaçında büyür. İyi bir tırmanmada her basamak bir öncekinin cevabından doğar. Bir karakter bir şey söyler, karşısındaki onu bir basamak yukarı taşıyarak cevap verir, ilki de bir basamak daha. Tırmanma bir çekişmedir: iki kişi sırayla merdiveni çıkar.

Geri alınamaz söz bir kavganın zirvesidir. Bir sırrın açılması, bir suçlamanın en ağır hâli, bir ilişkinin bitirilmesi. Bu sözün ardından gelen sessizlik, çoğu zaman sözün kendisi kadar önemlidir: iki karakter de ne söylendiğini anlar. Bu söz genellikle bir kez söylenir. İkinci kez söylenirse gücünü kaybeder.

Tırmanmanın iki yaygın hatası var. Birincisi düz çizgi: kavga aynı basamakta döner, aynı suçlamalar başka kelimelerle tekrarlanır, ses yükselir ama ağırlık artmaz. Seyirci bir süre sonra sıkılır. İkincisi sıçrama: kavga ilk replikte en tepeye çıkar. Biri hemen en ağır şeyi söyler ve sahnenin gidecek yeri kalmaz. Ayrıca bu sıçrama inandırıcı değildir; gerçek hayatta insanlar en ağır sözlerine çoğu zaman basamak basamak varır.

Bir kavgayı yazmadan önce basamaklarını planlamak yararlıdır. Üç ya da dört basamak çoğu sahne için yeterlidir. Her basamak için bir soru: bu basamakta kavga hangi yönde büyüyor? Kapsam mı, zaman mı, hedef mi, taraflar mı? Ve son basamak için: geri alınamaz söz ne?

Sahnede

Kalem Odası. Ayın on yedisi. Yılmaz miras davasının duruşması bitti, dava yine ertelendi; bilirkişinin ek raporunda baba evine biçilen değer tartışmalı. Koridorda Erol Yılmaz ile kız kardeşi Nesrin, yıllar sonra ilk kez karşı karşıya. Cemil Efendi koridorun ucunda.

İÇ. ADLİYE KORİDORU — GÜN. Erol duvara yaslanmış, elinde ek raporun fotokopisi. Nesrin salondan çıkıyor, onu görüp duruyor.

NESRİN

Raporu okudun mu?

EROL

Okudum.

NESRİN

Evi yarı fiyatına değerlemişler. Senin bilirkişinle konuşan da yok değil.

EROL

Benim bilirkişim yok. Mahkemenin bilirkişisi.

NESRİN

Sen hep böyle yaptın. Babamın yanında oturup her şeyi kendin ayarladın.

Erol fotokopiyi katlıyor.

EROL

Babamın yanında oturdum, evet. Sen İzmir'deydin. Yirmi yıl.

NESRİN

İzmir'de ev geçindiriyordum. Sen babamın evinde bedava oturdun.

EROL

Bedava. Babamın altını değiştirirken bedava mıydı, Nesrin?

Bir sessizlik. Koridorun ucunda Cemil başını çeviriyor.

NESRİN

Babam son gece beni aradı, Erol.

EROL

Ne?

NESRİN

Gece ikide. «Erol uyuyor, seni uyandırmasın» dedi. Bana söyledi, sana söylemedi. Babamın öldüğünü senin sabahki mesajından öğrendim. Ama vedasını ondan duydum. Son sesinden.

Erol bir şey söylemiyor. Fotokopi elinden düşüyor. Nesrin onu yerden almıyor, merdivenlere yürüyor.

Bu kavga dört basamakta tırmanıyor.

Birinci basamak, bir rapor. Görünür konu şimdi ve somut: bilirkişinin değerlemesi. Nesrin'in ima ettiği şey, «Senin bilirkişinle konuşan da yok değil», küçük bir iğne. Erol bunu bir düzeltmeyle savuşturuyor. Henüz geri dönülebilir.

İkinci basamak kapsamda ve zamanda büyüyor. «Sen hep böyle yaptın.» Tek bir rapordan bir örüntüye, bugünden babalarının yıllarına. Erol da cevabında bir basamak çıkıyor: Nesrin'in yirmi yıllık yokluğunu ortaya koyuyor. Artık konu rapor değil, kimin babaya baktığı.

