Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Arapçanın iki katı vardır: yazının ve resmî konuşmanın dili fuṣḥâ, gündelik konuşmanın dili âmmiyye (Mağrib'de dârice).
- Fuṣḥânın iki yüzü vardır: Kur'an'ın ve klasik metnin dili Klasik Arapça, bugünkü yazı dili Modern Standart Arapça; dilbilgisi büyük ölçüde ortaktır.
- Lehçeler beş büyük kola ayrılır: Mısır, Şam, Körfez, Irak, Mağrib. Uzak lehçeler arasında konuşanlar çoğu zaman fuṣḥâya yaklaşarak anlaşır.
- UNESCO'ya göre Arapçayı her gün 400 milyondan fazla kişi kullanıyor; BM 18 Aralık 1973'te onu altıncı resmî dili yaptı.
- Program Modern Standart Arapçayla ilerler; lehçeler B1'den, klasik Arapça C1'den itibaren kendi derslerinde gelir.
- Harfleri okuyabilmek iyi bir başlangıçtır, ama anlamak için dilbilgisi ve kelime hazinesi ayrıca kurulur.
Kanca
Zeynep, İstanbul'da iki dönem Arapça okuduktan sonra Beyrut'a gidiyor. Havalimanından bindiği taksinin şoförüne ders kitabındaki cümleyle soruyor: «Kayfa ḥâluk?», yani «Nasılsın?» Şoför gülümsüyor, «mnîḥ» diye cevap veriyor ve «kîfik intî?» diye soruyu geri yolluyor. Zeynep bu kelimelerin hiçbirini kitapta görmedi. Aynı anda arabanın radyosunda haber bülteni başlıyor ve Zeynep, spikerin cümlelerini şoförün iki kelimesinden çok daha rahat anlıyor.
Aynı arabada, aynı dakikada iki Arapça duyuldu. Hangisi «gerçek» Arapça? Bu dersin cevabı ikisinin de gerçek olduğu, ama farklı işler gördüğüdür. Öğrenmeye başlamadan önce bu ayrımı bilmek, hangi kapıdan gireceğini ve o kapının seni nereye götüreceğini baştan seçmek demektir.
Anlatım
Bir dil, iki kat
Arapça konuşan bir çocuk evde, sokakta, çarşıda kendi bölgesinin konuşma dilini öğrenir. Okula başladığında ise ikinci bir Arapçayla tanışır: gazetelerin, kitapların, haber bültenlerinin, resmî konuşmaların ortak dili. Birincisine genel olarak ʿâmmiyye, Kuzey Afrika'da dârice denir; ikincisine fuṣḥâ. Dilbilimci Charles Ferguson 1959'da yayımladığı «Diglossia» makalesinde Arapçayı, tek bir toplumun iki ayrı dil katını farklı işler için kullanmasının en bilinen örneği olarak inceledi.
Bu iki kat arasında bir değer sıralaması yoktur. Kahireli bir profesör derste fuṣḥâ konuşur, eve dönünce çocuğuyla Mısır Arapçasıyla konuşur ve iki durumda da doğru dili seçmiştir. Fuṣḥâyı kahvede kullanan biri kitaptan fırlamış gibi duyulur; lehçeyi bir bakanlık yazısında kullanan biri ise yazıyı ciddiyetsiz kılar.
Fushânın iki yüzü: klasik ve modern
Fuṣḥâ dendiğinde iki şey kastedilebilir. Klasik Arapça, Kur'an'ın, İslam öncesi şiirin ve klasik dönem nesrinin dilidir; dilbilgisi kuralları da bu metinler üzerinden yazılmıştır. Modern Standart Arapça ise on dokuzuncu yüzyıldan itibaren gazete, çeviri ve okul diliyle şekillenen bugünkü yazı dilidir. İkisinin dilbilgisi büyük ölçüde aynıdır: isim, fiil, kök ve kalıp sistemi değişmedi. Değişen, kelime hazinesi ve üsluptur.
