13.5 · Seviye 6 · Ritim ve Sahne
Tekrar ve geri çağırma
Sahnenin başında söylenen bir sözün sonunda başka anlamla geri dönmesini kurar
Diyalog Akademisi · Ritim · 1.545 kelime · 19 replik · ≈ 7 dk okuma · 10 dk dinleme
Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.
Açılış
Bir şarkının nakaratı her seferinde aynı sözlerle döner. Ama iyi bir şarkıda nakarat üçüncü kez geldiğinde ilk seferki gibi duyulmaz. Arada kıtalar değişmiş, hikâye ilerlemiştir; aynı kelimeler artık başka bir şeyi anlatır. İlk nakarat bir umuttu, son nakarat bir veda. Sözler hiç değişmedi; değişen, onları duyan kulaktı.
Diyalogda da bir söz geri dönebilir. Sahnenin başında sıradan bir cümle olarak söylenir; kimse üzerinde durmaz. Sahnenin sonunda aynı cümle bir kez daha söylenir ve bu kez bambaşka bir ağırlık taşır. Seyirci ilk söylenişi hatırlar, iki söyleniş arasındaki mesafeyi ölçer ve o mesafede sahnenin bütün hareketini görür.
Önceki derste son kelimenin kulakta kalan ağırlığını konuştuk ve Şükrü'nün «Gel»inin ikinci kez söylendiğini gördük. Bu ders o ikinci söyleyişin tekniğine bakıyor: bir sözün geri çağrılmasına.
Tek fikir
Bir söz sahnenin başında sıradan bir anlamla söylenir ve sonunda başka bir anlamla geri döner. Seyirci iki söyleyiş arasındaki farkı duyduğunda, sahnenin ne kadar yol aldığını tek bir kelimeyle ölçer. Geri çağırmayı güçlü kılan, ilk söyleyişin masum, ikincisinin yüklü olmasıdır.
Kavram
Geri çağırmanın iki parçası var: ekim ve hasat. Ekim, sözün ilk söylendiği andır. Bu an olabildiğince sıradan olmalıdır; seyirci sözü duyar ama üzerinde durmaz. Ekim fazla dikkat çekerse, seyirci sözün geri döneceğini sezer ve hasat bir sürpriz olmaktan çıkar. Hasat, sözün geri döndüğü andır. Burada söz aynı kalır ama bağlamı değişmiştir; arada bir şey olmuş, bir karar verilmiş, bir sır açılmıştır. Seyirci ilk söyleyişi hatırlar ve ikisini karşılaştırır.
Anlam kaymasının birkaç türü var. Somuttan soyuta: ilk söyleyişte bir eşyadan, bir işten söz eden cümle, ikincisinde bir kararı ya da bir duyguyu anlatır. Bir karakterden ötekine: ilk söyleyen bir karakterdir, geri çağıran başka biri; söz el değiştirir ve el değiştirirken anlamı da değişir. Alaydan ciddiye ya da tersi: bir şaka olarak söylenen söz, sonunda bir itiraf olur. İtirazdan kabule: bir karakterin reddettiği söz, sonunda onun ağzından bir onay olarak çıkar.
Geri çağırmanın sahne içinde ve hikâye boyunca iki ölçeği var. Sahne içi geri çağırma, aynı sahnenin başında ve sonunda olur; seyircinin hafızası tazedir, ekim ile hasat arasındaki mesafe kısa ama yoğundur. Hikâye boyu geri çağırma ise birkaç sahne, hatta birkaç bölüm arayla olur; seyirci ilk söyleyişi unutmuş olabilir, ama hasat geldiğinde birden hatırlar ve bu hatırlayış bir şok gibi işler. Bu dersin örneği sahne içi bir geri çağırma; ama önceki derslerde gördüğümüz «Gel», hikâye boyu bir geri çağırmaydı.
Geri çağırmanın bir tehlikesi de var: fazla kullanılınca bir numaraya dönüşür. Her sahnenin sonunda başındaki bir sözün geri dönmesi, seyirciye yazarın elini gösterir. Bir senaryoda birkaç güçlü geri çağırma, onlarca zayıf geri çağırmadan daha etkilidir. Bir de açıklama tehlikesi var: geri çağırma yapıldıktan sonra bir karakter onu açıklarsa, «Sabah da böyle demiştin» derse, seyircinin kendi kurduğu bağ elinden alınır. Hasat açıklanmaz; seyirci onu kendisi toplar.
Son olarak, geri çağırmanın sözle sınırlı olmadığını hatırla. Bir hareket, bir eşya, bir alışkanlık da geri çağrılabilir. Ama diyalogda en güçlü geri çağırma genellikle bir sözdür, çünkü söz aynı kalıp anlamı değiştiğinde, seyirci değişimi hem duyar hem düşünür.
