M29-D07
Psikodinamik eğitim nasıl yapılandırılır
Psikodinamik terapi eğitiminin kuram, süpervizyon ve kişisel analiz bileşenlerini açıklar.
Psikanaliz Akademisi — M29, Etik, sınırlar ve analistin eğitimi · 3.096 kelime · 17 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Psikodinamik eğitim kuram seminerlerinden, denetimli klinik işten, süpervizyondan ve çoğu programda adayın kendi analizinden oluşur; programlar bu parçalara verdikleri ağırlıkla ayrılır.
Enstitülerde saatleri uluslararası derneğin modelleri belirler; üniversite programları ve kısa yöntem eğitimleri kuramı, kaydı ve süpervizyonu farklı oranlarda harmanlar.
Eğitimin ittifakı ve beceriyi artırabildiğine dair erken bulgular var. Danışanın sonucuna yansıdığı ise henüz iyi gösterilmedi.
Maliyet, adayların çeşitliliği, enstitü ile üniversite arasındaki mesafe ve el kitabının esnekliği eğitimin açık tartışmalarıdır.
Açılış sahnesi
Muş'un Varto ilçesinde sabit telefon hatlarının arıza deposu, ilk karın tepelere düştüğü hafta. Sobanın üstünde çaydanlık, masada bir rulo kesilmiş kablo. Nurcan on dört yıldır ilçenin arıza kayıtlarını tutuyor ve ekibi o yönetiyor; hangi köyün hattının hangi kutudan geçtiğini ezbere bilir. Ercan yirmi yıldır direğe çıkan, ekibin en kıdemli hat teknisyeni.
Masanın ucunda bu ay başlayan genç teknisyenin ilk arıza raporu duruyor: bir köy hattı üzerine beş satır. Nurcan kâğıdı Ercan'a uzatıyor.
"Yarısı formdaki hazır cümleler. Arızayı nerede bulmuş, ne değiştirmiş, belli değil. Önce şu kılavuzu baştan sona okusun," diyor ve raftaki yıpranmış bağlantı şemaları kitabını gösteriyor.
"Kitabı okur, yine bulamaz," diyor Ercan. "Kutuları gezsin, kabloyu eline alsın. Arıza bulmayı yolda öğrenir."
"Yolda öğrenir de yanlış bağladığını kim görecek? Sen raporları ay sonunda okuyorsun."
Ercan eldivenlerini sobanın yanına bırakıp pencereye dönüyor. Avluda genç teknisyen, yanında bir köylü, dolaşmış bir kabloyu çözmeye çalışıyor; adam bir şeyler anlatıyor, o başını kaldırmadan çekiştirmeyi sürdürüyor.
"Peki," diyor Ercan. "Sabahları kitabı okusun, öğleden sonra benimle kutulara çıksın. Akşam da raporunu senin masanda, sen başında dururken yazsın."
Nurcan gülüyor. "Benim masamda mı? O zaman arıza kayıtlarını kim tutacak?"
Ercan'ın elinde bir cevap yok. Üç işin üçü de saat istiyor; deponun elinde ise yollar kapanmadan önce tek bir hafta kalmış.
Bu derste ne olacak
Nurcan ile Ercan'ın pazarlığı aslında bir takvim pazarlığı: kılavuz, kutular ve başta duran göz aynı haftaya nasıl sığacak? Eğitim analizini ve süpervizyonu ayrı ayrı inceleyen iki dersten (M29-D05, M29-D06) sonra burada bütün resim masaya geliyor. Önce psikodinamik eğitimin bugün hangi kurumlarda verildiğine ve uluslararası derneğin saat ve seans konusunda ne istediğine bakılıyor. Sonra bileşenlerin birbirine nasıl tartıldığına, eğitimin danışana bir şey kazandırıp kazandırmadığını sınayan birkaç çalışmaya ve eğitim üzerine süren tartışmalara geçiliyor.
Sıfır noktası
Psikodinamik terapist yetiştiren her program birkaç bileşeni bir araya getirir: kuramın okunduğu seminerler, denetim altında görülen danışanlar, bu işin konuşulduğu süpervizyon saatleri ve çoğu programda adayın kendi analizi ya da terapisi. Bunlara bir karar mekanizması eklenir: adayın ne zaman hazır sayılacağına kim, neye bakarak hükmeder? Eitingon modeli (M29-D05) bu parçaları ilk kez tek bir kurumda topladı; bugünkü programların çoğu onun bir çeşitlemesidir.
Programları birbirinden ayıran, bileşenlere verdikleri ağırlıktır. Bir üniversite dersi kuramı merkeze alıp uygulamayı staja bırakabilir. Bir enstitü kişisel analizi omurga sayar. Kısa bir yöntem eğitimi el kitabını ve kayıtlı seansları öne çıkarır. Hangi ağırlığın en iyisi olduğuna dair ölçülmüş bir yanıt yok.
Yaygın yanlış"Kuramı iyi bilen biri iyi terapist olur."