Bunu tek bir kelimede görebilirsin. Kur'an'da Yûsuf suresinin on dokuzuncu ayetinde «sayyâra» kelimesi geçer ve orada «kervan, yolcu kafilesi» demektir. Kelimenin kökü «yürümek, yol almak» anlamındaki s-y-r köküdür. Modern Arapça aynı kelimeyi, yol alan bir başka şeye verdi: bugün سَيَّارَة, her Arap şehrinde «otomobil» demektir. Kök ve kalıp yerinde kaldı, anlam yüz yıllar içinde yeni bir nesneye taşındı.
Kur'an'ı ya da klasik bir metni okumak isteyen biri için bu iyi bir haberdir. Modern Standart Arapçayı öğrenen, klasik metnin dilbilgisini de büyük ölçüde öğrenmiş olur; ona eksik kalan, eski kelimeler ve klasik üsluptur. Bu programda klasik Arapça, C1 seviyesinde kendi modülünü alır.
Lehçelerin haritası
Konuşma Arapçası tek bir lehçe değildir, geniş bir ailedir. Kabaca beş büyük kola ayrılır: Mısır, Şam (Suriye, Lübnan, Ürdün, Filistin), Körfez, Irak ve Mağrib (Fas, Cezayir, Tunus, Libya). Komşu lehçeler birbirini rahat anlar; uçtaki lehçeler arasında, örneğin Faslı biriyle Iraklı biri arasında, konuşma zorlaşır ve iki taraf çoğu zaman fuṣḥâya yaklaşarak anlaşır.
Farkı birkaç gündelik ifadede görmek kolaydır:
| «Nasılsın?» | «İstiyorum» | |
|---|---|---|
| Fuṣḥâ | كَيْفَ حَالُكَ؟ kayfa ḥâluk | أُرِيدُ urîdu |
| Mısır | إِزَّيَّكْ؟ izzayyak | عَايِزْ ʿâyiz |
| Şam ve Beyrut | كِيفَكْ؟ kîfak | بِدِّي biddî |
| Kuveyt | شْلُونَكْ؟ şlônak | أَبِي abî |
| Fas | لَابَاسْ؟ lâbâs | بْغِيتْ bġît |
Tablodaki lehçe biçimleri yalnız fikir versin diye var; şimdi ezberlemen gerekmiyor. Arapçanın Türkiye'deki varlığını da unutma: Hatay, Mardin, Siirt ve Şanlıurfa'da kuşaklardır konuşulan Arapça ağızları vardır ve bunlar da bu büyük ailenin dallarıdır.
Sayılar ve uluslararası yer
UNESCO'nun Dünya Arapça Günü sayfasına göre Arapçayı her gün 400 milyondan fazla kişi kullanıyor. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 18 Aralık 1973'te Arapçayı örgütün altıncı resmî dili olarak kabul etti; her yıl 18 Aralık'ta kutlanan Dünya Arapça Günü bu tarihi anar. Birleşmiş Milletler'de, Arap Birliği'nde ve uluslararası kurumlarda kullanılan dil fuṣḥâdır.
Bu programın yolu
Program ana yol olarak Modern Standart Arapçayı seçer, çünkü onunla okuyabilir, haber dinleyebilir, yazabilir ve Arap dünyasının her yerinde resmî ortamda anlaşabilirsin. Lehçeler B1 seviyesinden başlayarak kendi derslerinde gelir; o noktada fuṣḥânın iskeleti kurulmuş olacağı için Mısır ya da Şam Arapçasındaki farkları, bildiğin bir yapının sapmaları olarak öğrenirsin.
Çocukken elif-ba okumuş ya da Kur'an'ı yüzünden okuyabilen biri bu yola avantajla başlar: harfleri ve harekeleri tanıyordur. Ama okuyabilmek anlamak değildir. Yazıyı seslendirmek ile cümlenin yapısını çözmek ayrı becerilerdir ve program ikisini de baştan kurar.
