İçeriğe geç

YKS Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi · Vahiy ve Akıl · DİN-D04-L03

Kur'an'ın yorumlanması

TYTAYTsınavdaki ağırlığı orta· 8 bölüm

1Kanca

Ramazan Bayramı sabahı, Trabzon'da teyzesinin evi. Sofra kurulurken dayısı on yedi yaşındaki kuzene öğle namazı için camiye gelip gelmeyeceğini soruyor. Kuzen sırıtıyor: «Kur'an'da yazıyor dayı, namaza yaklaşmayın diye.» Masada kısa bir kahkaha. Dayı kızmıyor; telefonundaki meal uygulamasını açıyor, ayeti buluyor ve cümleyi bu kez başından sonuna okuyor: sarhoşken, ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın. Kuzenin kulakları kızarıyor. Yağmur ise başka bir şeye takılıyor: kuzen tek kelime uydurmamıştı, söylediği her sözcük ayette vardı. Yine de vardığı anlam ayette yoktu. Bir cümleyi bölmek onu nasıl bu kadar değiştirebiliyor? Dayının ekranındaki Türkçe metin de birinin seçtiği kelimelerden oluşuyorsa, o da bir yorum sayılmaz mı?

2Hedefler

  • Tefsir, tevil ve meal kavramlarını tanımlarından ve verilen bir örnekten ayırt edebilirsin.
  • Bir tefsir açıklamasının rivayete mi, dirayete mi, işarete mi dayandığını ipuçlarından belirleyebilirsin.
  • Bir ayetin bağlamından koparıldığında nasıl yanlış anlaşıldığını nüzul sebebi ve siyak-sibak kavramlarıyla açıklayabilirsin.
  • Muhkem ve müteşabih ayet kavramlarını ders kitabı düzeyinde birbirinden ayırabilirsin.

3Konu anlatımı

Neden yorum gerekir?

Kur'an Arapça indi ve ilk muhatapları onu kendi dillerinde dinledi. Yine de sahabe bile bazı ayetlerin ne kastettiğini Hz. Peygamber'e sordu; çünkü bir metni anlamak, kelimelerini bilmekten fazlasını ister. Hangi olay üzerine indiği, kime seslendiği, önündeki ve ardındaki ayetlerle nasıl bağlandığı, aynı konuyu işleyen başka ayetlerin ne dediği anlamı belirler. Aradan yüzyıllar geçince, Arapça bilmeyen milyonlarca Müslüman da okur arasına katılınca bu ihtiyaç büyüdü. Kur'an'ı anlama çabası zamanla kendi yöntemleri, terimleri ve kütüphanesi olan bir ilme dönüştü.

Tefsir: perdeyi aralamak

Tefsir kelimesi sözlükte açmak, açıklamak, örtülü olanı ortaya çıkarmak anlamına gelir. Terim olarak, Kur'an ayetlerini anlamları, hükümleri, iniş sebepleri ve bağlamları yönünden insan gücünün yettiği ölçüde açıklayan ilmin adıdır. Bu işi yapan âlime müfessir denir. «İnsan gücünün yettiği ölçüde» kaydı önemlidir: müfessir Allah'ın muradını kesin olarak bildiğini iddia etmez; elindeki bilgiyle en isabetli anlamı arar. Aynı ayetin farklı tefsirlerde birbirinden ayrılan biçimlerde açıklanması bu yüzden şaşırtıcı sayılmaz.

Ders kitapları ilk müfessirin Hz. Peygamber olduğunu vurgular. Peygamberlik görevlerini işlerken gördüğün tebyin, yani açıklama görevi tam da budur: Kur'an namazı emreder, kılınışını ise Hz. Peygamber'in uygulaması gösterir. Sahabe arasında tefsir bilgisiyle tanınanlar da vardı; Abdullah b. Abbas bunların en bilinenidir ve kaynaklarda «Kur'an'ın tercümanı» unvanıyla anılır.

Tevil: muhtemel anlamlardan birini seçmek

Tevil sözlükte bir şeyi başlangıcına döndürmek, varacağı yere götürmek demektir. Terim olarak, birden fazla anlama gelebilen bir ifadeyi bir delile dayanarak bu anlamlardan birine yöneltmektir. Tefsir ayetin açıklanması için kullanılan genel addır; tevil ise ifadenin birkaç yöne çekilebildiği yerde akla, dile ve başka ayetlere dayanılarak yapılan tercihtir. Erken dönemde iki kelime birbirinin yerine de kullanılmış, ayrım sonradan belirginleşmiştir.

