İçeriğe geç

L3.8-02·Motivasyon

Amaç ve anlam

orta2.317 kelime≈ 15 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Anlam anlatılmaz; işin bir yere vardığı gösterilir.

Fayda görenle kısa bir temas, uzun bir anlam konuşmasından daha çok iş görebilir.

İşin sonucuna dair haberi, kaynağının kendi sözleriyle ilet.

Boşa giden emek, kişi çalışmaya devam etse de özeni aşındırır.

Kimsenin kullanmadığı bir işi, anlamını anlatmaya çalışmak yerine kaldır.

Anlam, adil koşulların yerini tutmaz; onların üzerine kurulur.

Her işi büyük bir misyona bağlama; küçük ve doğrudan anlamlar da gerçek.

Bir işin nereye vardığını sen de bilmiyorsan, ekibine anlatmadan önce öğren; bilmediğin bir anlamı anlatmak, söylevin en kısa yoludur.

Açılış sahnesi

Koli değiştikten iki ay sonra, müşterinin deposundan bir e-posta geldi. İadeler belirgin biçimde azalmıştı. Operasyon sorumlusu e-postayı iade raporunu yazan şefe iletti. Şef ertesi sabah sorumlunun kapısına uğradı ve yalnız bir cümle söyledi: "Raporun bir işe yaradığını ilk kez gördüm."

Sorumlu bu cümleyi bütün ekibe yaymak istedi. Aklına hemen bir şef toplantısı geldi: koli örneğini anlatacak, "yaptığımız her iş bir müşteriye dokunuyor" diyecek, belki depo girişine bu cümleyi yazan bir pano astıracaktı.

Panonun taslağını yazarken bir şey onu durdurdu. Şefin gözündeki değişikliği bir cümle yaratmamıştı. Bir e-posta yaratmıştı: işin bir yere vardığını gösteren somut bir haber.

Bu derste ne olacak

Modülün ilk dersi, kimsenin sevmediği işlerin bile kişi o işin neye yaradığını gördüğünde gönülden yapılabileceğini savundu. Bu ders o "değeri görme" kısmına bakıyor: ekipteki işlerin sonuçlarını, onları yapan insanlar nasıl görebilir ve yönetici buna nasıl aracı olur?

Seride bu konu kişisel düzeyde işlendi. Anlamlı çalışma dersinde temas mesafesi, bir görev ile o görevden fayda gören kişi arasındaki adım sayısı; görünür sonuç da görevin ürettiği değişikliğin, görevi yapan kişi tarafından fiilen izlenebilmesi olarak tanımlanmıştı. O ders, bir kişinin kendi işinde anlam bulmasına bakıyordu. Bu derste odak, yöneticinin, başkalarının işindeki anlamı onlar için görünür hâle getirmesi.

İlk olarak, anlamı anlatmak ile göstermek arasındaki farka; ikinci olarak, işin boşa gittiğini görmenin ne yaptığına; son olarak da bir yöneticinin anlamı görünür kılmak için yapabileceklerine bakılıyor.

Depo hikâyesi ve örneklerdeki işletmeler gerçek değil, kurgu. Grant ile arkadaşlarının ve Chandler ile Kapelner'in çalışmaları gerçek.

Sıfır noktası — anlam anlatılmıyor, gösteriliyor

Bir yönetici ekibine işin önemini anlatmak istediğinde, ilk aklına gelen genellikle bir konuşma, bir slogan ya da bir duvar yazısı oluyor. Bunlar iyi niyetli. Ama anlam, bir kişinin kendi işinin bir sonuç doğurduğunu kendisinin görmesiyle ortaya çıkıyor; başkasının o sonucu anlatmasıyla değil.

Anlam söylevinin bir riski daha var. İşin anlamını gösteren somut bir şey yokken anlam vurgusu arttıkça, çalışanlar bunu işin zorluklarını örtmek için kullanılan bir dil olarak okuyabiliyor.

Mekanizma — fayda görenle temas, bir mektuptan fazlasını yapıyor

İşin sonucunu göstermenin en güçlü yollarından biri, çalışanları işlerinden fayda gören kişilerle buluşturmak. Bunu ölçen bir saha deneyi, buluşmanın biçiminin önemli olduğunu da gösterdi.

Sorumlunun pano fikri, mektup grubuna benziyordu: anlamı başkasının diliyle aktarmak. E-posta ise küçük de olsa bir temas sayılabilirdi: müşterinin kendi deposundan gelen, kendi sözleriyle yazılmış bir haber.

Mekanizma — boşa giden emek, özeni aşındırıyor

Anlamın bir de ters yüzü var: bir işin hiçbir yere varmadığını görmek. Çevrim içi bir iş pazarında yapılan bir saha deneyi, bunun neye yol açtığını ölçtü.

Şikâyet eden şefin raporu için söylediği "okunmayan dosya" sözü, tam olarak buydu. Rapor hazırlanıyordu; ama özeni, raporun bir yere varmadığı düşüncesiyle aşınmıştı.

Model — anlamı görünür kılmak için dört hamle

Bir yöneticinin anlamı görünür kılmak için yapabileceklerini dört hamlede toplamak mümkün.

Haberi taşı: işin bir sonuç doğurduğuna dair her somut haberi, bir teşekkür notu, bir müşteri e-postası, bir hatanın önlendiği bilgisi, işi yapan kişiye ulaştır. Haberi kendi cümlelerine çevirmeden, kaynağının sözleriyle ilet.

Teması kur: mümkün olduğunda, işin fayda göreni ile işi yapanı kısa da olsa yüz yüze buluştur. Bir mektup ya da sunum, bu temasın yerini tam olarak tutmuyor.

