İçeriğe geç

Ders D3.10 · Seviye 3

Çeviri atölyesi

1.579 kelime · 3 kaynak pasajı · yaklaşık 7 dakika okuma · seslendirme 11 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Bir çeviri, okurun metni nasıl anlayacağını sessizce belirleyen bir yorumdur; amaç doğru çeviriyi seçmek değil, her çevirinin hangi kararı verdiğini görmektir.
  2. Legge 1891'de "Tao"yu çevirmeden bıraktı ve ikinci "dao"yu "yürünmek" diye okudu; Carus ise Suzuki'nin yardımıyla Dao'yu "Reason", yani Akıl diye çevirdi.
  3. Birinci dizedeki fiil "söylemek", "yürünmek" ya da "akılla kavramak" diye okunduğunda, dizenin konusu dilin, yolun ya da aklın sınırına kayar.
  4. Legge'in "doing nothing (on purpose)" ayracı ve Carus'un "non-assertion" seçimi, ikisinin de wu wei'yi "hiçbir şey yapmamak" diye okumayı reddettiğini gösterir.
  5. Carus yirmi beşinci bölümdeki lakabı "öz" diye çevirerek Dao'nun özünü bilinebilir kılar; bu derslerin Türkçe çalışma çevirisi de dahil, hiçbir çevirmen boş bir masaya oturmaz.

Açılış sahnesi

1890'ların sonunda, Amerika'nın Illinois eyaletindeki küçük La Salle kasabasında, büyük bir konağın çalışma odasında iki adam aynı masanın başında oturuyordu. Biri Alman asıllı filozof ve yayıncı Paul Carus'tu. Öteki, Japonya'dan yeni gelmiş genç bir Budist, Daisetsu Teitarō Suzuki'ydi. Suzuki bu konakta yaşıyor ve Carus'la birlikte Doğu'nun klasik metinlerini İngilizceye aktarmak için çalışıyordu. Üzerinde çalıştıkları ilk metinlerden biri Daodejing'di.

Bir sözcükte karar vermeleri gerekiyordu: dao. Carus, Batılı okurun tanıyacağı ve saygı duyacağı bir karşılık arıyordu. Sonunda bir seçim yaptı ve Daodejing'in ilk dizesi onun çevirisinde şöyle oldu: "The Reason that can be reasoned is not the eternal Reason", yani "Akılla kavranabilen Akıl, ebedî Akıl değildir." Dao, Batı felsefesinin en ağır sözcüklerinden birine, Yunancadaki logos'u ve Aydınlanma'nın aklını çağrıştıran "Reason"a dönüşmüştü.

Bundan birkaç yıl önce, Oxford'da, James Legge aynı dizeyi bambaşka çevirmişti: "The Tao that can be trodden is not the enduring and unchanging Tao", yani "Üzerinde yürünebilen Tao, kalıcı ve değişmeyen Tao değildir." Legge sözcüğü çevirmemiş, olduğu gibi bırakmış; ama ikinci "dao"yu "söylemek" diye değil, "yürümek" diye okumuştu. İki çevirmen, aynı altı karakterden iki ayrı kitap çıkarmıştı. Bu son ders, o masaya bu seviyede öğrendiklerinle birlikte oturmanı istiyor.

Bu derste ne olacak

Bu ders bir atölye. Önceki derslerde gördüğün kavramların her birini, iki tarihi çevirinin sözcük seçimleri üzerinden yeniden okuyacağız: James Legge'in 1891'de yayımlanan çevirisi ve Paul Carus'un Suzuki'nin yardımıyla hazırladığı, 1913 baskısıyla bugün de okunan çevirisi. İkisi de telif süresi dolmuş, herkesin erişebildiği metinler. Beş bölüme bakacağız: birinci bölümün açılışı, sekizinci bölümün su imgesi, on birinci bölümün boşluğu, yirmi beşinci bölümün lakabı ve kırk sekizinci bölümün wu wei'si. Her birinde, bu derslerde kullandığımız Türkçe çalışma çevirisini de üçüncü bir ses olarak masaya koyacağız. Ders bittiğinde bir çevirinin arkasındaki felsefi tercihleri kendi başına çözümleyebileceksin.