Sık anılan bir örnek Fetih suresindendir: bey'at eden müminler için «Allah'ın eli onların ellerinin üstündedir» denir (48/10). Bazı âlimler bu tür ifadeleri, keyfiyetini Allah'a bırakarak geldiği gibi kabul etmeyi seçmiştir. Bazıları ise Arapçada «el» kelimesinin güç ve yardım anlamında da kullanıldığını göz önüne alarak ifadeyi Allah'ın kudreti ve desteği diye anlamıştır. İkinci yol tevilin örneğidir. İki tutum da İslam düşüncesinde köklü bir geleneğe sahiptir; sınavda senden hangisinin isabetli olduğuna karar vermen değil, tevilin hangisi olduğunu tanıman beklenir.

Meal: anlamın aktarımı

Meal kelimesi sözlükte varılan yer, bir sözün döndüğü anlam demektir. Terim olarak, Kur'an'ın anlamının başka bir dile aktarılmasıdır. Kur'an için «tercüme» yerine çoğunlukla «meal» denmesinin bir gerekçesi vardır: Arapçadaki ses düzeni, çok anlamlı kelimeler ve söz sanatları başka bir dile birebir taşınamaz. Mütercim, birkaç anlama gelen bir kelimeyle karşılaştığında birini seçmek zorundadır; seçtiği karşılık aslında küçük bir yorumdur. Aynı ayetin iki Türkçe mealde farklı kelimelerle verilmesinin sebebi budur.

Meal tefsirin yerini tutmaz. Meal kısadır; ayetin hangi olay üzerine indiğini, önceki ayetlerle bağını, kelimenin başka anlamlarını, âlimlerin farklı görüşlerini vermez. Mealde bir ayet satır olarak okunur, tefsirde ise çevresiyle birlikte açılır. Meal okuyan biri metnin genel anlamına ulaşır; bir hükmü ya da ince bir ayrımı anlamak için tefsire başvurmak gerekir. İslam âlimleri ayrıca mealin Kur'an'ın kendisi olmadığını, bir insanın anlayışını yansıttığını vurgular.

Kavram kartı

KavramÖzüÖrnek ya da yerSoruda ele veren söz
TefsirAyeti anlam, hüküm, iniş sebebi ve bağlamıyla açıklamakHz. Peygamber'in namazı kılarak göstermesi«açıkladı», «anlamını ortaya koydu»
TevilÇok anlamlı ifadede delile dayanıp bir anlamı tercih etmek«Allah'ın eli» ifadesini kudret diye anlamak«yöneltti», «muhtemel anlamlardan biri»
MealKur'an'ın anlamını başka dile aktarmakTürkçe mealler«Türkçeye aktardı», «anlamını verdi»
Nüzul sebebiAyetin inmesine yol açan olay ya da soru«Sana … soruyorlar» diye başlayan ayetler«üzerine indi», «soru soruldu»
Siyak-sibakAyetin önündeki ve ardındaki ayetlerle kurduğu bağMâûn suresindeki namaz ayeti«öncesi», «devamı», «çevresi»
MuhkemAnlamı açık, tek yöne gelen ayetİnanç ve ahlakın temel ilkeleri«açık», «kesin», «kitabın anası»
MüteşabihBirden çok anlama gelebilen ya da anlamı tam kavranamayan ayetAllah'a el, yüz nispet eden ifadeler«benzeşen», «birkaç anlama gelen»

Tefsirin dayandığı kaynaklar

Müfessir bir ayeti açıklarken önce Kur'an'ın kendisine bakar; bir ayetin kapalı bıraktığını başka bir ayet açabilir. Buhârî'nin aktardığı bir rivayet buna örnektir: En'âm suresinde «iman edip imanlarına zulüm karıştırmayanlar» için güven müjdelenince (6/82) sahabe kaygılanır, içlerinden kimin hiç haksızlık etmediğini sorarlar. Hz. Peygamber buradaki zulmün şirk olduğunu, Lokmân'ın oğluna «şirk büyük bir zulümdür» öğüdünü (31/13) hatırlatarak açıklar. Bu tek olayda hem Kur'an'ın Kur'an'la hem de sünnetle tefsiri görülür.

