Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Soru: Was machst du in deiner Freizeit? / Hast du ein Hobby? — çoğul: die Hobbys.
- spielen + oyun/çalgı (artikelsiz): Fußball, Schach, Gitarre; machen + Sport, Yoga.
- gehen + mastar: schwimmen gehen, wandern gehen; fahren: Rad fahren, Ski fahren.
- gern / lieber / am liebsten; gern çekimli fiilin arkasında: Ich lese gern. Ich gehe gern schwimmen.
- Sıklık: immer, oft, manchmal, selten, nie; einmal pro Woche; montags; der Verein, Mitglied sein.
- Davet: Hast du Lust auf …? / Kommst du mit? – Ja, gern! / Leider habe ich keine Zeit.
Kanca
Dil kursunun ilk gününde öğretmen herkesten kendini üç cümleyle tanıtmasını istiyor. Adını ve mesleğini rahatça söylüyorsun, ama üçüncü cümlede duraksıyorsun: "In meiner Freizeit … ich mache Schwimmen und ich gern lese." Yanındaki öğrenci gülümseyip fısıldıyor: "Ich gehe schwimmen und ich lese gern." İki küçük düzeltme, ama ikisi de Almancanın boş zamanı nasıl anlattığına dair bir şey söylüyor: hangi etkinliğin hangi fiille kurulduğu ve "gern" kelimesinin cümlede nerede durduğu.
Boş zaman konuşmaları yeni insanlarla tanışmanın en rahat yoludur; iş sohbetinden sonra genellikle hemen buraya geçilir. Almanca konuşulan ülkelerde bir hobi çoğu zaman bir kulüple de yaşanır: bir spor kulübü, bir koro, bir yürüyüş grubu. Bu yüzden hobilerini anlatabilmek, yeni bir çevreye katılmanın da ilk adımıdır.
Anlatım
Soru ve kelimeler
Boş zamanı sormanın en yaygın yolu şudur: "Was machst du in deiner Freizeit?" (Boş zamanında ne yaparsın?). Daha doğrudan bir soru: "Hast du ein Hobby?" (Bir hobin var mı?). "das Hobby" kelimesi İngilizceden gelmiştir, ama çoğulu Almanca yazım kuralına göre "die Hobbys" diye yazılır, İngilizcedeki gibi "-ies" ile değil.
"die Freizeit" (boş zaman) birleşik bir isimdir: "frei" (serbest) ve "die Zeit" (zaman). A1.8'deki kural gereği artikelini son parça verir. "in meiner Freizeit" kalıbındaki "in" ise A2.14'teki gibi bir zaman dilimini anlatır ve Dativ ister.
Hangi etkinlik hangi fiille?
Türkçede etkinlikleri çoğu zaman "yapmak" ya da "oynamak" ile söyleriz: "spor yapmak", "yüzme yapmak", "futbol oynamak". Almanca daha seçicidir; bir etkinliğin hangi fiille söylendiğini kelimeyle birlikte öğrenmek gerekir.
| Kalıp | Örnekler | Türkçe |
|---|---|---|
| spielen + oyun/çalgı | Fußball spielen, Schach spielen, Gitarre spielen, Klavier spielen | futbol oynamak, satranç oynamak, gitar çalmak, piyano çalmak |
| machen + genel etkinlik | Sport machen, Yoga machen, Musik machen | spor yapmak, yoga yapmak, müzik yapmak |
| gehen + mastar | schwimmen gehen, wandern gehen, tanzen gehen, joggen gehen | yüzmeye gitmek, doğa yürüyüşüne gitmek, dansa gitmek, koşuya gitmek |
| fahren | Rad fahren, Ski fahren | bisiklete binmek, kayak yapmak |
| tek fiil | lesen, kochen, malen, fotografieren, singen | okumak, yemek yapmak, resim yapmak, fotoğraf çekmek, şarkı söylemek |
Dikkat çeken bir nokta: çalgı ve oyun adları "spielen" ile artikelsiz kullanılır: "Ich spiele Gitarre", "Er spielt Fußball." Türkçe de burada artikel kullanmaz ("gitar çalıyorum"), ama İngilizcedeki "play the guitar" kalıbını bilen öğrenci bazen bir artikel ekler. "gehen + mastar" kalıbı, bir yere gidip orada bir şey yapmayı anlatır: "Ich gehe schwimmen" (Yüzmeye gidiyorum). A1.33–A1.36'daki modal fiillerde olduğu gibi ikinci fiil mastar hâlinde sona gider: "Am Samstag gehen wir wandern."
Ne kadar seviyorsun: gern, lieber, am liebsten
A1.15'te "gern" kelimesiyle bir şeyi severek yaptığını söylemeyi, A2.17'de de onun "lieber" ve "am liebsten" biçimlerini öğrendin. Hobiler bu üç kelimenin en doğal kullanım alanıdır: "Ich lese gern" (Okumayı severim), "Ich koche lieber" (Yemek yapmayı daha çok severim), "Am liebsten wandere ich" (En çok doğa yürüyüşü yapmayı severim).
"gern" bir zarf gibi davranır ve çekimli fiilin arkasında durur: "Ich spiele gern Schach." Modal fiilli ya da "gehen + mastar" kalıplı cümlelerde ise ikinci kutudaki fiilin arkasına gelir: "Ich gehe gern schwimmen." Hiç sevmediğin bir şey için "nicht gern" kullanılır: "Ich tanze nicht gern" (Dans etmeyi sevmem). İlgi alanlarını anlatmak için A2.30'da gördüğün "sich interessieren für" kalıbı da kullanışlıdır: "Ich interessiere mich für Musik und Kunst" (Müzik ve sanatla ilgileniyorum).