Boşa gideni kaldır: kimsenin kullanmadığı işleri, raporları ya da adımları tespit et ve ya kaldır ya da kullanıldığı yere bağla.

Söylevi azalt: genel anlam cümlelerini, ancak arkalarında somut bir örnek varsa kullan.

Karar noktası — anlam ne zaman abartılır

Anlamı görünür kılmanın da sınırları var. Bir yönetici bu konuda birkaç şeyi tartmak zorunda.

Anlam, kötü koşulların örtüsü olmamalı. Düşük ücretli, ağır ya da güvencesiz bir işte anlam vurgusu, çalışanlara koşulların düzeltilmesi yerine bir teselli gibi gelebiliyor. Anlamı görünür kılmak, adil koşulların üzerine kurulduğunda işe yarıyor.

Her iş büyük bir amaca bağlanamaz. Bazı işlerin anlamı küçük ve doğrudan: bir aracın güvenle çalışması, bir faturanın doğru çıkması. Bu işleri büyük bir anlatıya zorla bağlamak, inandırıcılığını azaltıyor.

Anlam kişiden kişiye değişiyor. Aynı fayda görenle temas, bir çalışanı derinden etkilerken bir başkasında hiçbir karşılık bulmayabilir. Anlamı görünür kılmak bir fırsat sunmak; herkesin aynı biçimde hissetmesini beklemek değil.

Sınırlılıklar ve eleştiri

Grant ile arkadaşlarının saha deneyi tek bir kurumda ve doğrudan başkalarına yarar sağlayan bir işte yürütüldü. Chandler ile Kapelner'in deneyi ise kısa süreli, tek seferlik bir çevrim içi işe dayanıyor. Her iki çalışmanın bulgularını, fayda görenin uzak olduğu ya da işin uzun süreli bir ilişki içinde yapıldığı durumlara taşımak bir yorum.

Anlamı görünür kılmak, iş tasarımının yerini tutmuyor. Bir iş gerçekten gereksizse, onun anlamını göstermeye çalışmak yerine işi kaldırmak gerekiyor. Ve bir işin koşulları kötüyse, anlam vurgusu bu koşulları düzeltmiyor.

Anlam, bir yöneticinin yöneteceği bir araç olarak da görülebilir; bu bakış, anlamı bir motivasyon tekniğine indirgeme riski taşıyor. Çalışanlar, anlamın kendilerinden daha çok iş almak için kullanıldığını hissettiklerinde, anlamın kendisine karşı da kuşku geliştirebiliyor.

Son olarak, fayda görenle temas her zaman kurulabilecek bir şey değil. Bazı işlerde fayda gören kişilerin mahremiyeti ya da güvenliği, bu temasın kurulmasını engelliyor; bu durumlarda anonimleştirilmiş haberler ya da toplu sonuçlar bir ara yol olabilir.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışAnlamın bir konuşmayla, bir sloganla ya da bir panoyla aktarılabileceği sanılıyor.
Doğrusu

Anlam, kişinin kendi işinin bir sonuç doğurduğunu kendisinin görmesiyle ortaya çıkıyor.

Yaygın yanlışFayda görenin hikâyesini anlatmanın, onunla temasla aynı etkiyi yapacağı düşünülüyor.
Doğrusu

Bir mektup ya da bir sunum, kısa da olsa yüz yüze bir temasın yerini tam olarak tutmayabiliyor.

Yaygın yanlışKimsenin okumadığı bir işin, yapıldığı sürece sorun olmadığı varsayılıyor.
Doğrusu

Boşa gittiği görülen bir iş, kişi onu yapmaya devam etse bile özeni sessizce aşındırıyor.

Yaygın yanlışAnlamın kötü koşulları telafi edebileceği sanılıyor.
Doğrusu

Adil olmayan koşullarda anlam vurgusu, bir teselli ya da bir örtü gibi algılanabiliyor.

Yaygın yanlışHer işin büyük bir misyona bağlanması gerektiği düşünülüyor.
Doğrusu

Bazı işlerin anlamı küçük ve doğrudan; onları büyük bir anlatıya zorla bağlamak inandırıcılığı azaltıyor.

Aklında kalsın

Anlam anlatılmaz; işin bir yere vardığı gösterilir.

Fayda görenle kısa bir temas, uzun bir anlam konuşmasından daha çok iş görebilir.

İşin sonucuna dair haberi, kaynağının kendi sözleriyle ilet.

Boşa giden emek, kişi çalışmaya devam etse de özeni aşındırır.

Kimsenin kullanmadığı bir işi, anlamını anlatmaya çalışmak yerine kaldır.

Anlam, adil koşulların yerini tutmaz; onların üzerine kurulur.

Her işi büyük bir misyona bağlama; küçük ve doğrudan anlamlar da gerçek.

Bir işin nereye vardığını sen de bilmiyorsan, ekibine anlatmadan önce öğren; bilmediğin bir anlamı anlatmak, söylevin en kısa yoludur.

Sonraki derse köprü

Müşterinin depo sorumlusunun konuşmasından sonra, raporu her seferinde merakla açan şef sorumluya bir istekte bulundu. İade nedenlerini yalnız saymakla kalmayıp her birinin kök nedenini çıkarmayı öğrenmek istiyordu; bunun için bir analiz yöntemine ve biraz zamana ihtiyacı vardı.

İnsanlar bir işte giderek daha iyi olmayı neden bu kadar önemsiyor ve bir yönetici bu isteği nasıl besleyebilir? Hangi işler bir kişiyi büyütür, hangileri yalnız tekrar ettirir? Ustalık ve gelişim dersi, bir işte ilerleme duygusunun motivasyondaki yerine bakıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.