Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Sahte belgesel, seyirciye her karede bir kameranın orada olduğunu söyler.
- Erişim kuralı kameranın yalnız ekibin bulunabileceği yerde olmasını ister; giremediği yer bir merak kaynağıdır.
- Amaçsız ayrıntı mekânın yaşandığını gösterir; kadrajın kenarında kalır.
- Varış satırı repliğin kelimesini değil, nereye varacağını yazar.
- İçten neden gülünç karakteri insana çevirir ve oyuncuya ciddiyet zemini verir.
- Kayıt izi, gerçek belgelerin kusurunu taşır ve inandırıcılığı kurar.
- Kurmaca anahtarı, oyunu dikkatli seyirciye metnin içinden gösterir.
- Kaçak iddia, çerçevesinden kopan kurmacanın gerçek bilgi gibi dolaşmasıdır.
- İddia ile onu boşa çıkaran işaret aynı karede durursa kesilen parça da anahtarını taşır.
- Açıklamanın zamanı, bir dramaturji kararı olduğu kadar bir sorumluluk kararıdır.
- Sahte belgeselin gerçekliği büyük ölçüde sayfada, senaryo masasında kurulur.
Açılış sahnesi
Selim, Burcu'nun pilotundan bir sayfayı masanın ortasına koyuyor. Sayfanın üstünde tek bir sahne var. Gece, kuluçka merkezinin tuvaleti. Cüneyt aynanın karşısında yatırım sunumunu prova ediyor. "Devrim" kelimesini üç farklı vurguyla deniyor. Sonunda kendine gülümseyip ışığı kapatıyor.
"Güzel sahne," diyor Selim. "Ama bunu kim çekti?"
Burcu bir an anlamıyor. "Bülent'in ekibi."
"Gece yarısı, tuvalette, Cüneyt'in haberi olmadan mı? Bülent orada mıydı?"
Emre sayfayı kendine çekiyor. Önceki sahnede Bülent ekibiyle merkezden çıkmış, kapıyı Cüneyt kilitlemiş. Sahnede kameranın girebileceği bir yol yok.
Burcu itiraz ediyor. Sahnenin komik olduğunu, Cüneyt'i en iyi anlatan an olduğunu söylüyor. Kimse buna karşı çıkmıyor. Nermin Hanım yalnız bir şeyi soruyor. Seyirci bu sahneyi gördüğü anda neye inanmayı bırakır? Cüneyt'e mi, yoksa bütün filme mi?
Burcu sayfaya bakıyor. Sahte belgeselin gücü, seyircinin her karede bir kamera, bir ekip ve bir an olduğuna inanmasından geliyor. O inanç bir kez kırılırsa geri kalan sahneler de birer kurmaca sahneye dönüşür. Masadaki soru ayna sahnesinden büyük: bu inancı ne kurar, ne bozar ve nerede durmak gerekir?
Kameranın orada olamayacağı tek bir sahne, seyircinin öbür sahnelere inanma nedenini de zayıflatır.
Bu derste ne olacak
KUVÖZ'ün pilotunu bir kez de gerçeklik ölçüsüyle okuyacağız. Önce kameranın nereye girip nereye giremeyeceğini kurallara bağlayacağız. Kuluçka merkezini sıradan ve işe yaramaz ayrıntılarla dolduracağız. Cüneyt'in repliklerini ezberlenmiş gibi değil, o an bulunmuş gibi yazmayı deneyeceğiz. Onu bir karikatür olmaktan kurtaracak nedeni arayacağız. Uygulamanın ekranını ve sunum dosyasını gerçek bir belge gibi tasarlayacağız. Sonra seyirciyle yapılan anlaşmaya döneceğiz. En sonda bir sahte belgeselin ekrandan taşıp gerçek bilgi gibi dolaşmaya başladığı yeri tartacağız. Örnekler bir İngiliz televizyon gecesinden, bir Yeni Zelanda kayıp filminden, bir Fransız Ay belgeselinden, bir İspanyol darbe gecesinden ve bir Belçika haber bülteninden geliyor.
Sıfır noktası
Sahte belgesel uydurulmuş bir olayı, gerçek kaydın görünüşünü ödünç alarak kurar. Röportaj, elde kamera, arşiv görüntüsü, ekranın altındaki ad yazısı. Bu araçlar seyirciye tek bir şey söyler: bunlar gerçekten oldu ve biri onları kaydetti.
