İçeriğe geç

YKS Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi · Kader, Kaza ve Ahiret İnancı · DİN-D09-L03

İrade, sorumluluk ve tevekkül

TYTAYT· 8 bölüm

1Kanca

Malatya'da bir aile sağlığı merkezinin otoparkı. Cansu, dedesi Cengiz Bey'i şeker kontrolünden çıkarmış. Hekim hapın dozunu artırmış, reçetenin altına da «akşamları yarım saat yürüyüş, kayısı reçeline ara» diye not düşmüş. Dede kâğıdı katlayıp ceketinin iç cebine sokuyor: «Yetmiş beşinden sonra perhiz mi olur? Ben Allah'a tevekkül ettim kızım, şifayı O verir.» Cansu cevap veremiyor, çünkü geçen cuma kendisi de deneme sınavına kitap açmadan girmiş, annesine «Dua ettim, gerisi Allah'a kalmış» demişti. Torun da dede de aynı kelimeye yaslanıyor. Hapı içmeyi ya da içmemeyi seçen dedenin kendisi değil mi? Öyleyse şekerin yükselmesinin hesabı kime düşer? Tevekkül, yapılacak işi bırakmanın başka bir adı olabilir mi? Bu üç soruyu cevaplamak, sınavda tek bir davranışı ve kısa bir metni okuyup hangi kavramın işlendiğini bulmak demektir.

2Hedefler

  • İrade kavramını tanımlayıp külli irade ile cüz'î iradeyi kapsamları üzerinden ayırt edebilirsin.
  • İnsanın seçebildiği ve seçemediği durumları ayırarak sorumluluğun şartlarını ve alanlarını açıklayabilirsin.
  • Tevekkülü sebeplere sarılmakla ilişkilendirip bir davranışta tevekkülün doğru ya da yanlış yorumunu gösterebilirsin.
  • Ecel ve rızık kavramlarını bir ayet ya da hadisten hareketle sağlık, çalışma ve tedbir konularına bağlayabilirsin.

3Konu anlatımı

Reçetedeki kararlar

Cengiz Bey'in reçetesine yeniden bakalım. Kâğıtta üç ayrı iş var: hapı içmek, her akşam yürümek, reçeli azaltmak. Üçü de dedenin elindedir; isterse yapar, istemezse yapmaz. Öte yandan aynı tabloda onun hiç seçmediği şeyler de var: yaşı, ailesinden gelen yatkınlık, pankreasının nasıl çalıştığı. Dedenin cümlesi bu iki grubu tek bir torbaya koyuyor ve hepsini birden «tevekkül» sözcüğüyle kapatıyor. Ünitenin önceki iki dersinde Allah'ın takdirini ve evrene koyduğu değişmez düzeni gördün. Şimdi merak edilen insanın kendisi: düzenin içinde insan neyi seçer, seçtiğinden nasıl hesap verir ve sonucu kime emanet eder?

İrade: dilemek ve seçmek

İrade, bir şeyi yapıp yapmamak konusunda tercihte bulunma, karar verme gücüdür. Din kültürü ders kitapları bu gücü iki düzeyde anlatır. Külli irade Allah'ın iradesidir; sınırsızdır ve evrende olup biten her şeyi kuşatır. Cüz'î irade ise Allah'ın insana verdiği sınırlı seçme gücüdür. «Cüz» parça demektir; insanın iradesi bütünün içinde küçük bir paydır ama gerçek bir paydır.

Kur'an insana bu seçme imkânını açıkça tanır. Kehf suresinin 29. ayetinde hakkın Rabden geldiği bildirilir ve dileyenin inanması, dileyenin inkâr etmesi söylenir. İnsan suresinin 3. ayetinde de insana yolun gösterildiği, onun ister şükreden ister nankör olacağı haber verilir. İki metinde de yol gösterilmiş, yürüyüp yürümemek insana bırakılmıştır.

Ehl-i sünnet kelamında bu iki irade şöyle birleştirilir: insan cüz'î iradesiyle bir işe yönelir, onu seçer; Allah da külli iradesi ve kudretiyle o fiili yaratır. Kader ve kaza dersinde Eş'arîlerin bu yönelişe kesb dediğini görmüştün. Kavramın sınavdaki işlevi şudur: fiil Allah tarafından yaratılsa da seçen insan olduğu için fiil insana nispet edilir ve sonucu ondan sorulur. Müddessir suresinin 38. ayeti bu bağı tek cümlede kurar: her nefis kendi kazandığına karşılık bir rehindir. Ayetteki «kazandığı» sözcüğü insanın kendi tercihleriyle edindiğini anlatır.

