Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Essay = Versuch: bir soruyu düşünerek denemek; Montaigne'in "Essais"si (1580).
- Kişisel (ich), açık uçlu, serbest yapılı ama düşünceli.
- Erörterung lehte-aleyhte tartıp karar verir; Kommentar ikna eder; deneme aydınlatır ve davet eder.
- Düşünceyi geliştirmek: somut gözlem, kavramı sorgulamak, bakış açısını değiştirmek, kendine itiraz.
- Dil: Ich frage mich, ob …; Man könnte einwenden …; Bei näherem Hinsehen …; Was aber, wenn …?
- Son: özet değil, açık bir düşünce, imge ya da soru; isim ağırlıklı üsluptan kaçın.
Kanca
Bir kültür dergisi, "Über das Warten" (Beklemek üzerine) başlıklı bir deneme yarışması açıyor. Hemen oturup yazıyorsun: bir giriş, beklemenin avantajları, dezavantajları ve bir sonuç paragrafı. Metin düzgün, dil bilgisi hatası yok. Birkaç hafta sonra jürinin kısa bir notu geliyor: "Ein ordentlicher Aufsatz, aber kein Essay. Wo sind Sie? Was denken Sie, während Sie warten?" Kazanan metni okuduğunda şaşırıyorsun: bir otobüs durağında geçen on dakikayla başlıyor, beklemenin bir kayıp mı yoksa bir armağan mı olduğunu soruyor, kararsız kalıyor ve bir soruyla bitiyor. Hiçbir kalıba uymuyor, ama bırakamıyorsun.
B2.16'da görüş yazısı kurmayı, C1.11'de bir yorum yazısını çözümlemeyi, C1.12'de bilimsel yazının kurallarını öğrendin. Deneme bunların hiçbirine tam benzemez. Bu derste denemenin ne olduğunu, okullarda öğretilen Erörterung ile arasındaki farkı, bir düşünceyi deneme boyunca nasıl geliştirebileceğini ve bu türün Almancadaki dil araçlarını ele alacağız.
Anlatım
Deneme: bir düşünce denemesi
"Essay" kelimesi Fransızca "essai" kelimesinden gelir ve "deneme, girişim" demektir; Almancadaki karşılığı "Versuch"tur. Türün adını, 1580'de "Essais" başlıklı kitabını yayımlayan Fransız yazar Montaigne'e borçluyuz. Adı bir ipucu verir: deneme, kesin bir sonuca varmış birinin raporu değil, bir soruyu düşünerek deneyen birinin kaydıdır. Okur, yazarın düşünürken izlediği yolu onunla birlikte yürür.
Bu yüzden denemenin tanımlayıcı özellikleri, kurallardan çok bir tutumu anlatır. Deneme kişiseldir: yazar "ich" diyebilir ve kendi deneyiminden yola çıkabilir. Açık uçludur: bir soruyu kesin olarak cevaplamak zorunda değildir, çoğu zaman yeni bir soruyla biter. Serbest bir yapısı vardır: bir düşünce bir örneğe, örnek bir itiraza, itiraz yeni bir düşünceye geçer. Ama bütün bu serbestliğe rağmen deneme, bir düşünceyi ciddiyetle tartan, dağınık değil düşünceli bir metindir.
Erörterung, yorum ve deneme
Almanya'da okullarda öğretilen tartışmacı yazı (Erörterung), bir soruyu düzenli bir biçimde tartar: lehte ve aleyhte argümanlar sıralanır, tartılır ve açık bir sonuca varılır. Doğrusal (lineare) Erörterung bir tezi adım adım destekler; diyalektik (dialektische) Erörterung ise lehte ve aleyhte argümanları karşılaştırıp bir sentezde birleştirir. Yorum (Kommentar) ise, C1.11'de gördüğün gibi, bir görüşü savunur ve okuru ikna etmeye çalışır.
