İçeriğe geç

YKS Felsefe · Siyaset Felsefesi · FEL-FL07-L04

Egemenlik, haklar ve adalet

TYTAYT· 8 bölüm

1Kanca

Mert'in kaldığı öğrenci yurdunda yeni yönetici panoya bir kâğıt astı: saat on birden sonra koridorda telefonla konuşmak yasak. Kuralı kendisi yazdı, gece turlarını kendisi atıyor, yakaladığı öğrenciye hangi cezanın verileceğine de kendisi karar veriyor. Mert'in oda arkadaşı Kaan bir gece annesi hastaneye kaldırıldığı için koridorda konuştu ve bir hafta yemekhane hakkını kaybetti. İtiraz dilekçesini kime vereceğini sordu; cevap kısaydı: «Bana.» Kaan'ın öfkesi cezadan çok o tek kelimeye. Kuralı koyan, uygulayan ve yargılayan aynı kişi olunca itiraz etmenin bir anlamı kalır mı? Paragraf sorularında bu sezgi birkaç filozofun adıyla karşına çıkar.

2Hedefler

  • Egemenliğin tek kişiye, bir zümreye ya da halka dayandırılmasını filozofların görüşleriyle eşleştirirsin.
  • Montesquieu'nün kuvvetler ayrılığı ilkesini ve gerekçesini açıklarsın.
  • Doğal hak, temel hak ve insan hakları kavramlarını, eşitlik ile hakkaniyet ayrımını birbirinden ayırırsın.
  • Özgün bir paragrafta genel irade, kuvvetler ayrılığı ve hakkaniyet ipuçlarını bulup metni doğru düşünüre bağlarsın.

3Konu anlatımı

Yurt panosundaki üç soru

Kaan'ın derdi aslında üç ayrı sorudan oluşuyor. Birincisi, yurtta son sözü söyleme yetkisi kime ait ve bu yetki nereden geliyor? İkincisi, o yetki tek elde toplandığında kim onu durdurabilir? Üçüncüsü, annesi hastanede olan bir öğrenciye herkesle aynı cezayı vermek adil mi? Siyaset felsefesi bu üç soruyu egemenlik, haklar ve adalet başlıkları altında tartışır. Modülün ilk dersinde bu terimlerin kısa tanımlarını görmüştün; şimdi her birinin arkasındaki tartışmaya ve o tartışmada adı geçen düşünürlere bakıyoruz.

Egemenlik kimindir?

Egemenlik bir devlette en son kararı verme yetkisidir; tartışma bu yetkinin sahibinin kim olduğu üzerine yoğunlaşır. Tarih boyunca üç cevap öne çıkar. Yetki tek bir kişide, örneğin bir hükümdarda toplanabilir. Soyluluğu, serveti ya da bilgisi nedeniyle ayrıcalıklı sayılan bir zümreye ait görülebilir. Ya da kaynağı halkın bütünü kabul edilir. Ders kitaplarında Fransız düşünür Jean Bodin, egemenliği devletin sürekli ve mutlak gücü olarak sistemli biçimde tanımlayan ilk isimlerden biri diye anılır; bu bilgiyi sınavda bir ayrıntı olarak tanıman yeterli.

Egemenliğin tek elde mutlak olması gerektiğini savunan en bilinen düşünürü modülün ikinci dersinden tanıyorsun: Hobbes. Onun gerekçesini, insanların güvenlik uğruna haklarını tek bir egemene devretmesini, devletin kaynağını işlediğimiz derste görmüştün. Burada akılda tutman gereken tek ayrıntı şu: Hobbes'ta egemenin gücü bölünmez ve sınırlanmaz, çünkü bölünmüş bir gücün kargaşaya geri döneceğini düşünür.

Rousseau ise egemenliği halka verir. Sözleşmeyle kurulan toplumda yasanın kaynağı genel iradedir: tek tek kişilerin çıkarlarının toplamı değil, topluluğun ortak iyiyi hedefleyen iradesi. Rousseau'ya göre egemenlik bu iradenin kullanılmasıdır; bu yüzden başkasına devredilemez ve parçalara bölünemez. Kişisel çıkarların toplamına ise ayrı bir ad verir: herkesin iradesi. Paragrafta «ortak iyi», «topluluğun kendi koyduğu yasaya uyması», «devredilemez» gibi işaretler görüyorsan Rousseau'yu düşün.

