Ders 4.4

Türkiye’de görsel iletişim mirası

Seviye I — Görsel Okuryazarlık · Modül 4 — Anlam, Kültür ve Tarih

2.655 kelime16 film örneği≈ 12 dk okuma≈ 18 dk seslendirme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Birincisi. Yerel mirasla çalışmanın amacı motifleri yüzeye serpiştirmek değildir. Motif bir sonuçtur; taşınması gereken şey onu üreten kısıttır.

İkincisi. Bu gelenekler nostalji değil, çözülmüş problemlerdir. Minyatürün çok zamanlı yüzeyi, bugünün bilgi tasarımı problemidir.

Üçüncüsü. Sekiz araştırma başlığının hiçbiri bir desen adı değildir; hepsi ilkedir. Yazı ile görüntü ilişkisi, boşluk anlayışı, modüler bezeme, tekrar ve varyasyon, zaman, malzeme, kamusal dil ve modernleşme.

Dördüncüsü. Cumhuriyet dönemi grafik tasarımı bir üslup değil, bir kuruluş çalışmasıydı; yeni bir alfabe, yeni bir okur ve sınırlı bir altyapıyla.

Beşincisi. Bir işi yerel yapan şey yüzeyindeki desen değil, hangi problemi hangi mantıkla çözdüğüdür. Motifsiz bir iş derinden yerel olabilir.

Açılış sahnesi

Bir marangoz atölyesinde çırak, ustanın yaptığı geçmeyi izliyor. İki tahta, hiç çivi kullanılmadan birbirine kilitleniyor.

Çırak geçmenin biçimini ezberliyor. Kertikler nerede, açı kaç derece, hangi parça hangisinin içine giriyor. Sonra kendi başına aynısını yapıyor ve gerçekten de aynı görünüyor.

Altı ay sonra o birleşim açılıyor.

Çünkü çırak biçimi öğrendi, sebebi öğrenmedi. Ahşap nem aldığında şişer, verdiğinde çeker. Usta o geçmeyi, tahtanın hangi yönde çalışacağını bilerek kesmişti. Kertiğin derinliği bir süsleme değildi; tahtanın kışın büyüyeceği kadar bırakılmış bir paydı.

Şimdi bunu bir motife çevir.

Bir kilim deseni alıp bir ambalaja koyabilirsin. Bir hat kompozisyonunu bir afişe taşıyabilirsin. Görüntü doğru çıkar. Ve altı ay sonra o iş, o desenin geldiği yerle hiçbir ilişkisi olmadığını göstermeye başlar.

Bugünkü ders, o geçmenin neden öyle kesildiğiyle ilgili.

Bu derste ne olacak

Önce Türkiye'deki görsel geleneklerin listesine bakacağız ve bunun neden bir müze turu olmadığını göreceğiz. Sonra Cumhuriyet dönemi grafik tasarımının kurucu isimlerine değineceğiz. Ardından dersin çekirdeğine geleceğiz: mirasla çalışmanın sekiz araştırma başlığı. Bunların hiçbiri motif değil; hepsi ilke. En sonda on altı filmden sahnelerle bunu okuyacağız. Ders bittiğinde yerel bir geleneğin kompozisyon ilkesini çıkarıp bugüne taşıyabiliyor olacaksın.

Sıfır noktası

Atölyeye geri dönelim, çünkü bu benzetme ders boyunca bizimle kalacak.

Bir önceki derste bir eksiği açıkça bırakmıştım. Saydığımız on sekiz tasarım hareketi neredeyse tamamen Avrupa ve Kuzey Amerika merkezliydi. Bu, başka geleneklerin olmadığı anlamına gelmiyordu; yalnızca aynı listeye yazılmadıkları anlamına geliyordu.

Şimdi o listeyi genişletiyoruz.

Bu liste uzun ve ilk bakışta bir kültür dersi gibi görünüyor. Değil.

Çünkü bu geleneklerin her biri, bir görsel iletişim problemi çözmüştü. Ve çözdükleri problemlerin çoğu bugün hâlâ önümüzde duruyor.

Bir örnek vereyim. Minyatürde bir sayfada aynı anda birden fazla zaman gösterilebilir; bir olayın başı, ortası ve sonu tek yüzeyde durabilir. Batı resim geleneğinin tek bakış açılı perspektifi bunu yapamaz.

Şimdi düşün: bir bilgi grafiği, bir kullanım kılavuzu ya da bir animasyon storyboard'u tam olarak bu problemi çözmeye çalışır. Zamanı tek yüzeyde göstermek.

Yani minyatür bir nostalji değil; çözülmüş bir problemdir.

