İçeriğe geç

YKS Türk Dili ve Edebiyatı · Servetifünun ve Fecriati · EDB-E10-L01

Servetifünun'un genel özellikleri

AYTsınavdaki ağırlığı orta· 8 bölüm

1Kanca

Refia, yeni üniteye geçmeden defterine bir ok çizdi ve yanına yazdı: «Batı'ya açılan her kuşak Türkçeyi biraz daha sadeleştirdi.» Ertesi gün okul kütüphanesinde Sunay aynı romanın iki baskısını masaya bıraktı. Birinin kapağında «sadeleştirilmiş metin» yazıyordu. Ötekinin hemen her sayfasının altı kelime açıklamalarıyla doluydu. Roman Servetifünun döneminde yazılmıştı ve yazarı Fransız romanını yakından tanıyan biriydi. Refia açıklamalı baskıdan bir cümleyi yüksek sesle okumayı denedi, üçüncü tamlamada durdu. Oku silmedi ama ucuna bir kıvrım ekledi: Batı'yı Tanzimat yazarlarından daha yakından tanıyan bu kuşak, dili sadeleştirmek yerine yeniden yoğunlaştırmıştı.

2Hedefler

  • Servetifünun topluluğunun adını, yayın organını ve dağılışını dergiyle kurduğu ilişki üzerinden açıklarsın.
  • Topluluğun sanat anlayışını, konularını, dilini ve şiir biçimlerini Tanzimat edebiyatıyla karşılaştırırsın.
  • Arapça-Farsça tamlamalarla örülmüş ağır bir cümleyi çözümleyip sade Türkçe karşılığını kurarsın.
  • Bir şiir ya da roman parçasındaki ipuçlarından Servetifünun anlayışına yaklaşan özellikleri gerekçesiyle ayırt edersin.

3Konu anlatımı

Bir derginin çevresinde toplanan kalemler

Tanzimat'ın ikinci kuşağında sanatı kendi değeri için yapma eğilimi, bireysel konular ve yeniden ağırlaşan dil belirmişti. Servetifünun bu eğilimleri bir derginin sayfalarında buluşturup bir topluluğun ortak tutumuna çevirir.

Ders kitaplarına göre «Servet-i Fünun» önce Ahmet İhsan'ın çıkardığı, bilim ve fen konularına ağırlık veren bir dergiydi. Adı da bunu söyler: «fünun» fenler, bilgiler demektir; dergi «fenlerin zenginliği» gibi bir ad taşır. 1896'da Tevfik Fikret derginin yazı işlerini üstlenince sayfalar edebiyata açılır ve genç şairlerle yazarlar bu dergide toplanmaya başlar. Böylece bir yayın organının adı, onun etrafında birleşen sanatçıların ortak adı olur.

Topluluğa bir ad daha verilir: Edebiyat-ı Cedide, yani «yeni edebiyat». Bu ad, kendilerini eski şiir anlayışının karşısında konumlandıran bir kuşağın iddiasını taşır. Bu kuşağın arkasında bir de yol gösteren durur. Tanzimat'ın ikinci kuşağından tanıdığın Recaizade Mahmut Ekrem, ders kitaplarında genç sanatçıları destekleyen ve topluluğun oluşmasını hazırlayan isim olarak anılır.

Topluluğun ömrü kısadır. Ders kitapları dergiyi 1901'de, Hüseyin Cahit'in Fransızcadan çevirdiği «Edebiyat ve Hukuk» adlı yazının yayımlanması üzerine kapatılmış olarak verir. Yayın organını kaybeden topluluk dağılır. Bu yüzden Servetifünun genellikle 1896–1901 yıllarıyla sınırlanır.

Tanzimat yazarları gazeteyi halka seslenmenin aracı olarak kullanmıştı. Servetifünun'da dergi başka bir işe yarar: dağınık kalemleri aynı zevk ve aynı ilkeler çevresinde bir araya getirir. Topluluğun adını nereden aldığını da, 1901'de neden birden dağıldığını da bu bağ açıklar.

Sanat kendisi için, birey kendi içinde

Topluluğun temel ilkesi sanat için sanattır. Eserin değeri bir öğüt taşımasında değil, kendi güzelliğinde ve işçiliğinde aranır. Bu ilke ikinci kuşakta bir eğilimdi; Servetifünun'da topluluğun ortak tavrı olur.

