İçeriğe geç

L2.12-03·Psikolojik Güvenlik

Soru sorma kültürü

orta2.282 kelime≈ 15 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Soru sorulmayan ekipte bilgi bol olduğu için değil, bilmek pahalı olduğu için sessizlik vardır.

Sorunun sosyal bedeli herkese eşit dağılmaz; en çok yeni gelenler ve uzmanlar öder.

Bir soruya verilen tek bir küçümseyici tepki, izleyen herkesi susturur.

Önce sen sor; gerçekten bilmediğin bir konuda.

Soruyu ödüllendir; ilk cümlen onu değerli kılsın.

İnsanlar uzmana değil, erişilebilir ve güvenilir olana sorar.

Soru sormayı bireylerin cesaretine bırakma; bir düzene bağla.

Açılış sahnesi

Yeni temsilcinin soru soranlara atılan bakıştan yakınması birim müdürünü rahatsız etti; çünkü o bakışı atanın kendisi olup olmadığını bilmiyordu. Birkaç gün boyunca soruların nasıl karşılandığını izledi. Deneyimli temsilciler yeni gelenlerin sorularına çoğu zaman cevap veriyordu, ama bazen bir iç çekişle, bazen "bunu eğitimde anlatmıştık" diye başlayan bir cümleyle. Müdürün kendisi de bir kez, bir soruyu dinlerken telefonuna bakmıştı.

Müdür iki şey değiştirdi. Önce kendi davranışını: her ekip toplantısını kendisinin bilmediği ya da emin olmadığı bir şeyi sorarak açmaya başladı. "Bu hafta kural değişikliğinde anlamadığım bir nokta var; fatura iadelerinde tutar sınırı mı geçerli, yoksa işlem sayısı mı?" Kıdemli bir temsilci cevabı bildi ve açıkladı. Müdür teşekkür etti ve not aldı.

Sonra bir düzen kurdu: her gün öğleden sonra yarım saat, kıdemli temsilcilerden biri "soru masası" olarak ayrılacak, o yarım saatte gelen her soru o gün için onun işi sayılacaktı. İlk hafta soru masasına üç soru geldi. Bir ay sonra günde on beş soru geliyordu; aynı dönemde yeni temsilcilerin hatalı işlem sayısı belirgin biçimde düştü.

Bu derste ne olacak

Önceki dersler bir ekipte konuşmanın ve hata bildirmenin güvenliğine baktı. Bu ders daha gündelik ama en az onlar kadar önemli bir davranışa odaklanıyor: soru sormaya.

Soru sormak basit görünüyor, ama bir bedeli var. Soru soran kişi, bir şeyi bilmediğini ortaya koyuyor; bu da başkalarının gözünde yetersiz, bağımlı ya da hazırlıksız görünme riskini taşıyor. Bu risk, sorunun niteliğine, soranın konumuna ve sorunun kime sorulduğuna göre büyüyüp küçülüyor. Bir ekipte sorular az soruluyorsa, bu çoğu zaman herkesin her şeyi bildiğini değil, bilmemenin pahalı olduğunu gösteriyor.

Seride keşif soruları ve açık sorular, liderin sorduğu sorular olarak işlendi; bir liderin her şeyi bilmek zorunda olup olmadığı ve merakın gelişimdeki yeri de ele alındı. Bu ders yönü tersine çeviriyor: liderin ekibinin ona ve birbirine soru sorabilmesi için ne yapabileceğine bakıyor.

Kanıtlar iki saha çalışmasından geliyor. Biri, bir hastanede yeni bir sistemi öğrenen hekim ve hemşirelerin yardım isteme davranışlarını ve yardım istemenin algılanan sosyal bedelini inceliyor. Öbürü, hemşirelerin belirsiz bir durumda kime danışacaklarına nasıl karar verdiğini ortaya koyuyor.

Destek birimindeki soru masası ve öbür örnekler kurgu; kanıt kutularındaki iki saha çalışması ise yayımlanmış.

Sıfır noktası — soru bir yetersizlik itirafı gibi hissediliyor

Bir kişi bir şeyi bilmediğinde, önünde birkaç seçenek var: sormak, kendi başına araştırmak, tahmin yürütmek ya da hiçbir şey yapmamak. Sormak çoğu zaman en hızlı ve en güvenilir yol; ama sosyal olarak en pahalı olanı da o. Araştırmak ya da tahmin yürütmek görünmez; sormak ise bilmemeyi başkalarının önüne koyuyor.

