M01-D01
Psikanaliz nedir, ne değildir
Psikanalizi kuram, yöntem ve tedavi olarak üç anlamda tanımlar ve gündelik "psikanaliz" kullanımından ayırt eder.
Psikanaliz Akademisi — M01, Psikanalize giriş · 2.811 kelime · 15 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 19 dk dinleme
Terapi Akademisi’nde: S05-P01-D01
Temel Psikoloji Akademisi’nde: M01-D05
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Psikanaliz kurucusunun gözünde aynı anda bir inceleme yöntemi, bir tedavi biçimi ve henüz oluşmakta olan bir bilgi birikimiydi. Bugün aynı kelimenin etrafında psikodinamik terapiler, kültür alanındaki psikanalitik okumalar ve gündelik dildeki mecazlar da yaşıyor.
Psikanalitik terapilerin çoğu bugün sandalyede, yüz yüze yapılıyor. Psikanalist unvanını tıp fakültesi vermez, psikanalitik eğitim verir; Freud bunu 1926'da açıkça savundu.
Psikanalize dair bir cümleyi duyduğunda üç soruyu ayırabilirsin: Kurucu bunu yazdı mı, bu hangi kuramın parçası, bugün bunu sınayan araştırma ne buldu? "Çürütüldü" ve "kanıtlandı" cümleleri çoğu zaman bu üç soruyu tek soruya sıkıştırır.
Açılış sahnesi
Ankara'da, eylül sonunda bir üniversite kütüphanesi. Rojda ikinci sınıfta, seçmeli ders kaydı için son gün. Ekranda üç ayrı bölümden üç ders açık ve üçünün adında da aynı kelime var. Felsefe bölümünün dersi "Psikanaliz ve Özne" adını taşıyor; izlencesinde Lacan'ın seminerlerinden okumalar var. Psikoloji bölümünün dersi "Psikanalitik ve Psikodinamik Terapilere Giriş"; izlencede aktarım, karşıaktarım ve bir dizi randomize deneme. Türk dili ve edebiyatı bölümünün dersi ise "Psikanalitik Eleştiri"; dönemin sonunda bir romanı Freud'un kavramlarıyla okuyan bir ödev isteniyor.
Rojda telefonunu açıp ablasına yazıyor: "Üçü de psikanaliz. Hangisi gerçek psikanaliz?" Ablası hemşire; birkaç dakika sonra cevap geliyor: "Bizim serviste psikanaliz diyen kimse yok. Bir hekim geçen hafta Freud'un çoktan çürütüldüğünü söyledi."
Rojda ile ablası bu ders için kurgulandı. Ama Rojda'nın ekranındaki karışıklık gerçek: Aynı kelime bir felsefe seminerinde, bir terapi odasında, bir edebiyat ödevinde ve bir hastane koridorunda başka başka şeyler söylüyor.
Bu derste ne olacak
Bu ders akademinin ilk dersi ve bir harita çiziyor. Önce psikanalizin kurucusunun kelimeye yüklediği anlamlara bakacağız: Freud psikanalizi aynı anda bir araştırma yöntemi, bir tedavi biçimi ve bir bilgi birikimi olarak tanımladı. Sonra bugün aynı kelimenin etrafına kümelenmiş akrabalarını ayıracağız: psikodinamik terapi, psikanalitik kuram, psikanalitik eleştiri ve gündelik konuşmadaki "psikanaliz".
Ardından bu akademinin her dersinde yeniden kullanacağın bir alışkanlığı kuracağız. Psikanalize dair bir cümle duyduğunda üç ayrı soru sorabilirsin: Kurucu bunu gerçekten yazdı mı? Bu cümle bir kuramın parçası mı? Bugün bunu sınayan bir araştırma var mı? Ablanın "çürütüldü" cümlesi de, ona karşı söylenecek "kanıtlandı" cümlesi de bu üç soruyu tek bir soruya sıkıştırıyor. Dersin sonunda bu soruları kendi çevrende duyduğun cümleler üzerinde deneyeceksin.
Sıfır noktası
Psikanalizin kısa tarihini Temel Psikoloji Akademisi M01-D05'te anlattık: serbest çağrışımı, dinamik bilinçdışını ve yanlışlanabilirlik eleştirisini orada tanımladık. Burada o tanımları yinelemek yerine bir adım geri çekiliyoruz ve şunu soruyoruz: Bu kelime neyin adı?