Sıfır noktası

Klasik Çince üzerine konuştuğumuz derste beş adımlık bir yöntem kurmuştuk: aynı dizeyi birkaç çeviriden alt alta yaz, ortak çekirdeği bul, ayrılık yerlerini işaretle, o yerdeki karakteri sözlükte ara, çevirmenin önsözünü oku. O derste yöntemi soyut olarak öğrendin. Şimdi elinde iki gerçek çeviri ve aradan geçen dokuz dersin kavramları var.

Bir uyarı ile başlayalım. Bu atölyede amaç hangi çevirinin "doğru" olduğuna karar vermek değil. Legge ve Carus'un ikisi de dikkatli, bilgili ve kendi dönemlerinin en iyi çevirmenleri arasındaydı. Amaç, her çevirinin hangi kararı verdiğini ve bu kararın Daodejing'i nasıl bir kitaba dönüştürdüğünü görmek. Bir çeviri, okurun metni nasıl anlayacağını sessizce belirleyen bir yorum geleneğidir.

Mekanizma

Birinci karar: Dao'yu çevirmek mi, bırakmak mı?

Legge "Tao" sözcüğünü çevirmeden bırakır. Bu, okura şunu söyler: bu sözcüğün İngilizcede tam bir karşılığı yok; ona yabancı bir kavram olarak yaklaş. Carus ise "Reason" der ve sözcüğü Batı felsefesinin tanıdık bir kavramına bağlar. Klasik Çince üzerine konuştuğumuz derste gördüğümüz Xuanzang ile Cheng Xuanying'in tartışmasını hatırla: biri Dao'yu "bodhi"ye, yani uyanışa bağlamak istiyordu, öteki sade bir "yol"da ısrar etti. Carus'un "Reason" seçimi, bin iki yüz yıl sonra aynı türden bir karardır: kavramı hedef dilin en yüce sözcüklerinden birine yerleştirmek.

Bu kararın sonuçları kitabın her sayfasında hissedilir. Carus'un çevirisinde yirmi beşinci bölüm şöyle biter: insanın ölçüsü yerdir, yerin ölçüsü göktür, göğün ölçüsü Reason'dır. Okur burada bir akıl düzeni, bir rasyonel kozmos görür. Legge'in çevirisini okuyan ise yabancı bir sözcükle, "Tao" ile karşılaşır ve ne olduğunu metnin geri kalanından öğrenmek zorunda kalır.

İkinci karar: "dao"nun fiili

Birinci dizedeki ikinci "dao", bir fiildir. Bu derslerde onu, yaygın okumayı izleyerek "söylemek" diye çevirdik: söylenebilen Dao, değişmeyen Dao değildir. Legge ise "trodden", yani "üzerinde yürünebilen" der. Carus "reasoned", yani "akılla kavranabilen" der. Aynı karakterin fiil hâli, üç ayrı anlama çekiliyor: dil, yürüyüş ve düşünme.

Her seçim, sözcüğün gerçek bir anlamına dayanıyor; dao gerçekten hem yol, hem söylemek anlamına gelir. Ama her seçim, dizenin konusunu değiştiriyor. "Söylemek" okumasında dize dilin sınırı üzerinedir. "Yürünmek" okumasında bir uygulamanın, bir yolun sınırı üzerinedir. "Akılla kavramak" okumasında aklın sınırı üzerinedir.

Kaynaklardan okuma

Legge'in Tao'su

Birinci bölüm: "The Tao that can be trodden is not the enduring and unchanging Tao." Sekizinci bölüm: "The highest excellence is like (that of) water." Kırk sekizinci bölüm, wu wei için: "till he arrives at doing nothing (on purpose). Having arrived at this point of non-action, there is nothing which he does not do."

Legge'in çevirisinin en dikkat çekici özelliği, ayraçlar. "Doing nothing (on purpose)" ifadesinde ayraç içindeki iki sözcük, Legge'in kendi eklemesi; Çince metinde yok. Legge bu ayraçlarla şunu söylüyor: wu wei'yi düz "hiçbir şey yapmamak" diye okuma; kastedilen, kasıtla bir şey yapmamak. Wu wei dersinde vardığımız sonuca, Legge yüz otuz yıl önce bir ayraçla işaret etmiş. Ayraçlar onun dürüstlüğü: okur, çevirmenin nerede araya girdiğini görebiliyor.