Ders kitaplarında iki yakın terim daha geçer. Halk egemenliği, yetkinin tek tek yurttaşlardan oluşan halka ait olduğunu vurgular. Ulusal egemenlik (millî egemenlik) ise yetkiyi bir bütün olarak ulusa bağlar; ulus bu yetkiyi seçtiği temsilciler eliyle kullanır. Kaynaklar bu iki terimi her zaman keskin biçimde ayırmaz; sınavda ortak noktalarını, yani egemenliğin kaynağının bir kişi ya da zümre olmadığını bilmen çoğu soruya yeter.

Gücü güçle dengelemek: kuvvetler ayrılığı

Yetkinin kimde olduğu sorusu, o yetkinin nasıl sınırlanacağı sorusunu doğurur. Montesquieu, ders kitaplarında «Kanunların Ruhu» adıyla anılan eserinde, kötüye kullanılmaması için gücün başka bir güç tarafından durdurulması gerektiğini savunur. Devlet gücünü üç işleve ayırır: yasa koyan yasama, yasayı uygulayan yürütme, uyuşmazlıkları çözen yargı. Bu üç işlev aynı kişide ya da aynı kurulda birleşirse yurttaşın özgürlüğü güvencesiz kalır; çünkü kuralı koyan, onu kendi işine gelecek biçimde uygular ve sonra kendi davasında hâkim olur.

Kaan'ın yurdunda olan tam olarak buydu. Yönetici yasama (kuralı yazmak), yürütme (gece turu) ve yargıyı (itirazı karara bağlamak) tek başına üstlenmişti. Montesquieu'nün çizgisinde bir yorum, sorunun yöneticinin iyi ya da kötü niyetli olmasında değil, denetimin ortadan kalkmasında olduğunu söyler. Kuvvetler ayrılığını tanıtan ipuçları şunlardır: «denge», «denetim», «birbirini durdurma», «aynı elde toplanmama».

Hakların dayanağı

Egemenliğin sınırı yalnız kurumlarla değil, haklarla da çizilir. Doğal haklar düşüncesi Locke'ta belirgindir: yaşam, özgürlük ve mülkiyet insana devletten önce aittir, devlet bunları korumak için kurulur. Locke'un bu düşüncesini devletin kaynağıyla birlikte görmüştün; burada önemli olan sonucu: hakları korumayan bir yönetim, ders kitaplarında aktarıldığı biçimiyle, meşruiyetini yitirir.

Temel hak ve özgürlükler, bir hukuk düzeninin, çoğunlukla bir anayasanın güvenceye aldığı haklardır. İnsan hakları ise bütün insanlara, uyrukları, dinleri, cinsiyetleri ve dilleri ne olursa olsun, yalnızca insan oldukları için tanınan haklardır; bu yüzden evrensel, devredilemez ve dokunulmaz sayılırlar. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 1948 yılında İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ni kabul etmiştir; sınav açısından bilmen gereken, bu metnin hakları belirli bir ülkenin değil tüm insanlığın ortak ölçüsü olarak ilan etmesidir.

Bazı kaynaklar özgürlüğü iki yönden ele alır. Negatif özgürlük, bireyin başkalarının ve devletin müdahalesinden korunan alanıdır: kimse senin yerine karar vermez. Pozitif özgürlük ise kişinin kendi hayatını yönlendirebilecek imkâna ve güce sahip olmasıdır. Bu ayrım ders kitabında geçiyorsa genellikle Isaiah Berlin'e atfedilir; geçmiyorsa paragraftaki «müdahale etmemek» ile «imkân sağlamak» farkını yakalaman yeterlidir.

Adalet: eşit pay mı, yerinde pay mı?

Adalet tartışmasının ders kitaplarındaki ilk adresi Aristoteles'tir. Modülün ilk dersinde onun iki adalet türünü ayırdığını kısaca görmüştün. Dağıtıcı adalet, onur, görev ya da kaynak gibi ortak değerlerin kişilere hak ettikleri ölçüde, yani orantılı biçimde paylaştırılmasıdır. Düzeltici adalet ise karşılıklı ilişkilerde bozulan dengenin onarılmasıdır: zarar verenin zararı karşılaması, sözleşmeye uymayanın eksiği tamamlaması. Birinde ölçü kişinin payıdır, ötekinde bozulan denkliğin yeniden kurulması.

