Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bir yaşam hikâyesi bir kayıt değil, bir kuruluş. Aynı olgular farklı ipliklerle farklı hikâyelere giriyor.
Hikâye üç işlemden geçiyor: bazı olaylar dönüm noktası sayılıyor, seçilenler bir iplikle bağlanıyor ve ipliğe girmeyenler dışarıda kalıyor.
Dışarıda kalan olay yanlış ya da önemsiz olduğu için değil, anlatıyı bölmediği için dışarıda kalıyor. Başkaları aynı olayı hatırlıyor olabilir.
Bir hikâye kapandığında yeni deneyimler ona uydurulmaya çalışılıyor ve uymayanlar ya çarpıtılıyor ya atılıyor. Yeniden anlatma bunun yerine ipliği yeni deneyimi kapsayacak biçimde gözden geçiriyor.
Hikâyene uymayan zor bir deneyimle karşılaştığında ne dışarıda bırakmak ne bütün hikâyeyi terk etmek işe yarıyor. Soru deneyimin seni yanlışlayıp yanlışlamadığı değil, hikâyene nasıl bir dönüm noktası olarak gireceği.
Her zorluğu hemen bir derse çevirmek bazen bir kaçış oluyor. Model hangi ipliğin doğru olduğunu söylemiyor, yalnız ipliklerin nasıl kurulduğunu gösteriyor.
Açılış sahnesi
Bir danışmanlık şirketinde iki ortak, aynı on yılı, aynı şirket kayıtlarına bakarak anlatıyor.
Birincisi şöyle anlatıyor: erken yaşta bir proje batırdı, iki yıl kimse ona büyük bir iş vermedi, sonra küçük bir müşteriyle sabırla yeniden güven kazandı ve bugünkü ortaklığa oradan yürüdü. Batışın kendisi hikâyenin dönüm noktası.
İkincisi aynı on yılı şöyle anlatıyor: işe başladığı ilk günden beri aynı disiplinle çalıştı, bazı projeler tuttu, bazıları tutmadı ve sonunda kıdem onu ortaklığa taşıdı. Erken batış, anlattığı hikâyede hiç geçmiyor; sorulduğunda "olur öyle şeyler" diyor.
İkisi de aynı belgelerde. Aynı tarihler, aynı projeler, aynı sonuç.
Fark olaylarda değil, hangi olayın hangi olaya bağlandığında.
Bu derste ne olacak
Önceki ders bir kimliğin nasıl kurulduğunu gösterdi: kişinin üstlendiği bir hamle ve buna gelen bir karşılığın tekrar tekrar buluşması. Ve bir konuyu kenara bıraktı: kurulan bu kimlik bir noktadan sonra bir hikâyenin içine yerleşiyor.
Bu ders o hikâyenin nasıl kurulduğuna bakıyor.
Önce hikâyeyi yanlış yerde arayan iki cevaba bakacağız. Sonra hikâyenin üç parçasını ayıracağız: hangi olayın seçildiği, seçilenlerin nasıl birbirine bağlandığı ve neyin dışarıda kaldığı.
Modelde bu hikâyenin ne zaman kapandığını ve ne zaman yeniden kurulabildiğini göreceğiz. Ardından senin karşına çıkacak anı ele alacağız: mevcut hikâyene uymayan zor bir deneyim yaşadın.
Sonda bu okumanın kendi riskini yazacağız, çünkü her şeyi düzgün bir derse çevirmek de bir tuzak.
Burada anlatılan iki ortak ve şirket kurgudur; gerçek bir olayın anlatımı değil, aynı olguların iki farklı hikâyeye nasıl girdiğinin gösterimi.
Sıfır noktası — iki yanlış yerde arama
Hikâye sorulduğunda iki tepki geliyor ve ikisi de yanlış yerde duruyor.
Birincisi hikâyeyi bir kayıt sanmak. Kişi anlattığı şeyin geçmişte tam olarak öyle geçtiğini düşünüyor.
Açılış sahnesi bunun neden yetersiz olduğunu gösteriyor. Aynı belgeler, aynı tarihler ve iki farklı anlatı. Hikâye bir kayıt olsaydı ikisi aynı olurdu.
İkincisi tam ters yönde bir hata: hikâyeyi önemsiz bir süs sanmak. Önemli olanın gerçek olaylar olduğu, nasıl anlatıldığının bir fark yaratmadığı düşünülüyor.
