İçeriğe geç

YKS Türk Dili ve Edebiyatı · Edebiyat Bilgisi · EDB-E01-L04

Anlam ve yorum

AYT· 8 bölüm

1Kanca

Edebiyat dersinde öğretmen, hiçbir şaire mal etmediği dört dizeyi tahtaya yazdı: duvardaki saat durmuştu, masada açılmamış bir zarf bekliyordu. Sınıfta biri ayrılık okudu, biri ölüm, biri uzun bir bekleyiş. Yelda defterine şunu yazdı: «Demek ki şiirde her yorum doğru.» Akşam arkadaşı Zeren'e «Yarın kütüphaneye gelemiyorum, kuzenimin nişanı var» diye yazdı. Cevap çabuk geldi: «Bana küstün galiba.» Yelda hemen karşılık verdi: «Nereden çıkardın? Nişan yazıyor, küsmek yazmıyor.» Sonra ekrana bakıp kaldı. Zeren'in okuyuşuna itiraz ederken ne kendi niyetinden ne de ruh hâlinden söz etmişti; yalnızca yazdığı sözcükleri göstermişti. O iki satır bir okumaya kapı açıyor, ötekine kapıyı kapatıyordu.

2Hedefler

  • Bir metindeki sözlük anlamını, metin içi anlamı ve sezdirilen anlamı birbirinden ayırırsın.
  • Bir yorumun metinde dayanağı olup olmadığını tek tek ipucu göstererek sınarsın.
  • Bağlam bilgisinin bir yorumu nasıl güçlendirdiğini ya da zayıflattığını açıklarsın.
  • Yorum sorularında metinden çıkarılabilen yargıyı dayanaksız yargıdan ayırırsın.

3Konu anlatımı

Farklı okumalar, tek metin

Yelda'nın sınıfında aynı dört dize birbirini tutmayan anlamlarla okundu. Bu durum iki yanlış sonuca kolayca götürür. Birincisi «her okur istediğini okur, hepsi doğrudur» sanısıdır. İkincisi tam tersidir: «şairin ne demek istediğini bilmeden şiir yorumlanamaz.» Bu ders iki sanıyı da metnin kendisiyle sınıyor. «Şiir nasıl okunur?» dersinde her yorumun karşısına bir dize koymayı alışkanlık hâline getirmiştik. Burada o alışkanlığın kuramsal çerçevesini kuruyoruz: anlam hangi katmanlardan oluşur, yorum nerede başlar ve nerede durur, metnin dışındaki bilgi, yani bağlam, okumaya ne katar. «Öğretici ve sanatsal metinler» başlıklı derste sanatsal metnin çok anlamlılığı, «Edebi dil ve günlük dil» başlıklı derste de edebi dilin sözcükleri nasıl yeniden işlediği ele alındı; çok anlamlılık burada bir veri olarak kalıyor, sorumuz o anlamların hangisinin metinde tutunabildiği.

Anlamın üç katmanı

Yunus Emre'nin çok bilinen dörtlüğünü ele alalım:

Gelin tanış olalım
İşi kolay kılalım
Sevelim sevilelim
Dünya kimseye kalmaz

Sözlük anlamı, sözcüğün tek başına taşıdığı anlamdır. «Kalmaz» sözlükte «sürmez, kalıcı olmaz» demektir; «tanış olmak» birbirini tanımaktır. Bu katman tartışmaya pek açık değildir ve bilinmeyen sözcük sözlükten bulunur.

Metin içi anlam, sözcüğün öteki dizelerle birlikte kazandığı anlamdır. «Dünya kimseye kalmaz» dizesi tek başına bir saptamadır; dörtlüğün sonunda ise ilk üç dizedeki çağrının gerekçesine dönüşür: tanışalım, işi kolaylaştıralım, sevelim, çünkü dünya kimsede kalmıyor. Gerekçe ilişkisi hiçbir sözcükle açıkça yazılmamıştır, dizelerin sırası onu kurar.

Sezdirilen anlam (örtük anlam), metnin söylemeden düşündürdüğüdür. Dünyanın kimseye kalmaması, insanın ölümlü olduğunu ve ömrün kısa olduğunu sezdirir. Söyleyen kişi bunu bir yakınma olarak değil, sevgiye çağırmak için kullanır. Sezdirilen anlam metinde yazılı değildir, ama metindeki bir ipucundan çıkar; ipucu gösterilemiyorsa ortada sezdirilen anlam yoktur, okurun kendi eklediği bir düşünce vardır.

