Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Bulunma cümlesi: yer + fiil + 着 + (sayı-ölçü) + şey. 桌子上放着一本书.
- 有 yalnız varlığı söyler; fiil + 着 şeyin orada nasıl durduğunu da söyler.
- Fiil şeye göre seçilir: 放着 (konmuş), 挂着 (asılı), 写着 (yazılı), 站着, 坐着 (kişiler).
- Baştaki yer bilinen, sondaki şey yeni bilgidir; konuşulan şey zaten biliniyorsa sıra döner ve 在 gelir: 我的本子在床上.
- Soru: 桌子上放着什么? 门口站着几个人? Yokluk en sade biçimde 没有 ile: 墙上没有画儿.
- Bu kalıpta fiilin önüne 在 ya da 正在 gelmez.
- Bir şeyin belirmesi ya da kaybolması (来了一个人 türü) üçüncü düzeyde.
- Yeni karakterler: 放, 挂, 左 (左边), 右 (右边).
Kanca
张老师 sınıfa küçük bir ödev vermiş: «Odanı üç cümleyle anlat.» Deniz'in kâğıdında şunlar yazıyor: 我的桌子上有一本书。墙上有一张画儿。门口有一个人。 Üç cümlede de hata yok. Hoca kâğıdı yine de kırmızı kalemle geri veriyor, altına tek bir not düşmüş: «Odanda ne olduğunu öğrendim, ama hiçbir şey göremedim.»
Kitap masada yatıyor mu, üst üste mi duruyor? Resim duvara asılmış mı, yere mi dayanmış? Kapıdaki kişi ayakta mı? 有 bunların hiçbirini söylemez; yalnız «var» der. Bu derste aynı üç cümleyi, her birine bir fiil ve 着 ekleyerek, bir fotoğraf gibi yeniden kuracağız.
Anlatım
Kalıp: yer + fiil + 着 + şey
Önceki derste 着 bir öznenin, kapının ya da Xiao Ming'in, o anki hâlini anlatıyordu. Şimdi aynı 着 başka türden bir cümleye giriyor. Cümleye yerle başlanır, ardından şeyin orada nasıl durduğunu söyleyen fiil ve 着 gelir, bulunan şey en sona kalır:
| Yer | Fiil + 着 | (Sayı-ölçü) | Şey |
|---|---|---|---|
| 桌子上 | 放着 | 一本 | 书 |
| 墙上 | 挂着 | 一张 | 画儿 |
| 门口 | 站着 | 一个 | 人 |
Deniz'in kâğıdı böylece değişiyor: 桌子上放着一本书 «Masada bir kitap duruyor», 墙上挂着一张画儿 «Duvarda bir resim asılı», 门口站着一个人 «Kapıda biri duruyor». İzlence bu kalıbı ikinci düzeyin özel cümle biçimleri arasında, birinci düzeyin 有 ve 是 kalıplarının hemen devamı olarak yazar. Sayı-ölçü öbeği parantez içinde: söylenmese de olur, 墙上挂着画儿 da kurulur.
Sınır buradan çiziliyor. İkinci düzeyde varlık cümlesi yalnız bir şeyin bir yerde durmasını anlatır. Bir yerde birinin belirmesi ya da bir şeyin kaybolması da aynı aileden cümlelerle söylenir, ama onlar 了 ve fiil tümleçleriyle kurulur ve izlencede üçüncü düzeydedir.
有 «var» der, fiil «nasıl» der
桌子上有一本书 ile 桌子上放着一本书 aynı masayı anlatır ve ikisi de doğrudur. Fark, konuşanın neyi söylemek istediğinde. 有 yalnız bir varlığı haber verir; masaya bakıp orada bir kitap bulunduğunu söyler. 放着 ise kitabın oraya konmuş olduğunu ve öylece durduğunu da anlatır. Fiil, şeyin o yerde ne biçimde bulunduğunu gösteren küçük bir fırçadır.