Sonraki kaynak sünnettir; ardından vahyin indiği ortamı yaşamış sahabenin, sonra onlardan ders alan tâbiûnun açıklamaları gelir. Bunlara Arap dilinin kuralları, şiir ve deyim bilgisi eklenir. Son olarak müfessirin aklı ve ilmî birikimi devreye girer; akıl burada keyfî bir hüküm değil, öteki kaynakları birleştiren bir araçtır.

Rivayet, dirayet ve işaret

Tefsirler hangi kaynağa ağırlık verdiklerine göre gruplanır. Rivayet tefsiri (me'sûr tefsir), ayetleri ağırlıkla Kur'an'a, hadislere, sahabe ve tâbiûn sözlerine dayanarak açıklar. Bu türün en tanınmış eseri Taberî'nin «Câmiu'l-beyân» adlı tefsiridir; İbn Kesîr'in tefsiri de aynı grupta anılır. Ayırt edici işaret, açıklamanın «şöyle rivayet edildi», «sahabeden … dedi» diye zincirle aktarılmasıdır.

Dirayet tefsiri (re'y tefsiri), rivayetleri dışlamadan dil, mantık, kelam ve fıkıh bilgisini kullanarak müfessirin kendi içtihadına daha geniş yer verir. Fahreddin er-Râzî'nin «Mefâtîhu'l-gayb» adlı eseri bu türün sık anılan örneğidir. Ders kitapları dirayet tefsirinin değerini, temel kaynaklarla çelişmeyen ve ilmî donanıma dayanan yoruma bağlar; heves ve keyfe dayalı yorumu ise bu kapsamın dışında tutar.

İşârî tefsir, tasavvuf ehlinin ayetlerin açık anlamını kabul ederek, ardında sezdikleri manevi işaretleri dile getirmesidir. Bu yorumlar ayetin zahirî anlamını ortadan kaldırma iddiası taşımaz; ona eklenen bir iç okuma olarak sunulur. Ders kitaplarında bunlara ek olarak bir konuyla ilgili bütün ayetleri bir araya getirip inceleyen konulu tefsirden de söz edilir.

Bağlam: nüzul sebebi ve siyak-sibak

Bazı ayetler bir olay ya da bir soru üzerine inmiştir; buna nüzul sebebi (esbâb-ı nüzûl) denir. Bakara suresindeki «Sana içki ve kumar hakkında soruyorlar» ayeti (2/219) bu türden bir başlangıçla açılır. Sebebi bilmek, ayetin hangi ihtiyaca cevap verdiğini görmeyi sağlar. Ancak âlimlerin büyük çoğunluğuna göre bir ayetin özel bir olay üzerine inmesi, hükmünü o olayla sınırlamaz; ilke, benzer durumların hepsini kapsar.

Siyak-sibak ise ayetin metin içindeki çevresidir: önce gelen ve ardından gelen ayetler. Mâûn suresinin 4. ayeti «Vay haline o namaz kılanların!» diye başlar; satır böyle bırakılırsa ibadet edenlerin hepsi kınanıyor sanılabilir. Oysa sure dini yalanlayan, yetimi itip kakan, yoksulu doyurmaya özendirmeyen kişiyi anlatarak açılır, gösteriş yapan ve en küçük yardımı esirgeyen kişiyle kapanır. Çevresine bakıldığında eleştirinin hedefi ibadetin kendisi olmaktan çıkar; gösterişe dönmüş, ahlaki karşılığı olmayan bir namaz görünür.

Kur'an bütünlüğü ve muhkem-müteşabih

Bir konuda tek ayete bakarak hüküm kurmak da yanıltır. İçki konusu buna örnektir: ders kitaplarında Bakara 2/219, Nisâ 4/43 ve Mâide 5/90 birlikte okunarak hükmün aşamalı biçimde yerleştiği anlatılır. Yalnızca ilk ayeti okuyan, içkide «bazı faydalar» bulunduğu ifadesinden yanlış bir sonuç çıkarabilir.