Gerçek belgesel bu sözü tutmak zorundadır. Sahte belgesel ise sözü taklit eder. Seyircinin büyük kısmı taklidi bilir ve oyuna bilerek girer. Gülmenin, ürpermenin ya da düşünmenin kaynağı da bu bilgidir. Seyirci hem "bu gerçek" diye izler, hem "bu kurmaca" diye bilir.
Senarist için buradan iki iş çıkar. İlki taklidin kalitesi. Seyirci biçimde bir tutarsızlık yakaladığında oyundan düşer. Ayna sahnesi böyle bir tutarsızlık. Karakter ne kadar iyi yazılmış olursa olsun, kamera orada olamazdı. Seyirci bunu fark etmese bile bir şeyin yanlış olduğunu sezer.
Öteki iş taklidin sınırı. Biçim fazla iyi taklit edilirse seyircinin bir kısmı oyunun farkına hiç varmaz. Kurmacayı gerçek sanır. Kimi zaman bu bir şakadır ve gülüşle biter. Kimi zaman kurmaca bir iddia, filmin dışına çıkıp gerçek bir bilgi gibi dolaşmaya başlar. O noktada senaristin işi bir zanaat sorusu olmaktan çıkar, etik bir soruya dönüşür.
KUVÖZ bu iki işi birden sınıyor. Pilot, mutluluğu ölçtüğünü söyleyen bir uygulama geliştiren üç kişilik bir girişimi izliyor. Hiciv hedefi ölçülebilirlik takıntısı ve girişim heyecanı. Bunun için seyircinin kuluçka merkezine inanması gerekiyor. Ama uygulamanın "bilimsel" iddialarına inanmaması gerekiyor. Yani film bir yandan inandıracak, bir yandan inandırdığı şeyin sınırını çizecek.
Bu denge yalnız yönetmenin ya da kurgucunun işi sayılmamalı. Kameranın nerede durduğu, mekânda neyin bulunduğu, karakterin nasıl konuştuğu, ekranda hangi belgenin göründüğü sayfada kararlaştırılır. Sette bu kararlar ancak sayfada yazılıysa korunur. Senarist yazmazsa biri son anda bir sunum dosyası hazırlar, bir oyuncu repliği ezberden okur, kamera girmemesi gereken bir odaya girer. Sahte belgeselin gerçekliği büyük ölçüde senaryo masasında kurulur.
Bu dengeyi kuran araçlar dağınık değil. Hepsi aynı soruya cevap veriyor: seyirci bu kareye neden inanıyor, ve neye inanmasını istemiyoruz?
Mekanizma
Kamera nerede duruyor?
Burcu ayna sahnesini kurtarmak istiyor. Atölye önce sahneyi değil, kamerayı sorguluyor. Sahte belgeselde her karenin bir çekeni var. Bülent'in ekibi bir kişi mi, üç kişi mi? Hangi saatlerde merkezde? Hangi kapıdan giremiyor?
Burcu kuralı sayfanın başına yazıyor: "Kamera, Bülent'in bilmediği bir şeyi gösteremez." Bu cümle bir yasak gibi duruyor. Ama atölye çabuk fark ediyor ki aynı zamanda bir malzeme. Kameranın giremediği yer, filmin en merak uyandıran yeri olabilir.
Atölye ayna sahnesini kurtarmanın yollarını deniyor. Bülent kamerayı masada açık unutmuş olabilir; kayıt sabah bulunur, görüntü yarı karanlık, kadraj eğri. Cüneyt provayı ertesi gün kameraya kendisi anlatabilir, kendini biraz daha iyi göstererek. Ya da kamera kapalı tuvalet kapısının önünde kalır ve yalnız sesi duyar. Burcu sonuncusunu seçiyor. Kapının altından sızan ışık, içeriden "devrim" kelimesi, sonra sessizlik. Sahne daha komik oluyor, çünkü seyirci yalnız Cüneyt'i değil, kapının önünde onu dinleyen Bülent'i de düşünüyor.
Merkezdeki işe yaramaz şeyler
Emre pilotun mekân satırlarını okuyor. "Modern bir ortak çalışma alanı. Cam duvarlar, beyaz masalar." Selim bu satırın her kuluçka merkezini, dolayısıyla hiçbirini anlattığını söylüyor.
