İçeriğe geç

5.3 · Seviye 2 · İstek, Güç, Çatışma

Kurumsal güç ile anlık güç

Unvanı yüksek olanın sahnede ezilebileceğini, mübaşirin hâkimi susturabileceği anı yazar

Diyalog Akademisi · Güç ve Statü · 1.789 kelime · 24 replik · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme

Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.

Açılış

Bir uçak kalkmak üzere. Kabinin ön sırasında büyük bir şirketin genel müdürü oturuyor; telefonda konuşuyor, bir anlaşmayı bitirmeye çalışıyor. Bir kabin görevlisi yanına gelip telefonu kapatmasını istiyor. Genel müdür eliyle «bir dakika» işareti yapıyor. Görevli aynı cümleyi bu kez daha yavaş ve daha yüksek sesle tekrar ediyor. Uçağın kapısı kapanmış, kimse bir yere gidemiyor ve bu kabinde o an kimin sözünün geçtiğini herkes biliyor. Genel müdür telefonu kapatıyor.

Genel müdürün bin kişilik bir şirketi var. Görevlinin bir unvanı bile yok, sadece bir yaka kartı. Ama o kabinde, o anda, kuralları görevli koyuyor. Uçak indiğinde her şey eski yerine dönecek. Ama bu birkaç saniyede iki güç birbirine çarptı: birinin kurumdan gelen gücü, ötekinin o anın kendisinden gelen gücü.

Diyalog sahnelerinin en canlı anlarından bazıları bu çarpışmalardan doğar. Unvanı yüksek olanın sahnede ezildiği, kimsenin dikkat etmediği birinin bir anda herkesi susturduğu anlar. Bu ders bu iki gücü ayırmayı ve anlık gücün nereden geldiğini görmeyi öğretiyor.

Tek fikir

Kurumsal güç unvandan, anlık güç o anın ihtiyacından gelir. Sahnede sözü geçen, çoğu zaman o an neye ihtiyaç duyulduğunu elinde tutandır.

Kavram

Kurumsal güç sabittir. Bir hâkim duruşma salonuna girdiğinde de hâkimdir, çıktığında da. Bir müdür bir toplantıda da müdürdür, koridorda da. Bu güç sahnede görünür olmak zorunda değildir; herkes onu bilir. Ama bilinmesi, her an işlemesi anlamına gelmez.

Anlık güç ise sahnede doğar. Kaynakları birkaç tanedir ve bir yazar için bunları tanımak işe yarar.

Birincisi bilgi. O anda gerekli olan bir şeyi bilen kişi, bilmeyenden güçlüdür. Bir mübaşir, salonda bekleyen yaşlı bir kadının işitme güçlüğü çektiğini biliyorsa ve hâkim bilmiyorsa, o an mübaşirindir.

İkincisi bir şeyin anahtarı. Bir işlemin yürümesi için birinin imzası, onayı, varlığı gerekiyorsa, o kişi bir süreliğine işlemin sahibidir. Bir imza atılmadan noter işlemi bitmez; bir anahtar verilmeden kapı açılmaz.

Üçüncüsü mekân. Birinin kendi alanı, kendi evi, kendi tezgâhı ona güç verir. Kendi mutfağındaki bir aşçı, oraya giren bir patrondan daha rahat davranır.

Dördüncüsü zaman. Acelesi olan, acelesi olmayana karşı zayıftır. Birinin bir uçağı, bir randevusu, bir son tarihi varsa, onu bekletebilen kişi o an güçlüdür.

Beşincisi beden ve duygu. Ağlayan bir çocuk, öfkelenen bir yaşlı, sahneye giren hasta biri, kendi isteği olmadan bir anda herkesin dikkatini toplar ve sahnenin akışını değiştirir.

Bu iki güç arasındaki gerilim, dramanın sevdiği malzemelerden biridir, çünkü seyirci kurumsal gücü önceden bilir ve bir beklenti kurar. Hâkimin konuşacağını, müdürün karar vereceğini, patronun son sözü söyleyeceğini bekler. Anlık güç bu beklentiyi kırdığında sahne canlanır.

