İçeriğe geç

M12-D09

Projektif testler tartışması

Projektif testlerin geçerlik kanıtını ve klinik kullanımındaki tartışmayı değerlendirir.

Temel Psikoloji Akademisi — M12, Kişilik ve psikometri · 3.019 kelime · 17 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Projektif teknikler, kişiye belirsiz bir uyaran verip serbest cevaplarını yorumluyor; dayandıkları varsayım, cevabın kişinin dile getirmediği eğilimlerini yansıttığı.

Rorschach testi, Tematik Algı Testi, çizim ve cümle tamamlama testleri aynı başlık altında anılıyor, ama kodlama kuralları, normları ve kanıt dosyaları birbirinden çok farklı.

Chapman çalışmaları, insanların ve uzmanların, dildeki çağrışımlara uyan ama veride bulunmayan işaret-belirti ilişkilerini "gördüğünü" gösterdi; klinik deneyim bu yanılgıyı düzeltmek yerine pekiştirebiliyor.

Rorschach'ın kapsamlı bir meta-analizi, göstergelerin bir kısmının, özellikle düşünme ve algı süreçlerini ölçenlerin, güçlü destek gördüğünü, bir kısmının ise hiç görmediğini gösterdi.

Standart kurallarla puanlanan öykü teknikleri, öz bildirimin yakalamadığı örtük güdüleri ölçüyor olabilir; ama bu kanıt, aynı testlerin serbest klinik yorumuna aktarılamıyor.

Bir projektif testin geçerliği, testin adına değil, belirli bir göstergenin belirli bir karar için kullanımına ait.

Açılış sahnesi

Klinik psikoloji yüksek lisansının ikinci yılında olan Burak, bir çocuk ve ergen ruh sağlığı biriminde staj yapıyor. Bir öğleden sonra süpervizörü masaya dokuz yaşında bir çocuğun çizdiği bir insan resmi koyuyor. Resimdeki figürün gözleri iri ve koyu çizilmiş, elleri yok, kâğıdın sol alt köşesine sıkışmış.

Odadaki deneyimli bir psikolog hemen yorumluyor: "İri gözler çevreye karşı tetikte olduğunu gösteriyor. Ellerin olmaması çaresizlik hissi. Köşeye sıkışması da güvensizlik." Yorumlar akıcı ve ikna edici. Burak not alıyor, ama aklında bir soru beliriyor: bu anlamlar nereden geliyor? Gözleri iri çizen çocukların gerçekten daha tetikte olduğunu kim, nasıl gösterdi? Ve aynı resmi başka bir psikolog görse aynı şeyleri mi söylerdi?

Burak da, o çocuk da, o resim de hayal ürünü; ama Burak'ın sorduğu iki soru, yaklaşık yüz yıldır psikolojinin en uzun soluklu ölçme tartışmalarından birinin tam ortasında duruyor.

Bu derste ne olacak

Güvenirlik ve geçerlik kanıtını okumak için edindiğimiz araçları şimdi, cevabı önceden belirlenmemiş testlere çevireceğiz: belirsiz bir mürekkep lekesinde ne görüldüğünü, bir resme bakıp nasıl bir öykü anlatıldığını ya da bir insanın nasıl çizildiğini yorumlayan testlere.

Kişilik kuramlarını Terapi Akademisi'nde işlerken bu tekniklerin klinik kararlarda kullanılan puanlarının büyük bölümü için geçerlik desteğinin zayıf olduğu kısaca not edildi. Burada o özetin içini açacağız: bu testler neyi iddia ediyor, hangi puanları sınavı geçti, hangileri geçemedi, deneyimli uzmanlar neden kanıtın göstermediği ilişkileri görmeye devam ediyor ve tartışmanın iki tarafı bugün nerede duruyor.

Sıfır noktası

Bir kişilik ölçeği insanlara doğrudan soruyor: "Kalabalık ortamlarda gerilirim" cümlesine ne kadar katılıyorsun? Bu yaklaşımın açık bir zayıflığı var: kişi kendini nasıl görüyorsa ya da nasıl görünmek istiyorsa öyle cevap veriyor. Kendi iç dünyasının bazı yanlarını fark etmiyor olabilir, fark ettiklerini de söylemek istemeyebilir.

