YKS Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi · Ahlak ve Değerler · DİN-D05-L01
İslam ahlakının temel ilkeleri
TYTsınavdaki ağırlığı orta· 8 bölüm
1Kanca
Cumartesi sabahı, Trabzon balık pazarı. Ümit hafta sonları dayısının tezgâhında çalışıyor; dayısı çay ocağına gidince terazi ona kalıyor. Yaşlı bir kadın yarım kilo hamsi istiyor, gözlüğünü evde unuttuğunu söyleyip ekranı Ümit'e okutuyor. Terazi 460 gram gösteriyor. Sabah dayısı «Hep yukarı yuvarla, kimse bakmıyor» demişti. Ümit fişe 460 yazıyor ve fiyatı ona göre söylüyor. Kadın uzaklaşırken Ümit'in içi rahat, ama bu rahatlığın adını koyamıyor: tartıda hakkı mı gözetti, gerçeği mi söyledi, kadının ona bıraktığı güveni mi korudu, gözü iyi görmeyen birine mi acıdı, yoksa yazdığı sayının hesabını kendisi vermeyi mi seçti? Pazartesi din dersinde öğretmen tahtaya beş kavram yazıyor ve Ümit hepsinin o birkaç saniyeye sığdığını fark ediyor. Sınavda ise bir metin verilecek ve içinden yalnız birini seçmesi istenecek.
2Hedefler
- Ahlak kavramını hulk kelimesinden yola çıkarak tanımlar, tek seferlik bir davranışı yerleşik bir huydan ayırırsın.
- İslam ahlakının kaynaklarını (Kur'an, sünnet, akıl, vicdan) ders kitabındaki işlevleriyle açıklarsın.
- Emanet, adalet, merhamet, dürüstlük ve sorumluluk ilkelerini gündelik hayattan birer durumla eşleştirirsin.
- Kısa bir ayet ya da hadis metninde öne çıkan ilkeyi yakın kavramlardan ayırarak belirlersin.
3Konu anlatımı
Hulk: davranıştan huya
Ahlak kelimesi Arapça hulk (huluk) kelimesinin çoğuludur ve huy, seciye, karakter anlamına gelir. Aynı kökten türeyen halk ise yaratılış demektir. Ders kitapları bu akrabalığı şöyle yorumlar: insanın dış görünüşü yaratılışla verilir, iç dünyası ise edindiği huylarla biçimlenir. Gazzâlî'nin de içinde bulunduğu klasik İslam ahlakçıları ahlakı, nefiste yerleşmiş ve davranışların uzun uzun düşünmeye gerek kalmadan kolayca ortaya çıkmasını sağlayan bir hâl olarak tanımlar.
Tanımın kilit sözü «yerleşmiş»tir. Bir kez doğruyu söyleyen kişiye henüz doğru sözlü denmez; bu tercih onda alışkanlığa dönüşmüşse denir. Ümit'in fişe 460 yazması bir davranıştır. Aynı tercihi her cumartesi, dayısı yanında olsun olmasın tekrarlıyorsa artık bir huydan, yani ahlaktan söz edilir. Soru metninde «yıllardır», «her zaman», «hiç düşünmeden» gibi ifadeler geçiyorsa yerleşik huy; tek bir olay anlatılıyorsa davranış kastedilir.
Övülen huylara güzel ahlak (ahlak-ı hamîde), yerilenlere kötü ahlak (ahlak-ı zemîme) denir. Doğruluk, cömertlik, sabır ve tevazu birinci gruptandır; yalan, kibir, haset ve cimrilik ikinci gruptan. Güzel ahlakın İslam'daki yeri, Hz. Peygamber'in «Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim» sözüyle anlatılır (İmam Mâlik, Muvatta). Ebû Dâvûd ile Tirmizî'de geçen bir başka hadise göre iman bakımından müminlerin en olgunu, ahlakı en güzel olanıdır. İki hadis birlikte okunduğunda ahlak, dinin kenarına eklenmiş bir bölüm gibi durmaz; inançla iç içe geçmiş bir alan olarak belirir. Asr suresinde kurtuluşa erenlerin inanıp iyi işler (salih amel) yapanlar diye nitelendiğini hatırla: o iyi işlerin gündelik hayattaki içeriğini büyük ölçüde bu derste ele alınan ilkeler doldurur.
Ahlakın kaynakları
Ders kitaplarına göre İslam ahlakı ölçülerini dört kaynaktan alır. Kur'an ile sünnet vahye dayanan ölçülerdir; akıl ile vicdan ise insanın kendi donanımına aittir.
