Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
İçerik konuları işletmenin iç gündeminden değil, müşterinin sorularından çıkar. İç gündemle üretilen içerik işletme için anlamlıdır ama okura nadiren ulaşır.
Müşteri soruları satış görüşmelerinde, destek mesajlarında, yorumlarda, arama kutusunda ve tezgâhta her gün birikir. Bunları sorulduğu kelimelerle kaydeden bir soru arşivi, en zengin ve en taze konu kaynağıdır.
Bir soruya cevap verirken müşterinin kelimesi kullanılır. Teknik açıklama içeriğin içinde yer bulabilir, ama içeriğin kapısı müşterinin kendi sorusudur.
Sorunun altında müşterinin başarmak istediği asıl iş durur ve en iyi içerik o işe cevap verir. Hiç sorulmayan sorular ise iadelerde ve arızalarda iz bırakır; onları bulmak için soru arşivinin yanında müşterinin yaşadığı sorunlara da bakılır.
Açılış
Açılış sahnesi
Bir mobilya boyası dükkânının tezgâhının önündeyim. Duvardaki ekranda dükkânın blogu açık: yeni renk kataloğu, bir fuara katılım haberi, dükkânın on yılını kutlayan bir yazı. Yazılar özenli ama altlarında neredeyse hiç okur izi yok.
Tezgâhın arkasındaki çalışan, konuşurken üçüncü kez aynı soruyu cevaplıyor. Bir müşteri boyadığı dolabın kapaklarının neden hâlâ yapış yapış olduğunu soruyor; az önce başka biri de aynı şeyi sormuştu. Çalışan sabırla anlatıyor: boya kat aralarında yeterince kurumamış, nemli havada daha uzun bekletmek gerekiyormuş.
Dükkânın sahibine bu sorunun ne kadar sık geldiğini soruyorum. Neredeyse her gün, diyor. Bu sorunun cevabı dükkânın blogunda hiç yok. Blog, dükkânın anlatmak istediklerini anlatıyor; müşterilerin her gün tezgâhta sorduğu soru ise hiçbir yere yazılmamış.
Yol haritası
Bu derste ne olacak
Bu dersin içinden geçecek dükkânlar, salonlar ve atölyeler yalnızca bu sayfalarda soru soruyor; hiçbirinin tezgâhına gerçekte yaslanamazsın.
Bir önceki ders parçanın hangi işi göreceğini sordu. Bugünkü soru, o parçanın hangi konuyu anlatacağı ve bu konunun nereden bulunacağı. Önce içerik konularının neden çoğu zaman işletmenin kendi gündeminden çıktığını ve bunun neden okura ulaşmadığını göstereceğim. Sonra müşterilerin zaten sorduğu soruların nerede biriktiğini ve bunları nasıl düzenli biçimde toplayabileceğimizi anlatacağım. Ardından aynı ihtiyacın işletmenin kelimesiyle ve müşterinin kelimesiyle nasıl bambaşka söylendiğine bakacağım. Son olarak sorunun altında yatan asıl işi ve müşterinin hiç sormadığı ama cevabını bilmemenin bedelini ödediği soruları konuşacağız.
Sıfır noktası
Araştırma akademisinde müşteriyle görüşmeyi, soruların sırasını ve yönlendiren sorulardan kaçınmayı öğrenmiştik. O teknikler müşteriye bizim sorularımızı sormak içindi. Ürün pazarlamasının temellerini kurarken de ürünün çözdüğü belirli işi kullanım durumu olarak tanımlamıştık.
Bu ders yönü tersine çeviriyor. Burada bizim soracağımız sorular değil, müşterinin bize zaten sorduğu sorular önemli. Bu sorular satış görüşmelerinde, destek mesajlarında, ürün yorumlarında ve arama kutularında her gün birikiyor; çoğu zaman da cevaplandıkları anda unutuluyor. İçerik konuları için en zengin kaynak, işletmenin elinden her gün akıp giden bu sorular.