Yorum: ipucundan gerekçeye

Yorum, metnin açıkça söylemediği bir anlamı metindeki ipuçlarına dayanarak açmak ve bu açılımı gerekçelendirmektir. Yorumun iki ayağı vardır: bir sav ve onu taşıyan kanıt. «Yunus'un dörtlüğü insanları birbirine yaklaştırmak ister» savı «Gelin tanış olalım» dizesine dayanır. Kanıt bulunan bir yorum tartışılabilir, başka bir yorumla yarışabilir; kanıtı olmayan bir yorum ise yarışa hiç giremez.

Metin merkezli okumada her yargı dört gruptan birine düşer. Metinde açıkça yazılı olan vardır. Metinden çıkarılabilen vardır: yazılı değildir ama ipuçları onu destekler. Metinde dayanağı olmayan vardır: metinle çelişmez, ama metin hakkında hiçbir şey de söylemez. Son olarak metinle çelişen yargı gelir. Yorum sorularının neredeyse hepsi bu dört grubu birbirinden ayırma becerisini ölçer.

Aşırı yorum: metinde olmayanı okumak

Aşırı yorum, okurun metne kendi bildiğini, umduğunu ya da tahminini yükleyip bunu metnin anlamı diye sunmasıdır. Yunus'un dörtlüğü için «Bu dizeler bir savaşın ardından yazılmıştır» denirse, hiçbir sözcük bu cümleyi taşımaz. «Söyleyen kişi zenginlere öfkelidir» yargısı da dayanaksızdır; dörtlükte zenginlik de öfke de geçmez. Aşırı yorum çoğu zaman makul görünür, çünkü dünyada gerçekten savaşlar ve öfkeli şairler vardır. Ölçüt makul olmak değildir; ölçüt, metinde bir ipucunun bulunmasıdır.

Aşırı yorumun sık görülen biçimleri şunlardır: metindeki bir duyguyu bütün insanlara yaymak («herkes böyle hisseder»), metinde olmayan bir neden ya da sonuç eklemek, metindeki bir kişinin geçmişini ya da geleceğini uydurmak ve şairin hayatına dair metinde geçmeyen bir bilgiyi kesinmiş gibi söylemek.

Bağlam: metnin doğduğu dünya

Bağlam, bir metni çevreleyen ve onun anlaşılmasına yardım eden metin dışı koşulların bütünüdür. Üç düzeyde düşünülür. İlki metnin yazıldığı çağın tarihsel, toplumsal ve kültürel koşullarıdır. İkincisi yazarın hayatı ve içinde bulunduğu dönemdir; «Dönem kavramı ve tarihle bağ» dersinde her edebi dönemi kendi tarihsel koşullarıyla birlikte okumuştuk. Üçüncüsü okurun bağlamıdır: metni okuyan kişinin yaşadığı çağ, bildikleri ve dili.

Ziya Paşa'nın şu beyitini düşünelim:

Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde

«Âyine» aynadır, «rütbe-i akıl» aklın derecesidir. Beyit, bir insanın değerinin sözüyle değil yaptığı işle ölçüleceğini söyler. Ziya Paşa'nın, edebiyatı topluma seslenmenin aracı sayan Tanzimat birinci kuşağından olduğunu bilen okur, beyitteki öğüt verme tonunu bu anlayışla tutarlı bulur. Bağlam burada yorumu yaratmaz, metindeki bir özelliği, öğretici sesi, daha görünür kılar. Bağlam bilgisi ile metin çelişirse karar metnin lehine verilir: bir şairin genel eğilimini biliyor olmak, o şairin belirli bir şiirinde söylemediği bir şeyi söylemiş saymaya yetmez.

Okurun bağlamı ve değişen okumalar

Bugünün okuru Ziya Paşa'nın beyitini okurken sözüyle öne çıkan ama iş üretmeyen insanları kendi çevresinden hatırlayabilir. Beyitin söylediği, yani kişinin sözüyle değil eseriyle tartılması, bu yeni duruma uyduğu için böyle bir okuma metnin sınırı içindedir. «Ziya Paşa bu beyitte günümüzün iletişim araçlarını eleştirmiştir» demek ise sınırı aşar; çünkü beyit kendi çağında yazılmıştır ve bugünün aracını adlandıran bir sözcük taşımaz.

Aynı metnin farklı çağlarda farklı okunabilmesi, edebiyatın kalıcılığını açıklayan şeylerden biridir. Yunus'un dörtlüğü yüzyıllar sonra da sevgiye çağırabiliyor. Ancak her yeni okuma metnin çizdiği çerçeveye uymak zorundadır. «Her okur istediği anlamı verebilir» cümlesi bu yüzden yanlıştır: okur yeni bir bağlam getirebilir, ama metnin söylediğini tersine çeviremez.

