İçeriğe geç

16.7 · Seviye 7 · Sahne Türleri · Atölye

Duyguyu söylemeden

Bir veda sahnesini "seni seviyorum", "özleyeceğim", "korkuyorum" kelimelerini kullanmadan yazar

Diyalog Akademisi · Yakınlık Sahneleri · 1.306 kelime · 19 replik · ≈ 6 dk okuma · 9 dk dinleme

Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.

Görev

Bu atölyede bir veda sahnesi yazacaksın ve sahnede üç kelime hiç geçmeyecek: «seviyorum», «özleyeceğim», «korkuyorum». Bu kelimelerin hiçbir çekimi, hiçbir eş anlamlısı da geçmeyecek: «özlerim», «özlem», «aklımda olacaksın», «yokluğun», «endişeleniyorum». Duygu sahnede olacak, ama hiçbir karakter onu adlandırmayacak.

Neden bu üç kelime? Çünkü veda sahnelerinin neredeyse hepsi bunlardan birine yaslanır. Gidecek olan ya da kalan, bir noktada sevgisini, özlemini ya da korkusunu söyler ve sahne o cümlenin üzerine kurulur. Bu cümleler sahneye bir doruk noktası verir; ama aynı zamanda seyircinin yapacağı işi elinden alır. Seyirci duyguyu kendisi bulmak yerine, ona hazır olarak verilir. Üç kelimeyi yasaklamak, seni bu hazır doruk noktasından mahrum bırakır ve sahnenin geri kalanını o doruğu taşıyacak biçimde kurmaya zorlar.

Bu kısıt keyfi değil. Bu modül boyunca gördük ki duygunun en güçlü hâli, adlandırılmadığı hâlidir: Meral'in defteri, Burcu'nun «galiba»sı, Şükrü'nün kornası. Bu atölye bunu bir kurala çeviriyor ve seni o üç kelimenin yerine başka araçlar bulmaya zorluyor.

Çalışma dört adımda ilerliyor.

Birinci adım: duygu listesi. Sahnedeki her karakterin vedada ne hissettiğini, kendi notun için, adıyla yaz. Bu liste sahnede görünmeyecek; ama ne taşıman gerektiğini bilmen için gerekli.

İkinci adım: araç seçimi. Her duygu için bir taşıyıcı seç: bir nesne, bir eylem, gidecek olanın bir ihtiyacı, bir geçmiş ayrıntısı, bir sessizlik. Bu modülde gördüğümüz araçların hepsi kullanılabilir: yerine konuşma, veda nesnesi, saptırma, kişiye özgü ayrıntı.

Üçüncü adım: yazım. Sahneyi yaz. Duygu kelimesine yaklaştığında dur ve onun yerine seçtiğin taşıyıcıyı kullan.

Dördüncü adım: tarama. Sahneyi bitirince üç kelimeyi ve eş anlamlılarını ara. Bulduğun her birini sil ve yerine bir taşıyıcı koy. Sonra sahneyi bir okura ver ve sor: bu iki insan birbirine ne hissediyor? Okurun cevabı senin duygu listenle örtüşüyorsa, atölye işini yaptı. Örtüşmüyorsa, hangi duygunun kaybolduğuna bak ve onun taşıyıcısını güçlendir: belki nesne fazla genel, belki eylem fazla küçük, belki sessizlik yanlış yerde. Okurun bulduğu ama senin yazmadığın bir duygu varsa, onu da not et; bazen sahne yazarın planladığından fazlasını taşır.

Örnek çözüm

Görevi Kalem Odası'yla yapalım. Erdal evi boşalttı; silindir Necdet'in anahtarına göre yaptırıldı ve Gülsüm Hanım evine girdi. Dosya kapandı. Gülsüm son bir kez kaleme geliyor. Bu, Ozan ile Gülsüm'ün aylar süren ilişkisinin vedası.

Duygu listesi

Gülsüm, Ozan'a minnettar; onu bir torun gibi görmeye başlamış ve artık onu göremeyeceği için hüzünlü. Ozan, Gülsüm'ün dosyasını kendi işinden fazlası gibi taşımış; onun gidişi bir boşluk bırakacak. İkisi de bunu söyleyemez. Meral ise bu vedanın tanığı; o da bir şey hissediyor, ama onun duygusu kalemin düzenine gömülü: bir dosya daha kapandı, bir yüz daha koridordan çekildi.

