Ders GOR-102.2 · Çizgi, Biçim, Kompozisyon ve Ritim

Geometrik, organik, açık ve kapalı biçim

2.006 kelime · 22 eser örneği · yaklaşık 9 dakika okuma · seslendirme 13 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kilit özet: biçim bir sonuç, yöntem ise sebep. Bir biçimi adlandırmak gözlemi bitirmiyor; nasıl elde edildiğini yazmak bitiriyor.

Açılış: biçim ne zaman başlar

Bir yüzeye tek bir çizgi çiz. Ortada bir biçim yok, yalnız bir hat var.

Çizgiyi kıvır ve başladığı yere getir. Şimdi bir biçim var: içerisi ve dışarısı ayrıldı.

Şimdi çizgiyi tamamlamadan bırak. Uçlar birkaç santimetre açık kalsın.

Biçim hâlâ var mı?

Gözün "evet" diyor. Boşluğu kendisi kapatıyor ve içeriyi dışarıdan ayırmaya devam ediyor. Ama fiziksel olarak orada kapalı bir alan yok.

Bu küçük deney bu dersin bütün konusunu içeriyor. Biçim yalnız çizilen şey değil; çizilen ile algının tamamladığı şeyin toplamı. Ve bir biçimin ne kadar kapalı olduğu, o eserin nasıl çalıştığını belirliyor.

Bu derste ne olacak

Önce biçimin ne olduğunu ve iki boyutlu yüzeyle üç boyutlu nesnede nasıl farklılaştığını göreceğiz.

Sonra iki büyük ayrımı çalışacağız: geometrik ile organik, kapalı ile açık. İkisi de ikili görünüyor ama ikisi de aslında bir ölçek — uçlar değil, aradaki dereceler işe yarıyor.

Ardından biçimin taşıdığı üretim bilgisine bakacağız. Bir biçimin nasıl elde edildiği, çoğu zaman ne gösterdiğinden daha çok şey söylüyor.

Son olarak biçimi adlandırırken düştüğümüz tuzağa geleceğiz.

Sıfır noktası: bulutta yüz görmek

Gökyüzündeki bir bulutta yüz görüyorsun. Bulutta yüz yok; algın kapalı bir biçim arıyor ve bulduğu ilk aday üzerinde duruyor.

Aynı şey duvardaki lekede, ağaç kabuğunda, halının deseninde oluyor.

Bu, algının temel işlerinden biri: dünyayı sınırları olan parçalara bölmek. Bir eserde biçim okumak, bu otomatik işlemi yavaşlatıp neye dayandığını yazmak demek.

Biçim nedir

İki boyutlu bir yüzeyde biçim, kendi sınırı olan bir alan. Bir yüzeyin geri kalanından ayrılmış, üzerinde durulabilen bir bölge.

Üç boyutlu bir nesnede biçim yerine çoğu zaman kütle ve hacim demek daha doğru. Kütle nesnenin doldurduğu madde; hacim onun kapladığı yer. İkisi aynı değil: içi boş bir kap büyük hacim kaplayıp az kütle taşıyabiliyor.

Biçimi betimlerken üç soru işe yarıyor. Sınırı nerede? Sınır ne kadar kesin? İçerisi ile dışarısı arasındaki fark neden kuruluyor — renk mi, doku mu, derinlik mi?

Geometrik ve organik: ölçülebilir bir ayrım

Bu ayrım sezgisel görünüyor ama sağlam bir ölçütü var.

Geometrik biçim, bir kuralla üretilebilen biçim. Bir daire, bir kare, bir altıgen. Kuralı yazabiliyorsan geometrik.

Organik biçim, kuralla üretilemeyen, düzensiz sınırları olan biçim. Bir yaprak, bir bulut, bir su birikintisi.

Ayrımı yaparken sorulacak soru şu: bu biçimi bir pergel ve cetvelle çizebilir miyim? Cevap evetse geometrik.

Ama ikili düşünmek yanıltıyor. Çoğu eser ikisinin arasında bir yerde duruyor ve asıl iş derecesini söylemek. Bir yaprak motifi ne kadar düzenlenmiş? Simetrik hâle mi getirilmiş, tekrar eden bir kalıba mı oturtulmuş, yoksa serbest mi bırakılmış?