Seçilebilen alan, seçilemeyen alan

İradenin sınırı, sorumluluğun da sınırıdır. Kimse doğduğu şehri, anne babasını, boyunu, göz rengini, kalbinin atışını seçmez. Ders kitaplarına göre insan iradesi dışında kalan bu durumlardan sorumlu tutulmaz. Sorumluluk, insanın seçme imkânı bulunan alanda başlar: ne söyleyeceği, kime nasıl davranacağı, emeğini ve zamanını nereye harcayacağı.

Dedenin durumuna uygularsak: hastalığa yatkınlık onun seçimi değildir, bu yüzden ondan hesap sorulmaz. Hapın içilmesi ve perhizin tutulması ise iradesinin alanındadır. Tevekkül sözcüğü bu ikinci alanı birinci alana taşımaya yaramaz.

Sorumluluğun şartları

Bir kişinin dinen sorumlu sayılması için üç şart aranır. Birincisi akıl: aklın dinle bağını işlediğimiz derste, kalemin akıl hastasından kaldırıldığını bildiren hadisi okumuştun. İkincisi buluğ, yani ergenlik çağına girmek; ibadetin anlamı dersinde bu iki şartı taşıyan kişiye mükellef dendiğini görmüştün. Üçüncüsü irade: kişinin davranışı kendi seçimiyle yapabilmesi. İslam hukukunda zorlama altında yapılan bir davranışın sorumluluğu, zorlamanın derecesine göre kalkar ya da hafifler; çünkü orada seçim kişinin elinden alınmıştır. Sorumluluk, aklı başında ve ergen bir insanın kendi seçtiği davranışın hesabını üstlenmesidir.

Sorumluluğun alanları

Ders kitapları sorumluluğu dört yöne açar. Allah'a karşı sorumluluk iman etmeyi ve ibadetleri kapsar. Kişinin kendine karşı sorumluluğu canını, sağlığını, aklını ve yeteneklerini korumaktır; dedenin perhizi bu başlığa girer. Aileye ve topluma karşı sorumluluk hak gözetmeyi, emanete sahip çıkmayı, verilen sözü tutmayı içerir. Çevreye karşı sorumluluk da canlılara ve tabiata zarar vermemeyi, kaynakları israf etmemeyi anlatır. Ahlak ve değerler modülünde ahlakın temel ilkelerini, aile ve toplum ahlakını, çevre ahlakını ayrı ayrı okumuştun; o derslerdeki ayrıntılar burada tek bir çatının altına giriyor: hepsi cüz'î iradeyle yapılan seçimlerin hesabıdır.

Tevekkül: tedbirden sonra güven

Tevekkül sözlükte güvenmek, dayanmak, işini birine bırakmak demektir. Terim olarak, insanın bir iş için gereken bütün sebeplere başvurup elinden geleni yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakması ve O'na güvenmesidir. Tanımın sırası önemlidir: önce çaba, sonra güven.

Bu sıranın Kur'an'daki açık örneği Âl-i İmrân suresinin 159. ayetidir. Hz. Peygamber'in örnek kişiliğini işlerken bu ayeti istişare yönüyle tanımıştın. Ayetin son kısmı başka bir halkayı ekler: danıştıktan sonra bir işe azmettiğinde Allah'a tevekkül et; Allah tevekkül edenleri sever. Ayette sıralama danışma, karar ve tevekkül diye ilerler. Tevekkül kararın yerine geçmez, karardan sonra gelir.

Ders kitapları tevekkülün iki yanlış yorumuna dikkat çeker. Biri, sebepleri bırakıp sonucu beklemektir. Tembelliği ya da tedbirsizliği tevekkül diye adlandırmak, kavramın içini boşaltır; Cansu'nun çalışmadan girdiği deneme bu türdendir. Öteki yanlış, yalnız sebeplere güvenip sonucun Allah'ın elinde olduğunu unutmaktır. Bu yorum da kişiyi başarıda kibre, başarısızlıkta umutsuzluğa sürükleyebilir. Bazı ders kitapları bu dengeyi dua kavramıyla da anlatır: sebeplere sarılmak fiilî dua, dille Allah'tan istemek kavlî dua diye adlandırılır; tevekkül ikisini birlikte gerektirir.