Bu benzetme bir yere kadar doğru. Şurada bozulur: marangozun geçmesi tek bir teknik bilgidir ve öğrenilebilir. Bir görsel gelenek ise yüzlerce yıl boyunca değişmiş, farklı coğrafyalardan beslenmiş ve tek bir kurala indirgenemeyecek kadar zengindir. Bu yüzden buradaki iş öğrenmek değil, araştırmaktır.

Mekanizma

Cumhuriyet dönemi ve kurucu isimler

Geleneği konuşurken yakın tarihi atlamak sık yapılan bir hata. Türkiye'de grafik tasarımın kendi kurucu kuşağı var.

Erken dönemin önemli isimleri arasında İhap Hulusi Görey, Münif Fehim, Mithat Özar ve Kenan Temizan sayılır. Bu isimler bir ülkenin görsel dilini neredeyse sıfırdan kurdular; ilan, afiş, ambalaj ve kitap kapağı aynı ellerden çıkıyordu.

Yayıncılıkta Sait Maden ayrı bir yerde durur. Tiyatro ve kültür afişlerinde ise Mengü Ertel ile Yurdaer Altıntaş güçlü bir hat oluşturur.

Mengü Ertel'in tiyatro ve sinema afişleri, iletişim ile yorumlayıcı görsel dilin birleşmesine önemli örnekler sunar. Bu afişler bir oyunun adını duyurmakla kalmaz; oyunun tonunu, hatta bir yorumunu taşır.

Buradaki asıl bilgi şu. Bu kuşak, çok özel bir problemle karşı karşıyaydı: harf devrimiyle birlikte bütün bir yazılı görsel kültür yeniden kurulmak zorundaydı. Yeni bir alfabe, yeni bir okur, yeni bir devlet ve çok sınırlı bir baskı altyapısı.

Yani ürettikleri işler bir üslup tercihi değil, bir kuruluş çalışmasıydı. Bir önceki derste hareketlerin dört ayağını konuşmuştuk: tarih, teknoloji, politika ve üretim koşulları. Bu kuşağı anlamak için de aynı dördü sormak gerekir.

Yaygın yanlışBurada çok yaygın bir yanlış var: yerel tasarım tarihi, uluslararası tarihin bir gecikmiş kopyasıdır.
Doğrusu

Bu kanı, aynı yıllara bakıp benzer biçimler görmekten doğar. Ama benzer biçim, benzer sebep demek değildir. Bir afişte sade bir düzen görüyorsan, bunun sebebi İsviçre Üslubuna öykünme olabilir; ama matbaanın renk sayısını sınırlaması da olabilir. İkisi aynı görüntüyü üretir ve tamamen farklı şeyler anlatır.

Sekiz araştırma başlığı

Şimdi dersin çekirdeğine geliyoruz.

Bunun yerine sekiz başlık araştırılır. Dikkat et: hiçbiri bir desen adı değil. Hepsi bir ilke.

Birincisi yazı ve görüntü ilişkisi. Hat geleneğinde yazı okunacak bir metin olduğu kadar bir biçimdir de; kompozisyonun kendisini kurar. Bugün bir afişte tipografiyi bir görsel öğe olarak düşünmek aynı problemdir.

İkincisi boşluk ve doluluk anlayışı. Farklı geleneklerde boşluk farklı davranır; bazılarında dinlenme alanıdır, bazılarında yüzey bilinçli olarak doldurulur. İkinci modülde negatif alanı konuşmuştuk; buradaki soru, boşluğun hangi mantıkla dağıtıldığıdır.

Üçüncüsü modüler bezeme. Bir birimin tekrarıyla sonsuz yüzey üretebilme. Bu, üçüncü modüldeki modüler ızgaranın tam karşılığıdır ve yüzyıllar önce çözülmüştür.

Dördüncüsü tekrar ve varyasyon. Aynı birimin hiç birebir tekrarlanmaması; her seferinde küçük bir sapma. Bu, mekanik tekrarın ürettiği ölülükten kaçınmanın yoludur.

Beşincisi anlatıda zamanın aynı yüzeyde kurulması. Az önce konuştuk.

Altıncısı malzeme ve zanaat bilgisi. Bir biçimin neden öyle olduğu çoğu zaman malzemede yazılıdır. Kilim deseninin köşeli olması bir estetik tercih değil, dokuma tekniğinin sonucudur; iplik eğri gidemez.

Yedincisi kamusal ilan ve afiş dili. Bir duyurunun nasıl kurulduğu, kime seslendiği, hangi tonda konuştuğu.