İlk taslak

İÇ. KALEM ODASI — SABAH. Gülsüm kapıda, elinde bir kavanoz.

GÜLSÜM

Ozan Bey, dosya kapandı, artık gelmeyeceğim. Sizi çok özleyeceğim.

OZAN

Ben de sizi özleyeceğim, Gülsüm Hanım. Sizi çok sevdim.

GÜLSÜM

Ben de seni evladım gibi sevdim. Evde tek başıma kalmaktan korkuyorum biraz.

OZAN

Korkmayın, bir şey olursa beni arayın.

GÜLSÜM

Bu reçeli size getirdim. Hoşça kalın.

Yeniden yazım

İÇ. KALEM ODASI — SABAH. Gülsüm kapıda, elinde bir kavanoz. Ozan masasında. Meral dosya çeviriyor, başını kaldırmaz.

GÜLSÜM

Ayva reçeli. Bahçedeki ağaçtan. Necdet dikmişti.

OZAN

Zahmet etmişsiniz.

GÜLSÜM

Zahmet değil. Ağaç bu yıl çok verdi. Altı ay kimse toplamamış, dallar eğilmiş.

Ozan kavanozu alır, kapağını çevirmeye çalışır, açılmaz.

GÜLSÜM

Sıkı kapattım. Sıcakken kapatınca öyle olur. Sıcak suya tutarsın.

OZAN

Tutarım.

Gülsüm bir an durur. Ozan'ın masasındaki defteri görür.

GÜLSÜM

Benim adım hâlâ orada mı? Sağ taraf, on buçuk?

OZAN

Orada.

GÜLSÜM

Silme.

Gülsüm kapıya döner. Durur.

GÜLSÜM

Kapı kolay açılıyor artık. Necdet'in anahtarı. İlk seferde.

MERAL

(başını kaldırmadan)

İyi, Gülsüm Hanım.

Gülsüm çıkar. Ozan kavanozu masanın köşesine, defterin yanına koyar.

İlk taslakta üç yasak kelime de var ve her biri sahneyi bir törene çeviriyor: özleyeceğim, sevdim, korkuyorum. Gülsüm'ün korkusu adlandırılıyor ve Ozan'ın cevabı bir teselli. Reçel ise sonda, bir hediye olarak geçiyor; hiçbir şey taşımıyor.

Yeniden yazımda duygu listesinin her maddesi bir taşıyıcı buldu. Gülsüm'ün minneti reçelde: Necdet'in diktiği ağaçtan, altı ay kimsenin toplamadığı dallardan. Ozan'a bir torun gibi bakışı, kavanozu açma talimatında: «Sıcak suya tutarsın.» Bu, bir büyükannenin öğüdü. Ozan'ın onu bırakmak istememesi defterde: Gülsüm'ün adı orada ve Gülsüm «Silme» diyor. Gülsüm'ün evde yalnız kalma kaygısı tersinden söyleniyor: «Kapı kolay açılıyor artık.» Korku yerine bir rahatlama adlandırılıyor, ama seyirci o kapının ardındaki boş evi biliyor. Meral'in başını kaldırmadan söylediği iki kelime ise kalemin vedası. Ozan'ın kavanozu defterin yanına koyması, sahnenin son sözü.

Sahnenin bir de ritmi var. Gülsüm kısa, olgulu cümlelerle konuşuyor, kendi sesine sadık: «Ayva reçeli. Bahçedeki ağaçtan. Necdet dikmişti.» Ozan'ın cevapları da kısa: «Zahmet etmişsiniz», «Tutarım», «Orada». Hiçbir replik uzun değil; çünkü uzun bir replik, yasak kelimelere doğru kayma eğilimindedir. Kısa cümleler bir kısıtlama kurar ve duygu bu kısıtlamanın içinde birikir. Gülsüm'ün kapıda durup söylediği son cümle sahnenin en uzunu ve tek bir şey söylüyor: kapı artık kolay açılıyor. Bütün dava, bütün bekleyiş, bütün kilit hikâyesi bu cümlenin içinde. Seyirci aylardır bu kapının açılmasını bekliyordu; Gülsüm onu bir haber gibi veriyor ve geçiyor.

Hatayı bul

Bir öğrenci aynı görevi şöyle yapmış: üç yasak kelimeyi kullanmamış, ama sahne hâlâ yanlış.

GÜLSÜM

Ozan Bey, bu kaleme son gelişim. İçim burkuluyor.