Hastalık, tedavi ve tevekkül

Sağlık konusu tevekkülün en sık sınandığı alandır. Hz. Peygamber'in Buhârî'deki bir sözüne göre Allah, indirdiği her hastalığın şifasını da indirmiştir. Ders kitapları bu hadisi, hastalanınca tedavi aramanın tevekküle aykırı olmadığının, hatta sebeplere sarılmanın bir parçası olduğunun dayanağı olarak anar.

Hz. Ömer'in Şam yolculuğu da aynı ilişkiyi gösterir. Buhârî ve Müslim'de aktarıldığına göre Hz. Ömer, gideceği bölgede veba salgını çıktığını öğrenince geri dönmeye karar verir. «Allah'ın kaderinden mi kaçıyorsun?» diye soranlara, Allah'ın kaderinden yine Allah'ın kaderine kaçtıklarını söyler. Rivayette ayrıca Hz. Peygamber'in, veba bulunan bir yere girilmemesini, bulunulan yerde çıkarsa da oradan kaçılmamasını söylediği aktarılır. Hz. Ömer'in cevabı tedbirin de takdirin içinde olduğunu gösterir: bulaşıcı hastalıktan korunmak kadere karşı çıkmak sayılmaz.

Bu açıdan bakınca Cengiz Bey'in cümlesindeki sorun inancında değil sırasındadır. Şifayı Allah'tan beklemek tevekkülün özüdür; hapı ve perhizi bırakmak ise tevekkülden önce yapılması gerekeni atlamaktır.

Ecel ve rızık

Ecel, her canlının dünya hayatı için belirlenmiş süresinin sona ermesi, yani ölüm vaktidir. A'râf suresinin 34. ayetinde her topluluğun bir eceli olduğu, ecelleri geldiğinde onu ne bir an geciktirebilecekleri ne de öne alabilecekleri bildirilir. Kur'an'da geçen müsemmâ ecel (adı konmuş, belirlenmiş süre) ifadesi, ders kitaplarında Allah'ın ilminde belirlenmiş ömür anlamında açıklanır. İnsan bu vakti bilmez. Bilmemesi, hayatını korumak için tedbir almasının, sağlığını gözetmesinin, kendini tehlikeye atmamasının gerekçesi sayılır; ecel inancı tedbirsizliğe dayanak yapılmaz.

Rızık, Allah'ın canlılara yararlanmaları için verdiği her şeydir: yiyecek ve içecek kadar sağlık, bilgi ve beceri de bu kapsama girer. Hûd suresinin 6. ayetinde yeryüzünde rızkı Allah'a ait olmayan hiçbir canlı bulunmadığı bildirilir. Mülk suresinin 15. ayeti ise yeryüzünün insana boyun eğdirildiğini, onun üzerinde yürüyüp Allah'ın rızkından yenmesini söyler. Rızkı veren Allah'tır, onu arayan ve kazanan insandır. Ekonomik hayat ve ahlak dersinde helal kazancı ve emeğin değerini görmüştün; rızık kavramı o dersin inanç tarafını tamamlar. Helal rızık, meşru yoldan ve başkasının hakkı çiğnenmeden elde edilen kazançtır.

Kavram kartı

Kavram adıKısa tanımBağlandığı ayet, hadis ya da olaySeçeneklerde ele veren ifade
İradeYapıp yapmamak arasında seçme ve karar verme gücüKehf 18/29«dileyen», «tercih», «karar verdi»
Külli iradeAllah'ın her şeyi kuşatan, sınırsız iradesiKader ve kaza ile birlikte anılır«her şeyi kuşatan», «sınırsız dileme»
Cüz'î iradeAllah'ın insana verdiği sınırlı seçme gücüİnsan 76/3: şükreden ya da nankör«parça», «sınırlı», «insanın seçimi»
SorumlulukSeçilen davranışın hesabını üstlenmekMüddessir 74/38: kazandığına rehin«hesap», «akıl, buluğ, irade»
TevekkülSebeplere sarıldıktan sonra sonucu Allah'a bırakmakÂl-i İmrân 3/159; deveyi bağlama hadisi (Tirmizî)«azmettiğinde», «önce bağla»
EcelBelirlenmiş ömrün sona ermesi, ölüm vaktiA'râf 7/34; müsemmâ ecel«geciktiremez, öne alamaz»
RızıkAllah'ın canlılara verdiği yararlanma imkânıHûd 11/6; Mülk 67/15«yeryüzünde yürüyün», «helal kazanç»

