23.4 · Seviye 10 · Revizyon ve Bitirme
Masa okuması
Oyuncularla ya da arkadaşlarla yapılan okumayı düzenler, dinler ve neyi not edeceğini bilir
Diyalog Akademisi · Diyalog Revizyonu · 1.615 kelime · 15 replik · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme
Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.
Açılış
Bir mahalle derneğinde gönüllüler bir yılbaşı gösterisi hazırlıyor. Metni yazan emekli öğretmen, ilk provada herkesi bir masanın etrafına topluyor ve metni sesli okutmak istiyor. Okuma başlıyor. Öğretmen metnin her satırını ezbere biliyor; ama okuyanların ağzından duyduğunda başka bir şey duyuyor. Bir espri hiç güldürmüyor. Bir başka satırda, hiç beklemediği bir yerde, herkes kahkahayı basıyor. Bir sahnenin ortasında okuyanlardan biri esniyor. Bir başkası, bir repliği okurken kendiliğinden bir kelime ekliyor ve cümle birden daha iyi oluyor. Öğretmen elindeki kalemle kâğıdın kenarına durmadan bir şeyler yazıyor.
O masada öğretmen kendi metnini ilk kez duydu. Kendi kafasındaki sesle değil, başkalarının sesiyle. Ve bu sesler ona metninin nerede çalıştığını, nerede çalışmadığını söyledi.
Önceki derslerde revizyonu yazarın kendi masasında yaptık: turlar, kesimler, kelime cilası. Bu ders revizyonu başkalarına açıyor. Bir masa okuması, yazarın metnini dışarıdan duymasının en güçlü yoludur; ama yalnızca nasıl düzenleneceğini, nasıl dinleneceğini ve neyin not edileceğini bilirsen.
Tek fikir
Masa okumasında yazarın işi okumak değil, dinlemektir. Oyuncular metni sesli okur; yazar susar ve not alır: nerede takıldılar, nerede güldüler, nerede sustular, nerede dikkat dağıldı, nerede metne bir şey eklediler. Bu notlar, yazarın kendi kafasında asla duyamayacağı şeylerdir.
Kavram
Sıfırıncı modülde soğuk okumayı gördük: metni daha önce görmemiş birinin hazırlıksız okuması. Masa okuması bunun daha düzenli bir biçimidir. Bir metin tamamlandığında ya da büyük bir revizyondan geçtiğinde, okuyucular bir masa etrafında toplanır ve metni sesli okur. Bu, metnin ilk kez gerçek seslerle duyulduğu andır.
Bir masa okumasını düzenlemenin birkaç kuralı vardır. Okuyucular metni önceden görmeyebilir; soğuk okuma, metnin kendi başına neyi söylediğini daha dürüst gösterir. Rolleri dağıtırken bir okuyucuya birden çok küçük rol verilebilir, ama ana karakterler ayrı seslerden duyulmalıdır. Eylem satırlarını okumak için ayrı biri seçilir; yazar bu işi kendisi yapmamalıdır, çünkü onun işi dinlemektir.
Okuma sırasında yazar susar. Bu, masa okumasının en zor kuralıdır. Yazar bir okuyucunun bir repliği yanlış okuduğunu duyduğunda araya girmek ister; bir espri güldürmediğinde açıklamak ister. Ama yazarın her müdahalesi, öğrenebileceği bir şeyi siler. Bir okuyucu bir repliği yanlış okuyorsa, bu, repliğin yazıldığı gibi okunamadığını gösterir. Bir espri güldürmüyorsa, bu bir bilgidir.
Yazarın notları belirli şeylere bakmalıdır. Birincisi takılmalardır: bir okuyucunun dili nerede dolandı, nerede bir kelimeyi yanlış okudu, nerede nefessiz kaldı? Bunlar bir önceki dersin kelime cilasına geri döner. İkincisi tepkilerdir: masa nerede güldü, nerede sustu, nerede biri iç çekti? Bunlar metnin nerede işlediğini gösterir. Üçüncüsü dikkat kayıplarıdır: okuyucular nerede telefonlarına baktı, nerede esnedi, nerede okuma hızlandı? Bunlar ritmin bozulduğu, sahnenin uzadığı yerlerdir.
Dördüncüsü eklemelerdir ve en değerli notlar çoğu zaman bunlardır. Bir okuyucu bir repliği okurken kendiliğinden bir kelime ekler, bir kelimeyi değiştirir ya da bir duraklama yapar. Bu, okuyucunun karakteri yazarın yazdığından daha doğal bulduğu bir yolu gösterebilir. Yazar her eklemeyi kabul etmez, ama her birini not eder.
Okumadan sonra bir konuşma yapılabilir, ama yazar burada da dikkatli olmalıdır. Okuyucuların görüşleri değerlidir; ama bir sonraki derste göreceğimiz gibi, bir notun altındaki sorunu bulmak, notun kendisinden daha önemlidir. Yazar okumadan sonra savunmaya geçmez, açıklama yapmaz; yalnızca sorar ve dinler.
