İçeriğe geç

M13-D09

Kalıp yargı tehdidi ve tekrarlama sorunu

Kalıp yargı tehdidi bulgusunu ve büyük tekrarlarda etkinin küçülmesini dengeli biçimde değerlendirir.

Temel Psikoloji Akademisi — M13, Sosyal biliş · 2.818 kelime · 17 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 19 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kalıp yargı tehdidi, olumsuz bir kalıp yargının farkında olmanın, o kalıp yargıyla ilgili bir alanda performansı düşürebileceği varsayımı; ilk deneyler, testin yetenek ölçümü olarak sunulduğu koşullarda performans farkları bildirdi.

Bulgu hızla yayıldı ve pek çok gruba ve alana uygulandı; kısmen, grup farklarının basit müdahalelerle azaltılabileceği umudunu taşıdığı için.

Meta-analizler etkinin küçük olduğunu ve bu küçük tahminin bile yayın yanlılığıyla şişirilmiş olabileceğini gösterdi; önceden kayıtlı büyük bir çalışma ise kızların matematik performansında hiçbir etki bulmadı.

Azalma etkisi, ilk çalışmaların küçük örneklemlerinin ve yayın yanlılığının, bir bulgunun ilk büyüklüğünü sistematik olarak abartabildiğini gösteriyor.

Başarısız tekrarlamalar, kalıp yargıların zararsız olduğunu değil, sınav anındaki kısa bir hatırlatmanın etkisinin sanıldığından çok daha küçük olduğunu gösteriyor.

Açılış sahnesi

Zeynep, lise ikinci sınıfta, bir matematik olimpiyatının ilk eleme sınavına giriyor. Salona girmeden önce koridorda iki erkek öğrencinin şakalaşmasını duyuyor: "Kızlardan geçen olur mu ki bu turu?" Sınav kâğıdının en üstünde adı, okulu ve cinsiyeti soruluyor. Gözetmen sınavın "matematiksel düşünme yeteneğini" ölçtüğünü söylüyor.

Zeynep ilk sorulara hızla giriyor, ama dördüncü soruda takılıyor. Birden aklına koridordaki cümle geliyor ve bir süre soruya değil, kendi zorlanmasının ne anlama geldiğine odaklanıyor: "Ya gerçekten yapamıyorsam?" Zaman daralıyor. Sınavdan çıkarken kendisinden beklediğinden daha düşük bir sonuç alacağını hissediyor.

Zeynep ve o sınav salonu bu ders için hayal edildi; ama Zeynep'in dördüncü soruda yaşadığına benzer bir durum, yirmi yılı aşkın süre boyunca sosyal psikolojinin en çok anılan bulgularından biri oldu ve ardından en çok tartışılan tekrarlama vakalarından birine dönüştü.

Bu derste ne olacak

M13-D08'in konusu olan test, ilk yıllarındaki iddiaların ardından, geliştiricilerinin bile daha dikkatli konuştuğu bir araca dönüştü. Bu derste benzer bir hikâyeyi, bu kez kalıp yargının hedefi olan kişiler açısından inceliyoruz.

Önce bulgunun kendisini tanıyacağız: olumsuz bir kalıp yargının farkında olmanın, o kalıp yargıyla ilgili bir alanda performansı düşürebileceği iddiasını ve bunu destekleyen ilk deneyleri. Sonra bulgunun neden bu kadar çabuk yayıldığına ve hangi alanlarda uygulandığına bakacağız. Ardından, M02-D11 ve M02-D12'de tanıdığımız araçlarla, binlerce katılımcıyla ve planı veri toplanmadan açıklanarak yapılan tekrarlamaların ne bulduğunu ve bu sonuçların nasıl okunabileceğini tartışacağız. Amaç, bulguyu ne olduğundan büyük ne de olduğundan küçük göstermeden, kanıtın bugün nerede durduğunu görmek.

Sıfır noktası

1995'te Claude Steele ve Joshua Aronson, akademik performanstaki grup farklarının bir kısmının, sınav anında yaşanan bir psikolojik baskıdan kaynaklanabileceğini öne sürdü.

Bu fikrin çekiciliği açıktı. Gruplar arasındaki sınav farklarının bir kısmı, grupların yeteneklerinden değil, sınavın yapıldığı psikolojik ortamdan kaynaklanıyorsa, bu farklar ortamı değiştirerek azaltılabilirdi.

Mekanizma

Bulgunun yayılması

Steele ve Aronson'un çalışmasının ardından kalıp yargı tehdidi, yüzlerce çalışmada farklı gruplara ve alanlara uygulandı: matematikte kadınlar, sözel testlerde düşük gelirli öğrenciler, bellek testlerinde yaşlılar, atletik görevlerde farklı gruplar. Kavram ders kitaplarına, eğitim politikalarına ve popüler kitaplara girdi.