Bu ayrımın arkasında günlük dilde sık karışan iki kavram durur. Eşitlik, herkese aynı muameleyi yapmaktır. Hakkaniyet ise genel kuralın somut durumda yol açacağı haksızlığı gidermek için kişinin özel koşullarını gözetmektir. Kaan'ın cezası eşitti, çünkü koridorda konuşan herkes aynı cezayı alıyordu. Ama annesinin hastaneye kaldırıldığı geceyi hesaba katmadığı için hakkaniyetli bulunmayabilir. Paragrafta «özel durum», «koşulları gözetmek», «kuralın katılığını yumuşatmak» geçiyorsa hakkaniyet konuşuluyordur.

Yirminci yüzyılda John Rawls bu tartışmaya bir düşünce deneyi ekler. Ders kitaplarında «hakkaniyet olarak adalet» adıyla anılan görüşüne göre, bir toplumun ilkelerini seçen insanlar o toplumda hangi konumda olacaklarını bilmeseler, yani zengin mi yoksul mu, güçlü mü zayıf mı doğacaklarından habersiz olsalar, kimseyi ayrıcalıklı kılmayan ilkeler seçerlerdi. Bu bilgisizlik durumuna cehalet peçesi denir. Rawls'un ipucu paragrafta kolay görünür: «kendi yerini bilmeden karar vermek».

Machiavelli ve iktidarı koruma sorusu

Bu modülde incelediğin düşünürlerin çoğu iyi ya da haklı bir düzenin nasıl olması gerektiğini sordu. Machiavelli ise «Prens» (Türkçede «Hükümdar» adıyla da çevrilir) adlı eserinde soruyu başka yerden kurar: bir yönetici gücü nasıl elde eder ve elinde tutar? İnsanları oldukları gibi ele almak ister, olmaları gerektiği gibi değil; bu yüzden ders kitaplarında siyasal gerçekçiliğin öncüsü sayılır. Eserde yöneticinin gerektiğinde sevilmekten çok korkulmayı tercih edebileceği ve ahlak kurallarını devletin korunması uğruna askıya alabileceği tartışılır. «Amaç aracı meşrulaştırır» sözü sık sık ona atfedilir; ancak bu kalıp sözün eserde aynen geçmediğini, onun düşüncesinin bir özeti olarak dolaştığını belirten kaynaklar da vardır.

Machiavelli'yi okuyanlar ikiye ayrılır. Bir kesim onu siyaseti ahlaktan ayırarak olanı açıkça betimleyen dürüst bir gözlemci olarak görür. Öteki kesim ise amaç uğruna her aracın göze alınmasının hakları ve adaleti hiçe saymaya kapı açtığını söyler. Sınav senden bu tartışmada taraf tutmanı beklemez; paragrafın gücü korumayı mı, yoksa gücü sınırlamayı mı öne aldığını görmeni bekler.

Kimin izi hangi sözcükte?

DüşünürSavunduğu tezTaşıdığı terimParagrafı ele veren iz
BodinEgemenlik devletin sürekli ve mutlak gücüdürEgemenlik«bölünmeyen, süreklilik taşıyan en üst güç»
HobbesGüvenlik için bütün yetki tek egemende toplanmalıMutlak egemen«bölünmüş güç kargaşa doğurur»
RousseauEgemenlik halkındır, devredilemezGenel irade«ortak iyi», «halkın kendi koyduğu yasa»
MontesquieuYasama, yürütme, yargı ayrı ellerde olmalıKuvvetler ayrılığı«güç gücü durdurmalı», «denge ve denetim»
LockeHakları korumayan yönetim meşruiyetini yitirirDoğal haklar«devletten önce», «yaşam, özgürlük, mülkiyet»
AristotelesPaylaşım orantılı, bozulan denge onarılmalıDağıtıcı ve düzeltici adalet«hak ettiği ölçüde», «zararın karşılanması»
Rawlsİlkeler kendi konumunu bilmeden seçilmeliCehalet peçesi«zengin mi yoksul mu doğacağını bilmeden»
MachiavelliYönetici gücü korumak için gerçekçi davranmalıSiyasal gerçekçilik«olan ile olması gereken», «korkulmak», «gücü elde tutmak»

Metin çözümü: üç ipucunu ayırmak

Kuvvetler ayrılığından yana olan biri, düşüncesini bir benzetmeyle şöyle anlatabilir: «Bir kasabanın değirmeni üç kişiye emanet edildi. Biri ölçeği belirledi, biri unu tarttı, üçüncüsü yanlış tartıldığını düşünen köylünün şikâyetini dinledi. Değirmen sahibi bir ara üç işi birden üstlenmek istedi; köylüler buna karşı çıktı. Onun dürüstlüğünden kuşkuları yoktu, ama bir gün dürüst olmayan birinin o koltuğa oturabileceğini biliyorlardı.»