Freud kelimeyi ilk kez 1890'ların ortasında kullandı. Ömrünün sonuna kadar da onun sınırlarını kendisi çizmeye çalıştı: kimin psikanalist sayılacağını, hangi görüşün psikanalizin içinde kalacağını, kimin dışarıda kalacağını. Bu akademinin üçüncü ve dördüncü bölümlerinde göreceğin ayrılıkların çoğu, bir bakıma bu sınır çizme çabasının tarihidir.
Yaygın yanlış"Psikanaliz demek, divana uzanıp konuşmak demek."
Divan Freud'un muayenehanesindeki düzenin bir parçasıydı ve klasik psikanalizde hâlâ kullanılıyor. Ama kelimenin asıl anlattığı, divanın üzerinde de dışında da sürdürülebilen bir dinleme ve düşünme biçimi. Bugün psikanalitik düşünceden türeyen terapilerin büyük bölümü yüz yüze, sandalyede ve haftada bir yapılıyor. Divanın neden kullanıldığını ve neden bırakıldığını klinik katmanda, M21-D01'de ayrıca konuşacağız.
Mekanizma
Kurucunun tanımı
Freud 1923'te bir cinsellik bilimi ansiklopedisi için psikanalizi tanımlayan bir madde yazdı. Bu madde, kurucunun kendi işine kuşbakışı baktığı nadir metinlerden biri.
Bu tanımda dikkat çeken şey sıralama. Freud önce yöntemi sayıyor, tedaviyi ikinci sıraya koyuyor, kuramı ise en sona bırakıyor ve onu henüz tamamlanmamış bir birikim olarak anıyor. Gündelik konuşmada ise sıra tam tersine dönüyor: "Psikanaliz" dendiğinde çoğu insanın aklına önce bir kuram gelir, yani Oidipus kompleksi, bilinçaltı, rüya sembolleri.
Kuramın çatısı
Freud kuramının en soyut katmanına ayrı bir ad verdi. Bu ad, ileride sık karşılaşacağın bir ayrımı mümkün kılıyor: klinikte gözlenen ile o gözlemi açıklamak için kurulan yapı arasındaki ayrımı.
Bu ayrım önemli, çünkü psikanalize yöneltilen eleştirilerin bir kısmı metapsikolojiye, bir kısmı klinik gözleme, bir kısmı da tedavinin sonuçlarına yöneliyor. Biri "psikanaliz çürütüldü" dediğinde, hangi katmandan söz ettiğini sormak gerekiyor.
Aile genişliyor: psikodinamik
Freud'dan sonra psikanaliz dallandı ve dallar kendilerine yeni adlar buldu. Bunların en geniş şemsiyesi "psikodinamik" kelimesi. Terapi Akademisi S05-P01-D01'de psikodinamik yaklaşımı iç çatışma, savunma ve direnç kavramlarıyla tanıttı; burada yalnızca kelimenin kapsamını çiziyoruz.
Her psikanaliz psikodinamiktir, ama her psikodinamik terapi psikanaliz değildir. Haftada bir, yüz yüze, belirli bir sorun üzerine yirmi oturum süren bir kısa süreli psikodinamik terapi, psikanalitik kavramları kullanır ama klasik psikanalizin çerçevesini taşımaz. Bu farkı klinik katmanda, M21-D01'de sıklık, süre ve teknik açısından ayrıntılı olarak karşılaştıracağız.
Psikanaliz kimin işidir
Psikanalizin tıbbın bir dalı olup olmadığı, Freud'un hayattayken de tartışıldı. Freud bir nörologdu, ama psikanalizin hekimlere ayrılmasına karşı çıktı.
Yaygın yanlış"Psikanalist, psikiyatristin bir türüdür."
Psikanalist bir eğitim geleneğinin adı, psikiyatrist ise bir tıp uzmanlığının. Bir psikiyatrist psikanalitik eğitim almış olabilir, almamış da olabilir; bir psikanalist psikolog, psikiyatrist ya da başka bir meslekten gelebilir. Freud'un kendisi bu iki şeyin birbirine bağlanmasına açıkça karşı çıktı.