Atölye merkezi bir yaşayan yer gibi doldurmaya başlıyor. Ortak mutfakta üzerine kalemle ad yazılmış süt kutuları. Buzdolabı kapağında "Lütfen bardağınızı yıkayın" yazan, köşesi kıvrılmış bir not. Toplantı odasının kapısında çevrimiçi bir rezervasyon ekranı, kimsenin uymadığı. Bir köşede yarım kalmış bir kablo makarası. Hiçbiri olay örgüsüne bağlanmıyor. Hiçbiri sonra geri dönmüyor.
Burada önemli olan kameranın bu nesnelere nasıl baktığı. Kurmaca bir filmde kamera bir nesneye yaklaşırsa seyirci onun önemli olduğunu düşünür. Sahte belgeselde nesne kadrajın kenarında, bulanık, rastlantısal durmalı. Kamera Cüneyt'in peşindeyken adı yazılı süt kutuları kadrajın gerisinde duruyor. Seyirci onlara bakmıyor, ama onlarsız merkez bir film seti gibi görünürdü.
Söylenmeden önce yazılmış replik
Burcu Cüneyt'in ilk röportajını okutuyor. Cüneyt "devrim" kelimesini düzgün bir paragrafla, kusursuz bir sırayla anlatıyor. Selim bunun bir reklam metni gibi durduğunu söylüyor. İnsanlar kameraya konuşurken böyle konuşmaz.
Burcu cümlelerin arasına "ııı" ve yarım kelimeler serpiştiriyor. Bu da yetmiyor. Yerleştirilmiş bir kusur tek başına iş görür. Ama kusurlar her cümleye eşit dağılınca yine yazılmış gibi duruyor. Nermin Hanım başka bir yol öneriyor: repliğin her kelimesini değil, nereye varacağını yaz.
Burcu sahneyi yeniden yazıyor. Sayfada artık tam bir paragraf yok. Bir yön notu var. "Cüneyt uygulamayı anlatırken iki kez çocukluğuna, bir kez kahve makinesine sapar." Altında tek cümle: "Bu bir uygulama değil, bir devrim." Oyuncu sapmaları kendisi bulacak. Ama varış noktası belli.
Selim kurgu tarafından bir şey ekliyor. Doğaçlama hissini yalnız oyuncu değil kurgu da kurar. Röportajın içinde bir sıçrama, bir yarım cümlenin ortasından kesme. Belgeselde bu kesmeler gizlenmez. Burcu bir röportajın tam ortasına böyle bir sıçrama yazıyor. Seyirci arada atılan bir şey olduğunu biliyor ve ne olduğunu merak ediyor.
Cüneyt'e inanmak
Okumada Emre Cüneyt'e gülüyor. Sonra gülmeyi bırakıyor. Üçüncü sahnede Cüneyt artık yalnız bir aptal gibi görünüyor. Seyircinin onu izlemek için bir nedeni kalmıyor.
Atölye Cüneyt'e bir neden arıyor. Burcu küçük bir alışkanlık yazıyor. Cüneyt her sabah merkeze gelince önce kendi mutluluk puanına bakıyor. Puan düşükse gün boyu bunu kimseye söylemiyor. Bir sabah Bülent'in kamerası bu bakışı yakalıyor. Cüneyt ekranı hızla kapatıyor ve "devrim" sözüne geri dönüyor.
Bu bakış Cüneyt'in hiciv hedefi olmasını engellemiyor. Seyirci hâlâ onun abartısına gülüyor. Ama artık bir şeyi daha biliyor. Cüneyt mutluluğun ölçülebileceğine, belki de en çok kendisi için inanmak istiyor. Oyuncu bu bilgiyle her sahneyi ciddiyetle oynayabilir. Seyirciye göz kırpmaz, çünkü karakterin içinde göz kırpacak bir yer yok.
Gerçek bir ekran, gerçek bir sunum
Pilotun ortasında Cüneyt Gönenç'e bir sunum yapacak. Burcu'nun taslağında yalnız "Cüneyt sunumu gösterir" yazıyor. Emre ekranda ne olduğunu soruyor.