Metin çözümü: deveyi bağlamak

Metin (anlamca): Bir adam Hz. Peygamber'e devesini bağlayıp mı tevekkül etmesi, yoksa bağlamadan mı tevekkül etmesi gerektiğini sorar. Hz. Peygamber «Önce onu bağla, sonra tevekkül et» diye cevap verir. (Tirmizî)

  • Adım 1 — Sorunun içindeki ikilemi gör. Adam bağlamak ile güvenmeyi birbirinin karşıtı sanıyor; ya biri ya öteki diye düşünüyor.
  • Adım 2 — Cevaptaki sırayı işaretle. «Önce» ve «sonra» sözcükleri iki işi birbirine bağlar: tedbir öne, güven arkaya yerleşir. Cevap ikisinden birini seçmez, ikisini sıraya koyar.
  • Adım 3 — Tanıma bağla. Sebebe sarıldıktan sonra sonucu Allah'a bırakmak tevekkülün tanımıdır; metin bu kavramı öğretir.
  • Adım 4 — Fazla okumayı ayıkla. Metin devenin hiç kaçmayacağını vaat etmez, Allah'a güvenin gereksiz olduğunu da söylemez. «Tedbir alan her sonucu garantiler» ya da «güven yalnız tedbirden ibarettir» diyen seçenekler metinde yazmayanı ekler.

Cengiz Bey'in cebindeki reçete bir hesap fikri bırakıyor: seçtiğin her şeyin hesabı soruluyorsa o hesap nerede, hangi terazide görülecek? Bir sonraki ders bu soruya ahiret inancıyla cevap arıyor: dünya düzeninin sona ereceği kıyamet, ölülerin yeniden dirilmesi anlamında ba's, insanların bir araya toplanması olan haşir, amellerin tartıldığı mizan, ardından cennet ve cehennem.

4Çözümlü örnekler

Örnek 1 — Hangi irade?

Soru: «Allah'ın evrendeki her şeyi kuşatan, sınırı olmayan dilemesi.» Bu tanım aşağıdaki kavramlardan hangisine aittir?

  • A) Cüz'î irade
  • B) Tevekkül
  • C) Kesb
  • D) Külli irade
  • E) Müsemmâ ecel

Çözüm: Tanımın iki anahtarı vardır: dilemenin sahibi Allah'tır ve sınırsızdır. İnsanın sınırlı seçme gücü cüz'î iradedir; tevekkül sonucu Allah'a bırakmayı, kesb insanın bir işe yönelmesini, müsemmâ ecel belirlenmiş ömrü anlatır. Her şeyi kuşatan dileme külli iradedir. Cevap: D.

Örnek 2 — Sorumluluk kimde?

Soru: Aşağıdaki durumların hangisinde kişi, ders kitaplarındaki ölçüye göre yaptığından sorumlu tutulur?

  • A) Doğduğu şehrin kalabalık olması
  • B) Aldığı borcu, gücü yettiği hâlde bilerek ödememesi
  • C) Gözlerinin renginin kahverengi olması
  • D) Uykuda iken sayıklaması
  • E) Altı yaşındayken bir oyuncağı kırması

Çözüm: Sorumluluk için akıl, buluğ ve irade birlikte aranır. A ve C kişinin seçiminin dışındadır. Uyuyan kişi ile altı yaşındaki çocuk, kalemin kaldırıldığı kişiler arasında sayılır. Aldığı borcu bilerek ödemeyen yetişkin ise iradesiyle bir tercih yapmıştır. Cevap: B.

Örnek 3 — Tevekkülü tanımak

Soru: Aşağıdakilerden hangisi tevekkülün ders kitaplarındaki anlamına en uygun davranıştır?

