Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Konu neyin anlatılacağını söyler; amaç dinleyicinin sonra ne yapacağını.
Amacı tek cümleyle, dinleyicinin fiiliyle yaz.
Amacı gözlemlenebilir tek bir eyleme indir.
Her slaytı amaca karşı sına; hizmet etmeyeni ek belgeye taşı.
Zayıf olumlu bilgi, güçlü olanı sulandırabilir.
İlginç ama ilgisiz ayrıntı, dinleyiciyi yanlış yere götürebilir.
Asıl isteğini saklama; dinleyici bilgiyi ona göre tartsın.
Açılış sahnesi
Meslektaşının sorusuna cevap veremeyen destek lideri, yirmi iki slaytı bir kenara bırakıp boş bir sayfaya tek bir cümle yazmaya çalıştı. İlk deneme şuydu: "Müdürlere yazılı iletişimde yaptığımız değişiklikleri anlatmak." Cümleyi okuyunca bunun bir konu olduğunu, bir amaç olmadığını gördü; müdürlerin sunumdan sonra ne yapacağını söylemiyordu.
İkinci deneme daha dar oldu: "Müdürlerin, karar kaydı düzenini önümüzdeki çeyrekte iki birimde daha denemeyi onaylaması." Bu cümleyle birlikte slaytların çoğu kendiliğinden eleniyordu. E-posta şablonlarının ayrıntısı, mesajlaşma grubunun kuralları, ton üzerine notlar ilginçti, ama onay kararına bir şey katmıyordu. Geriye yedi slayt kaldı: sorun, denenen çözüm, iki ölçüm, bir risk, maliyet ve istenen onay.
Toplantıda sunum on bir dakika sürdü. Soruların hepsi deneme için hangi birimlerin seçileceği üzerineydi. Toplantının sonunda iki müdür kendi birimlerini gönüllü olarak önerdi.
Bu derste ne olacak
Bu ders, kalabalığa konuşmayı ele alan yeni modülün ilk adımı. Seride sözlü mesajı yapılandırmak, kısa konuşmak, tonlama, doğaçlama ve farklı kitlelere uyarlanma ayrı derslerde işlendi; burada bunların hepsinin üstünde duran bir soruya dönüyoruz: bu sunum ne için yapılıyor?
Bir sunumun konusu ile amacı aynı şey değil. Konu, neyin anlatılacağını söylüyor; amaç ise dinleyicinin sunumdan sonra ne bileceğini, neye inanacağını ya da ne yapacağını. Amacı belirsiz bir sunum, konusundaki her şeyi içine almaya çalışıyor ve dinleyiciyi neyin önemli olduğunu kendi başına bulmaya bırakıyor.
Dersin kanıt tarafında iki araştırma var. Biri, sunanların daha çok olumlu bilgi eklemenin sunumu güçlendireceğini sandığını, oysa dinleyicinin zayıf bilgiyle güçlü bilgiyi ortalayarak değerlendirdiğini gösteriyor. Öbürü, ilginç ama konuyla ilgisiz ayrıntıların ana fikirlerin hatırlanmasını nasıl zayıflattığını inceliyor.
Destek liderinin yıllık toplantısı ve şantiyeden laboratuvara uzanan örnekler kurgu; Weaver ile Harp çalışmaları yayımlanmış araştırmalar.
Sıfır noktası — konu mu, amaç mı
Bir sunuma hazırlanan çoğu kişi işe konudan başlıyor: ne anlatacağım? Bu soru, sunanın bildiği her şeyi masaya getiriyor. Konusunu iyi bilen biri için neredeyse her bilgi önemli görünüyor; bu yüzden slaytlar çoğalıyor, süre daralıyor ve sunum bir bilgi dökümüne dönüşüyor.
Amaçtan başlamak soruyu tersine çeviriyor: sunumun sonunda dinleyici ne yapmalı? Bu soru bir eleme ölçütü veriyor. Bir bilgi, dinleyiciyi o eyleme yaklaştırıyorsa sunuma giriyor; yaklaştırmıyorsa, ne kadar ilginç olursa olsun dışarıda kalıyor ya da bir ek belgeye taşınıyor.
