6.2 · Seviye 2 · İstek, Güç, Çatışma
Açık çatışma ve örtük çatışma
Karakterlerin kavga ettiğini bildiği ve bilmediği iki sahne türünü ayırt eder
Diyalog Akademisi · Çatışmalı Diyalog · 1.777 kelime · 29 replik · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme
Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.
Açılış
İki kardeş, annelerinin evinde bayram sofrasında. Biri, «Börek çok güzel olmuş anne» diyor. Öbürü, «Geçen bayram daha güzeldi, sen yapmıştın onu» diyor ve annesine değil, kardeşine bakıyor. Anne gülümsüyor, çay koyuyor. Masada herkes yemeğe devam ediyor. Bir dakika sonra kardeşlerden biri, «Arabayı ben götürürüm, sen yorulma» diyor. Öbürü, «Sağ ol, ben de yorulmam» diyor. Sofrada kimse kavga etmiyor. Kimse sesini yükseltmiyor. Kimse bir şeyi adlandırmıyor. Ama herkes, annesi de dahil, sofranın altında bir şeyin döndüğünü biliyor.
Aynı kardeşler bir hafta sonra telefonda konuşuyor. Bu kez biri doğrudan söylüyor: «Annemin bakımını hep bana bıraktın. Sen yılda iki kez geliyorsun.» Öbürü cevap veriyor: «Sen de oradasın diye her kararı sen verdin.» Artık kavga açıkta. İkisi de neyin kavgasını verdiğini biliyor.
Bu iki konuşma aynı çatışmanın iki hâli. Biri sofranın altında, biri sofranın üstünde. Bir diyalog yazarının vereceği önemli kararlardan biri, bir çatışmayı hangi hâlde yazacağıdır. Bu ders iki hâli ayırıyor ve her birinin sahneye ne verdiğini, ne aldığını gösteriyor.
Tek fikir
Açık çatışmada karakterler kavga ettiklerini bilir ve adlandırır. Örtük çatışmada kavga sürer ama kimse onu adlandırmaz; çoğu zaman karakterlerden biri, bazen ikisi de kavga ettiğini kabul etmez.
Kavram
Açık çatışmanın gücü netliğindedir. Seyirci kimin neyi istediğini bilir, tarafları görür ve sahnenin sonunda kimin kazandığını izler. Tartışma sahneleri, mahkeme sahneleri, pazarlık sahneleri açık çatışmanın yeridir. Açık çatışmada tehlike, sahnenin bir münazaraya dönüşmesidir: karakterler argüman sıralar ve sahnenin altında bir şey kalmaz.
Örtük çatışmanın gücü, söylenmeyendedir. Seyirci karakterlerin söylemediğini duyar ve kendi kafasında tamamlar. Bu, seyirciyi sahnenin içine çeker: bir dedektif gibi işaretleri toplar. Örtük çatışmanın tehlikesi ise görünmezliktir: işaretler çok zayıfsa seyirci bir çatışma olduğunu fark etmez ve sahne sıradan bir sohbet gibi geçer.
Örtük çatışmanın birkaç türü vardır.
İki taraf da biliyor ama söylemiyor. Bayram sofrasındaki kardeşler gibi: ikisi de kavgayı biliyor, ama orada, annelerinin önünde, onu adlandırmak istemiyorlar. Çatışma, küçük sözlere, hediyelere, iltifatlara, sıranın kimde olduğuna, kimin neyi önerdiğine taşınıyor.
Biri biliyor, öbürü bilmiyor. Bu asimetrik bir örtük çatışmadır ve özel bir gerilim taşır. Bir karakter kırgındır, öbürü bunu bilmez ve her repliği yaranın üstüne basar. Seyirci kırgın olanın tarafında, öbürünün fark etmesini bekler.
İkisi de bilmiyor. Karakterler bir şeyin kendilerini rahatsız ettiğini hisseder ama ne olduğunu bilmez. Bu en ince türdür ve çoğu zaman uzun bir hikâyenin içinde, karakterlerin sonradan anlayacağı bir şey olarak kurulur.