Sekizincisi modernleşme ile görsel kimlik arasındaki ilişki. Bir toplum değişirken görsel dilinin ne olacağı sorusu; bu soru Türkiye'de yüz yıldır açık.

Şimdi altıncı maddeye geri dön, çünkü bütün dersin özeti orada. Kilimin köşeliliği dokumadan gelir. O deseni bir ekrana koyduğunda dokuma yok; sadece köşelilik var. Yani sebebi olmayan bir sonuç taşımış olursun.

Sahiplenme ile kullanma arasındaki fark

Bir konuyu daha netleştirelim, çünkü bu iş dikkat ister.

Bir önceki derste kültürel bir öğeyi bağlamından koparmanın onu dekora indirgediğini konuşmuştuk. Burada bir ayrım daha ekleyelim.

Kendi kültürünle çalışıyorsan da aynı sorumluluk geçerlidir. "Bu bizim kültürümüz" cümlesi, o kültürü doğru anladığını göstermez. Bir motifin hangi bölgeye ait olduğu, ne anlama geldiği ve hangi bağlamda kullanılmadığı yine araştırılır.

Ayrıca miras tek parça değildir. Türkiye'de hat, minyatür ve çini kadar; halk dokumaları, göçmen kültürleri, azınlık gelenekleri ve yerel zanaatlar da bu mirasın parçasıdır. Tek bir merkeze indirgenmiş bir "gelenek" anlatısı, bir önceki derste konuştuğumuz temsil problemini bu sefer kendi içimizde üretir.

Teoriyi bırakıp perdeye bakalım.

Filmlerden okuma

Örnekleri üç grupta topladım. Önce geleneği doğrudan konu edinen filmler. Sonra geleneğin ilkesini biçimine yansıtanlar. En sonda da modernleşme sorusunu görsel olarak soranlar.

Önce geleneği doğrudan konu edinenler

Sonra ilkeyi biçimine yansıtanlar

Şimdi modernleşme sorusu

Usta katmanı

Az önce motifi değil kısıtı almayı önerdim. İşin aslı biraz daha ince: bir geleneğin en taşınabilir parçası genellikle onun zaman anlayışıdır.

Minyatürde bir yüzeyde birden fazla an durabilir. Karagözde perde tek bir mekândır ama sahneler ard arda geçer. Halk anlatısında olaylar döngüseldir. Bu zaman kurguları, biçimlerden çok daha kolay taşınır ve çok daha az fark edilir. Bir arayüzde, bir sunumda ya da bir animasyonda kullandığında kimse "bu minyatürden gelmiş" demez, ama yapı gerçekten oradan gelmiştir. En derin etkiler böyle olur.

İkinci nüans harf devrimiyle ilgili ve bugün hâlâ sonuçları var. Latin alfabesine geçiş, Türkçenin görsel dilini yeniden kurdu ama bu geçiş yazı karakterlerinin tasarımına eşit ölçüde yansımadı. Üçüncü modülde konuştuğumuz Türkçe karakter sorunu buradan gelir: dünyada tasarlanan yazı karakterlerinin çoğu Türkçe için sonradan uyarlandı. Yani bu bir teknik ayrıntı değil, bir tarih meselesidir. Türkçe için iyi tasarlanmış bir karakter kullanmak, o tarihe verilmiş bir cevaptır.

Üçüncüsü bir sınır durumu. Yerel mirasla çalışmanın en büyük riski, o mirası bir turistik imge olarak yeniden üretmektir. Ayrım şuradadır: iş, o kültürün içindeki birine hitap ediyor mu, yoksa dışarıdan bakan birine mi? Birincisi ayrıntıda titiz olmayı gerektirir; ikincisi genellikle tanınabilirliği ayrıntıya tercih eder. İkisi de meşru olabilir ama hangi işi yaptığını bilmen gerekir.

Dördüncüsü bir meslek pratiği ve bir kaynak uyarısı. Bu alanda çalışırken kaynak seçimi kritiktir. Bir motifin anlamı hakkında internette dolaşan bilgilerin büyük kısmı doğrulanmamıştır ve birbirinden kopyalanmıştır. Müze koleksiyonları, üniversite arşivleri ve bakanlık derlemeleri gibi birincil kaynaklara gitmek gerekir. Bir işin altına yanlış bir anlam iddiası koymak, o işi yayına girdiği gün tartışmalı hâle getirir.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışBirinci yaygın yanlış: yerel olmak, motif kullanmaktır.
Doğrusu

Bu, bütün dersin karşı çıktığı fikir. Bir işi yerel yapan şey yüzeyindeki desen değil, hangi problemi hangi mantıkla çözdüğüdür. Hiç motif içermeyen bir iş derinden yerel, motifle kaplı bir iş ise tamamen yabancı olabilir.

