2.5 · Seviye 1 · Zemin
Bir mesleğin kurumlaşması
IPMA, PMI, PMBOK ve PRINCE2'nin doğuşunu tarih sırasıyla verir
Proje Yönetimi Akademisi — M02, Proje Yönetiminin Tarihi · 1.609 kelime · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme
Sahnelerdeki kişiler, firmalar ve projeler kurgusaldır; araştırmalar, standartlar ve kaynaklar gerçektir. Akademi PMI, Scrum.org, Scrum Alliance ya da PeopleCert onaylı bir program değildir; mevzuat içeren dersler hukuki danışmanlığın yerine geçmez.
Sahadan bir an
Cuma öğle arası, fabrikanın yemekhanesi. Onur telefonundan bir sertifika ilanı gösteriyor. Ilgın'ın masasında, aylar önce aldığı sertifika broşürü hâlâ duruyor.
Onur: Bilgi işlemde herkes bu Scrum sertifikasını alıyor. Sen de proje yönetimi sertifikası düşünüyordun, değil mi?
Ilgın: Düşünüyordum ama kafam karıştı. Biri PMI diyor, biri IPMA, biri PRINCE2. Hangisi resmî olan?
Onur: Bilmiyorum. Hepsi resmî gibi duruyor.
Ilgın: Haluk Bey'e sordum. Güldü. "Ben işe başladığımda bunların çoğu yoktu, biz şantiyede ustadan öğrendik" dedi.
Onur: Peki şimdi neden bu kadar çok?
Ilgın: Onu da sordum. "Bir meslek kendini tanımlamaya başlayınca kurumlar doğar" dedi. Ama hangisinin doğru olduğunu söylemedi.
Ilgın'ın "hangisi resmî?" sorusu doğal, ama yanlış bir varsayım taşıyor: bir mesleğin tek ve resmî bir otoritesi olduğu. Proje yönetiminde böyle bir otorite yok; farklı yerlerde, farklı ihtiyaçlarla doğmuş, birbiriyle hem yarışan hem iş birliği yapan kuruluşlar var. Bu kalabalık nereden geldi ve uygulayıcılar ne zaman, neden kurum kurmaya başladı? Ders bu soruların peşinde. Sertifikaların kendisini ileride ayrı bir modülde ele alacağız.
Kavram
Bir uğraşın meslek hâline gelmesi, birkaç adımdan geçer: uygulayıcılar birbirini bulur, ortak bir dil geliştirir, bu dili yazıya döker, onu öğretir ve sonunda kimin bu dili bildiğini belgeler. Proje yönetimi bu adımları 1960'lardan bugüne geçti.
Kurumlaşmanın ilk adımı, 1960'larda farklı yerlerde, birbirinden habersiz denebilecek biçimde atıldı. Avrupa'da, kritik yol yöntemini tartışmak için bir araya gelen proje yöneticileri 1965'te uluslararası bir dernek kurdu; bu dernek bugün Uluslararası Proje Yönetimi Derneği (International Project Management Association, IPMA) adını taşıyor. Amerika'da ise havacılık, inşaat ve savunma sektörlerinden uygulayıcılar 1969'da Proje Yönetimi Enstitüsü'nü (PMI) kurdu. Bu iki kuruluş, farklı yollardan aynı işi yaptı: uygulayıcıları bir araya getirdi, bir bilgi gövdesi derledi ve sonunda sertifika vermeye başladı.
Üçüncü bir kol, bir devletin kendi projelerini yönetme ihtiyacından doğdu. Birleşik Krallık'ta kamu bilişim projeleri için geliştirilen bir yöntem, 1996'da her tür projeye uygulanabilecek genel bir yönteme dönüştü ve PRINCE2 adını aldı. Bugün bir özel şirketin elinde ve dünyada yaygın olarak kullanılıyor.
Bu üç kolun farkı, neyi öne koyduklarında görülür. PMI'ın kılavuzu, bir proje yöneticisinin bilmesi gerekenleri bir bilgi gövdesi olarak derler; 2025'te sekizinci baskısına ulaştı. IPMA kişilerin yetkinliklerini tanımlayan bir çerçeve üzerine kurulu. PRINCE2 ise bir yöntemdir: bir projenin nasıl yönetileceğini rollerle ve süreçlerle adım adım tarif eder. Biri "ne bilmelisin", biri "neyi yapabilmelisin", biri "nasıl yapmalısın" sorusuna yaslanır. Bu farkı standartlar modülünde ayrıntısıyla göreceğiz.