Kapalı ve açık biçim

İkinci büyük ayrım sınırın tamamlanmasıyla ilgili.

Kapalı biçim kendi içinde bitiyor. Sınırı kesintisiz ve biçim çerçeveye dokunmuyor. İzleyici onu tek bir bütün olarak alıyor.

Açık biçim kesiliyor ya da dışarı taşıyor. Sınırı bir yerde çerçeveye giriyor ve biçimin devamı görüntünün dışında kalıyor.

Fark neden önemli? Çünkü açık biçim, görüntünün dışında bir dünya olduğunu ima ediyor. Kapalı biçim ise görüntünün kendi kendine yettiğini söylüyor. Bu, sahne kurma biçimlerinin en temel ayrımlarından biri.

Üç boyutta aynı ayrım kütle üzerinden çalışıyor. Kollarını gövdesine yapıştırmış bir heykel kapalı; kolunu havaya uzatmış, aralarından ışık geçen bir heykel açık.

Pozitif ve negatif biçim

Bir biçim çizildiğinde ikinci bir biçim de ortaya çıkıyor: geriye kalan alan.

Pozitif biçim doldurulan, negatif biçim geriye kalan.

Negatif biçimler çoğu zaman fark edilmiyor çünkü algı doldurulmuş olanı öne çıkarıyor. Oysa bir kompozisyonun kalitesi büyük ölçüde negatif biçimlerin düzeninde saklı.

Basit bir sınama var: eseri ters çevir ya da gözlerini kıs. Doldurulmuş biçimler tanınmaz hâle geldiğinde geriye kalan alanların düzeni görünür oluyor.

Üç boyutta negatif biçim, kütlenin arasındaki boşluk. Bir heykelde kolla gövde arasında kalan açıklık bir biçim ve ölçülebiliyor.

Biçimin kenarı: sınır nasıl bitiyor

Bir biçimin kimliğini büyük ölçüde sınırının niteliği belirliyor ve bu ayrı bir gözlem başlığı.

Keskin kenar. Biçim bir noktada bitiyor ve geçiş yok. Nesne kesin, ayrık ve öne çıkmış okunuyor.

Yumuşak kenar. Biçim bir aralıkta bitiyor. Sınırın nerede olduğu sorulduğunda tek bir yer gösterilemiyor.

Tırtıklı ya da kesintili kenar. Sınır düzensiz ve bu düzensizlik biçimin bir parçası. Bir yaprağın dişleri, bir kayanın kırılma yüzeyi.

Örtülen kenar. Biçim başka bir biçimin arkasına giriyor. Sınır orada bitmiyor, yalnız görünmez oluyor — ve bu, örtülen biçimin arkada olduğunu söyleyen kanıt.

Aynı eserde farklı kenar türleri bir arada bulunabiliyor ve hangisinin nerede olduğu genellikle rastlantı değil. Öne çıkarılmak istenen yerde keskin, geriye itilmek istenen yerde yumuşak kenar sık görülen bir düzen.

Biçim üretim yöntemini gösteriyor

Bir biçimin nasıl elde edildiği yüzeyinde kalıyor ve gözlemlenebiliyor.

Kalıpla üretilen biçimler birbirinin aynı oluyor ve kenarlarında kalıp izi bulunuyor. Tekrarlar arasındaki fark sıfıra yakınsa kalıp aranmalı.

Tornada üretilen biçimler eksene göre simetrik oluyor ve yüzeyde dairesel izler kalıyor. Bir kabın kesiti her yönde aynıysa dönerek üretilmiş.

Serbest elle üretilen biçimler arasında ölçülebilir farklar var. Aynı motifin iki örneği asla birebir aynı olmuyor.

Bu üç yöntem farklı üretim düzenlerine karşılık geliyor: seri üretim, atölye standardı ve tekil üretim. Biçime bakarak hangisinin işlediğini çıkarmak, nesnenin ekonomisini okumanın ilk adımı.