Yaygın yanlışİkincisi: gelenek geçmişte kalmış, bitmiş bir şeydir.
Doğrusu

Bitmemiştir. Zanaatlar hâlâ üretiliyor, ustalar hâlâ çalışıyor ve bu gelenekler hâlâ değişiyor. Onlara bir arşiv gibi davranmak, hem yanlış hem de kaçırılmış bir fırsattır; yaşayan bir ustayla konuşmak, bir kitaba bakmaktan kat kat fazlasını verir.

Yaygın yanlışÜçüncüsü: yerel miras, uluslararası işlerde kullanılamaz.
Doğrusu

Tam tersi doğrudur. Bir önceki derste özgüllüğün evrenselliği artırdığını konuşmuştuk. Belirli bir yerden gelen, gerçekten anlaşılmış bir görsel mantık, her yerde işe yarayan genel bir çözümden daha çok ilgi çeker. Sorun yerellik değil, yüzeysellik.

Yaygın yanlışDördüncüsü: bu konu bir kültür meselesidir, tasarım becerisiyle ilgisi yoktur.
Doğrusu

Bu ders boyunca gördük ki durum tersidir. Modüler bezeme bir ızgara problemidir. Tekrar ve varyasyon bir sistem problemidir. Zamanın tek yüzeyde kurulması bir bilgi tasarımı problemidir. Bunlar kültürel konular olmadan önce doğrudan mesleki problemlerdir ve çözümleri elimizde duruyor.

Uygulama — kendin dene

Bir yerel görsel gelenek seç. Hat, minyatür, çini, kilim, Karagöz, mimari bezeme ya da yerel bir zanaat. Sana en yakın olanı seç; belki ailenden birinin bildiği bir şey.

Şimdi motiflerine hiç bakmadan tek bir soru sor: bu gelenek hangi problemi çözüyordu?

Cevabı bir cümleyle yaz. İçinde renk, desen ya da biçim adı geçmesin. Yalnız problem ve çözüm mantığı olsun.

Sonra ikinci adım: bugün aynı problemi yaşayan bir durum bul. Bir uygulama ekranı, bir yönlendirme sistemi, bir eğitim afişi.

Son adım: o geleneğin çözüm mantığını, bugünün malzemesiyle bu duruma uygula. Yazıyla tarif et; kaba bir eskiz de çizebilirsin.

Şuna dikkat et: eskizinde o geleneğin tanınabilir bir motifi varsa, geri dön. Motif girdiği anda ilke yerine biçim almışsındır. Zor olan da bu zaten; tanınmayan ama gerçekten oradan gelen bir çözüm üretmek. Bu zorluk, dersin sana bıraktığı asıl şey.

Kilit özet

Birincisi. Yerel mirasla çalışmanın amacı motifleri yüzeye serpiştirmek değildir. Motif bir sonuçtur; taşınması gereken şey onu üreten kısıttır.

İkincisi. Bu gelenekler nostalji değil, çözülmüş problemlerdir. Minyatürün çok zamanlı yüzeyi, bugünün bilgi tasarımı problemidir.

Üçüncüsü. Sekiz araştırma başlığının hiçbiri bir desen adı değildir; hepsi ilkedir. Yazı ile görüntü ilişkisi, boşluk anlayışı, modüler bezeme, tekrar ve varyasyon, zaman, malzeme, kamusal dil ve modernleşme.

Dördüncüsü. Cumhuriyet dönemi grafik tasarımı bir üslup değil, bir kuruluş çalışmasıydı; yeni bir alfabe, yeni bir okur ve sınırlı bir altyapıyla.

Beşincisi. Bir işi yerel yapan şey yüzeyindeki desen değil, hangi problemi hangi mantıkla çözdüğüdür. Motifsiz bir iş derinden yerel olabilir.

Sonraki derse köprü

Bu dersle Modül dört kapanıyor. Ama daha büyük bir şey de kapanıyor: Seviye bir bitti.

Geriye dön ve ne yaptığımıza bak. Mesleğin ne olduğunu, kimin neye karar verdiğini ve hangi problemi çözdüğümüzü konuştuk. Sonra görmeyi öğrendik: okuma, hiyerarşi, gruplama, kompozisyon. Sonra malzemeyi aldık: renk, tipografi, yapı, imge. En sonda da anlamın nereden geldiğine baktık: göstergebilim, temsil, tarih ve yerel miras.