Kur'an temel kaynaktır. Kur'an'ın ana konuları arasında ahlakın inanç, ibadet ve kıssalarla birlikte sayıldığını önceki modülde görmüştün; adalet, doğruluk ve emanet gibi ilkelerin çoğu doğrudan ayetlerle konur.
Sünnet ikinci kaynaktır ve Kur'an'daki ilkelerin hayatta nasıl uygulandığını gösterir. Hz. Peygamber'in güvenilirliğini, merhametini ve adaletini anlatan olaylar «Örnek kişiliği» dersinde tek tek işlendi. Burada o olaylara dönmüyoruz; bu dersin konusu olayların arkasındaki ilkenin kendisi.
Akıl, iyiyi kötüden ayırmanın ve bir ilkeyi yeni bir duruma uygulamanın aracıdır. Pek çok ayetin «Akletmez misiniz?», «Düşünmez misiniz?» diye bitmesi, ahlaki yükümlülüğün akılla birlikte düşünüldüğünü gösterir.
Vicdan, insanın kendi davranışını içeriden tartan duygudur. Şems suresinin 7 ve 8. ayetlerinde nefse hem kötülüğün hem de ondan sakınmanın ilham edildiği bildirilir. Nevvâs b. Sem'ân'ın sorusuna verilen cevapta iyilik güzel ahlak diye tarif edilir (Müslim); günah ise içini rahatsız eden ve insanların öğrenmesinden hoşlanmadığın şey diye anlatılır. Hadisin ikinci yarısı vicdanın işleyişini tarif eder: yaptığın bir şeyi saklama isteği duyuyorsan içindeki ses bir uyarıda bulunuyordur.
Ders kitapları bu kaynakları birbirine rakip değil, birbirini tamamlayan ölçüler olarak sunar: akıl ve vicdan, Kur'an ile sünnetin koyduğu ilkelerle birlikte çalışır. İyinin ölçüsünü yalnız hazda, yalnız yararda ya da yalnız ödevde arayan felsefi görüşler ayrı bir alanın, felsefedeki ahlak felsefesi ünitesinin konusudur.
Adalet: hakkı sahibine vermek
Adalet, herkese hakkını vermek ve her şeyi yerli yerine koymaktır; karşıtı zulümdür. Nahl suresinin 90. ayetinde Allah'ın adaleti, iyiliği (ihsan) ve yakınlara yardım etmeyi emrettiği; hayâsızlığı, fenalığı ve azgınlığı yasakladığı bildirilir. Bu ayet cuma hutbelerinin sonunda okunduğu için pek çok kişiye tanıdık gelir.
Adalet yalnız mahkeme salonunda sınanmaz. Harçlığı iki kardeş arasında bölüştüren bir anne, grup ödevine not veren bir öğretmen, terazinin başındaki bir satıcı da bu ilkeyle karşı karşıyadır. Mutaffifîn suresi «Ölçüde ve tartıda eksik yapanların vay hâline!» diye açılır (83/1). Tartıyı kaçırmak, karşıdakinin hakkını onun haberi olmadan almak demektir. Ümit'in fişe gerçek sayıyı yazması bu yüzden önce bir adalet meselesidir.
Dürüstlük: sözün gerçeğe, işin söze uyması
Dürüstlük (sıdk), sözün gerçeğe, davranışın da söze uygun düşmesidir. Yalan söylememek kadar sözünü tutmak, işini hilesiz yapmak, bilmediği bir şeyi biliyormuş gibi sunmamak da bu kavrama girer. Tevbe suresinin 119. ayetinde müminlere Allah'tan sakınmaları ve doğrularla beraber olmaları emredilir. Bir hadise göre doğruluk insanı iyiliğe, iyilik de cennete ulaştırır; yalan kötülüğe, kötülük de cehenneme sürükler (Buhârî, Müslim). Hadis dürüstlüğü tek bir doğru söz olarak değil, insanı bir yöne taşıyan bir yol olarak anlatır.
Ticarette dürüstlük ayrıca vurgulanır. Müslim'de geçen bir rivayette Hz. Peygamber, bir buğday yığınına elini sokup altının ıslak olduğunu görür ve ıslak kısmın neden üste konmadığını sorar; ardından «Bizi aldatan bizden değildir» der. Bu rivayette kusuru saklamak da aldatma sayılır: satıcı tek kelime yalan söylemese bile dürüstlükten ayrılmıştır.
