İçeriğe geç

AUD-101 · Modül 3 · L1 Başlangıç

Genlik, ses basıncı ve desibel

2.960 kelime · 18 örnek · yaklaşık 13 dakika okuma · seslendirme 20 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Genlik, titreşimin merkezinden ne kadar uzağa gidip geldiğidir ve frekanstan tamamen bağımsız değişebilir; havada karşılığı ses basıncıdır — havanın durgun hâlinden ne kadar saptığı, saf fiziksel bir büyüklük. Kulağın bu basınçtan çıkardığı yorum gürlüktür ve ikisi aynı şey değildir.

Kulağın baş etmek zorunda olduğu basınç aralığı öyle geniş ki düz bir ölçekte anlatılamaz; bu yüzden desibel adında, eşit oranlarla ilerleyen sıkıştırılmış bir ölçek kullanılır.

Desibel bir miktar değil bir orandır; her zaman bir referansa göre anlam kazanır ve o referans alandan alana değişir. Bir desibel sayısı, hangi referansa göre söylendiği bilinmeden hiçbir şey anlatmaz.

Ölçek çarpımsal çalıştığı için desibeller toplanmaz. İki eşit kaynağın bir araya gelmesi, düz bir toplamanın önerdiğinden çok daha küçük bir artışa karşılık gelir; aynı ekleme, ortamda zaten ne kadar ses olduğuna göre de farklı bir fark yaratır.

Açılış sahnesi

Kayıt programını açmış, mikrofonu kurmuş, konuşmaya başlıyor. Ekranda ince bir çubuk var; her kelimeyle birlikte sağa doğru sıçrıyor, sonra geri düşüyor. Sesini biraz kısar gibi konuşunca çubuk daha az sıçrıyor, bağırınca aniden sağa fırlayıp kırmızıya giriyor.

Sonra hoparlörün ses düğmesine dönüyor. Düğme tam ortadayken oda dolduran bir ses var. Düğmeyi biraz kısınca ses "yarı yarıya" azalmıyor; hâlâ oldukça gür duyuluyor. Düğmeyi iyice sona yaklaştırdığında ise birkaç santimlik bir hareketle neredeyse hiçbir şey kalmıyor.

Aynı düğme, aynı hareket miktarı — ama sesin gidişi düzgün bir çizgi izlemiyor. Bir yerde çeyrek çevirdiğinde ses neredeyse hiç değişmiyor, başka bir yerde aynı çeyrek çevirme sesi neredeyse yok ediyor.

Bunu mikrofonla da dener. Mikrofona yarım adım yaklaşınca ses beklenmedik biçimde büyüyor; aynı yarım adım geri çekilince ses neredeyse kayboluyor. Oysa konuşma şiddeti hiç değişmedi; değişen tek şey mesafe.

Bir şey burada düz bir çizgi izlemiyor. Bu dersin konusu tam olarak bu: sesin ne kadar güçlü ittiğini ölçen büyüklük, ve o büyüklüğü anlatmak için neden bu kadar alışılmadık bir yol seçildiği.

Bu derste ne olacak

Önce önceki iki dersin ölçtüğü iki eksenin — tekrar sayısı ve bir tekrarın kapladığı yer — üçüncü bir eksenle tamamlandığını, genliğin bunlardan tamamen bağımsız çalıştığını göreceğiz. Sonra ölçülen şeyin aslında ne olduğuna bakacağız: havanın durgun hâlinden ne kadar saptığı, yani ses basıncı. Ardından kulağın bu basınç aralığıyla neden baş edemediğini, bu yüzden neden alışılmadık bir ölçeğe ihtiyaç duyulduğunu kuracağız. Sonra dersin merkezine geleceğiz: desibel dediğimiz şeyin tek başına hiçbir şey söylemeyen, her zaman bir karşılaştırmaya ihtiyaç duyan bir oran olduğunu göreceğiz. En sonda bu oranın neden basit bir toplamayla çalışmadığını işleyeceğiz.

Bugün dokunmayacağımız bir konu var: kulağın bu basınçtan ne duyduğu, hangi frekansı ne kadar hassas yakaladığı. O bambaşka bir katman ve ileride kendi yerini bulacak. Bugünün sınırı basınçta kalıyor: dalga ne kadar sert itiyor, bu nasıl ölçülüyor, ve o ölçüm neden bu tuhaf birimle anlatılıyor.

Sıfır noktası

İlk iki ders iki sayı çıkardı ortaya: titreşimin saniyedeki tekrarı ve bir tekrarın havada kapladığı mesafe. İkisi de gerçekti, ölçülebilirdi. Ama ikisi bir arada bile dalganın ne kadar güçlü olduğunu söylemiyordu.