İlk adımda görevlerin sayısına değil türüne bak: ölçeği belirlemek kural koymaya, tartmak uygulamaya, şikâyeti dinlemek karara bağlamaya karşılık gelir. İkinci adımda itirazın gerekçesini bul: köylüler kişiye değil, yetkinin tek elde toplanmasına karşı çıkıyor. Bu iki ipucu Montesquieu'yü gösterir. Çeldiricileri de ayıkla. Paragrafta herkesin ortak iyiyi istediği bir topluluk iradesi anlatılmıyor, o yüzden genel irade uymaz. Bir köylünün özel koşulu yüzünden kuralın yumuşatılması da söz konusu değil, dolayısıyla hakkaniyet de dışarıda kalır. Aynı metin «köylüler, kendi aralarında hangisinin değirmenci olacağını bilmeden ölçeği belirleseydi» diye kurulsaydı iz Rawls'a, «ölçeği bütün köy birlikte ve ortak yarar için koydu» diye kurulsaydı Rousseau'ya kayardı.

Siyaset modülünün haritası

Bu ders siyaset felsefesi modülünü kapatıyor. Dört derste izlediğin yol şöyle özetlenebilir: önce iktidar, meşruiyet, otorite ve hak gibi terimleri birbirinden ayırdın. Ardından devletin nereden çıktığını, sözleşme, doğa ve ilahi kaynak cevaplarıyla karşılaştırdın. Sonra Platon'dan Farabi'ye ve More'a uzanan ideal düzen tasarılarını inceledin. Son olarak bu derste yetkinin kime ait olduğunu, nasıl sınırlandığını ve paylaşımın hangi ölçüyle adil sayıldığını tartıştın. Paragraf sorusunda ilk bakacağın yer hep aynı: metin gücün kaynağını mı, sınırını mı, yoksa dağıttığı payın ölçüsünü mü konuşuyor?

Siyaset felsefesi insanların birlikte nasıl yaşaması gerektiğini sordu. Bir sonraki modül bakışı bilgiyi üreten etkinliğin kendisine çeviriyor. İlk durak, bilimin raflarda duran sonuçlar mı yoksa sürüp giden bir araştırma mı olduğu sorusu ve araştırmacının tek tek gözlemlerden genele mi, genel bir ilkeden tek tek olaylara mı ilerlediği.

4Çözümlü örnekler

Örnek 1 — Yetki tek elde toplanınca

Soru: Bir düşünür, bir ülkede yasaları yapan kurulun aynı zamanda bu yasaları uygulaması ve onlarla ilgili davaları da karara bağlaması durumunda yurttaşın özgürlüğünün güvencesiz kalacağını savunuyor. Bu görüş en çok hangi düşünürle ilişkilidir?

  • A) Hobbes
  • B) Machiavelli
  • C) Rawls
  • D) Montesquieu
  • E) Bodin

Çözüm: Paragrafta yasama, yürütme ve yargının aynı elde toplanmasına itiraz ediliyor. Gerekçe özgürlüğün güvencesi. Bu, kuvvetler ayrılığı ilkesidir. Hobbes ve Bodin tersine, gücün bölünmemesini öne alır. Cevap: D.

Örnek 2 — Toplam mı, ortak iyi mi?

Soru: Bir düşünüre göre bir topluluğun yasası, üyelerin kişisel isteklerinin toplanmasından değil, hepsinin birlikte ortak iyiyi istemesinden doğar; bu irade kimseye devredilemez. Paragrafta anlatılan kavram hangisidir?

  • A) Cehalet peçesi
  • B) Genel irade
  • C) Düzeltici adalet
  • D) Negatif özgürlük
  • E) Mutlak egemen

Çözüm: Kişisel isteklerin toplamı ile ortak iyiyi hedefleyen irade arasındaki ayrım ve devredilemezlik vurgusu, Rousseau'ya özgü bir terimi işaret eder: genel irade. Mutlak egemen Hobbes'a aittir ve yetkinin devredilmesini savunur. Cevap: B.

