İçeriğe geç

YKS Türk Dili ve Edebiyatı · Divan Edebiyatı · EDB-E08-L01

Divan edebiyatının genel özellikleri

AYTher yıl mutlaka soru çıkan konu· 8 bölüm

1Kanca

Belma, ödevi için okul kütüphanesinden bir divan şiiri seçkisi aldı. İlk gazeli okuyunca defterine şunu yazdı: «Şair sevdiği kızı anlatıyor: uzun boylu, pembe yanaklı, kaşları kavisli.» Birkaç sayfa sonra, yüz yıl kadar sonra yaşamış başka bir şairin gazelinde aynı servi boyla, aynı gül yanakla, aynı yay kaşla karşılaştı. Üçüncü şiirde de öyle. Defterdeki notu kalemle çizdi ve sayfanın altındaki açıklamalara baktı: «servi: sevgilinin boyu», «gül: sevgilinin yanağı», «yay: kaş». Seçkiyi hazırlayan, bu sözcükleri her şiirde yeniden açıklamak yerine sözlük maddesi gibi tek kez vermişti. Belma'nın bir kişinin portresi sandığı şey, yüzyıllar boyunca şairden şaire geçen ortak bir söz dağarcığıydı.

2Hedefler

  • Divan şiirini halk şiirinden ölçü, nazım birimi, dil, çevre, aktarım ve anlatım bakımından ayırt edersin.
  • Servi–boy, gül–yanak, bülbül–âşık, mum–pervane gibi mazmunları bir beyitte bulup karşıladıkları kavramı söylersin.
  • Farsça kurallı bir tamlamayı Türkçe söz dizimiyle karşılar, divan şiirindeki süslü dilin nasıl kurulduğunu açıklarsın.
  • Bir beytin kendi içinde kapanan anlamını gösterir, «parça güzelliği» ilkesini gerekçesiyle anlatırsın.

3Konu anlatımı

Aynı yüzyıllarda başka bir çevre

Halk edebiyatı modülünde sazla, ezgiyle ve kahvehane anlatısıyla yaşayan ürünleri tanıdın; şimdi aynı yüzyıllarda şehirde, kâğıt üzerinde yaşayan öbür geleneğe geçiyoruz. Dönemler haritasında Divan edebiyatını Halk edebiyatıyla aynı aralığa, 13. ile 19. yüzyıllar arasına yerleştirmiştik. İki gelenek birbirini izlemez, yan yana yürür; aralarındaki fark zamanda değil, seslendikleri insanlarda, kullandıkları ölçüde ve dilde yatar.

Ders kitaplarında Divan şiirinin saray ve medrese çevresinde yetiştiği, okurunun da Arapça ve Farsça bilen eğitimli şehirli olduğu belirtilir. Bu gelenek kendi adını şiirlerin toplandığı kitaptan alır. Ders kitaplarında «klasik Türk edebiyatı» ve «yüksek zümre edebiyatı» adlarıyla da anılır.

İki gelenek, altı ölçüt

Modülün geri kalanında sık sık bu tabloya döneceksin. Soldaki sütun Halk edebiyatı modülünde gördüklerini özetliyor, sağdaki bu dersin konusu:

ÖlçütHalk şiiriDivan şiiri
Ölçühece ölçüsüaruz ölçüsü
Nazım birimidörtlükçoğunlukla beyit
Dilsade, konuşulan TürkçeArapça ve Farsça sözcük ve tamlamalarla süslü
Çevreköy, oba, kahvehane, tekkesaray, medrese, şehir
Aktarımsözlü; sazla, ezgiyle, ağızdan ağızayazılı; şairin divanında toplanır
Anlatımsomut; doğa ve gündelik hayatsoyut; ortak mazmunlar, ideal tipler

Ders kitapları bir farkı daha kafiye üzerinden söyler: halk şiirinde kafiye kulak için, divan şiirinde göz için kurulur. Yani divan şairi kafiyede yalnız sese değil, sözcüğün yazılışına da bakar.