OZAN

Benim de, Gülsüm Hanım. Yokluğunuz çok hissedilecek.

GÜLSÜM

Sizi hep aklımda tutacağım. Evde yalnız kalınca içim ürperiyor.

OZAN

Kalbim sizinle olacak.

Cevap

Öğrenci kelimeleri değil, duyguları yasakladığını unutmuş. «Seviyorum», «özleyeceğim», «korkuyorum» geçmiyor; ama yerlerine eş anlamlıları gelmiş: «içim burkuluyor», «yokluğunuz hissedilecek», «aklımda tutacağım», «içim ürperiyor», «kalbim sizinle». Her biri aynı işi yapıyor: duyguyu adlandırıyor. Sahne bir yasaklı kelime oyununa dönmüş; kural harfiyen uygulanmış ama ruhu kaçırılmış.

Bunun bir sonucu daha var: sahnede hiçbir nesne, hiçbir eylem, hiçbir somut ayrıntı yok. İki karakter yalnızca duygularını anlatıyor ve ikisi de aynı dili konuşuyor. Gülsüm'ün kuru, sayıyla ve süreyle konuşan sesi kaybolmuş; «içim ürperiyor» onun cümlesi değil. Ozan'ın düzenli, sayan sesi de gitmiş; «kalbim sizinle olacak» bir kartpostal cümlesi.

Düzeltmenin yolu, eş anlamlı aramayı bırakıp taşıyıcı aramaktır. Gülsüm'ün minnetini hangi nesne taşıyabilir? Yalnızlık kaygısını hangi ayrıntı? Ozan'ın bağlılığını hangi eylem? Bu sorular sahneyi bir duygu raporundan bir sahneye çevirir.

Bir de şuna dikkat et: eş anlamlılar çoğu zaman bir yasak kelimeden daha kötüdür. «Seni özleyeceğim» en azından sade bir cümledir; «yokluğunuz çok hissedilecek» ise aynı duyguyu daha resmî, daha süslü ve daha uzak bir dille söyler. Yazar yasak bir kelimeden kaçarken çoğu zaman daha yapay bir cümleye düşer. Bu yüzden atölyenin asıl sorusu «hangi kelimeyi kullanmayayım?» değil, «bu duyguyu ne taşıyabilir?»dir. İkinci soru yazarı sahnenin içine, nesnelere ve eylemlere götürür; birinci soru yalnızca sözlüğe.

Teslim

Rubrik

Sahneni bu ölçütlerle değerlendir.

  1. Yasak kelimeler. Zayıf: üç kelimeden biri ya da çekimi sahnede. Yeterli: üç kelime yok ama eş anlamlıları var. Güçlü: ne kelimeler ne eş anlamlıları var; hiçbir karakter duygusunu adlandırmıyor.
  2. Taşıyıcılar. Zayıf: duygu hiçbir şeye bağlanmamış; sahne boş ya da yalnızca bilgi taşıyor. Yeterli: duyguların çoğu bir nesneye ya da eyleme bağlanmış. Güçlü: duygu listesinin her maddesi somut ve karakterlere özgü bir taşıyıcı bulmuş.
  3. Okurun cevabı. Zayıf: okur iki karakterin birbirine ne hissettiğini anlayamıyor. Yeterli: okur genel bir duygu söylüyor, ama ayrıntıları kaçırıyor. Güçlü: okurun cevabı duygu listesiyle büyük ölçüde örtüşüyor.
  4. Sesler. Zayıf: karakterler aynı duygusal dille konuşuyor. Yeterli: sesler ayırt ediliyor. Güçlü: her karakter vedayı kendi sesiyle, kendi alışkanlıklarıyla yapıyor.
  5. Kapanış. Zayıf: sahne bir «hoşça kal» ya da bir sarılmayla bitiyor. Yeterli: sahne bir eylemle bitiyor. Güçlü: son an, vedanın bütün ağırlığını taşıyan tek bir nesne ya da hareket.

Sonraki derse köprü

Gülsüm kalemden çıkarken kapıda bir an durdu ve kısa bir cümle daha kurdu. Bazen bir karakterin durması yetmez; uzun uzun konuşması gerekir. Yeni modül monoloğa geri dönüyor ve ilk soruyu soruyor: monolog ne zaman çalışır, ve bir isteği ve bir engeli olan bir sahneye nasıl dönüşür?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.