Örnek 3 — Aynı ceza, farklı gece

Soru: Bir kütüphane, kitabı geç getiren herkese aynı gecikme cezasını uyguluyor. Görevli, depremden sonra evi hasar gördüğü için kitabı iki hafta geç getiren bir okuru cezadan muaf tutuyor. Görevlinin tutumu hangi kavramla açıklanır?

  • A) Herkese aynı yaptırım
  • B) Mutlak egemenlik
  • C) Hakkaniyet
  • D) Kuvvetler ayrılığı
  • E) Siyasal gerçekçilik

Çözüm: Herkese aynı cezayı vermek eşitliktir. Görevli ise genel kuralın bu somut durumda yol açacağı haksızlığı gidermek için okurun özel koşulunu gözetiyor; bu hakkaniyettir. Cevap: C.

Örnek 4 — Bilmeden seçmek

Soru: Bir sınıf, nöbet çizelgesinin kurallarını oylayacak; kimin sabah, kimin akşam nöbetine düşeceği ise oylamadan sonra kurayla belirlenecek. Öğretmen, kimse kendi nöbetini bilmediği için herkesi gözeten kuralların seçileceğini düşünüyor. Öğretmenin düşüncesi hangi kavrama dayanır?

  • A) Cehalet peçesi
  • B) Genel irade
  • C) Doğal haklar
  • D) Dağıtıcı adalet
  • E) Kuvvetler ayrılığı

Çözüm: Kararı verenler kendi konumlarını bilmiyor, bu yüzden kimseyi kayırmayan bir seçim yapmaları bekleniyor. Bu, Rawls'un cehalet peçesi düşünce deneyinin yapısıdır. Genel irade ortak iyiye yönelmeyi anlatır, konumun bilinmemesini değil. Cevap: A.

5Tuzaklar

  • Genel iradeyi çoğunluğun oyu sanmak. Rousseau genel iradeyi kişisel isteklerin toplamından ayırır; «en çok kişinin istediği» vurgusu tek başına genel iradeyi göstermez.
  • Hobbes ile Rousseau'yu «sözleşme» kelimesinden ötürü eşlemek. İkisi de sözleşmeden söz eder, ama Hobbes yetkiyi mutlak bir egemene devrettirir, Rousseau egemenliği halkta bırakır ve devredilemez sayar.
  • Kuvvetler ayrılığını yöneticiye güvensizlik diye okumak. Montesquieu'nün gerekçesi kişinin niyeti değil, denetimsiz gücün kötüye kullanılma ihtimalidir.
  • Eşitlik ile hakkaniyeti özdeş saymak. Herkese aynı kural eşitliktir; kuralın somut durumdaki haksızlığını özel koşulu gözeterek gidermek hakkaniyettir.
  • Düzeltici adaleti cezalandırmanın kendisi sanmak. Düzeltici adalet, bozulan dengenin onarılmasıdır; ölçü kişinin değeri değil, verilen zararın karşılanmasıdır.
  • Machiavelli sorusunu yorum tartışmasına çevirmek. Sınav onun iyi mi kötü mü olduğunu değil, iktidarın korunmasını olanın gözüyle ele aldığını tanımanı ister.

6Tekrar kartı

  • Egemenliğin dayanağı tek kişi, bir zümre ya da halk olabilir; Bodin egemenliği sürekli ve mutlak güç diye tanımlar.
  • Hobbes: bölünmez, sınırsız egemen. Rousseau: egemenlik genel iradedir, halka aittir, devredilemez ve bölünemez.
  • Montesquieu: yasama, yürütme, yargı ayrı ellerde olmalı; güç ancak güçle durdurulur.
  • Locke: doğal haklar (yaşam, özgürlük, mülkiyet) devletten önce gelir.
  • İnsan hakları evrenseldir; İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 1948'de kabul edildi.
  • Aristoteles: dağıtıcı adalet orantılı paylaşım, düzeltici adalet bozulan dengenin onarımı.
  • Eşitlik herkese aynı kural; hakkaniyet özel koşulu gözetmek. Rawls: cehalet peçesi ardında ilke seçmek.
  • Machiavelli: iktidarı elde tutmaya gerçekçi bakış; amaç–araç tartışması.

7Alıştırma

  1. Soru 1 · Kolay

    Rousseau'nun egemenliğin kaynağı saydığı, ortak iyiyi hedefleyen topluluk iradesine ne ad verilir?