Emanet: güvenle bırakılan her şey
Emanet, korunması ve zamanı gelince sahibine teslim edilmesi için birine bırakılan şeydir. Kelime güven anlamındaki «emn» kökünden gelir; iman ve emin kelimeleriyle akrabadır. Ders kitaplarında emanetin kapsamı geniş tutulur: bırakılan bir eşya, paylaşılan bir sır, verilen bir söz, üstlenilen bir görev, insanın kendi bedeni ve ömrü, içinde yaşadığı çevre. Mü'minûn suresinin 8. ayetinde kurtuluşa eren müminler, emanetlerine ve ahitlerine riayet edenler diye nitelenir.
İki Sahih'te, Buhârî ile Müslim'de, münafığın alametlerini sayan bir hadis yer alır: konuşunca yalan söylemek, söz verince sözünden dönmek, kendisine güvenilince hıyanet etmek. Hadis, dürüstlük ile emanetin birbirine ne kadar yakın durduğunu da gösterir. Görev de bir emanettir. Buhârî'de geçen bir başka hadis emanetin zayi edilmesini, işin ehli olmayana verilmesi diye açıklar. Bir işe en yetkin olanı değil de yakınını seçmek bu yüzden emanet ilkesiyle çatışır. Ümit'in hikâyesinde emanet terazinin kendisi değil, kadının gözü yerine ona güvenmesidir.
Merhamet: başkasının acısını duymak
Merhamet, başkasının sıkıntısını hissedip onu gidermeye yönelmektir ve rahmet kökünden gelir. Ders kitapları, Besmele'de Allah'ın Rahmân ve Rahîm isimlerinin yer almasını merhametin İslam düşüncesindeki ağırlığına işaret olarak anar. Ebû Dâvûd ile Tirmizî'nin kaydettiği bir hadise göre merhamet edenlere Rahmân merhamet eder; yeryüzündekilere merhamet edin ki göktekiler de size merhamet etsin. Hadisteki «yeryüzündekiler» ifadesi merhameti insanla sınırlamaz, hayvanları ve bütün canlıları da kapsar.
Merhamet ile adalet zaman zaman çatışıyormuş gibi görünür. Ders kitaplarındaki anlatıma göre ikisi birbirini tamamlar: adalet hakkı korur, merhamet o hakkın uygulanışını yumuşatır. Ancak merhamet bir başkasının hakkını çiğnemeye gerekçe yapılamaz. Bir hakemin, yenilen takıma acıdığı için geçersiz bir golü sayması merhamet değil, öteki takıma karşı haksızlıktır.
Sorumluluk: tercihin hesabını üstlenmek
Sorumluluk, kişinin kendi tercihlerinin sonucunu üstlenmesi ve hesabını vermeye hazır olmasıdır. İslam'da dinî sorumluluğun şartları olarak akıllı olmak ve ergenlik çağına girmek (buluğ) sayılır; gücün yetmediği bir şeyden kimse sorumlu tutulmaz. Bakara suresinin 286. ayetinde Allah'ın kimseye gücünün üstünde yük yüklemediği bildirilir. İsrâ suresinin 36. ayeti ise insanın bilmediği bir konunun peşine takılmamasını ister, çünkü kulak, göz ve kalbin hepsi bundan sorumludur. Bu ayet sorumluluğu davranıştan önce, bilgiden başlatır.
«Hepiniz çobansınız» diye başlayan hadis (Buhârî, Müslim) her insanı, gözetimine bırakılanın hesabını verecek bir çoban gibi görür; yöneticiden aile bireylerine, hizmetçiye kadar her biri kendi alanından sorumludur. Sorumluluk kişinin kendisiyle başlar, ailesine, işine, topluma ve çevreye doğru genişler. Ümit'in sabah aldığı «yukarı yuvarla» talimatı da bu açıdan önemlidir: başkasının sözüyle yapılan bir davranışın hesabı, onu yapandan düşmez.
Beş ilke tek bir anda
Terazinin başına dönelim. Tartıyı eksik göstermemek adalet, ekrandaki sayıyı olduğu gibi söylemek dürüstlük, kadının gözü yerine ona güvenmesini boşa çıkarmamak emanet, iyi göremeyen birini kandırılmaya açık bırakmamak merhamet, dayısı yokken yazdığı sayıyı kendi kararı olarak üstlenmek sorumluluktur. Gündelik bir an birden çok ilkeye dokunabilir; sınav metni ise çoğunlukla birini öne çıkarır. Hangisi olduğunu metindeki anahtar sözcükler gösterir.