Konularda da aynı kayma görülür: toplumu ilgilendiren vatan, hürriyet ve adalet düşüncesi geri çekilir, öne bireyin iç dünyası çıkar: aşk, doğa, yalnızlık, hüzün. Eserlerde belirgin bir karamsarlık sezilir. Kahramanlar ve şiirdeki konuşan kişiler çoğu zaman kurdukları hayal ile karşılaştıkları gerçek arasında sıkışır; ders kitapları buna hayal–gerçek çatışması der. Bu çatışmadan bir kaçış teması doğar: içinde bulunulan çevreden uzak bir yere, doğaya ya da kişinin kendi iç dünyasına çekilme isteği.

Ders kitapları bu içe kapanışı, dönemin sıkı sansür ortamında siyasi konulara girmenin zorluğuyla da ilişkilendirir. Siyasi arka plan için Tarih akademisinde «En Uzun Yüzyıl: 19. Yüzyıl Osmanlı» adlı modüle bak; burada yalnız edebiyata yansıyan yönüyle ilgileniyoruz.

Ağır dil: süs bilinçli bir tercihti

Kancadaki kıvrım buradan doğar. Tanzimat'ın ilk kuşağı, özellikle nesirde, geniş bir okura ulaşmak için anlaşılır bir dili savunmuştu. Servetifünun sanatçıları ise dili bir anlatım aracından çok bir sanat malzemesi olarak görür. Arapça ve Farsça kelimeler, çoğu kez sözlükten bulunup çıkarılmış az bilinen kelimeler, Farsça kurallarla kurulmuş uzun tamlamalar yazının dokusunu oluşturur. Fransızcanın etkisiyle cümleler de uzar, iç içe geçer, yeni bir söz dizimi kazanır.

Bu ağırlığın bir sonucu vardır: topluluk, Batı edebiyatını tanıyan, eğitimli ve dar bir aydın kesime seslenir. Tanzimat'ın halkı eğitmek isteyen kalemleriyle aradaki fark yalnız kelimelerde değil, okurun kim olduğundadır.

Şiirde biçim: Batı'dan gelen kalıplar, aruzun yeni sesi

Servetifünun şairleri şiirlerinin büyük bölümünü aruzla yazar, ama aruzu divan şiirindeki gibi kullanmaz. Ölçüyü konuşma diline yaklaştırmaya, şiire nesir cümlesinin akışını taşımaya çalışırlar. Bir cümle tek dizede kapanmaz; anlam bir sonraki dizeye, hatta bir sonraki bende taşar.

Biçimde iki yenilik öne çıkar. Nazım birimini anlattığımız derste gördüğün sone, iki dörtlük ve iki üçlükle kurulan Batı kökenli biçimdir. Serbest müstezat ise ölçünün derslerinden tanıdığın gibi aruzla yazılır, ama aynı şiirde uzunluğu birbirini tutmayan dizeler yer alır.

Divan şiirine giriş dersinde parça güzelliği ile tanışmıştın: her beyit kendi içinde kapanır, yerinden alınınca da anlaşılır. Servetifünun şiiri bu ilkenin karşısına bütün güzelliğini koyar. Şiir baştan sona tek bir konu çevresinde kurulur; tek bir dizeyi koparıp aldığında anlam çoğu kez yarım kalır.

Batı'dan gelen akımlar

Topluluğun gözü Fransız edebiyatındadır. Ders kitapları şiirde iki akımın izini sürer: biçim kusursuzluğunu ve nesnel tasviri öne alan parnasizm ile duyguyu açıkça söylemek yerine sezdiren, sözün müziğine önem veren sembolizm. Sembolizmin bu topluluktaki adı Cenap Şahabettin'dir. Romanda ise gözleme dayanan realizm ile kişiyi kalıtım ve çevrenin etkisiyle açıklayan natüralizm belirleyicidir.

Roman ve hikâyede Batılı teknik

Tanzimat romanında yazar anlatıyı sık sık keser, okuruna döner, ona bilgi aktarır; olaylar çoğu kez tesadüfle ilerler. Servetifünun romanında yazar geri çekilir. Kişilerin iç dünyası ayrıntılı ruh çözümlemeleriyle, mekânlar uzun tasvirlerle verilir; olay örgüsü daha sıkı kurulur. Aynı tutum hikâyeye de geçer: anlatıcı geri çekilir, kısa bir kesitte bir kişinin iç dünyası işlenir. Romanların dünyası çoğunlukla İstanbul'dur ve kişiler çoğu kez aydın, varlıklı çevrelerden gelir.