Örtük çatışma nasıl yazılır? Çatışma bir yere taşınmalıdır, çünkü adlandırılmadığı için kendi kelimeleriyle konuşamaz. Bu taşınma çoğu zaman şu yollardan biriyle olur: bir nesne (bir börek, bir çay bardağı, bir hediye), bir alışkanlığın bozulması (her sabah yapılan bir şeyin bu sabah yapılmaması), bir tekrar (aynı sözün ikinci kez, başka bir tonla söylenmesi), bir sessizlik (bir cevabın gelmemesi), bir yanlış hedef (öfkenin asıl kişiye değil bir başkasına yönelmesi).
Bir diyalog yazarının vereceği karar, çatışmanın ne kadar süre örtük kalacağıdır. Örtük çatışmanın doğal bir sonu vardır: bir yerde açığa çıkar. Biri dayanamaz ve adlandırır. Bu an çoğu zaman sahnenin ya da hikâyenin en güçlü anıdır, çünkü uzun süre bastırılmış bir şey yüzeye çıkar. Ama bu anın gücü, ondan önceki örtüklüğün süresine bağlıdır. Çatışma çok erken adlandırılırsa, sahne hazırladığı gerilimi harcar.
Son bir not: bir sahne her iki hâli de taşıyabilir. Bir yüzeyde açık bir tartışma sürer ve onun altında bir başka çatışma örtük kalır. İki kardeş arabanın kimin götüreceğini açıkça tartışır, ama asıl tartıştıkları annelerinin bakımıdır. Bu katmanlanma, bir sahneyi zenginleştirir; yüzeydeki tartışmanın konusu ile alttaki gerçek konu arasındaki mesafe ise ayrı bir ayar ister.
Sahnede
Son Sefer. Pazartesi sabahı, kardiyoloji randevusundan önce. Şükrü banyoda tıraş oluyor. Kapıda Hacer abla beliriyor; elinde bir tepsi börek. Mutfakta Sevgi var. Geçen salı telefonda Sevgi, Hacer'den babasının çekmecelerine bakmasını istemiş, Hacer reddetmişti. «Annen olsaydı sen de buradaydın» demişti.
İÇ. ŞÜKRÜ'NÜN EVİ — SABAH. Mutfakta Sevgi kahvaltı masasını kuruyor. Hacer kapıda, elinde örtülü bir tepsi.
HACER
Günaydın kızım. Şükrü abi için börek yaptım. Hastaneye aç gitmesin.
SEVGİ
Ne zahmet ettin Hacer abla. Gel, otur.
HACER
Oturmayayım. Sen kahvaltıyı hazırlamışsın zaten.
Hacer tepsiyi tezgâha bırakıyor. Sevgi örtüyü kaldırıp bakıyor.
SEVGİ
Ispanaklı. Babam bayılır.
HACER
Bilirim.
SEVGİ
Doktor ne der bilmem ama. Yağlı yemek belki.
HACER
Yağsız yaptım. Nebahat'ın tarifi. Yağı az, ıspanağı çok.
Sevgi örtüyü yeniden kapatıyor. Bir an durup Hacer'e bakıyor.
SEVGİ
Annemin tarifi.
HACER
Bana o öğretti. Yirmi yıl önce, bu mutfakta.
SEVGİ
Ben bilmiyorum o tarifi.
HACER
Uzaktaydın, kızım. Uzaktan her şey geç öğrenilir.
Banyodan su sesi kesiliyor. Şükrü havluyla yüzünü kurulayarak mutfağa giriyor.
ŞÜKRÜ
Hacer! Hayırdır sabah sabah?
HACER
Börek getirdim abi. Afiyet olsun. Ben kaçtım.
SEVGİ
Sağ ol Hacer abla. Tepsiyi akşam getiririm.
Bu sahnede kimse bir kavgayı adlandırmıyor. Sevgi teşekkür ediyor, Hacer «kızım» diyor, börek övülüyor. Ama iki kadın arasında açık bir hesap var ve ikisi de onu biliyor: geçen haftaki telefon, «Annen olsaydı sen de buradaydın.»
Çatışma börek üzerinden yürüyor. Sevgi'nin «Doktor ne der bilmem ama. Yağlı yemek belki» repliği, böreğe değil Hacer'in bakımına yönelik bir itiraz: babamı ben senden daha iyi korurum. Hacer'in «Yağsız yaptım. Nebahat'ın tarifi» cevabı, bir karşı hamle: bu evin mutfağını ben senin annenden öğrendim. Sevgi'nin «Annemin tarifi» tekrarı ve «Ben bilmiyorum o tarifi» itirafı, bu hamlenin yerine oturduğunu gösteriyor. Ve Hacer'in son sözü, «Uzaktan her şey geç öğrenilir», telefondaki cümlenin daha yumuşak bir yankısı.