Şimdi bunu ekleyelim. İki tel aynı hızda titreyip aynı boyda dalga üretebilir; biri hafif bir esinti gibi, öbürü bir darbe gibi gelebilir. Titreşimin saniyede kaç kez tekrarlandığı ile ne kadar sert ittiği birbirinden tamamen ayrı iki soru. Bir teli hafifçe mi, sertçe mi çektiğin, o telin hangi notayı çaldığını değiştirmiyor; yalnızca o notanın ne kadar güçlü geldiğini değiştiriyor.

İşte bu üçüncü ölçüye genlik diyoruz: titreşen cismin ne kadar geniş bir yol kat ederek ileri geri gittiği, ve bunun havada yarattığı sıkışma-seyrelmenin ne kadar büyük olduğu.

Peki bunu havada gerçekte ne ölçüyor? Kulak zarı da mikrofon zarı da tek bir şeye tepki veriyor: havanın durgun hâlinden ne kadar saptığına. Bu sapmanın adı ses basıncı. Bu saf bir fiziksel büyüklük; kulağın orada olup olmamasıyla hiçbir ilgisi yok. Bir odada kimse yokken de bir kapı çarpması aynı basınç dalgasını üretir.

Kulağın o basınçtan ne çıkardığı ise ayrı bir soru; buna gürlük diyoruz ve gürlük kulağın yorumudur, basıncın kendisi değil. Bu ders basınçta kalıyor; kulağın ondan ne yaptığı ileride kendi yerini bulacak.

Mekanizma

Üçüncü eksen: genlik

Bir teli düşün. Onu az çektiğinde küçük bir yaydan bırakılmış gibi ileri geri sallanıyor; çok çektiğinde aynı yol çok daha geniş bir aralıkta kat ediliyor. İkisinde de tel aynı hızda gidip geliyor — saniyede aynı sayıda tekrar — ama ikinci durumda her tekrarda kat edilen mesafe daha büyük.

Bu mesafeye genlik diyoruz: titreşimin merkezinden ne kadar uzağa gidip geldiği. Genlik büyüdükçe tel havayı daha sert itiyor, hava daha güçlü sıkışıp daha güçlü seyreliyor ve kulağına ulaşan basınç dalgası da aynı oranda büyüyor.

Burada asıl önemli olan şu: genlik, frekanstan ve dalga boyundan tamamen bağımsız değişebilir. Bir teli sertçe çektiğinde daha büyük bir genlik elde edersin ama tel aynı hızda titremeye devam eder — nota değişmez. Bir orgun en pes borusu da en tiz borusu da kısık ya da güçlü üflenebilir; boru uzunluğu notayı belirlerken üfleme gücü genliği belirliyor, ikisi birbirine karışmıyor.

Basınç ve kulağın yorumu

Genliğin havada karşılığı olan büyüklüğe biraz daha yakından bakalım. Durgun havanın kendine has bir basıncı var; sesin yaptığı şey bu basıncı küçük ve hızlı adımlarla sıkıştırıp seyreltmek. İşte ses basıncı dediğimiz şey bu sapmanın büyüklüğü — havanın durgun hâlinden ne kadar uzaklaştığı.

Bu tamamen fiziksel bir ölçüm. Bir mikrofon havadaki bu sapmayı yakalar ve elektrik sinyaline çevirir; orada bir kulak olup olmaması sonucu değiştirmez. Boş bir odada düşen bir kitap da havada tam olarak aynı türden bir sapma bırakır, dinleyen kimse olmasa bile.

Kulağın bu basınçla ne yaptığı bambaşka bir mesele; bir sesi "gür" ya da "hafif" diye adlandırmamız, gürlük dediğimiz o yorumdan geliyor. Bu ders boyunca basınçta kalıyoruz: havada gerçekte ne kadarlık bir sapma var, kulağın onu nasıl yorumladığına bakmadan.

Neden bir sıkıştırmaya ihtiyaç var

Kulağın baş etmek zorunda olduğu basınç aralığı sıra dışı bir genişlikte. En hafif algılanabilir sapma ile bir kulağı rahatsız edecek kadar büyük bir sapma arasındaki açıklık öyle geniş ki, bu iki ucu düz bir sayı doğrusunda göstermeye kalksan, en sessiz sesler küçücük bir noktaya sıkışır, gündelik seslerin hepsi o noktanın hemen yakınına yığılır ve doğrunun geri kalanı boş kalır.

