İçeriğe geç

L1.3-01·Değerler ve Karakter

Temel değerlerin keşfi

temel2.898 kelime≈ 19 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Değer, bedeli olsa da korunan şey. Tercih bedel gelince değişiyor, hedef ulaşılınca bitiyor; değer yön olarak kalıyor.

Kart destesinden seçilen liste bir özlem listesi olabiliyor. Onaylanan değerleri fazla, onaylanmayanları eksik taşıyor ve bu yüzden bir başlangıç noktası olarak kalmalı.

Değer bir anda görünmüyor, izler bırakıyor. Üç iz okunabiliyor: kaynakların nereye gittiği, çiğnendiğinde ne tepki verdiğin ve neyi kaybetmeyi göze alıp neyi koruduğun.

Kaynak izi yalnız senin seçtiğin kısımla okunuyor. Zamanının büyük kısmı başkasına aitse bu sütun seni değil koşullarını anlatıyor.

Orantısız öfke çoğu zaman çiğnenmiş bir değeri gösteriyor. En derin değerler, en güçlü tepkilerin arkasında duruyor.

Araç değer bulunduğunda kazı bitmiyor. Para, unvan ve görünürlük için tek soru var: neyin aracı?

Dört sütun yan yana geldiğinde asıl ürün, hiçbir listede olmayan ve iki izde birden beliren değer. Kararlarını yöneten ve kendine hiç söylemediğin değer orada duruyor.

İzlerden çıkan bir değer listeyi yanlışlamıyor, eksik gösteriyor. İki değerin bir arada bulunması bir çelişki değil.

Sevmediğin bir değer bulduğunda inkâr da utanç da işe yaramıyor. Adını koy ve hangi kararlarda öne geçtiğini izle; adı konan değer öbürleriyle aynı masaya oturuyor.

Açılış sahnesi

Bir yönetici bir değer atölyesinde kırk kartlık bir desteden beş kart seçiyor.

Seçtikleri şunlar: dürüstlük, aile, adalet, öğrenme ve özgürlük. Kartları masaya diziyor ve bir süre bakıyor; hepsi ona uyuyor.

Atölyenin ikinci yarısında bambaşka bir iş isteniyor. Katılımcılar son üç ayın takvimini açıyor ve en çok saat ayırdıkları beş işi yazıyor.

Yöneticinin listesi şöyle çıkıyor: yönetim kurulu sunumları, bir müşteriyle yapılan uzun pazarlık, performans tablolarının kontrolü, iki terfi görüşmesi ve bir sektör ödülüne başvuru dosyası.

Aile kartı takvimde birkaç akşam yemeği olarak görünüyor. Öğrenme kartı hiç görünmüyor.

Son olarak bir soru daha soruluyor: son bir yılda en çok neye öfkelendin?

Yönetici cevabı hemen biliyor. Bir toplantıda, kendi hazırladığı bir analiz başka birinin adıyla sunulmuştu ve o akşam uyuyamamıştı.

Bu öfke beş kartın hiçbirinde yok. Kırk kartlık destede ona en yakın kart tanınmaktı ve yönetici onu elinden geçirirken seçmemişti.

Üç liste aynı kişiyi anlatıyor ve birbirine benzemiyor.

Bu ders, hangisinin o kişi hakkında daha doğru konuştuğunu değil, üçünün birlikte nasıl okunacağını ele alıyor.

Bu derste ne olacak

Önceki derslerin çoğu dışarı dönük merakla çalıştı. Bu ders aynı merakı en az sorulan soruya çeviriyor: gerçekte neye değer veriyorsun?

Önce kelimeyi yerine oturtacağız. Değer, tercihle ve hedefle karışıyor ve karıştığında kart destesi bir alışveriş listesine dönüşüyor.

Sonra kart seçmenin neden yanıltıcı olduğunu göstereceğiz. Kartlar, insanın olmak istediğini seçtirir ve bu seçim çoğu zaman dürüst bir seçimdir.

Ardından üç kazı alanı açacağız. Değerler kendilerini bir listede değil, üç farklı yerde bırakılan izlerde gösteriyor.

Modelde bu izleri kart listesiyle yan yana koyacağız ve aradaki farkın nasıl okunacağını kuracağız. Fark bir suçlama değil, bir veri.

Karar anında zor bir durum var: izler, listende olmayan ve pek sevmediğin bir değeri gösteriyor.