Sunumların amaçları kabaca üç türe ayrılabiliyor. Bilgilendirme sunumu, dinleyicinin bir şeyi bilmesini ya da anlamasını istiyor: yeni bir süreç, bir sonuç, bir değişiklik. İkna sunumu, dinleyicinin bir görüşü ya da bir tutumu benimsemesini istiyor. Karar sunumu ise dinleyiciden somut bir karar istiyor: bir onay, bir bütçe, bir seçim. Bir sunum bunların birden fazlasını içerebilir, ama genellikle biri ağır basıyor ve yapıyı o belirliyor.
Mekanizma — daha fazlası neden daha az
Sunanların, bilgi eklemenin sunumu güçlendireceğine dair güçlü bir sezgisi var. Bu sezginin dinleyicinin değerlendirmesiyle çeliştiğini gösteren bir dizi deney var.
Sunumdan çıkarılması zor gelen bir başka bilgi türü, ilginç ama konuyla doğrudan ilgisi olmayan ayrıntılar: çarpıcı bir anekdot, merak uyandıran bir istatistik, bir yan hikâye.
Model — amacı yaz, eylemi seç, elemeyi yap
Bir sunumun amacını belirlemek, hazırlığın başında yapılan üç işle mümkün.
Amacı tek cümleyle yaz. Cümle "anlatmak", "sunmak", "bilgi vermek" gibi sunanın ne yapacağını söyleyen fiillerle değil, dinleyicinin ne yapacağını söyleyen fiillerle kurulmalı: onaylamak, seçmek, uygulamaya başlamak, bir veriyle geri dönmek. Cümle yazılamıyorsa, sunum henüz hazır değil; önce kiminle ve ne için konuşulacağı netleştirilmeli.
Beklenen eylemi seç. Amaç cümlesini, sunumdan sonra gözlemlenebilecek tek bir davranışa indir. Bir sunumdan birden fazla eylem beklemek mümkün, ama biri öne çıkmalı; dinleyici toplantıdan çıkarken neyin kendisinden istendiğini tek bir cümleyle söyleyebilmeli.
Elemeyi yap. Her slaytı, her örneği, her veriyi amaç cümlesine karşı sına: bu, dinleyiciyi beklenen eyleme yaklaştırıyor mu? Yaklaştırmıyorsa ek belgeye, sorulara ya da başka bir toplantıya bırak. Elemenin en zor yanı, emek verilmiş ve ilginç olan bilgiyi dışarıda bırakmak; ama sulandırma etkisi, onu içeride tutmanın bir bedeli olduğunu gösteriyor.
Karar noktası — tek amaç mı, çok amaç mı
Bazı sunumlar gerçekten birden fazla işi görmek zorunda. Yıllık bir faaliyet toplantısı, hem bir yılı özetlemeyi hem de gelecek yıl için destek almayı gerektirebilir. Bir proje kapanışı, hem sonuçları paylaşmayı hem de öğrenilen dersleri başka ekiplere aktarmayı hedefleyebilir.
Bu durumlarda iki yol var. Ya amaçlar arasında bir öncelik belirlenir: biri ana amaç olur ve sunumun yapısını belirler, öbürleri ona hizmet eden ara durak olarak kalır. Ya da sunum bölünür: aynı toplantıda iki ayrı bölüm ya da iki ayrı toplantı. Her iki yolda da dinleyici, hangi bölümde kendisinden ne beklendiğini bilmeli.
Seçimde işe yarayan bir sınama var: dinleyici bu sunumdan tek bir şey hatırlayacaksa, o ne olmalı? Cevap açıksa, o ana amaçtır. Cevap iki eşit şey çıkıyorsa, sunumu bölmeyi düşün.
Sınırlılıklar ve eleştiri
Sunanın paradoksu güçlü bir bulgu, ama her durumda aynı biçimde işlemeyebilir. Bazı sonraki çalışmalar, değerlendirenlerin birden fazla seçeneği yan yana karşılaştırdığı durumlarda sulandırma etkisinin zayıflayabileceğini öne sürüyor. Bu yüzden eleme ilkesi, bir kural olmaktan çok bir varsayılan olarak ele alınmalı.