Mekanizma — iç gündem dışarıya ulaşmaz
Bir işletme içerik üretmeye karar verdiğinde ilk aklına gelen konular kendisiyle ilgili oluyor: yeni ürünler, ödüller, fuarlar, ekip haberleri, kuruluş hikâyesi. Bu konular işletme için önemli, ama okur için çoğu zaman bir cevap taşımıyor.
İç gündem bazen ürünün kendisi hakkında konuşurken de sürüyor. Ürünün özellikleri anlatılıyor, ama müşterinin o ürünle ilgili yaşadığı sorun hiç anılmıyor.
Mekanizma — sorular zaten bir yerde birikiyor
Müşterinin sorularını bulmak için büyük bir araştırma gerekmiyor; sorular işletmenin günlük işinin içinde zaten birikiyor. Sorun, bunların hiçbir yere yazılmaması ve cevaplandıkları anda kaybolması.
En yakın kaynak, müşteriyle yüz yüze konuşan çalışanların kulağı. Bu soruları yazmanın tek yolu, onları sorulduğu anda not etmek.
Destek mesajları, sorunun en keskin haliyle kaydedildiği yer. Müşteri burada merakla değil, bir sıkıntıyla soruyor.
Yorumlar hem övgülerde hem şikâyetlerde soru saklıyor. Bir şikâyetin arkasında çoğu zaman önceden sorulmamış bir soru duruyor.
Bir sitenin kendi arama kutusu ise müşterinin sorusunu kendi kelimesiyle kaydediyor. Aranan ama bulunamayan şey, en açık konu önerisi.
Mekanizma — müşterinin kelimesi
Bir soruyu bulmak yetmiyor; o soruyu müşterinin sorduğu kelimelerle cevaplamak gerekiyor. İşletme kendi ürününü teknik bir dille tanıyor, müşteri ise aynı şeyi yaşadığı sorunun diliyle arıyor.
Aynı ayrılık, işletmenin gözünde çok açık görünen bir kelimenin müşteri için hiçbir şey ifade etmemesinde de görülüyor.
Müşterinin kelimesi bazen bir sorunu değil, satın aldığı şeyi kendi kullanımıyla adlandırıyor.
İleri katman
Usta katmanı — sorunun altı ve sorulmayan sorular
Müşterinin sorduğu soru her zaman asıl ihtiyacı söylemiyor. Yüzeydeki sorunun altında, müşterinin gerçekten başarmak istediği bir iş duruyor ve en iyi içerik o işe cevap veriyor.
En zor bulunan sorular ise hiç sorulmayanlar. Müşteri bilmediği bir şeyi sormuyor; ama o şeyi bilmemenin bedelini ödüyor.
Arşivdeki soruların hepsi aynı değerde değil. Sık sorulan ama cevabını bilmemenin bedeli düşük olan sorular ile nadiren sorulan ama bilinmediğinde ağır sonuç doğuran sorular arasında bir denge kurmak gerekiyor.
Soru arşivi bir kez kurulup bırakıldığında eskiyor. Müşterilerin soruları mevsimle, ürünle ve zamanla değişiyor.
Yanılgılar
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışİçerik konuları işletmenin anlatmak istediklerinden seçilir: yeni ürünler, ödüller, şirket haberleri.
Doğrusu
Bu içerikler işletme için anlamlıdır ama okurun aradığı bir soruya cevap vermediği için ona nadiren ulaşır.
Yaygın yanlışMüşteri soruları her gün tezgâhta, destek hattında ve yorumlarda cevaplanır, ama hiçbir yere yazılmaz.
Doğrusu
Bir soru arşivi tutulmadığında en zengin konu kaynağı her gün akıp gider.
Yaygın yanlışDoğru soru bulunur ama cevabı işletmenin teknik kelimeleriyle yazılır.
Doğrusu
Müşteri aynı ihtiyacı kendi yaşadığı sorunun diliyle arar ve işletmenin kelimesiyle yazılmış içerik onu arayan okura ulaşmaz.