    1. A)Herkesin iradesi
    2. B)Genel irade
    3. C)Mutlak egemen
    4. D)Cehalet peçesi
    5. E)Hakkaniyet
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Rousseau ortak iyiye yönelen topluluk iradesini genel irade diye adlandırır.

  2. Soru 2 · Kolay

    Devlet gücünün yasama, yürütme ve yargı olarak ayrı ellere verilmesini savunan düşünür kimdir?

    1. A)Hobbes
    2. B)Aristoteles
    3. C)Rawls
    4. D)Montesquieu
    5. E)Bodin
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Kuvvetler ayrılığı ilkesi ders kitaplarında Montesquieu ile özdeşleşmiştir.

  3. Soru 3 · Kolay

    İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi hangi yıl kabul edilmiştir?

    1. A)1948
    2. B)1923
    3. C)1789
    4. D)1960
    5. E)1919
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Beyanname Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda 1948 yılında kabul edilmiştir.

  4. Soru 4 · Kolay

    «Prens» adlı eserinde yöneticinin gücünü nasıl koruyacağını gerçekçi bir bakışla tartışan düşünür kimdir?

    1. A)Locke
    2. B)Rousseau
    3. C)Montesquieu
    4. D)Rawls
    5. E)Machiavelli
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Prens, iktidarın elde tutulmasını olanın gözüyle ele alan Machiavelli'nin eseridir.

  5. Soru 5 · Orta

    Aristoteles'e göre ortak değerlerin kişilere hak ettikleri ölçüde, orantılı olarak paylaştırılması hangi adalet türüdür?

    1. A)Düzeltici adalet
    2. B)Hakkaniyet olarak adalet
    3. C)Dağıtıcı adalet
    4. D)Yasa önünde eşitlik
    5. E)Genel irade
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Orantılı paylaşım, Aristoteles'in dağıtıcı adalet dediği türün ölçüsüdür.

  6. Soru 6 · Orta

    Bir esnaf, komşusunun camını kırınca camın bedelini ödüyor ve aradaki denge yeniden kuruluyor. Bu durum Aristoteles'in hangi adalet türüne örnektir?

    1. A)Düzeltici adalet
    2. B)Dağıtıcı adalet
    3. C)Cehalet peçesi
    4. D)Pozitif özgürlük
    5. E)Halk egemenliği
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Karşılıklı ilişkide bozulan dengenin zararın karşılanmasıyla onarılması düzeltici adalettir.

  7. Soru 7 · Orta

    Hobbes'un egemenlik anlayışını en iyi özetleyen ifade hangisidir?

    1. A)Egemenlik halktadır ve devredilemez.
    2. B)Güç üç ayrı organ arasında paylaştırılmalıdır.
    3. C)Egemenlik, kişilerin konumlarını bilmeden seçtiği ilkelere dayanır.
    4. D)Hakları korumayan yönetime direnilebilir.
    5. E)Güvenlik için bütün yetki bölünmez bir egemende toplanmalıdır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Hobbes kargaşadan korunmak için yetkinin tek ve mutlak bir egemende birleşmesini savunur.

  8. Soru 8 · Orta

    Bir düşünür, yaşam, özgürlük ve mülkiyetin hiçbir yönetimin bağışı olmadığını, yönetimin bunları korumak için var olduğunu söylüyor. Bu düşünür kim olabilir?

    1. A)Machiavelli
    2. B)Locke
    3. C)Bodin
    4. D)Montesquieu
    5. E)Rawls
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Devletten önce gelen yaşam, özgürlük ve mülkiyet hakları Locke'un doğal haklar görüşünü gösterir.

  9. Soru 9 · Orta

    Bir belediye yaşlı ve engelli yurttaşların toplu taşıma ücretini, kurala göre herkesin ödediği tarifeden ayrı tutuyor. Bu uygulamayı en iyi açıklayan kavram hangisidir?

    1. A)Mutlak egemenlik
    2. B)Kuvvetler ayrılığı
    3. C)Herkesin iradesi
    4. D)Hakkaniyet
    5. E)Düzeltici adalet
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Genel tarifenin yaratacağı haksızlığı kişilerin özel koşullarını gözeterek gidermek hakkaniyetin konusudur.

  10. Soru 10 · Orta

    İnsan haklarının evrensel sayılmasının gerekçesi hangisidir?

