Ders TEM-203.5 · Sanat Tarihinin Yöntemleri

Psikanalitik yaklaşımlar

2.001 kelime · 27 eser örneği · yaklaşık 9 dakika okuma · seslendirme 13 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kilit özet: bu yaklaşım üretenin farkında olmadığı bir katman olabileceğini varsayıyor. Üreticiye bakan kullanım terk edildi; esere ve izleyiciye bakan kullanımlar yaşıyor çünkü kanıtları nesnede. En ciddi sorun sınanamazlık — hem varlık hem yokluk aynı iddiayı destekliyorsa iddia bulgu değil. Kalıcı olan cevapları değil, sorduğu sorular.

Açılış: söylenmeyen bir şey var mı

Şimdiye kadar dört yöntem gördük ve dördü de dışarıya baktı: biçime, işarete, ilişkilere ve üretim koşullarına.

Şimdi bambaşka bir soru geliyor: bir eserde, üretenin bilerek koymadığı bir katman bulunabilir mi?

Psikanalitik yaklaşımlar tam olarak bunu soruyor. Ve bu soru, kursta gördüğümüz yöntemlerin en tartışmalısını üretiyor — çünkü aradığı şeyin tanımı gereği doğrudan bir kanıtı yok.

Bu ders yaklaşımı olabildiğince dürüstçe açıyor: alana ne getirdi, hangi soruları sorulabilir kıldı ve tam olarak nerede sınanamaz hâle geliyor?

Bu derste ne olacak

Önce yaklaşımın temel varsayımını ve üç kullanım biçimini ayıracağız.

Sonra her birinin hangi kanıtla çalıştığını ve ne kadar taşıdığını göreceğiz.

Ardından yöntemin sanat tarihine kalıcı katkılarını işleyeceğiz.

Son olarak en ciddi eleştirisini ve bugünkü kullanım koşulunu konuşacağız.

Sıfır noktası: bir dil sürçmesi

Konuşurken yanlış bir kelime söylüyorsun ve hemen ardından düzeltiyorsun.

Üç açıklama mümkün. Dilin sürçtü. Yorgundun. Ya da söylemek istemediğin bir şey araya girdi.

Üçüncüsü ilginç ama sınaması çok zor: yanlış kelimenin gerçekten "bir şey ele verdiğini" nasıl kanıtlarsın?

Bu yaklaşımın hem çekiciliği hem sorunu bu örnekte toplanıyor. Bazı sürçmeler gerçekten bir şey gösteriyor; bazıları yalnız yorgunluk. Ve ikisini ayırmanın kesin bir yolu yok.

Temel varsayım

Yaklaşımın çıkış noktası tek bir varsayım: insan üretiminde, üretenin farkında olmadığı bir katman bulunabiliyor.

Üç sonucu var.

Niyet yeterli değil. Üretenin ne yapmak istediği, ortaya çıkanı tümüyle açıklamıyor.

Tekrar anlamlı. Bir kişi ya da gelenek belirli bir motife sürekli dönüyorsa, bu bir kayıt.

Boşluk anlamlı. Söylenmeyen, gösterilmeyen ya da atlanan şey de bir veri.

Üçüncüsü yöntemin en özgün katkısı ve en riskli kısmı aynı anda. Bir boşluk gerçek bir kaçınma olabiliyor; ama basitçe konu dışı da olabiliyor.

Ve bu kursun standart sorusu burada da geçerli: bu iddia yanlış çıkabilir mi ve nasıl gösterilir?

Üç kullanım biçimi

Yaklaşım sanat tarihine üç ayrı biçimde girdi ve üçünü ayırmak gerekiyor, çünkü kanıt durumları çok farklı.

Üreticiye bakan kullanım. Eserden üretenin iç dünyasına gitmek. En eski ve en zayıf kullanım.

Esere bakan kullanım. Eserin kendi yapısını inceleme: gizleme, tekrar, çift anlam, boşluk. Kanıtı nesnede.

İzleyiciye bakan kullanım. Bir eserin izleyicide nasıl bir bakış kurduğu. Kanıtı düzenleme ve alımlama.

Birincisi bugün büyük ölçüde terk edildi. Nedeni basit: bir eserden bir kişinin iç dünyasına giden yolun hiçbir adımı sınanamıyor ve GOR-105.6'da "biyografiye kaçmak" diye uyardığımız hata tam olarak bu.

İkincisi ve üçüncüsü yaşıyor, çünkü ikisinin de kanıtı nesnede ya da düzenlemede.

Esere bakan kullanım

En verimli hâl bu ve dört gözlem türüyle çalışıyor.

Gizleme ve açığa çıkarma. Bir eser neyi gösteriyor, neyi örtüyor ve örtme nasıl kurulmuş?

Çift yapı. Aynı yüzey iki farklı okumaya izin veriyorsa, bu bir tasarım kararı.

Tekrar ve ısrar. Belirli bir öge beklenenden çok tekrar ediyorsa, sıklık kaydediliyor.

Kesinti. Bir düzen bir yerde bozuluyorsa, bozulmanın yeri bir gözlem.