Kavram kartı
| İlke | Özü | Dayanak metin | Gündelik karşılığı | Metinde onu ele veren söz |
|---|---|---|---|---|
| Adalet | Herkese hakkını vermek | Nahl 16/90; Mutaffifîn 83/1 | Doğru tartmak, adil not vermek | «hak», «ölçü», «tartı», «paylaştırdı» |
| Dürüstlük (sıdk) | Sözün gerçeğe, işin söze uyması | Tevbe 9/119; «Bizi aldatan bizden değildir» | Kusuru söylemek, kopya çekmemek | «yalan», «hile», «aldattı», «gizledi» |
| Emanet | Güvenle bırakılanı korumak, teslim etmek | Mü'minûn 23/8; münafığın alametleri | Sır saklamak, ödünç kitabı zamanında iade etmek | «bıraktı», «teslim», «sır», «görev» |
| Merhamet | Başkasının acısını duyup gidermek | «Yeryüzündekilere merhamet edin» | Yaşlıya, hastaya, hayvana şefkat | «acıdı», «şefkat», «zayıf», «can» |
| Sorumluluk | Tercihin hesabını üstlenmek | İsrâ 17/36; Bakara 2/286; «Hepiniz çobansınız» | Grup ödevinde payını yapmak | «hesap», «gözetim», «yükümlü» |
Metin çözümü
Metin: «Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emreder.» (Nisâ 4/58, anlamca)
- Adım 1 — Fiilleri ayır. Ayette iki ayrı buyruk var: emanetleri ehline vermek ve adaletle hükmetmek. İki fiil iki ayrı ilkeye işaret eder.
- Adım 2 — İlk buyruğun kapsamını belirle. «Emanetleri» sözcüğü yalnız eşyayı değil, görevi de içine alır; «ehline» ise işin onu hak eden ve yapabilecek olana verilmesini anlatır. Bu ayrıntı emanet ile ehliyet arasındaki bağı kurar.
- Adım 3 — İkinci buyruğun muhatabına bak. «İnsanlar arasında hükmettiğinizde» karar veren konumdakilere, yani yöneticilere, hakemlere, öğretmenlere seslenir. Burada öne çıkan ilke adalettir.
- Adım 4 — Metinde olmayanı ele. Metinde acıma, şefkat ya da bağışlama sözü yoktur; merhamet bu metinden çıkmaz. Soru «metnin vurguladığı iki ilke» diye soruyorsa cevap emanet ve adalettir, «görevlendirme» üzerinden soruyorsa emanettir.
Bu derste ilkeleri tek bir kişinin tercihi üzerinden okuduk: terazinin başındaki genç, sırrı saklayan arkadaş, payını yapan öğrenci. Oysa bu ilkelerin çoğu bir ilişkinin içinde sınanır. Sıradaki derste aynı ilkelerin aile ve toplum içinde hangi haklara ve görevlere dönüştüğüne bakacağız: anne babaya iyilik, aile bireylerinin birbirine karşı hakları, komşuluk, kul hakkı ve toplumsal yardımlaşma.
4Çözümlü örnekler
Örnek 1 — Davranış mı, ahlak mı?
Soru: «Mahalledeki terzi Vedat Usta'ya kumaş bırakan herkes artanı da geri alır. Bunu yıllardır böyle yapar, kimse sormasa bile artan parçaları poşetleyip sahibine verir; üzerinde düşündüğü bile yoktur.» Bu parça, ahlakın tanımındaki hangi özelliği en açık biçimde örnekler?
- A) Ahlakın yalnız ibadetlerle ilgili olması
- B) Güzel davranışın kişide yerleşmiş, kendiliğinden ortaya çıkan bir hâl olması
- C) Ahlakın yalnız bir kez gösterilen davranışlarla ölçülmesi
- D) Ahlaki davranışın her zaman bir ödül beklentisiyle yapılması
- E) Ahlakın kişiden kişiye değişmeyen bir yaratılış özelliği olması
Çözüm: Parçadaki ipuçları «yıllardır», «kimse sormasa bile» ve «üzerinde düşündüğü bile yoktur». Üçü de davranışın tekrarlandığını ve düşünmeye gerek kalmadan ortaya çıktığını gösteriyor; bu, ahlakın nefiste yerleşmiş hâl olarak tanımlanmasıdır. C tanımın tersini söyler. E «halk» ile «hulk»u karıştırır: yaratılış verilir, huy ise edinilir. Cevap: B.