Bu yüzden fiil şeye göre seçilir. Kitap, bardak, çanta bir yüzeye konur: 放. Resim, ceket, saat bir yerden sarkar: 挂. Kâğıdın üstündeki yazı 写着 ile anlatılır: 本子上写着三个字 «Defterin üstünde üç harf yazılı». İnsanlar için duruş fiilleri kullanılır: 站着 «ayakta», 坐着 «oturmuş». 有 hepsinin yerine geçebilir, ama her seferinde bir şey eksik kalır: ayakta mı, oturuyor mu, dinleyen bilemez.
Liu Yuehua'nın dilbilgisi bu tür cümlelerin işini «betimleme» olarak koyar: çevreyi, giyimi ve duruşu tarif ederler, bir olayı anlatmazlar. Fan Fanglian da 1963'te aynı şeyi gözlemişti: bu cümleler tarif eden bölümlerde sık, olay anlatan bölümlerde seyrektir.
Yer bilinir, şey yenidir
Kalıbın iki ucu dinleyene iki ayrı türden bilgi taşır. Baştaki yer çoğu zaman konuşmada zaten ortadadır: odadayız, masaya bakıyoruz, kapıdan söz ediyoruz. Sondaki şey ise yenidir; dinleyen onu ilk kez duyar. Bu yüzden şey genellikle 一本, 两个, 很多 gibi bir sayı-ölçü öbeğiyle gelir, «o kitap» ya da «Xiao Ming» gibi bilinen bir adla gelmez.
Bilinen bir şeyin nerede olduğunu söylemek gerekince kalıp terk edilir ve sıra döner: 我的书在桌子上 «Kitabım masada». 有 ile 在 arasındaki bu ayrımı birinci düzeyde görmüştün; 着'li kalıp da aynı çizgiye uyar. 桌子上放着一本书 masaya bakıp yeni bir şey bulur, 我的书在桌子上 aranan kitabı yerine koyar.
Sormak ve kısa cevap
Neyin durduğunu sormak için şeyin yerine 什么 konur: 桌子上放着什么? «Masada ne duruyor?», 墙上挂着什么? «Duvarda ne asılı?». Sayıyı sormak için 几: 门口站着几个人? Cevap aynı iskeleti doldurur ya da yalnız son parçayı verir: 放着两杯茶, ya da kısaca 两杯茶.
Bir şeyin olmadığını söylemenin en sade yolu birinci düzeyden bildiğin 没有'dur: 墙上没有画儿. Önceki dersteki 没……着 olumsuzu teknik olarak bu kalıba da girer, ama o zaman sayı-ölçü öbeği düşer; boş bir duvarı anlatırken asılı olmayan «bir resmi» saymanın anlamı yoktur.
Burada 在 yok
Önceki derste 在 ile 着'nin farkını gördün: biri süren hareketi, öbürü hareketsiz görüntüyü anlatıyordu. Bulunma cümlesinde bu ayrım bir kurala dönüşür. 范方莲'in eski bir gözlemine göre bu kalıpta fiilin önüne süren eylemi bildiren 正, 在 ya da 正在 gelmez. 墙上挂着一张画儿 bir görüntüdür; içinde asma hareketi yoktur.
Karakter köşesi
| Karakter | Pinyin | Anlam | Kök | Çizgi |
|---|---|---|---|---|
| 放 | fàng | koymak, bırakmak | 攵 | 8 |
| 挂 | guà | asmak | 扌 | 9 |
| 左 | zuǒ | sol | 工 | 5 |
| 右 | yòu | sağ | 口 | 5 |
放'nın solundaki 方 sesi verir, sağındaki 攵 anlam tarafıdır (Make Me a Hanzi). 方 fāng ile 放 fàng aynı heceyi paylaşır, yalnız tonları ayrılır. Kelime listesinde üçüncü düzeyde, ama bu kalıbın en sık fiillerinden. 放心 fàngxīn «içi rahat olmak» kelimesinde de karşına çıkacak.