Âl-i İmrân suresinin 7. ayeti Kur'an'daki ayetleri iki gruba ayırır. Muhkem ayetler anlamı açık, tek yöne gelen ayetlerdir ve aynı ayette «kitabın anası» diye nitelenir. Müteşabih ayetler ise birden fazla anlama gelebilen ya da anlamı insan bilgisiyle tam kavranamayan ayetlerdir. Ders kitaplarında aktarıldığı üzere müteşabih ayetler muhkem ayetlerin ışığında anlaşılır. Aynı ayet, gönüllerinde eğrilik olanların fitne çıkarmak amacıyla müteşabihin peşine düştüğünü de bildirir.

Türkçede meal ve tefsir

Anadolu'da Kur'an'ı Türkçe anlama çabası, Arapça satırların altına kelime kelime Türkçe karşılık yazılan eski tercümelerle başlar. Cumhuriyet döneminde Diyanet İşleri Başkanlığının görevlendirmesiyle Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır «Hak Dini Kur'an Dili» adlı geniş tefsiri yazdı; ciltleri bugün de pek çok evin kitaplığında durur. Ömer Nasuhi Bilmen'in meal ve tefsiri ile Diyanet'in hazırladığı «Kur'an Yolu» tefsiri de Türkçe okurun sık başvurduğu eserlerdendir. Bugün Türkçede çok sayıda meal bulunur ve aralarındaki kelime farkları, mütercimlerin birden çok anlama gelen ifadelerde yaptığı tercihlerden kaynaklanır.

Metin çözümü: bir ayeti çevresiyle okumak

Metin: «Ey iman edenler! Sarhoşken, ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın.» (Nisâ, 4/43'ün baş kısmı)

  • Adım 1 — Parçayı yalnız oku. Kancadaki kuzen gibi yalnız «namaza yaklaşmayın» sözünü alırsan namazı yasaklayan bir emir elde edersin. Bu, Kur'an'da namazı emreden pek çok ifadeyle hemen çatışır; çatışma, okumanın yanlış olduğunun ilk işaretidir.
  • Adım 2 — Cümleyi bitir. Yasak bir kayıtla gelir: sarhoşken ve ne söylediğini bilmeyecek durumdayken. Hedef namaz değil, namazı bilinçsizce kılmaktır.
  • Adım 3 — Konunun öteki ayetlerine git. Bakara 2/219 içkinin zararının yararından büyük olduğunu bildirir, Mâide 5/90 ondan kaçınılmasını ister. Ders kitapları bu üç ayeti birlikte okuyarak içki hükmünün aşamalı biçimde yerleştiğini anlatır.
  • Adım 4 — Kavramı adlandır. Parçayı kopararak okuyan yanılır, cümleyi tamamlayan ayetin kendi sınırını görür, konuyu öteki ayetlerle birleştiren ise hükmün tarihini görür. Metnin işaret ettiği yöntem, ayeti bağlamı ve Kur'an bütünlüğü içinde anlamaktır.

Dirayet tefsirinde müfessirin aklına bu kadar geniş bir alan tanınması, yoruma dair bir soruyu kendiliğinden doğurur: akıl dinde nerede durur, vahyi anlamanın aracı mı, yükümlülüğün şartı mı, yoksa ikisi birden mi? Sonraki ders bu soruyu akıl ile din arasındaki ilişki üzerinden açıyor.

4Çözümlü örnekler

Örnek 1 — Hangi kavram?

Soru: Bir âlim, Arapçada birkaç anlama gelebilen bir ifadeyi dilin kullanımlarına ve başka ayetlere dayanarak bu anlamlardan birine yöneltiyor. Âlimin yaptığı işlem aşağıdakilerden hangisidir?

  • A) Meal
  • B) İstinsah
  • C) Tevil
  • D) Nüzul sebebi
  • E) Konulu tefsir

Çözüm: Belirleyici ipucu «birkaç anlama gelebilen» ifade ve onlardan birinin delile dayanarak seçilmesidir; bu tevilin tanımıdır. Meal başka bir dile aktarmadır, istinsah Mushaf'ın çoğaltılmasıdır, nüzul sebebi bir olaydır, konulu tefsir ise ayetleri konuya göre toplar. Cevap: C.

Örnek 2 — Tefsirin türü

Soru: Bir tefsirde ayet açıklanırken «Bu ayet hakkında İbn Abbas'tan şöyle rivayet edilmiştir…» ve «Tâbiûndan biri şöyle demiştir…» gibi aktarımlar ağırlıktadır. Bu tefsir hangi türe örnektir?