Ne sıklıkta?
Bir hobiyi anlatırken ne sıklıkla yaptığını da söylersin. Sıklık kelimeleri bir ölçek oluşturur: "immer" (her zaman), "oft" (sık sık), "manchmal" (bazen), "selten" (nadiren), "nie" (hiçbir zaman). Daha kesin bir sıklık için: "jeden Tag" (her gün), "einmal pro Woche" (haftada bir), "zweimal im Monat" (ayda iki kez). A1.20'deki "-s" ekli gün adları da tekrar eden etkinlikler için idealdir: "Montags gehe ich zum Yoga", "Samstags spiele ich Fußball."
Almanya'da pek çok hobi bir dernek ya da kulüp içinde yapılır; bunun adı "der Verein"dir. "Ich bin im Fußballverein" (Futbol kulübündeyim), "Sie singt in einem Chor" (Bir koroda şarkı söylüyor). Bir kulübe üye olmak "Mitglied sein" diye söylenir: "Ich bin Mitglied in einem Sportverein."
Birini davet etmek
Hobiler çoğu zaman birlikte yapılır. Birini bir etkinliğe davet etmenin en kolay yolu "Lust haben" (istekli olmak, canı istemek) kalıbıdır: "Hast du Lust auf Tennis?" (Tenis oynamak ister misin?), "Hast du am Sonntag Lust?" (Pazar günü canın ister mi?). Bir başka yol da "mitkommen" (birlikte gelmek) fiilidir: "Kommst du mit ins Schwimmbad?" Cevap kısa ve samimidir: "Ja, gern!" ya da "Leider habe ich keine Zeit."
Örnekler
Her örnekte etkinliği anlatan fiili ve "gern" kelimesinin yerini bul.
Üçüncü örnekte "gehen + mastar" kalıbı zaman kelimesi başa geçince de bozulmaz: çekimli fiil ikinci kutuda, mastar sonda. Yedinci örnekteki "Chor" kelimesinin başındaki "ch" [k] diye okunur, çünkü Yunancadan gelir.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışHer etkinliği "machen" ile kurmak: "Ich mache Schwimmen", "Wir machen Wandern."
— Türkçedeki "yüzme yapmak", "yürüyüş yapmak" kalıpları öğrenciyi "machen" fiiline götürür. Almancada birçok etkinlik kendi fiiliyle söylenir; "machen" yalnızca "Sport", "Yoga" gibi genel isimlerle kullanılır. Doğrusu: "Ich schwimme." ya da "Ich gehe schwimmen." "Wir wandern." ya da "Wir gehen wandern."
Yaygın yanlışÇalgı ve oyun adına artikel eklemek: "Ich spiele die Gitarre", "Er spielt den Fußball."
— İngilizcedeki "play the guitar" kalıbı öğrencinin kulağında kalmıştır. Almancada "spielen" ile kullanılan çalgı ve oyun adları, bir etkinlik olarak söylendiğinde artikel almaz. Doğrusu: "Ich spiele Gitarre." "Er spielt Fußball." Artikel yalnızca belli bir nesneden söz edilirken gelir: "Die Gitarre ist neu."
Yaygın yanlış"gern" kelimesini fiilden önceye koymak: "Ich gern lese", "Wir gern gehen schwimmen."
— Türkçede "severek okurum" derken zarf fiilden önce gelir ve öğrenci bu sırayı Almancaya taşır. Almancada "gern" çekimli fiilin arkasında durur; çekimli fiil ikinci kutudan ayrılmaz. Doğrusu: "Ich lese gern." "Wir gehen gern schwimmen."
Mini alıştırma
Cevaplar
- "Ich spiele Klavier." "Wir machen Sport." "Sie geht tanzen."
- "Ich koche gern." "Er geht gern joggen."
- "Samstags spiele ich Fußball im Verein."
- "In meiner Freizeit gehe ich gern schwimmen und spiele Klavier." (fiil ikinci kutuda, "gern" fiilin arkasında, "schwimmen gehen", çalgıda artikel yok)
- "Ich spiele einmal pro Woche Schach, aber am liebsten fahre ich Rad."
Özet kartı
- Soru: Was machst du in deiner Freizeit? / Hast du ein Hobby? — çoğul: die Hobbys.
- spielen + oyun/çalgı (artikelsiz): Fußball, Schach, Gitarre; machen + Sport, Yoga.
- gehen + mastar: schwimmen gehen, wandern gehen; fahren: Rad fahren, Ski fahren.
- gern / lieber / am liebsten; gern çekimli fiilin arkasında: Ich lese gern. Ich gehe gern schwimmen.
- Sıklık: immer, oft, manchmal, selten, nie; einmal pro Woche; montags; der Verein, Mitglied sein.
- Davet: Hast du Lust auf …? / Kommst du mit? – Ja, gern! / Leider habe ich keine Zeit.
Sonraki derse köprü
Bir davete cevap verirken ya da birinden bir şey isterken Almanca konuşanlar çoğu zaman daha yumuşak bir dil kullanır: "Ich würde gern mitkommen" (Gelmeyi çok isterim), "Hättest du am Sonntag Zeit?" (Pazar günü vaktin olur muydu?). Sıradaki derste "würde", "hätte", "wäre" ve "könnte" biçimleriyle kibarca rica etmeyi, öneride bulunmayı ve bir isteği yumuşatmayı göreceğiz. A2.26'da "könnte" kelimesinin "konnte"den farklı olduğunu söylemiştik; orada bu farkın ne işe yaradığını öğreneceksin.