İçeriğe geç

L1.1-01·Kimlik ve Liderlik Benliği

Ben kimim?

temel2.864 kelime≈ 19 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Önceki seviyedeki çalışmalar başkasının da doğrulayabileceği kayıtlara dayanıyordu. Kendini nasıl tarif ettiğin böyle bir kayıt üretmiyor ve ders bu boşlukla başlıyor.

Alışılmış üç cevap aynı sebeple kullanılamıyor. Sıfat listesi, rol listesi ve hikâye bedelsiz kuruluyor ve bedelsiz kurulan bir tarif bilgi taşımıyor.

Kendini nasıl gördüğün cümlelerde durmuyor. Sonucu en iyi olanı değil kendine uyanı seçtiğin kararların içinde duruyor.

Üç iz okunabiliyor: bedeli olan bir ret, karşılığı olmayan bir tekrar ve pişman olunmayan bir kimlik kararı.

Üçünün ortak özelliği bir bedel içermeleri. Ret bir fırsatı, tekrar bir zamanı, kimlik kararı bir sonucu ödüyor.

Tek bir olay bir tarif kurmuyor. Bir ret bir tercih olabiliyor; iki benzer ret sınır göstermeye başlıyor ve farklı bağlamlarda tekrar eden iz daha çok bilgi taşıyor.

"Bu ben değilim" cümlesi iki şeyi birden söyleyebiliyor. Denenmişse bir sınır, denenmemişse bir tahmin ve ikisini ayıran soru tek.

Denenmemiş bir hayır her benzer teklifte yeniden verilmek zorunda kalıyor. Bir kez denendikten sonra verilen hayır ise bir sınıra dönüşüyor.

Kesin bir cevap aramak bu soruda bir titizlik olmuyor. Aranan şeyin tek bir hâli yok ve kesin cevap beklenirken kararlar bekliyor.

Açılış sahnesi

Bir gelişim programında katılımcılardan kendilerini beş kelimeyle tarif etmeleri isteniyor.

Bir kişi şunları yazıyor: sabırlı, analitik, insan odaklı, dürüst, çözüm üreten.

Kâğıt teslim ediliyor ve kimse itiraz etmiyor. Beş kelimenin hepsi olumlu ve hiçbiri yanlış görünmüyor.

Aynı programda ikinci bir soru soruluyor ve bu kez cevaplar zorlanıyor: geçen yıl, kendine uymadığını düşündüğün için reddettiğin bir iş var mı?

Aynı kişi uzun süre düşünüyor ve bir şey yazıyor. Bir yıl önce bir görev teklif edilmiş ve kabul etmemiş; görev iki ekibi birleştirip birinden kişi çıkarmayı gerektiriyormuş.

Reddettiğinde terfi bir yıl gecikmiş.

Şimdi iki cevabı yan yana koyalım.

Birinci cevap beş kelime veriyor ve hiçbirinin arkasında bir olay yok. İkinci cevap tek bir olay veriyor ve arkasında bir bedel duruyor.

İkisinden hangisi o kişi hakkında daha çok şey söylüyor?

Bu ders, kendini tarif etmenin neden zor olduğunu ve tarifin gerçekte nereden okunduğunu ele alıyor.

Bu derste ne olacak

Yeni bir seviye başlıyor ve önceki seviyeden bir farkla giriyoruz.

Başlangıç değerlendirmesindeki bütün çalışmalar bir kaydın üstünde yürüdü. Olaylar, tekrarlar, aramalar ve tarihler sayıldı; hepsi dışarıdan bakan birinin de doğrulayabileceği bir şeye dayanıyordu.

Kendini nasıl tarif ettiğin böyle bir iz bırakmıyor ve ders bu boşlukla başlıyor.

Önce sorunun alışılmış üç cevabına bakacağız. Üçü de kolay yazılıyor ve üçü de aynı sebeple kullanılamıyor.

Sonra tarifin nereye yerleştiğini konuşacağız. Kendini nasıl gördüğün cümlelerde durmuyor, kararların içinde duruyor.

Ardından üç iz tanımlayacağız. Kimlik kayıt bırakmıyor ve iz bırakıyor; üçünün de ortak bir özelliği var.

Modelde bu izlerden okunabilir bir tarif çıkaracağız ve çıkan şey bir sıfat listesine benzemeyecek.

Karar anında sık yaşanan bir durum var: kendine uymadığını düşündüğün bir iş teklif edildi ve iyi bir fırsat.

Sonda bu dersin nerede durduğunu yazacağız, çünkü kimliğin nasıl oluştuğu ve kaç tane olduğu bu dersin konusu değil.