Sonda bu dersin nerede durduğunu yazacağız. Bulduğun değerlerin hangisinin önce geldiği sorusu burada açılmıyor.

Bu derste anlatılan yöneticiler, atölyeler ve kurumlar kurgu. Kurgu olmalarının sebebi şu: bir kişinin gizli değerini gösteren bir örnek, gerçek bir kişi üzerine yazıldığında onun hakkında bir hükme dönüşüyor.

Sıfır noktası — değer neyi adlandırıyor

Gündelik dilde değer kelimesi çok şeyi birden taşıyor. İstenen bir şey, önemsenen bir şey, doğru bulunan bir şey.

Bu dersin işi için daha dar bir tanım gerekiyor.

Bu tanımın bir sonucu var ve kart destesini tartışmalı kılıyor.

Bir kartın önünde durup "bu bana uyuyor" demek, bir değeri bulmak anlamına gelmiyor. Uyan şey çoğu zaman bir özlem oluyor.

Seride değerlerin davranışa dönüşmesi başka bir yerden konuşulmuştu. Hiçbir şeye mal olmamış bir değer beyanının, baskı geldiğinde ne yapılacağını önceden söylemediği gösterilmişti.

Bu ders aynı ölçünün ters yönünü soruyor. Bir değer bedel ödetmiş olmalıysa, o bedelin izlerine bakarak değeri bulmak mümkün mü?

İkinci bir ayrım daha lazım, çünkü kazı sırasında çok sık karışıyor.

Açılıştaki yönetici için ödül başvurusu bir araç değerdi. Neyin aracı olduğu ise öfke sorusunda ortaya çıktı.

Mekanizma — değer nerede iz bırakıyor

Kart seçimi bir listeyi, sayılabilecek her şey gibi, bir anda üretiyor. Değer ise bir anda görünmüyor; kararların içine birikerek yerleşiyor.

Bu yüzden onu aramak için üç ayrı yere bakmak gerekiyor.

Birinci kazı alanı kaynakların nereye gittiği.

Zaman, para ve dikkat sınırlı. Üçünün nereye harcandığı, kişinin ne istediği hakkında konuşmadan bilgi veriyor.

Açılışta takvim bunu yaptı. Takvim yöneticiyi suçlamıyordu; yalnız hangi işin ona saat ettiğini gösteriyordu.

Burada bir tuzak var ve kazının en sık yapılan hatası. Takvimdeki her saat bir değer göstermiyor.

Bir kısmı işin gereği, bir kısmı başkasının kararı. Kaynak izini okurken sorulacak soru, bu saati sen mi seçtin, yoksa sana mı seçildi?

İkinci kazı alanı daha az konuşulanı ve en keskin olanı.

Açılıştaki soru bu yüzden işe yaradı. Tanınma kartını geçerken hiçbir şey hissetmeyen yönetici, tanınmadığı akşam uyuyamamıştı.

Üçüncü kazı alanı bedelin ödendiği anlar.

Seride kimlik anlatılırken bir iz tanımlanmıştı: bir şeyin, bedeli olduğu hâlde reddedildiği anlar. Değerler için de aynı yer çalışıyor ve bir farkla.

Kimlikte soru "kendimi kim sayıyorum" idi. Burada soru "hangi iyiyi neye rağmen korudum".

Son bir yılda bir şeyi kaybetmeyi göze alıp bir şeyi koruduğun an, orada korunan şeyin adı neyse değerin o.

Model — üç iz ve bir liste

Model, dört kaynağı yan yana koyuyor ve hiçbirine tek başına güvenmiyor.

Birinci sütun beyan listesi. Sorulduğunda söylediğin beş değer.

İkinci sütun kaynak izi. Son üç ayda senin seçtiğin saatlerin, harcamaların ve dikkatin nereye gittiği.

Üçüncü sütun ihlal izi. Son bir yılda seni en çok öfkelendiren, uykunu kaçıran ya da günlerce aklından çıkmayan üç an.

Dördüncü sütun bedel izi. Son bir yılda bir şeyi kaybetmeyi göze alarak bir şeyi koruduğun anlar.

Dört sütun yan yana geldiğinde üç tür durum çıkıyor ve her biri başka bir şey söylüyor.

Birincisi örtüşme. Bir değer hem beyan listesinde hem izlerin en az ikisinde görünüyorsa, elinde sınanmış bir değer var. Bunlar az sayıda çıkıyor ve çoğu zaman iki ya da üç tane oluyor.