Türkçe ile karşılaştırma
Türkçede de yazı dili ile konuşma dili arasında fark vardır. İstanbul'da konuşulan Türkçe ile Rize ya da Urfa ağzı farklı seslere ve kelimelere sahiptir. Ama bu fark Arapçadakinden çok daha küçüktür. Türk bir çocuk okula gittiğinde ders kitabındaki dil, evde konuştuğu dilin biraz daha düzenli bir hâlidir. Arap bir çocuk ise okulda «nasılsın» demenin, «istiyorum» demenin, «ne» diye sormanın yeni biçimlerini öğrenir. Türkçede «gazete Türkçesi» diye ayrı bir dil öğrenmeyiz; Arapçada bir anlamda öğrenilir.
Türkçenin Arapçayla ilişkisi de bu ayrıma göre şekillenmiştir. Türkçeye geçen binlerce Arapça kelime, kitaptan, medreseden ve divan edebiyatından gelir, yani büyük ölçüde fuṣḥâdan gelir. «Kitap», «ilim», «kalem», «mektup» Türk okura tanıdıktır ve bunlar Kahire'deki gazetede de aynen bulunur. Ama Kahire'deki kahvede duyulan «izzayyak» ya da Beyrut'taki «biddî» Türkçede hiçbir şeyi çağrıştırmaz. Türk öğrencinin fuṣḥâda hızlı, lehçede yavaş ilerlemesinin bir nedeni budur.
Bir fark daha var: Türkiye'de Arapça uzun süre bir okuma dili olarak öğretildi. Medresede ve bugün de ilahiyat eğitiminde güçlü bir dilbilgisi geleneği vardır, ama konuşma ikinci planda kalır. Bu geleneğin bir izi de okunuştadır: Osmanlıca okuyuş كَتَبَ fiilini «ketebe» diye söyler, oysa Arapça konuşan biri «kataba» der. Bu programın okunuşları Arapçanın sesini izler; farkı ilerleyen derslerde, kısa ünlüleri işlerken ayrıntılı göreceksin.
Örnekler
Köşeli parantezdeki okunuş yaklaşıktır. ʿ işareti Türkçede olmayan boğaz sesi ʿaynı, ḥ ise hırıltısız, boğazdan üflenen bir «h» sesini gösterir; ikisini de harf derslerinde tek tek çalışacaksın. Şimdilik kelimeleri bütün olarak tanı.
Son iki örnek aynı kelimeyi taşıyor: ayette kervan, bugünkü cümlede otomobil. «Bir erkeğe» notu da boşuna değil. Arapçada «sen» bir erkeğe ve bir kadına farklı söylenir; bunu A1'de, şahıs zamirlerini işlerken göreceksin.
Örnek diyalog
Zeynep Beyrut'ta taksiye biniyor. Şoför Sâmir Lübnanlı ve Lübnan konuşma diliyle cevap veriyor; Zeynep fuṣḥâ konuşuyor.
Sâmir'in son cümlesi bu dersin özeti gibi. Zeynep'in «ḳalîlan»ı doğru ve anlaşılır, ama kitap gibi duyuluyor; Beyrut'ta aynı anlam için «şwayy» denir. Sâmir'in «ḳûlî» (söyle) yerine «ʾûlî» demesi de lehçenin bir izidir: Beyrut ve Şam'ın şehir konuşmasında ق harfinin sesi çoğu zaman hemzeye dönüşür. Zeynep yine de anlaşıldı. Fuṣḥâ her yerde anlaşılır, ama her yerde konuşulmaz.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlış«Lehçeler bozulmuş Arapçadır, doğrusu fuṣḥâdır.»
— Fuṣḥânın saygın konumu bu yargıyı doğal gösterir. Oysa lehçeler kendi kuralları olan canlı dillerdir ve milyonlarca insanın ana dilidir; fuṣḥâ ise kimsenin evde öğrendiği dil değildir. Doğrusu: iki kat farklı işler görür. Ortama uygun olanı seçmek, «doğru» olanı seçmekten daha isabetli bir ölçüdür.