Örnek 2 — Kaynağı bulmak
Soru: Sahih-i Müslim'deki bir hadiste günah, içini rahatsız eden ve insanların öğrenmesinden hoşlanmadığın şey diye tarif edilir. Bu tarif İslam ahlakının kaynaklarından en çok hangisinin işleyişini anlatır?
- A) Kur'an'daki kıssalar
- B) Toplumun örf ve âdetleri
- C) Hukuk kuralları
- D) Vicdan
- E) Tarihî olaylar
Çözüm: Tarifte dışarıdan gelen bir kural ya da ceza yok; ölçü kişinin iç dünyası: «içini rahatsız eden», «öğrenilmesinden hoşlanmadığın». İnsanın kendi davranışını içeriden yargılaması vicdanın tanımıdır. Örf ve hukuk dışarıdan gelen ölçülerdir. Cevap: D.
Örnek 3 — Susarak aldatmak
Soru: Ümran ikinci el telefonunu satarken ekranın bir köşesinde zaman zaman beliren arızayı biliyor. Alıcı sormadığı için bir şey söylemiyor; telefonun «sorunsuz» olduğunu da iddia etmiyor. «Bizi aldatan bizden değildir» hadisi göz önüne alındığında Ümran'ın davranışı en çok hangi ilkeyle çatışır?
- A) Dürüstlük
- B) Merhamet
- C) Sorumluluk
- D) Tevazu
- E) Cömertlik
Çözüm: Ümran yalan söylemiyor, bu yüzden davranışın dürüstlükle ilgisi yokmuş gibi görünebilir. Ancak hadisin geçtiği rivayette satıcı da bir şey söylememiş, yalnız ıslak buğdayı alta koymuştu. Kusuru gizlemek aldatma sayılır; çatışılan ilke dürüstlüktür. Sorumluluk ilgili görünse de metnin vurgusu hesap vermek değil, gerçeği saklamaktır. Cevap: A.
Örnek 4 — Merhametin sınırı
Soru: Bir öğretmen, ailesi zor günler geçiren bir öğrencinin yazılısına hak etmediği beş puanı ekliyor; aynı yanlışları yapan öteki öğrencilere bu puanı vermiyor. Ders kitaplarındaki adalet–merhamet ilişkisine göre bu davranış için hangisi söylenebilir?
- A) Merhamet adaletten önce geldiği için davranış ölçülere uygundur.
- B) Davranış yalnız emanet ilkesini ilgilendirir.
- C) Merhamet gerekçesiyle öteki öğrencilerin hakkı çiğnendiği için adalete aykırıdır.
- D) Not vermek ahlakın konusu değildir.
- E) Öğretmen dürüstlük ilkesini en iyi biçimde uygulamıştır.
Çözüm: Öğretmenin duygusu merhamettir, ama bu duygu aynı yanlışı yapan öteki öğrencilerin aleyhine işliyor. Ders kitaplarında merhamet adaleti tamamlayan bir ilke olarak anlatılır; bir başkasının hakkını almaya gerekçe yapılamaz. Öğrenciye merhametin adil yolu not dışında olabilir: ek çalışma, rehberlik, destek. Cevap: C.
5Tuzaklar
- Tek bir iyi davranışı ahlak saymak. Ahlak yerleşik huydur. Metin bir kez olmuş bir olayı anlatıyorsa «davranış», tekrarı ve kendiliğindenliği vurguluyorsa «ahlak» aranır.
- Hulk ile halkı karıştırmak. Aynı köktendirler ama hulk huy, halk yaratılıştır. «Ahlak değiştirilemez, doğuştan gelir» türünden bir seçenek bu karışıklıktan yararlanan çeldiricidir.
- Yalan söylenmeyince dürüstlüğün korunduğunu sanmak. Kusuru gizlemek, susarak yanıltmak da aldatmadır; buğday yığını rivayeti bu yüzden dürüstlük başlığında anılır.
- Emaneti yalnız eşyayla sınırlamak. Sır, söz, görev, beden ve çevre de emanettir. «İş ehline verilsin» vurgusu varsa cevap çoğu kez emanettir, adalet değil.
- Merhameti hak çiğnemenin gerekçesi yapmak. Bir tarafa acıyıp öteki tarafın hakkını almak merhamet değil adaletsizliktir; seçeneklerde merhamet «adaletten önce gelir» diye sunuluyorsa dikkat et.