Bu yüzden ses mühendisliğinde ve akustikte düz bir ölçek yerine sıkıştırılmış bir ölçek kullanılıyor: desibel. Desibel, bu geniş aralığı, alt uçtaki küçük farkları da üst uçtaki büyük farkları da okunabilir kılacak biçimde bir araya getiren bir yoldur. Buradaki mantık logaritmiktir — yani ölçek, eşit aralıklarla değil, eşit ORANLARLA ilerler; sayı doğrusunun başındaki küçük bir adım ile sonundaki küçük bir adım, aynı görünen mesafede bambaşka büyüklükte bir basınç farkını temsil eder. Bu sıkıştırma sayesinde kulağın karşılaştığı bütün aralık, tek bir okunabilir ölçeğe sığar.

Desibel bir orandır

Şimdi dersin en çok karıştırılan noktasına geldik ve burada yavaşlayacağız.

Desibel bir miktar değildir. Metre bir uzunluk miktarıdır, kilogram bir ağırlık miktarıdır; ikisi de tek başına bir şey söyler. Desibel öyle değil — desibel bir orandır. Bir sesin basıncını, başka bir basınçla karşılaştırdığında ortaya çıkan bir sayıdır. O karşılaştırılan ikinci basınca referans denir ve desibel değeri her zaman o referansa göre anlam kazanır.

Bu yüzden tek başına söylenmiş bir desibel sayısı hiçbir şey anlatmaz. "Bu ses şu kadar desibel" demek, "bu mesafe şu kadar kat" demek gibidir — kaça göre kat olduğu söylenmeden cümle boştur.

Farklı alanlar farklı referanslar seçiyor, çünkü her alanın kendi doğal başlangıç noktası var. Kayıt sistemlerinde referans genellikle bir cihazın taşıyabileceği en yüksek seviyedir, oradan aşağı doğru ölçülür. Havadaki sesi ölçen aletlerde referans kulağın algılayabildiği kabul edilen en küçük sapmadır, oradan yukarı doğru ölçülür. Elektronik devrelerde ise referans, o devrenin çalıştığı bir gerilim noktasıdır. Aynı sayı, hangi referansa göre söylendiğine bağlı olarak bambaşka bir gerçek basıncı işaret edebilir.

Bu yüzden bir desibel değeriyle karşılaştığında ilk soru "ne kadar" değil, "neye göre" olmalı. O sorunun cevabı genellikle sayının hemen yanında, kısaltmanın sonuna eklenen birkaç harfte saklıdır; o harfler hangi referansın kullanıldığını gösterir. Harfleri görmeden okunan bir desibel sayısı, birimi söylenmemiş bir uzunluk kadar eksiktir.

Neden toplanmaz

Oran mantığı bir sonuç daha doğuruyor ve bu, pratikte en çok hata yapılan yer: desibeller toplanmaz.

Sezgi burada seni yanıltıyor, çünkü gündelik hayatta iki miktarı birleştirdiğinde toplama beklersin — iki bardak su bir araya gelince dört bardak olur. Desibel bir miktar değil bir oran olduğu için böyle çalışmıyor: iki sesi aynı anda çaldığında toplam değer iki katına çıkmaz, kulağın fark edebileceği ama "iki katı" hissi vermeyecek kadar küçük bir artış ortaya çıkar.

Bunun sebebi ölçeğin çarpımsal çalışması. Ölçek eşit aralıklarla değil eşit oranlarla ilerlediği için, üzerine bir şey eklemek düz bir toplama gibi davranmıyor; eklenen payın toplam içindeki oranı ne kadar küçükse, ölçekteki karşılığı da o kadar küçük kalıyor. Zaten kalabalık bir odada bir kişi daha konuşmaya başladığında ortam sesinin neredeyse hiç değişmemiş gibi görünmesinin sebebi de bu: eklenen tek ses, zaten var olan kalabalığın yanında küçük bir oran.

Aynı eklemenin etkisi, ortamda zaten ne kadar ses olduğuna göre de değişir. Sessiz bir odaya ilk konuşan kişi bütün farkı yaratır; aynı odaya konuşan onuncu kişi eklenirken fark çok daha küçük kalır. Eklenen miktar aynı olsa da, üzerine eklendiği toplam değiştiği için ölçekteki karşılığı her seferinde başka.

Örneklerden okuma

Usta katmanı

Anlatılanlar sağlam bir zemin, ama gözden kaçmaması gereken üç ayrıntı kalıyor geriye.