挂 solunda el kökü 扌 taşır; sağdaki 圭 sesi verir. Asmak elle yapılan bir iş, kök bunu taşıyor. Kelime listesinde dördüncü düzeyde, ama 墙上挂着 kalıbı onsuz kurulmaz.
左 ve 右 ikinci düzeyin 左边 zuǒbian «sol taraf» ve 右边 yòubian «sağ taraf» kelimelerini kurar. İkisinin de sol üst kısmı aynı biçimde başlar; altta birinde 工, öbüründe 口 durur ve tabloya da bu bileşenler kök olarak girer. Ezber için: 右'nin altındaki 口'yu sağ elle yemek yenen ağız diye düşünebilirsin; bu bir köken açıklaması değil. Bir odayı tarif ederken 桌子左边, 门右边 gibi yer öbekleri bulunma cümlesinin başına sık sık oturur.
Türkçe ile karşılaştırma
Türkçe bir yerde bir şeyin bulunduğunu söylerken Çinceyle aynı sırayı izler. Göksel ve Kerslake, «var» ve «yok»lu bulunma cümlesinin öğelerini geldikleri sırayla sayar: önce en az bir yer ya da zaman belirteci, sonra özne, en sonda «var» ya da «yok»: «Buzdolabında iki şişe bira var.» Aynı kitabın söz dizimi bölümüne göre bu cümlelerde baş konumu yer öbeği tutar, özne yüklemin hemen önüne yerleşir. Yer başta, yeni şey sonlarda: buraya kadar iki dil el ele yürür.
Türkçe de «var»ın yerine bir duruş fiili koyabilir: «Masada bir kitap duruyor», «Kapıda biri bekliyor», «Duvarda bir resim asılı». Bu cümleler 放着, 站着, 挂着'ya çok yakındır ve sırayı da korur. Ayrılık, şeyin cümledeki yerinde. Türkçede kitap öznedir ve fiilden önce gelir; fiil cümlenin en sonundadır. Çincede kitap fiilin arkasına geçer ve nesne yerinde durur; fiilin önünde yalnız yer kalır. Türkçe konuşan biri bu yüzden 一本书 öbeğini fiilin önüne çekmeye yatkındır.
İkinci fark yerin nasıl işaretlendiğinde. Türkçe bulunma ekini yer isminin kendisine ekler: «masada», «duvarda». Çince yer ismine bir yön kelimesi ekler, 桌子上, 墙上, ve önüne bir edat koymaz; yön öbeği cümlenin öznesi olarak tek başına durur.
Örnekler
İlk üç örnek kancadaki kâğıdın yeni hâli. Dördüncüde sayı-ölçü öbeğinin yerini 很多 tutuyor. Beşincide 写着 yazının kâğıttaki varlığını anlatıyor; 字 bir karakteri sayar. Dokuzuncu yokluğu 没有 ile söylüyor ve sayıyı düşürüyor. Sonuncu bilinen bir defterin yerini veriyor; burada kalıp tersine dönüyor ve 在 geliyor.
Örnek diyalog
Bir akşam, yurt. 马克 kütüphanede; yarın teslim edeceği ödev defteri odasında kalmış. Yedek anahtarı Deniz'de. Telefon çalıyor.
Yirmi dakika sonra, kütüphanenin önü. Deniz yeniden arıyor.