Kuram bir haritadır; danışanın sessizliği, öfkesi ya da geç kalışı karşısında o anda ne yapılacağı ise ancak klinik işte ve bir başkasının gözü altında öğrenilir. Bu yüzden hiçbir psikodinamik program yalnız okumayla yetinmez.
Mekanizma
Bugünkü yapılar: enstitü, üniversite, kısa yöntem programları
Psikanaliz enstitüleri eğitimi hâlâ Uluslararası Psikanaliz Derneği'nin (IPA) usul kurallarına göre düzenler. Dernek üç modeli tanır: Eitingon, Fransız ve Uruguay. Saat ve seans sayısı en açık biçimde Eitingon modelinin koşullarında yazılıdır.
Bu sayılar adayın birkaç yılını eğitime bağlar. Süreye kim karar verir sorusunun yanıtı da modelden modele değişir: Eitingon düzeninde kurulların saydığı saatler, Fransız düzeninde analitik çiftin kendisi.
Üniversitede tablo farklıdır. Klinik psikoloji ya da psikiyatri uzmanlık eğitiminde psikodinamik yaklaşım çoğu zaman birkaç yaklaşımdan biri olarak okutulur; süpervizyonlu uygulamanın ne kadar olacağı programa ve süpervizör bulunup bulunmadığına bağlıdır. Kişisel terapi burada çoğunlukla bir öneri olarak kalır.
Üçüncü bir yol da belirli bir yöntemi öğreten programlardır: aktarım odaklı psikoterapi (M26-D02), zihinselleştirme temelli tedavi (M26-D04), dinamik kişilerarası terapi (M25-D06). Bunlar el kitabına bağlı tedavinin (M25-D01) eğitimleridir. Okuma kısadır, ağırlık kayda alınmış seanslardadır ve aday çoğu zaman yöntemin yetkinlik çerçevesine (M25-D06) göre değerlendirilir.
Çevrimiçi eğitim bu üç yolun hepsine sızdı. Seminerler ekrana taşındı, uzaktaki bir şehirden süpervizyon almak olağanlaştı. Uluslararası derneğin kuralları analizde uzaktan seansa izin verir, ama odada yapılan seansların çoğunlukta kalmasını ister; çevrimiçi terapinin çerçeveye getirdikleri M21-D10'da tartışıldı.
Yaygın yanlış"Çevrimiçi eğitim, odada verilen eğitimin daha ucuz bir kopyasıdır."
Seminer ve süpervizyon ekrana iyi taşınır, erişimi de genişletir. Süpervizörün yerel bağlamı tanımaması ve analizde odanın yerini tutma sorusu ise ayrı sınırlardır; derneğin kuralı da bu yüzden ikisini dengeler.
Bileşenlerin dengesi: saat, sıra ve değerlendirme
Kuram seminerlerinin içeriği kurumun kimliğini taşır. Freud'un tekniğe dair yazıları hemen her programda okunur; nesne ilişkileri, kendilik psikolojisi, ilişkisel yaklaşım ya da Lacan'ın ne kadar yer aldığı enstitüden enstitüye değişir.
Klinik işte vakaların süresi ve yoğunluğu sayısı kadar önemlidir. Kişisel analiz enstitüde şarttır, üniversitede önerilir; zorunluluğun bedeli M29-D05'te tartışıldı. Süpervizyon bire bir, grupla ya da kayıtla yürüyebilir (M29-D06). Süpervizörün adayın analisti olmaması ilkesi, raporlama sorununun (M29-D05) bir uzantısıdır: adayı değerlendiren göz ile onu dinleyen kulak ayrı tutulur.
Değerlendirmenin en eski aracı vaka yazımıdır. Aday uzun süre gördüğü bir danışanı yazar, kurul okur. Formülasyonu yazmak (M22-D09) ve vakayı yayına hazırlamak (M29-D03) aynı becerinin iki ucudur. Yazı bir sınav gibi de okunabilir, bir öğrenme aracı gibi de.
Eğitim danışana ulaşıyor mu?
Eğitimin değeri en sonunda danışanda sınanır ve en zor ölçülen de budur. Araştırmanın çoğu ara bir hedefe bakar: terapistin danışanla kurduğu çalışma ittifakı (M23-D07). İttifak sonuçla ilişkili olduğu için onu güçlendirmek eğitimin somut bir hedefi sayıldı.
Bir adım ötesi, ittifakı tedavinin odağı yapan bir yöntemdir.