  • A) Rivayet tefsiri
  • B) Dirayet tefsiri
  • C) İşârî tefsir
  • D) Konulu tefsir
  • E) Meal

Çözüm: Açıklamanın sahabe ve tâbiûndan zincirle aktarılan sözlere dayanması rivayet (me'sûr) tefsirinin ayırt edici işaretidir. Dirayet tefsiri de rivayetleri kullanır ama ağırlığı dil ve içtihada verir; işârî tefsir manevi işaretlere dayanır. Cevap: A.

Örnek 3 — Mealin sınırı

Soru: Meal okuyan bir öğrenci, aynı ayeti iki ayrı mealde farklı kelimelerle karşılaşıyor. Bu durumun en temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

  • A) Ayetlerin Hz. Osman döneminde çoğaltılması
  • B) Mealin Kur'an'ın kendisi sayılması
  • C) Nüzul sebeplerinin bilinmemesi
  • D) Ayetlerin parça parça inmesi
  • E) Arapçadaki çok anlamlı kelimelerin başka dile aktarılırken mütercimin tercih yapmak zorunda kalması

Çözüm: Mealde her mütercim, birkaç anlama gelen kelime için bir karşılık seçer; farklı kelimeler bu seçimden doğar. B yanlış bir bilgidir, A, C ve D ise sorulan durumu açıklamaz. Cevap: E.

Örnek 4 — Satırın çevresi

Soru: Bir sosyal medya hesabı yalnızca «Vay haline o namaz kılanların!» satırını paylaşıyor ve «Kur'an namaz kılanları kınıyor» diye yazıyor. Mâûn suresinin bu satırdan önceki ayetleri yetimi itip kakan ve yoksulu doyurmaya özendirmeyen kişiyi, sonraki ayetleri gösteriş yapıp küçük yardımları esirgeyenleri anlatır. Paylaşımdaki yorumu düzeltmeye en çok yarayan kavram hangisidir?

  • A) Tevil
  • B) Siyak-sibak
  • C) İşârî tefsir
  • D) Meal
  • E) Müteşabih

Çözüm: Sorudaki bilgi, satırın önünde ve ardında ne olduğudur; ayetin metin içindeki çevresine siyak-sibak denir. Çevresiyle okunduğunda eleştiri gösterişe dönmüş ve sosyal sorumluluktan kopmuş ibadete yönelir. Tevil çok anlamlı bir ifadede tercih, işârî tefsir manevi işaret, müteşabih ise birden çok anlama gelebilen ayettir; hiçbiri buradaki eksikliği karşılamaz. Cevap: B.

5Tuzaklar

  • Meali Kur'an'ın kendisi sanmak. Meal bir insanın anlayışını yansıtan aktarımdır; aynı ayetin mealleri farklı kelimeler taşıyabilir. Soruda «Türkçe meal Kur'an'ın aynısıdır» diyen seçenek yanlıştır.
  • Tefsir ile tevili eş anlamlı saymak. Tefsir ayetin genel açıklamasıdır; tevil ise çok anlamlı bir ifadede delile dayanarak muhtemel anlamlardan birini seçmektir. «Birkaç anlama gelen» sözü tevile işaret eder.
  • Dirayet tefsirini «rivayeti hiç kullanmayan tefsir» sanmak. Dirayet tefsiri rivayetleri dışlamaz, yalnız dil ve içtihada daha geniş yer verir. Ayırt edici olan ağırlıktır.
  • Nüzul sebebini hükmün sınırı saymak. Ayet özel bir olay üzerine inse de âlimlerin çoğuna göre ilkesi benzer durumları da kapsar.
  • Cümlenin bir parçasını hüküm sanmak. «Namaza yaklaşmayın» sözü Nisâ 4/43'te sarhoşluk kaydıyla gelir. Soruda alıntı yarım bırakılmışsa önce cümlenin tamamını ve konuyla ilgili öteki ayetleri düşün.
  • Müteşabihi «çelişkili ayet» diye anlamak. Müteşabih, birden çok anlama gelebilen ya da anlamı tam kavranamayan ayettir; çelişki anlamı taşımaz ve muhkem ayetlerin ışığında okunur.