Yazarın niyeti metnin anlamını tüketmez

Kancadaki ikinci sanı, metnin tek doğru anlamının yazarın aklından geçen olduğuydu. Yazarın niyeti çoğu zaman bilinmez; yüzyıllar önceki bir halk şairinin ne düşündüğüne dair elimizde çoğunlukla metinden başka bir belge yoktur. Bilindiği durumlarda da niyet, metnin anlamıyla birebir örtüşmeyebilir: Yazar bir şey söylemek ister, sözcükleri bunun ötesinde ya da berisinde bir şey söyler. Yelda'nın Zeren'e itirazında da bu görülür. Yelda «ben öyle demek istemedim» demedi, «öyle yazmıyor» dedi.

Bu, yazarın sözünün değersiz olduğu anlamına gelmez. Bir şairin kendi şiiri hakkında söylediği, bağlamın bir parçası olarak okumaya ışık tutabilir. Ama metinde karşılığı olmayan bir anlam, yazar öyle söyledi diye metne girmez. Yorumun son mahkemesi yine metindir.

Gelenek: metinler birbirini çağırır

Her metin kendinden önce yazılmış metinlerin oluşturduğu bir birikimin içinde durur. Divan şiirini okuyan biri «servi» sözcüğünü yalnız bir ağaç olarak okursa önemli bir katmanı kaçırır; bu gelenekte servi, sevgilinin uzun ve düzgün boyunu çağıran yerleşik bir benzetmedir, gül de yanağı çağırır. Bu ortak birikimi bilen okur, şiirin hangi sözcükleri neden seçtiğini daha iyi görür.

Gelenek bir yeni metne de anlam katar. Derse özel yazılmış şu satırı düşün: «Kuzum, dünya kimseye kalmadı; sen yine de kapını açık tut.» Yunus'un dizesini bilen okur bu satırda eski bir sözün yankısını duyar ve satırın, ölümlülüğü sevgiye çağrı için kullanan bir geleneğe yaslandığını fark eder. Dizeyi bilmeyen okur da satırı anlar, ama bu ek katmanı göremez. Gelenek bilgisi de bağlam gibi çalışır: metindeki bir ipucunu, burada yankılanan bir sözü, tanımamızı sağlar.

Sınav sorusunda dayanak aramak

Yorum sorularında beş seçenekten birini ararken her seçeneği bir sav olarak al ve şu sırayla sına. Önce seçeneği parçalarına ayır; bir yargı iki bilgi taşıyorsa ikisinin de metinde karşılığı olmalıdır. Sonra her parça için metinde gösterilebilecek bir sözcük ya da dize ara. «Her zaman», «bütün insanlar», «kesinlikle» gibi genelleme sözlerine dikkat et; metin bir kişiyi anlatırken seçenek herkesi kapsıyorsa dayanak çoğu zaman kaybolur. Şairin hayatına, ruh hâline ya da niyetine dair bir yargı, metinde bir ipucu yoksa dayanaksızdır. Seçenekteki bilgi metinle çelişiyorsa zaten elenir. Soru «çıkarılamaz» diyorsa aradığın seçenek metinle çelişen ya da metinde dayanağı olmayandır; «çıkarılabilir» diyorsa yazılı olanı ya da ipuçlarının desteklediğini ararsın.

Edebiyat bilgisi modülü burada tamamlanıyor: sanatın toplumla ilişkisinden metinlerin amacına, edebi dilden anlamın kuruluşuna uzanan bir çerçeve artık elimizde. Yunus'un dörtlüğünü okurken dört dizeyi bir bütün saydık, Ziya Paşa'nın iki dizesini de tek bir düşüncenin taşıyıcısı olarak aldık. Şiirde dizelerin hangi birliklerde bir araya geldiğinin de bir adı ve bir düzeni var. Sıradaki adım, şiirin bu yapı taşlarını, yani iki dizelik beyti, dört dizelik dörtlüğü ve daha uzun bendi tanıyıp bir şiirin hangisiyle kurulduğunu ayırt etmek.

4Çözümlü örnekler

Örnek 1 — Anlam katmanını adlandırmak

Soru: Yunus Emre'nin «Gelin tanış olalım / İşi kolay kılalım / Sevelim sevilelim / Dünya kimseye kalmaz» dörtlüğü için yapılan açıklamalardan hangisi sezdirilen anlama örnektir?

  • A) «Kalmaz» sözcüğü «sürmez, kalıcı olmaz» demektir.
  • B) «Gelin» sözcüğü birden çok kişiye seslenir.
  • C) İnsan ölümlüdür, ömür kısadır; bu yüzden vakit sevgiye ayrılmalıdır.
  • D) Dörtlükte «sevelim» ve «sevilelim» sözcükleri yan yana kullanılmıştır.
  • E) Dörtlük dört dizeden oluşur.