Yirminci yüzyılın ilk yarısında bazı psikologlar bu sorunu tersinden çözmeye çalıştı. Kişiye ne düşündüğünü sormak yerine, ona yapısı belirsiz bir uyaran verip ne gördüğünü, ne anlattığını ya da ne çizdiğini kaydettiler. Fikir şuydu: uyaranın kendisi anlamdan yoksun olduğuna göre, kişinin ona yüklediği anlam onun kendi iç dünyasından gelmeli.

"Projektif" adı, psikanalitik kuramdaki yansıtma kavramından geliyor, ama bu testlerin hepsi psikanalize bağlı değil. Ortak noktaları, cevabın serbest olması ve bir uzmanın onu yorumlamasının gerekmesi.

Mekanizma

Mürekkep lekeleri

En bilinen projektif test, İsviçreli psikiyatr Hermann Rorschach'ın 1921'de yayımladığı kitapta tanıttığı on mürekkep lekesi kartı.

Testin mantığı yalnızca "ne görüldüğü" üzerine kurulu değil. Kişinin lekenin bütününe mi parçalarına mı tepki verdiği, cevabını biçime mi renge mi dayandırdığı, gördüğü şeyin lekenin gerçek biçimine ne kadar uyduğu da kodlanıyor. Örneğin bir lekede çoğu insanın gördüğü bir şeyi görmek ile lekenin biçimiyle hiç örtüşmeyen bir şey görmek farklı puanlanıyor.

Uzun süre farklı uzmanlar Rorschach cevaplarını farklı sistemlerle puanladı ve bu, aynı cevabın farklı ellerde farklı anlamlar kazanması demekti. 1970'lerde psikolog John Exner bu sistemleri tek bir çatı altında birleştirmeye çalıştı.

Resimden öyküye

İkinci büyük gelenek, belirsiz durumları gösteren resimlerle çalışıyor.

Bir kişi masada başını eğmiş oturan bir genci gösteren bir resim için başarısızlıktan, bir başkası sıkıntıdan, bir üçüncüsü derin bir düşünceye dalmaktan söz edebiliyor. Bu öykülerde tekrar tekrar ortaya çıkan temalar, kişinin ihtiyaçları ve ilişki beklentileri hakkında bir ipucu olarak okunuyor.

Çizimler ve cümleler

Daha kısa ve uygulaması kolay teknikler de yaygın. Kişiden bir insan, bir ev, bir ağaç ya da ailesini çizmesi isteniyor; çizimin boyutu, yerleşimi, ayrıntıları yorumlanıyor. Cümle tamamlama testlerinde ise kişi "Annem..." ya da "En çok korktuğum şey..." gibi yarım cümleleri tamamlıyor.

Yaygın yanlış"Projektif testler kişinin bilinçdışını doğrudan gösterir."
Doğrusu

Bir test cevabı, kişinin o anki algısının, dil becerisinin, kültürel birikiminin, testi uygulayanla ilişkisinin ve yorgunluğunun bir karışımı. Cevabın bir kısmının kişinin dile getirmediği eğilimlerini yansıtması mümkün; ama hangi kısmının, hangi koşulda yansıttığı, ancak bu dersin geri kalanında anlatılan türden araştırmalarla gösterilebiliyor. Belirsiz bir uyarana verilen cevap, kendiliğinden bir pencere değil.

Usta katmanı

Görülen ilişkiler

1960'larda Loren ve Jean Chapman, klinisyenlerin çizim testlerinde neden hep aynı işaretlere aynı anlamları yüklediklerini araştırdı. Serinin araştırma yöntemleri modülünde tanımlanan yanılsamalı ilişki kavramının en bilinen gösterimlerinden biri bu çalışmalardan geldi.

Bu bulgunun gücü, uzmanların deneyiminin neden düzeltici bir etki yapmadığını açıklamasında yatıyor. Göz ile şüphecilik, el ile güç, baş ile akıl arasında dilin kendisinde kurulmuş çağrışımlar var. Bir uzman, bu çağrışıma uyan vakaları hatırlıyor, uymayanları unutuyor ve yıllar içinde "çok kez gördüm" duygusu güçleniyor.

