İçeriğe geç

0.1 · Seviye 0 · Zemin

Yaratıcı işin hukuku

Bir fikrin, görüntünün, sesin ve adın kime ait olduğu sorusu; akademinin kapsamı ve sınırı: genel hukuki bilgi verir, avukatın somut olaya bakmasının yerini tutmaz

Sanat ve Medya Hukuku Akademisi — M00, Başlangıç · 2.334 kelime · 4 sektör durumu · ≈ 11 dk okuma · 16 dk dinleme

Dayanak: 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu · 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu · 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu

Mevzuat son kontrol: 23 Ekim 2026

Bu ders genel hukuki bilgi verir, hukuki danışmanlık değildir; kendi durumun için bir avukata danış. Sektör durumlarındaki kişiler ve olaylar kurmacadır.

Açılış

Gece on biri geçiyor. Harun Trabzon'da yaşıyor ve üç yıldır «Haruniko» adlı kanalında Karadeniz mutfağını anlatan kısa videolar çekiyor. Her bölüm aynı biçimde açılıyor: babaannesi ocağın başında bir tarifi anlatıyor, arkadan arkadaşı İlyas'ın kemençeyle çaldığı kısa bir ezgi geliyor, Harun da tarifi kendi mutfağında yeniden deniyor. Seriyi bu düzenle o kurdu, kameranın arkasında da hep o durdu.

Bir çay firmasıyla çalışan bir ajanstan e-posta gelmiş. Kampanyalarında «Haruniko» serisinin düzenini, jenerikteki ezgiyi, babaannenin göründüğü üç sahneyi ve kanal adını kullanmak istiyorlar. Ekte tek sayfalık bir onay formu var ve son cümlesi şöyle: «Videolarımın, kanal adımın, jenerik müziğimin ve seri formatımın bütün haklarını süresiz olarak ve her mecrada kullanılmak üzere devrettiğimi kabul ederim.» Formun yarın öğlene kadar imzalanıp geri gönderilmesi isteniyor.

Harun imzalamadan önce formu bir kez daha okuyor ve her kelimenin altında başka bir soru görüyor. Ezgiyi İlyas besteledi ve İlyas çaldı. Sahnelerdeki yüz babaannesinin yüzü. Kanal adı Harun'un çocukluktan kalma lakabı. Seri formatı ise yalnız onun kafasında bir düzen. Bunların her birini «benim» diye devredebilir mi? Bu ders o dört soruyu sırayla açıyor: bir fikir, bir görüntü, bir ses ve bir ad kime aittir.

Tek fikir

Yaratıcı bir işin her parçası ayrı bir kanunla korunabilir: bir görüntü hem eser olabilir hem de içinde görünen kişinin kişiliğine dokunur, ad hem kişinin adıdır hem de bir marka olabilir. «Kime ait» sorusu her kanunda ayrı sorulur.

Kural ne diyor

Harun'un formunda geçen dört şeyi üç kanun paylaşıyor. Birincisi yaratıcı emeğin ürününü konu alır.

Tanımın iki ölçüsü var. Ürün sahibinin hususiyetini taşımalı, yani onu yapanın kişisel izini göstermeli; ayrıca kanunun saydığı türlerden birine girmeli. Aynı kanunun 8. maddesi sahipliği tek cümleyle söyler: «Bir eserin sahibi, onu meydana getirendir.» Kanun korumayı ortaya konmuş bir ürüne bağlıyor. İlyas'ın ezgisi bir musiki eseri olarak bu tanımın içine girebilir; Harun'un kafasındaki seri düzeninin tanıma nasıl yerleştiği ise ayrı bir sorudur.

İkinci kanun ürünü değil, insanın kendisini korur.

Babaannenin yüzü bu maddenin alanında durur. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu da aynı yere bakar: 86. maddesi, eser niteliğinde olmasa bile bir kişinin resminin ya da portresinin o kişinin muvafakati olmadan teşhir edilemeyeceğini, başka biçimlerde de umuma sunulamayacağını söyler ve son fıkrasında Medeni Kanun'un 24. maddesini ayrıca saklı tutar.

Üçüncü kanun bir adın ticarette ayırt edici işaret olarak kullanılmasını düzenler.