Carus'un Reason'ı

Birinci bölüm: "The Reason that can be reasoned is not the eternal Reason." On birinci bölüm: "Thirty spokes unite in one nave and on that which is non-existent [on the hole in the nave] depends the wheel's utility." Yirmi beşinci bölüm: "Its name I know not, but its nature I call Reason."

Carus da açıklama eklemekten çekinmiyor; ama köşeli ayraçla. On birinci bölümde "var olmayan" sözcüğünün ardından köşeli ayraç içinde "göbekteki delik" diye açıklıyor. Yirmi beşinci bölümde ise önemli bir şey yapıyor. Bu derslerde "lakap" diye çevirdiğimiz "zi" sözcüğünü, "its nature I call", yani "onun özüne şöyle derim" diye çeviriyor. Lakabın, yani bir hitap biçiminin, yerini "öz" alıyor. Carus'un okumasında Dao'nun adı bilinmese de özü bilinir ve bu öz akıldır.

Kendini dayatmamak

Carus, "wei wu wei" ifadesinin "eylemeden eylemek" diye de çevrilebileceğini yazar. Ama Laozi'nin aklında ahlaki öğenin her şeyden önde geldiğini, onun gösterişi ve bencilliği kınadığını söyler ve ifadeyi "acting with non-assertion", yani "kendini dayatmadan davranmak" diye çevirmeyi seçer. Laozi'nin sözlerini mistik ya da edilgen bir anlamda yorumlamaya gerek olmadığını ekler.

Bu not, bir çevirmenin kendi tercihini açıkça gerekçelendirdiği nadir anlardan biri. Carus, wu wei'yi bir ahlak kavramı olarak okuyor: kendini öne çıkarmamak, gösteriş yapmamak. Legge ise aynı kavramı bir eylem kavramı olarak, "kasıtla yapmamak" diye okuyor. İkisi de wu wei dersindeki bir okuma yolunu temsil ediyor ve ikisi de "hiçbir şey yapmamak" okumasını açıkça reddediyor.

Usta katmanı

İki çeviriyi bütün olarak düşündüğünde, Carus'un "Reason" seçiminin arkasında daha büyük bir proje olduğu görülüyor. Carus, Doğu ile Batı'nın derin düşüncelerinin özünde aynı hakikati paylaştığına inanan bir filozoftu. Daodejing'in Dao'sunu "Reason" diye çevirmek, Laozi'yi Batı felsefesinin akıl geleneğinin bir akrabası olarak sunmak demekti. Bu, Daodejing'i Batılı okura yakınlaştırdı; ama aynı zamanda, Xuanzang'ın masasında da olduğu gibi, bir kavramı başka bir dünyanın içine yerleştirdi.

Legge ise bir misyoner ve dikkatli bir filologdu. "Tao" sözcüğünü çevirmeden bırakması, onu kendi Hristiyan dünyasının kavramlarına bağlamaktan kaçınması anlamına geliyordu. Ama önceki bir derste gördüğümüz gibi, Legge de kendi şemasını getirdi: saf bir erken felsefe ile sonradan gelen ritüel bozulma arasındaki ayrımı. Hiçbir çevirmen boş bir masaya oturmaz.

Bu derslerde kullandığımız Türkçe çalışma çevirisi de bu kuralın dışında değil. "Söylemek" okumasını seçtik, "zi"yi "lakap" diye çevirdik, wu wei'yi "zorlamadan davranmak" diye açtık. Her biri, gerekçelerini derslerde gösterdiğimiz kararlardı; ama yine de kararlardı. Bir çeviriyi okumanın en olgun yolu, onu doğru ya da yanlış diye değil, hangi soruya hangi cevabı verdiğini görerek okumaktır.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlış"En iyi çeviri, kaynak dildeki sözcüğü olduğu gibi bırakan çeviridir."
Doğrusu

Legge "Tao"yu bıraktı, ama ikinci "dao"yu "yürünmek" diye çevirerek yine bir karar verdi. Sözcüğü bırakmak da bir tercihtir ve okuru kavramı başka yerlerden öğrenmeye zorlar.