Üçüncü basamak hedefe dönüyor. Nesrin «bedava oturdun» diyerek Erol'un kişiliğine saldırıyor; o artık asalak biri. Erol'un cevabı aynı yönde ama çok daha ağır: «Babamın altını değiştirirken bedava mıydı?» Bu söz Nesrin'e değil, onun ne yapmadığına dokunuyor. Sessizlik ve Cemil'in başını çevirmesi, kavganın koridora taştığını gösteriyor.

Dördüncü basamak geri alınamaz söz. Nesrin bir sır açıyor: babaları son gece onu aramış ve Erol'u uyandırmamasını istemiş. Bu söz kavgayı tamamen değiştiriyor. Erol yıllarca babanın yanında olan kişiydi; şimdi öğreniyor ki babasının son sesi ona değil kız kardeşine gitmiş. Bu söz ne raporla ne evle ilgili ve bundan sonra hiçbir miras pazarlığı eskisi gibi olamaz. Erol'un sessizliği ve düşen fotokopi, sözün yerine oturduğunu gösteriyor.

İki sürüm

Son Sefer. Durak kahvesi, akşam. Rıfat, sabah ilk seferini on iki yıldır yapan şoför, Kerem'in Nazmi'ye kendi adını kullanarak yalan söylediğini öğrenmiş. Kerem çay içiyor. Rıfat içeri giriyor.

İlk taslak

RIFAT

Kerem! Sen benim adımı mı kullandın! Seni bu duraktan silerim!

KEREM

Abi, özür dilerim!

RIFAT

Özrünü kendine sakla! Sen kim oluyorsun!

KEREM

Bir hata yaptım abi!

RIFAT

Bir daha görmeyeyim seni burada!

Yeniden yazım

Rıfat Kerem'in masasına geliyor. Oturmuyor.

RIFAT

Nazmi'ye benim için ne dedin?

KEREM

Abi, söyledim zaten Nazmi abiye, uydurdum. Özür diledim.

RIFAT

Nazmi'den diledin. Benden dilemedin.

KEREM

Senden de dilerim abi. Haklısın.

RIFAT

Ustanın plakasını aldın, iki hafta olmadı. İlk iş benim seferime göz diktin.

Kerem çay bardağını masaya bırakıyor.

KEREM

Göz dikmedim. Bir cumartesi istedim.

RIFAT

Ustan da böyle başladı. Otuz yıl önce. Bir cumartesi, sonra bir pazar. Benim babamın seferini aldı, sonra hattı.

KEREM

Usta kimsenin hattını almadı.

RIFAT

Sor ona. Seksen yedide ne oldu, sor. Kimse bilmez sanıyor.

Rıfat çıkıyor. Kerem kapıya bakıyor. Nazmi tezgâhın arkasında bardağı silmeyi bırakıyor.

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Tırmanma, bir kavganın ayrı basamaklarla yükselmesidir; ses değil, söylenenin ağırlığı tırmanır.
  2. Her basamakta kavga dört yönden birinde büyür: kapsam, zaman, hedef, taraflar.
  3. İyi bir tırmanmada her basamak bir öncekinin cevabından doğar; iki karakter sırayla merdiveni çıkar.
  4. Zirvede geri alınamaz söz durur; bir kez söylenir ve ardından gelen sessizlik onu taşır.
  5. İki yaygın hata: aynı basamakta dönmek ve ilk replikte tepeye sıçramak.

İlk taslak bir sıçrama. Rıfat ilk replikte en tepeye çıkıyor: bağırıyor, tehdit ediyor, kovuyor. Sonraki replikler aynı basamakta dönüyor: Kerem özür diliyor, Rıfat reddediyor, ünlemler devam ediyor. Kavga yükselmiyor, yalnız yüksek kalıyor. Ve hiçbir şey söylenmiyor: seyirci Rıfat'ın öfkesinin nereden geldiğini, altında ne yattığını öğrenmiyor.

Yeniden yazımda kavga üç basamakta tırmanıyor ve kimse bağırmıyor. Birinci basamak olay: Kerem Rıfat'ın adını kullandı ve Rıfat'tan özür dilemedi. Burada kavga hâlâ küçük ve kapanabilir; Kerem hemen özür diliyor.