  • A) Tarlayı sürmeden ve tohum atmadan bereketli hasat beklemek
  • B) Bütün başarıyı yalnız kendi zekâsına bağlamak
  • C) Sınava hiç çalışmadan girip sonucu dua ile beklemek
  • D) Hastalığı ilerleyince ilacı bırakıp «ne olacaksa olur» demek
  • E) Bahçe kapısını kilitledikten, alarmı kurduktan sonra yola çıkıp gerisini Allah'a bırakmak

Çözüm: Tevekkül tedbirden sonra gelir. E'de kişi alınabilecek önlemleri almış, sonra güvenmiştir. A, C ve D sebepleri bırakmayı tevekkül sanır; B ise yalnız sebebe güvenip sonucun Allah'ın elinde olduğunu unutur. Cevap: E.

Örnek 4 — Ayetten kavram

Soru: «Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah'a ait olmasın.» (Hûd 11/6, anlamca) Bu ayetten aşağıdaki çıkarımlardan hangisi yapılabilir?

  • A) Canlıların yararlandığı imkânları veren Allah'tır.
  • B) İnsanın çalışmasına gerek yoktur.
  • C) Rızık yalnız yiyecekten ibarettir.
  • D) Haksız yoldan elde edilen kazanç da helaldir.
  • E) Rızık yalnız insanlara verilir.

Çözüm: Ayetin öznesi «hiçbir canlı»dır ve rızkın Allah'a ait olduğunu söyler; bu A'yı doğrudan karşılar. Ayet çalışmayı gereksiz kılmaz; Mülk 67/15 yeryüzünde yürüyüp rızık aramayı ister. C rızkı daraltır, E kapsamı insana indirger, D ise helal rızık tanımıyla çelişir. Cevap: A.

5Tuzaklar

  • Külli ile cüz'î iradenin sahiplerini karıştırmak. Külli irade Allah'a, cüz'î irade insana aittir. «İnsanın sınırsız iradesi» ya da «Allah'ın parça iradesi» diyen seçenek çeldiricidir.
  • İrade dışındaki durumdan hesap sormak. Boy, ten rengi, doğulan aile ve yer seçilmez; bunlardan sorumluluk doğmaz. Soruda bir davranış seçilebiliyorsa sorumluluk vardır.
  • Tevekkülü tembellikle eş tutmak. «Tevekkül eden kişi tedbire gerek duymaz» ifadesi tanımın sırasını tersine çevirir; deveyi bağla hadisi önce tedbiri ister.
  • Tedaviyi tevekküle aykırı saymak. Her hastalığın şifasının indirildiğini bildiren hadis (Buhârî) tedaviyi sebeplere sarılmanın parçası yapar. «Hekime gitmek tevekkülü zayıflatır» seçeneği yanlıştır.
  • Eceli tedbirsizliğin gerekçesi yapmak. Ecelin belirlenmiş olması, insanın onu bilmediği gerçeğini değiştirmez. Can güvenliğini ihmal edip «ecel gelince gelir» demek, kader dersindeki bahane etme hatasının bir başka biçimidir.

6Tekrar kartı

  • İrade: seçme ve karar verme gücü. Külli irade Allah'ın sınırsız iradesi, cüz'î irade insanın sınırlı seçme gücü.
  • Ehl-i sünnet: insan cüz'î iradesiyle yönelir, Allah yaratır; fiil insana nispet edilir (Müddessir 74/38).
  • Seçme imkânı yoksa sorumluluk yoktur: doğum yeri, aile, beden özellikleri irade dışıdır.
  • Sorumluluğun şartları: akıl, buluğ, irade. Zorlama altında sorumluluk kalkar ya da hafifler.
  • Alanlar: Allah'a, kendine, aileye ve topluma, çevreye karşı sorumluluk.
  • Tevekkül: sebeplere sarılıp sonucu Allah'a bırakmak; Âl-i İmrân 3/159 (karar verince tevekkül), «Önce bağla, sonra tevekkül et» (Tirmizî).
  • Sağlık: her hastalığın şifası indirilmiştir (Buhârî); Hz. Ömer'in vebadan dönüşü (Buhârî, Müslim) tedbirin de takdirin içinde olduğunu gösterir.
  • Ecel: belirlenmiş ömrün sonu (A'râf 7/34, müsemmâ ecel); rızık: Allah'ın verdiği her yararlanma imkânı (Hûd 11/6), çalışarak aranır (Mülk 67/15).

7Alıştırma

  1. Soru 1 · Kolay

    İnsanın bir şeyi yapıp yapmamak konusunda tercihte bulunma ve karar verme gücüne ne ad verilir?

