Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Birincisi. Senaryo okunmaz, sökülür. Alıcı hikâyeyi okur, tadilatçı işi okur; sanat yönetmeni ikincisidir.
İkincisi. Döküm bir envanter değil bir zaman çizelgesidir. Neyin göründüğü kadar, neyin ne zaman değiştiği de kaydedilir.
Üçüncüsü. Senaryoda yazmayan şey serbest değildir, yalnız yazılı değildir. Her cümleyi bir soruya çevir; cevabı sen verirsin ve cevap karakteri anlatır.
Dördüncüsü. Mekânsal biyografide en güçlü cevaplar tutarsız olanlardır. Bu kişi nerede özenli, nerede vazgeçmiş?
Beşincisi. Renk hikâyesi bir palet değil bir eğridir ve hikâye sırasına göre çizilir — çekim sırasına göre değil.
Açılış sahnesi
Bir ev ilanı. İki kişi aynı ilanı okuyor.
Birincisi alıcı. Şunları görüyor: üç oda, geniş balkon, deniz manzarası, merkeze yakın.
İkincisi tadilatçı. Aynı metinden şunları görüyor: bina kaç yaşında, hangi duvar taşıyıcı, tesisat ne zaman değişmiş, balkon kapalı mı açık mı.
Aynı kelimeler. İki ayrı liste.
Alıcı hikâyeyi okuyor. Tadilatçı işi okuyor.
Şimdi bir senaryo aç.
"Parçalanır" diyor. Yani senaryo okunmaz, sökülür.
Bugün tadilatçı gözünü kuracağız.
Bu derste ne olacak
Önce senaryo dökümünün on başlığını açacağız. Sonra en zor olanına odaklanacağız: yazılmamış olanı bulmak. Ardından mekânsal biyografiyi kuracağız — bir karakterin evi, o karakter hakkında senaryonun söylemediğini söyler. Sonra renk hikâyesine geçeceğiz; bu bir palet değil, bir eğridir. En sonda on dört işten örneklerle bunu okuyacağız. Ders bittiğinde bir metni bir mekân listesine çevirebiliyor olacaksın.
Sıfır noktası
İlana geri dönelim, çünkü bu benzetme ders boyunca bizimle kalacak.
Kaynak senaryo dökümünde on başlık işaretlemeyi söylüyor.
Mekânlar. Zaman ve dönem. Karakterler. Önemli nesneler. Grafik öğeler. Kostüm ilişkileri. Özel efekt ihtiyaçları. Hava ve çevre koşulları. Duygusal dönüşüm. Devamlılık.
Bu on başlığın ikisi diğerlerinden farklı çalışıyor.
Birincisi "grafik öğeler". Senaryoda bir gazete, bir tabela, bir mektup, bir ekran görüntüsü geçtiğinde bunların hepsi tasarlanacak demektir. Ve bunlar genellikle senaryoda tek kelimeyle geçer.
"Duvarda bir afiş var" cümlesi bir sanat yönetmeni için bir iş kalemidir. O afişin ne olduğu, hangi dönemden olduğu, kimin bastığı ve neyi anlattığı yazılmamıştır.
İkincisi "duygusal dönüşüm". Bu, listede tek başına duran soyut maddedir. Ve orada olmasının sebebi şu: mekân da dönüşür.
Bir karakter değişiyorsa yaşadığı yer de değişmelidir. Sahne sırası değişmese bile odadaki bir nesne yerini değiştirir, bir perde açılır, bir eşya kaybolur.
Bu benzetme bir yere kadar doğru. Şurada bozulur: tadilatçı binanın gerçeğini arar ve bulur. Sen ise senaryoda olmayan bir gerçeği icat edersin. Yani bulmak değil, tutarlı biçimde uydurmak.
Mekanizma
Yazılmamış olanı bulmak
Şimdi işin en zor kısmına geldik.
Senaryoda yazan her şey bir iş kalemidir. Ama işin büyük kısmı yazmayan şeylerdedir.
Bir sahne "Ayşe'nin mutfağı, sabah" diye açılıyorsa, senaryo sana yalnız iki bilgi verdi. Geri kalan her şeyi sen kuracaksın.
Peki neye göre?
Üç kaynağa göre.
Birincisi karakterin diğer sahnelerdeki davranışı. Ne yiyor, nasıl konuşuyor, neye kızıyor, kimi arıyor.
İkincisi anlatının o noktadaki durumu. Bu sahne çatışmadan önce mi sonra mı?
Üçüncüsü senaryonun hiç dokunmadığı ama zorunlu olan gerçekler. Bu kişi bir yerde çalışıyor, bir gelir düzeyi var, bir yerden geliyor.
Cevabı senaryo vermez. Sen verirsin ve verdiğin cevap karakteri anlatır.
Yaygın yanlışBurada çok yaygın bir yanlış var: senaryoda yazmayan şey serbesttir.