Dördüncüsü GOR-105'te öğrendiğimiz üslup okumasının bir uzantısı: sistemden sapan öge her zaman ilgi çekiyor ve burada da aynı mantık işliyor.

Bu dört gözlem sınanabiliyor. Onları bir psikolojik açıklamaya bağlamak ise ayrı bir adım ve o adım ayrıca gerekçelendiriliyor.

Ayrımı korumanın pratik yolu, iki cümleyi ayrı yazmak. Birinci cümle gözlemi veriyor: "bu öge yüzeyde on bir kez tekrar ediyor." İkinci cümle yorumu: "bu tekrar şununla açıklanabilir." Okuyucu birinciyi kabul edip ikinciyi reddedebiliyor ve bu, yöntemin dürüst kullanımının tanımı.

İzleyiciye bakan kullanım

İkinci yaşayan kullanım, eserin izleyiciyle kurduğu ilişkiyi inceliyor.

Üç soru soruluyor.

Bakış nereye yerleştiriliyor? İzleyici hangi konuma çağrılıyor — GOR-104.9'da "bakış rejimi" derken kastettiğimiz düzen.

Kim bakıyor, kim bakılıyor? Eserin içindeki bakış ilişkileri ve izleyicinin bu ilişkideki yeri.

Ne verilmiyor? Gösterilmeyen ama ima edilen şey, izleyiciyi tamamlamaya çağırıyor.

Üçüncüsü ölçülebilir bir tasarım özelliği. Bir kompozisyon kadraj dışında bir şey ima ediyorsa, izleyici o boşluğu dolduruyor ve bu, eserin işleyişinin parçası.

Bu kullanım, TEM-203.11'de göreceğimiz alımlama çalışmalarıyla birleşiyor ve orada kanıtı daha da somutlaşıyor.

Kalıcı katkılar

Yaklaşımın çerçevesi tartışmalı ama üç sorusu sanat tarihine yerleşti.

Gösterilmeyeni sormak. Bir eserde neyin olmadığı, olanla birlikte inceleniyor.

İzleyici konumunu sormak. Eser izleyiciyi nereye koyuyor — bu soru bugün standart.

Beden ve bakışı sormak. Bedenin nasıl gösterildiği ve kimin bakışı için kurulduğu ayrı bir inceleme alanı.

Üçüncüsü TEM-203.8'de göreceğimiz feminist yaklaşımların çıkış noktalarından biri oldu ve orada çok daha somut bir kanıt zeminine oturdu.

Yani bu yaklaşımın kalıcı olan tarafı, cevapları değil soruları. Sorular sınanabilir hâle getirildikçe yaşadı; cevaplar sınanamadıkça bırakıldı.

Bu, bir yöntemin nasıl "aşıldığının" iyi bir örneği. Aşılmak, yok olmak anlamına gelmiyor: soruları alanın içine dağılıyor, çerçevesi bırakılıyor ve bir süre sonra o soruların nereden geldiği unutuluyor. Bugün standart sayılan pek çok soru bu yolla yerleşti.

Mekân ve gerilim

Üçüncü bir kullanım alanı daha var ve mimarlıkta özellikle işe yarıyor: bir düzenlemenin izleyicide kurduğu gerilim.

Üç tasarım aracı ölçülebiliyor.

Belirsizlik. Nereye gidileceği açık değilse, izleyici bir karar vermek zorunda kalıyor.

Gecikme. Hedef görünüyor ama ona ulaşmak dolambaçlı; mesafe fiziksel değil güzergâhsal.

Kısıtlanmış görüş. Bir sonraki adımda ne olduğu görünmüyor; bilgi parça parça veriliyor.

Üçü de GOR-104.7'de kurduğumuz mimari koreografinin araçları ve üçü de bugün ölçülebiliyor: güzergâh uzunluğu, görüş açısı ve karar noktası sayısı sayılabilir veriler.

Buradaki fark şu: gerilimin varlığı ölçülüyor, izleyicinin ne hissettiği ölçülmüyor. Birincisi bir tasarım özelliği, ikincisi bir varsayım — ve bu ayrım korunduğu sürece okuma sınanabilir kalıyor.

En ciddi eleştiri

Dört eleştiri var ve dördü de yöntemin içinde tartışılıyor.

Sınanamazlık. İddia hem kanıtla hem kanıtın yokluğuyla destekleniyor. Bir motif varsa "belirti", yoksa "bastırma" sayılabiliyor.

Anakronizm. Belirli bir dönemde geliştirilmiş kavramlar başka dönemlere uygulanıyor. TEM-201.1'de kurduğumuz uyarı burada özellikle sert.

Evrensellik varsayımı. İnsan zihninin her yerde aynı işlediği varsayılıyor; bu, kültürel farkı silen bir varsayım.

Kaynak eksikliği. Üreticinin iç dünyasına dair bağımsız kanıt neredeyse hiç yok.

Birincisi en temel sorun. GOR-106.8'de kurduğumuz sınav burada başarısız oluyor: yanlışlanamayan bir iddia, bir bulgu değil.