İkincisi yalnız beyan. Listende olan ve hiçbir izde görünmeyen değer. Bu bir yalan değil; çoğu zaman bir özlem ya da bir zamanlar geçerli olmuş bir değer.

Üçüncüsü yalnız iz. Hiçbir listede olmayan ve izlerin ikisinde birden beliren şey.

Kazının asıl ürünü bu üçüncü grup. Kişinin kendine söylemediği ve kararlarını yine de yöneten değer burada duruyor.

Açılıştaki yönetici için tanınma bu gruptaydı. Takvimde sunumlar ve ödül dosyası olarak, öfkede adı başkasının üstüne yazılan bir analiz olarak iki kez görünmüştü.

Modelin son parçası bir yorum kuralı ve kazının en çok bozulduğu yer burası.

İzlerden çıkan bir değer, beyan listesindeki bir değeri yanlışlamıyor. Yalnız listeyi eksik gösteriyor.

Bir kişinin hem aileye hem tanınmaya değer vermesi bir çelişki değil. Hangisinin hangi durumda öne geçtiği ise ayrı bir soru ve bu dersin konusu değil.

Karar noktası — izler sevmediğin bir değeri gösteriyor

Kazı bitti ve üçüncü grupta bir değer duruyor. Adı tanınma, güç, güvenlik ya da onay; hiçbirini bir karta yazıp masaya koymazdın.

Bu anın iki hızlı cevabı var ve ikisi de işe yaramıyor.

Birincisi inkâr. Kazının yanlış yapıldığını, takvimin işin gereği olduğunu, öfkenin yorgunluktan geldiğini düşünmek. Bazen doğru ve çoğu zaman bir kaçış.

Bunu ayırmanın bir yolu var. İnkâr bir sütunu açıklıyor ve ikincisini açıklayamıyor; iki ayrı izde çıkan bir değer tek bir açıklamayla dağılmıyor.

İkincisi utanç. Değeri bulduğun anda onu bir kusur olarak işaretlemek ve bastırmaya karar vermek.

Utancın sorunu değerin kendisinde değil. Tanınma istemek ya da güvenlik aramak kötü şeyler değil; insanların büyük kısmı bunları istiyor ve istemeleri bir liderliğe engel olmuyor.

Sorun görünmeyen değerin kararları yönetmesinde. Adı konmamış bir değer, adı konmuş olanlarla hiç yarışmıyor; kimse fark etmeden öne geçiyor.

Yapılacak iş üçüncü bir yol ve iki adımlı.

Birinci adım adını koymak. Değeri kendi listene yaz, gerekiyorsa kimseye göstermediğin bir listeye.

İkinci adım onun hangi kararlarda öne geçtiğini izlemek. Adı yazılmış bir değer, bir sonraki kararda artık görünür oluyor ve öbür değerlerinle aynı masaya oturuyor.

Açılıştaki yönetici tanınmayı listesine yazdıktan sonra bir şey fark etti. Ödül başvurusu ile ekibindeki birinin sunumu aynı haftaya denk geldiğinde, ilk kez hangisini seçtiğini kendine söyleyerek seçti.

Sınırlılıklar ve eleştiri

Bu ders bulunan değerlerin sırasını vermiyor. Dört sütun bir küme üretiyor ve kümenin içinde hangisinin önce geldiği sorusu bu modülün bir sonraki dersine ait.

Değerlerin iyisini kötüsünü ayırmak da bu dersin işi değil. Kazı neyin var olduğunu gösteriyor; neyin olması gerektiği ahlaki bir soru ve seride etik modülünde ayrı ele alındı.

Kaynak izinin dürüstlüğü herkes için aynı değil. Zamanının büyük kısmı başkası tarafından belirlenen bir kişinin takvimi, onun değerlerinden çok onun koşullarını anlatıyor; vardiyalı çalışan, bakım yükü taşıyan ya da iki işte çalışan biri için bu sütun neredeyse okunamıyor. Bu durumda ağırlık öbür iki ize kayıyor ve kaydırılmalı.

İhlal izi de yanıltabiliyor. Bir öfke değerden değil yorgunluktan, bir kırgınlık değerden değil ilişkinin kendi geçmişinden gelebiliyor. İhlal izinin güvenilir olması için aynı türden öfkenin farklı kişiler ve farklı durumlarda tekrarlanması gerekiyor.