Aşağıdaki kişiler ve programlar kurgudur. Kurgu olmalarının bir sebebi var: burada anlatılan şey kimsenin özel hayatı değil, bir sorunun neden cevaplanamadığı.

Sıfır noktası — üç kolay cevap ve ortak kusurları

Soru sorulduğunda üç cevap kalıbı geliyor ve üçü de hazırda bekliyor.

Birincisi sıfat listesi. Sabırlı, analitik, kararlı gibi kelimeler sıralanıyor.

Bu kalıbın sorunu seride bir kez konuşuldu. Sıfat sayılamıyor; bir sıfatın doğru olup olmadığını gösterecek bir birim bulunmuyor ve kişi kendi listesini kolayca savunabiliyor.

İkincisi rol listesi. Mühendisim, ablayım, ekip liderim gibi konumlar sayılıyor.

Bu kalıbın sorunu da tanıdık. Bir konum adı, o konumda hangi işin yapıldığını söylemiyor; aynı ad iki yerde farklı anlama gelebiliyor ve tarif yine boş kalıyor.

Üçüncüsü hikâye. Kişi geçmişini anlatıyor ve tarifi bir anlatının içine yerleştiriyor.

Bu üçüncüsü diğer ikisinden güçlü ve kendi dersi var; bu modülün ilerleyen bir dersi yaşam hikâyesini ayrı olarak ele alıyor. Burada yalnız şunu söylemek yeterli: anlatı sonradan kuruluyor ve neyin anlatıldığı kadar neyin dışarıda bırakıldığı da seçiliyor.

Üç kalıbın ortak kusuru aynı yerde.

Üçü de bedelsiz kuruluyor. Bir sıfatı yazmak, bir rolü saymak ve bir hikâyeyi anlatmak kişiye hiçbir şeye mal olmuyor.

Mekanizma — tarif nerede duruyor

Kendini nasıl gördüğün bir yerde duruyor ve o yer cümleler değil.

Kararların içinde duruyor ve özellikle bir tür kararın içinde.

Bu ayrım seride bir kez değerler için yapılmıştı. Bedeli hiç ödenmemiş bir değer beyanı, kişinin baskı altında ne yapacağını göstermiyordu.

Aynı ölçü kimlik için de geçerli ve bir farkla. Değer neyin doğru olduğuna dair bir yargı; kimlik ise kişinin kendini kim saydığı ve ikisi her zaman aynı yöne bakmıyor.

Şimdi izlere geçelim. Kimlik bir olay kaydı üretmiyor; buna karşılık üç iz bırakıyor.

Birinci iz reddedilenlerde duruyor.

Açılış sahnesindeki ikinci cevap bir ret sınırıydı ve bir yıllık gecikmeyle ödenmişti.

İkinci iz karşılığı olmayan tekrarlarda duruyor.

Üçüncü iz kimlik kararlarında duruyor ve en zor fark edileni.

Bir kararı verirken en iyi sonucu değil kendine uyanı seçtiğin anlar, dışarıdan bir hata gibi görünüyor. Kişi bunları savunurken çoğu zaman verimlilik diliyle savunmaya çalışıyor ve savunma tutmuyor, çünkü karar oradan çıkmadı.

Üç izin ortak özelliği dersin ölçütünü veriyor.

Üçü de bir bedel içeriyor. Ret bir fırsatı, karşılıksız tekrar bir zamanı, kimlik kararı bir sonucu ödüyor.

Bedelsiz kurulan bir tarif bilgi taşımıyor.

Model — üç izden okunabilir bir tarif

Modelin işi bir liste üretmek değil, cevabın biçimini değiştirmek.

Soru "ben kimim" olarak sorulduğunda cevap bir sıfatla geliyor. Soru üç ize çevrildiğinde cevap örneklerle geliyor.

Birinci soru ret üzerine: son üç yılda, sana uymadığı için reddettiğin ve bunun bir bedeli olan bir şey var mı?

İkinci soru tekrar üzerine: karşılığında hiçbir şey almadığın hâlde sürdürdüğün bir davranış var mı?

Üçüncü soru karar üzerine: en iyi sonucu vermediğini bildiğin hâlde verdiğin ve pişman olmadığın bir karar var mı?

Üç sorunun da cevabı bir olay oluyor ve olayların yanına bir bedel yazılabiliyor.

Buradan çıkan tarif farklı görünüyor. Sıfat yerine örnek, iddia yerine kayıt geliyor.

Ve bu tarifin bir üstünlüğü var: sınanabiliyor. Bir sonraki benzer durumda aynı şey tekrar ederse tarif güçleniyor, etmezse tarif zayıflıyor.