Tablonun hiçbir satırı tek başına karar verdirmez. Mahlas örneğin bu tabloya girmez, çünkü âşık da divan şairi de çoğu zaman şiirinin sonunda kendi şair adını anar. Bir metni yerleştirirken satırları birlikte oku.

Ölçü ve birim: aruz, beyit

Aruz, hecelerin uzunluğuna ve kısalığına dayanan ölçüdür; nasıl duyulduğunu Şiir Bilgisi modülündeki aruz dersinde öğrenmiş, Kutadgu Bilig'in bu ölçüyle yazıldığını da Geçiş dönemi modülünde görmüştün. Divan şairi şiirinin her dizesini seçtiği kalıba uydurur.

Divan şiirinde nazım birimi çoğunlukla beyittir: iki dizede kapanan söz. Bu kural bir eğilimdir. Rubai ve tuyuğ dört dizelik birimle, şarkı ve murabba bentlerle kurulur. Gazel, kaside, rubai, tuyuğ, mesnevi, şarkı ve murabba bu modülün sonraki derslerinde tek tek açılacak; şimdilik adlarını tanıman yeterli.

Divan şairleri kusursuz bir ölçü, yerli yerinde bir kafiye ve ustalıkla örülmüş söz sanatları arar. Ders kitapları bunu biçim mükemmelliği diye adlandırır: şiir, kurallarına bütünüyle uyduğu ölçüde değerli sayılır.

Arap ve Fars edebiyatının izi

Türkler İslamiyet'i kabul ettikten sonra Arap ve Fars edebiyatıyla aynı kültür dairesine girdi. Divan şiiri nazım şekillerinin çoğunu, aruzu ve mazmun dağarcığının büyük bölümünü bu ortak gelenekten aldı. Dili de bu etkiyi taşır. Türkçenin ekleri ve fiilleri yerinde durur, ama sözcüklerin önemli bir kısmı Arapça ya da Farsçadır ve şairler Farsça kurallı tamlamalar kurar.

Farsça tamlamada sıra Türkçenin tersidir: tamlanan önde, tamlayan ya da sıfat arkadadır; ikisini «-ı, -i» sesi bağlar. Türkçe karşılığını bulmak için sözcükleri yer değiştirirsin:

Farsça tamlamaTürkçe karşılığıTürü
derd-i aşkaşk derdiisim tamlaması
çeşm-i siyâhkara gözsıfat tamlaması
gül-i tertaze gülsıfat tamlaması

«Derd-i aşk» öbeğinde dert öndedir, ama Türkçede «aşk derdi» deriz: tamlayan «aşk», tamlanan «dert». «Çeşm-i siyâh»ta göz önde, nitelediği renk arkadadır. Süslü dil yalnız sözcük seçimi değildir; bu tamlamalar zincirleme uzayabilir ve okurdan iki dilin kurallarını bilmesini bekler.

Mazmun: herkesin bildiği benzetme

Mazmun, divan şairlerinin kuşaklar boyunca ortak kullandığı, neyi karşıladığı gelenekçe belirlenmiş kalıp benzetme ve imgedir. Benzetme dersinde «servi boy» ve «gül yanak» öbeklerini iki temel öğesi kalmış teşbih örnekleri olarak çözmüştün. Mazmunda o benzetme bir şairin buluşu olmaktan çıkar, geleneğin malı olur. En sık karşılaşacakların:

  • servi sevgilinin boyunu (uzunluk, düzgünlük), gül ya da lale yanağını,
  • yay kaşını, ok kirpiğini,
  • bülbül gül için feryat eden âşığı,
  • mum sevgiliyi, çevresinde dönüp kanadını yakan pervane âşığı karşılar.

Tezat ve tenâsüp dersinde gül ile bülbülün, mum ile pervanenin birbirini çağıran hazır kümeler olduğunu görmüştün; orada aynı alana ait olmalarına bakıyorduk, burada her birinin kimin yerine geçtiğine bakıyoruz. Belma'nın yanılgısı tam bu noktadaydı: servi, gerçek bir boyun ölçüsü değil, geleneğin «güzel boy» için kullandığı sözcüktür.