Ders kitapları Halit Ziya Uşaklıgil'in «Mai ve Siyah» ile «Aşk-ı Memnu»sunu Batılı tekniğe uygun ilk romanlar sayar. Mehmet Rauf'un «Eylül»ü ise ilk psikolojik roman unvanıyla anılır. Bu yazarların ayrıntısı modülün sonraki derslerinde.

Omurga: Tanzimat ile Servetifünun

ÖlçütTanzimatServetifünun
Sanat anlayışıBirinci kuşakta toplum için sanat; ikinci kuşakta sanat için sanata yönelişSanat için sanat, topluluğun ortak ilkesi
KonuVatan, hürriyet, adalet, yanlış Batılılaşma, esaret; ikinci kuşakta bireysel konularAşk, doğa, hüzün, karamsarlık, hayal–gerçek çatışması, kaçış
DilBirinci kuşak nesirde sadeleşmeyi savunur; ikinci kuşakta dil yeniden ağırlaşırAğır ve süslü; Arapça-Farsça tamlamalar, az bilinen kelimeler, uzun cümleler
OkurHalkın geniş kesimiEğitimli, dar bir aydın kesim
Şiir biçimiDivan biçimleri çoğunlukla korunur, içleri yeni düşüncelerle doldurulurSone, serbest müstezat; bütün güzelliği; anlam dizeden dizeye taşar
Romanın tekniğiYazar araya girer, tesadüf ve ahlaki ders ağır basarYazar görünmez; ruh çözümlemesi, tasvir, sıkı olay örgüsü
Etkilendiği akımRomantizm, yer yer realizmŞiirde parnasizm ve sembolizm; romanda realizm ve natüralizm

Tabloyu bir sütundan ötekine geçerek oku. Sanat anlayışındaki değişim öteki satırları da sürükler: okura öğüt vermeyen bir yazar halkı hedeflemek zorunda kalmaz, dilini süsleyebilir; kendi iç dünyasına dönen bir şair, şiirini tek bir duygunun etrafında bütün olarak kurar.

Metin üzerinde: ağır bir cümleyi çözmek

Aşağıdaki cümleyi bu ders için kurduk; bir yazara ait değildir, yalnız topluluğun nesir dilini göstermek için yazıldı.

Gurub-ı hazinin son ziyaları, ufk-ı bahrin üzerinde lerzan bir veda gibi sönüp gidiyordu.

Adım 1: Yabancı kelimeleri ayır. Gurub gün batımı, hazin hüzünlü, ziya ışık, ufuk ufuk, bahr deniz, lerzan titreyen demektir.

Adım 2: Tamlamaları çöz. «Gurub-ı hazin» bir Farsça sıfat tamlamasıdır: önce isim, sonra sıfat gelir; Türkçede «hüzünlü gün batımı» olur. «Ufk-ı bahr» bir Farsça isim tamlamasıdır: tamlanan önde, tamlayan arkadadır; Türkçede «denizin ufku» olur.

Adım 3: Sade karşılığı kur. «Hüzünlü gün batımının son ışıkları, denizin ufkunda titreyen bir veda gibi sönüp gidiyordu.»

Adım 4: Döneme bağla. Cümle bir öğüt taşımaz; bir doğa görüntüsünü hüzünlü bir duyguyla birleştirir. Dil bilerek ağırlaştırılmıştır, konu bireyseldir, ton karamsardır. Üç ipucu birlikte Servetifünun anlayışına işaret eder. Tek başına ağır dil yetmez: divan nesri de ağırdı. Ayırt edici olan, ağır dilin bireysel ve karamsar bir duyarlılıkla birleşmesidir.

Derginin başındaki şair

Topluluğun dergisini yöneten şair, bu ilkelerin en çok tartışılan sınavını da kendi şiirinde verir. Sonraki ders Tevfik Fikret'in yolunu izliyor: «Rübab-ı Şikeste»deki kişisel ve süslü şiirden «Sis» ve «Tarih-i Kadim»e uzanan çizgi, sanat için sanat ilkesinin bir şairin elinde nasıl sınandığını gösterecek.

