İzleyiciyle sözleşme
- Temel soru
- Kendini olduğundan başka sanan biri, bu yanılgının bedelini ödedikten sonra neyi kabul edecek?
- Hedeflenen duygu
- Güvenli mesafeden gelen kahkaha; altında karakterle kurulan sıcak bağ
- Değer ekseni
- saygınlık ↔ rezalet
Komedinin izleyiciyle sözleşmesi basit görünür: güldüreceksin. Ama seyirci yalnız şakaya gülmez, bir insanın çıkmazına güler; o çıkmazı da karakter kendi elleriyle kurar. Seyirci, kimsenin gerçekten yok olmayacağını bildiği bir güvenli alanda oturur ve başkasının statüsünün çöküşünü rahatça izler. Bu güvenlik kırılırsa kahkaha yerini acıya bırakır; kara komedi bu sınırda dolaşan bir alt türdür.
Yapısal olarak komedi dramla aynı iskeleti kullanır: arzu, engel, tırmanış, doruk. Farkı karakterin kör noktasındadır. Dramatik karakter engel karşısında yöntem değiştirir; komik karakter aynı yöntemi daha büyük bir inançla yeniden dener. Komik sahne bu ısrarın ürünüdür ve her tekrar bir öncekinden biraz daha büyük bir rezalete açılır.
Türün kökleri Aristophanes'in toplumsal taşlamasına, Roma'nın efendi-köle karışıklıklarına, commedia dell'arte tiplerine ve sessiz sinemanın bedensel gösterisine uzanır. Türk geleneğinde Karagöz ile Hacivat'ın yanlış anlamaya dayalı atışması, orta oyunu ve tuluat tiyatrosu, Yeşilçam komedisinin ve bugünkü durum komedisinin damarını besler. Bu gelenekte tip karakterler (saf taşralı, kurnaz İstanbullu, sonradan görme zengin) bir statü haritası gibi çalışır.
Türün mantığı
Bu tür neden var, hangi soruyu soruyor ve izleyicide nasıl çalışıyor.
Komedi, bir kör noktanın hikâyesidir
Komik karakter kendini olduğundan başka görür: daha akıllı, daha kontrollü, daha saygın, daha sevilen. Seyirci bu yanılgıyı ilk sahnede fark eder; karakter fark etmez. Komedinin bütün mekanizması bu iki bakış arasındaki farktan çalışır: karakter ciddiyetle bir şey yaparken seyirci onun neyi göremediğini görür ve güler. Kör nokta ne kadar net kurulursa, her sahne o kadar kolay güldürür.
Karakter durumu ciddiye alır
Komedinin en temel kuralı, karakterin komik olduğunu bilmemesidir. Karakter kendi derdini dramdaki bir kahraman kadar ciddiye alır; terfi onun için hayat memat meselesidir, yalan onun için bir zorunluluktur. Kahkaha bu ciddiyet ile durumun saçmalığı arasındaki farktan doğar. Kendi haline gülen karakter, seyircinin gülme işini elinden alır.
Her sahne bir öncekinden büyür
Komedinin yapısı tırmanıştır. Küçük bir yalan daha büyük bir yalanı, bir kaza daha büyük bir kazayı doğurur; her çözüm girişimi sorunu büyütür. Bu yüzden komedi senaryosu yazılırken her sahnenin sonunda şu soru sorulur: durum bir öncekinden daha kötü mü? Aynı büyüklükte kalan bir komplikasyon, kahkahayı tekrara, tekrar da sıkıntıya dönüştürür.
Güvenli mesafe ve sıcak bağ
Seyirci komedide karakterin başına gelen felaketlere güler, çünkü kimsenin gerçekten yok olmayacağını bilir. Bu güvenli mesafe türün sözleşmesidir. Ama en kalıcı komediler mesafenin altında sıcak bir bağ kurar: seyirci güldüğü karakteri sever ve onun kör noktasından kurtulmasını ister. Kahkaha ile şefkat aynı karakterde buluştuğunda komedi unutulmaz.
Kahkahanın bir hedefi vardır
Her şakanın bir hedefi vardır: kime ya da neye gülüyoruz? Güçlüye, kibirliye, yapmacığa ve karakterin kendi kör noktasına gülmek komedinin köklü geleneğidir. Zayıfa, farklı olana ya da kendini savunamayana gülmek ise kahkahayı zalimliğe çevirebilir. Komedi yazarı hedefini bilinçli seçer; bu seçim filmin dünyaya bakışını belirler.
Türün anatomisi
- Dramatik motor
- Arzu → yanlış yöntem → beklenmedik sonuç → aynı yöntemi büyüterek tekrar. Komik motor, karakterin kör noktasının her sahnede yeni bir komplikasyon doğurmasıdır. Gerilim «başaracak mı?» sorusundan çok «bu sefer neyi mahvedecek?» sorusundan beslenir; seyirci felaketi önceden görür, karakter göremez.