Ama bu kırılmanın bir kuralı var: anlık güç kazanılmalıdır. Bir mübaşir hâkimi sebepsiz yere susturursa, bu yazarın bir oyunu gibi görünür ve inandırıcı olmaz. Anlık gücün o anda nereden geldiği, yani bilgi mi, anahtar mı, mekân mı, zaman mı, sahnede görünür olmalı ya da en azından okur için açık olmalıdır. Mübaşir hâkimi susturuyorsa, okur bunun neden mümkün olduğunu anlamalıdır.

İkinci bir nokta: kurumsal güç anlık bir yenilgiden sonra genellikle geri döner. Uçaktaki genel müdür indiğinde yeniden genel müdür olur. Bu dönüş de sahnenin bir parçasıdır. Kurumsal gücü olan biri, ezildiği bir anın ardından nasıl davranıyor? Kızıyor mu, intikam mı alıyor, yoksa geri adım atmayı mı biliyor? Bu cevap, o karakterin kim olduğunu söyler. Büyük bir yetkinin sahibinin küçük bir anlık yenilgiyi kabul edebilmesi, onu bir zorbaya değil bir insana dönüştürür.

Son olarak, bu iki güç her zaman çatışmaz. Bazen kurumsal güç anlık gücü tanır ve ona yer açar. Bir hâkim, mübaşirinin bildiği bir şeyi dinlemeyi seçebilir. Bu seçim de bir statü hamlesidir: güçlü olan, gücünü bir anlığına bırakarak daha güçlü görünebilir.

Sahnede

Kalem Odası. Duruşma salonu, sabah. Gülsüm Demir'in kiracı davası. Gülsüm Hanım yetmiş yaşlarında, emekli maaşı kiradan gelen parayla tamamlanıyordu. Davacı olarak dinlenen Gülsüm Hanım, kürsünün önündeki sandalyede oturuyor; hâkim bey ona bir soru soruyor. Cemil Efendi kapının yanında ayakta.

İÇ. DURUŞMA SALONU — GÜN. Hâkim kürsüde, Ozan zabıt masasında. Gülsüm kürsünün önündeki sandalyede, çantasını dizlerine bastırmış.

HÂKİM

Kiracınızla en son ne zaman görüştünüz?

Gülsüm cevap vermiyor. Hâkime bakıyor.

HÂKİM

Hanımefendi, size soruyorum. Kiracınızla en son ne zaman görüştünüz?

GÜLSÜM

Efendim?

HÂKİM

(sesi sertleşerek)

Sorumu üçüncü kez tekrar etmeyeceğim. Mahkemeyi oyalamayın.

Cemil Efendi kapının yanından bir adım öne çıkıyor.

CEMİL

Hâkim bey.

HÂKİM

Cemil Efendi?

CEMİL

Hanımın kulağı ağır. Koridorda da öyleydi. Sol tarafından duymuyor.

Bir sessizlik. Hâkim Gülsüm'e bakıyor. Gülsüm başını hafifçe sağa çevirmiş, hâlâ bekliyor.

HÂKİM

Yanına git, Cemil Efendi. Sağ tarafına otur. Soruyu sen tekrarla.

Cemil bir sandalye çekip Gülsüm'ün sağına oturuyor.

CEMİL

(Gülsüm'e, yavaş)

Kiracınızı en son ne zaman gördünüz, Gülsüm abla?

GÜLSÜM

Mart'ta. Bayramdan önce. Kapıda.

Bu sahnede kurumsal güç tamamen hâkimde. Salonda en yüksek unvan onun, sorular onun, zabta ne yazılacağı onun kararı. İlk üç repliğinde bu gücü tam kullanıyor: soruyor, tekrar ediyor, sertleşiyor. «Mahkemeyi oyalamayın» bir uyarı ve bir tehdit.

Cemil'in anlık gücü bilgiden geliyor. Koridorda Gülsüm Hanım'ı görmüş, onun sol tarafından duymadığını fark etmiş. Bu bilgi hâkimde yok ve sahnenin o anda ihtiyaç duyduğu tek şey bu. Cemil'in «Hâkim bey» repliği, kurumsal düzende yeri olmayan bir söz: bir mübaşir hâkimin sözünü kesmez. Ama kesiyor. Hâkimin «Cemil Efendi?» cevabı bir şaşkınlık ve bir izin.