4Çözümlü örnekler

Örnek 1 — Ad nereden geliyor?

Soru: Bir edebiyat topluluğunun «Servetifünun» diye anılmasının nedeni hangi seçenekte doğru açıklanmıştır?

  • A) Topluluğun kurucusu bu adı bir şiir kitabından almıştır.
  • B) Sanatçılar, daha önce bilim ve fen dergisi olarak çıkan Servet-i Fünun dergisinde toplanmıştır.
  • C) Ad, Tanzimat Fermanı'nın bir maddesinden gelir.
  • D) Topluluk yalnız bilim kitapları yazmıştır.
  • E) Ad, topluluğun dağıldıktan sonra kurduğu yeni derginin adıdır.

Çözüm: Ders kitaplarına göre dergi önce bilim ve fen ağırlıklı bir yayındı. 1896'da Tevfik Fikret yazı işlerinin başına geçince edebiyat dergisine dönüştü ve çevresinde toplanan sanatçılar derginin adıyla anıldı. D seçeneği derginin ilk niteliğini topluluğa yanlış yükler. Cevap: B.

Örnek 2 — Tablodan çıkarım

Soru: Bir öğrenci iki dönemi karşılaştırırken «Okura doğrudan seslenen, tesadüflerle ilerleyen ve ahlaki ders veren roman» notunu Servetifünun sütununa yazmış. Bu yanlışı düzeltmek için hangi bilgi kullanılmalıdır?

  • A) Servetifünun hiç roman yazmamıştır.
  • B) Servetifünun romanı halk hikâyesinin kalıplarını izler.
  • C) Servetifünun'da roman yalnız aruzla yazılır.
  • D) Bu özellikler Tanzimat romanınındır; Servetifünun romanında yazar görünmez, ruh çözümlemesi ve tasvir öne çıkar.
  • E) Bu özellikler Fecriati şiirini tanımlar.

Çözüm: Yazarın araya girmesi, tesadüf ve öğüt Tanzimat romanının bilinen özellikleridir. Servetifünun romanı Batılı tekniğe yaklaşır: anlatıcı geri çekilir, kişilerin iç dünyası ayrıntıyla işlenir. Cevap: D.

Örnek 3 — Tamlamayı doğru yönden okumak

Soru: Derse özel yazılmış «Şeb-i tarin sükûtu, bağın uykulu ağaçları arasında bir ah gibi dolaşıyordu.» cümlesinde «şeb» gece, «tar» karanlık anlamındadır. Cümlenin sade karşılığı hangisidir?

  • A) Karanlık gecenin sessizliği, bahçenin uykulu ağaçları arasında bir ah gibi dolaşıyordu.
  • B) Gecenin karanlığı bahçeden kaçıp uykulu ağaçlara saklandı.
  • C) Sessiz bir gece, ağaçları uyandırmak için bahçede dolaşıyordu.
  • D) Karanlık bir bahçede bir gece kuşu ağaçlara ah ediyordu.
  • E) Ağaçların gölgesi geceyi karanlık bir bahçeye çevirdi.

Çözüm: «Şeb-i tar» Farsça bir sıfat tamlamasıdır; isim önde, sıfat arkadadır ve Türkçede «karanlık gece» olur. «Sükût» sessizlik, «bağ» bahçe demektir. Öteki seçenekler cümlede olmayan olaylar ekler. Cevap: A.

Örnek 4 — Biçimi tanımak

Soru: Bir şiir için şu bilgiler veriliyor: ölçüsü aruzdur, dizelerin uzunluğu birbirini tutmaz, anlam bir dizede bitmeyip sonrakine geçer. Bu şiir hangi biçimle ve hangi dönemle en çok uyuşur?

  • A) Gazel; divan şiiri
  • B) Koşma; halk şiiri
  • C) Serbest müstezat; Servetifünun
  • D) Sone; Tanzimat'ın birinci kuşağı
  • E) Rubai; divan şiiri

Çözüm: Aruza bağlı kalıp dize uzunluğunu serbest bırakan biçim serbest müstezattır; anlamın dizeden dizeye taşması da Servetifünun şiirinin işaretidir. Gazel ve rubainin dizeleri eşit uzunluktadır, koşma heceyle yazılır. Cevap: C.