Son olarak bu akademinin ne yaptığını da bir madde çiziyor.

Bu derslerde okuduğun şey genel hukuki bilgidir: kuralın metni, nasıl işlediği, belgende neye bakacağın. Senin olayına bakıp «şunu imzala» diyen bir görüş bu akademinin vereceği bir şey sayılmaz.

Nasıl işler

Formdaki dört kelimeyi Harun'un masasına koy ve her birinin hangi kanuna gittiğine bak.

Önce görüntü. Harun'un çektiği video kayıtlar, kanunun eser türleri içinde yer alabilir; çekenin seçimleri, kadrajı, kurgusu hususiyetin aranacağı yerlerdir. Bunun sahibi, meydana getiren olarak Harun'dur. Aynı karede ise babaannesi görünüyor ve onun yüzü Harun'un eseri sayılmaz. Görüntü tek bir dosya olsa da iki ayrı hakkın konusu oluyor: kaydın kendisi Harun'un emeği, içindeki yüz babaannenin kişiliği. Ajansa birinciyi Harun devredebilir; ikincisi için babaannenin rızası gerekir.

Ses de ikiye ayrılır. İlyas'ın bestelediği ezgi bir musiki eseridir ve sahibi İlyas'tır. İlyas'ın o ezgiyi kemençeyle çalması ise bir icradır ve kanun icracıya, eser sahibinden ayrı bir hak tanır. Harun bu ezgiyi videolarında kullanıyor diye onun sahibi olmaz; İlyas'tan aldığı izin neyi kapsıyorsa o kadarını kullanabilir. Ajansa devredebileceği şey de en çok o izin kadardır.

Ad, üç kanunun birden değebileceği yerdir. «Haruniko» Harun'un lakabı; onu tanıtan bir ad olarak Medeni Kanun'un ad üzerindeki hakkı düzenleyen maddesine değebilir. Aynı sözcük bir kanalın, bir ürünün ya da bir hizmetin adı olarak kullanıldığında marka olma ihtimali doğar ve marka koruması tescille gelir. Harun bu adı Türk Patent ve Marka Kurumu'na tescil ettirmediyse, ajansın formuna «kanal adımın bütün hakları» yazmak onun elinde tescilli bir hakkın devri anlamına gelmez; ama adın başka biri adına marka olarak tescil edilmesi de Harun'u ilgilendirir. Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6. maddesi, başvurusu yapılan markanın başkasına ait bir kişi adını ya da fotoğrafını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvurunun reddedileceğini söyler.

Fikir en az yazılı olanıdır. Kanunun tanımı bir ürünü, ortaya konmuş bir biçimi arar. Harun'un seri düzeni çekilmiş videolarda somut bir anlatıma dönüştüğü ölçüde korunabilir; düzenin çıplak hâli, yani «bir büyükanne tarif anlatır, torun dener» cümlesi, tanımın aradığı ürüne ne kadar yaklaşır? Bu sorunun cevabı tek cümleyle verilmez ve akademide kendi dersi var.

Bu dört parçanın ortak bir adı var.

Kişilik hakkı bu toplu adın içinde sayılmaz; insanın kendisine bağlıdır ve Medeni Kanun'dan gelir. Yaratıcı işte ise fikri mülkiyetle sürekli aynı karede durur, çünkü yaratıcı işin konusu çoğu zaman bir insandır.

Haritayı kurmanın bir yolu daha var: her parça için üç soru sor. Bunu kim meydana getirdi? Kanun ona hangi hakkı tanıyor? Bu hakkın kullanılmasına kim izin verebilir? Harun'un formunda dört parçanın üçünde son sorunun cevabı başka birini gösteriyor.

Bu derslerin her biri kuralı anlatır ve onu kurmaca durumlarda dener. Senin sözleşmendeki bir cümlenin ne anlama geldiği, hangi delille neyi ispat edebileceğin ve hangi süre içinde hareket etmen gerektiği somut olaya aittir.

Sektörde

Dört durumda da soru aynı biçimde kuruluyor. Önce iş parçalarına ayrılıyor, sonra her parçanın sahibi ayrı ayrı aranıyor. Berivan'ın karesinde fotoğrafçı ile çift, Ozan'ın kaydında besteci ile icracı, Nazlı'nın kapağında yazar ile yayınevi, Arev'in bardağında çizer ile kafe karşılaşıyor. Hiçbirinde cevap tek bir kişinin adına yazılmıyor.