Sevgili, âşık, rakip

Mazmunlar soyut ve idealize tipler kurar. Divan şiirinin sevgilisi bir kişinin portresi değildir; güzelliği servi, gül, yay ve okla çizilmiş, çoğu zaman ilgisiz ve uzak bir tiptir. Âşık acı çeker, sabreder, bülbül gibi inler, pervane gibi yanar. Aralarında bir de rakip durur. Ders kitapları divan şiirinde dinî-tasavvufi düşüncenin etkisini de vurgular: sevgili kimi beyitlerde ilahi sevgiliyi, şarap ilahi aşkı simgeleyen bir okumaya açıktır. Hangi okumanın öne çıktığı şiire ve şaire göre değişir.

Bütün değil, parça

Divan şiirinde güzellik çoğu zaman bütünde değil, parçada, yani beyitte aranır. Bir gazelin beyitleri aynı ölçü, kafiye ve redifle birbirine bağlanır; ama her biri kendi içinde anlamını tamamlar ve yerinden alınıp tek başına okunduğunda da anlaşılır. Ders kitapları bu ilkeye parça güzelliği der. Beyitler arasında konu bağı bulunmaması kusur sayılmaz.

Bununla bağlantılı bir ilke daha vardır: önemli olan ne söylendiği değil, nasıl söylendiğidir. Aşk, ayrılık, sevgilinin güzelliği, dünyanın geçiciliği yüzyıllar boyu işlendi. Şairden yeni bir konu beklenmez; bilinen mazmunu daha ince, daha şaşırtıcı bir söyleyişle dile getirmesi beklenir. Bir şairin başka bir şairin şiirine aynı ölçü ve kafiyeyle karşılık yazmasına nazire denir; bu gelenek de ustalığın söyleyişte ölçüldüğünü gösterir.

Derse özel iki beyti çözmek

Aşağıdaki iki beyit bu ders için kurulmuştur; kimseye ait değildir ve ölçü iddiası taşımaz, yalnız mazmunları ve beyit yapısını göstermek için yazıldı:

Geçti bahçeden o servi, gül yanak cânâne yine
Feryat edip bülbül döndü dîvâne yine
Meclisin ortasında bir mum ağlar sabaha dek
Yaktı kanadını, döndü ateşe pervâne yine

Birinci adım, mazmunları topla. «O servi» derken boy söylenmeden yalnız serviden söz edilir; okur geleneği bildiği için sevgiliyi anlar. «Gül yanak» sevgilinin yanağıdır, «cânâne» ise sevgili demektir. Feryat eden bülbül âşıktır. İkinci beyitte ağlayan mum sevgiliyi, kanadı yanan pervane âşığı karşılar.

İkinci adım, beyitleri ayrı ayrı oku. Birinci beyit kendi içinde kapanır: sevgili bahçeden geçti, âşık yeniden aklını yitirdi. İkinci beyit de öyle: mum gece boyu eridi, pervane yanmayı bile bile yine ona döndü. Biri bahçede, öteki bir meclis odasında geçer; aralarında konu bağı yoktur.

Üçüncü adım, onları neyin bağladığına bak. Üçüncü dize dışındaki üç dize «yine» sözcüğüyle biter ve sözcük her seferinde aynı anlamı taşır; bu rediftir. Ondan önce «cânâne, dîvâne, pervâne» sözcükleri aynı «-âne» sesini paylaşır. Meclisi ve mumu anlatan dize bu sese katılmaz. Beyitleri bir arada tutan konu değil, bu ses düzenidir.

Sırada gazel

Beytin kendi içinde kapanması en açık biçimde gazelde görülür. Sonraki derste beş ile on beş beyit arasında kurulan bu şeklin ilk beytine neden matla, son beytine neden makta dendiğini, en güzel beyte verilen beytü'l-gazel adını ve aşk ile şarabın neden onun iki büyük konusu olduğunu açacağız.