6Tekrar kartı

  • Tefsir: sözlükte açmak; terimde ayetleri anlam, hüküm, iniş sebebi ve bağlamıyla insan gücü ölçüsünde açıklamak. İlk müfessir Hz. Peygamber.
  • Tevil: sözlükte döndürmek; terimde çok anlamlı ifadeyi delile dayanarak bir anlama yöneltmek.
  • Meal: Kur'an'ın anlamının başka dile aktarılması; tefsirin yerini tutmaz, Kur'an'ın kendisi değildir.
  • Kaynaklar sırasıyla: Kur'an, sünnet, sahabe ve tâbiûn sözleri, Arap dili, müfessirin aklı ve birikimi.
  • Türler: rivayet (Taberî), dirayet (Râzî), işârî (tasavvufi işaretler); ayrıca konulu tefsir.
  • Bağlam: nüzul sebebi ayetin indiği olay, siyak-sibak önündeki ve ardındaki ayetler.
  • Âl-i İmrân 3/7: muhkem (açık, «kitabın anası») ve müteşabih (birden çok anlama gelebilen) ayetler.
  • Türkçede: Elmalılı Hamdi Yazır, «Hak Dini Kur'an Dili».

7Alıştırma

  1. Soru 1 · Kolay

    Tefsir kelimesinin sözlük anlamı hangisidir?

    1. A)Toplamak, bir araya getirmek
    2. B)Açmak, açıklamak, örtülüyü ortaya çıkarmak
    3. C)Çoğaltmak, kopyalamak
    4. D)Ezberlemek
    5. E)Başka dile çevirmek
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Tefsir sözlükte açma ve açıklama anlamına gelir, terim anlamı da buradan doğar.

  2. Soru 2 · Kolay

    Kur'an'ı açıklama işiyle uğraşan âlime ne ad verilir?

    1. A)Muhaddis
    2. B)Hâfız
    3. C)Mütercim
    4. D)Müfessir
    5. E)Kâtip
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Tefsir yapan âlim müfessir diye adlandırılır, mütercim ise meal hazırlayandır.

  3. Soru 3 · Kolay

    Kur'an'ın anlamının başka bir dile aktarılmasına ne denir?

    1. A)Meal
    2. B)Tevil
    3. C)Nüzul sebebi
    4. D)İşârî tefsir
    5. E)Siyak-sibak
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Anlamı başka dile taşıyan çalışmaya meal denir ve tefsirin yerini tutmaz.

  4. Soru 4 · Kolay

    «Hak Dini Kur'an Dili» adlı Türkçe tefsir kime aittir?

    1. A)Taberî
    2. B)Fahreddin er-Râzî
    3. C)İbn Kesîr
    4. D)Abdullah b. Abbas
    5. E)Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Eser Cumhuriyet döneminde Elmalılı Hamdi Yazır tarafından Türkçe olarak yazılmıştır.

  5. Soru 5 · Orta

    Bir ayetin inmesine yol açan olay ya da soruya verilen ad hangisidir?

    1. A)Siyak-sibak
    2. B)Müteşabih
    3. C)Nüzul sebebi
    4. D)Tevil
    5. E)Muhkem
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Esbâb-ı nüzûl denen bu bilgi ayetin hangi ihtiyaca cevap verdiğini gösterir.

  6. Soru 6 · Orta

    Ayetleri açıklayan ilk kişi olarak ders kitaplarında kimin adı verilir?

    1. A)Hz. Peygamber
    2. B)Abdullah b. Abbas
    3. C)Taberî
    4. D)Hz. Ebû Bekir
    5. E)Zeyd b. Sâbit
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Tebyin görevi gereği ayetleri ilk açıklayan Hz. Peygamber'dir.

  7. Soru 7 · Orta

    Ayetlerin açık anlamını kabul edip ardındaki manevi işaretleri dile getiren tefsir türü hangisidir?

    1. A)Rivayet tefsiri
    2. B)Dirayet tefsiri
    3. C)Konulu tefsir
    4. D)Meal
    5. E)İşârî tefsir
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Tasavvuf ehlinin zahirî anlama eklediği iç okuma işârî tefsir diye anılır.

  8. Soru 8 · Orta

    Bir ayetin önündeki ve ardındaki ayetlerle kurduğu anlam bağına ne denir?

    1. A)Nüzul sebebi
    2. B)Siyak-sibak
    3. C)Tevil
    4. D)Meal
    5. E)Rivayet
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Metin içindeki çevre siyak-sibak diye adlandırılır ve anlamı belirleyen ipuçlarındandır.

