K1Ders 04-02
Embriyonik ve Fetal Dönemler
04.1 — Gelişimsel Anatomiye Giriş · K1 Keşif: Ön bilgisi olmayan herkes için sade kavramsal giriş.
1.159 kelime · yaklaşık 8 dakika · 2 kaynak
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Döllenmeden doğuma kadar yaklaşık otuz sekiz hafta geçer; ilk iki hafta zigotun bölünmesi ve rahme yerleşmesiyle geçer.
- Embriyonik dönem üçüncü haftadan sekizinci haftanın sonuna kadar sürer; organ taslakları bu dönemde kurulur.
- Fetal dönem dokuzuncu haftadan doğuma kadar sürer; yeni organ eklenmez, var olanlar büyür ve olgunlaşır.
- Sekizinci haftanın sonunda taslaklar büyük ölçüde tamamlanmış ve dış görünüm insan biçimini almıştır.
- Fetal dönemde baş, baş-kıç uzunluğunun yarısından doğumda dörtte birine iner; büyüme oranları değiştirir.
- Akciğerler gibi bazı sistemler işlevsel olgunluğa ancak sona doğru ulaşır.
- Her yapının kendi kritik dönemi vardır; talidomit ve Gregg'in 1941'deki kızamıkçık gözlemi etkinin zamanlamaya bağlı olduğunu gösterdi.
Bu derste gelişimin iki büyük dönemini ve aralarındaki sınırı gördük. Bir sonraki derste bu dönemlerin içindeki olayları sıralayan çizelgeye bakacağız: bir gelişim çizelgesinden hafta sayılarından çok hangi yapının hangisinden önce kurulduğunun ve hangilerinin aynı aralıkta kurulduğunun okunması gerektiğini ve gelişim evrelerinin neden takvime değil embriyonun taşıdığı yapılara göre tanımlandığını göreceğiz. Gelişim Zaman Çizelgesi.
Açılış
1950'lerin sonunda Almanya'da piyasaya çıkan ve gebelikteki bulantıya da önerilen bir uyku ilacı, talidomit, birkaç yıl içinde dünyanın birçok ülkesinde kullanıldı. Bir süre sonra doğum servislerinde kolları ya da bacakları çok kısa, el ve ayakları gövdeye yakın çıkan bebekler art arda görülmeye başlandı. Alman hekim Widukind Lenz ve Avustralyalı hekim William McBride 1961'de bu doğumları ilaçla ilişkilendirdi ve ilaç piyasadan çekildi. İzleyen incelemeler önemli bir ayrıntı ortaya koydu: ilacı gebeliğin ilk haftalarında, uzuvların oluştuğu kısa bir aralıkta alan annelerin bebeklerinde bu bozukluklar görülüyordu; aynı ilacı gebeliğin sonlarında alanların bebekleri ise kol ve bacak bakımından çoğunlukla sağlıklıydı. Aynı madde, farklı zamanda alındığında çok farklı sonuç doğurmuştu.
Döllenmeden doğuma uzanan süre neden iki döneme ayrılır? İki dönemde bedende olan şeyler birbirinden nasıl farklıdır? Ve bir etkenin sonucu neden yalnızca ne olduğuna değil, ne zaman etki ettiğine de bağlıdır?
Bu derste ne olacak
Önce döllenmeden doğuma uzanan süreyi bölen dönemleri ve her birinde bedende olan işi göreceğiz. Sonra embriyonik dönemle fetal dönem arasındaki sınırın neden yaklaşık sekizinci haftanın sonuna konduğunu ele alacağız. Ardından fetal dönemde büyümenin bedenin oranlarını nasıl değiştirdiğini ve bazı sistemlerin neden ancak sona doğru olgunlaştığını açıklayacağız. Son olarak bir yapının bozucu etkilere neden en çok kurulurken açık olduğunu inceleyeceğiz.