Birincisi: bu oran mantığı yalnızca iki eşit kaynak için değil, her ekleme için geçerli. Küçük bir topluluğa katılan tek bir çalgı büyük bir fark yaratırken, aynı çalgının kalabalık bir orkestraya katılması neredeyse hissedilmez; belirleyici olan eklenen miktar değil, o miktarın zaten var olan toplama oranı.

İkincisi: iki referans birbirinden ne kadar farklıysa, aynı gerçek basınç da o kadar farklı iki sayıyla anlatılabilir. Bu bir yanıltma değil, her alanın kendi başlangıç noktasını seçmesinin doğal bir sonucu; kafa karışıklığı, sayının yanındaki referans bilgisi atlandığında başlıyor.

Üçüncüsü: ölçeğin alt ve üst uçlarında aynı miktardaki hareket bambaşka hissedilir. Zaten yüksek bir seviyedeyken yapılan küçük bir artış neredeyse fark edilmezken, sessizliğe yakın bir noktada yapılan aynı büyüklükteki artış çok daha belirgin bir sıçrama gibi duyulur.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış: Ses düğmesini yarıya getirince ses de yarı yarıya azalır. Düğmenin fiziksel konumu ile ortaya çıkan basınç sapması arasındaki ilişki düz bir çizgi izlemez. Doğrusu, düğmenin bazı bölgelerinde küçük bir hareket büyük bir fark yaratırken, başka bölgelerinde aynı büyüklükteki hareket neredeyse hiçbir şey değiştirmez.

Yaygın yanlış: Bir desibel sayısı tek başına bir sesin ne kadar güçlü olduğunu söyler. Desibel bir miktar değil bir orandır ve her zaman bir referansa göre anlam kazanır. Doğrusu, hangi referansa göre ölçüldüğü bilinmeden söylenen bir desibel sayısı hiçbir şey anlatmaz.

Yaygın yanlış: İki eşit güçteki ses aynı anda çalındığında toplam sonuç iki katı desibel olur. Ölçek çarpımsal çalıştığı için basit bir toplama burada işlemez. Doğrusu, iki eşit kaynağın bir araya gelmesi kulağın fark edebileceği ama "iki katı" hissi vermeyecek kadar küçük bir artışa yol açar.

Yaygın yanlış: Ses basıncı ile gürlük aynı şeydir. Ses basıncı havadaki bir sapmanın saf fiziksel büyüklüğüdür; gürlük ise kulağın o basınçtan çıkardığı yorumdur. Doğrusu, ikisi bazen birbirine yakın hareket eder ama aynı büyüklük değildir ve birbirinin yerine kullanılamaz.

Yaygın yanlış: Farklı yerlerde görülen desibel sayıları doğrudan karşılaştırılabilir. Her alan kendi referansını seçtiği için aynı sayı, hangi referansa göre ölçüldüğüne bağlı olarak bambaşka bir gerçek basıncı işaret edebilir. Doğrusu, karşılaştırma yapmadan önce iki sayının aynı referansa göre ölçülüp ölçülmediğine bakmak gerekir.

Yaygın yanlış: Bir hoparlörün çıkış gücünü ikiye katlamak sesi de iki kat gürültülü yapar. Güçteki artış ile kulağın duyduğu artış aynı oranda ilerlemez. Doğrusu, gücü ikiye katlamak, ölçekteki karşılığıyla çok daha ölçülü, kulağın "biraz daha güçlü" diye tarif edeceği bir farka karşılık gelir.

Uygulama

Birinci deneme bir ses düğmesiyle. Bir hoparlörün ya da telefonun ses düğmesini tamamen kıstıktan sonra çok yavaş biçimde yukarı doğru çevir ve her küçük hareketten sonra dur, dinle. Düğmenin bazı bölgelerinde aynı küçük hareket sesi çok az değiştirirken, başka bölgelerinde aynı büyüklükteki hareketin sesi çok daha belirgin biçimde büyütüp büyütmediğine dikkat et. Amaç bir sayı bulmak değil, düğmenin hareketiyle kulağının duyduğu artış arasındaki ilişkinin hiçbir yerde düz bir çizgi izlemediğini kendi kulaklarınla sınamak.

İkinci deneme mesafeyle ilgili. Bir hoparlörden sesi sabit tutarak ona doğru yavaş adımlarla yaklaş ve her birkaç adımda durup sesin ne kadar güçlendiğini fark et. Sonra aynı yavaşlıkla uzaklaş ve zayıflamayı izle. Kaynağa yakınken atılan küçük bir adımın, kaynaktan uzaktayken atılan aynı büyüklükteki bir adımdan çok daha büyük bir fark yarattığını, iki yönde de deneyerek karşılaştır.