5Tuzaklar

  • Batılılaşma arttıkça dilin hep sadeleştiğini sanmak. Servetifünun Batı'yı Tanzimat'tan daha yakından tanır, ama dilini bilerek ağırlaştırır; sadeleşme Millî Edebiyat'ta ilke olur.
  • Ağır dili tek başına Servetifünun ipucu saymak. Divan nesri de ağırdır; ayırt edici olan ağır dilin bireysel konu, karamsar ton ve Batılı biçimle birleşmesidir.
  • Serbest müstezatı ölçüsüz şiir sanmak. Dize uzunlukları değişir, ama ölçü aruzdur.
  • Derginin baştan edebiyat dergisi olduğunu düşünmek. Servet-i Fünun önce bilim ve fen ağırlıklı bir yayındı; 1896'da Tevfik Fikret'in yönetimiyle edebiyata açıldı.
  • Parça güzelliği ile bütün güzelliğini karıştırmak. Beytin kendi içinde kapanması divan şiirinin ilkesidir; Servetifünun şiiri bir bütün olarak kurulur.

6Tekrar kartı

  • Topluluk adını Servet-i Fünun dergisinden alır; dergi önce bilim ve fen yayınıdır, 1896'da Tevfik Fikret'in yönetimiyle edebiyata açılır. Öteki adı Edebiyat-ı Cedide.
  • Recaizade Mahmut Ekrem topluluğa yol gösterir; dergi 1901'de «Edebiyat ve Hukuk» çevirisi yüzünden kapatılır ve topluluk dağılır.
  • İlke: sanat için sanat. Konular: aşk, doğa, hüzün, karamsarlık, hayal–gerçek çatışması, kaçış.
  • Dil: ağır ve süslü; Arapça-Farsça tamlamalar, az bilinen kelimeler, Fransızca etkili uzun cümleler. Okur: eğitimli, dar aydın kesim.
  • Şiir: büyük ölçüde aruz, ama konuşma diline yaklaştırılmış; sone ve serbest müstezat; bütün güzelliği; anlam dizeden dizeye taşar.
  • Akımlar: şiirde parnasizm ve sembolizm (Cenap Şahabettin), romanda realizm ve natüralizm.
  • Roman: yazar görünmez, ruh çözümlemesi ve tasvir; Halit Ziya Batılı tekniğe uygun ilk romanlar, Mehmet Rauf «Eylül» ilk psikolojik roman.

7Alıştırma

  1. Soru 1 · Kolay

    Servetifünun topluluğu adını hangi yayından almıştır?

    1. A)Tercüman-ı Ahval gazetesi
    2. B)Servet-i Fünun dergisi
    3. C)Tasvir-i Efkâr gazetesi
    4. D)Hürriyet gazetesi
    5. E)Genç Kalemler dergisi
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Sanatçılar bu dergide toplandığı için topluluk derginin adıyla anılır; öteki yayınlar başka dönemlere aittir.

  2. Soru 2 · Kolay

    Servetifünun şairlerinin Batı'dan alıp kullandığı, iki dörtlük ve iki üçlükle kurulan biçim hangisidir?

    1. A)Gazel
    2. B)Tuyuğ
    3. C)Koşma
    4. D)Sone
    5. E)Mesnevi
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. On dört dizelik sone Batı kökenlidir; gazel, tuyuğ ve mesnevi divan, koşma halk şiiri biçimidir.

  3. Soru 3 · Kolay

    Servetifünun topluluğuna verilen ve «yeni edebiyat» anlamına gelen öteki ad hangisidir?

    1. A)Edebiyat-ı Cedide
    2. B)Fecriati
    3. C)Yeni Lisan
    4. D)Garip
    5. E)Beş Hececiler
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Edebiyat-ı Cedide yeni edebiyat demektir; öteki adlar sonraki topluluk ya da hareketlere aittir.

  4. Soru 4 · Kolay

    Servetifünun sanatçılarının benimsediği sanat anlayışı hangisidir?

    1. A)Edebiyatı halkı eğitmenin aracı saymak
    2. B)Eser aracılığıyla yurt sevgisini aşılamak
    3. C)Edebiyatı devlet işlerine yardımcı görmek
    4. D)Yalnız dinî konuları işlemek
    5. E)Sanat için sanat ilkesiyle eserin değerini kendi güzelliğinde aramak
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Topluluk eserden öğüt beklemez, onu kendi güzelliğiyle değerlendirir; öteki seçenekler toplum için sanata yakındır.