Deneme bu iki türden de ayrılır. Erörterung gibi argümanları bir tablo düzeniyle sıralamaz; yorum gibi okuru belli bir sonuca ikna etmeye çalışmaz. Onun amacı, bir konuyu farklı açılardan aydınlatmak ve okuru kendi düşüncesine davet etmektir. Kancadaki jüri notu tam bunu söylüyordu: düzgün bir tartışmacı yazı, ama yazarın kendisi ve düşünme süreci görünmüyor.
Düşünceyi geliştirmenin yolları
Bir denemenin iyi bir başlangıcı çoğu zaman somut bir gözlemdir: bir sahne, bir cümle, bir nesne, bir anı. Kancadaki kazanan metin bir otobüs durağıyla başlıyordu; soyut bir tanımla değil. Bu gözlem, okuru metnin içine alır ve ardından gelecek düşünceye bir zemin hazırlar: "Neulich stand ich zehn Minuten an einer Bushaltestelle, und zum ersten Mal seit Langem habe ich nicht auf mein Handy geschaut."
Sonraki adım, kavramın kendisini sorgulamaktır. "Beklemek" ne demektir? Bir şeyi mi bekleriz, yoksa bir şeyin bitmesini mi? Beklemek boşa geçen bir zaman mıdır, yoksa bir tür dinlenme mi? Bu tür sorular, konuyu açan kapılardır. Ardından bakış açısını değiştirmek gelir: bir çocuğun, yaşlı bir insanın, bir hastane koridorunda bekleyen birinin gözünden aynı kavram başka bir renk alır.
Denemenin güçlü bir aracı, kendine itiraz etmektir. "Man könnte einwenden, dass …" (Buna … diye itiraz edilebilir) cümlesi, yazarın kendi düşüncesini sınadığını gösterir ve okurun aklından geçen karşı görüşü metnin içine alır. Deneme bu itirazı çürütmek zorunda değildir; bazen onu kabul eder ve düşünceyi bir adım daha ileri taşır.
Denemenin sonu ve sesi
Denemenin sonu, bir tartışmacı yazının "Zusammenfassend lässt sich sagen …" (Özetle denebilir ki …) kalıbından farklıdır. Deneme bir karar vermek yerine düşünceyi bir yere bırakır: yeni bir soru, açık bir imge, baştaki gözleme bir dönüş. "Vielleicht ist Warten nichts anderes als die Zeit, in der wir endlich uns selbst begegnen – oder ihr ausweichen." Böyle bir son, okuru metinle birlikte düşünmeye davet eder.
Denemenin sesi kişiseldir ama gevşek değildir. "ich" kullanılır, C2.1'deki retorik sorular ve C2.2'deki tonu belirleyen incelikler serbestçe kullanılabilir; ama cümleler özenle kurulur, kelimeler seçilir. C1.3'teki yoğun isimleştirme ise burada çoğu zaman bir engeldir: deneme, bilimsel bir metnin nesnelliğini değil, düşünen bir insanın sesini taşır.
Model: bir deneme açılışı
Aşağıdaki açılışı bu derse özel olarak kurduk:
Neulich stand ich zehn Minuten an einer Bushaltestelle, und zum ersten Mal seit Langem habe ich nicht auf mein Handy geschaut. Ich habe gewartet, einfach so. Was aber tun wir eigentlich, wenn wir warten? Wir sagen, wir „verlieren Zeit", als wäre die Zeit ein Schlüssel, der uns aus der Tasche fällt. Man könnte einwenden, dass Warten nun einmal lästig ist: Niemand steht gern im Regen. Bei näherem Hinsehen aber ist das Warten vielleicht der einzige Moment des Tages, in dem nichts von uns verlangt wird.
Bu açılışta bir gözlem (durak), bir soru (bekleyince ne yaparız?), bir dil gözlemi ("Zeit verlieren"), bir itiraz ("Man könnte einwenden") ve itiraza rağmen bir adım daha ileri giden bir düşünce vardır. Hiçbir yerde "erstens, zweitens" yoktur, ama metin yine de düzenlidir: düzen, düşüncenin kendi hareketinden gelir.