Biçim uzaklığa göre değişiyor

Bir biçim sabit değil; kaç adım geriden bakıldığına göre kimliği değişiyor.

Yakından bakıldığında ayrı ayrı okunan biçimler, uzaklaştıkça birleşip tek bir doku hâline geliyor. Tersi de oluyor: uzaktan tek bir kütle gibi duran şey, yaklaşınca sayısız küçük biçime ayrılıyor.

Bu, bir kusur değil, çoğu zaman tasarımın kendisi. Özellikle mimari yüzeylerde ve büyük tekstillerde iki ya da üç ayrı okuma mesafesi hesaba katılıyor: uzaktan bir düzen, orta mesafeden başka bir düzen, yakından üçüncü bir düzen.

Betimleme yazarken bunun sonucu şu: hangi mesafeden baktığını yazmak gerekiyor. "Yüzey geometrik motiflerle kaplı" cümlesi hangi mesafeden geldiğini söylemiyor ve bu yüzden eksik.

Fotoğrafla çalışırken tehlike büyüyor, çünkü fotoğraf mesafeyi seçiyor ve seçtiğini gizliyor. Bir yakın çekim, uzaktan hiç görünmeyen bir düzeni gerçek düzen sanmaya yol açıyor.

Usta katmanı: adlandırmanın tuzağı

Biçim adlandırırken kendi geometri dağarcığımızı esere dayatıyoruz.

Bir motife "altıgen" dediğimizde, o kültürün altıgen diye bir kategorisi olduğunu varsaymış oluyoruz. Oysa aynı biçim orada bambaşka bir sistemin parçası olabilir — bir bölme işleminin sonucu, bir dokuma tekniğinin zorunluluğu ya da bir sayı düzeninin görünür hâli.

Bunu aşmanın yolu adı bırakmak değil, adın yanına nasıl elde edildiğini yazmak. "Altıgen" yerine "çemberin yarıçapıyla altı kez bölünmesinden çıkan biçim" demek, hem gözlem hem de o kültürün yöntemine daha yakın.

Bir tuzak daha: "geometrik" sözcüğü bazen "soyut" ile karıştırılıyor. Geometrik bir biçim son derece belirli bir şeyi gösteriyor olabilir. İkisi ayrı eksenler.

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Geometrik biçim organik biçimden daha basittir."
Doğrusu

Tersi de doğru olabiliyor. Bir geometrik ağ, birkaç bölme işleminin üst üste uygulanmasını gerektiriyor ve hata payı yok. Serbest çizilen bir yaprak daha az adım istiyor olabilir.

Yaygın yanlış"Açık biçim modern bir çözümdür."
Doğrusu

Değil. Kesilen figür ve çerçeveyi delen kompozisyon çok daha eski ve pek çok gelenekte var. Yeni olan şey, bunun bir tercih olarak adlandırılması.

Yaygın yanlış"Negatif alan boştur, betimlenmez."
Doğrusu

Negatif alan bir biçim ve ölçülebiliyor. Betimlenmemesi, kompozisyonun yarısının yazılmaması demek.

Yaygın yanlış"Aynı görünen iki biçim aynı yöntemle yapılmıştır."
Doğrusu

Kalıp, torna ve el aynı görünüşe yakın sonuçlar üretebiliyor. Ayıran şey görünüş değil, tekrarlar arasındaki fark ve yüzeydeki alet izleri.

Uygulama ve kilit özet

Kilit özet: biçim bir sonuç, yöntem ise sebep. Bir biçimi adlandırmak gözlemi bitirmiyor; nasıl elde edildiğini yazmak bitiriyor.

Sonraki derse köprü

Biçimler bir yüzeye yerleştiğinde aralarında bir ağırlık ilişkisi doğuyor. Sıradaki derste simetriye, asimetriye ve dengeye geçiyoruz: bir kompozisyonun neden ayakta durduğu ve dengenin ölçülebilir olup olmadığı.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

GOR-102 — Çizgi, Biçim, Kompozisyon ve Ritim →

9 bölümden 2. bölüm · Katman 1 — Görsel Okuryazarlık