Çözüm: A bir sözlük anlamıdır, B ve D metinde yazılı olanı betimler, E bir biçim saptamasıdır. Dünyanın kimseye kalmaması ölümlülüğü yazmadan düşündürür; bu düşüncenin sevgiye çağrıya bağlanması da dizelerin sırasından çıkar. Cevap: C.

Örnek 2 — Dayanaksız yargıyı bulmak

Soru: Derse özel yazılmış metin: «Sabah erkenden bahçeye indi. Geçen yıl diktiği erik fidanında ilk çiçeği gördü, eğilip uzun uzun baktı. Sonra kimseye bir şey söylemeden işine gitti.» Bu metne göre hangi yargı söylenemez?

  • A) Kişi erik fidanını bir yıl önce dikmiştir.
  • B) Fidan bu yıl çiçek açmıştır.
  • C) Kişi çiçeğe ilgiyle bakmıştır.
  • D) Kişi evdekilerle tartıştığı için kimseyle konuşmamıştır.
  • E) Olay sabah saatlerinde geçer.

Çözüm: A «geçen yıl diktiği», B «ilk çiçeği gördü», C «eğilip uzun uzun baktı», E «sabah erkenden» sözleriyle desteklenir. Kimseye bir şey söylememesinin bir tartışmadan kaynaklandığı metinde yazmaz; bu, metne eklenmiş bir nedendir. Cevap: D.

Örnek 3 — Bağlamın yoruma katkısı

Soru: Ziya Paşa'nın «Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz / Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde» beyitini okuyan bir öğrenciye şairin Tanzimat birinci kuşağından olduğu ve bu kuşağın edebiyatı topluma seslenmenin aracı saydığı bilgisi veriliyor. Bu bilgi en çok hangi yorumu destekler?

  • A) Beyit, okura bir öğüt vermeyi amaçlayan bir söyleyişe sahiptir.
  • B) Beyitte söyleyen kişi sevgilisinden ayrılmanın acısını anlatır.
  • C) Şair bu beyiti yazarken hastaydı.
  • D) Beyitte bir doğa manzarası betimlenir.
  • E) Beyit, kişinin değerinin konuşmasıyla ölçüldüğünü savunur.

Çözüm: Beyit insanın değerinin işiyle ölçüleceğini söyler; bağlam bilgisi bu genel ve öğretici sesi topluma seslenen bir anlayışla tutarlı kılar. B ve D için beyitte ipucu yoktur, C şairin hayatına dair dayanaksız bir yargıdır, E ise «lâfa bakılmaz» sözüyle çelişir. Cevap: A.

Örnek 4 — Yazarın sözü ve metnin sınırı

Soru: Derse özel yazılmış dize: «Kapıda iki çift ayakkabı, biri çamurlu». Bir okur bu dizeyi «eve yağmurdan ıslanmış biri gelmiştir» diye yorumlar. Başka bir okur, dizeyi yazanın bir söyleşide «ben bu dizede kardeşimi düşünüyordum» dediğini öğrenince «dizenin tek doğru anlamı kardeşle ilgili olandır» der. Bu iki tutumla ilgili hangisi söylenebilir?

  • A) İki okur da metnin dışında bir bilgiye dayanmaktadır.
  • B) İlk yorumun dayanağı «çamurlu» sözcüğüdür; yazarın sözü bağlam olarak okumaya ışık tutabilir ama dizenin öteki okumalarını tek başına geçersiz kılamaz.
  • C) Yazar açıklama yaptığı için ilk okurun yorumu metinle çelişir.
  • D) Dizenin anlamı ancak yazarın açıklamasıyla belirlenebilir.
  • E) Her iki tutum da metinle çelişir.

Çözüm: Çamurlu ayakkabı dışarıdan, ıslak ya da toprak bir yoldan gelmiş birini düşündürür; ilk yorum metindeki bir sözcüğe dayanır. Yazarın açıklaması bağlamın bir parçasıdır, ama metinde karşılığı olan başka bir okumayı ortadan kaldırmaz. C ve D yazarın niyetini metnin tek ölçüsü sayar. Cevap: B.