  9. Soru 9 · Orta

    Mealin tefsirin yerini tutmamasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

    1. A)Mealin yalnız Arapça yazılması
    2. B)Mealin hiçbir yorum içermemesi
    3. C)Mealin Hz. Osman döneminde yasaklanması
    4. D)Mealin iniş sebebini, bağlamı ve farklı görüşleri vermemesi
    5. E)Mealin yalnız hadisleri aktarması
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Meal kısa bir anlam aktarımıdır, tefsirin sunduğu bağlam ve açıklamaları içermez.

  10. Soru 10 · Orta

    Taberî'nin «Câmiu'l-beyân» adlı eseri hangi tefsir türünün en bilinen örneği olarak gösterilir?

    1. A)İşârî tefsir
    2. B)Dirayet tefsiri
    3. C)Rivayet tefsiri
    4. D)Konulu tefsir
    5. E)Türkçe meal
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Eser ayetleri ağırlıkla hadis ve sahabe sözlerine dayanarak açıkladığı için rivayet türündedir.

  11. Soru 11 · Orta

    Âl-i İmrân 3/7'de «kitabın anası» diye nitelenen ayetler hangileridir?

    1. A)Muhkem ayetler
    2. B)Müteşabih ayetler
    3. C)Nüzul sebebi bilinen ayetler
    4. D)Mekke'de inen ayetler
    5. E)Kıssa ayetleri
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Anlamı açık ve tek yöne gelen muhkem ayetler bu ayette kitabın anası diye anılır.

  12. Soru 12 · Zor

    Kavram ile tanımı arasında kurulan bağlardan hangisi yanlıştır?

    1. A)Tevil – çok anlamlı ifadede bir anlamı tercih etmek
    2. B)Meal – anlamın başka dile aktarılması
    3. C)Rivayet tefsiri – sahabe ve tâbiûn sözlerine dayanmak
    4. D)Müteşabih – birden çok anlama gelebilen ayet
    5. E)Dirayet tefsiri – rivayetleri tamamen reddeden yorum
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Dirayet tefsiri rivayetleri dışlamaz, dil ve içtihada daha fazla yer ayırır.

  13. Soru 13 · Zor

    En'âm 6/82'deki «zulüm» kelimesi sahabeyi kaygılandırınca Hz. Peygamber'in onu Lokmân 31/13'teki «şirk büyük bir zulümdür» ifadesiyle açıklaması hangi iki tefsir kaynağını birlikte örnekler?

    1. A)Arap şiiri ve sahabe sözü
    2. B)Kur'an'ın Kur'an'la ve sünnetle tefsiri
    3. C)İşârî yorum ve konulu tefsir
    4. D)Meal ve tevil
    5. E)Tâbiûn sözü ve akıl
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Açıklamayı yapan Hz. Peygamber'dir ve açıklama başka bir ayete dayanır.

  14. Soru 14 · Zor

    Bir âlim, Fetih 48/10'daki «Allah'ın eli onların ellerinin üstündedir» ifadesini Allah'ın kudreti ve desteği diye anlıyor. Bu yaklaşım için hangisi söylenebilir?

    1. A)Ayetin meali yapılmıştır.
    2. B)Ayet nüzul sebebinden koparılmıştır.
    3. C)Ayet muhkem kabul edilip yorumsuz bırakılmıştır.
    4. D)Çok anlamlı bir ifade, dildeki kullanıma dayanarak bir anlama yöneltilmiştir.
    5. E)Ayet işârî yolla zahirî anlamından tamamen ayrılmıştır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Arapçada elin güç anlamında da kullanılmasına dayanan bu tercih tevilin örneğidir.

  15. Soru 15 · Zor

    Bakara 2/219 «Sana içki ve kumar hakkında soruyorlar» sözüyle açılır; içkiyle ilgili hüküm ise Nisâ 4/43 ve Mâide 5/90 ile birlikte ele alınır. Bu iki bilgi birleştirildiğinde ulaşılabilecek en kapsamlı yargı hangisidir?

    1. A)Ayetler yalnız soruyu soran kişileri bağlar.
    2. B)İçki konusundaki her ayet tek başına kesin hükmü verir.
    3. C)Bazı ayetler bir soru üzerine iner ve bir konunun hükmü ilgili ayetler bir arada okununca anlaşılır.
    4. D)Nüzul sebebi bilinen ayetler müteşabih sayılır.
    5. E)Meal okuyan biri bu ayetlerin tefsirine ihtiyaç duymaz.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. İlk bilgi nüzul sebebini, ikinci bilgi Kur'an bütünlüğü ilkesini örnekler; C ikisini birlikte karşılar.