4Çözümlü örnekler

Örnek 1 — Tabloyla yer belirlemek

Soru: Elimizdeki metin hakkında dört bilgi var: ikişer dizelik öbeklerden oluşuyor, hecelerin uzunluğu ve kısalığı belli bir kalıba göre diziliyor, «derd-i aşk» gibi tamlamalar içeriyor ve sevgili servi boyla anılıyor. Bu şiir hangi geleneğe yerleştirilir?

  • A) Söyleyeni bilinmeyen türkü ve mâni
  • B) Âşıkların sazla söylediği koşma
  • C) Divan şiiri
  • D) Tekke çevresinde söylenen ilahi
  • E) İslamiyet öncesi sözlü şiir

Çözüm: Bilgileri tablonun satırlarıyla eşleştir. İkişer dizelik öbek beyittir; uzun ve kısa hecelerin kalıba dizilmesi aruzdur; «derd-i aşk» Farsça kurallı tamlamadır; servi boy bir mazmundur. Dört satır da sağ sütunu gösterir. Halk şiirinin üç kolu ve İslamiyet öncesi şiir hece ölçüsüne ve dörtlüğe yaslanır. Cevap: C.

Örnek 2 — Mazmunu karşılığıyla eşlemek

Soru: Derse özel yazılmış şu beyitte bülbül ve gül hangi kavramları karşılar? «Gül açıldı bu sabah, bülbülün âhı dinmez / Bin feryat etse de gülün yüzü ona dönmez»

  • A) Bülbül sevgiliyi, gül âşığı
  • B) Bülbül rakibi, gül şairi
  • C) İkisi de yalnız bahçedeki gerçek bir kuşu ve çiçeği
  • D) Bülbül hükümdarı, gül sarayı
  • E) Bülbül âşığı, gül sevgiliyi

Çözüm: Gelenekte gül için inleyen bülbül âşıktır, uğrunda feryat edilen gül ise sevgilidir. Beytin ikinci dizesi bunu doğrular: bütün feryada karşın yüzünü çevirmeyen, ilgisiz sevgili tipidir. C mazmunu görmezden gelip sözcükleri yalnız gerçek anlamıyla okur; A eşleşmeyi tersine çevirir. Cevap: E.

Örnek 3 — Tamlamayı çevirmek

Soru: «Gül-i ter» tamlamasının Türkçe söz dizimiyle karşılığı ve türü hangi seçenekte doğru verilmiştir?

  • A) Taze gül; sıfat tamlaması
  • B) Gülün terlemesi; isim tamlaması
  • C) Terin gülü; isim tamlaması
  • D) Gül gibi ter; benzetme
  • E) Gül ve ter; bağlaç öbeği

Çözüm: Farsça tamlamada nitelenen önde, niteleyen arkadadır. «Ter» burada «taze» anlamında bir sıfattır ve «gül» sözcüğünü niteler. Sözcükleri Türkçe sıraya koyunca «taze gül» çıkar; niteleyen bir sıfat olduğu için öbek sıfat tamlamasıdır. B ve C, «ter» sözcüğünü Türkçedeki anlamıyla okuyup sırayı da karıştırır. Cevap: A.

Örnek 4 — Konu bağı olmayan beyitler

Soru: Behçet, bir gazelin ilk beytinin sevgilinin güzelliğinden, ikinci beytinin dünyanın geçiciliğinden söz ettiğini görüyor ve «bu şiirde bütünlük yok, şair dağınık yazmış» diyor. Behçet'in yargısını düzelten açıklama hangisidir?

  • A) Gazel hece ölçüsüyle yazıldığı için beyitler bağımsızdır.
  • B) Divan şiirinde güzellik çoğu zaman beyitte aranır; her beyit kendi içinde kapanır, beyitleri ise ölçü, kafiye ve redif birbirine bağlar.
  • C) İkinci beyit bir dörtlüğün parçası olduğu için ayrı okunmamalıdır.
  • D) Gazelde bütün beyitler aynı konuyu işlemek zorundadır; şiir kurala uymuyor demektir.
  • E) Konu farkı, şiirin halk şiiri olduğunu gösterir.