5Tuzaklar

  • «Her yorum doğrudur» sanısı. Okurlar farklı anlamlar verebilir, ama yalnız metinde ipucu gösterilebilen yorum tutunur; metinle çelişen ya da dayanağı olmayan okuma elenir.
  • Yazarın niyetini tek ölçü saymak. Yazarın sözü bağlam olarak değerlidir; yine de metinde karşılığı olmayan bir anlamı metne sokamaz, metnin taşıdığı başka bir anlamı da silemez.
  • Makul görüneni metinden çıkarılmış sanmak. Gerçek hayatta mümkün olan bir neden ya da sonuç, metinde yazmıyorsa dayanaksızdır; seçeneklerin en çok aldatanı budur.
  • Bağlamı metnin önüne geçirmek. Bir şairin dönemini ya da genel eğilimini bilmek, belirli bir şiirin söylemediği bir şeyi söylediği sonucunu vermez.
  • Genelleme sözcüklerini gözden kaçırmak. Metin tek bir kişiyi anlatırken «herkes», «her zaman», «bütün insanlar» diye başlayan seçenek çoğu zaman dayanağını yitirir.

6Tekrar kartı

  • Sözlük anlamı: sözcüğün tek başına anlamı. Metin içi anlam: öteki sözcüklerle kazandığı anlam. Sezdirilen anlam: yazılmayan ama bir ipucundan çıkan anlam.
  • Yorum = sav + metindeki kanıt. Kanıtı gösterilemeyen yorum tahmindir.
  • Bir yargı metinde ya yazılıdır, ya ipuçlarıyla desteklenir, ya dayanaksızdır, ya da metinle çelişir.
  • Bağlam: yazıldığı çağın koşulları, yazarın hayatı ve dönemi, okurun kendi çağı ve bilgisi.
  • Aynı metin farklı çağlarda farklı okunabilir; ama yeni okuma metnin söylediğini tersine çeviremez.
  • Yazarın niyeti bağlamın parçasıdır, metnin anlamının tek ölçüsü değildir.
  • Gelenek bilgisi, metindeki yankıları ve yerleşik benzetmeleri tanımayı sağlar.
  • «Çıkarılamaz» sorusunda metinle çelişeni ya da metinde dayanağı olmayanı ara.

7Alıştırma

  1. Soru 1 · Kolay

    Bir sözcüğün metindeki öteki sözcüklerden bağımsız olarak sözlükte taşıdığı anlama ne ad verilir?

    1. A)Sezdirilen anlam
    2. B)Sözlük anlamı
    3. C)Metin içi anlam
    4. D)Bağlam
    5. E)Gelenek
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Sözcüğün tek başına ve sözlükte karşılık bulan anlamına sözlük anlamı denir, öteki kavramlar metinle ya da metin dışıyla ilgilidir.

  2. Soru 2 · Kolay

    Derse özel yazılmış metin: «Otobüs durağında yarım saat bekledi, sonra yürümeye başladı.» Bu cümleden hangi bilgi doğrudan okunabilir?

    1. A)Kişi işe geç kalmıştır.
    2. B)Otobüs arıza yapmıştır.
    3. C)Kişi yürümeyi sever.
    4. D)Kişi durakta bir süre bekledikten sonra yürümüştür.
    5. E)Hava çok soğuktur.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Cümle yalnız yarım saatlik bekleyişi ve ardından yürümeye başlamayı söyler; öteki seçeneklerin hiçbiri cümlede yazmaz.

  3. Soru 3 · Kolay

    Bir metnin yazıldığı çağın koşulları, yazarın hayatı ve okurun kendi bilgisi gibi metin dışı unsurların bütününe ne denir?

    1. A)Bağlam
    2. B)Sözlük anlamı
    3. C)Tema
    4. D)Ölçü
    5. E)Nazım birimi
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Metni çevreleyen ve anlaşılmasına yardım eden metin dışı koşulların bütünü bağlam diye adlandırılır.

  4. Soru 4 · Kolay

    Yorumla ilgili hangi ifade metin merkezli okuma anlayışına uygundur?

    1. A)Her okurun verdiği anlam aynı ölçüde geçerlidir.
    2. B)Yorum yalnız şairin açıklamasıyla yapılabilir.
    3. C)Metinde yazılı olmayan hiçbir şey söylenemez.
    4. D)Yorum için metni okumaya gerek yoktur.
    5. E)Bir yorum ancak metinde gösterilebilen bir ipucuna dayandığında savunulabilir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Metin merkezli okumada yorum metindeki bir kanıta yaslanır; C ise sezdirilen anlamı da yok sayarak fazla daraltır.

  5. Soru 5 · Orta

    Yunus Emre'nin «Gelin tanış olalım / İşi kolay kılalım / Sevelim sevilelim / Dünya kimseye kalmaz» dörtlüğünde son dizenin ilk üç dizeyle ilişkisi nedir?