6Tekrar kartı
- Ahlak, «hulk» (huy, seciye) kelimesinin çoğulu; nefiste yerleşmiş, davranışı kendiliğinden doğuran hâl. Halk = yaratılış.
- Güzel ahlak: ahlak-ı hamîde; kötü ahlak: ahlak-ı zemîme. «Güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim» (Muvatta).
- Kaynaklar: Kur'an, sünnet, akıl, vicdan; birbirini tamamlar. Vicdan: Şems 91/7–8 ve Müslim'deki «içini rahatsız eden» tarifi.
- Adalet: hakkı sahibine vermek, karşıtı zulüm; Nahl 16/90, Mutaffifîn 83/1.
- Dürüstlük (sıdk): Tevbe 9/119; doğruluk iyiliğe götürür; «Bizi aldatan bizden değildir».
- Emanet: eşya, sır, söz, görev, beden, çevre; Mü'minûn 23/8; münafığın alametleri; iş ehline verilmeli.
- Merhamet: rahmet kökü, Rahmân ve Rahîm; «yeryüzündekilere merhamet edin»; adaleti tamamlar, yerine geçmez.
- Sorumluluk: şartları akıl ve buluğ; Bakara 2/286 (güç ölçüsü), İsrâ 17/36 (bilgi), «hepiniz çobansınız».
7Alıştırma
Soru 1 · Kolay
«Ahlak» kelimesi Arapçada hangi kelimenin çoğuludur?
- A)Halk
- B)Hulk
- C)Hak
- D)Hilm
- E)Hikmet
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: B. Ahlak, huy ve seciye anlamındaki hulk kelimesinin çoğul biçimidir.
Soru 2 · Kolay
«Ahlak-ı zemîme» ifadesi neyi anlatır?
- A)Övülen güzel huyları
- B)İbadetlerin şartlarını
- C)İnsanın yaratılışını
- D)Yerilen kötü huyları
- E)Adaletin çeşitlerini
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: D. Zemîme yerilmiş demektir; ifade kötü huyların genel adıdır.
Soru 3 · Kolay
«Ölçüde ve tartıda eksik yapanların vay hâline!» ayeti en doğrudan hangi ilkeyle ilgilidir?
- A)Adalet
- B)Merhamet
- C)Tevazu
- D)Sabır
- E)Cömertlik
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: A. Eksik tartmak karşıdakinin hakkını almak olduğu için ayet adaletle ilişkilendirilir.
Soru 4 · Kolay
Besmele'de geçen Rahmân ve Rahîm isimleri hangi ahlaki ilkeyle aynı köke dayanır?
- A)Emanet
- B)Sorumluluk
- C)Dürüstlük
- D)Adalet
- E)Merhamet
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: E. Rahmân, Rahîm ve merhamet kelimelerinin üçü de rahmet kökünden türemiştir.
Soru 5 · Orta
Ufuk, en yakın arkadaşının ailesiyle ilgili anlattığı bir sıkıntıyı yıllar geçse de kimseye açmıyor. Ufuk'un tutumu en çok hangi ilkenin kapsamına girer?
- A)Merhamet
- B)Adalet
- C)Emanet
- D)Cesaret
- E)Tevazu
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: C. Paylaşılan sır da korunması gereken bir emanet olarak ders kitaplarında sayılır.
Soru 6 · Orta
Müslim'deki hadiste günahın «içini rahatsız eden ve insanların öğrenmesinden hoşlanmadığın şey» diye tarif edilmesi, ahlakın kaynaklarından hangisinin önemine işaret eder?
- A)Vicdan
- B)Örf ve âdet
- C)Tarihî tecrübe
- D)Hukuk
- E)Kıyas
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: A. Ölçünün kişinin iç dünyasında olması vicdanın işleyişini gösterir.
Soru 7 · Orta
Ahlakın «nefiste yerleşmiş hâl» olarak tanımlanması göz önüne alındığında aşağıdakilerden hangisi yerleşik bir huydan çok tek seferlik bir davranış örneğidir?
- A)Otuz yıldır borcunu gününde ödeyen esnaf
- B)Her sabah komşusunun ekmeğini de alan emekli
- C)Hiç düşünmeden yaşlılara yer veren genç
- D)Yıllardır sözünden dönmediği bilinen muhtar
- E)Bir kez, öğretmeni bakarken yerdeki çöpü alan öğrenci
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: E. Tekrarı ve kendiliğindenliği olmayan tek bir davranış henüz ahlak sayılmaz.