Sıfır noktası
Mekanizma
Üç bölüm, iki büyük iş
Ders 04-01'de gelişim haftalarının döllenmeden ya da son adet tarihinden sayılabildiğini gördük; embriyoloji kitapları döllenmeden sayar ve bu derste de öyle sayılacak. Döllenmeden doğuma kadar geçen yaklaşık otuz sekiz haftanın ilk iki haftası çoğu kaynakta ayrı tutulur. Bu iki haftada zigot bölünür, rahme yerleşir ve hücreler embriyoyu oluşturacak iç hücre kütlesi, embryoblastus, ile eşi oluşturacak dış katman arasında ayrışır.
Üçüncü haftadan sekizinci haftanın sonuna kadar süren embriyonik dönemde bedenin bütün temel organ ve yapılarının taslakları ortaya çıkar. Kalp bir boru olarak belirir ve atmaya başlar, sinir sistemi bir oluk olarak kurulur, kollar ve bacaklar küçük tomurcuklar olarak çıkar. Dokuzuncu haftadan doğuma kadar süren fetal dönemde ise yeni bir organ taslağı eklenmez. Var olan yapılar büyür, biçimleri incelir ve işlevleri olgunlaşır.
İki dönemin uzunlukları çok farklıdır: embriyonik dönem altı hafta, fetal dönem yaklaşık otuz hafta sürer. Bu fark, iki dönemin farklı işler yapmasından gelir. Bedenin planını kurmak kısa sürer; kurulan planı büyütüp çalışır hâle getirmek çok daha uzun.
Sınır neden sekizinci haftada
Sekizinci haftanın sonunda iki şey birden tamamlanmış olur. Temel yapıların taslakları büyük ölçüde ortaya çıkmıştır ve bundan sonra listeye yeni bir organ eklenmez. Dış görünüm de insan biçimini almıştır: baş, gövde ve uzuvlar ayırt edilebilir, el ve ayak parmakları birbirinden ayrılmıştır. Bu dönemin sonunda embriyonun baş-kıç uzunluğu yaklaşık üç santimetredir.
Sınır böylece bir takvim kararı değil, bir durum tespitidir: kurma işi büyük ölçüde bitmiş, büyütme işi başlamıştır. Bir organın var olup olmayacağı ve temel biçimi embriyonik dönemde belirlenir. Ne kadar büyüyeceği ve ne kadar olgunlaşacağı ise fetal dönemde belirlenir.
Fetal dönem: büyüme oranları değiştirir
Fetal dönemde büyüme bedenin her yerini aynı oranda büyütmez. Üçüncü ayın başında baş, baş-kıç uzunluğunun yaklaşık yarısı kadardır. Beşinci ayda bu oran yaklaşık üçte bire, doğumda dörtte bire iner. Kollar, membrum superius, ve bacaklar ise başa göre daha hızlı uzar.
Yeni doğan bebek, bu yüzden embriyonun büyütülmüş bir kopyası değildir. Başı bedenine göre yetişkininkinden çok büyük, bacakları kısadır ve bu oranlar çocukluk boyunca da değişmeyi sürdürür. Farklı bölgelerin farklı hızlarda büyümesi, gelişim sırasında bazı yapıların yer değiştirmiş görünmesinin de bir nedenidir.
Fetal dönem yalnızca büyüme dönemi de değildir. Bazı sistemler işlevsel olgunluğa ancak sona doğru ulaşır. Akciğerlerde hava keselerinin yüzeyini kaplayan ve onların sönmesini önleyen yüzey etkin madde, gebeliğin son haftalarında yeterli miktara ulaşır. Çok erken doğan bebeklerin bir bölümünün nefes almakta güçlük çekmesi, akciğerlerin, alveoli pulmonis, henüz bu olgunluğa ulaşmamış olmasından kaynaklanır. Rahimde iş gören bazı yapılar, örneğin akciğerleri atlayan ductus arteriosus ve anneye bağlayan funiculus umbilicalis, doğumla birlikte işlevini yitirir.