Yaygın yanılgılar

Yaygın yanlış«Telif hakkım olması için önce eserimi bir yere kayıt ettirmem gerekir.»
Doğrusu

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 13. maddesi eserlerin kayıt ve tescilinden söz eder, ama bu işlemin «hak ihdas etmek amacı taşımaksızın», yani hak yaratmak için değil, hak sahipliğinin ispatını kolaylaştırmak için yapıldığını açıkça yazar. Eser sahibinin hakkı eseri meydana getirmekle doğar. Marka bunun tersine işler: Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 7. maddesine göre marka koruması tescil yoluyla elde edilir. İki sistemi birbirine karıştırmak, birinde gereksiz bir işlem için para harcamaya, ötekinde gereken başvuruyu geciktirmeye götürür.

Yaygın yanlış«Videoyu ben çektiysem, içinde görünen her şey benimdir.»
Doğrusu

Kaydın eser sahibi onu meydana getirendir; içindeki kişinin yüzü ve adı ise o kişinin kişiliğine aittir. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 86. maddesi resim ve portrelerin tasvir edilenin muvafakati olmadan umuma sunulamayacağını söyler; maddenin saydığı istisnalar siyasi ve toplumsal hayatta rol oynayan kişilerin resimleri, tören ve genel toplantı görüntüleri, günlük olaylara ilişkin resimler ve haberlerdir. Bir reklam kampanyası bu istisnaların hiçbirinin adıyla anılmıyor.

Yaygın yanlış«Kanun maddesini okudum, artık kendi olayımın sonucunu biliyorum.»
Doğrusu

Madde kuralı söyler; senin olayında hangi şartın gerçekleştiğini, hangi belgenin neyi ispat ettiğini söylemez. Avukatlık Kanunu'nun 35. maddesi hukuki meselelerde mütalaa vermeyi baroda yazılı avukatlara bırakır. Okuduğun madde seni avukatın karşısına daha iyi sorularla oturtur.

Belgeni kontrol et

Kontrol listesi: her satır için aşağıdaki soruların cevabını belgeden bul ve yanına yaz.

  1. Belge bu parçayı adıyla anıyor mu, yoksa «bütün haklar», «her türlü kullanım» gibi tek bir ifadeyle mi geçiyor?
  2. Bu parçayı kim meydana getirdi: sen mi, birlikte çalıştığın biri mi, ya da içinde görünen ya da sesi duyulan biri mi?
  3. Parça başkasına aitse, ondan aldığın izin yazılı mı ve bu belgede verdiğin izni kapsıyor mu?
  4. Görünen ya da adı geçen her kişi için ayrı bir rıza belgesi var mı?
  5. Bir ad ya da logo söz konusuysa, belge onun marka olarak tescil edilmesinden ve tescilin kimin adına yapılacağından söz ediyor mu?
  6. Belge süreyi ve mecrayı yazıyor mu?

Sonunda elinde dört kısa paragraf olsun: her parçanın sahibi, izni veren ve bu iznin yazıldığı yer. Boş kalan her satır, imzadan önce soracağın bir sorudur. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 52. maddesi mali haklara dair sözleşmelerin yazılı olmasını ve konusu olan hakların ayrı ayrı gösterilmesini şart koşar; birinci sorunun neden ilk sırada durduğunu bu madde anlatır ve akademide kendi dersi var.

Henüz böyle bir belgen yoksa, bir sonraki işin teklifini bu dört satırla yaz ve her satırın karşısına kimin neye izin verdiğini koy.