Bedel izi az sayıda an üretiyor ve bazı insanların hayatında böyle anlar hiç olmamış olabiliyor. Bedel ödemeyi gerektiren bir seçimle hiç karşılaşmamış biri için bu sütunun boş kalması bir eksiklik göstermiyor; yalnız o değerin henüz sınanmadığını gösteriyor.

Son olarak bu kazının kendisi de bir öz rapor. Dört sütunu dolduran kişi aynı kişi ve seçtiği anlar da bir seçim. Kazının dışarıdan bir göz ile yapılması, özellikle ihlal izinde, sonucu belirgin biçimde değiştirebiliyor.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışDeğer kartlarından seçilen listenin kişinin değerlerini verdiği sanılıyor.
Doğrusu

Kartlar kişinin olmak istediğini seçtiriyor ve onaylanmayan değerleri hiç seçtirmiyor; liste bir başlangıç, bir sonuç değil.

Yaygın yanlışTakvimdeki her saatin bir değer gösterdiği düşünülüyor.
Doğrusu

Saatlerin bir kısmı işin gereği, bir kısmı başkasının kararı; kaynak izi ancak kişinin kendi seçtiği kısım ayıklandığında okunabiliyor.

Yaygın yanlışÖfkenin bir kusur olarak ele alınması gerektiği varsayılıyor.
Doğrusu

Orantısız bir öfke çoğu zaman çiğnenmiş bir değerin en açık izi; bastırıldığında o değer de görünmez oluyor.

Yaygın yanlışAraç değerlerle kazının bittiği sanılıyor.
Doğrusu

Para, unvan ve görünürlük bulunduğunda asıl soru henüz sorulmamış oluyor: bunlar neyin aracı?

Yaygın yanlışİzlerde bulunan onaylanmayan bir değerin kişiyi kötü yaptığı düşünülüyor.
Doğrusu

Tanınma, güç ya da güvenlik istemek olağan; zarar veren şey değerin kendisi değil, adı konmadığı için kararları görünmeden yönetmesi.

Aklında kalsın

Değer, bedeli olsa da korunan şey. Tercih bedel gelince değişiyor, hedef ulaşılınca bitiyor; değer yön olarak kalıyor.

Kart destesinden seçilen liste bir özlem listesi olabiliyor. Onaylanan değerleri fazla, onaylanmayanları eksik taşıyor ve bu yüzden bir başlangıç noktası olarak kalmalı.

Değer bir anda görünmüyor, izler bırakıyor. Üç iz okunabiliyor: kaynakların nereye gittiği, çiğnendiğinde ne tepki verdiğin ve neyi kaybetmeyi göze alıp neyi koruduğun.

Kaynak izi yalnız senin seçtiğin kısımla okunuyor. Zamanının büyük kısmı başkasına aitse bu sütun seni değil koşullarını anlatıyor.

Orantısız öfke çoğu zaman çiğnenmiş bir değeri gösteriyor. En derin değerler, en güçlü tepkilerin arkasında duruyor.

Araç değer bulunduğunda kazı bitmiyor. Para, unvan ve görünürlük için tek soru var: neyin aracı?

Dört sütun yan yana geldiğinde asıl ürün, hiçbir listede olmayan ve iki izde birden beliren değer. Kararlarını yöneten ve kendine hiç söylemediğin değer orada duruyor.

İzlerden çıkan bir değer listeyi yanlışlamıyor, eksik gösteriyor. İki değerin bir arada bulunması bir çelişki değil.

Sevmediğin bir değer bulduğunda inkâr da utanç da işe yaramıyor. Adını koy ve hangi kararlarda öne geçtiğini izle; adı konan değer öbürleriyle aynı masaya oturuyor.

Sonraki derse köprü

Kazı bir küme çıkardı ve kümenin içindeki değerler sırasız duruyor.

Oysa dördüncü sütunun her satırı bir sıra bilgisi taşıyordu. Bir şeyi kaybetmeyi göze alıp bir şeyi koruduğun anda iki değer karşı karşıya gelmiş ve biri öbürüne tercih edilmişti.

Bu bilgi bu derste bilerek kullanılmadı.

Sonraki ders onu açıyor: değerler hiyerarşisi. Orada sorulacak şey hangi değerin daha iyi olduğu değil, iki değer aynı karara düştüğünde hangisinin öne geçtiği ve bu sıranın bir liste olarak mı yoksa durumdan duruma değişen bir düzen olarak mı çalıştığı.

Bugünkü dört sütundan biri oraya malzeme olarak gidiyor. Bedel izindeki her an, bir hiyerarşinin kendini gösterdiği an.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.