Usta katmanı
Üç soruyu ayırmak
Rojda'nın ablasının cümlesine dönelim: "Freud çoktan çürütüldü." Bu cümle aslında üç ayrı iddiayı bir arada taşıyor ve her biri farklı bir kaynakla sınanıyor.
İlki tarihsel bir soru: Freud bunu gerçekten söyledi mi, ne zaman, hangi bağlamda? Bunun cevabı metinlerde, mektuplarda, arşivlerde. İkincisi kuramsal bir soru: Söylenen şey tutarlı mı, neyi açıklıyor, hangi gözlemle çelişebilir? Bunun cevabı mantıkta ve kavram çözümlemesinde. Üçüncüsü ampirik bir soru: Bugün bunu sınayan araştırma ne buldu? Bunun cevabı deneylerde, uzunlamasına çalışmalarda, klinik denemelerde.
Bu akademinin kanıt kartlarındaki etiketler bu ayrımı görünür kılmak için var. "Tarihsel kayıt" etiketi bir şeyin yazıldığını ya da yaşandığını söyler, doğru olduğunu söylemez. "Uzman görüşü" bir ekolün kurucusunun ya da klinik uzlaşının önerisidir ve ayrıca sınanmamış olabilir. "Güçlü destek" ya da "Tartışmalı" gibi etiketler ise araştırmanın sesidir. Aynı kavram, örneğin bastırma, bir derste üç ayrı kartla karşına çıkabilir.
Tedavinin kanıtı: bir tartışmanın iki yüzü
Ablanın cümlesindeki "çürütüldü" kelimesi en çok tedaviyle ilgili tartışmada kullanılıyor. Bu tartışmanın bugünkü hâli tek bir cümleye sığmıyor ve akademinin klinik katmanında, M28'de ayrıntısıyla ele alınacak. Burada yalnızca tartışmanın nasıl bir şey olduğunu görmek için bir örneğe bakalım.
Bu kartın etiketi bir durum tespiti. Derleme ciddi bir dergide yayımlandı ve çok atıf aldı; yanıtları da aynı dergide, aynı ciddiyetle yayımlandı. Okur için ders şu: "Psikanalitik terapi işe yarıyor mu?" sorusu, "hangi terapi, hangi sorunda, neyle karşılaştırıldığında, kim tarafından ölçüldüğünde?" sorularına bölünmeden cevaplanamıyor. Ablanın "çürütüldü" cümlesi de, ona karşı söylenecek "kanıtlandı" cümlesi de bu bölünmeyi atlıyor.
Yaygın yanlış"Psikanaliz bilimsel olarak ya kanıtlandı ya çürütüldü; bunun tek bir cevabı var."
Psikanaliz tek bir iddia değil, bir yöntem, bir tedavi ailesi ve çok sayıda kavramdan oluşan bir birikim. Bazı kavramları sınayan araştırmalar güçlü destek buldu; bazıları tekrarlanamadı; bazıları ise sınanabilir biçimde hiç kurulamadı. Temel Psikoloji M12-D02, psikodinamik geleneğin bazı önermelerinin başka adlarla bugünkü psikolojide yaşadığını gösteren çalışmaları aktarmıştı. Tek bir hüküm, bu çeşitliliği siliyor.
Psikanalizin dışındaki psikanaliz
Psikanalitik kavramlar klinikten çıkıp edebiyat eleştirisine, felsefeye, sanat tarihine, siyaset kuramına yayıldı. Rojda'nın ekranındaki felsefe ve edebiyat dersleri bu yayılmanın ürünleri. Bu alanlarda psikanaliz çoğu zaman bir okuma aracı olarak kullanılıyor: bir metnin söylemediğini, bir toplumun bastırdığını, bir imgenin taşıdığı çift anlamı görmenin yolu olarak.
Bu kullanımın kendi ölçütleri var ve onları klinik ölçütlerle karıştırmamak gerekiyor. Bir romanı Oidipus kavramıyla verimli biçimde okumak, Oidipus kompleksinin çocuk gelişimine dair doğru bir açıklama olduğunu göstermez; tersi de geçerli. Bu akademi psikanalizin kültür alanındaki yolculuğuna M09'da Freud'un kendi kültür metinleri üzerinden, M17'de Lacan üzerinden değinecek, ama asıl odağı psikolojidir.