Çözüm: Parça güzelliği ilkesine göre beyitler arasında konu bağı aranmaz; bu bir kusur değildir. Beyitleri bir arada tutan ses ve ölçü düzenidir. A ölçüyü, C birimi yanlış verir; D ilkenin tersini kural sayar; E konu farkından geleneğe yanlış bir sıçrama yapar. Cevap: B.

5Tuzaklar

  • Mazmunu gerçek betim sanmak. Servi boylu, gül yanaklı sevgili bir kişinin portresi değil, geleneğin ideal tipidir; iki ayrı şairde aynı imgenin görünmesi kopya değil, ortak dağarcıktır.
  • Mahlası halk şiirinin işareti saymak. Divan şairleri de şiirlerinin sonunda mahlaslarını anar. Halk şiirini divan şiirinden ayıran mahlas değil; ölçü, birim, dil ve çevredir.
  • «Divan şiiri yalnız beyitle kurulur» demek. Genel birim beyittir, ama rubai ve tuyuğ dört dizelik birimle, şarkı ve murabba bentlerle kurulur.
  • Farsça tamlamayı Türkçe sırayla okumak. «Derd-i aşk» «derdin aşkı» değil, «aşk derdi»dir; tamlanan önde, tamlayan arkadadır.
  • Beyitler arasındaki konu kopukluğunu kusur saymak. Parça güzelliği ilkesinde her beyit kendi anlamını tamamlar; şiiri bir arada tutan ses düzenidir.
  • Divan ile Halk edebiyatını ardışık sanmak. 13.–19. yüzyıllar iki geleneğin ortak aralığıdır; aynı yıllarda farklı çevrelere seslenirler.

6Tekrar kartı

  • Divan edebiyatı 13.–19. yüzyıl; saray ve medrese çevresi, eğitimli şehirli okur; adını şiirlerin toplandığı kitaptan (divan) alır.
  • Ölçü aruz, birim çoğunlukla beyit; kafiye göz için. İstisna birimler: rubai ve tuyuğ dört dize, şarkı ve murabba bent.
  • Dil: Türkçe yapı üzerinde yoğun Arapça-Farsça sözcük; Farsça tamlamada tamlanan önde («derd-i aşk» = aşk derdi).
  • Mazmun: kalıplaşmış ortak benzetme. Servi boy, gül ya da lale yanak, yay kaş, ok kirpik; bülbül ve pervane âşık, gül ve mum sevgili.
  • İdealize tipler: sevgili, âşık, rakip. Tasavvuf etkisiyle sevgili ilahi sevgili, şarap ilahi aşk olarak da okunabilir.
  • Parça güzelliği: her beyit kendi içinde kapanır. Konu değil söyleyiş önemlidir; nazire bunun göstergesidir.
  • Halk şiirinden ayırırken ölçüt satırlarını birlikte oku: ölçü, birim, dil, çevre, aktarım, anlatım.

7Alıştırma

  1. Soru 1 · Kolay

    Divan şairi şiirini kurarken en sık hangi birime başvurur?

    1. A)Kavuşak
    2. B)Beyit
    3. C)Dörtlük
    4. D)Bent
    5. E)Üçlük
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Divan şiiri genel olarak iki dizede kapanan beyitle kurulur; dörtlük halk şiirinin birimidir.

  2. Soru 2 · Kolay

    Divan şairlerinin dizelerini uydurduğu, hecelerin uzunluğuna ve kısalığına dayanan ölçünün adı nedir?

    1. A)Hece ölçüsü
    2. B)Serbest ölçü
    3. C)Yedili hece
    4. D)Aruz
    5. E)Ölçüsüz söyleyiş
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Uzun ve kısa hecelerin belli kalıplara dizilmesine dayanan ölçü aruzdur.

  3. Soru 3 · Kolay

    Edebiyat bağlamında «divan» sözcüğü hangi anlamda kullanılır?