Örnekler
Her örnekte cümlenin denemedeki işlevini söyle: gözlem, soru, itiraz, bakış açısı değişimi ya da açık son.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışErstens hat Warten Vorteile. Zweitens hat es Nachteile. Drittens ziehe ich ein Fazit.
→ Neulich stand ich an einer Bushaltestelle … Was aber tun wir eigentlich, wenn wir warten? — Okulda öğrenilen tartışmacı yazının numaralı iskeleti denemeye taşındığında metin mekanik bir listeye dönüşür. Deneme, bir gözlemden ya da bir sorudan başlar ve düzenini düşüncenin kendi akışından alır.
Yaygın yanlışZusammenfassend lässt sich sagen, dass Warten sowohl Vor- als auch Nachteile hat.
→ Vielleicht ist Warten nichts anderes als die Zeit, in der wir uns selbst begegnen. — Türkçe okul kompozisyonlarında da alışılmış olan "Sonuç olarak …" kapanışı, bir denemenin açık ucunu kapatır ve metni bir özet cümlesiyle sönükleştirir. Deneme bir karar yerine bir düşünceyi, bir imgeyi ya da bir soruyu okurun eline bırakır.
Yaygın yanlışDie Wahrnehmung der Wartezeit als Verlust ist durch die Verbreitung digitaler Medien bedingt.
→ Vielleicht empfinden wir Warten als Verlust, weil unser Handy uns nie mehr warten lässt. — Akademik metinlerden alışılmış isim ağırlıklı yazı, denemede yazarın sesini boğar. Deneme bilimsel bir iddia değil, düşünen birinin gözlemidir; fiiller, somut özneler ve "ich", "wir" gibi kişisel sesler onu canlı kılar.
Mini alıştırma
Cevaplar
- Örnek: "Gestern saß ich mit meinem Vater zwei Stunden im Auto, und keiner von uns hat ein Wort gesagt."
- Örnek: "Ich frage mich, ob Schweigen immer bedeutet, dass man nichts zu sagen hat."
- Örnek: "Man könnte einwenden, dass Schweigen in einem Gespräch unhöflich wirkt."
- Örnek: "Manchmal wirkt Schweigen unhöflich – und doch kann dieselbe Stille, in einem anderen Moment, mehr Respekt zeigen als jedes Wort."
- Örnek: "Vielleicht sagen wir am meisten dann, wenn wir endlich aufhören zu reden."
Özet kartı
- Essay = Versuch: bir soruyu düşünerek denemek; Montaigne'in "Essais"si (1580).
- Kişisel (ich), açık uçlu, serbest yapılı ama düşünceli.
- Erörterung lehte-aleyhte tartıp karar verir; Kommentar ikna eder; deneme aydınlatır ve davet eder.
- Düşünceyi geliştirmek: somut gözlem, kavramı sorgulamak, bakış açısını değiştirmek, kendine itiraz.
- Dil: Ich frage mich, ob …; Man könnte einwenden …; Bei näherem Hinsehen …; Was aber, wenn …?
- Son: özet değil, açık bir düşünce, imge ya da soru; isim ağırlıklı üsluptan kaçın.
Sonraki derse köprü
Deneme gerçek bir deneyimden yola çıkar ve onu düşünceyle işler. Bir adım daha atıp gerçeğin sınırlarını bıraktığında ise kurgunun alanına girersin: hiç yaşanmamış bir sahne, hiç var olmamış bir insan, onun ağzından çıkan bir cümle. Sıradaki derste yaratıcı yazarlığa geçiyoruz: Almancada bir sahne kurmak, diyalog yazmak, bakış açısı seçmek ve okura bir şeyi anlatmak yerine göstermek.