Bu bedel herkes için aynı değil. Yeni gelenler, kendilerini kanıtlamaya çalıştıkları dönemde soru sormaktan daha çok çekiniyor. Kıdemli çalışanlar, bilmeleri beklenen konularda soru sormanın itibarlarını zedeleyeceğinden korkuyor. Uzmanlık alanı kendi kimliklerinin bir parçası olan kişiler, o alandaki bir boşluğu kabul etmekte daha çok zorlanıyor. Bir soruya verilen tek bir küçümseyici tepki, sadece soran kişiyi değil, izleyen herkesi bir sonraki soruyu sormaktan alıkoyabiliyor.

Soru sorulmayan bir ekipte bedel sonradan ödeniyor. Tahminle yapılan işlemler hatalı çıkıyor, aynı sorunlar farklı kişiler tarafından yeniden çözülüyor, bilgi birkaç kişide kalıyor ve yeni gelenlerin öğrenmesi yavaşlıyor. Açılış sahnesindeki yeni temsilciler, sormak yerine tahmin yürütüyor ve ardından hatalarını bildiriyordu; soru sormanın bedeli, hata bildirmenin bedelinden daha yüksek görünüyordu.

Mekanizma — soru neden sorulmuyor, kime soruluyor

Bir hastanede yeni bir sistemi öğrenen sağlık çalışanlarını inceleyen bir saha çalışması, yardım istemenin sosyal bedelinin kimleri daha çok etkilediğini gösteriyor.

Belirsiz bir durumda kişilerin kime danışacaklarına nasıl karar verdiğini inceleyen bir başka saha çalışması, sorunun kime yöneldiğini belirleyen etkenleri gösteriyor.

Model — önce sen sor, soruyu ödüllendir, yol aç

Bir ekipte soru sorma kültürü üç davranışla kurulabilir.

Önce sen sor. Bir liderin ekibinin önünde bilmediği bir şeyi sorması, ekibe bilmemenin kabul edilebilir olduğunu gösteren en güçlü işaret. Bu soru yapay olmamalı; liderin gerçekten bilmediği ya da emin olmadığı bir konuda olmalı. Liderin kendi uzmanlık alanında da soru sorabilmesi, soru sormanın bir yetersizlik değil, bir öğrenme davranışı olduğunu gösteriyor.

Soruyu ödüllendir. Bir soru sorulduğunda, ilk tepki soruyu değerli kılmalı: "İyi bir soru", "Bunu başka merak eden var mı?", "Bu soruyu sorduğun iyi oldu, bu konuyu netleştirelim." Küçümseyici tepkiler, "bunu eğitimde anlatmıştık", iç çekmek, göz devirmek ya da telefona bakmak, sadece soranı değil, izleyen herkesi bir sonraki soruyu sormaktan alıkoyuyor.

Soruya yol aç. Soru sormayı bireylerin cesaretine bırakmak yerine, bir düzene bağla: bir soru masası, bir soru kanalı, düzenli bir soru saati ya da her toplantının sonunda ayrılan birkaç dakika. Bu düzenler, soru sormanın bedelini azaltıyor; çünkü soru sormak bir istisna olmaktan çıkıp bir işin parçası oluyor. Aynı zamanda bilgiyi birkaç kişiden ekibin geneline yayıyor.

Karar noktası — hemen cevaplamak mı, soruyu geri çevirmek mi

Bir liderin kendisine yöneltilen bir soruya nasıl tepki vereceği konusunda bir gerilim var. Hemen cevap vermek hızlı ve yardımcı görünüyor, ama soran kişinin kendi düşünmesini ve öğrenmesini atlayabiliyor; zamanla ekip her soruyu lidere getirmeye alışabiliyor. Soruyu geri çevirmek, yani "Sence ne olmalı?" diye sormak öğrenmeyi derinleştirebiliyor, ama soran kişiye bir sınav gibi gelebiliyor ve soru sormanın bedelini artırabiliyor.

Denge, sorunun türüne ve soranın durumuna bakarak kurulabilir. Bir bilgi sorusu, yani bir kuralın, bir tarihin, bir yerin sorulması, hemen ve sade bir cevap hak ediyor; geri çevirmek bu soruyu sormayı gereksiz yere pahalı kılıyor. Bir yargı sorusu, yani bir durumda ne yapılması gerektiğinin sorulması, soranın kendi düşüncesini almayı hak edebilir; ama bunu bir sınav gibi değil, bir düşünme ortaklığı gibi yapmak gerekiyor: "Senin aklına ne geliyor? Ben de sonra kendi düşüncemi söyleyeyim."

Cevabı ayarlamanın ölçüsü şu: soran kişi bu sorudan sonra bir dahaki soruyu sormaya daha istekli mi olacak, daha çekingen mi? Daha çekingen olacaksa, tepkini değiştir.