Atölye sunum dosyasını sayfa sayfa tasarlıyor. Uygulamanın kurmaca ekranında bir kadran, ortasında bir puan. Sunumda grafikler, bir "kullanıcı yorumu" sayfası, en sonda büyük harflerle bir slogan. Bu belgeler gerçek bir girişimin belgeleri gibi görünmeli. Ama kusursuz olmamalı.
Burcu sunumun ekrana yansıdığı planı yazarken bu izleri ekliyor. Projeksiyon hafifçe titriyor. Bülent'in kamerası önce ekrana, sonra Cüneyt'in yüzüne odaklanmaya çalışıyor. Bir slaytta grafik başlığı yerine "BAŞLIK BURAYA" yazıyor. Cüneyt bunu fark etmeden konuşmayı sürdürüyor. Seyirci fark ediyor. Bu küçük hata hem sahneyi gerçek kılıyor, hem şakayı taşıyor.
Seyirci bunu nereden anlayacak?
Emre en zor soruyu soruyor. KUVÖZ bir dizi pilotu. Seyirci kanalı değiştirirken ortasına denk gelirse ne görür? Gerçek bir girişim belgeseli mi?
Belgesel seyirciye bir gerçeklik sözleşmesi sunar: ekrandaki kameranın önünde gerçekten oldu. Sahte belgesel bu sözleşmeyi taklit ederken ikinci bir anlaşma yapar. Seyirci oyunu bilecek ve yine de oynayacak. Bu ikinci anlaşmanın şartı, seyircinin oyunu bilebilmesidir.
Atölye önce açık bir ibareyi tartışıyor. Ekranın köşesinde ya da açılışta "Bu bir kurmacadır" yazısı. Bu bazı mecralarda gerekli olabilir. Ama tek başına yetmeyebilir. İzleyici açılışı kaçırmış olabilir. Bu yüzden atölye işaretin metnin içine de gömülmesini istiyor.
Burcu iki anahtar koyuyor. Jenerikte oyuncuların adları açıkça yazıyor. Pilotun ortasında da Cüneyt, uygulamanın bir kedinin mutluluğunu da ölçtüğünü anlatıyor. Kedi kameraya bakıyor, puanı yüksek. Kanalı yeni açan biri bile bu sahnede bir oyunun içinde olduğunu sezer. Anahtar şakayı bozmuyor. Sadece kapıyı gösteriyor.
Slayttan kaçan cümle
Son tartışma sunumun bir slaytından çıkıyor. Burcu'nun taslağında, bilimsel bir araştırmaya dayandığını söyleyen düzgün bir grafik var. Grafik, günde belli bir sayıda adım atanların daha mutlu olduğunu öne sürüyor. Cüneyt bunu gururla okuyor, İclal yan gözle kameraya bakıyor. Sahne komik. Ama Selim bir şeyi soruyor. Bu slaytın ekran görüntüsü tek başına paylaşılırsa ne olur?
Slayt kesilip başka bir yerde paylaşıldığında İclal'in bakışı yanında olmaz. Geriye düzgün bir grafik ve inandırıcı bir sayı kalır. Bir sağlık önerisi gibi okunabilir. Hiciv ölçülebilirlik takıntısını hedefliyordu. Ama kesilen parça tam da o takıntıyı besleyebilir.
Burcu iki şey değiştiriyor. Önce iddiayı kesin bir sayıdan kurtarıyor. Slaytta artık gerçek bir araştırma dili yok. Cüneyt'in kendi uydurduğu, saçmalığı ilk okumada görülen bir ölçü var. Sonra iddiayı ve onu boşa çıkaran şeyi aynı plana koyuyor. İclal'in bakışı ayrı bir planda değil, slaytla aynı karede. Kim o kareyi keserse bakışı da birlikte kesiyor. Uygulamanın gerçekte neyi ölçtüğünü hâlâ yalnız İclal biliyor. Seyirci de bilmiyor. Ama hiçbir kare onun bilimsel olduğunu söylemiyor.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Kameranın bir kişisi olsun. Sahte belgeselde kamera soyut bir göz değildir. Onu tutan birinin adı, yorgunluğu, mesai saati vardır. Bülent'in nerede olduğunu bil. Kamera onun gittiği yere gider. Bu sınır sahneyi daraltmaz, sahneye bir tanık ekler.