Yani artık bir görüntüye bakıp orada ne olduğunu, neden öyle olduğunu ve kimin için yapıldığını söyleyebiliyorsun.

Şimdi sıra bunu kanıtlamakta. Seviye bir, Görsel Dil Laboratuvarı adlı bir ana projeyle kapanıyor: bir sergi kimliği tasarlayacaksın. Afiş, seri, yayın, sosyal medya, hareketli başlık ve bir kural seti. Kısıtlar belli: en fazla iki yazı ailesi, en fazla beş renk, hazır stok görsel yok ve siyah-beyaz koşulda da hiyerarşi korunacak.

Sonra Seviye iki başlıyor ve orada işin yönü değişiyor. Bu seviyede görmeyi öğrendin; orada üretmeyi öğreneceksin. Brief yazmak, araştırma tasarlamak, içgörü çıkarmak ve bir fikri farklı mecralarda yaşayabilen bir görsel sisteme dönüştürmek.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Müfredat metniyayın paketindeki kısa anlatım

Türkiye’de sanat yönetmenliği eğitimi; hat, tezhip, minyatür, çini, halı ve kilim, mimari bezeme, Karagöz, matbaa, afiş, yayıncılık, tiyatro ve sinema gelenekleriyle birlikte düşünülmelidir.

Cumhuriyet döneminin grafik tasarımında İhap Hulusi Görey, Münif Fehim, Mithat Özar ve Kenan Temizan erken dönemin önemli isimlerindendir. Yayıncılıkta Sait Maden; tiyatro ve kültür afişlerinde Mengü Ertel ile Yurdaer Altıntaş güçlü bir hat oluşturur. Kültür ve Turizm Bakanlığının grafik tasarım tarihine ilişkin derlemesi bu gelişim çizgisine giriş sağlar: Türkiye’de Çağdaş Grafik Tasarıma Toplu Bakış.

Yerel mirasla çalışmanın amacı motifleri yüzeye serpiştirmek değildir. Şunlar araştırılabilir:

  • Yazı ve görüntü ilişkisi
  • Boşluk ve doluluk anlayışı
  • Modüler bezeme
  • Tekrar ve varyasyon
  • Anlatıda zamanın aynı yüzeyde kurulması
  • Malzeme ve zanaat bilgisi
  • Kamusal ilan ve afiş dili
  • Modernleşme ile görsel kimlik arasındaki ilişki

Mengü Ertel’in tiyatro ve sinema afişleri, iletişim ile yorumlayıcı görsel dilin birleşmesine önemli örnekler sunar: Anadolu Üniversitesi Çağdaş Sanatlar Müzesi — Mengü Ertel.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel anlar. Açılışta marangoz geçmesinin kesilmesi ve altı ay sonra açılması; iki tahtanın nem alıp şişmesi. Sekiz araştırma başlığı sayılırken her başlığın bir motif değil bir şema olarak çizilmesi. Kilim örneğinde ipliğin köşeli gitmek zorunda olduğunun gösterilmesi. Minyatür örneğinde tek yüzeyde üç ayrı anın aynı anda durması. Nar Rengi örneğinde derinliğin düzleşmesi. Uygulama bölümünde bir motifin silinip yerine bir ilke cümlesinin yazılması. Kapanışta Seviye bir'in dört modülünün üst üste bir yapı hâline gelmesi.

Tekrar eden görsel motif. Marangoz geçmesi ders boyunca dönsün. Her bölümde aynı birleşim görünsün; bir kez biçim olarak, bir kez kuvvet oklarıyla, bir kez de nem hareketiyle. Aynı nesne, her seferinde bir katman daha açılsın.

Ritim. Açılışta "çırak biçimi öğrendi, sebebi öğrenmedi" cümlesinden sonra bir buçuk saniye sessizlik. Sekiz başlık sayılırken her başlık arasında yarım saniye, altıncıda bir saniye. Kapanış bölümünde Seviye bir özeti okunurken tempo yavaşlasın. Kilit özette beş cümlenin arasında birer saniye boşluk.

Bu dersi tamamlamak için

Stüdyo uygulaması

Bir yerel görsel geleneği seç. Motif kopyalamadan, o geleneğin kompozisyon veya anlatı ilkesini çağdaş bir eğitim afişine dönüştür.

Teslim

Araştırma dosyası, kaynak haritası, süreç eskizleri ve nihai afiş.

Bu derste geçen kavramlar

Sanat yönetmenliği:
Bir fikrin görsel ve duyusal dünyasını belirleme ve üretimini yönetme disiplini.
Kompozisyon:
Öğelerin yüzey, kadraj veya mekân içindeki ilişkisi.