Soru 8 · Orta
İsrâ suresinin 36. ayetinde kulak, göz ve kalbin sorumlu olduğu hatırlatılarak insandan ne istenir?
- A)Her konuda hızla karar vermesi
- B)Hakkında bilgisi olmayan şeyin ardına düşmemesi
- C)Yalnız kendi ailesini gözetmesi
- D)Sorumluluğu başkasına devretmesi
- E)Duyduğu her haberi yayması
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: B. Ayet sorumluluğu bilgiyle ilişkilendirir ve bilmeden hüküm vermeyi yasaklar.
Soru 9 · Orta
Buhârî'deki hadiste emanetin zayi edilmesi, işin ehli olmayana verilmesi diye açıklar. Bu açıklama emanetin hangi boyutunu öne çıkarır?
- A)Bırakılan eşyayı
- B)Saklanan sırrı
- C)İnsanın bedenini
- D)Görev ve makamı
- E)Verilen borcu
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: D. İşin ehline verilmesi vurgusu görevlerin de korunması gereken emanet olduğunu gösterir.
Soru 10 · Orta
Tevbe suresinin 119. ayetinde müminlere doğrularla beraber olmaları emredilir. Ayetin öne çıkardığı ilke hangisidir?
- A)Merhamet
- B)Emanet
- C)Dürüstlük
- D)Sorumluluk
- E)Adalet
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: C. Doğrularla birlikte olmak sıdk, yani dürüstlük ilkesinin ayetteki karşılığıdır.
Soru 11 · Orta
İslam ahlakının kaynaklarıyla ilgili hangi yargı ders kitaplarındaki anlatımla uyumludur?
- A)Akıl tek başına yeterli kabul edilir.
- B)Vicdanın ahlakla bir ilgisi yoktur.
- C)Sünnet yalnız ibadet konularında kaynaktır.
- D)Kur'an ahlak konularına yer vermez.
- E)Akıl ve vicdan, Kur'an ve sünnetle birlikte işleyen tamamlayıcı kaynaklardır.
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: E. Ders kitapları dört kaynağı birbirinin rakibi değil tamamlayıcısı olarak sunar.
Soru 12 · Zor
Bir pazarda çırak, ustasının «hep yukarı yuvarla» talimatına uyup eksik tartıyla satış yapıyor ve «Ben yalnız söyleneni yaptım, hesabı ustama sorulur» diyor. Sorumluluk ilkesine göre bu savunmada gözden kaçan nedir?
- A)Kişi başkasının talimatıyla yaptığı davranışın hesabından kurtulmaz.
- B)Çırak buluğ çağında olmadığı sürece hiçbir şeyden sorumlu tutulamaz.
- C)Sorumluluk yalnız ibadetlerle ilgili bir kavramdır.
- D)Eksik tartı ahlakın değil yalnız hukukun konusudur.
- E)Talimat veren kişi her durumda tek sorumludur.
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: A. Akıl ve buluğ şartını taşıyan kişi kendi tercihinin hesabını başkasına devredemez.
Soru 13 · Zor
Nisâ suresinin 58. ayetinde emanetlerin «ehline» verilmesi emredilir. Ayetin bu ifadesiyle en açık biçimde çelişen durum hangisidir?
- A)Belediyenin ihaleyi en uygun teklifi veren firmaya vermesi
- B)Okulun kütüphane görevini kitaplardan anlayan öğrenciye vermesi
- C)Bir yöneticinin, deneyimli adaylar dururken işi hiçbir yeterliği olmayan yeğenine vermesi
- D)Hastanenin ameliyatı alanında uzman cerraha bırakması
- E)Apartmanın aidat defterini muhasebeci komşuya teslim etmesi
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: C. Görevi yeterliği olmayan bir yakına vermek ehliyeti gözetmemek ve emaneti zayi etmektir.
Soru 14 · Zor
Münafığın alametlerini sayan hadiste (Buhârî, Müslim) konuşunca yalan söylemek, söz verince sözünden dönmek ve güvenilince hıyanet etmek sayılır. Bu alametler en çok hangi iki ilkenin çiğnenmesini anlatır?
- A)Adalet ve merhamet
- B)Merhamet ve sorumluluk
- C)Sabır ve tevazu
- D)Dürüstlük ve emanet
- E)Adalet ve cömertlik
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: D. Yalan ve sözünden dönmek dürüstlüğü, güvene hıyanet ise emaneti çiğner.