Bu çalışmaların ortak bir yapısı vardı: bir deney koşulunda kalıp yargı belirgin hale getiriliyor, örneğin testin cinsiyet farkı gösterdiği söyleniyor ya da katılımcılardan sınavdan önce cinsiyetlerini yazmaları isteniyor; kontrol koşulunda ise bu yapılmıyor ya da testin cinsiyet farkı göstermediği söyleniyor.

Kavramın bu kadar hızlı yayılmasının nedenlerinden biri, toplumsal bir umut taşımasıydı. Grup farklarının bir kısmı sınav ortamından kaynaklanıyorsa, bunları azaltmak için basit ve ucuz müdahaleler mümkün olabilirdi.

Yaygın yanlış"Kalıp yargı tehdidi, gruplar arasındaki sınav farklarının tamamını açıklar."
Doğrusu

Bulgu en güçlü yorumuyla bile, sınav farklarının yalnızca bir kısmının sınav anındaki psikolojik baskıyla ilgili olabileceğini öne sürdü. Gruplar arasındaki farklar eğitim olanaklarına, okul kalitesine, ailenin kaynaklarına ve pek çok başka etkene de bağlı. Kalıp yargı tehdidinin, bu yapısal farkları açıklayan ya da onların yerine geçen bir etken olarak sunulması, araştırmacıların kendilerinin de karşı çıktığı bir abartma.

Kanıtın birikmesi

Bir bulgunun gerçek büyüklüğünü anlamak için M02-D11'de gördüğümüz gibi tek tek çalışmalara değil, onların toplamına ve özellikle de bu toplamın nasıl oluştuğuna bakmak gerekiyor. M02-D12'de tanımlanan yayın yanlılığı, yani anlamlı sonuç veren çalışmaların anlamsız sonuç verenlerden daha kolay yayımlanması, bir meta-analizin tahminini büyütebiliyor.

Önceden kayıtlı bir sınama

Bu tartışmaya en açık katkılardan biri, önceden kayıtlı bir rapor biçiminde yapılan büyük bir çalışmadan geldi. Bu biçimde, çalışmanın hipotezleri, tasarımı ve analiz planı veriler toplanmadan önce bir derginin hakemleri tarafından değerlendiriliyor ve dergi, sonuç ne çıkarsa çıksın çalışmayı yayımlamayı taahhüt ediyor.

Bu sonuç tek başına değil. Gerçek sınavlarda demografik soruların sınavın başında ya da sonunda sorulmasının puanlara etkisini inceleyen saha çalışmaları da, laboratuvarda bulunan büyük etkilere benzer etkiler bulmadı ya da çok küçük etkiler buldu.

Yaygın yanlış"Büyük bir tekrarlama başarısız olduğuna göre, kalıp yargıların insanları hiç etkilemediği kanıtlandı."
Doğrusu

Önceden kayıtlı büyük çalışmalar, belirli bir düzenekte, belirli bir grupta ve belirli bir ölçütte etkinin bulunmadığını gösteriyor. Bu, kalıp yargıların başka yollardan, örneğin öğretmen beklentileri, meslek seçimleri, akranların tutumları ya da kişinin bir alana ilgi duyup duymaması üzerinden etkisiz olduğunu göstermiyor. Tartışılan şey, kalıp yargıların zararlı olup olmadığı değil, sınav anındaki kısa bir hatırlatmanın performansı ölçülebilir biçimde düşürüp düşürmediği.

Usta katmanı

Azalma etkisi

Kalıp yargı tehdidi, psikolojide sık görülen bir örüntünün tipik bir örneği: bir bulgu ilk yayımlandığında büyük, sonraki çalışmalarda giderek küçülüyor.

Yaygın yanlış"Bir bulgu sonradan küçüldüyse, ilk çalışmayı yapanlar hile yapmıştır."
Doğrusu

Azalma etkisi, çoğu zaman hile olmadan da ortaya çıkıyor: küçük örneklemler, yalnızca anlamlı sonuçların yayımlanması ve araştırmacıların iyi niyetle verdiği esnek analiz kararları, bir bulgunun ilk büyüklüğünü abartmaya yetiyor. Bu süreç bireylerin dürüstlüğünden çok, bilimin yayın ve ödül düzeninin bir sonucu; bu yüzden çözüm de önceden kayıt ve büyük tekrarlamalar gibi yapısal önlemlerde.

Azalma etkisinin bir başka kaynağı, M13-D04'te bilişsel çelişki için gördüğümüz durumla benzer: ilk deneylerde araştırmacıların, etkiyi ortaya çıkarmak için deney koşullarını dikkatle ayarladığı, sonraki geniş tekrarlamalarda ise bu ayarlamaların standart ve kayıtlı bir biçimde yapıldığı.