İkinci basamak Rıfat'ın onu bir örüntüye ve bir kişiliğe taşıması: «İlk iş benim seferime göz diktin.» Artık konu bir yalan değil, Kerem'in ne tür biri olduğu. Kerem'in itirazı, «Bir cumartesi istedim», Rıfat'ı bir basamak daha yukarı taşıyor.

Üçüncü basamak zamanda ve taraflarda büyüyor: Rıfat Kerem'in ustasını, otuz yıl öncesini, kendi babasını kavgaya çağırıyor. Ve geri alınamaz söz: «Seksen yedide ne oldu, sor.» Seyirci Şükrü'nün seksen yedide kimseye söylemediği bir kaza yaşadığını biliyor. Rıfat bunu biliyor ya da bir şey biliyor. Bu söz Kerem ile Rıfat arasındaki kavgayı Kerem ile ustası arasındaki bir soruya dönüştürüyor. Nazmi'nin bardak silmeyi bırakması, sözün ağırlığını gösteriyor.

Ekranda

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışTırmanma, sesin yükselmesidir.
Doğrusu

Ses aynı kalabilir ya da alçalabilir; tırmanan şey söylenenin ağırlığıdır. Kapsam, zaman, hedef ya da taraflar büyümüyorsa, ses ne kadar yükselirse yükselsin kavga yerinde sayar.

Yaygın yanlışGüçlü bir kavga sahnesi en ağır sözle başlamalıdır.
Doğrusu

İlk replikte en tepeye çıkan bir kavganın gidecek yeri kalmaz. En ağır söz, ona varan basamaklar seyirci tarafından yaşandığında ağırdır.

Yaygın yanlışGeri alınamaz söz birden fazla kez söylenebilir.
Doğrusu

Geri alınamaz söz bir kez söylenir. Tekrar edilirse gücünü kaybeder; ardından gelen sessizlik, onun tek başına durmasına izin vermelidir.

Kendi sahnende

Özet

  1. Tırmanma, bir kavganın ayrı basamaklarla yükselmesidir; ses değil, söylenenin ağırlığı tırmanır.
  2. Her basamakta kavga dört yönden birinde büyür: kapsam, zaman, hedef, taraflar.
  3. İyi bir tırmanmada her basamak bir öncekinin cevabından doğar; iki karakter sırayla merdiveni çıkar.
  4. Zirvede geri alınamaz söz durur; bir kez söylenir ve ardından gelen sessizlik onu taşır.
  5. İki yaygın hata: aynı basamakta dönmek ve ilk replikte tepeye sıçramak.

Kendini sına

  1. Koridor sahnesinde üçüncü basamakta kavga hangi yönde büyüyor?
  2. Kahve sahnesinin ilk taslağı neden tırmanmıyor?
  3. Rıfat'ın «Seksen yedide ne oldu, sor» sözü neden geri alınamaz?

Yanıtlar

  1. Hedefte. Nesrin Erol'un davranışından kişiliğine geçiyor, «bedava oturdun» diyerek onu bir asalak gibi gösteriyor. Erol da aynı yönde, daha ağır bir sözle cevap veriyor: babasının altını değiştirdiğini hatırlatıyor.
  2. Çünkü ilk replikte en tepeye sıçrıyor: bağırma, tehdit, kovma. Sonraki replikler aynı basamakta dönüyor ve hiçbir yeni şey söylenmiyor; ses yüksek kalıyor ama ağırlık artmıyor.
  3. Çünkü kavgayı Kerem ile Rıfat arasından çıkarıp Kerem ile ustası arasına taşıyor. Şükrü'nün kimseye söylemediği bir geçmişe dokunuyor ve Kerem artık bu soruyu bilmeden yaşayamaz.

Sonraki derse köprü

Koridorda Nesrin sözünü söyleyip merdivenlere yürüdü. Kahvede Rıfat kapıdan çıktı. İkisi de kavganın en tepesinde bir şey yaptı: gitti. Gitmek, susmak, konuyu kapatmak bir kavgadan kaçış gibi görünür, ama çoğu zaman kavganın en güçlü hamlesidir. Sıradaki ders geri çekilmeyi bir çatışma hamlesi olarak ele alıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.