Sınırlılıklar ve eleştiri

Yardım isteme ve danışma üzerine yapılan saha çalışmalarının önemli bir kısmı sağlık sektöründe yapıldı. Hastanelerde bilginin kritikliği ve hiyerarşinin belirginliği, soru sormanın bedelini başka iş ortamlarından farklı kılabiliyor. Bu dersteki öneriler, bu bulguları genel iş ortamlarına bir çıkarımla taşıyor.

Soru sormanın bedeli kültürden kültüre değişiyor. Bazı kültürlerde yaşça ya da rütbece büyük birine soru sormak, onun bilgisini sorgulamak gibi algılanabiliyor; bazılarında ise soru sormak saygı göstergesi sayılıyor. Bir liderin ekibindeki kültürel farklılıkları göz önünde bulundurması gerekiyor.

Her sorunun lider ya da kıdemliler tarafından cevaplanması, uzun vadede bir bağımlılık yaratabilir. Soru sorma kültürü, kişilerin kendi başına araştırma ve öğrenme becerisinin yerini almamalı; iyi bir soru kültürü, kişilerin ne zaman sormaları, ne zaman kendileri araştırmaları gerektiğini de öğrenmelerini içeriyor.

Son olarak, liderin kendi sorularıyla örnek olması her zaman işe yaramayabilir. Liderin sorduğu sorular yapay ya da göstermelik algılanırsa, ekip bunu bir teknik olarak görebilir ve etkisi azalabilir. Liderin soruları, gerçekten bilmediği şeyler hakkında olmalı.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışBir ekipte soru sorulmamasının herkesin her şeyi bildiğini gösterdiği sanılıyor.
Doğrusu

Çoğu zaman bilmemenin pahalı olduğunu gösteriyor.

Yaygın yanlışSoru sormanın bedelinin herkes için eşit olduğu düşünülüyor.
Doğrusu

Yeni gelenler, kıdemliler ve kendi uzmanlık alanındaki kişiler için bedel daha ağır.

Yaygın yanlışBir soruya verilen küçümseyici bir tepkinin yalnız soranı etkilediği varsayılıyor.
Doğrusu

İzleyen herkes bir sonraki soruyu sorup sormayacağına buna bakarak karar veriyor.

Yaygın yanlışBilgi sahibi kişilerin ekipte bulunmasının soruların onlara ulaşması için yeterli olduğu sanılıyor.
Doğrusu

Uzman aynı zamanda ulaşılabilir ve güvenilir görülmediğinde, sorular ona gitmiyor.

Yaygın yanlışHer soruyu soran kişiye geri çevirmenin her zaman öğretici olduğu düşünülüyor.
Doğrusu

Bilgi sorularında bu, sormanın bedelini gereksiz yere artırıyor.

Aklında kalsın

Soru sorulmayan ekipte bilgi bol olduğu için değil, bilmek pahalı olduğu için sessizlik vardır.

Sorunun sosyal bedeli herkese eşit dağılmaz; en çok yeni gelenler ve uzmanlar öder.

Bir soruya verilen tek bir küçümseyici tepki, izleyen herkesi susturur.

Önce sen sor; gerçekten bilmediğin bir konuda.

Soruyu ödüllendir; ilk cümlen onu değerli kılsın.

İnsanlar uzmana değil, erişilebilir ve güvenilir olana sorar.

Soru sormayı bireylerin cesaretine bırakma; bir düzene bağla.

Sonraki derse köprü

Soru masası çalışmaya başladıktan birkaç hafta sonra, birim müdürü bir toplantıda yeni bir müşteri iade politikası önerdi. Öneri, müdürün uzun süre üzerinde çalıştığı bir plandı ve toplantıda herkes başıyla onayladı. Toplantıdan sonra kıdemli bir temsilci lidere geldi: "Politikanın müşterileri kötüye kullanmaya açık bir boşluğu var. Ama müdür o kadar hevesliydi ki, toplantıda söylemeye cesaret edemedim."

Ekip soru sormayı öğrenmişti; ama liderin bir önerisine karşı çıkmak başka bir şeydi. Modülün dördüncü dersi, Muhalefete alan açmak, oradan devam ediyor: bir liderin kendi fikirlerine itiraz edilmesini nasıl davet edebileceğine, farklı görüşlerin bir karar sürecinde nasıl bir işlev gördüğüne ve itirazı kişisel bir saldırı olmaktan çıkarıp kararı güçlendiren bir katkıya dönüştürmenin yollarına.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.