    1. A)İlk üç dizedeki çağrıyla çelişir.
    2. B)Yeni bir konuya geçişi gösterir.
    3. C)İlk üç dizedeki çağrının gerekçesini verir.
    4. D)İlk üç dizeyi aynen tekrarlar.
    5. E)Dörtlüğe bir soru ekler.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Tanışmaya ve sevmeye çağıran dizelerin ardından gelen son dize, bu çağrının nedenini dünyanın kalıcı olmamasına bağlar.

  6. Soru 6 · Orta

    Derse özel yazılmış metin: «Annesi kapıda bekliyordu. Çocuk karnesini çantasının en dibine itti ve başını önüne eğerek içeri girdi.» Bu metinden hangisi çıkarılabilir?

    1. A)Çocuk karnesini göstermekte isteksizdir.
    2. B)Çocuğun bütün notları kırıktır.
    3. C)Annesi çocuğa kızmıştır.
    4. D)Çocuk okulu sevmez.
    5. E)Çocuk ertesi gün karnesini kaybetmiştir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Karneyi çantanın dibine itmesi ve başını eğmesi isteksizliği destekler; notlar, annenin tepkisi ve okul sevgisi hakkında metinde ipucu yoktur.

  7. Soru 7 · Orta

    Bir öğrenci Yunus Emre'nin dörtlüğü için «Söyleyen kişi zenginlere öfkelidir» der. Bu yorum hakkında hangisi doğrudur?

    1. A)Son dize zenginliği açıkça eleştirdiği için yorum yazılıdır.
    2. B)Yorum şairin hayatıyla kanıtlanmıştır.
    3. C)Yorum metinle çelişir, çünkü dörtlükte bir sevinç ifadesi vardır.
    4. D)Yorum sözlük anlamına dayanır.
    5. E)Dörtlükte zenginlik de öfke de geçmediği için yorumun metinde dayanağı yoktur.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Dizelerde ne zenginlik ne öfke bildiren bir sözcük bulunur; bu yorum metne dışarıdan eklenmiş bir yargıdır.

  8. Soru 8 · Orta

    Ziya Paşa'nın «Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz / Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde» beyitinden hangi yargı çıkarılabilir?

    1. A)İnsan her zaman yalnız kalmalıdır.
    2. B)Bir kişinin aklının derecesi yaptığı işlerde görünür.
    3. C)Konuşmak insanı her durumda yüceltir.
    4. D)Ayna, insanın dış görünüşünü düzeltmek için kullanılmalıdır.
    5. E)Akıllı insanlar az konuşur.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. İkinci dize aklın derecesinin eserde göründüğünü söyler; «lâfa bakılmaz» sözü C ile çelişir, E ise az konuşmayı ölçüt yapan dayanaksız bir genellemedir.

  9. Soru 9 · Orta

    Bugün Ziya Paşa'nın beyitini okuyan biri, sözüyle öne çıkan ama iş üretmeyen kişileri kendi çevresinden hatırlıyor. Bu okumayla ilgili hangisi söylenebilir?

    1. A)Beyit kendi çağında yazıldığı için bugüne uygulanamaz.
    2. B)Okur metni tersine çevirmiştir.
    3. C)Bu okuma, şairin günümüzü öngördüğünü kanıtlar.
    4. D)Okurun bağlamı yeni bir uygulama getirmiştir ve bu, beyitin söylediğiyle uyumludur.
    5. E)Okur beyite metinle çelişen bir anlam yüklemiştir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Kişiyi sözüyle değil işiyle tartmak beyitin söylediğidir; okurun kendi çağından örnek bulması bu çerçevenin içinde kalır.

  10. Soru 10 · Orta

    Divan şiirinde sevgiliyi anlatan bir beyitte geçen «servi» sözcüğünü yalnız bir ağaç adı olarak okuyan öğrencinin eksiği nedir?

    1. A)Sözcüğün sözlük anlamını bilmemesi
    2. B)Şairin doğum yerini bilmemesi
    3. C)Bu gelenekte servinin sevgilinin uzun ve düzgün boyunu çağırdığını bilmemesi
    4. D)Beyitin hece sayısını bilmemesi
    5. E)Beyitin hangi yıl yazıldığını bilmemesi
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Servi Divan geleneğinde boyu çağıran yerleşik bir benzetmedir; bu birikimi bilmeyen okur metindeki bir katmanı kaçırır.

  11. Soru 11 · Orta

    Hangisi aşırı yoruma örnek oluşturur?