8Ustalık kapısı

5 soru, 5 dakika. 4 ya da 5 doğru yaptıysan sıradaki derse, «Akıl ve din ilişkisi» dersine geç. 3 ve altındaysan 3. ve 4. bölümü yeniden oku, sonra kapıyı bir kez daha çöz.

  1. Soru 1 · Orta

    Aynı ayetin iki Türkçe mealde farklı kelimelerle verilmesi en çok neyi gösterir?

    1. A)Ayetin Arapça metninin farklı olduğunu
    2. B)Mealin tefsirden daha ayrıntılı olduğunu
    3. C)Mütercimlerden birinin ayeti uydurduğunu
    4. D)Ayetin nüzul sebebinin iki kez yaşandığını
    5. E)Mealin mütercimin tercihlerini yansıtan bir anlama çabası olduğunu
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Çok anlamlı kelimelerde her mütercim bir karşılık seçer, farklılık bu seçimden doğar.

  2. Soru 2 · Orta

    Bir tefsirde ayet; dil kuralları, kelam ve fıkıh bilgisiyle tartışılıyor, müfessir kendi değerlendirmesini de ekliyor. Bu tefsir en çok hangi türe yakındır?

    1. A)Dirayet tefsiri
    2. B)Rivayet tefsiri
    3. C)İşârî tefsir
    4. D)Meal
    5. E)Nüzul sebebi
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Dil ve içtihada geniş yer vermek dirayet tefsirinin belirgin özelliğidir.

  3. Soru 3 · Zor

    «Ayet özel bir olay üzerine inmiş, öyleyse hükmü yalnızca o olaydaki kişileri bağlar.» Bu yargıya ders kitaplarında aktarılan yaygın görüşe dayanarak verilebilecek en uygun karşılık hangisidir?

    1. A)Nüzul sebebi bilinen ayetler yorumlanamaz.
    2. B)Olayı yaşayanlar öldüğünde ayetin hükmü düşer.
    3. C)Âlimlerin çoğuna göre ayetin özel bir sebeple inmesi hükmünü o olayla sınırlamaz.
    4. D)Nüzul sebebi yalnız Mekke ayetlerinde bulunur.
    5. E)Her ayetin mutlaka bir nüzul sebebi vardır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Yaygın görüşe göre ilke benzer bütün durumlara uygulanır, olay yalnız iniş vesilesidir.

  4. Soru 4 · Zor

    Muhkem ve müteşabih ayetler arasındaki ilişkiyle ilgili hangisi ders kitaplarındaki anlatıma uygundur?

    1. A)Müteşabih ayetler muhkem ayetlerle çelişir.
    2. B)Müteşabih ayetler muhkem ayetlerin ışığında anlaşılır.
    3. C)Muhkem ayetler birden çok anlama gelir.
    4. D)Müteşabih ayetler yalnız kıssalarda bulunur.
    5. E)Muhkem ayetleri anlamak için tevil zorunludur.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Anlamı açık olan muhkemler, birkaç yöne gelebilen müteşabihlerin anlaşılmasında temel alınır.

  5. Soru 5 · Zor

    Biri Bakara 2/219'da içki için «insanlara bazı faydaları vardır» denmesini öne sürüp içkinin serbest olduğu sonucuna varıyor. Bu çıkarımı düzeltmek için en uygun yöntem hangisidir?

    1. A)Ayeti başka bir meale bakarak yeniden çevirmek
    2. B)Ayeti işârî yolla yorumlamak
    3. C)Ayetin yalnız nüzul sebebini okumak
    4. D)Ayetin devamını ve konuyla ilgili Nisâ 4/43 ile Mâide 5/90'ı birlikte okumak
    5. E)Ayeti müteşabih sayıp yorumsuz bırakmak
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Ayetin devamı günahın faydadan büyük olduğunu söyler, öteki ayetlerle hükmün aşamalı yerleştiği görülür.

D04 — Vahiy ve Akıl

Modülün bütün dersleri bitince işaretle; modül 1, 3, 7 ve 21. günlerde YKS ana sayfasındaki tekrar listesine döner.