Eğitimin tersine işleyebildiği de gösterildi. Henry ve arkadaşlarının el kitabı eğitimi (M25-D03), terapistlerin tekniği daha sadık uygularken danışana karşı tutumlarında beklenmedik bir sertleşme olabildiğini kaydetti. Deneyimin kendiliğinden ustalık getirmediği de biliniyor: terapistlerin sonuçlarının yıllar içinde düzelmediğini gösteren boylamsal bulgu İlişki Akademisi'nde (M23-D10) bilinçli pratik kavramıyla birlikte ele alındı. Bilinçli pratiğin bir eğitim düzeni olarak sınandığı bir deneme ise şöyle:
Tartışmalar: uçurum, maliyet ve esneklik
Psikanaliz eğitimi uzun süre üniversitenin dışında, enstitülerde yaşadı. Tıp dışı analiz tartışması (M14-D08) bu ayrılığın erken bir halkasıydı. Ayrılığın bedeli araştırma kültürünün zayıflamasıydı; Robert Bornstein 2001'de Psychoanalytic Psychology dergisindeki bir makalesine psikanalizin yaklaşan ölümü başlığını koydu. Kernberg'in enstitülerin örgütlenmesine dönük eleştirisi (M29-D05) aynı kaygıyı içeriden dile getiriyordu.
İkinci tartışma maliyettir. Haftada üç ya da daha çok seans süren bir kişisel analiz, yıllarca süren süpervizyon ve seminer ücretleri, adayın uzun süre tam gelirle çalışamaması bir araya gelince eğitim belirli bir gelir düzeyine ve büyük şehirlere yaslanır. Adayların kimliği de buna göre daralır.
Üçüncü tartışma esnekliktir. El kitabına bağlı programlar öğretmeyi kolaylaştırır, tekniği görünür kılar. Aynı netlik adayı kitaba tutunmaya da itebilir; teknik esnekliğinin (M28-D05) sonuçla ilişkisi, ezberin bedelini gösterir.
Yaygın yanlış"Yetkinlik ölçümü gelince saat sayımına gerek kalmaz."
İki yaklaşım birbirini dışlamaz. Saat, becerinin oluşması için gereken zamanı güvenceye alır; yetkinlik ölçümü o zamanın neye dönüştüğünü sorar.
Usta katmanı
Bu bulgulardan iyi bir eğitimin bazı işaretleri seçilebilir; reçete sayılmamaları koşuluyla. Kayıt, adayın hatırladığı seansı gerçekte yaşanandan ayırır. Süpervizyon belirli bir beceri üzerinde düzenli geri bildirim verdiğinde etkisi daha görünürdür. Kişisel analiz, adayın danışandan gelenle kendi tepkisini ayırmasına yardım eder, ama danışana yansıdığı henüz gösterilmedi. Sadakat ile esneklik arasındaki gerilim programın kendisinde açıkça konuşulduğunda aday el kitabını bir zemin olarak kullanabilir. Eğitim mezuniyetle de bitmez.
Bu sayfaların okunması, Nurcan'ın kılavuzu gibi, üç ayaktan yalnız birine denk düşer; klinik iş ve süpervizyon odası olmadan eğitim tamamlanmış sayılmaz.
Kanıtın sınırı
Psikodinamik eğitimin bileşenlerini birbiriyle karşılaştıran, örneğin haftada üç ile dört seanslık eğitim analizini ya da 150 ile 300 saatlik süpervizyonu adayların danışanları üzerinden kıyaslayan bir deneme yok. Uluslararası derneğin sayıları bir uzlaşmadır. Yukarıdaki kartlar küçük örneklemlere ve ara hedeflere dayanır: ittifak, gözlemci puanı, gönüllülerle görüşmeler. Crits-Christoph çalışmasında beş terapist vardı; Hilsenroth grubunun karşılaştırması aynı terapistlerin sonraki vakalarıydı; Westra denemesi psikodinamik bir yöntem öğretmiyordu. Bu bulguların uzun süreli psikodinamik terapiye ve enstitü eğitimine ne kadar taşınabileceği tartışmalıdır. Üç çalışma da ABD ve Kanada'daki üniversite ortamlarından çıktı; Türkiye'deki eğitim ortamlarında aynı ilişkilerin görülüp görülmeyeceğini söyleyen bir veri bulunmuyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Psikodinamik eğitim kuram seminerlerinden, denetimli klinik işten, süpervizyondan ve çoğu programda adayın kendi analizinden oluşur; programlar bu parçalara verdikleri ağırlıkla ayrılır.
Enstitülerde saatleri uluslararası derneğin modelleri belirler; üniversite programları ve kısa yöntem eğitimleri kuramı, kaydı ve süpervizyonu farklı oranlarda harmanlar.
Eğitimin ittifakı ve beceriyi artırabildiğine dair erken bulgular var. Danışanın sonucuna yansıdığı ise henüz iyi gösterilmedi.
Maliyet, adayların çeşitliliği, enstitü ile üniversite arasındaki mesafe ve el kitabının esnekliği eğitimin açık tartışmalarıdır.
Sonraki derse köprü
Yirmi beşinci yılında alıştırmaya dönen terapist, eğitimin mezuniyetle kapanmadığını gösteriyordu. Ama yıllar yalnızca beceri biriktirmez; yorgunluk, tükenme ve bakımı ertelenmiş bir benlik de biriktirir. Analistin kendisi (M29-D08) bu birikimi, terapistin kendine nasıl baktığını ve meslek ömrü boyunca nasıl değiştiğini konu ediniyor; tükenmişliğin genel çerçevesini S10-P01-D07 (Terapi) çizmişti.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.