Yaygın yanlış"Carus Dao'yu 'Reason' diye çevirdiği için çevirisi yanlıştır."
Doğrusu

Carus seçimini önsözünde gerekçelendirir ve wu wei gibi kavramlarda dikkatli tercihler yapar. "Reason" seçimi bir yanlış değil, Daodejing'i Batı'nın akıl geleneğine bağlayan bir yorumdur.

Yaygın yanlış"Ayraç içindeki açıklamalar çevirinin kusurudur."
Doğrusu

Legge'in ayraçları ve Carus'un köşeli ayraçları, çevirmenin nerede metne bir şey eklediğini okura dürüstçe gösterir. Bu, açıklamayı sessizce metnin içine eritmekten daha açık bir yöntemdir.

Uygulama

Kilit özet

  1. Bir çeviri, okurun metni nasıl anlayacağını sessizce belirleyen bir yorumdur; amaç doğru çeviriyi seçmek değil, her çevirinin hangi kararı verdiğini görmektir.
  2. Legge 1891'de "Tao"yu çevirmeden bıraktı ve ikinci "dao"yu "yürünmek" diye okudu; Carus ise Suzuki'nin yardımıyla Dao'yu "Reason", yani Akıl diye çevirdi.
  3. Birinci dizedeki fiil "söylemek", "yürünmek" ya da "akılla kavramak" diye okunduğunda, dizenin konusu dilin, yolun ya da aklın sınırına kayar.
  4. Legge'in "doing nothing (on purpose)" ayracı ve Carus'un "non-assertion" seçimi, ikisinin de wu wei'yi "hiçbir şey yapmamak" diye okumayı reddettiğini gösterir.
  5. Carus yirmi beşinci bölümdeki lakabı "öz" diye çevirerek Dao'nun özünü bilinebilir kılar; bu derslerin Türkçe çalışma çevirisi de dahil, hiçbir çevirmen boş bir masaya oturmaz.
İki çevirmen aynı altı karakterden iki ayrı kitap çıkarır; üçüncü kitabı okur yazar.

Sonraki derse köprü

Bu dersle Daodejing'in öğretisini bitirdik. Ama Laozi'nin adı, Çin düşüncesinde her zaman bir başka adla yan yana anılır: Zhuangzi. Bu derslerde onun hikâyelerini sık sık açılış sahnesi olarak kullandık: kaybolan inci, deniz kuşu, tahta horoz, salyangozun boynuzları. Şimdi bu hikâyelerin geldiği kitabın kendisine geçiyoruz. Bu kitabın otuz üç bölümü iç, dış ve karışık diye üç kümeye ayrılır ve bugünkü biçimini, milattan sonra dördüncü yüzyılın başında ölen yorumcu Guo Xiang'ın düzenlemesine borçludur. Sonraki derste bu metnin nasıl oluştuğunu ve hangi bölümlerin Zhuangzi'nin kendisine ait sayıldığı tartışmasını göreceksin.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Açılış sahnesi bir konağın çalışma odasında geçsin: ahşap bir masa, Çince bir kitap ve İngilizce not defterleri. İki figür, biri yaşlı ve sakallı, öteki genç, aynı sayfaya eğilmiş. Yüzler ayrıntılı çizilmesin. Sahne bir geçişle Oxford'da başka bir masaya, tek başına çalışan bir figüre kaysın.

Birinci karar bölümünde aynı Çince karakter ortada dursun; solunda "Tao", sağında "Reason" yazısı belirsin ve karakterin rengi her iki tarafa doğru farklı bir tona bürünsün.

İkinci karar bölümünde ikinci "dao" karakterinden üç ok çıksın: bir konuşma balonuna, bir ayak izine ve bir düşünce bulutuna.

Ayraçlar bölümünde Legge'in cümlesi gösterilsin ve "(on purpose)" ifadesi yavaşça vurgulansın.

Seslendirme tonu: bir atölye öğretmeninin canlı ve meraklı sesi. Okuru dinleyici değil, masadaki üçüncü çevirmen gibi gören bir ton.

Müfredat kapsamı — D3.10

  • Beş bölüm, dört çeviri
  • Çevirmenin felsefi tercihlerinin izini sürmek