    1. A)Metindeki bir duyguyu, metinde hiçbir ipucu olmadan bütün insanlığa yaymak
    2. B)Bilinmeyen bir sözcüğün anlamını sözlükte aramak
    3. C)Bir dizenin öteki dizelerle ilişkisine bakmak
    4. D)Bir yoruma metinden kanıt göstermek
    5. E)Metnin yazıldığı çağın koşullarını öğrenmek
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Metinde dayanağı olmadan bir duyguyu herkese genellemek okurun eklemesidir; öteki seçenekler yorumu metne bağlayan yollardır.

  12. Soru 12 · Zor

    Derse özel yazılmış metin: «Yaşlı adam her akşam aynı bankta oturur, yanındaki boş yere bir simit bırakır, güvercinlere yem atıp kalkardı.» Bu metne dayanarak yapılan yorumlardan hangisi dayanaksızdır?

    1. A)Adamın akşamları bir alışkanlığı vardır.
    2. B)Adam güvercinlere yem atar.
    3. C)Boş yere simit bırakması birinin yokluğunu düşündürebilir.
    4. D)Adam her akşam aynı bankı seçer.
    5. E)Adamın eşi bir yıl önce ölmüştür ve simit onun içindir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Boş yerdeki simit bir yokluğu düşündürür, ama kimin olduğu ve ne zaman öldüğü metinde yazmaz; ölüm ve süre okurun eklediği bilgilerdir.

  13. Soru 13 · Zor

    Fuzuli'nin «Yâ Rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ beni / Bir dem belâ-yı aşktan kılma cüdâ beni» beytinde «âşinâ» tanış, «bir dem» bir an, «cüdâ» ayrı demektir. Bu beyitle ilgili hangi yargı metinle çelişir?

    1. A)Söyleyen kişi Tanrı'ya seslenmektedir.
    2. B)Söyleyen kişi aşkın verdiği dertten kurtulmayı dilemektedir.
    3. C)Söyleyen kişi aşk derdini istemektedir.
    4. D)Söyleyen kişi aşk derdinden bir an bile ayrılmak istemez.
    5. E)Beyitte bir dua söyleyişi vardır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Beyit aşk derdiyle tanıştırılmayı ve ondan bir an ayrılmamayı ister; dertten kurtulma dileği bu istekle doğrudan çelişir.

  14. Soru 14 · Zor

    Derse özel yazılmış dize: «Pencereden sokağa bakan bir çocuk, elinde kâğıttan bir gemi». I. Çocuk dışarıya bakmaktadır. II. Çocuk bir yolculuğu hayal ediyor olabilir. III. Çocuk denize hiç gitmemiştir. Bu yargılarla ilgili hangisi söylenebilir?

    1. A)Üçü de dizede açıkça yazılıdır.
    2. B)Üçü de dizede dayanaksızdır.
    3. C)Birincisi yazılıdır, ikincisi kâğıttan gemiyle desteklenen bir çıkarımdır, üçüncüsünün dayanağı yoktur.
    4. D)Birincisi ve üçüncüsü yazılıdır, ikincisi dizeyle çelişir.
    5. E)Yalnız üçüncüsü dizeden çıkarılabilir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Bakmak dizede yazılıdır, kâğıttan gemi bir yolculuk hayalini düşündürebilir; çocuğun denizle ilgili geçmişi hakkında ise dizede hiçbir ipucu yoktur.

  15. Soru 15 · Zor

    Vahide, bir şairin bir söyleşide «bu şiiri yalnızca annem için yazdım» dediğini öğrenir ve sınıfta şiire başka bir anlam veren herkesin yanıldığını söyler. Zekeriya ise şiirde annenin değil, uzak bir şehirde yaşayan bir dostun ipuçlarını gösterir. Bu tartışmayla ilgili hangisi söylenebilir?

    1. A)Şairin açıklaması varsa metindeki ipuçları önemsizdir.
    2. B)Her iki öğrenci de metinden kanıt göstermiştir.
    3. C)Zekeriya'nın yorumu şaire aykırı olduğu için geçersizdir.
    4. D)Şairin sözü bağlam olarak değerlidir, ama metindeki ipuçlarına dayanan Zekeriya'nın okuması yalnız bu sözle geçersiz sayılamaz.
    5. E)Şiir yazıldıktan sonra tek bir anlamla sınırlıdır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Yazarın açıklaması okumaya ışık tutar ama metnin anlamını tek başına belirlemez; Zekeriya'nın yorumu dizelerdeki ipuçlarına dayanmaktadır.

8Ustalık kapısı

5 soru, 5 dakika. 4 ya da 5 doğru yaptıysan sıradaki derse, «Nazım birimi» dersine geç. 3 ve altındaysan 3. ve 4. bölümü yeniden oku, sonra kapıyı bir kez daha çöz.