Telefonun iki ucunda iki ayrı bakış çalışıyor. 马克 odasını bildiği için defteri adıyla arıyor ve sorusunu 在 ile kuruyor: 本子在桌子上吗? Deniz ise odaya ilk kez giriyor ve gördüklerini sırayla anlatıyor; her yeni şey 放着, 挂着, 写着 ile sahneye çıkıyor. Çantanın ve cebin içini anlatırken ise yalın 有'ye dönüyor: orada önemli olan şeyin duruşu değil, varlığı. 挂着你的衣服'de nesne bilinen bir ceket, ama Deniz onu odayı tararken gözüne çarpan bir görüntü olarak anıyor. Son replikte 马克 kendini «biri» diye sahneye koyarak bir şaka yapıyor: önce 我在门口 ile yerini söylüyor, sonra kendini Deniz'in göreceği yeni bir görüntü gibi 门口站着一个人 diye anlatıyor.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlış"一本书放着桌子上。"
— Türkçedeki «Bir kitap masada duruyor» sırası taşınıyor; şey fiilin önüne geçiyor. Bulunma cümlesinde fiilin önü yere aittir, şey arkaya geçer. Doğrusu: 桌子上放着一本书。 (Zhuōzi shang fàngzhe yì běn shū.)
Yaygın yanlış"墙上在挂着一张画儿。"
— Türkçedeki «-(I)yor»u 在 ile karşılamak. Bu kalıp bir görüntüdür, süren bir eylem değil; fiilin önüne 在 ya da 正在 gelmez. Doğrusu: 墙上挂着一张画儿。 (Qiáng shang guàzhe yì zhāng huàr.)
Yaygın yanlış"桌子放着两个杯子。"
— «Masada» tek bir kelime olduğu için yön kelimesi unutuluyor. 桌子 bir eşyadır, yer bildirmesi için 上 gerekir. Doğrusu: 桌子上放着两个杯子。 (Zhuōzi shang fàngzhe liǎng ge bēizi.)
Mini alıştırma
Cevaplar
- Örnek: 我的桌子上放着两本书。墙上挂着一张画儿。门右边挂着一个包。 Kitap konur (放), resim ve çanta asılır (挂); yer öbekleri başta, şeyler sonda.
- (b). Anahtar ikiniz için de bilinen, aranan bir şey; yeri 在 ile söylenir. (a) yeni bir şeyi tanıtır gibi duyulur.
- 教室里坐着二十个学生,老师在门口站着。 İkinci yarıda öğretmen bilinen bir kişi, bu yüzden kalıp değil 在. Tanınmayan biri olsaydı 门口站着一个人 olurdu.
- 墙上没有画儿。 ya da kısaca 没有。 Sayı-ölçü öbeği düşer; asılı olmayan bir resim sayılmaz.
Özet kartı
- Bulunma cümlesi: yer + fiil + 着 + (sayı-ölçü) + şey. 桌子上放着一本书.
- 有 yalnız varlığı söyler; fiil + 着 şeyin orada nasıl durduğunu da söyler.
- Fiil şeye göre seçilir: 放着 (konmuş), 挂着 (asılı), 写着 (yazılı), 站着, 坐着 (kişiler).
- Baştaki yer bilinen, sondaki şey yeni bilgidir; konuşulan şey zaten biliniyorsa sıra döner ve 在 gelir: 我的本子在床上.
- Soru: 桌子上放着什么? 门口站着几个人? Yokluk en sade biçimde 没有 ile: 墙上没有画儿.
- Bu kalıpta fiilin önüne 在 ya da 正在 gelmez.
- Bir şeyin belirmesi ya da kaybolması (来了一个人 türü) üçüncü düzeyde.
- Yeni karakterler: 放, 挂, 左 (左边), 右 (右边).
Sonraki derse köprü
Bu dersteki bütün cümleler bir an yakaladı: masa, duvar, kapı, olduğu gibi duruyordu ve hiçbir şey değişmiyordu. Sıradaki ders «要, 快要, 就要……了: birazdan» bakışı bir değişimin eşiğine taşıyor: bir şeyin olmak üzere olduğu ana. 要……了, 快要……了 ve 就要……了 üçü de «birazdan» diye çevrilir; aralarındaki fark nerede, ve bir zaman kelimesi geldiğinde hangisi cümlede kalabilir?