Şükrü'nün girişi sahneyi yüzeye geri döndürüyor. Hacer kaçıyor, Sevgi teşekkür ediyor. Şükrü hiçbir şey fark etmiyor, ya da etmiyormuş gibi yapıyor. Ama seyirci, bu iki kadının arasında Şükrü'nün kimin elinde olacağı üzerine sessiz bir savaş olduğunu biliyor. Sevgi'nin son repliği, «Tepsiyi akşam getiririm», bir nezaket ve bir randevu: hesap kapanmadı.
İki sürüm
Kalem Odası. Perşembe sabahı. Cemil Efendi her sabah ilk çayı Meral Hanım'ın masasına koyar. Ozan'ın kapıcıdan bilgi topladığı ve Meral'in onu takdir ettiği günden beri Cemil'de bir kırgınlık var: yıllardır kapıları, koridorları, insanları bilen o; ama Meral hiç ona sormadı.
İlk taslak
CEMİL
Meral Hanım, size bir şey söyleyeceğim. Kırgınım.
MERAL
Neden, Cemil Efendi?
CEMİL
Ozan'ı kapıcıya gitti diye övdünüz. Ben otuz yıldır bu işi yapıyorum, bana bir kez sormadınız.
MERAL
Haklısın. Bundan sonra sana sorarım.
CEMİL
Sağ olun.
Yeniden yazım
Cemil elinde iki çay bardağıyla kaleme giriyor. İlk bardağı Ozan'ın masasına koyuyor, ikincisini Meral'in masasına.
OZAN
Sağ olun, Cemil Efendi.
CEMİL
Afiyet olsun, evladım. Açık, şekersiz. Artık biliyorum.
Meral bardağına bakıyor. Sonra Ozan'ın bardağına.
MERAL
Günaydın, Cemil Efendi.
CEMİL
Günaydın, Meral Hanım.
MERAL
Bugün erken mi geldin?
CEMİL
Her zamanki saatte.
Meral bir yudum alıyor.
MERAL
Şekeri az olmuş.
CEMİL
Ramazan Efendi yeni şeker almış. Kalitesiz. Ben de bilemedim.
Cemil kapıya doğru yürüyor.
MERAL
Cemil Efendi. Gülsüm Hanım'ın kiracısının yeni adresini bulmamız lazım. Mernis'ten gelmezse, sen o mahalleyi bilirsin.
Cemil kapıda duruyor. Arkasını dönmüyor.
CEMİL
Bilirim.
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Açık çatışmada karakterler kavga ettiklerini bilir ve adlandırır; örtük çatışmada kavga sürer ama adlandırılmaz.
- Örtük çatışmanın türleri: iki taraf da biliyor ama söylemiyor, biri biliyor öbürü bilmiyor, ikisi de bilmiyor.
- Örtük çatışma bir taşıyıcıya yüklenir: bir nesne, bozulan bir alışkanlık, bir tekrar, bir sessizlik, bir yanlış hedef.
- Açığa çıkma anının gücü, ondan önceki örtüklüğün süresine bağlıdır.
- Bir sahne iki hâli birden taşıyabilir: yüzeyde açık bir tartışma, altında örtük bir başka çatışma.
İlk taslakta Cemil kırgınlığını hemen adlandırıyor. «Kırgınım» diyor, nedenini sayıyor, Meral hak veriyor, sahne bitiyor. Çatışma ilk replikte açığa çıktığı için gerilim kurulmuyor. Seyirci Cemil'in kırgınlığını yalnız duyuyor, hissetmiyor. Ve Meral'in hemen hak vermesi, sahneyi bir hesap kapatmaya çeviriyor; hiçbir şey kalmıyor.