Kurumlaşmanın günlük işe en somut katkısı, yabancılar arasında bir ortak zemin kurmasıdır. İki firma bir sözleşme imzalarken "kilometre taşı" ya da "değişiklik talebi" dendiğinde ikisinin de aynı şeyi anlaması, bir işverenin ilanında bir kuruluşun adını görüp adaydan ne beklediğini kabaca bilmesi, farklı şehirlerden gelen iki proje yöneticisinin ilk toplantıda aynı terimlerle konuşabilmesi bu zeminin ürünüdür. Haluk Bey'in kuşağında bu zemin şantiyeden şantiyeye, ustadan çırağa taşınırdı ve bir şantiyenin dili ötekininkinden epey farklı olabilirdi. Kurumlar bu dili yazıya döktü ve taşınabilir kıldı.
Kurumlaşma bir ülkeye ya da büyük kuruluşlara özgü değildir. Bir şehirde yıllardır gönüllü afet tatbikatları düzenleyen birkaç derneğin koordinatörlerini düşün. Her biri kendi yöntemini geliştirmiş; sonunda bir araya gelip ortak bir kontrol listesi yazıyorlar, yeni gönüllülere aynı eğitimi vermeye başlıyorlar ve eğitimi tamamlayanlara bir katılım belgesi veriyorlar. Küçük ölçekte, birbirini bulma, ortak dil, yazıya dökme, öğretme ve belgeleme adımlarının hepsi orada.
Perde arkası
IPMA'nın kendi yayımladığı tarihçe, kurumlaşmanın nasıl başladığını ilk ağızdan anlatır.
Bu tarihçedeki bir ayrıntı, kurumlaşmanın nasıl başladığını özetliyor: dernek, bir yöntemi, kritik yol yöntemini konuşmak için kuruldu. Önce bir araç vardı, sonra onu kullananlar birbirini buldu, sonra bir kurum doğdu. Sertifikalar ise ancak otuz yıldan uzun bir süre sonra geldi. Proje yöneticiliğinin "meslek" sayılması için gereken belge, mesleğin kendisinden çok sonra icat edildi. Bu sıralama, bugün sertifikayı mesleğe giriş kapısı sanan herkes için bir hatırlatmadır: kapı, odadan sonra yapılmıştır ve odaya başka kapılardan da girilebilir.
Yaygın yanılgılar
Yaygın yanlış"Proje yönetiminin resmî ve tek bir otoritesi vardır."
Proje yönetiminde, hekimlik ya da avukatlık gibi yasayla düzenlenmiş, tek bir resmî otorite yoktur. PMI ve IPMA gönüllü meslek kuruluşlarıdır; PRINCE2 bir kamu yönteminden doğup özel bir şirkete geçmiştir. Hepsi saygın ve yaygındır, ama hiçbiri "resmî olan" değildir. Hangisinin daha uygun olduğu, çalışılan ülkeye, sektöre ve işverenin tercihine bağlıdır.
Yaygın yanlış"Kurumlar ve sertifikalar olmadan proje yönetimi yapılamaz."
Kurumlar, proje yöneticiliğini öğretmeyi ve tanımayı kolaylaştırdı; onu icat etmedi. İlk derslerde gördüğümüz büyük yapıların kayıtları da, kritik yol yöntemi de kurumlardan önce vardı. Haluk Bey'in "biz ustadan öğrendik" cümlesi bir nostalji değil, bir gerçeğin hatırlatmasıdır: beceri, belgesinden önce gelir.
İki sürüm
Ilgın, Onur'un sorusunu düşündükten sonra kendi kararını yazıyor. Aynı soru, iki karar.
Zayıf sürüm
Soru: Hangi sertifikayı almalıyım?
Cevap: En çok bilineni, resmî olanı alırım.
Plan: Önce sertifika, sonra proje.
Güçlü sürüm
Soru: Hangi kuruluşun yaklaşımı benim işime ve kariyerime uyuyor?
Bilinenler: Üç ana kol var: PMI bir bilgi gövdesi, IPMA bir yetkinlik çerçevesi, PRINCE2 bir yöntem sunuyor; hiçbiri "resmî" değil.
Bilinmeyenler: Müşterimiz ve fabrikamız hangisini tanıyor? Çalışmak istediğim sektörlerde hangisi isteniyor?
Plan: Önce Kapı 1'i ve pilot projeyi bitireyim; o sırada müşterinin proje ekibine ve iki iş ilanına bakıp hangi kolun istendiğini not edeyim. Karar sertifika modülünde.
Zayıf sürüm, Ilgın'ın yemekhanedeki varsayımını, yani tek bir resmî otorite olduğunu, karara çeviriyor. "En çok bilineni, resmî olanı" bir seçim ölçütü gibi görünüyor ama ikisi de belirsiz: neye göre en çok bilinen, kime göre resmî? Plan satırı da 0.5'teki uyarıyı unutuyor: önce sertifika, sonra proje. Güçlü sürüm soruyu yeniden kuruyor: hangisi resmî değil, hangisi işime uyuyor. Kurumların farkını tek satırda adlandırıyor, bilinmeyeni açıkça yazıyor ve kararı bilgi toplanacak bir ana erteliyor. Güçlü sürümün en önemli satırı belki de "hiçbiri resmî değil" cümlesi: Ilgın'ı yanlış bir sorudan kurtarıyor.