Sonra hâkimin hamlesi geliyor ve bu, kurumsal gücün anlık gücü tanıdığı an. Hâkim sertliğini geri çekiyor, ama gücünü bırakmıyor: bir talimat veriyor. «Yanına git. Sağ tarafına otur. Soruyu sen tekrarla.» Hâkim yine kararı veren kişi, ama artık Cemil'in bilgisinin emrinde bir karar veriyor. Hâkimi bir zorbadan bir insana dönüştüren şey bu kabul.

Cemil'in Gülsüm'e sorduğu soru, hâkiminkinden farklı. «Görüştünüz» yerine «gördünüz», «hanımefendi» yerine «Gülsüm abla». Cemil soruyu yalnız tekrar etmiyor, onu Gülsüm'ün diline çeviriyor. Ve cevap hemen geliyor. Sahne bir mübaşirin hâkimi susturmasıyla değil, bir mübaşirin hâkimin soruyu sormasına yardım etmesiyle bitiyor.

İki sürüm

Son Sefer. Cuma sabahı, noter. Plakanın devri için Şükrü, Kerem ve noterin kâtibi masada. Kâtibin önünde sıra bekleyen başka işler var ve acelesi var.

İlk taslak

KÂTİP

Şükrü Bey, şuraya, şuraya ve şuraya imza.

ŞÜKRÜ

Okuyayım bir.

KÂTİP

Okumanıza gerek yok, standart sözleşme.

ŞÜKRÜ

(masaya vurarak)

Ben okumadan imza atmam! Otuz yıl bu plakayla ekmek yedim, sen bana okuma deme!

KÂTİP

Özür dilerim, Şükrü Bey. Tabii, okuyun.

ŞÜKRÜ

Hah, şöyle.

Yeniden yazım

KÂTİP

Şükrü Bey, şuraya, şuraya ve şuraya imza.

Şükrü cebinden gözlüğünü çıkarıyor. Camını gömleğinin ucuyla siliyor.

KÂTİP

Standart sözleşme, Şükrü Bey. Arkada sıra var.

ŞÜKRÜ

Var.

Şükrü gözlüğü takıyor, ilk sayfayı okumaya başlıyor. Kâtip saatine bakıyor. Kerem bir kâtibe, bir ustasına bakıyor.

ŞÜKRÜ

Burada «taksitler aylık» yazıyor. Ayın kaçında?

KÂTİP

Ayın biri, Şükrü Bey. Üçüncü maddede.

Şükrü sayfayı çeviriyor, üçüncü maddeyi buluyor, okuyor.

ŞÜKRÜ

Ayın biri olmaz. Ayın on beşi olsun. Mazot ayın başında ödenir.

KÂTİP

Değiştirmek için yeniden basmam lazım.

ŞÜKRÜ

Bas.

Kâtip kalkıp yazıcıya gidiyor. Kerem ustasına bakıyor; Şükrü gözlüğünü çıkarıp masaya koyuyor.

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Kurumsal güç unvandan ve makamdan gelir; sahneden önce vardır ve sonra da sürer.
  2. Anlık güç o anın ihtiyacından doğar: bilgi, bir şeyin anahtarı, mekân, zaman, beden ve duygu.
  3. Anlık güç kazanılmalıdır; kaynağı sahnede ya da okurun zihninde açık olmalıdır.
  4. Kurumsal güç anlık bir yenilgiden sonra genellikle geri döner; karakterin bu yenilgiye verdiği cevap onu tanımlar.
  5. Kurumsal güç, anlık gücü tanıyıp ona yer açarak da güçlü kalabilir.

İlk taslakta Şükrü'nün gücü sesinden geliyor: masaya vuruyor, bağırıyor, otuz yılını ortaya koyuyor. Kâtip hemen geri çekiliyor ve özür diliyor. Ama bu güç kazanılmamış. Şükrü bağırdığı için güçlü değil; sahne onu güçlü yapmak için kâtibi çökertiyor. Okur, gerçek bir noter kâtibinin bağıran bir müşteriye böyle cevap vermeyeceğini bilir. Şükrü'nün ne okumak istediği de bilinmiyor; isteği bir inattan ibaret.