Serbest değildir; yalnız yazılı değildir. Yazılmamış bir karar, yönetmenin kafasında yazılıdır ve orada da senaryodakinden daha net durur. Bu yüzden döküm bir okuma değil, bir müzakere hazırlığıdır — sorular listesiyle gidilir.
Mekânsal biyografi
Kaynak çok işlevsel bir araç öneriyor.
Bu dört soruya dikkat et. Dördü de bir ikilik kuruyor ve dördü de karede görülebilir.
Saklamak ile sergilemek arasındaki fark, bir rafın üstünde ne olduğuyla bir çekmecenin içinde ne olduğu arasındaki farktır.
Yeni ile onarılmış arasındaki fark, gelir kadar alışkanlığı da anlatır. Bir şeyi tamir eden kişi ile yenisini alan kişi farklı iki karakterdir ve ikisi de aynı gelire sahip olabilir.
Düzenli ile birikmiş arasındaki fark, zamanın nasıl geçtiğini gösterir. Bir önceki modülde bunu konuşmuştuk — birikmiş olan ile seçilmiş olan ayrı şeylerdir.
Kaynak devam ediyor: geliri, eğitimi, alışkanlıkları ve geçmişi mekânda nasıl görünür?
Bu dört başlık, mekânı doldurmanın gerçek listesidir.
Somutlaştıralım. Eğitim mekânda nasıl görünür? Kitap sayısıyla değil — bu klişedir ve genellikle yanlıştır. Daha çok şununla görünür: eşyaların üstündeki yazılarla nasıl bir ilişki var? Kullanım kılavuzu saklanmış mı, ilaç kutuları okunmuş mu, duvardaki takvim işaretlenmiş mi?
Renk hikâyesi
Ve son mekanizma, en çok yanlış anlaşılanı.
Kaynak iki örnek veriyor.
Birincisi: başlangıçta sıcak ve doygun bir dünya, çatışmayla solabilir.
İkincisi: iki karakterin ayrı renk alanları yakınlaştıkça birleşebilir.
İkisi de bir eğri tarif ediyor, bir liste değil.
Bu ayrım pratikte çok işe yarar. Bir palet teslim ettiğinde ekip onu her sahnede aynı biçimde uygular. Bir eğri teslim ettiğinde ise ekip hangi sahnenin nerede durduğunu bilir.
Pratik yöntem şu: senaryonun sahnelerini yatay bir eksene diz ve altına bir renk şeridi çiz. Şerit sahne sahne değişsin.
Bir önceki seviyede ritmi konuşmuştuk — benzerlik ile sapma. Renk hikâyesi o ritmin renk üzerinden kurulmuş hâlidir ve tek bir kuralı vardır: değişim izleyicinin fark etmeyeceği kadar yavaş, ama sondaki fark açık görülecek kadar büyük olmalıdır.
Teoriyi bırakıp işlere bakalım.
Örneklerden okuma
Örnekleri üç grupta topladım. Önce mekânı karakterin biyografisine çeviren işler. Sonra renk hikâyesini bir eğri olarak kuranlar. En sonda üretim tarafındaki belgeler ve pratikler.
Önce mekânı biyografiye çevirenler
Sonra renk hikâyesini eğri olarak kuranlar
Ve üretim tarafındaki belgeler
Usta katmanı
Az önce renk hikâyesinin bir eğri olduğunu söyledim. İşin aslı biraz daha ince: eğri sahne sırasına göre değil, hikâye sırasına göre çizilir.
Çekim takvimi hikâye sırasını izlemez; aynı mekânda geçen bütün sahneler arka arkaya çekilir. Yani bir odanın filmin başındaki hâli ile sonundaki hâli aynı gün kurulabilir. Bu yüzden renk ve nesne değişimleri yazılı olmak zorundadır — o gün sette kimse hikâyenin hangi noktasında olunduğunu hatırlamaz. Deneyimli sanat yönetmenleri her mekân için bir "hâl listesi" tutar: bu oda birinci hâlinde şöyle, üçüncü hâlinde böyle.
İkinci nüans mekânsal biyografiyle ilgili. Dört soruya cevap verirken en güçlü cevaplar tutarsız olanlardır. Her şeyi düzenli bir karakter inandırıcı değildir; bir yeri düzenli, bir yeri dağınık olan karakter inandırıcıdır. Çünkü gerçek insanlar seçmeli davranır. Bir mekân kurarken sorulacak asıl soru şudur: bu kişi nerede özenli, nerede vazgeçmiş? Bu iki noktanın karede birlikte görünmesi, on tane tutarlı nesneden daha çok anlatır.
Üçüncüsü bir sınır durumu. Her yapımda mekânsal biyografi yazılmaz. Tek sahnede görünen bir yan karakterin evi için dört sayfalık bir biyografi hazırlamak, kaynağı yanlış yere harcamaktır. Ölçü şudur: bu mekân kaç dakika ekranda kalacak ve kaç kez dönülecek? Ana mekânlar için ayrıntılı çalışılır, geçici mekânlar için üç maddelik bir not yeter.