    1. A)Bir şairin şiirlerinin bir araya getirildiği kitap
    2. B)Saz eşliğinde söylenen bir dörtlük
    3. C)Masalın başında söylenen tekerleme
    4. D)Bir türkünün nakaratı
    5. E)Halk şairinin şiirine koyduğu ad
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Divan, şairin şiirlerinin toplandığı kitaptır ve gelenek adını bu kitaptan alır.

  4. Soru 4 · Kolay

    Divan şiirinde sevgilinin boyu kalıplaşmış olarak hangi ağaçla anılır?

    1. A)Çınar
    2. B)Kavak
    3. C)Söğüt
    4. D)Meşe
    5. E)Servi
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Uzunluğu ve düzgünlüğüyle servi, sevgilinin boyunu karşılayan yerleşik mazmundur.

  5. Soru 5 · Orta

    Divan şairlerinin kuşaklar boyunca birlikte kullandığı, neyi karşıladığı gelenekçe bilinen kalıp benzetmeye verilen ad hangisidir?

    1. A)Redif
    2. B)Mahlas
    3. C)Mazmun
    4. D)Nazire
    5. E)Kavuşak
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Ortak ve kalıplaşmış benzetmelerin adı mazmundur; redif ses tekrarını, nazire karşılık şiiri adlandırır.

  6. Soru 6 · Orta

    Mumun çevresinde dönüp kanadını yakan pervane, divan şiirinde çoğunlukla kimin yerine geçer?

    1. A)Sevgili uğruna yanmayı göze alan âşığın
    2. B)Âşığa engel olan rakibin
    3. C)Saraydaki hükümdarın
    4. D)Şiirleri derleyen kişinin
    5. E)Bahçeyi bekleyen bekçinin
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Mum sevgiliyi karşılar; ona yaklaşıp yanan pervane fedakâr âşığın mazmunudur.

  7. Soru 7 · Orta

    «Çeşm-i siyâh» tamlaması Türkçe söz dizimiyle nasıl karşılanır?

    1. A)Siyaha bakan göz
    2. B)Gözün siyahı
    3. C)Siyahın gözü
    4. D)Göz siyahlığı
    5. E)Kara göz
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Farsça sıfat tamlamasında nitelenen «çeşm» öndedir; sıfat başa alınınca «kara göz» elde edilir.

  8. Soru 8 · Orta

    Bir gelenekte şiirler yazıya geçirilip şairin adını taşıyan bir kitapta toplanıyor, öbür gelenekte ağızdan ağıza ve sazla yaşıyor. Birinci gelenek ve onu gösteren özellik hangi seçenekte doğru eşleşmiştir?

    1. A)Anonim halk şiiri; ezgiyle söylenmesi
    2. B)Divan şiiri; yazılı aktarım ve divan kitabı
    3. C)Âşık şiiri; mahlas taşıması
    4. D)Divan şiiri; hece ölçüsü
    5. E)Tekke şiiri; sade dil
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Yazılı aktarım ve şiirlerin divanda toplanması divan geleneğine özgüdür; hece ölçüsü ona ait değildir.

  9. Soru 9 · Orta

    Bir gazelin üçüncü beyti yerinden alınıp tek başına okunduğunda da anlaşılıyor. Bu durum hangi ilkeyle açıklanır?

    1. A)Konunun söyleyişten önemli sayılması
    2. B)Heceyle yazılmış olması
    3. C)Dörtlüklerle kurulması
    4. D)Güzelliğin bütünden çok parçada, yani beyitte aranması
    5. E)Sözlü olarak aktarılması
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Parça güzelliği ilkesinde her beyit kendi içinde anlamını tamamlar ve tek başına okunabilir.

  10. Soru 10 · Orta

    Ders kitaplarına göre divan şiirinde kafiye nasıl nitelenir?

    1. A)Hiç kullanılmaz
    2. B)Yalnız yarım kafiye kullanılır
    3. C)Göz için kurulur; sözcüğün yazılışı da hesaba katılır
    4. D)Kavuşakla değiştirilir
    5. E)Yalnız tuyuğda bulunur
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Halk şiirinde kulağa göre kurulan kafiye divan şiirinde yazılışa göre, yani göz için kurulur.