Modelin ikinci parçası sayı üzerine ve gözden kaçıyor.

Tek bir olay bir tarif kurmuyor. Bir ret bir tercih olabiliyor; iki benzer ret bir sınır göstermeye başlıyor.

Seride bu ölçüt güçlü yönler haritasında kullanılmıştı ve burada aynı biçimde işliyor. Tekrar, bağlam sayısıyla okunuyor; aynı davranış farklı yerlerde ortaya çıkıyorsa kişiye ait olma ihtimali artıyor.

Modelin üçüncü parçası cevabın kesinliğiyle ilgili ve dersin en önemli uyarısı burada.

Bu dersin ürettiği şey bir cevap olmuyor. Bir okuma yöntemi oluyor ve okuma her dönem yeniden yapılıyor.

Karar noktası — kendine uymadığını düşündüğün bir fırsat

Bu, dersin gerçek anı ve genellikle hızlı geçiştiriliyor.

Bir görev, bir rol ya da bir iş teklif ediliyor. Nesnel olarak iyi bir fırsat ve içinden gelen cevap şu: bu ben değilim.

Bu cümle iki farklı şeyi birden söyleyebiliyor ve ikisi aynı şey değil.

Birincisi bir ret sınırı. Kişi bunu daha önce denemiş ya da benzerini yaşamış ve kendisine uymadığını görmüş; cümlenin arkasında bir deneyim var.

İkincisi bir tahmin. Kişi hiç denememiş ve nasıl olacağını tahmin ediyor; cümle bir tespit gibi kuruluyor ve bir öngörü taşıyor.

İkisini ayıran soru tek: bunu daha önce denedin mi?

Denediysen cevabın bir bilgiye dayanıyor ve reddetmek meşru; üstelik reddin kendisi tarifini güçlendiriyor.

Denemediysen elindeki şey bir tarif değil, sınanmamış bir tahmin. Seride bunun bir benzeri vardı; bir davranışın sende ne kadar çabayla geldiği sorusu, o davranışı yapamayacağın anlamına gelmiyordu ve fark deneme sayısında görülüyordu.

Bu durumda yapılacak şey teklifi kabul etmek zorunda değil.

Yapılacak şey tahmini sınanabilir hâle getirmek. Teklifin en küçük parçası nedir ve o parçayı bir kez deneyebilir misin?

Bir kez denendikten sonra verilen hayır bir sınıra dönüşüyor. Denenmeden verilen hayır ise her benzer teklifte yeniden verilmek zorunda kalıyor ve her seferinde aynı belirsizliği taşıyor.

Sınırlılıklar ve eleştiri

Bu ders kimliğin nasıl oluştuğunu anlatmıyor. Yaptığı iş bugünkü tarifin nereden okunacağını göstermek; o tarifin hangi yollardan geçerek kurulduğu bu modülün sonraki derslerinin konusu.

Tek bir tarif varmış gibi konuşulması da bir basitleştirme. Kişinin kendini nasıl gördüğü bulunduğu role, ortama ve muhataba göre değişiyor; bu ders o değişimi hesaba katmıyor ve bunun ayrı bir dersi var. Buradaki üç iz, farklı ortamlarda ortaya çıktıklarında daha çok bilgi taşıyor ve tek bir ortamdan okunduklarında o ortama ait olabiliyor.

Ret sınırının kendi riski var ve karşı örnekle geçti. Her reddi bir kimlik ilanı saymak, denenmemişliği ilkeye çeviriyor; bir ret ancak gerçek bir seçenek karşısında ve tekrarlanarak sınır hâline geliyor.

Karşılıksız tekrar da yanıltabiliyor. Sürdürülen her davranış kimlikten gelmiyor; bir kısmı alışkanlık, bir kısmı kaçınma oluyor. Ayırt edici soru, davranışın bırakılması durumunda kişide ne olacağı; alışkanlık bırakıldığında rahatsızlık geçici oluyor, kimlik kararı bırakıldığında kişi kendine yabancılaşıyor.

Ölçüm tarafında bu ders önceki modülden zayıf ve bunu söylemek gerekiyor. Orada sayılan şeyler dışarıdan doğrulanabiliyordu; burada kaydı tutan da okuyan da aynı kişi. Bu yüzden buradan çıkan tarif bir kanıt olmuyor, bir çalışma varsayımı oluyor ve sınanacağı yer bir sonraki benzer durum.