    1. A)Ecel
    2. B)Rızık
    3. C)İrade
    4. D)Mizan
    5. E)Tevekkül
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Seçme ve karar verme gücü iradedir; insanın sınırlı iradesine cüz'î irade denir.

  2. Soru 2 · Kolay

    Bir işin gerektirdiği bütün sebeplere başvurduktan sonra sonucu Allah'a bırakıp O'na güvenmek hangi kavramla anlatılır?

    1. A)Tevekkül
    2. B)Kesb
    3. C)Külli irade
    4. D)Ecel
    5. E)Fatalizm
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Tedbirden sonra Allah'a güvenmek tevekkülün terim anlamıdır.

  3. Soru 3 · Kolay

    Dinen sorumlu sayılmanın şartları hangi seçenekte birlikte verilmiştir?

    1. A)Akıl, servet, evlilik
    2. B)Buluğ, okuryazarlık, sağlık
    3. C)İrade, meslek, yaşlılık
    4. D)Akıl, buluğ, servet
    5. E)Akıl, buluğ, irade
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Aklı başında, ergenlik çağına girmiş ve seçme imkânı olan kişi sorumlu tutulur.

  4. Soru 4 · Kolay

    Hûd suresinin 6. ayetine göre yeryüzündeki her canlının hangi payı Allah'a aittir?

    1. A)Eceli
    2. B)Rızkı
    3. C)Mezhebi
    4. D)Mesleği
    5. E)Dili
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Ayet hiçbir canlının rızkının Allah'ın dışında kalmadığını anlatır.

  5. Soru 5 · Orta

    Cüz'î irade ile ilgili hangi ifade ders kitaplarındaki tanıma uyar?

    1. A)Allah'ın evrendeki her şeyi kuşatan dilemesidir.
    2. B)İnsanın hiçbir seçimi olmadığını anlatır.
    3. C)Yalnız peygamberlere verilmiştir.
    4. D)Allah'ın insana verdiği sınırlı seçme gücüdür.
    5. E)Ölüm vaktinin başka adıdır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Cüz kelimesi parça demektir; insanın iradesi sınırlıdır ama gerçek bir seçme gücüdür.

  6. Soru 6 · Orta

    «Hak Rabbinizdendir; dileyen inansın, dileyen inkâr etsin.» (Kehf 18/29, anlamca) Bu ayette en çok öne çıkan kavram hangisidir?

    1. A)Rızık
    2. B)İnsanın seçme gücü
    3. C)Ecel
    4. D)Fiziki yasa
    5. E)Mucize
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. «Dileyen» sözü inanma ya da inkâr etme tercihini insana bırakır.

  7. Soru 7 · Orta

    Aşağıdakilerden hangisi insanın iradesi dışında kalan ve sorumlu tutulmadığı bir durumdur?

    1. A)Hangi anne babadan doğacağı
    2. B)Arkadaşına yalan söylemesi
    3. C)Ödevini başkasına yaptırması
    4. D)Sözünü tutmaması
    5. E)Çöpünü ormana bırakması
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Kimse anne babasını seçmez; diğer seçeneklerin hepsi kişinin kendi tercihidir.

  8. Soru 8 · Orta

    Âl-i İmrân suresinin 159. ayetinin son kısmında, danışıp bir işe azmedildiğinde ne yapılması istenir?

    1. A)Kararı ertelemek
    2. B)İşi başkasına devretmek
    3. C)Sonucu kurayla belirlemek
    4. D)Danışmayı yeniden başlatmak
    5. E)Allah'a tevekkül etmek
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Ayet istişare ve kararın ardından Allah'a güvenmeyi ister; tevekkül karardan sonra gelir.

  9. Soru 9 · Orta

    Tirmizî'nin aktardığı «Önce onu bağla, sonra tevekkül et» sözü hangi yanlış anlayışı düzeltir?

    1. A)Rızkın yalnız yiyecek olduğunu
    2. B)Ecelin bilinebileceğini
    3. C)Tevekkül için tedbirin gereksiz olduğunu
    4. D)Sorumluluğun çocukları da kapsadığını
    5. E)Külli iradenin insana ait olduğunu
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Hadis güveni tedbirden sonraya yerleştirerek sebebi bırakmanın tevekkül sayılmadığını gösterir.

  10. Soru 10 · Orta

    Buhârî'de geçen, Allah'ın indirdiği her hastalığın şifasını da indirdiğini bildiren hadisten hangi sonuç çıkar?