Geri çağırılacak sözü seçmek de bir zanaattır. İyi bir ekim cümlesi kısa, somut ve iki yöne açıktır. Kısa olmalıdır ki seyirci onu hatırlayabilsin; somut olmalıdır ki ilk söylendiğinde dikkat çekmesin; iki yöne açık olmalıdır ki sonradan başka bir anlamı taşıyabilsin. «Kâğıt kalsın» gibi bir cümle bu üç koşulu da karşılar. «Senin için her şeyi feda ederim» gibi bir cümle ise karşılamaz: uzundur, soyuttur ve zaten tek bir anlama kilitlenmiştir.
Sahnede
Cuma. Meral'in Ankara'ya cevap vereceği gün. Kalem odasında Tarık eski dosyaları taramak istiyor.
İÇ. KALEM ODASI — SABAH. Tarık rafların önünde, elinde bir koli. Meral masasında. Ozan çayını koyuyor.
TARIK
Meral Hanım, şu eski dosyaları tarayalım diyorum. Sisteme girsin, kâğıtları da arşive indiririz, raflar boşalır. Ankara'da zaten kâğıt neredeyse yok, biliyorsunuz.
MERAL
Kâğıt kalsın.
TARIK
Ama…
MERAL
Taramak istiyorsan tara. Kâğıt kalsın.
Tarık koliyi yere bırakır, iç çeker. Gün geçer.
İÇ. KALEM ODASI — AKŞAMÜSTÜ. Tarık çıkmış. Meral telefonu yeni kapatmış. Ozan kapıda, ceketi elinde, bekliyor.
OZAN
Aradınız mı?
MERAL
Aradım.
OZAN
Ne dediniz?
Meral çekmecesini açar, zarfı çıkarır, rafa, Tarık'ın sabah taramak istediği eski dosyaların arasına koyar.
MERAL
Kâğıt kalsın.
Ozan bir süre bakar. Sonra ceketini giyer.
OZAN
İyi akşamlar, Meral Hanım.
MERAL
Yarın dokuzda. Gülsüm Hanım'ın dosyası var.
Sahnenin başında «Kâğıt kalsın» bir iş cümlesi. Meral eski dosyaların taranıp arşive indirilmesine karşı çıkıyor. Seyirci bunu Meral'in bildik inadı olarak duyuyor: defter, kâğıt, eski usul. Tarık'ın Ankara'ya göndermesi ise ekimin içine bir ipucu bırakıyor: Ankara'da kâğıt yok.
Sahnenin sonunda aynı iki kelime başka bir şey söylüyor. Ozan, Meral'in Ankara'ya ne cevap verdiğini soruyor. Meral cevap vermiyor; zarfı, Ankara'nın davetini, eski dosyaların arasına koyuyor ve iki kelimeyi tekrarlıyor. Bu kez «kâğıt» Meral'in kendisi. Ankara'nın kâğıtsız dünyasına gitmiyor; bu kalemde, bu raflarda, bu eski dosyaların arasında kalıyor. Anlam somuttan soyuta kaydı.
Kimse bu kaymayı açıklamıyor. Ozan «Kalıyor musunuz?» diye sormuyor; Meral «Gitmiyorum» demiyor. Ozan bir süre bakıyor ve anlıyor; seyirci de onunla birlikte anlıyor. Ozan'ın «İyi akşamlar» demesi ve Meral'in bir sonraki günü, Gülsüm'ün dosyasını hatırlatması, kararın sonucunu sıradan bir iş cümlesine taşıyor. Meral'in sesi kartına sadık: kısa, kayıt cümlesi, duygu yok.
İki sürüm
Aynı sahnenin geri çağırmanın açıklandığı hâli.
İlk taslak
OZAN
Ne dediniz?
MERAL
Kâğıt kalsın.
OZAN
Sabah Tarık Bey'e de aynısını demiştiniz. Yani kalıyorsunuz, değil mi? Ankara'ya gitmiyorsunuz?
MERAL
Evet, Ozan. Kalıyorum. Sabahki gibi: kâğıt da kalıyor, ben de.
OZAN
Çok sevindim, Meral Hanım.
Yeniden yazım
OZAN
Ne dediniz?
Meral çekmecesini açar, zarfı çıkarır, rafa, Tarık'ın sabah taramak istediği eski dosyaların arasına koyar.
MERAL
Kâğıt kalsın.
Ozan bir süre bakar. Sonra ceketini giyer.
OZAN
İyi akşamlar, Meral Hanım.
MERAL
Yarın dokuzda. Gülsüm Hanım'ın dosyası var.