Son olarak kesin bir cevap aranmaması gerektiğini yinelemek yerinde. Bu soru bir kez cevaplanıp kapanan bir soru değil ve kapatılmaya çalışıldığında karar erteleniyor.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışSıfat listesinin bir tarif olduğu sanılıyor.
Doğrusu

Sıfat sayılamıyor ve bir sıfatın doğru olup olmadığını gösterecek bir birim bulunmuyor; tarif ancak bir olaya ve o olayın bedeline bağlandığında sınanabilir hâle geliyor.

Yaygın yanlışKendini olmak istediğin gibi tarif etmenin sahtelik olduğu düşünülüyor.
Doğrusu

Bu tarif bir yön gösteriyor ve işlevi var; sorun sahtelik olmuyor, hedefin bir tespit sanılması ve planın onun üstüne kurulması oluyor.

Yaygın yanlışOlumlu tariflerin kişi hakkında bilgi verdiği varsayılıyor.
Doğrusu

Olumlu tarif bedelsiz kurulabiliyor; bilgi taşıyan şey, bir bedel karşılığında verilmiş bir ret ya da karşılığı olmadığı hâlde sürdürülen bir davranış oluyor.

Yaygın yanlış"Bu ben değilim" cümlesinin her zaman bir tespit olduğu sanılıyor.
Doğrusu

Cümle bir sınırı da anlatabiliyor, hiç denenmemiş bir tahmini de; ikisini ayıran tek soru, bunun daha önce denenip denenmediği.

Yaygın yanlışTek bir olayın bir kimlik gösterdiği düşünülüyor.
Doğrusu

Bir ret bir tercih olabiliyor ve iki benzer ret bir sınır göstermeye başlıyor; okuma tekrar sayısıyla ve farklı bağlamlarla yapılıyor.

Aklında kalsın

Önceki seviyedeki çalışmalar başkasının da doğrulayabileceği kayıtlara dayanıyordu. Kendini nasıl tarif ettiğin böyle bir kayıt üretmiyor ve ders bu boşlukla başlıyor.

Alışılmış üç cevap aynı sebeple kullanılamıyor. Sıfat listesi, rol listesi ve hikâye bedelsiz kuruluyor ve bedelsiz kurulan bir tarif bilgi taşımıyor.

Kendini nasıl gördüğün cümlelerde durmuyor. Sonucu en iyi olanı değil kendine uyanı seçtiğin kararların içinde duruyor.

Üç iz okunabiliyor: bedeli olan bir ret, karşılığı olmayan bir tekrar ve pişman olunmayan bir kimlik kararı.

Üçünün ortak özelliği bir bedel içermeleri. Ret bir fırsatı, tekrar bir zamanı, kimlik kararı bir sonucu ödüyor.

Tek bir olay bir tarif kurmuyor. Bir ret bir tercih olabiliyor; iki benzer ret sınır göstermeye başlıyor ve farklı bağlamlarda tekrar eden iz daha çok bilgi taşıyor.

"Bu ben değilim" cümlesi iki şeyi birden söyleyebiliyor. Denenmişse bir sınır, denenmemişse bir tahmin ve ikisini ayıran soru tek.

Denenmemiş bir hayır her benzer teklifte yeniden verilmek zorunda kalıyor. Bir kez denendikten sonra verilen hayır ise bir sınıra dönüşüyor.

Kesin bir cevap aramak bu soruda bir titizlik olmuyor. Aranan şeyin tek bir hâli yok ve kesin cevap beklenirken kararlar bekliyor.

Sonraki derse köprü

Bu derste üç iz okundu ve okunan şey bugünkü tarifti.

Üç izin hepsinde ortak bir eksik var. Hiçbiri nereden geldiğini söylemiyor.

Reddettiğin şeyi neden reddettiğini, karşılıksız sürdürdüğün davranışı neden sürdürdüğünü ve o kararı neden verdiğini bu okuma göstermiyor. Yalnız var olduklarını gösteriyor.

Sonraki ders o soruyu açıyor: liderlik kimliği nasıl oluşur?

Orada tarifin bir tarihi olduğunu göreceğiz. Bir kişinin kendini lider olarak görmesi bir gün başlıyor ve o başlangıç genellikle bir iç karar olmuyor; dışarıdan gelen bir çağrı, bir görev ya da bir başkasının cümlesi oluyor.

Bu, bu dersin bulgusunu bir adım ileri taşıyor. Kimlik kararların içinde duruyorsa, o kararları vermeye başlamadan önce bir şeyin olması gerekiyor.

Sonraki dersin soracağı şey de bu: bir kişi kendini ilk kez ne zaman lider sayıyor ve o anı ne belirliyor?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.