Yeniden yazımda kâtibin kurumsal gücü yerinde: işlemi o yönetiyor, sözleşmeyi o hazırladı, sırayı o tutuyor. Şükrü'nün anlık gücü iki kaynaktan geliyor. Birincisi anahtar: imza atılmadan işlem bitmez, ve imza Şükrü'nün elinde. İkincisi zaman: kâtibin acelesi var, Şükrü'nün yok. «Arkada sıra var» diyen kâtibe Şükrü'nün tek kelimelik cevabı, «Var», bunu kabul ediyor ama bundan etkilenmiyor.

Şükrü'nün gözlüğünü silmesi, okuması, soru sorması bir sertlik değil; bir sükûnet. Ve okuması bir şey buluyor: taksit tarihi. Ayın birini ayın on beşine çevirmek istemesinin bir nedeni var: mazot ayın başında ödenir. Bu, Kerem'in yararına bir değişiklik; Şükrü çırağını koruyor. Kâtibin «yeniden basmam lazım» itirazı bir kurumsal direniş, ve Şükrü'nün «Bas» cevabı onu bitiriyor. Kimse bağırmadı.

Ekranda

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışAnlık güç bağırmakla kazanılır.
Doğrusu

Bağırmak bir gürültüdür, bir kaynak değil. Anlık güç bilgiden, bir şeyin anahtarını tutmaktan, mekândan ya da zamandan gelir; sahne bu kaynağı göstermezse, karakterin gücü yazarın bir oyunu gibi okunur.

Yaygın yanlışKurumsal gücü olan karakter anlık bir yenilgide çökmelidir.
Doğrusu

Kurumsal güç genellikle geri döner ve karakterin bir anlık yenilgiye verdiği cevap, onun kim olduğunu söyler. Kabul eden bir hâkim, çöken bir hâkimden daha ilginçtir.

Yaygın yanlışBir mübaşir hâkimi susturuyorsa, hâkim kötü bir hâkimdir.
Doğrusu

Kurumsal gücün anlık gücü tanıması bir zayıflık değil, bir seçimdir. Hâkim, mübaşirinin bilgisine yer açtığında da kurumsal gücünü korur.

Kendi sahnende

Özet

  1. Kurumsal güç unvandan ve makamdan gelir; sahneden önce vardır ve sonra da sürer.
  2. Anlık güç o anın ihtiyacından doğar: bilgi, bir şeyin anahtarı, mekân, zaman, beden ve duygu.
  3. Anlık güç kazanılmalıdır; kaynağı sahnede ya da okurun zihninde açık olmalıdır.
  4. Kurumsal güç anlık bir yenilgiden sonra genellikle geri döner; karakterin bu yenilgiye verdiği cevap onu tanımlar.
  5. Kurumsal güç, anlık gücü tanıyıp ona yer açarak da güçlü kalabilir.

Kendini sına

  1. Duruşma salonu sahnesinde Cemil'in anlık gücü nereden geliyor?
  2. Noter sahnesinin ilk taslağında Şükrü'nün gücü neden inandırıcı değil?
  3. Hâkim, Cemil'in sözünü kabul ettiğinde gücünü kaybediyor mu?

Yanıtlar

  1. Bilgiden. Koridorda Gülsüm Hanım'ın sol kulağından duymadığını fark etmiş; hâkim bunu bilmiyor ve o anda sahnenin ihtiyacı tam da bu bilgi.
  2. Çünkü gücü bir kaynaktan değil sesinden geliyor. Masaya vuruyor ve bağırıyor; kâtip de gerçekçi olmayan bir hızla çöküyor. Şükrü'nün ne okumak istediği de belli değil, isteği bir inattan ibaret.
  3. Hayır. Sertliğini geri çekiyor ama kararı yine o veriyor: Cemil'e yanına oturmasını ve soruyu tekrar etmesini emrediyor. Kurumsal gücü, Cemil'in bilgisine yer açan bir talimata dönüşüyor.

Sonraki derse köprü

Noter masasında dengenin döndüğü yer, Şükrü'nün «Bas» dediği an gibi görünüyor. Ama o tek kelimeyi mümkün kılan, ondan önce gelenlerdi: silinen gözlük, «Var» cevabı, üçüncü maddenin okunması. Bir sahnede statünün döndüğü repliği bulmak ve onu hazırlayan replikleri geriye doğru izlemek, sıradaki dersin işi: statü kayması.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.