Soru 15 · Zor
Bir hakem, maçı kaybetmek üzere olan küçük mahalle takımına acıdığı için ofsayttan gelen golü geçerli sayıyor. Ders kitaplarındaki adalet–merhamet ilişkisine göre hakemin tutumu için hangisi söylenebilir?
- A)Merhamet her durumda adaletten önce geldiği için tutumu yerindedir.
- B)Acıma duygusuyla rakip takımın hakkını aldığı için adalete aykırı davranmıştır.
- C)Yalnız dürüstlüğü ilgilendiren bir durumdur, adaletle ilgisi yoktur.
- D)Hakemlik bir emanet olmadığı için ahlaki bir yönü bulunmaz.
- E)Merhamet ile adalet hiçbir durumda aynı olayda düşünülmez.
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: B. Merhamet adaleti tamamlar, ama başkasının hakkını çiğnemeye gerekçe olamaz.
8Ustalık kapısı
5 soru, 5 dakika. 4 ya da 5 doğru yaptıysan sıradaki derse, «Aile ve toplum ahlakı» dersine geç. 3 ve altındaysan 3. ve 4. bölümü yeniden oku, sonra kapıyı bir kez daha çöz.
Soru 1 · Orta
Hz. Peygamber'in «Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim» sözü en çok neyi vurgular?
- A)Ahlakın yalnız bireysel bir tercih olduğunu
- B)Ahlakın peygamberlik görevinin temel amaçları arasında yer aldığını
- C)İbadetlerin ahlaktan bağımsız olduğunu
- D)Ahlakın yalnız Medine döneminde önem kazandığını
- E)Güzel ahlakın yalnız peygamberlere özgü olduğunu
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: B. Söz, gönderiliş amacını güzel ahlakın tamamlanmasıyla ilişkilendirir.
Soru 2 · Orta
Ders kitaplarında dinî sorumluluğun şartları olarak hangileri sayılır?
- A)Zengin olmak ve ev sahibi olmak
- B)Okur yazar olmak ve diploma almak
- C)Bir mesleğe sahip olmak
- D)Evli olmak ve çocuk sahibi olmak
- E)Akıllı olmak ve ergenlik çağına girmek
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: E. Akıl ve buluğ şartı bulunmayan kişi dinî bakımdan yükümlü tutulmaz.
Soru 3 · Zor
Bir öğrenci grup ödevinde kendine düşen bölümü «Nasılsa ötekiler tamamlar» diyerek yapmıyor ve sonunda herkesle aynı notu alıyor. Bu durumla ilgili hangisi söylenebilir?
- A)Yalnız merhamet ilkesine aykırıdır.
- B)Yalan söylenmediği için hiçbir ilkeyi ilgilendirmez.
- C)Hem sorumluluk ilkesine hem de emeğe göre hak paylaşımı bakımından adalete aykırıdır.
- D)Yalnız emanete aykırıdır, çünkü ödev bir sırdır.
- E)Dürüstlüğün örneğidir, çünkü öğrenci yapmadığını gizlememiştir.
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: C. Payını üstlenmemek sorumluluğu, emek vermeden aynı notu almak adaleti zedeler.
Soru 4 · Zor
Buğday yığınının altındaki ıslaklığı gören Hz. Peygamber'in «Bizi aldatan bizden değildir» demesi hangi sonuca ulaşmayı en çok destekler?
- A)Dürüstlük yalnız söyleneni değil, gizlenen kusuru da kapsar.
- B)Ticaret ahlakın konusu dışındadır.
- C)Satıcı bir şey söylemediyse sorumluluk alıcıya aittir.
- D)Kusurlu mal satmak yalnız merhamet ilkesini ilgilendirir.
- E)Aldatma yalnız açık bir yalanla gerçekleşir.
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: A. Rivayette satıcı yalan söylememiş, kusuru gizlemiştir; bu da aldatma sayılmıştır.
Soru 5 · Zor
İki durum veriliyor: kütüphaneden ödünç aldığı kitabı yıpratmadan, zamanında iade eden bir öğrenci ve apartman yöneticiliğine seçilip aidat defterini düzenli tutan bir komşu. İki durumu birleştiren ilke hangisidir?
- A)Merhamet
- B)Tevazu
- C)Cömertlik
- D)Emanet
- E)Cesaret
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: D. Ödünç alınan eşya da üstlenilen görev de korunması gereken emanet olarak sayılır.
D05 — Ahlak ve Değerler
Modülün bütün dersleri bitince işaretle; modül 1, 3, 7 ve 21. günlerde YKS ana sayfasındaki tekrar listesine döner.