Yaygın yanlış"Deneyimli bir uzman, testin işe yarayıp yaramadığını kendi gözlemlerinden anlar."
Doğrusu

Klinik deneyim, ilişkileri öğrenmek için çoğu zaman kötü bir ortam: geri bildirim gecikiyor ya da hiç gelmiyor, vakalar seçilmiş geliyor ve beklenti, neyin hatırlanacağını belirliyor. Chapman çalışmalarının gösterdiği gibi, deneyim bir yanılgıyı düzeltmek yerine onu pekiştirebiliyor. Bir işaretin anlamı, uzmanın güveniyle değil, kayıtlı vakaların sistematik bir karşılaştırmasıyla sınanıyor.

Rorschach'ın kanıt dosyası

Kapsamlı Sistem, 1990'larda en çok kullanılan kişilik testlerinden birinin bilimsel bir temele kavuştuğu iddiasıyla yaygınlaştı. 2000'de Scott Lilienfeld, James Wood ve Howard Garb, projektif tekniklerin bilimsel durumu üzerine kapsamlı bir eleştirel inceleme yayımladı. İnceleme, Rorschach'ın bazı göstergelerinin, özellikle düşünce bozukluğuyla ilgili olanların, belirli bir destek gördüğünü, ama göstergelerin çoğu için geçerlik kanıtının zayıf ya da çelişkili olduğunu savundu.

Eleştirilerden biri normlarla ilgiliydi. Bazı araştırmacılar, Kapsamlı Sistem'in normlarıyla karşılaştırıldığında psikolojik sorunu olmayan pek çok yetişkinin ve çocuğun olduğundan daha bozuk göründüğünü öne sürdü. Bir önceki dersin diliyle: ölçeğin puanlarına yüklenen yorum, norm grubunun seçimine bağlıydı ve o seçim tartışmalıydı.

Tartışma, 2013'te Joni Mihura ve meslektaşlarının yayımladığı geniş bir meta-analizle yeni bir aşamaya girdi. Bu çalışmanın önemli bir yanı, Rorschach'ın destekçisi olarak bilinen bir ekipten gelmesi ve buna rağmen testin bütün göstergelerini aynı ölçüde savunmamasıydı.

Bu meta-analizin ardından bazı araştırmacılar, kanıtı zayıf göstergeleri ayıklayan ve normları güncelleyen yeni bir puanlama sistemi geliştirdi. Bu yaklaşım, testi bütünüyle savunmak ya da bütünüyle reddetmek yerine, göstergeleri tek tek değerlendirmeyi öneriyor.

Örtük güdüler

Tematik Algı Testi'nin hikâyesi, tartışmanın en ilginç yanlarından birini barındırıyor. David McClelland ve meslektaşları, bu testteki öyküleri başarı, güç ve yakınlık temalarına göre puanlamanın standart kurallarını geliştirdi ve 1989'da yayımladıkları bir makalede, öykülerden elde edilen güdüler ile kişilerin anketlerde kendilerine atfettikleri güdülerin farklı şeyler olduğunu savundu.

Bu bulgu tartışmayı karmaşıklaştırıyor: belirsiz bir uyarana verilen cevaplar, sıkı kurallarla puanlandığında, öz bildirimin yakalamadığı bir şeyi gerçekten yakalıyor olabilir. Ama bu, aynı testin klinikte bir uzmanın sezgisiyle yorumlanmasının da geçerli olduğu anlamına gelmiyor.

Yaygın yanlış"Bir projektif testin bazı puanları geçerliyse, test bütünüyle geçerlidir."
Doğrusu

Geçerlik, testin adına değil, belirli bir puanın belirli bir yorumuna ait. Rorschach'ın düşünce bozukluğunu yakalayan bir göstergesinin kanıtı, aynı testin bir çocuğun istismara uğrayıp uğramadığını gösterdiği iddiasını desteklemiyor. Çizim testlerinin sohbet başlatmadaki yararı da, çizimden kişilik özelliği çıkarma iddiasını desteklemiyor.