    1. A)Yalnız belirli bir anayasada yazılı olmaları
    2. B)Egemenin isteğiyle verilmeleri
    3. C)Kişiye yalnızca insan olduğu için, ayrım gözetmeden tanınmaları
    4. D)Çoğunluğun oyuyla kabul edilmeleri
    5. E)Her ülkede farklı içerik taşımaları
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Uyruk, din, cinsiyet ve dil ayrımı yapmadan herkese tanınmaları bu hakları evrensel kılar.

  11. Soru 11 · Orta

    Bir öğrenci kendi görüşünü açıklarken kimsenin ona engel olmamasını istiyor; bir başkası ise okuluna ulaşabilmek için servis imkânı talep ediyor. Kaynaklarda anılan özgürlük ayrımına göre bu iki talep sırasıyla hangisine denk gelir?

    1. A)Negatif özgürlük, pozitif özgürlük
    2. B)Pozitif özgürlük, negatif özgürlük
    3. C)Genel irade, herkesin iradesi
    4. D)Dağıtıcı adalet, düzeltici adalet
    5. E)Yasama, yürütme
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Müdahale edilmemeyi istemek negatif, imkân sağlanmasını istemek pozitif özgürlüğe karşılık gelir.

  12. Soru 12 · Zor

    Bir yazar görüşünü şu benzetmeyle kurar: «Bir oyunun kurallarını yazacak oyuncular, masaya hangi taşla ve hangi sırayla oturacaklarını bilmeseydi, kimseyi kayırmayan kurallar yazarlardı.» Paragrafın dayandığı düşünce deneyi hangi düşünürle ve hangi kavramla eşleşir?

    1. A)Rousseau — genel irade
    2. B)Aristoteles — dağıtıcı adalet
    3. C)Montesquieu — kuvvetler ayrılığı
    4. D)Hobbes — mutlak egemen
    5. E)Rawls — cehalet peçesi
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Kural koyanların kendi konumlarını bilmemesi Rawls'un cehalet peçesi deneyinin yapısıdır.

  13. Soru 13 · Zor

    Bir öğrenci, «Rousseau'ya göre en çok oyu alan karar her zaman genel iradedir» diyor. Bu yoruma yöneltilebilecek en isabetli eleştiri hangisidir?

    1. A)Rousseau egemenliği tek bir hükümdara verir.
    2. B)Rousseau genel iradeyi kişisel isteklerin toplamından, yani herkesin iradesinden ayırır.
    3. C)Rousseau oylamayı tamamen reddeder ve yasayı yargıçlara bırakır.
    4. D)Genel irade yalnızca yürütme organının iradesidir.
    5. E)Rousseau'ya göre egemenlik bölünüp devredilebilir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Genel irade ortak iyiye yöneliktir; kişisel çıkarların sayısal toplamıyla aynı şey sayılmaz.

  14. Soru 14 · Zor

    Bir yazar Machiavelli'yi, siyaseti olması gereken gibi değil olduğu gibi anlattığı için övüyor; bir başkası ise amaç uğruna her aracı göze almanın hakları çiğnemeye kapı açtığını söylüyor. Bu iki yorumu karşılaştıran yansız bir okur hangi yargıya varır?

    1. A)Machiavelli kuvvetler ayrılığının kurucusudur.
    2. B)Machiavelli genel iradeyi savunur.
    3. C)İki yorum da Machiavelli'nin ahlaka hiç değinmediğini kabul eder.
    4. D)Tartışma, iktidarın korunmasında ahlakın yeri sorusu etrafında dönmektedir.
    5. E)İkinci yorum Machiavelli'yi hakkaniyetin öncüsü sayar.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Övgü ve eleştiri, amaç ile araç arasındaki ilişkide ahlakın nerede durduğunu tartışmaktadır.

  15. Soru 15 · Zor

    Gücü sınırlamak isteyen biri şu satırları yazmış olsun: «Bekçiyi bekçiyle, yargıcı yargıçla değil, birini ötekiyle denetlemek gerekir; çünkü hiçbir el kendi işini tarafsız biçimde ölçemez.» Bu görüşün karşısına en açık biçimde konabilecek tez hangisidir?

    1. A)Haklar devletten önce gelir.
    2. B)Paylaşım orantılı olmalıdır.
    3. C)Bölünmüş güç kargaşa doğurur, yetki tek ve mutlak bir egemende birleşmelidir.
    4. D)İlkeler konum bilinmeden seçilmelidir.
    5. E)İnsan hakları evrenseldir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Paragraf güçlerin birbirini denetlemesini savunur; Hobbes'un bölünmez egemen tezi buna doğrudan karşıttır.