Okuyucuların kim olduğu da önemlidir. Profesyonel oyuncular bir repliği kurtarabilir; zayıf bir satırı iyi bir tonla taşıyabilir ve yazar sorunu duymayabilir. Oyuncu olmayan okuyucular ise metni olduğu gibi okur; bir replik zayıfsa zayıf duyulur. Bu yüzden ilk masa okumaları için oyuncu olmayan dürüst okuyucular, sonraki okumalar için oyuncular daha yararlı olabilir.
Son olarak, okumanın hemen ardından metne dokunma. Notları bir gün beklet. Masada duyduğun her şey o an çok önemli gelir; bir gün sonra, hangilerinin gerçekten önemli olduğu daha net görünür.
Sahnede
Bu ders için bir düşünce deneyi yapalım; olanlar kanona yazılmaz. Diyelim ki bu seri bir diziye dönüştü ve oyuncular, yirminci modüldeki çay sahnesini ilk masa okumasında okuyor. Replikler karakterlerin adıyla yazılı; eylem satırları okumanın sırasında olanları anlatıyor.
İÇ. TOPLANTI ODASI — GÜNDÜZ. Uzun bir masa. Oyuncular, önlerinde metin. Yazar masanın ucunda, kalemi elinde, susuyor. Eylem satırlarını bir yardımcı okuyor.
TUNA
Meral Hanım, Karakaya dosyasında tebligat… şey, döndü mü acaba? Belki dönmemiştir, tabii.
Tuna'yı okuyan oyuncu «acaba»yı atlıyor, sonra geri dönüp ekliyor. Yazar kâğıda bir işaret koyar.
OZAN
Döndü. Salı. Bila tebliğ.
«Bila tebliğ»de masanın bir ucunda biri kıkırdar. Yazar bir işaret daha koyar.
TUNA
Teşekkür ederim. İyi çalışmalar.
MERAL
Tuna Bey.
Meral'i okuyan oyuncu bir saniye bekler. Masa sessizleşir.
MERAL
Çay söyleyelim mi?
Masada biri, alçak sesle, «Ah» der. Yazar bu sefer yazmaz; yalnızca başını sallar.
TUNA
Söyleyelim. Yani… sizin için sakıncası yoksa, tabii. Hatta iki şeker.
Tuna'yı okuyan oyuncu «Hatta iki şeker» ekledi. Masa güler. Yazar ekleme notunu yazar, altına bir soru işareti koyar.
MERAL
Ozan, Ramazan Efendi'ye üç çay.
OZAN
Üç.
Ozan'ı okuyan oyuncu «Üç»ü öyle düz söyler ki masa bir kez daha güler. Yazar kâğıdın kenarına «Üç — tut» yazar.
Yazar okuma boyunca hiç konuşmadı. Kâğıdına dört türden not aldı ve her biri bir sonraki revizyona yol gösteriyor.
Birinci not bir takılma: Tuna'yı okuyan oyuncu «acaba»yı atlayıp geri döndü. Bu, Tuna'nın repliğinde yumuşatmaların fazla yoğun olduğunu gösterebilir: «şey», «acaba», «belki», «tabii» tek bir repliğe sığmıyor. Yazar bir sonraki turda bunlardan birini çıkarmayı düşünebilir.
İkinci not bir tepki: «Bila tebliğ»de bir kıkırdama. Yazar bunu bir espri olarak yazmamıştı. Ama Ozan'ın kuru, hukuki dili, Tuna'nın yumuşatmalarının ardından komik duyuldu. Bu, yazarın kendi kafasında asla duyamayacağı bir şeydi.
Üçüncü not bir sessizlik: Meral'in «Tuna Bey»inden sonraki bir saniye ve masanın sessizleşmesi. Sahnenin dönüm noktası tam yazarın istediği yerde çalıştı. Yazar burada yazmadı; çünkü bir şey düzeltmeye gerek yoktu. Bu da bir bilgi: dokunma.
Dördüncü not bir ekleme: «Hatta iki şeker.» Oyuncu Tuna'ya kendiliğinden bir kelime verdi ve masa güldü. Yazar notu yazdı ama yanına bir soru işareti koydu. Ekleme komik; ama Tuna'nın bu anda bir şaka yapması, sahnenin dönüşünü hafifletebilir. Yazar bunu bir gün sonra, notlarını yeniden okurken karar verecek.
Ve sonda bir onay: «Üç — tut.» Ozan'ın tek kelimesi masada iki kez işledi. Yazar bu repliğe dokunmayacağını not etti.
İki sürüm
Aynı okumanın yazarın araya girdiği hâli.
İlk taslak
TUNA
Meral Hanım, Karakaya dosyasında tebligat… şey, döndü mü acaba?