  11. Soru 11 · Orta

    Aynı konuların yüzyıllar boyu işlendiği bir gelenekte divan şairinin ustalığı nerede aranır?

    1. A)Hiç işlenmemiş bir konu bulmasında
    2. B)Bilinen konuyu ve mazmunu yeni, ince bir söyleyişle dile getirmesinde
    3. C)Hece ölçüsüne geçmesinde
    4. D)Mazmunları büsbütün bırakmasında
    5. E)Şiirini sözlü yaymasında
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Divan şiirinde önemli olan ne söylendiği değil nasıl söylendiğidir; ustalık söyleyişte ölçülür.

  12. Soru 12 · Zor

    Berna, iki ayrı yüzyılda yazılmış iki gazelde sevgilinin servi boylu ve gül yanaklı anlatıldığını görüyor ve iki şairin aynı kişiyi anlattığını düşünüyor. Hangisi Berna'nın yanılgısını düzeltir?

    1. A)İki şair aynı ailedendir, bu yüzden aynı kişiyi anlatmıştır.
    2. B)Ölçüleri farklı olduğu için iki şiir karşılaştırılamaz.
    3. C)Benzerlik, ikinci şairin öncekini kopyaladığını kanıtlar.
    4. D)Servi ve gül halk şiirinden alınmış somut doğa betimleridir.
    5. E)Servi ve gül geleneğin ortak mazmunlarıdır; gerçek birinin görünüşünü değil, ideal sevgili tipini anlatır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Mazmunlar şairden şaire geçen ortak dağarcıktır; aynı imgenin tekrarı kişiyi değil tipi gösterir.

  13. Soru 13 · Zor

    Her eşleşmede önce halk şiirinin, sonra divan şiirinin özelliği yazılmıştır. Hangi seçenekte iki taraf da doğru yerdedir?

    1. A)Ölçü: hece / aruz
    2. B)Birim: beyit / dörtlük
    3. C)Çevre: saray ve medrese / köy ve oba
    4. D)Anlatım: soyut ve mazmunlu / somut ve gündelik
    5. E)Aktarım: yazılı / sözlü
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Halk şiiri heceyle, divan şiiri aruzla yazılır; öteki eşleşmelerde iki geleneğin özellikleri yer değiştirmiştir.

  14. Soru 14 · Zor

    «Derd-i aşk» tamlamasıyla ilgili hangisi doğrudur?

    1. A)Türkçe isim tamlamasıdır, tamlayan önde gelir.
    2. B)Sıfat tamlamasıdır, «dert» sözcüğü sıfattır.
    3. C)Halk şiirinin sade dilinden bir örnektir.
    4. D)Farsça kurallı isim tamlamasıdır; tamlanan «derd» önde, tamlayan «aşk» arkadadır ve Türkçede «aşk derdi» diye karşılanır.
    5. E)Arapça bir fiilin çekimli biçimidir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Farsça tamlamada sıra Türkçenin tersidir; sözcükler yer değiştirince «aşk derdi» isim tamlaması çıkar.

  15. Soru 15 · Zor

    Derse özel yazılmış beyit: «Lale yanağın görse bahar utanır, saklanır / Kaşın yayından atılan kirpik oku saplanır». Beyit için hangi değerlendirme doğrudur?

    1. A)Beyitte mazmun bulunmaz, yalnız bahar betimlenmiştir.
    2. B)Kaş ve kirpik somut bir kişinin portresidir; beyit gerçek birini tanıtır.
    3. C)Yanak–lale, kaş–yay, kirpik–ok kalıp benzetmeleri mazmundur ve beyit iki dizede kendi anlamını tamamlar.
    4. D)Beyit bir dörtlüğün yarısıdır, tek başına anlaşılmaz.
    5. E)Kirpik ile ok arasında tezat kurulmuştur.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Üç benzetme de geleneğin kalıp eşleşmeleridir; söz iki dizede kapandığı için beyit tek başına okunabilir.