    1. A)Tedavi aramak sebeplere sarılmanın bir parçasıdır.
    2. B)Hasta olan kişi sorumluluktan kurtulur.
    3. C)Hastalıklar insanın iradesiyle seçilir.
    4. D)İlaç kullanmak tevekkülle çelişir.
    5. E)Her hastalık kendiliğinden geçer.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Şifanın da yaratılmış olması tedaviyi aramayı anlamlı kılar ve tevekkülle uyumlu sayılır.

  11. Soru 11 · Orta

    Aşağıdakilerden hangisi kişinin kendine karşı sorumluluğuna örnektir?

    1. A)Sokak hayvanlarına su bırakmak
    2. B)Mahalledeki yaşlıların ihtiyacını sormak
    3. C)Ormanda ateş yakmamak
    4. D)Uykusunu ve beslenmesini düzenleyerek sağlığını korumak
    5. E)Seçimde oy kullanmak
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Can ve sağlığı korumak kişinin kendine karşı sorumluluğudur; öteki seçenekler topluma ya da çevreye yöneliktir.

  12. Soru 12 · Zor

    Hz. Ömer'in veba çıkan bölgeye girmeyip geri dönmesi ve «Allah'ın kaderinden yine Allah'ın kaderine» demesi hangi düşünceyi en iyi destekler?

    1. A)Kadere inanan kişinin hiçbir yerden kaçmaması gerektiğini
    2. B)Salgınların kader dışında kaldığını
    3. C)Ecelin tedbirle uzatılabileceğinin kesin olduğunu
    4. D)Tevekkülün yalnız dua etmek olduğunu
    5. E)Tedbir almanın da takdirin içinde olduğunu ve kadere karşı çıkmak sayılmadığını
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Hz. Ömer korunmayı kaderden kaçış değil başka bir takdire yönelmek olarak açıklar.

  13. Soru 13 · Zor

    Ehl-i sünnet kelamcılarının yaklaşımında insanın fiilleri için hangi ifade isabetlidir?

    1. A)İnsan fiillerini kendi kudretiyle yaratır, Allah'ın bunda payı yoktur.
    2. B)İnsan cüz'î iradesiyle bir işe yönelir, fiili Allah yaratır ve seçen olduğu için insan sorumludur.
    3. C)İnsanın hiçbir seçimi olmadığı için sorumluluk da yoktur.
    4. D)Külli irade insana, cüz'î irade Allah'a aittir.
    5. E)Fiilleri yaratan Allah olduğu için hesap da yalnız O'na aittir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Seçimin insanda, yaratmanın Allah'ta olması sorumluluğu insana bırakır.

  14. Soru 14 · Zor

    Dağ yürüyüşüne hava uyarılarına rağmen tek başına, ekipmansız çıkan biri «Ecel gelince gelir, nerede olsam bulur» diyor. Bu söze yöneltilebilecek en isabetli itiraz hangisidir?

    1. A)Ecel diye bir kavram dinde yer almaz.
    2. B)Dağa çıkmak dinen yasaktır.
    3. C)İnsan ecelini bilmediği için canını korumak üzere tedbir almakla sorumludur; ecel inancı tedbirsizliği haklı çıkarmaz.
    4. D)Ecel yalnız hastalıkla ilgilidir.
    5. E)Ecel yalnız ileri yaştakiler için belirlenmiştir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Ecelin bilinmemesi can güvenliğini gözetmenin gerekçesidir; sözü kaderi bahane etmeye dönüştürür.

  15. Soru 15 · Zor

    Mülk suresinin 15. ayetinde yeryüzünün insana boyun eğdirildiği, üzerinde yürüyüp Allah'ın rızkından yenmesi bildirilir; Hûd 11/6'da ise her canlının rızkının Allah'a ait olduğu haber verilir. İki ayet birlikte okunduğunda hangi yargıya ulaşılır?

    1. A)Rızık yalnız tarımla elde edilir.
    2. B)Rızık önceden verildiği için çalışmak gereksizdir.
    3. C)Rızık insanın kendi kudretiyle yarattığı bir şeydir.
    4. D)Rızkı veren Allah'tır, onu arayıp kazanmak ise insanın çabasına bırakılmıştır.
    5. E)Rızık yalnız inananlara verilir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Biri rızkın kaynağını, öteki onu aramayı anlatır; iki ayet tevekkül ile çalışmayı birleştirir.