  5. Soru 5 · Orta

    Sabiha, derse özel yazılmış «Leyl-i siyahın sükûtunda kalbim bir yetim gibi ağlıyordu.» cümlesinin dil özelliğini soruyor. Doğru tespit hangisidir?

    1. A)Yalnız gündelik konuşma kelimeleriyle kurulmuştur.
    2. B)Halk şiirinin söyleyişini taklit eder.
    3. C)Farsça tamlama ve Arapça kelimelerle ağır, süslü bir dil taşır.
    4. D)Fransızca kelimelerle yazılmıştır.
    5. E)Hece ölçüsünün sadeliğini gösterir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. «Leyl-i siyah» kara gece anlamında Farsça bir tamlamadır, «sükût» da Arapça kökenlidir; bu yoğunluk Servetifünun nesrini andırır.

  6. Soru 6 · Orta

    Serbest müstezat için hangisi doğrudur?

    1. A)Ölçüsü aruzdur; aynı şiirde birbirinden farklı uzunlukta dizeler bulunur.
    2. B)Hiçbir ölçüye bağlı değildir.
    3. C)Hece ölçüsünün yedili kalıbıyla yazılır.
    4. D)Yalnız beyitlerden oluşur.
    5. E)Halk şiirinden alınmış bir biçimdir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Serbest müstezatta dize uzunluğu değişir, ama dizeler aruz kalıbının birimleriyle kurulur.

  7. Soru 7 · Orta

    Servetifünun'u Tanzimat'ın birinci kuşağından ayıran konu tercihi hangi seçenekte verilmiştir?

    1. A)Meşrutiyet, kanun ve millet sevgisi
    2. B)Tasarruf, çalışkanlık ve eğitim
    3. C)Gazete aracılığıyla halka seslenme
    4. D)Kahramanlık ve savaş anlatıları
    5. E)Bireyin iç dünyası, karamsarlık ve hayal ile gerçek arasındaki çatışma
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Toplumsal kavramlar birinci kuşakta ağır basar; Servetifünun bireyin iç dünyasına ve hüzne döner.

  8. Soru 8 · Orta

    Rebia, bir Servetifünun şiirinden tek bir dize alınca anlamın yarım kaldığını fark ediyor. Rebia'nın gözlemini hangi ilke açıklar?

    1. A)Şiir parça güzelliği ilkesiyle kurulmuştur.
    2. B)Şiir bir bütün olarak kurulur ve anlam bir dizeden ötekine taşar.
    3. C)Şiir beyitlerle yazılmıştır.
    4. D)Şiir hece ölçüsüyle yazılmıştır.
    5. E)Şiir halk şiirinin dörtlüğünü kullanır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Bütün güzelliğinde anlam tek dizede kapanmaz; parça güzelliği ise beytin kendi içinde tamamlanmasıdır.

  9. Soru 9 · Orta

    Servetifünun'da etkili olan Batı akımları türlere göre hangi seçenekte doğru eşleştirilmiştir?

    1. A)Şiirde realizm, romanda sembolizm
    2. B)Şiirde klasisizm, romanda romantizm
    3. C)Şiirde natüralizm, romanda parnasizm
    4. D)Şiirde parnasizm ve sembolizm, romanda realizm ve natüralizm
    5. E)Şiirde ve romanda yalnız romantizm
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Ders kitapları şiirde parnasizm ile sembolizmin, romanda ise realizm ile natüralizmin izini sürer.

  10. Soru 10 · Orta

    Tanzimat'ın ikinci kuşağından gelip Servetifünun sanatçılarına yol gösteren isim hangisidir?

    1. A)Şinasi
    2. B)Ziya Paşa
    3. C)Recaizade Mahmut Ekrem
    4. D)Ahmet Mithat Efendi
    5. E)Namık Kemal
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Ders kitapları Recaizade'yi genç sanatçıları destekleyip topluluğun oluşmasını hazırlayan isim olarak anar.

  11. Soru 11 · Orta

    Servetifünun romanı için hangisi söylenebilir?