Yeniden yazımda Cemil kırgınlığını bir kez bile söylemiyor. Bir alışkanlığı bozuyor: ilk çayı Ozan'ın masasına koyuyor. «Artık biliyorum» repliği Ozan'a söyleniyor ama Meral'e yönelik: Cemil, Ozan'ı da bilmeye başladı. Meral bu bozulmayı fark ediyor, iki bardağa bakıyor, ama o da adlandırmıyor. Kısa sorular soruyor: erken mi geldin? Cemil kısa cevaplar veriyor. Şekerin az olması küçük bir iğne; Cemil suçu Ramazan Efendi'ye atıyor.
Meral sonunda çatışmayı açığa çıkarmadan çözüyor. Cemil'e bir iş veriyor, ve bu iş tam da Cemil'in kırgın olduğu şey: mahalleyi bilmek. Bu bir özür değil, bir tanıma. Cemil'in arkasını dönmeden söylediği «Bilirim», hem kabul hem de bir son iğne. Çatışma hiç adlandırılmadı, ama sahne onu taşıdı ve bir yere götürdü.
Ekranda
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışÇatışma ne kadar erken adlandırılırsa seyirci o kadar iyi anlar.
Erken adlandırma gerilimi harcar. Örtük çatışmanın gücü, söylenmeyenin seyirci tarafından duyulmasındadır; açığa çıkma anı ne kadar geç gelirse o kadar ağır olur.
Yaygın yanlışÖrtük çatışma, karakterlerin hiçbir şey hissetmediği sahnedir.
Örtük çatışmada karakterler çok şey hisseder, ama bunu bir nesneye, bir alışkanlığa, bir tekrara taşır. İşaretler görünür olmalıdır; yoksa seyirci çatışmayı kaçırır.
Yaygın yanlışAçık çatışma örtük çatışmadan daha zayıftır.
İkisi farklı işler görür. Açık çatışma netlik ve hız verir; örtük çatışma derinlik ve gerilim. Seçim, sahnenin hikâyede ne yapması gerektiğine bağlıdır.
Kendi sahnende
Özet
- Açık çatışmada karakterler kavga ettiklerini bilir ve adlandırır; örtük çatışmada kavga sürer ama adlandırılmaz.
- Örtük çatışmanın türleri: iki taraf da biliyor ama söylemiyor, biri biliyor öbürü bilmiyor, ikisi de bilmiyor.
- Örtük çatışma bir taşıyıcıya yüklenir: bir nesne, bozulan bir alışkanlık, bir tekrar, bir sessizlik, bir yanlış hedef.
- Açığa çıkma anının gücü, ondan önceki örtüklüğün süresine bağlıdır.
- Bir sahne iki hâli birden taşıyabilir: yüzeyde açık bir tartışma, altında örtük bir başka çatışma.
Kendini sına
- Mutfak sahnesinde Sevgi ile Hacer'in çatışması hangi taşıyıcıya yüklenmiş?
- Çay sahnesinin ilk taslağında çatışma neden gerilim kurmuyor?
- Yeniden yazımda Meral çatışmayı nasıl açığa çıkarmadan çözüyor?
Yanıtlar
- Börek. Sevgi'nin yağlı yemek itirazı Hacer'in bakımına yönelik; Hacer'in «Nebahat'ın tarifi» cevabı, bu evin mutfağını Sevgi'nin annesinden kendisinin öğrendiğini söylüyor. Kavga börek üzerinden yürüyor ve hiç adlandırılmıyor.
- Çünkü Cemil kırgınlığını ilk replikte adlandırıyor ve nedenini sayıyor. Meral hemen hak veriyor ve sahne bir hesap kapatmaya dönüşüyor. Seyirci kırgınlığı duyuyor ama hissetmiyor.
- Cemil'e tam da kırgın olduğu konuda bir iş vererek: kiracının yeni adresini bulmak için mahalleyi bilmesine başvuruyor. Bu bir özür değil, bir tanıma; Cemil'in «Bilirim» cevabı hem kabul hem son bir iğne.
Sonraki derse köprü
Hacer ile Sevgi börek konuştu, Meral ile Cemil şeker. Bir börekle bir şekerin altında asıl mesele duruyordu: Şükrü'ye kim bakacak, kalemde kimin bilgisi sayılacak. Görünür konu ile gerçek konu arasındaki mesafe ne kadar olmalı? Bulaşık, kumanda ya da fatura üzerinden yürüyen bir kavgada o mesafeyi ayarlamak, sıradaki dersin işi.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.