İkincisi de ciddi. Bir kavram, o kavram henüz kurulmamışken üretilmiş nesnelere uygulanıyorsa, bulunan şey nesnede değil kavramda olabiliyor. TEM-201.1'de söylediğimiz denge burada da geçerli: kavramdan kaçınmak değil, kavramın bize ait olduğunu yazının içinde belirtmek.

Kullanım koşulu

Yöntem bugün üç koşulla kullanılıyor.

Gözlem ile yorum ayrılıyor. Nesnedeki yapı gözlem; psikolojik açıklama ayrı bir cümle ve ayrı bir kanıt düzeyi.

Dönemin kendi kavramları aranıyor. O dönem zihni, rüyayı ya da duyguyu nasıl düşünüyordu? Kaynak varsa önce o kullanılıyor.

Alternatif açıklama eleniyor. Bir motif teknik, ikonografik ya da işlevsel bir nedenle de orada olabiliyor. Bunlar elenmeden psikolojik açıklamaya geçilmiyor.

Üçüncüsü en pratik korunma. TEM-203.2'de aşırı yorum için söylediğimiz kural burada da geçerli: her ögeye bir anlam atfetmek yerine, önce basit açıklamayı denemek.

Bu üç koşulla yöntem hâlâ iş görüyor — ama artık bir açıklama değil, bir soru kaynağı olarak.

Fark önemli. Bir açıklama sonucu veriyor ve tartışmayı kapatıyor; bir soru kaynağı bakılacak yeri gösteriyor ve tartışmayı açıyor. Bu yöntemin ürettiği en iyi metinler, bir cevap sunanlar değil, daha önce kimsenin bakmadığı bir yere bakmayı önerenler.

Usta katmanı: kaçınılması gereken zincir

Son olarak en sık yapılan hatanın anatomisi.

Zincir şöyle işliyor: bir gözlem yapılıyor, gözleme bir duygu atfediliyor, duygudan üreticinin bir özelliğine geçiliyor, o özellikten eserin tamamı açıklanıyor.

Dört adımın üçü kanıtsız.

Gözlem sağlam.

Duygu atfı GOR-105.6'da gördüğümüz gibi ayrı kanıt istiyor.

Üreticiye geçiş biyografik kanıt gerektiriyor ve çoğu zaman yok.

Bütünü açıklama tek bir özellikten bütüne giden meşru olmayan bir sıçrama.

Bu zinciri kırmanın yolu her adımda durup kanıt sormak. Zincirin ilk halkası kalıyor, ötekiler ayrı ayrı gerekçelendiriliyor ve gerekçelendirilemeyen halka yazılmıyor.

Ve bir kapanış: bu yöntem bu kursta en dikkatli kullanılması gereken araç. Ürettiği sorular değerli, ürettiği cevaplar ise en kolay sınanamaz hâle gelenler.

Bunu söylemek yöntemi dışlamak değil. Her araç bir kullanım koşuluyla geliyor ve bu aracınki ötekilerden daha sıkı; koşula uyulduğunda verdiği gözlemler ötekilerin göremediği yerlere bakıyor.

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Bir eserden üretenin iç dünyası okunabilir."
Doğrusu

Eserden kişiye giden yolun hiçbir adımı sınanamıyor. Bu kullanım bugün büyük ölçüde terk edildi.

Yaygın yanlış"Bir motifin yokluğu bastırma göstergesidir."
Doğrusu

Hem varlık hem yokluk aynı iddiayı destekliyorsa, iddia yanlışlanamıyor demektir — ve yanlışlanamayan bir iddia bulgu değil.

Yaygın yanlış"Psikanalitik kavramlar her döneme uygulanabilir."
Doğrusu

Kavramlar belirli bir dönemde kuruldu. Önce o dönemin kendi zihin ve duygu kavramları aranıyor.

Yaygın yanlış"Tuhaf görünen her öge derin bir anlam taşır."
Doğrusu

Bir öge teknik, ikonografik ya da işlevsel bir nedenle de orada olabiliyor. Basit açıklamalar elenmeden derin okumaya geçilmiyor.

Uygulama ve kilit özet

Kilit özet: bu yaklaşım üretenin farkında olmadığı bir katman olabileceğini varsayıyor. Üreticiye bakan kullanım terk edildi; esere ve izleyiciye bakan kullanımlar yaşıyor çünkü kanıtları nesnede. En ciddi sorun sınanamazlık — hem varlık hem yokluk aynı iddiayı destekliyorsa iddia bulgu değil. Kalıcı olan cevapları değil, sorduğu sorular.

Sonraki derse köprü

Bu derste anlamın altında bir katman aradık. Sıradaki derste anlamın kendisinin nasıl kurulduğuna bakıyoruz: göstergebilim ve yapısalcılık. Bir görüntü bir dil gibi mi işliyor ve işliyorsa kuralları neler?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

TEM-203 — Sanat Tarihinin Yöntemleri →

14 bölümden 5. bölüm · Katman 2 — Sanat Tarihinin Temelleri