    1. A)Yazar olayların arasına girip okura seslenmez; kişilerin iç dünyası ve mekân ayrıntılı tasvirle verilir.
    2. B)Olaylar çoğunlukla tesadüflerle ilerler.
    3. C)Romanın amacı okura ahlaki öğüt vermektir.
    4. D)Roman manzum olarak, aruzla yazılır.
    5. E)Romanların dünyası yalnız köy hayatıdır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Görünmeyen anlatıcı ve ruh çözümlemesi Batılı tekniğin işaretidir; tesadüf ve öğüt Tanzimat romanına aittir.

  12. Soru 12 · Zor

    Somer şöyle diyor: «Batı'yı tanıdıkça yazarlarımız dili hep sadeleştirdi; Servetifünun da bu çizginin bir halkasıdır.» Somer'in yanılgısını gideren bilgi hangisidir?

    1. A)Servetifünun sanatçıları Batı edebiyatını hiç tanımamıştır.
    2. B)Tanzimat yazarları yalnız Arapça yazmıştır.
    3. C)Servetifünun dili halk şiirinden almıştır.
    4. D)Sadeleşme divan şiirinde tamamlanmıştır.
    5. E)Servetifünun Batı'ya daha yakından bakmasına rağmen dili sadeleştirmemiş, bilerek ağırlaştırmıştır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Batı etkisi ile dilin sadeleşmesi aynı yönde ilerlemez; Servetifünun Fransız edebiyatından beslenirken dili süsler.

  13. Soru 13 · Zor

    Rasime üç özellik sıralıyor. Birincisi: sone ve serbest müstezat gibi biçimleri kullanmak. İkincisi: şiirde hece ölçüsünü ilke edinmek. Üçüncüsü: anlamı bir dizeden sonrakine taşırmak. Bunlardan hangileri Servetifünun şiirinin özellikleriyle örtüşür?

    1. A)Yalnız ikincisi
    2. B)Birincisi ile üçüncüsü
    3. C)Yalnız birincisi
    4. D)İkincisi ile üçüncüsü
    5. E)Üçü de
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Servetifünun şairleri büyük ölçüde aruzla yazar; hece ölçüsünü ilke edinmek sonraki Millî Edebiyat'ın tutumudur.

  14. Soru 14 · Zor

    Derse özel bir roman parçasında anlatıcı hiç görünmüyor, okura seslenmiyor; kahramanın içinden geçenler satır satır çözümleniyor, İstanbul'daki bir yalının odaları uzun tasvirlerle veriliyor. Parça hangi döneme ve neden en çok yaklaşır?

    1. A)Tanzimat'ın birinci kuşağına; çünkü yazar okuru eğitir.
    2. B)Divan edebiyatına; çünkü mesnevi biçimindedir.
    3. C)Halk edebiyatına; çünkü bir halk hikâyesidir.
    4. D)Servetifünun'a; çünkü görünmeyen anlatıcı, ruh çözümlemesi ve tasvir Batılı roman tekniğine işaret eder.
    5. E)Ahmet Mithat'ın anlayışına; çünkü anlatıcı bilgi verir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Parçada öğüt ve anlatıcı müdahalesi yoktur; iç dünya ve mekân ayrıntısı Servetifünun romanının işaretidir.

  15. Soru 15 · Zor

    Servetifünun'un dağılmasıyla ilgili doğru bilgi hangisidir?

    1. A)Topluluk adını Fecriati olarak değiştirip aynı dergide sürdü.
    2. B)Dergiyi Tevfik Fikret kendisi kapattı ve hece ölçüsüne geçti.
    3. C)Dergi, Hüseyin Cahit'in Fransızcadan çevirdiği bir yazı yüzünden 1901'de kapatıldı ve topluluk ortak yayın organını kaybetti.
    4. D)Topluluk Millî Edebiyat'a katılmak için dergiyi bıraktı.
    5. E)Dergi hiç kapatılmadı, topluluk yalnız gazetelerde yazdı.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Ders kitapları kapatılmayı «Edebiyat ve Hukuk» çevirisine bağlar; yayın organı gidince topluluk dağılır.

8Ustalık kapısı

5 soru, 5 dakika. 4 ya da 5 doğru yaptıysan sıradaki derse, «Tevfik Fikret» dersine geç. 3 ve altındaysan 3. ve 4. bölümü yeniden oku, sonra kapıyı bir kez daha çöz.

  1. Soru 1 · Orta

    Servet-i Fünun dergisi edebiyat topluluğunun yayın organı olmadan önce nasıl bir yayındı?