Dördüncüsü bir meslek pratiği. Döküm bittiğinde bir sayfa daha yaz: senaryoda geçmeyen ama zorunlu olan şeyler. Bir karakterin işine nasıl gittiği, evinde internet olup olmadığı, kışın nasıl ısındığı. Bu sorular sette değil, kurgu masasında ortaya çıkar ve o noktada cevap verilemez. Yazılı bir sayfa, çekim sırasında sorulacak yirmi soruyu önceden cevaplar.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışBirinci yaygın yanlış: prodüksiyon tasarımı, dönemi doğru yansıtmaktır.
Doğruluk bir araçtır, amaç değildir. Bir dönem kusursuz biçimde yeniden kurulabilir ve sahne yine de ölü kalabilir. Amaç, karakterin o dönemde nasıl yaşadığını göstermektir; dönemin kendisini sergilemek değil. Müze ile set arasındaki fark tam olarak burada.
Yaygın yanlışİkincisi: bütçe azsa tasarım da az olur.
Bütçe, tasarımın miktarını belirler, varlığını değil. Az bütçeli bir yapımda bir odada beş nesne olur ve o beşi seçmek, elli nesne yerleştirmekten daha zordur. Bir önceki modülde söylemiştik: beş anlamlı nesne bir hikâye kurar, yirmi tanesi bir vitrin kurar.
Yaygın yanlışÜçüncüsü: senaryoda yazan her şey çekilecektir.
Yazılan çok şey çekilmez ve çekilenlerin bir kısmı kurguda çıkar. Ama sanat yönetmeni bunu önceden bilemez; bu yüzden döküm senaryoya göre yapılır, tahmine göre değil. "Bu sahne zaten çıkar" diyerek hazırlanmayan bir mekân, çekim günü sorun olur.
Yaygın yanlışDördüncüsü: renk hikâyesi görüntü yönetmeninin işidir.
Ortak iştir ve ayrımı nettir: sanat yönetmeni kadrajın içindeki nesnelerin rengini belirler, görüntü yönetmeni ışıkla o rengin nasıl görüneceğini. İkisi ayrı çalıştığında duvar rengi seçilir ve sette bambaşka çıkar. Renk kararları her zaman birlikte ve mümkünse gerçek ışık altında verilir.
Uygulama — kendin dene
Kısa bir senaryo bul ya da bir hikâyenin beş sayfasını kullan. Kendi yazdığın da olur.
Önce iki renkli kalemle oku. Birinci renkle mekânları, ikinci renkle nesneleri işaretle.
Sonra bir ana mekân seç ve mekânsal biyografiyi yaz. Dört soru: neyi saklıyor, neyi sergiliyor, eşyaları yeni mi onarılmış mı, düzenli mi birikmiş mi?
Ardından o mekân için beş nesne listesi çıkar. Yalnız beş. Biri birincil olsun.
Son adım renk hikâyesi: sahneleri yatay bir çizgiye diz ve altına bir renk şeridi çiz. Baştan sona ne değişiyor?
Şuna dikkat et: mekânsal biyografide en kolay cevap verdiğin soru hangisi oldu? Neredeyse herkes "düzenli mi birikmiş mi" sorusunu kolay, "neyi saklıyor" sorusunu zor bulur. Çünkü ilki bir görüntü, ikincisi bir yargı gerektirir. O zorluğu fark etmek, dersin sana bıraktığı asıl şey.
Kilit özet
Birincisi. Senaryo okunmaz, sökülür. Alıcı hikâyeyi okur, tadilatçı işi okur; sanat yönetmeni ikincisidir.
İkincisi. Döküm bir envanter değil bir zaman çizelgesidir. Neyin göründüğü kadar, neyin ne zaman değiştiği de kaydedilir.
Üçüncüsü. Senaryoda yazmayan şey serbest değildir, yalnız yazılı değildir. Her cümleyi bir soruya çevir; cevabı sen verirsin ve cevap karakteri anlatır.
Dördüncüsü. Mekânsal biyografide en güçlü cevaplar tutarsız olanlardır. Bu kişi nerede özenli, nerede vazgeçmiş?
Beşincisi. Renk hikâyesi bir palet değil bir eğridir ve hikâye sırasına göre çizilir — çekim sırasına göre değil.
Sonraki derse köprü
Bu derste mekânı kurduk, nesneleri seçtik, rengin nasıl değişeceğini yazdık.
Ama bir şey hâlâ eksik: zaman.
Bir kare kaç saniye ekranda kalacak? İzleyici önce neye bakacak, sonra neye? Bir bilgi ne kadar sürede okunur?
Hareketli işte konum tek başına yetmez. Bir şeyin ne zaman göründüğü ve ne kadar kaldığı da kompozisyonun parçasıdır.
Ve bir şey daha var, çoğu zaman en son düşünülen ama en çok değiştiren: ses. Aynı görüntü üç ayrı sesle üç ayrı şey anlatır.
Sonraki derste storyboard'u, hareketi ve sesi göreceğiz. Ve modülü orada kapatacağız.