Yaygın yanlış«Kur'an Arapçası ile gazete Arapçası iki ayrı dildir.»
— İki metnin kelimeleri ve üslubu çok farklı olduğu için öğrenci ayrı ayrı öğrenmesi gerektiğini düşünür. Oysa dilbilgisi büyük ölçüde ortaktır; kök, kalıp, fiil çekimi ve isim halleri aynı sistemdir. Doğrusu: Modern Standart Arapçayı öğrenen klasik metne geçişte yalnız eski kelimelere ve klasik üsluba çalışır.
Yaygın yanlış«Elif-ba'yı biliyorum, demek ki Arapça okumayı biliyorum.»
— Harfleri seslendirebilen okur, kendini dilin yarısına gelmiş sanabilir. Oysa harekesiz bir gazete satırını okumak için kelimeyi tanımak, kelimeyi tanımak için de dilbilgisini bilmek gerekir. Doğrusu: harf bilgisi iyi bir başlangıçtır; anlamak için dilbilgisi ve kelime hazinesi ayrıca kurulur.
Mini alıştırma
Cevaplar
- (a) fuṣḥâ, (b) âmmiyye, (c) fuṣḥâ, (d) âmmiyye. Haber ve akademik ortam yazı dilinin, aile ve çarşı konuşma dilinin alanıdır; gerçek hayatta bu sınır zaman zaman esner, örneğin televizyon tartışmalarında iki kat karışabilir.
- Ayette «kervan, yolcu kafilesi», bugün «otomobil». İkisini «yol almak» anlamındaki s-y-r kökü bağlar: kök ve kalıp korundu, anlam yeni bir taşıta geçti.
- Mısır: إِزَّيَّكْ؟ [izzayyak]. Şam: كِيفَكْ؟ [kîfak]. İkisi de bir erkeğe sorulduğu biçimdir.
- Beyrut ve Şam'ın şehir konuşmasında ق (ḳ) harfi çoğu zaman hemze (ʾ) gibi söylenir; Sâmir lehçesinin sesini kullanıyor.
Özet kartı
- Arapçanın iki katı vardır: yazının ve resmî konuşmanın dili fuṣḥâ, gündelik konuşmanın dili âmmiyye (Mağrib'de dârice).
- Fuṣḥânın iki yüzü vardır: Kur'an'ın ve klasik metnin dili Klasik Arapça, bugünkü yazı dili Modern Standart Arapça; dilbilgisi büyük ölçüde ortaktır.
- Lehçeler beş büyük kola ayrılır: Mısır, Şam, Körfez, Irak, Mağrib. Uzak lehçeler arasında konuşanlar çoğu zaman fuṣḥâya yaklaşarak anlaşır.
- UNESCO'ya göre Arapçayı her gün 400 milyondan fazla kişi kullanıyor; BM 18 Aralık 1973'te onu altıncı resmî dili yaptı.
- Program Modern Standart Arapçayla ilerler; lehçeler B1'den, klasik Arapça C1'den itibaren kendi derslerinde gelir.
- Harfleri okuyabilmek iyi bir başlangıçtır, ama anlamak için dilbilgisi ve kelime hazinesi ayrıca kurulur.
Sonraki derse köprü
Bu derste Türkçeye geçen Arapça kelimelerin çoğunun fuṣḥâdan geldiğini söyledik ve «kitap», «kalem», «mektup» gibi örnekleri tanıdık bulduk. Ama tanıdıklık yanıltabilir. Sonraki derste Türkçenin içindeki Arapçanın haritasını çıkaracağız: hangi kelimelerin sesi değişti, hangilerinin anlamı kaydı ve Türk okurun «bunu zaten biliyorum» dediği yerde neden dikkatli olması gerektiği.