Bu da yanılıyor, çünkü hangi ipliğin seçildiği kişinin bugün ne yapacağını etkiliyor. Batışını dönüm noktası sayan ortak, yeni bir gencin erken hatasına farklı davranıyor; batışını hiç anmayan ortak farklı davranıyor. İkisi de aynı on yılı yaşadı ve bugün farklı kararlar veriyorlar.
Bir önceki modülde bir olayın çok anlatılınca kendi kaydının yerini aldığını görmüştük. Buradaki mekanizma bir adım öteye gidiyor: mesele tek bir olayın nasıl anlatıldığı değil, hangi olayların seçilip hangilerinin hiç anlatılmadığı.
Seçim genellikle bilinçli bir karar olarak yaşanmıyor. Kişi oturup "bu olayı sayacağım, şunu saymayacağım" demiyor; seçim, olay hatırlanırken ve anlatılırken kendiliğinden oluyor ve bu yüzden fark edilmesi zor.
Mekanizma — seçim, bağ ve dışarıda kalan
Bir yaşam hikâyesi üç işlemden geçiyor.
Birinci işlem seçim. Yaşanan yüzlerce olaydan birkaçı dönüm noktası ilan ediliyor.
İkinci işlem bağ kurmak.
Açılış sahnesindeki birinci ortağın ipliği şuydu: düşüş, sabır, yeniden kazanılan güven. İkincisinin ipliği: kesintisiz disiplin. Aynı olaylardan biri ipliğe giriyor, öteki girmiyor.
Üçüncü işlem dışarıda kalan.
Seçim, bağ ve dışarıda bırakma birlikte çalışıyor ve sonuç bir kişinin kendini anlattığı biçimi belirliyor. Üçü de tek seferde olmuyor; kişi her yeni dinleyiciye anlatırken aynı üç işlemi küçük farklarla yeniden yapıyor ve bu yüzden aynı hayat hikâyesi bile zamanla biraz kayıyor.
Model — kapanmış anlatı ve yeniden anlatma
Bir hikâye kurulduktan sonra iki yoldan biri işliyor.
İki hikâye arasındaki fark, ipliğin kapalı mı açık mı tutulduğunda duruyor. Kapanmış anlatı yeni deneyimi bir tehdit gibi karşılıyor, çünkü ipliği bozuyor. Açık kalan anlatı aynı deneyimi bir malzeme gibi karşılıyor, çünkü iplik zaten değişmeye hazır kuruluyor.
Karar noktası — hikâyene uymayan bir deneyim yaşadığında
Burası bu dersin uygulamaya en yakın durduğu yer.
Zor bir deneyim yaşadın ve bu deneyim mevcut hikâyene uymuyor. Kendini hep başarılı anlatıyordun ve büyük bir hata yaptın; kendini hep dirençli anlatıyordun ve bu kez dayanamadın. İçinde bir uyumsuzluk hissi var ve bu his, hikâyenin gerçekten sarsıldığının bir işareti.
Sık yapılan iki hamle de yanlış yöne gidiyor. Biri deneyimi dışarıda bırakmak, onu bir istisna sayıp ipliğe hiç sokmamak. Öteki bütün hikâyeyi terk etmek, "meğer hiç öyle biri değilmişim" demek.
Yapılacak şey ne dışarıda bırakmak ne terk etmek; ipliği bu yeni olayı da kapsayacak biçimde yeniden kurmak. Soru "bu olay beni yanlışlıyor mu" değil, "bu olay hikâyeme nasıl bir dönüm noktası olarak girer" sorusu. İkinci soru birinciden daha zor, çünkü hazır bir cevabı yok ve zamana yayılıyor.
Bu yeniden kurma zamana yayılıyor ve aceleye getirilmemesi gerekiyor; bir sonraki bölüm bu acelenin kendi riskini gösterecek.
Sınırlılıklar ve eleştiri
Bu ders bir riski taşıyor ve söylenmesi gerekiyor: her zorluğu hemen bir dönüm noktasına çevirme isteği.
Bir deneyimi anında "bana öğrettiği şey" diye yeniden yazmak bazen bir güç görüntüsü veriyor ve bazen bir kaçış oluyor. Yaşanan zarar ya da hata, üzerinden geçilmeden hemen bir ders cümlesine dönüştürülüyor.