    1. A)Bilim ve fen konularına ağırlık veren bir dergiydi.
    2. B)Yalnız mizah yazıları yayımlayan bir dergiydi.
    3. C)Devletin resmî gazetesiydi.
    4. D)Halk şairlerinin koşmalarını toplayan bir dergiydi.
    5. E)Tanzimat tiyatrosunun oyunlarını basan bir yayındı.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Adındaki fünun kelimesi fenler anlamına gelir; dergi 1896'dan sonra edebiyata açılmıştır.

  2. Soru 2 · Orta

    Servetifünun yazarlarının seslendiği okur kitlesi için hangisi doğrudur?

    1. A)Okuma yazmayı yeni öğrenen geniş halk kesimi
    2. B)Batı edebiyatını tanıyan, eğitimli ve dar bir aydın kesim
    3. C)Yalnız çocuklar ve gençler
    4. D)Kahvehanelerde meddah dinleyenler
    5. E)Yalnız saray çevresi
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Ağır dil ve Batılı teknik eğitimli bir okuru gerektirir; geniş halka seslenmek Tanzimat'ın birinci kuşağının hedefiydi.

  3. Soru 3 · Zor

    Suna, Tanzimat ile Servetifünun'u karşılaştıran bir tablo hazırlamış. Tablodaki satırlardan hangisi yanlıştır?

    1. A)Sanat anlayışı: birinci kuşakta toplum için sanat, Servetifünun'da sanat için sanat
    2. B)Konu: Tanzimat'ta vatan ve hürriyet ağır basar, Servetifünun'da bireyin iç dünyası
    3. C)Roman tekniği: Tanzimat'ta yazar görünmez, Servetifünun'da sık sık araya girip okura seslenir
    4. D)Şiir biçimi: Tanzimat'ta divan biçimleri çoğunlukla korunur, Servetifünun'da sone ve serbest müstezat görülür
    5. E)Okur: Tanzimat halkı, Servetifünun dar bir aydın kesimi hedefler
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Satır iki dönemi ters çevirir; okura seslenen yazar Tanzimat romanının, görünmeyen anlatıcı Servetifünun romanının özelliğidir.

  4. Soru 4 · Zor

    Derse özel yazılmış «Bahar-ı ömrüm, bir tıfl-ı nalanın gözyaşları gibi sessizce geçti.» cümlesinde «tıfl» çocuk, «nalan» inleyen anlamındadır. Cümlenin sade karşılığı hangisidir?

    1. A)Baharın ömrü, inleyen çocuklar gibi sessizce geçti.
    2. B)Ömrüm boyunca her baharda bir çocuk gözyaşı döktü.
    3. C)Bir çocuğun baharı benim ömrüm gibi sessizce geçti.
    4. D)Ömrümün baharı, inleyen bir çocuğun gözyaşları gibi sessizce geçti.
    5. E)İnleyen bahar, ömrümü çocukken sessizce geçirdi.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. «Bahar-ı ömr» Farsça isim tamlamasıdır ve ömrün baharı olarak okunur; «tıfl-ı nalan» ise inleyen çocuk demektir.

  5. Soru 5 · Zor

    Sezer, «Servetifünun şairleri ağır dil ve aruz kullandıkları için divan şiirine geri dönmüştür» diyor. Sezer'e verilebilecek en sağlam karşılık hangisidir?

    1. A)Servetifünun şairleri aruzu hiç kullanmamıştır.
    2. B)Divan şiiri hece ölçüsüyle yazılmıştır.
    3. C)Servetifünun şiirinde Arapça ve Farsça kelime bulunmaz.
    4. D)Servetifünun şairleri yalnız gazel ve kaside yazmıştır.
    5. E)Dil ağır, ölçü aruz olsa da sone ve serbest müstezat gibi Batılı biçimler, bütün güzelliği ve dizeden taşan anlam onları divan şiirinden ayırır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Ölçü ve dil ortak olabilir; ayrımı biçim, yapı ve Batı etkisi yapar, öteki seçenekler yanlış bilgiye dayanır.

E10 — Servetifünun ve Fecriati

Modülün bütün dersleri bitince işaretle; modül 1, 3, 7 ve 21. günlerde YKS ana sayfasındaki tekrar listesine döner.