Yaygın yanlışYalnızca sorulan sorulara cevap verilir ve arşiv bir kez kurulup bırakılır.
Doğrusu
Müşterinin bilmediği için hiç sormadığı sorular iadelerde ve arızalarda iz bırakır; sorular zamanla değiştiği için arşiv de sürekli yenilenmelidir.
Özet
Aklında kalsın
İçerik konuları işletmenin iç gündeminden değil, müşterinin sorularından çıkar. İç gündemle üretilen içerik işletme için anlamlıdır ama okura nadiren ulaşır.
Müşteri soruları satış görüşmelerinde, destek mesajlarında, yorumlarda, arama kutusunda ve tezgâhta her gün birikir. Bunları sorulduğu kelimelerle kaydeden bir soru arşivi, en zengin ve en taze konu kaynağıdır.
Bir soruya cevap verirken müşterinin kelimesi kullanılır. Teknik açıklama içeriğin içinde yer bulabilir, ama içeriğin kapısı müşterinin kendi sorusudur.
Sorunun altında müşterinin başarmak istediği asıl iş durur ve en iyi içerik o işe cevap verir. Hiç sorulmayan sorular ise iadelerde ve arızalarda iz bırakır; onları bulmak için soru arşivinin yanında müşterinin yaşadığı sorunlara da bakılır.
Sıradaki ders
Sonraki derse köprü
Artık bir içeriğin hangi amaca hizmet edeceğini ve hangi soruya cevap vereceğini biliyoruz. Ama aynı soru çok farklı biçimlerde cevaplanabiliyor: uzun bir rehberle, kısa bir videoyla, kutunun içine konan bir kartla ya da tezgâhın yanındaki bir panoyla. Bu derste gördüğümüz cevapların bir kısmı bir sitede, bir kısmı bir sipariş onayında, bir kısmı havuz kenarında duruyordu.
Sıradaki ders bu seçimi açıyor: aynı fikrin, amacına ve okurun o anda bulunduğu yere göre hangi temaya, hangi biçime ve hangi kanala dönüşeceğini.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.
Animasyon ve seslendirme notları
Animasyon ve seslendirme notları
Açılışta bir dükkânın duvarında bir ekran parlasın ve üzerinde kutlama yazıları dönsün; ekranın önünden geçen hiç kimse başını kaldırıp bakmasın. Tezgâhın önünde ise küçük soru balonları bir bir yükselsin, cevaplandığı anda sönsün ve hiçbir yere yazılmadan kaybolsun.
İç gündem anlatılırken bir sahne görünsün; sahnede işletme konuşurken salondaki koltuklar boş kalsın. Saray vakasında sahneden inen konuşmacı salondaki bir kişinin elindeki soru kâğıdını alsın ve salon yavaşça dolmaya başlasın.
Soru arşivi anlatılırken tezgâhtan, telefondan, bir yorum kutusundan ve bir arama çubuğundan çıkan soru balonları sönmeden bir deftere doğru aksın. Defterin sayfaları dolduklarında bazı sorular kalınlaşıp öne çıksın.
Müşteri kelimesi anlatılırken aynı ihtiyaç iki ayrı dilde yazılsın; bir yanda teknik bir terim, öbür yanda gündelik bir cümle. Pınarbaşı vakasında gündelik cümle bir kapıya dönüşsün ve teknik terim o kapının ardındaki odada beklesin.
Sorulmayan soru anlatılırken bir yolun ortasında görünmez bir çukur olsun; yolcular çukura düştükten sonra çukurun kenarında bir iz kalsın. Çakmak vakasında izlerin toplandığı yere bir uyarı levhası dikilsin ve sonraki yolcular çukuru dolaşsın. Kapanışta defterdeki sorulardan biri seçilsin ve aynı cevap bir kitaba, bir ekrana ve küçük bir karta dönüşsün; kamera bu üç biçimin arasında durup bekleyerek sahneyi kapatsın.