Kameranın giremediği yeri sakla. Kapalı bir kapı, kesilen bir telefon, ekibin dışarıda bekletildiği toplantı. Seyirci içeride ne olduğunu en çok merak ettiği an, kameranın dışarıda kaldığı andır. Sahte belgesel bu merakı kurmacadan daha kolay kurar, çünkü sınırı herkes görür.
Ayrıntıyı odaktan çıkar. Amaçsız ayrıntı kadrajın merkezine konursa bir ipucuna dönüşür. Onu arka plana, kenara, bulanıklığa bırak. Seyirci farkına varmadan mekâna inanır.
Repliği değil sapmayı tasarla. Doğaçlama hissi rastgele kusurlardan çıkmaz. Karakterin konudan nereye saptığı onu tanıtır. Cüneyt'in kahve makinesine sapması bir kusur değil, bir karakter bilgisidir. Sapmanın yönünü yaz, kelimesini oyuncuya bırak.
Varış satırını bir kez kullan. Her sahneyi yön notuyla yazarsan senaryo okunmaz olur. Doğaçlama hissini yalnız röportajlarda ve gerçek bir duygu anında iste. Geri kalan sahneler yazılmış replikle akabilir. İkisinin karışımı da belgeselin kendi dokusudur.
Ciddiyeti karaktere, abartıyı duruma ver. Gülünç bir karakter gülünç olduğunu bilmez. Abartı onun dünyayı görme biçiminden, durumdan, sayıdan gelir. Oyuncuya içten nedeni ver. Göz kırpmasına gerek kalmaz.
Belgeyi gerçekten tasarla. Kurmaca bir ekran, sunum ya da form sayfada tek satırla geçerse sette biri onu son anda hazırlar. Belgenin içeriğini, hatasını, eksik kalan yerini sayfaya yaz. Belge çoğu zaman sahnenin şakasını taşır.
Kusuru yerinde bırak. Kayıt izi bir süs değildir. Titreyen projeksiyon, odağı arayan kamera, kadraja giren mikrofon her sahnede aynı yoğunlukta olmaz. Ekip aceleyle çektiğinde iz artar, sakin bir röportajda azalır. İzin miktarı ekibin durumunu anlatır.
Anahtarı birden fazla yere koy. Açılıştaki bir uyarı, ortadan izlemeye başlayan seyirciyi korumaz. Jeneriği, bir abartıyı, tanınan bir yüzü metne dağıt. Hiçbiri tek başına şakayı bozmaz. Birlikte bir kapı oluşturur.
Kesilecek kareyi düşün. Bugün her sahne tek başına paylaşılabilir. Kendine şunu sor: bu kare yalnız başına dolaşırsa ne söyler? Cevap gerçek bir sağlık, bilim ya da tarih iddiasıysa, iddianın çürütmesini aynı kareye taşı.
Gerçek kişiyi dikkatle kullan. Gerçek bir uzman, gazeteci ya da tanınmış yüz sahte belgeseli güçlendirir. Ama yanılan seyircinin sayısını da artırır. Gerçek kişinin rızasını, neyi bildiğini ve seyircinin onu nasıl okuyacağını önceden tart.
Kurguyu da sayfaya yaz. Doğaçlama hissini yalnız oyuncu kurmaz. Röportajın ortasındaki bir sıçrama, yarım kalmış bir cümleden kesme, geç açılan bir kamera belgeselin el yazısıdır. Bunlardan birkaçını senaryoya işaretle. Kurgucu hangisinin yazarın kararı olduğunu bilsin.
Açıklamanın zamanını yaz. Sahte belgesel kurmaca olduğunu bir noktada söyleyecekse bu nokta senaryoda yazılı olsun. Sonda gelen açıklama, açıklamadan önce izlemeyi bırakan seyirciye ulaşmaz. Bu bir dramaturji kararı olduğu kadar bir sorumluluk kararıdır.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Sahte belgeselde istediğin sahneyi koyabilirsin, nasılsa kurmaca."
Seyirci her karede bir kamera olduğuna inanarak izler. Kameranın olamayacağı bir yerdeki sahne bu inancı bozar. Ayna sahnesi komik olsa da filmin tanığını harcar.
Yaygın yanlış"Doğaçlama hissi için repliklere 'ııı' eklemek yeter."
Dizilmiş kusurlar yine yazılmış görünür. Doğaçlamayı karakterin konudan sapışı, kurgudaki sıçrama ve oyuncuya bırakılan alan kurar.