Sınır

Bu ders sana bir haritayı veriyor; haritadaki bir noktada ne olacağını söylemiyor. Harun'un formu gibi bir belge önüne geldiğinde ve içinde «süresiz», «her mecrada», «bütün haklar» gibi ifadeler varsa, imzadan önce fikri haklar alanında çalışan bir avukata göstermek, imzadan sonra düzeltmeye çalışmaktan çok daha kolaydır. Avukat ücretini karşılayamıyorsan, bulunduğun yerin barosuna adli yardım için başvurabilirsin; barolar bu başvuruyu kendi usulüyle değerlendirir. Müzik ya da yazı alanında bir meslek birliğine üyeysen, birliğin hangi hakları senin adına yönettiğini öğrenmek de aynı sorunun parçasıdır. Adın ya da logon söz konusuysa, Türk Patent ve Marka Kurumu'nun sicilinde o adın başkası adına başvurusu olup olmadığına bakmak ilk adımdır. Bir marka başvurusuna itirazın kanunda yazılı bir süresi var; o süreyi işleyen bir yazı eline geçtiğinde hemen bir avukata git. İçinde yabancı bir şirket, yüksek bir bedel ya da uzun bir süre geçen her belge de aynı yere gider.

Kapanış

  1. Bir işin parçaları ayrı ayrı korunur: eser meydana getirene, yüz ve ad o kişiye, tescilli marka sicildeki sahibine aittir.
  2. Eser sahibinin hakkı yaratmayla doğar, marka koruması tescille gelir; ikisi aynı takvimle işlemez.
  3. Bu akademi kuralı ve belgende neye bakacağını öğretir; kendi olayın için görüş baroda yazılı bir avukattan alınır.

Üç soru

  1. Sena bir grafik tasarımcı. Bir müşterisi için çizdiği afişte, müşterinin gönderdiği bir fotoğrafı da kullandı. Müşteri afişin bütün haklarını istiyor. Sena afişin tamamını «benim eserim» diye devredebilir mi?
  2. Mahir bir canlı yayıncı ve yayınlarını «Gece Kuşu» adıyla yapıyor. Bir başkasının bu adı marka olarak tescil başvurusu yaptığını öğreniyor. Mahir hiçbir yere başvurmadığı için bu ad üzerinde söyleyeceği bir şey kalmamış mıdır?
  3. Ece bir senarist ve yazdığı kısa öyküyü bir eser kayıt sistemine kaydettirmedi. Bir arkadaşı «kayıt yoksa hakkın da yok» diyor. Arkadaşı haklı mı?

Yanıtlar

Birinci soruda cevap hayırdır. Afiş Sena'nın emeğini taşır ve onun eseri olabilir, ama içindeki fotoğrafı başkası meydana getirdi. Sena müşteriye kendi tasarımı üzerindeki hakları verebilir; fotoğrafın kullanımı ise fotoğrafın sahibinin izninin kapsamına bağlıdır. «Afişi ben yaptım» düşüncesi çekicidir, çünkü dosyanın tamamı Sena'nın bilgisayarından çıkmıştır; ama dosyanın kimden çıktığı ile parçaların kime ait olduğu ayrı sorulardır.

İkinci soruda da cevap hayırdır. Marka koruması tescille doğar, bu doğru; ama Medeni Kanun adı haksız kullanılan kişiye bir yol açar ve Sınai Mülkiyet Kanunu bir başvurunun başkasına ait kişi adını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine reddedileceğini söyler. «Gece Kuşu» bir lakap olarak Mahir'in kişi adı sayılır mı, önceden kullanılmış bir işaret olarak mı ele alınır, bu somut olaya bağlıdır. Tescil kuralı çekici bir kestirmedir, çünkü markada gerçekten önemlidir; ama itiraz yolunu kapatmaz ve itirazın süresi kaçmadan bir avukata danışmak gerekir.

Üçüncü soruda arkadaş haklı değildir. Eser sahibinin hakkı eseri meydana getirmekle doğar; kanundaki kayıt ve tescil ispatı kolaylaştırmak için vardır. Yanılgı çekicidir, çünkü marka ve tasarım gibi alanlarda tescil gerçekten korumanın şartıdır ve insanlar iki sistemi tek bir kural sanır.

Sonraki derse köprü

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 8. maddesinin başında «Değişik: 21/2/2001» diye bir not duruyordu. Ders 0.2, mevzuat metninin nasıl okunduğunu açıyor: kanun ile yönetmeliğin farkı, madde, fıkra ve bent ayrımı, bir değişiklik notunun maddenin hangi hâlini gösterdiği ve her dersin başında duran «mevzuat son kontrol» tarihinin sana ne söylediği.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu sayfa hakkında ne düşünüyorsun?