8Ustalık kapısı

5 soru, 5 dakika. 4 ya da 5 doğru yaptıysan sıradaki derse, «Bilimin tanımı ve yöntemi» dersine geç. 3 ve altındaysan 3. ve 4. bölümü yeniden oku, sonra kapıyı bir kez daha çöz.

  1. Soru 1 · Orta

    Egemenliğin kaynağını bir hükümdara, ayrıcalıklı bir zümreye ya da halka dayandıran tartışma siyaset felsefesinin hangi sorusuna cevap arar?

    1. A)Devletin toprağı nasıl çizilir?
    2. B)Bir yasa kaç maddeden oluşmalıdır?
    3. C)Hangi meslek grubu daha çok vergi öder?
    4. D)En son karar verme yetkisi kime aittir?
    5. E)Sivil toplum kuruluşları nasıl kurulur?
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Egemenlik tartışması nihai yetkinin kimde bulunduğunu ve neye dayandığını sorar.

  2. Soru 2 · Orta

    Düşünür ile kavram arasında kurulan bağlardan hangisi hatalıdır?

    1. A)Montesquieu — kuvvetler ayrılığı
    2. B)Hobbes — genel irade
    3. C)Locke — doğal haklar
    4. D)Rawls — cehalet peçesi
    5. E)Aristoteles — düzeltici adalet
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Genel irade Rousseau'nun kavramıdır; Hobbes mutlak egemen düşüncesiyle anılır.

  3. Soru 3 · Zor

    Bir mahalle kooperatifinde aidat herkes için aynı. Yönetim kurulu, işini kaybeden bir üyenin aidatını altı ay erteliyor ve bunun, kuralı bozmak değil kuralın amacına sadık kalmak olduğunu söylüyor. Bir üye ise «Eşitlik bozuldu» diye itiraz ediyor. Bu tartışmada iki taraf hangi ayrımın farklı yanlarını savunmaktadır?

    1. A)Dağıtıcı ile düzeltici adalet
    2. B)Genel irade ile herkesin iradesi
    3. C)Yasama ile yargı
    4. D)Doğal hak ile temel hak
    5. E)Hakkaniyet ile eşitlik
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Kurul özel koşulu gözeterek hakkaniyeti, itiraz eden üye ise herkese aynı kuralı yani eşitliği savunuyor.

  4. Soru 4 · Zor

    Felsefe dergisindeki kurgusal bir denemede şu cümleler yer alıyor: «Yasayı koyan, ona kendisi de uyacak olan topluluğun bütünüdür. Kimse bu yetkiyi bir başkasına emanet edemez; emanet edilen şey artık o topluluğun iradesi olmaktan çıkar.» Bu paragrafın sahibi olabilecek düşünür ve dayandığı kavram hangisidir?

    1. A)Rousseau — devredilemez egemenlik ve genel irade
    2. B)Hobbes — mutlak egemen
    3. C)Montesquieu — kuvvetler ayrılığı
    4. D)Bodin — sürekli ve mutlak egemenlik
    5. E)Machiavelli — iktidarın korunması
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Yasayı koyanın topluluğun bütünü olması ve yetkinin devredilemezliği Rousseau'nun genel irade görüşüdür.

  5. Soru 5 · Zor

    Bir okulun disiplin kurulu, kuralları yazan müdürün kurula başkanlık edip cezaları da tek başına belirlemesine karşı çıkıyor; kurul üyeleri müdürün adil biri olduğunu da kabul ediyor. Kurulun tutumu hangi görüşle en iyi açıklanır ve gerekçesi nedir?

    1. A)Hobbes — gücün bölünmesi kargaşa doğurur
    2. B)Rawls — kurallar konum bilinmeden seçilmeli
    3. C)Montesquieu — kural koyma, uygulama ve yargılama ayrı ellerde olmalı, çünkü sorun kişinin niyeti değil denetimsiz güçtür
    4. D)Locke — mülkiyet hakkı korunmalı
    5. E)Aristoteles — paylaşım orantılı olmalı
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Müdürün adil bulunmasına rağmen itiraz edilmesi, gerekçenin kişiye değil gücün tek elde toplanmasına yöneldiğini gösterir.

FL07 — Siyaset Felsefesi

Modülün bütün dersleri bitince işaretle; modül 1, 3, 7 ve 21. günlerde YKS ana sayfasındaki tekrar listesine döner.