Üçüncü deneme birden fazla kişi istiyor. Bir arkadaşınla aynı anda, aynı şiddette birkaç saniye boyunca mırıldanın ya da ıslık çalın; önce tek başına, sonra ikiniz birlikte. İkinizin birlikte çıkardığı sesin, tek kişinin sesinin iki katı gibi gelip gelmediğine dikkat et; büyük olasılıkla fark edilir ama çarpıcı olmayan, beklediğinden küçük bir artış duyacaksın.

Dördüncü deneme telefonundaki bir ses seviyesi ölçüm uygulamasıyla yapılabilir, ama bir uyarıyla: bu tür bir uygulamanın verdiği sayı kesin bir ölçüm değildir ve cihazdan cihaza değişebilir. Aynı odada, aynı anda iki farklı telefonla ölçüm yaparsan muhtemelen birbirine yakın ama aynı olmayan iki sayı göreceksin. Buradan çıkaracağın sonuç bir rakam değil, bir yön: sesi biraz kıstığında sayının nasıl değiştiğini izlemek, uygulamanın kendisinin mutlak bir doğrulukla ölçtüğünü varsaymadan.

Kilit özet

Genlik, titreşimin merkezinden ne kadar uzağa gidip geldiğidir ve frekanstan tamamen bağımsız değişebilir; havada karşılığı ses basıncıdır — havanın durgun hâlinden ne kadar saptığı, saf fiziksel bir büyüklük. Kulağın bu basınçtan çıkardığı yorum gürlüktür ve ikisi aynı şey değildir.

Kulağın baş etmek zorunda olduğu basınç aralığı öyle geniş ki düz bir ölçekte anlatılamaz; bu yüzden desibel adında, eşit oranlarla ilerleyen sıkıştırılmış bir ölçek kullanılır.

Desibel bir miktar değil bir orandır; her zaman bir referansa göre anlam kazanır ve o referans alandan alana değişir. Bir desibel sayısı, hangi referansa göre söylendiği bilinmeden hiçbir şey anlatmaz.

Ölçek çarpımsal çalıştığı için desibeller toplanmaz. İki eşit kaynağın bir araya gelmesi, düz bir toplamanın önerdiğinden çok daha küçük bir artışa karşılık gelir; aynı ekleme, ortamda zaten ne kadar ses olduğuna göre de farklı bir fark yaratır.

Sonraki derse köprü

Desibellerin toplanmadığını gördün; iki eşit kaynağın bir araya gelmesi düz bir toplamanın önerdiğinden çok daha küçük bir artış veriyor. Ama bu artışın tam olarak ne kadar olacağı yalnızca iki sesin genliklerine bakılarak söylenemez; iki dalganın birbirine göre nerede durduğu da devreye giriyor. Aynı iki genlik, birbirini güçlendirecek biçimde de, neredeyse birbirini söndürecek biçimde de bir araya gelebilir.

Faz ve dalgaların toplanması bu ikinci soruyu açıyor: iki dalga aynı anda aynı ortamda ilerlerken sonucu, genlikleri kadar, aralarındaki konum farkı da belirliyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Genlik gösterilirken aynı frekansta iki titreşim yan yana, biri dar biri geniş bir salınım aralığıyla canlandırılmalı; ikisinin de saniyedeki tekrar sayısı aynı kalmalı, yalnızca salınımın genişliği değişmeli, izleyici frekans ile genliğin birbirinden bağımsız olduğunu tek bakışta görsün. Desibel ölçeği anlatılırken düz bir cetvel ile eşit oranlarla sıkışan bir ölçek yan yana gösterilebilir, ama ekranda hiçbir sayı, hiçbir birim yazılmamalı; anlatılan şey yapı, belirli bir değer değil. İki eşit kaynağın toplanması sahnesinde iki ayrı dalga önce tek tek, sonra üst üste gösterilmeli ve toplam genlik iki katı değil, gözle fark edilecek ama çok daha ölçülü bir büyüklükte çizilmeli. Ton boyunca ne bir uyarı hissi verilmeli ne de "basit bir toplama" izlenimi bırakılmalı; anlatım sakin ve açıklayıcı kalmalı. Hiçbir sahnede marka adı, cihaz modeli ya da tanınabilir bir ürün görünmemeli.

Bu ders hangi kursun parçası

AUD-101 — Ses Biliminin Temelleri kursunun 10 modülünden 3. modülü. Kurs bugün müfredatta ve kayda kapalıdır; bu metnin okunabilir olması kursun üretiminin tamamlandığı anlamına gelmez.