Yaygın yanlış"Sahte belgeselde karakter ne kadar aptal olursa o kadar komik olur."
Aptallık birkaç sahnede tükenir. Karakterin işine gerçekten inanması gerekir. İçten neden olmadan oyuncu seyirciye göz kırpmaya başlar.
Yaygın yanlış"Gerçekçilik için her şeyi kusursuz göstermek gerekir."
Gerçek kayıtlar kusurludur. Fazla temiz bir görüntü, fazla düzgün bir sunum stüdyo kokar. Kayıt izi inandırıcılığın kendisidir.
Yaygın yanlış"Başta bir uyarı yazısı koymak etik sorumluluğu bitirir."
Uyarı yalnız onu gören seyirciye ulaşır. Ortadan izlemeye başlayan ya da tek bir kesiti gören kişi uyarıyı görmez. Anahtarın metnin içinde de olması gerekir.
Yaygın yanlış"Seyircinin kandırılması sahte belgeselin başarısıdır."
Sahte belgeselin işi çoğu zaman seyirciyi bilerek oyuna sokmaktır. Seyircinin bir kısmının hiç fark etmemesi bir başarı ölçüsü değil, çoğu zaman bir risktir. Gerçek bir panik ya da yanlış bir inanç perdenin dışında sürer.
Yaygın yanlış"Hiciv hedefini vuruyorsa yanlış bilgi önemli değildir."
Gülünç olarak kurulan bir iddia, kesilip paylaşıldığında gülünçlüğünü kaybedebilir. O zaman hicvin eleştirdiği şeyi besler. Kaçak iddia hicvi kendi hedefine çevirir.
Yaygın yanlış"Sahte belgeselin gerçekliği yönetmenin işidir."
Kameranın nereye girebildiği, mekânın neyle dolu olduğu, belgenin neye benzediği sayfada kararlaştırılır. Senarist yazmazsa bu kararlar sette aceleyle verilir. Çoğu zaman da ilk kaybolan şey tutarlılık olur.
Yaygın yanlış"Gerçek kişi kullanmak her zaman daha inandırıcıdır."
Tanınan bir yüz inandırıcılığı artırır, ama aynı zamanda bir anahtar da olabilir. Seyircinin bu kişiyi nasıl tanıdığı, sahnenin nasıl okunacağını belirler. Etkisi her iki yöne de gidebilir.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Sahte belgesel, seyirciye her karede bir kameranın orada olduğunu söyler.
- Erişim kuralı kameranın yalnız ekibin bulunabileceği yerde olmasını ister; giremediği yer bir merak kaynağıdır.
- Amaçsız ayrıntı mekânın yaşandığını gösterir; kadrajın kenarında kalır.
- Varış satırı repliğin kelimesini değil, nereye varacağını yazar.
- İçten neden gülünç karakteri insana çevirir ve oyuncuya ciddiyet zemini verir.
- Kayıt izi, gerçek belgelerin kusurunu taşır ve inandırıcılığı kurar.
- Kurmaca anahtarı, oyunu dikkatli seyirciye metnin içinden gösterir.
- Kaçak iddia, çerçevesinden kopan kurmacanın gerçek bilgi gibi dolaşmasıdır.
- İddia ile onu boşa çıkaran işaret aynı karede durursa kesilen parça da anahtarını taşır.
- Açıklamanın zamanı, bir dramaturji kararı olduğu kadar bir sorumluluk kararıdır.
- Sahte belgeselin gerçekliği büyük ölçüde sayfada, senaryo masasında kurulur.
Sonraki derse köprü
Burcu KUVÖZ'ün dosyasını kapatıyor. Son sahnede Gönenç yine geç kalmış. Toplantı odasının kapısı kapalı, kamera koridorda bekliyor. Uygulama yatırım alacak mı? Sayfa söylemiyor. Nermin Hanım masaya yeni bir soru bırakıyor. Bir hikâye birden çok türü taşıdığında, hikâyeyi ileri iten motor hangisinden gelir? Öteki tür ne iş görür? Seyirciye hangi duygu vaat edilir, afişte hangi tür yazar? Bazı sahneleri bir tür, bazılarını öteki yönetebilir mi? Final hangisinin sözünü tutar?