İlginç ama ilgisiz ayrıntılar üzerine yapılan araştırmalar büyük ölçüde yazılı metinlerle ve öğrenme ortamıyla yapıldı. Sözlü bir sunumda bir hikâye, dinleyicinin dikkatini canlı tutabilir ve bir konuşmacıyı daha samimi gösterebilir; bu yararlar ile ana fikre verdiği zarar arasındaki denge tam olarak bilinmiyor.
Amaçtan başlamak, bazı sunumlarda yapay bir daralma yaratabilir. Keşif amaçlı bir toplantıda, örneğin bir sorunu ekiple birlikte anlamaya çalışırken, baştan tek bir eylem belirlemek tartışmayı erkenden kapatabilir. Bu tür toplantılarda amaç, belirli bir kararı değil, birlikte bir sonraki adımı bulmayı tarif edebilir.
Son olarak, amaç cümlesi sunanın niyetini netleştiriyor, ama dinleyicinin ihtiyacını garanti etmiyor. Dinleyicinin ne istediğini ve neye hazır olduğunu bilmeden yazılan bir amaç, doğru ama yanlış dinleyiciye yöneltilmiş olabilir; seride farklı kitlelere uyarlanma bu yüzden ayrıca işlendi.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışSunumun konusunun, amacı olduğu sanılıyor.
Konu neyin anlatılacağını, amaç dinleyicinin sonrasında ne yapacağını söylüyor.
Yaygın yanlışDaha fazla olumlu bilgi eklemenin sunumu her zaman güçlendirdiği düşünülüyor.
Zayıf bilgiler güçlü olanları sulandırabiliyor.
Yaygın yanlışÇarpıcı ama konuyla ilgisiz bir açılış hikâyesinin dinleyiciyi her durumda kazandığı varsayılıyor.
Böyle ayrıntılar ana fikirlerin hatırlanmasını zayıflatabiliyor.
Yaygın yanlışAsıl isteği sunumun sonuna saklamanın onu daha etkili kıldığı sanılıyor.
Dinleyici bilgiyi amaca göre tartamadığında karar erteleniyor.
Yaygın yanlışEmek verilmiş her bilginin sunumda yer alması gerektiği düşünülüyor.
Amaca hizmet etmeyen bilgi, ek belgede daha iyi duruyor.
Aklında kalsın
Konu neyin anlatılacağını söyler; amaç dinleyicinin sonra ne yapacağını.
Amacı tek cümleyle, dinleyicinin fiiliyle yaz.
Amacı gözlemlenebilir tek bir eyleme indir.
Her slaytı amaca karşı sına; hizmet etmeyeni ek belgeye taşı.
Zayıf olumlu bilgi, güçlü olanı sulandırabilir.
İlginç ama ilgisiz ayrıntı, dinleyiciyi yanlış yere götürebilir.
Asıl isteğini saklama; dinleyici bilgiyi ona göre tartsın.
Sonraki derse köprü
Yedi slaytlık sunumun ikinci versiyonunu provada izleyen meslektaş, bu kez içeriğe itiraz etmedi. Ama bir gözlem yaptı: lider sunuma "Merhaba, ben destek biriminden, bugün size yazılı iletişim üzerine yaptıklarımızı anlatacağım" diye başlamış, "Evet, bu kadardı, sorunuz var mı?" diye bitirmişti. İlk otuz saniyede dinleyici neden dinlemesi gerektiğini duymamış, son otuz saniyede de kendisinden istenen onayı bir kez daha işitmemişti. Meslektaş bir de şunu ekledi: müdürlerin çoğu telefonlarını sunumun ilk dakikasında masaya bırakmış, ancak ölçüm slaytında başlarını kaldırmıştı.
Açılış ve kapanış dersi sunumun bu iki kritik anını ele alıyor: dinleyicinin dikkatini ilk dakikada amaca bağlayan açılışların nasıl kurulacağına, kapanışın sunumun beklenen eylemini nasıl açık ve hatırlanır biçimde söyleyeceğine ve açılış ile kapanışın birbirine nasıl bağlanabileceğine.