8Ustalık kapısı

5 soru, 5 dakika. 4 ya da 5 doğru yaptıysan sıradaki derse, «Gazel» dersine geç. 3 ve altındaysan 3. ve 4. bölümü yeniden oku, sonra kapıyı bir kez daha çöz.

  1. Soru 1 · Orta

    Ders kitaplarına göre divan şiiri hangi çevrede yetişmiş, kime seslenmiştir?

    1. A)Saray ve medrese çevresinde, eğitimli şehirli okura
    2. B)Köy ve obada, sazla dinleyen topluluğa
    3. C)Tekkede, ilahi söyleyen dervişlere
    4. D)Kahvehanede, meddahı dinleyenlere
    5. E)Çocuk oyunlarında, sıra bekleyen çocuklara
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Divan şiiri saray ve medrese çevresinde gelişmiş, Arapça ve Farsça bilen şehirli okura yönelmiştir.

  2. Soru 2 · Orta

    Divan şiiri nazım şekillerinin çoğunu, aruzu ve mazmun dağarcığının önemli bölümünü hangi kaynaktan almıştır?

    1. A)Destan geleneğinden
    2. B)Arap ve Fars edebiyatından
    3. C)Göktürk yazıtlarından
    4. D)Batı edebiyatından
    5. E)Anonim halk şiirinden
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. İslamiyet'in kabulüyle girilen ortak kültür dairesinde Arap ve Fars edebiyatı divan şiirinin başlıca kaynağı oldu.

  3. Soru 3 · Zor

    Bir öğrenci defterine «Divan şiirinin bütün şekilleri beyitle kurulur» yazmış. Bu genellemeyi sınırlayan bilgi hangisidir?

    1. A)Gazel beyitle kurulur.
    2. B)Kaside beyitle kurulur.
    3. C)Rubai ve tuyuğ dört dizelik birimle, şarkı ve murabba bentlerle kurulur.
    4. D)Mesnevi beyitle kurulur.
    5. E)Aruz hecelerin uzunluğuna dayanır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Beyit genel birimdir; rubai, tuyuğ, şarkı ve murabba bu eğilimin dışında kalan şekillerdir.

  4. Soru 4 · Zor

    Köksal, son beytinde şairin mahlasını taşıyan, aruzla yazılmış ve beyitlerden oluşan bir şiiri mahlas yüzünden âşık şiiri sayıyor. Hangi açıklama doğrudur?

    1. A)Mahlas yalnız âşık şiirinde bulunur, karar doğrudur.
    2. B)Mahlas anonim şiirin işaretidir.
    3. C)Aruz halk şiirinin ölçüsüdür.
    4. D)Mahlası divan şairleri de kullanır; aruz ve beyit şiiri divan geleneğine yerleştirir.
    5. E)Beyit âşık şiirinin temel birimidir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Mahlas iki gelenekte de görülür; karar ölçü ve birim gibi ayırıcı satırlarla verilir.

  5. Soru 5 · Zor

    Divan şiirindeki sevgili tipi için hangi açıklama en isabetlidir?

    1. A)Her şiirde şairin tanıdığı belirli bir kişidir.
    2. B)Hep somut, gündelik ayrıntılarla anlatılır.
    3. C)Tasavvufi bir okumaya hiçbir zaman açık değildir.
    4. D)Halk şiirinden alınmış bir köylü kızıdır.
    5. E)Güzelliği ortak mazmunlarla kurulan ideal bir tiptir; kimi şiirlerde ilahi sevgiliyi simgeleyen bir okumaya da açıktır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Sevgili mazmunlarla çizilmiş idealize bir tiptir ve tasavvuf etkisiyle ilahi anlamda da okunabilir.

E08 — Divan Edebiyatı

Modülün bütün dersleri bitince işaretle; modül 1, 3, 7 ve 21. günlerde YKS ana sayfasındaki tekrar listesine döner.