- Başkarakter
- Kendini yanlış tanıyan ya da dünyayı yanlış okuyan biri: kendini zeki sanan saf, kendini cesur sanan korkak, kurallara aşırı bağlı memur, statü için her şeyi yapan sonradan görme. Arzusu ciddidir ve karakter onu ciddiyetle kovalar; komedi bu ciddiyetten doğar. Komik başkarakter ya hiç değişmez (tip komedisi) ya da finalde kör noktasını görüp küçük ama gerçek bir değişim yaşar.
- Karşı güç
- Çoğu zaman dışarıdaki bir kişi değil, karakterin kendi kusurudur; dış karşıt bu kusuru tetikleyen konumdadır. Katı bir otorite (müdür, kayınpeder, komiser), statü rakibi ya da karakterin yalanını ortaya çıkarabilecek tek tanık. Güçlü bir komik karşıt, başkarakterin en çok çekindiği durumu tam zamanında yaratan kişidir.
- Dünya
- Kendi kuralları sıkı olan bir düzen: okul, ordu, aile sofrası, düğün, iş yeri, köy meclisi. Komedi kuralların ağırlığından beslenir; ne kadar katı bir düzen kurulursa onu bozan davranış o kadar komik olur. Dünyanın gerçeklik düzeyi baştan ayarlanır: absürt bir dünyada konuşan köpek komiktir, gerçekçi bir dünyada ise ancak karakterin hayal gücünde olabilir.
- Tema ve dünya görüşü
- İnsanın kendine dair yanılgıları ve toplumsal rollerin yapaylığı. Komedi çoğu zaman bir maskenin düşmesini, statünün ne kadar kırılgan olduğunu, kuralların kimin işine yaradığını gösterir. Bazı komediler düzeni onaylayarak biter (yanılan karakter yerine oturur), bazıları düzenin kendisini gülünç kılar; ikisi de meşru bir tutumdur.
Türün tarihi
Tür nereden geliyor ve her dönem ona ne ekledi.
Antik komedya
Batı komedisinin kökleri Antik Yunan'a uzanır. Aristophanes'in oyunları siyasetçileri, filozofları ve savaşı açıkça alaya alırdı; Menandros ve ondan etkilenen Roma komedisi ise aile içi yanlış anlamaları, karışan kimlikleri ve kurnaz hizmetkârları işledi. Fars ve kılık komedisinin pek çok aracı bu döneme kadar izlenebilir.
Commedia dell'arte ve sahne gelenekleri
Rönesans İtalya'sında gelişen commedia dell'arte, sabit karakter tipleri ve doğaçlamayla sokak sahnelerinde oynandı. Hilekâr hizmetkâr, cimri yaşlı, kibirli asker gibi tipler, sonraki yüzyıllarda tiyatro ve sinema komedisinin karakter kalıplarına dönüştü. Molière bu gelenekten beslenerek kibri ve ikiyüzlülüğü hedef alan karakter komedileri yazdı.
Geleneksel Türk güldürüsü
Türk anlatı geleneğinde komedi, Karagöz ve Hacivat'ın gölge oyunu ile ortaoyununda güçlü bir yer tuttu. Bu geleneklerde farklı yörelerden ve kesimlerden tipler, dil oyunları ve yanlış anlamalar üzerinden güldürü kuruldu. Nasreddin Hoca fıkraları ise kısa ve beklenmedik ters çevirmelerle Türk mizahının temel biçimlerinden birini oluşturdu.
Sessiz sinemanın büyük komedyenleri
Sinemanın ilk on yıllarında komedi büyük ölçüde fiziksel ve görseldi. Charlie Chaplin, Buster Keaton ve Harold Lloyd gibi isimler sözsüz gaglarla, karakterin bedeni ve nesnelerle kurduğu ilişkiden komedi üretti. Bu dönemin kurulum ve ödeme mantığı bugün de komedi yazımının temelidir.
Sesli film ve hızlı diyalog
Ses gelince komedi diyaloğa taşındı: hızlı replikler, kelime oyunları ve çatışan karakterlerin sözlü düelloları öne çıktı. Billy Wilder gibi yazar-yönetmenler fars ile keskin diyaloğu birleştirerek türün en çok örnek gösterilen filmlerini yaptı.
Yeşilçam komedisi
Yetmişli yıllarda Türk sinemasında komedi en çok izlenen türlerden biri oldu. Hababam Sınıfı serisi, Kemal Sunal'ın oynadığı karakter komedileri ve aile komedileri, topluluk ile karakter komedisini toplumsal gözlemle birleştirdi. Bu filmlerde kahkahanın hedefi çoğu zaman güçlü, kibirli ya da açgözlü olandı.
Çağdaş komedi ve televizyon
Son on yıllarda komedi, utanç komedisi ve belgesel görünümlü dizilerle yeni biçimler kazandı. Türk sinemasında ve dizilerinde ise yerel tipler, aile ve göç hikâyeleri üzerine kurulu komediler gişe ve izlenme rekorları kırdı. Televizyon, komedinin karakterleri yıllarca taşıyabildiği en geniş alan hâline geldi.