  1. Soru 1 · Orta

    Derse özel yazılmış metin: «Bütün gece yağmur yağmıştı. Sabah tarlaya giden çiftçi, toprağı avucuna alıp kokladı ve gülümsedi.» Bu metinden hangisi çıkarılamaz?

    1. A)Gece boyunca yağmur yağmıştır.
    2. B)Çiftçi sabah tarlaya gitmiştir.
    3. C)Çiftçi o yıl hasadın bütün köyde bereketli olacağını kesin olarak bilmektedir.
    4. D)Çiftçi toprağı avucuna almıştır.
    5. E)Çiftçinin gülümsemesi yağmurdan hoşnut olduğunu düşündürür.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Gülümseme hoşnutluğu düşündürür, ama hasadın bütün köyde bereketli olacağına dair kesin bir bilgi metinde yazmaz.

  2. Soru 2 · Orta

    «Her okur bir şiire istediği anlamı verebilir» görüşüne en güçlü itiraz hangisidir?

    1. A)Şiirler yalnız şairler tarafından anlaşılabilir.
    2. B)Okurun bildikleri okumayı hiç etkilemez.
    3. C)Şiirin tek anlamı şairin aklından geçendir.
    4. D)Şiirler her çağda aynı biçimde okunur.
    5. E)Okur yeni bir bağlam getirebilir, ama şiirde ipucu bulunmayan ya da şiirle çelişen bir anlamı savunamaz.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Görüşün zayıf yanı metnin çizdiği sınırı yok saymasıdır; C ise karşı uçtaki yanlışa, yazarın niyetini tek ölçü saymaya düşer.

  3. Soru 3 · Zor

    Yüksel, derse özel yazılmış «Ocak söndü, kapı açık kaldı; köyde artık kimse yok» dizesini okuyor. Ona bu dizenin, köylerden kentlere büyük göçlerin yaşandığı bir dönemde yazıldığı bilgisi veriliyor. Bu bilgi en çok hangi yorumu güçlendirir?

    1. A)Dize, göç sonucu boşalan bir köyün yalnızlığını anlatıyor olabilir.
    2. B)Dizedeki köy bir doğal afette yok olmuştur.
    3. C)Söyleyen kişi köyde yalnız yaşamaktan mutludur.
    4. D)Dize bir şehir sabahını anlatır.
    5. E)Köyde hâlâ kalabalık bir topluluk yaşar.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Sönen ocak ve boş köy imgesi metinde vardır; göç bağlamı bu boşalmanın nedenine dair okumayı güçlendirir, B için ise ipucu yoktur.

  4. Soru 4 · Zor

    Zübeyde, Yunus Emre'nin «Dünya kimseye kalmaz» dizesini okuyup «Bu dize insanların mal biriktirmeyi bırakıp bütün servetini dağıtması gerektiğini emreder» der. Bu yorumun durumu nedir?

    1. A)Dizede açıkça yazılıdır.
    2. B)Sözlük anlamına dayanır.
    3. C)Şairin hayatıyla kanıtlandığı için doğrudur.
    4. D)Ölümlülük sezdirilse de servet dağıtma emri dizede yazılı değildir ve dizeden çıkarılamaz; okur kendi düşüncesini eklemiştir.
    5. E)Okurun bağlamı nedeniyle metnin tek doğru anlamıdır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Dize dünyanın kalıcı olmadığını sezdirir; servetin dağıtılması gerektiği ise hiçbir sözcükte karşılık bulmayan bir eklemedir.

  5. Soru 5 · Zor

    Derse özel yazılmış metin: «Yıllar sonra eski mahallesine döndü. Okulun yerinde bir otopark vardı. Köşedeki bakkalın tabelası değişmişti, ama kapıdaki çan aynı sesi çıkarıyordu.» Bu metinden hangisi çıkarılabilir?

    1. A)Kişi mahalleden ayrıldığı için pişmandır.
    2. B)Mahallede bazı şeyler değişmiş, bazıları aynı kalmıştır.
    3. C)Bakkal kişinin akrabasıdır.
    4. D)Okulun yıkılmasına mahalleli karşı çıkmıştır.
    5. E)Kişi mahalleye yerleşmek için dönmüştür.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Okulun yerindeki otopark ve değişen tabela değişimi, aynı sesi çıkaran çan ise süreklilik gösterir; pişmanlık, akrabalık, itiraz ve yerleşme niyeti metinde yazmaz.

E01 — Edebiyat Bilgisi

Modülün bütün dersleri bitince işaretle; modül 1, 3, 7 ve 21. günlerde YKS ana sayfasındaki tekrar listesine döner.