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Geri çağırma, daha önce söylenmiş bir sözün sonradan yeni bir anlamla geri dönmesidir.
- Ekim sıradan olmalı, hasat yüklü; arada bir şey değişmiş olmalıdır.
- Anlam kayması somuttan soyuta, bir karakterden ötekine, alaydan ciddiye ya da itirazdan kabule olabilir.
- Geri çağırma açıklanmaz; seyirci bağı kendisi kurar.
- İyi bir ekim cümlesi kısa, somut ve iki yöne açıktır; geri çağırma az kullanıldığında güçlüdür.
İlk taslakta geri çağırma yapılıyor ama hemen açıklanıyor. Ozan «Sabah Tarık Bey'e de aynısını demiştiniz» diyerek ekim ile hasatı seyirci için birleştiriyor; Meral de «Sabahki gibi» diyerek aynı açıklamayı tekrarlıyor. Seyircinin kendi kurması gereken bağ ona hazır veriliyor. Meral'in sesi de bozuluyor: «Evet, Ozan. Kalıyorum» ve bir benzetme kuran uzun bir cümle, kartındaki kısa ve kuru kadına ait değil. Ozan'ın «Çok sevindim» repliği de sahnenin ağırlığını bir duygu cümlesiyle kapatıyor.
Yeniden yazımda hasat bir eylemle ve iki kelimeyle geliyor ve kimse onu açıklamıyor. Zarfın eski dosyaların arasına konması, «Kâğıt kalsın»ın yeni anlamını görünür kılıyor. Ozan'ın anladığı, ceketini giymesinden belli. Sahne bir duyguyla değil, bir iş cümlesiyle bitiyor ve bu sıradanlık kararın kendisi.
Ekranda
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışGeri çağırmanın anlaşılması için bir karakter onu hatırlatmalıdır.
Açıklanan geri çağırma, seyircinin kendi kurduğu bağı elinden alır. Hasat açıklanmaz; seyirci onu kendisi toplar.
Yaygın yanlışEkim cümlesi dikkat çekici olmalı ki seyirci onu hatırlasın.
Dikkat çeken ekim, sözün geri döneceğini önceden haber verir. Ekim olabildiğince sıradan olmalı; hasat geldiğinde seyirci onu hatırlar.
Yaygın yanlışHer sahne bir geri çağırmayla bitmelidir.
Fazla kullanılan geri çağırma bir numaraya dönüşür ve yazarın elini gösterir. Birkaç güçlü geri çağırma, onlarca zayıf geri çağırmadan daha etkilidir.
Kendi sahnende
Özet
- Geri çağırma, daha önce söylenmiş bir sözün sonradan yeni bir anlamla geri dönmesidir.
- Ekim sıradan olmalı, hasat yüklü; arada bir şey değişmiş olmalıdır.
- Anlam kayması somuttan soyuta, bir karakterden ötekine, alaydan ciddiye ya da itirazdan kabule olabilir.
- Geri çağırma açıklanmaz; seyirci bağı kendisi kurar.
- İyi bir ekim cümlesi kısa, somut ve iki yöne açıktır; geri çağırma az kullanıldığında güçlüdür.
Kendini sına
- «Kâğıt kalsın» sahnenin başında ve sonunda ne anlama geliyor?
- Tarık'ın Ankara'ya göndermesi ekimin içinde ne iş görüyor?
- İlk taslakta geri çağırmayı zayıflatan nedir?
Yanıtlar
- Başta bir iş cümlesi: eski dosyalar taransa bile kâğıtlar arşive inmesin. Sonda Meral'in kararı: Ankara'nın kâğıtsız dünyasına gitmiyor, bu kalemde, bu raflarda kalıyor. Anlam somuttan soyuta kayıyor.
- İkinci anlamın tohumunu bırakıyor: Ankara'da kâğıt yok. Seyirci bunu ilk duyduğunda bir ayrıntı olarak geçiyor, ama sonda «kâğıt» ile «Ankara» arasındaki karşıtlık kararı taşıyor.
- Geri çağırmanın açıklanması. Ozan «Sabah da aynısını demiştiniz» diyerek bağı seyirci için kuruyor, Meral de «Sabahki gibi» diyerek tekrarlıyor; Meral'in sesi bozuluyor ve sahne «Çok sevindim» gibi bir duygu cümlesiyle kapanıyor.
Sonraki derse köprü
Bu sahnede herkes sırayla konuştu; kimse kimsenin sözünü kesmedi. Ama gerçek konuşmalarda insanlar birbirinin sözünü keser, cümleler yarım kalır, iki kişi aynı anda konuşur. Bir sonraki ders kesintiyi ve eş zamanlı konuşmayı, yarım kalan sözü sayfaya doğru yazmayı inceliyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.