Yaygın yanlış"Freud'a göre her şey cinselliktir."
Freud cinselliği genital eylemden çok daha geniş bir güç olarak tanımladı ve çocukluktan başlayan bir gelişim içinde ele aldı. Bu genişletilmiş tanım o dönemde de bugün de tartışmalı. Ama Freud'un kuramında cinsel dürtünün yanında başka güçler de vardı; 1920'den sonra kuramını yaşam ve ölüm dürtüleri ikiliği üzerine yeniden kurdu. Bu tartışmayı M05'te ve M07'de metinlerden izleyeceğiz.
Bu haritanın sınırları
Psikanalizin Viyana'da, büyük çoğunluğu Avrupalı ve orta sınıftan hastalarla doğduğunu unutmamak gerekiyor. Freud'un kavramlarının başka kültürlerde, başka aile yapılarında, başka yaşlarda ne kadar geçerli olduğu kendi başına bir sorudur. Bu akademinin her dersi, kuramın doğduğu odanın dışından en az bir örnek getirecek.
Kanıtın sınırı
Bu dersin kanıt kartlarından ikisi tarihsel kayıt. Freud'un 1923 tanımı ve 1926 kitapçığı, kurucunun ne düşündüğünü belgeliyor; bu düşüncelerin doğru olup olmadığını göstermiyor. Burada yaptığımız iş bir sözlük çalışmasına benziyor: Kelimenin anlamlarını ayırdık, ama hiçbir anlamın arkasındaki iddiayı sınamadık.
Üçüncü kart ise kanıtın bugünkü durumunun ne kadar tartışmalı olduğunu gösteriyor. Psikodinamik terapinin etkililiğine dair derlemeler ile onlara verilen yanıtlar aynı veriyi farklı okuyor ve bu tartışma kapanmış değil. Bu akademi o tartışmayı M20'de ve M28'de, meta-analizlerin yöntemlerini, karşılaştırma koşullarını ve araştırmacı bağlılığını ayrı ayrı inceleyerek sürdürecek. Bir derste yapılacak genelleme, "kanıt ne diyor" sorusunun tek cümlelik bir cevabının olmadığından ibaret.
Bir sınır daha var: Psikanalizin "üç anlamı" Freud'un tanımı, ama ondan sonra gelen ekollerin hepsi bu üçlüyü aynı biçimde kabul etmedi. Lacan'ın, Jung'un, ilişkisel psikanalizin psikanalizi nasıl tanımladığı birbirinden farklı ve bu farkın kendisi akademinin üçüncü ve dördüncü bölümlerinin konusu. Buradaki harita, yolculuğun başında elinde tutacağın kaba bir taslak; ayrıntıları ilerledikçe düzelecek.
Kendin dene
Aklında kalsın
Psikanaliz kurucusunun gözünde aynı anda bir inceleme yöntemi, bir tedavi biçimi ve henüz oluşmakta olan bir bilgi birikimiydi. Bugün aynı kelimenin etrafında psikodinamik terapiler, kültür alanındaki psikanalitik okumalar ve gündelik dildeki mecazlar da yaşıyor.
Psikanalitik terapilerin çoğu bugün sandalyede, yüz yüze yapılıyor. Psikanalist unvanını tıp fakültesi vermez, psikanalitik eğitim verir; Freud bunu 1926'da açıkça savundu.
Psikanalize dair bir cümleyi duyduğunda üç soruyu ayırabilirsin: Kurucu bunu yazdı mı, bu hangi kuramın parçası, bugün bunu sınayan araştırma ne buldu? "Çürütüldü" ve "kanıtlandı" cümleleri çoğu zaman bu üç soruyu tek soruya sıkıştırır.
Sonraki derse köprü
Freud'un tanımı "bilinçli düşünceyle ulaşılamayan zihinsel süreçler" diye başlıyordu. Ama zihnin kendinden habersiz bir bölgesi olduğu fikri Freud'la doğmadı; ondan önce filozoflar, hekimler ve hipnozcular bu bölgeye başka adlar vermişti. Sonraki derste, M01-D02'de, bilinçdışı fikrinin Freud'dan önceki biçimlerine bakacağız ve Freud'un bu mirasa neyi ekleyip neyi değiştirdiğini soracağız.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.