Müdahaleler

Kalıp yargı tehdidinin azaltılmasına yönelik müdahaleler de benzer bir yol izledi. Bunların en bilineni, öğrencilerden okul yılının başında kendileri için önemli olan değerler hakkında kısa yazılar yazmalarını istemek.

İlk çalışmalarda bu müdahale, olumsuz kalıp yargıyla karşılaşan öğrencilerin notlarında çarpıcı iyileşmeler bildirdi. Sonraki daha büyük çalışmalar ise çok daha küçük ya da bazı okullarda hiç ortaya çıkmayan etkiler buldu.

Kanıtın sınırı

Kalıp yargı tehdidi tartışması, psikolojide bir bulgunun nasıl değerlendirilmesi gerektiğine dair önemli dersler içeriyor; ama tartışma tümüyle kapanmış değil.

İlk sınır, başarısız tekrarlamaların belirli düzeneklere, gruplara ve ülkelere ait olması. Hollanda'daki lise öğrencileriyle yapılan bir çalışmanın sonucu, örneğin cinsiyet kalıp yargılarının daha güçlü olduğu başka toplumlarda ya da etnik kökenle ilgili kalıp yargılar söz konusu olduğunda aynı sonucun çıkacağını kesin olarak göstermiyor. Bulgunun savunucuları, etkinin belirli koşullarda, örneğin testin çok zor olduğu ve kişinin o alanla güçlü bir özdeşleşme taşıdığı durumlarda ortaya çıktığını savunuyor; ama bu koşulların önceden ve açıkça tanımlanıp sınanması gerekiyor.

İkinci sınır, etkisiz bulgunun ne anlama geldiği. Önceden kayıtlı bir çalışmada anlamlı bir etki bulunmaması, etkinin tam olarak sıfır olduğunu değil, çalışmanın tespit edebileceği büyüklükten küçük olduğunu gösteriyor. M03-D09'da gördüğümüz istatistiksel güç kavramı burada önemli: çok küçük bir etki gerçek olabilir, ama onu güvenilir biçimde tespit etmek için çok büyük örneklemler gerekiyor ve böyle küçük bir etkinin pratikte ne kadar önemli olduğu ayrı bir soru.

Üçüncü sınır, tartışmanın kendisinin kutuplaşma riski. Bir yanda bulgunun toplumsal önemine inanan ve eleştirileri bu öneme saldırı olarak görenler, öbür yanda tekrarlama sorunlarını bütün alanı reddetmek için bir gerekçe olarak kullananlar var. Kanıtı dengeli okumak, hem bulgunun ilk iddiasının büyük ölçüde abartılmış olduğunu hem de kalıp yargıların başka yollardan gerçek zararlar verebileceğini aynı anda kabul etmeyi gerektiriyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

Kalıp yargı tehdidi, olumsuz bir kalıp yargının farkında olmanın, o kalıp yargıyla ilgili bir alanda performansı düşürebileceği varsayımı; ilk deneyler, testin yetenek ölçümü olarak sunulduğu koşullarda performans farkları bildirdi.

Bulgu hızla yayıldı ve pek çok gruba ve alana uygulandı; kısmen, grup farklarının basit müdahalelerle azaltılabileceği umudunu taşıdığı için.

Meta-analizler etkinin küçük olduğunu ve bu küçük tahminin bile yayın yanlılığıyla şişirilmiş olabileceğini gösterdi; önceden kayıtlı büyük bir çalışma ise kızların matematik performansında hiçbir etki bulmadı.

Azalma etkisi, ilk çalışmaların küçük örneklemlerinin ve yayın yanlılığının, bir bulgunun ilk büyüklüğünü sistematik olarak abartabildiğini gösteriyor.

Başarısız tekrarlamalar, kalıp yargıların zararsız olduğunu değil, sınav anındaki kısa bir hatırlatmanın etkisinin sanıldığından çok daha küçük olduğunu gösteriyor.

Sonraki derse köprü

Bu modülün son üç dersinde kalıp yargıları, önyargıları ve ayrımcılığı farklı açılardan inceledik ve her derste, bu süreçlerin ölçülmesinin ve değiştirilmesinin ne kadar zor olduğunu gördük. Kısa hatırlatmalar, kısa eğitimler ve kısa yazma alıştırmaları, beklenen kalıcı değişimleri üretmekte zorlandı.

O halde önyargıyı gerçekten azaltan bir şey var mı? Farklı gruplardan insanları bir araya getirmek, aralarındaki önyargıyı azaltıyor mu, yoksa bazı koşullarda artırıyor mu? Hangi koşullarda bir araya gelmek işe yarıyor ve bu konudaki araştırmalar kendileri ne kadar sağlam? Sıradaki dersin konusu: temas hipotezi ve önyargıyı azaltma.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.