Kanıtın sınırı

Projektif testler tartışması, psikolojinin en uzun süren ve en sert ölçme tartışmalarından biri. İki tarafın da güçlü argümanları var ve tartışmanın bugün vardığı yer, ne tümüyle reddetmek ne de tümüyle savunmak.

İlk sınır, "projektif testler" adının tek bir şey göstermemesi. Standart kodlama kuralları ve normlarıyla uygulanan bir Rorschach, eğitimli puanlayıcılarla puanlanan bir öykü testi ve bir klinisyenin sezgisiyle yorumladığı bir aile çizimi, aynı başlık altında anılıyor ama kanıt dosyaları birbirinden çok farklı. Bu yüzden "projektif testler geçerli mi" sorusunun genel bir cevabı yok; soru gösterge gösterge sorulmak zorunda.

İkinci sınır, bu testlerin artımlı katkısıyla ilgili. Bir göstergenin bir ölçütle ilişkili olması, onun bir klinisyenin zaten elinde olan bilgilere, örneğin bir görüşmeye ve öz bildirim ölçeklerine, yeni bir şey eklediğini göstermiyor. Uygulaması ve puanlaması saatler alan bir testin, daha kısa araçların sağlamadığı ne kadar bilgi sağladığı, pek çok gösterge için hâlâ yeterince araştırılmamış.

Üçüncü sınır, tartışmanın kendisinin taraflara bölünmüş olması. Meta-analizleri yapanların ve onları eleştirenlerin önemli bir kısmı, testi ya yıllardır kullanan ya da yıllardır eleştiren araştırmacılar. Bu, bulguların yanlış olduğunu göstermiyor; ama aynı veri kümesinin hangi çalışmaları içereceği, hangi ölçütleri sayacağı gibi kararlarda iki tarafın tutarlı biçimde farklı seçimler yapabildiğini hatırlatıyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

Projektif teknikler, kişiye belirsiz bir uyaran verip serbest cevaplarını yorumluyor; dayandıkları varsayım, cevabın kişinin dile getirmediği eğilimlerini yansıttığı.

Rorschach testi, Tematik Algı Testi, çizim ve cümle tamamlama testleri aynı başlık altında anılıyor, ama kodlama kuralları, normları ve kanıt dosyaları birbirinden çok farklı.

Chapman çalışmaları, insanların ve uzmanların, dildeki çağrışımlara uyan ama veride bulunmayan işaret-belirti ilişkilerini "gördüğünü" gösterdi; klinik deneyim bu yanılgıyı düzeltmek yerine pekiştirebiliyor.

Rorschach'ın kapsamlı bir meta-analizi, göstergelerin bir kısmının, özellikle düşünme ve algı süreçlerini ölçenlerin, güçlü destek gördüğünü, bir kısmının ise hiç görmediğini gösterdi.

Standart kurallarla puanlanan öykü teknikleri, öz bildirimin yakalamadığı örtük güdüleri ölçüyor olabilir; ama bu kanıt, aynı testlerin serbest klinik yorumuna aktarılamıyor.

Bir projektif testin geçerliği, testin adına değil, belirli bir göstergenin belirli bir karar için kullanımına ait.

Sonraki derse köprü

Bu derste bir uzmanın, bir test cevabından kişi hakkında akıcı ve ikna edici cümleler kurabildiğini gördük. Ama bir yorumun ikna edici olması ile ona konu olan kişinin onu "tam beni anlatıyor" diye kabul etmesi, yorumun doğru olduğunu göstermiyor.

Neredeyse herkesin kendini tanıyacağı kadar genel cümleler var: "Bazen dışa dönüksün ama yalnız kalmaya da ihtiyaç duyuyorsun." Bu tür cümleler, internetteki tip testlerinin ve burç yorumlarının da temel malzemesi. İnsanlar neden bu cümleleri kendilerine özel bir isabet gibi yaşıyor? Sıradaki dersin konusu: popüler tipolojiler ve Barnum etkisi.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.