Yazar araya girer: «Burada Tuna biraz daha çekingen olmalı, sizin anlayacağınız utanıyor.»
OZAN
Döndü. Salı. Bila tebliğ.
Biri kıkırdar. Yazar: «Aslında bu bir espri değil, ciddi bir replik.»
TUNA
Söyleyelim. Yani… sizin için sakıncası yoksa, tabii. Hatta iki şeker.
Yazar: «Hayır, "iki şeker" yok, metne sadık kalalım lütfen.»
Yeniden yazım
Yazar masanın ucunda, kalemi elinde, susuyor.
OZAN
Döndü. Salı. Bila tebliğ.
Biri kıkırdar. Yazar bir işaret koyar.
MERAL
Çay söyleyelim mi?
Masada biri, alçak sesle, «Ah» der.
TUNA
Söyleyelim. Yani… sizin için sakıncası yoksa, tabii. Hatta iki şeker.
Yazar ekleme notunu yazar, altına bir soru işareti koyar.
OZAN
Üç.
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Masa okumasında yazarın işi dinlemektir, okumak ya da açıklamak değil.
- Yazar dört şeyi not eder: takılmalar, tepkiler, dikkat kayıpları, eklemeler.
- Bir okuyucunun yanlış okuması çoğu zaman repliğin sorununu gösterir.
- Okuyucuların eklemeleri en değerli notlar olabilir; kabul edilmeden önce sorgulanır.
- Notlar bir gün bekletilir, sonra karar verilir.
İlk taslakta yazar üç kez araya giriyor ve her müdahale bir şeyi siliyor. Tuna'nın nasıl okunacağını açıklayınca, metnin kendi başına bunu söyleyip söylemediğini öğrenemiyor. Kıkırdamayı düzeltince, sahnenin beklenmedik bir yerde işlediğini kaçırıyor. Oyuncunun eklemesini hemen reddedince, belki daha iyi bir repliği kaybediyor. Okuma bir prova değil, bir yazarın kendi metnini savunduğu bir toplantıya dönüşüyor.
Yeniden yazımda yazar susuyor ve her şeyi not ediyor. Okuma ona metni hakkında, kendi masasında asla duyamayacağı şeyleri söylüyor.
Ekranda
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışMasa okumasında yazar oyunculara yol göstermeli, repliklerin nasıl okunacağını açıklamalıdır.
Yazarın her müdahalesi öğrenebileceği bir şeyi siler. Yazar susmalı ve dinlemelidir.
Yaygın yanlışOkuyucunun bir repliği yanlış okuması, okuyucunun hatasıdır.
Bir replik birkaç okuyucu tarafından aynı biçimde yanlış okunuyorsa, sorun repliktedir. Metin yazıldığı gibi okunamıyorsa, metin değişmelidir.
Yaygın yanlışOkumadan hemen sonra metin düzeltilmelidir.
Masada duyulan her şey o an önemli gelir. Notları bir gün bekletmek, hangilerinin gerçekten önemli olduğunu gösterir.
Kendi sahnende
Özet
- Masa okumasında yazarın işi dinlemektir, okumak ya da açıklamak değil.
- Yazar dört şeyi not eder: takılmalar, tepkiler, dikkat kayıpları, eklemeler.
- Bir okuyucunun yanlış okuması çoğu zaman repliğin sorununu gösterir.
- Okuyucuların eklemeleri en değerli notlar olabilir; kabul edilmeden önce sorgulanır.
- Notlar bir gün bekletilir, sonra karar verilir.
Kendini sına
- Tuna'yı okuyan oyuncunun «acaba»yı atlayıp geri dönmesi yazara ne söylüyor?
- «Bila tebliğ»deki kıkırdama neden değerli bir not?
- Yazar «Hatta iki şeker» eklemesine neden bir soru işareti koyuyor?
Yanıtlar
- Tuna'nın repliğinde yumuşatmaların fazla yoğun olabileceğini: «şey», «acaba», «belki», «tabii» tek bir repliğe sığmıyor. Bir sonraki turda bunlardan biri çıkarılabilir.
- Çünkü yazar bunu bir espri olarak yazmamıştı. Ozan'ın kuru hukuki dili, Tuna'nın yumuşatmalarının ardından komik duyuldu. Bu, yazarın kendi kafasında asla duyamayacağı bir şeydi.
- Çünkü ekleme komik ve masa güldü; ama Tuna'nın bu anda bir şaka yapması sahnenin dönüşünü, Meral'in davetini hafifletebilir. Yazar notu kaybetmiyor, ama kararı bir gün sonraya bırakıyor.
Sonraki derse köprü
Masa okumasından sonra okuyucular yazara bir şeyler söyleyecek: «Bu sahne uzun», «Tuna fazla çekingen», «Son daha güçlü olabilir». Bir sonraki ders bu notları ele alıyor: not almak ve vermek, bir notun altındaki asıl sorunu bulmak.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.