Zamanlama sonucu belirler
Bir yapı kurulurken bozucu bir etken gelirse, yapı eksik kurulabilir ya da hiç kurulmayabilir. Aynı etken yapı kurulduktan sonra gelirse sonuç farklı olur: yapı vardır, ama daha küçük kalabilir ya da olgunlaşması gecikebilir. Her yapının kendi kurulma aralığı, yani kendi kritik dönemi vardır ve yapılar aynı anda değil, farklı ama örtüşen takvimlerle kurulur.
Açılıştaki talidomit bu ilkenin en iyi bilinen örneğidir. İlaç, kol ve bacakların kurulduğu birkaç haftalık aralıkta alındığında uzuvların gelişimini bozmuştu; aynı ilaç uzuvlar kurulduktan sonra alındığında bu bozukluğu doğurmamıştı. Avustralyalı göz hekimi Norman Gregg de 1941'de gebeliğinin erken döneminde kızamıkçık geçiren annelerin bebeklerinde göz merceği bulanıklığı gördüğünü bildirmişti. İki gözlem de bir etkenin sonucunun yalnızca ne olduğuna değil, gelişimin hangi anında etki ettiğine bağlı olduğunu gösterdi.
İlk iki haftada etkilenen embriyo için sonuç çoğu zaman ya hiç etkilenmemek ya da gelişimin durmasıdır. Embriyonik dönem yapısal bozukluklar için en duyarlı dönemdir. Fetal dönemde ise etkiler daha çok büyümeyi ve işlevsel olgunlaşmayı, örneğin beynin gelişimini, ilgilendirir.
Yaygın yanlışFetal dönemi yalnızca büyüme dönemi sayıp önemsiz görmek.
Fetal dönemde bedenin oranları değişir ve birçok sistem, akciğerler ve beyin başta olmak üzere, işlevsel olgunluğa ancak bu dönemde, bazıları doğumdan sonra da ulaşır. Embriyonik dönem planı kurar; fetal dönem o planın çalışır hâle geldiği dönemdir.
Kendin dene
Toparlayalım
- Döllenmeden doğuma kadar yaklaşık otuz sekiz hafta geçer; ilk iki hafta zigotun bölünmesi ve rahme yerleşmesiyle geçer.
- Embriyonik dönem üçüncü haftadan sekizinci haftanın sonuna kadar sürer; organ taslakları bu dönemde kurulur.
- Fetal dönem dokuzuncu haftadan doğuma kadar sürer; yeni organ eklenmez, var olanlar büyür ve olgunlaşır.
- Sekizinci haftanın sonunda taslaklar büyük ölçüde tamamlanmış ve dış görünüm insan biçimini almıştır.
- Fetal dönemde baş, baş-kıç uzunluğunun yarısından doğumda dörtte birine iner; büyüme oranları değiştirir.
- Akciğerler gibi bazı sistemler işlevsel olgunluğa ancak sona doğru ulaşır.
- Her yapının kendi kritik dönemi vardır; talidomit ve Gregg'in 1941'deki kızamıkçık gözlemi etkinin zamanlamaya bağlı olduğunu gösterdi.
Bu derste gelişimin iki büyük dönemini ve aralarındaki sınırı gördük. Bir sonraki derste bu dönemlerin içindeki olayları sıralayan çizelgeye bakacağız: bir gelişim çizelgesinden hafta sayılarından çok hangi yapının hangisinden önce kurulduğunun ve hangilerinin aynı aralıkta kurulduğunun okunması gerektiğini ve gelişim evrelerinin neden takvime değil embriyonun taşıdığı yapılara göre tanımlandığını göreceğiz. Gelişim Zaman Çizelgesi.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.
Eğitim içeriğidir. Anatomik bilgi tıbbi tanı, tedavi ya da sağlık tavsiyesi değildir ve hiçbir tıp fakültesi dersinin veya klinik eğitimin yerine geçmez. Kişisel bir sağlık sorusu için hekime başvurun.