8Ustalık kapısı

5 soru, 5 dakika. 4 ya da 5 doğru yaptıysan sıradaki derse, «Ahiret inancı» dersine geç. 3 ve altındaysan 3. ve 4. bölümü yeniden oku, sonra kapıyı bir kez daha çöz.

  1. Soru 1 · Orta

    «Biz ona yolu gösterdik; ister şükreden olsun ister nankör.» (İnsan 76/3, anlamca) İnsan suresindeki bu ifade hangi görüşe dayanak olur?

    1. A)İnsanın seçiminin sonucu değiştirmediğini
    2. B)İnsana gerçek bir seçme imkânı tanındığını
    3. C)Yolun insandan gizlendiğini
    4. D)Şükrün yalnız ibadetle sınırlı olduğunu
    5. E)Nankörlüğün sorumluluk doğurmadığını
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Yol gösterildikten sonra şükür ya da nankörlük insanın tercihine bırakılmıştır.

  2. Soru 2 · Orta

    Tevekkülün yanlış yorumlarıyla ilgili hangisi doğrudur?

    1. A)Sebeplere sarılmak tevekküle aykırıdır.
    2. B)Yalnız sebebe güvenmek tevekkülün en iyi biçimidir.
    3. C)Fiilî dua, dille yapılan duanın öteki adıdır.
    4. D)Tedbir alan kişinin dua etmesine gerek yoktur.
    5. E)Sebepleri bırakıp beklemek de, sonucun Allah'ın elinde olduğunu unutup yalnız sebebe güvenmek de tevekkülün yanlış yorumlarıdır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Tevekkül çaba ile güveni birlikte ister; ikisinden birini düşüren yorum kavramı bozar.

  3. Soru 3 · Zor

    Müddessir suresinin 38. ayetinde her nefsin kendi kazandığına karşılık bir rehin olduğu bildirilir. Ayet kesb kavramıyla birlikte düşünüldüğünde hangi yargıya varılır?

    1. A)İnsan kendi tercihiyle edindiğinden sorumludur; fiilin yaratılmış olması bu sorumluluğu kaldırmaz.
    2. B)İnsan başkasının yaptığından da aynı ölçüde sorumludur.
    3. C)Rehin kelimesi ayette maddi bir borcu anlatır.
    4. D)Kazanmak yalnız para kazanmak demektir.
    5. E)Fiili Allah yarattığı için insan hesap vermez.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Kazandığı sözü insanın seçimini anlatır; seçen olduğu için hesap ondan sorulur.

  4. Soru 4 · Zor

    Cansu, deneme sınavına çalışmadan girip «Dua ettim, gerisi Allah'a kalmış» diyor. Bu tutumu ders kitaplarındaki tevekkül anlayışıyla en iyi değerlendiren ifade hangisidir?

    1. A)Kavlî dua tek başına yeterli olduğu için tutum doğrudur.
    2. B)Dua etmek tevekküle aykırıdır.
    3. C)Sınav sonucu kader dışında kaldığı için tutum yanlıştır.
    4. D)Fiilî dua yani çalışmak atlanmıştır; sebebe sarılmadan sonucu beklemek tevekkül değil tevekkülün yanlış yorumudur.
    5. E)Cansu henüz sorumluluk çağına girmediği için değerlendirme yapılamaz.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Tevekkül sebebe sarılmayı ve duayı birlikte gerektirir; çalışmadan beklemek tanımın ilk adımını düşürür.

  5. Soru 5 · Zor

    Aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?

    1. A)Kehf 18/29 — insanın inanma ya da inkâr etme tercihi
    2. B)Âl-i İmrân 3/159 — karar verdikten sonra tevekkül
    3. C)A'râf 7/34 — rızkın çalışarak aranması
    4. D)Hûd 11/6 — her canlının rızkının Allah'a ait olması
    5. E)Müddessir 74/38 — her nefsin kazandığına rehin olması
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. A'râf suresinin 34. ayeti ecelin geciktirilemeyip öne alınamadığını bildirir; rızkı aramaya çağıran Mülk 67/15'tir.

D09 — Kader, Kaza ve Ahiret İnancı

Modülün bütün dersleri bitince işaretle; modül 1, 3, 7 ve 21. günlerde YKS ana sayfasındaki tekrar listesine döner.