Ayırt edici soru hızda değil, muhatapta. Yeniden anlatma önce kendi başına, kendi zamanında oluyor mu, yoksa doğrudan başkalarına bir imaj sunmak için mi kuruluyor? Birincisi bir işleme süreci, ikincisi bir sunum stratejisi.
İkinci sınır şu: bu model hangi ipliğin doğru olduğunu söylemiyor, yalnız ipliklerin nasıl kurulduğunu gösteriyor.
Son bir sınır: burada anlatılan model bireysel hikâyeler için kuruldu. Bir ekibin ya da bir kurumun ortak anlatısı benzer bir mekanizmayla mı işliyor, bu ayrı bir soru ve burada ele alınmıyor. Bir kurumun kuruluş hikâyesinin de kendi dönüm noktaları ve kendi dışarıda bıraktıkları olabilir, ama o hikâyeyi kim seçiyor ve kim itiraz edebiliyor sorusu bambaşka bir güç meselesi getiriyor.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışBir yaşam hikâyesinin geçmişin doğru bir kaydı olduğu sanılıyor.
Aynı olgular farklı ipliklerle farklı hikâyelere girebiliyor; kayıt olsaydı herkesin anlatısı aynı olurdu.
Yaygın yanlışHikâyenin önemsiz bir anlatım biçimi olduğu, asıl olanın gerçek olaylar olduğu düşünülüyor.
Hangi ipliğin seçildiği kişinin bugünkü kararlarını etkiliyor; iki farklı iplik iki farklı davranışa yol açabiliyor.
Yaygın yanlışSabit ve değişmeyen bir hikâye anlatmak bir olgunluk işareti sanılıyor.
Kapanmış bir anlatı yeni deneyimi işleyemiyor ve deneyim hiçbir şey öğretmeden geçip gidiyor.
Yaygın yanlışZor bir deneyimi hemen "bana öğrettiği ders" diye yeniden yazmak bir güç sanılıyor.
Hızlı yeniden anlatma bazen hesap vermekten kaçmanın bir yolu oluyor; önce zararın kendisiyle kalmak gerekebiliyor.
Aklında kalsın
Bir yaşam hikâyesi bir kayıt değil, bir kuruluş. Aynı olgular farklı ipliklerle farklı hikâyelere giriyor.
Hikâye üç işlemden geçiyor: bazı olaylar dönüm noktası sayılıyor, seçilenler bir iplikle bağlanıyor ve ipliğe girmeyenler dışarıda kalıyor.
Dışarıda kalan olay yanlış ya da önemsiz olduğu için değil, anlatıyı bölmediği için dışarıda kalıyor. Başkaları aynı olayı hatırlıyor olabilir.
Bir hikâye kapandığında yeni deneyimler ona uydurulmaya çalışılıyor ve uymayanlar ya çarpıtılıyor ya atılıyor. Yeniden anlatma bunun yerine ipliği yeni deneyimi kapsayacak biçimde gözden geçiriyor.
Hikâyene uymayan zor bir deneyimle karşılaştığında ne dışarıda bırakmak ne bütün hikâyeyi terk etmek işe yarıyor. Soru deneyimin seni yanlışlayıp yanlışlamadığı değil, hikâyene nasıl bir dönüm noktası olarak gireceği.
Her zorluğu hemen bir derse çevirmek bazen bir kaçış oluyor. Model hangi ipliğin doğru olduğunu söylemiyor, yalnız ipliklerin nasıl kurulduğunu gösteriyor.
Sonraki derse köprü
Bu derste bir hikâyenin tek bir iplikle nasıl kurulduğunu gördük.
Gerçekte kimse tek bir hikâye anlatmıyor. İş yerinde anlattığın hikâye ile aile içinde anlattığın aynı olmayabiliyor; ikisi de sen olduğun hâlde farklı ipliklere oturuyor.
Sonraki ders bu çoğulluğu açıyor: rol kimlikleri birbirinden nasıl ayrılıyor, ne zaman çatışıyor ve bir kişi kaç farklı hikâyeyi aynı anda, birbiriyle çelişmeden ya da çelişerek, taşıyabiliyor.
Bugünkü dönüm noktası ve iplik kavramları orada da geçerli olacak, çünkü her rol kendi ipliğini kendi dönüm noktalarıyla kuruyor.