Bağlam notu
Kurumların varlığı mesleğe bir ortak dil ve bir tanınma yolu kazandırdı, ama bir bedeli de oldu. Ortak dil, zamanla bazen bir jargona dönüşür: aynı şeyi anlatan farklı kuruluşların farklı terimleri, aynı ekipte çalışan insanların birbirini anlamamasına yol açabilir. Bir toplantıda biri "iş paketi", öbürü "ürün tanımı", üçüncüsü "kullanıcı hikâyesi" der ve üçü de aynı şeyi kastedebilir ya da etmeyebilir.
Değer kimin için? Bir kuruluşun terimlerini ya da yöntemini benimsemek, ekibin birbirini daha iyi anlamasını sağlıyorsa değer yaratır. Yalnızca bir kuruluşa bağlılığı göstermek için kullanılıyorsa, ekibin bir bölümünü dışarıda bırakır. Ilgın'ın ekibinde kimse sertifikalı değil; ona yarayan şey bir kuruluşun terimleri değil, herkesin aynı şeyi aynı kelimeyle söylemesi.
Uygulama
Retro sorusu
Pilot projende ekibin aynı şeyi farklı kelimelerle söylediği bir yer var mı ve bu bir karışıklığa yol açtı mı?
Kapanış
- Bir uğraşın meslek olması birbirini bulma, ortak dil, yazıya dökme, öğretme ve belgeleme adımlarından geçer; proje yönetimi bunları 1960'lardan bugüne geçti.
- IPMA 1965'te Avrupa'da, PMI 1969'da Amerika'da doğdu; PRINCE2 bir kamu yönteminden çıktı; biri bilgi gövdesini, biri yetkinliği, biri yöntemi öne koyar.
- Proje yönetiminde tek ve resmî bir otorite yoktur; beceri belgesinden önce gelir.
Beş soru
- Ilgın'ın "hangisi resmî?" sorusu hangi yanlış varsayımı taşıyor?
- IPMA'nın tarihçesine göre dernek neyi konuşmak için kuruldu?
- PMI, IPMA ve PRINCE2 neyi öne koymalarıyla birbirinden ayrılır?
- Bir şehirdeki birkaç dernek, gönüllü afet tatbikatları için ortak bir kontrol listesi ve eğitim hazırlıyor. Bu, mesleğin kurumlaşması adımlarından hangilerine benziyor?
- Güçlü sürümde Ilgın neden sertifika kararını erteliyor?
Yanıtlar
- Proje yönetiminin tek ve resmî bir otoritesi olduğu varsayımını. Oysa PMI ve IPMA gönüllü meslek kuruluşlarıdır, PRINCE2 bir kamu yönteminden doğup özel bir şirkete geçmiştir; hiçbiri yasal anlamda resmî değildir.
- Kritik yol yönteminin büyük projelerdeki yararlarını tartışmak için. Önce bir araç vardı, sonra onu kullananlar bir araya geldi ve dernek doğdu.
- PMI'ın kılavuzu bir bilgi gövdesini, IPMA kişilerin yetkinliklerini tanımlayan bir çerçeveyi, PRINCE2 ise bir projenin nasıl yönetileceğini rollerle ve süreçlerle tarif eden bir yöntemi öne koyar. Çekici yanlış cevap "biri daha iyidir" olurdu; farklı sorulara cevap verirler.
- Birbirini bulma, ortak dil, yazıya dökme ve öğretme adımlarına; katılım belgesi vermeye başlarlarsa belgeleme adımına da. Ölçek küçük ama adımlar aynı.
- Çünkü hangi kolun müşterisi, fabrikası ve hedeflediği sektörler tarafından istendiğini henüz bilmiyor ve 0.5'teki uyarıyı hatırlıyor: önce pilot proje ve Kapı 1, sonra bilgiyle verilmiş bir sertifika kararı.
Sonraki derse köprü
Kurumlar bir mesleğe ortak dil kazandırır, ama bazen yanlış bir hikâyeyi de herkesin bildiği bir gerçeğe dönüştürür. Proje yönetiminin en çok anlatılan hikâyelerinden biri, 1970 tarihli bir makalenin "şelale" yöntemini önerdiğidir. 2.6, bu şelale efsanesinin makalenin aslında ne söylediğiyle nasıl çeliştiğini gösteriyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.