Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Geçmişin ile envanterin aynı şey olmuyor. Geçmiş bir olgu, envanter ise bir çıkarma işleminin sonucu ve o işlemin bir yöntemi var.
Envanterin birimi dönem olmuyor, an oluyor; iki kişinin özgeçmişi aynı olsa bile envanterleri farklı çıkabiliyor.
Bir olay ancak bir uçtan çekilerek geliyor ve uçların çoğu kurumdan geliyor; kurumun kaydetmediği bir davranış, onu yapan kişinin listesinden de düşüyor.
Sonuç geriye doğru çalışıyor. Kötü biten bir girişim zihinde bir hata başlığıyla duruyor, oysa envanterin sorduğu şey sonuç olmuyor.
Arama beş uçla yapılıyor: yön, yük, aracılık, durdurma ve yetiştirme. Beşi de bir durum tarif ediyor ve hiçbiri unvan sormuyor.
Giriş dört alan taşıyor: durum, eylem, kanal ve tanık. Sonuç alanı bulunmuyor ve bulunmaması bir özensizlik olmuyor.
Sayılmayan üç şey de var: bir işi kendi başına iyi yapmak, bir olayın içinde bulunmak ve sonradan haklı çıkmak.
Boş hücre bir eksiklik hükmü taşımıyor ve ikinci tur ile bir tanık sorusu olmadan okunamıyor.
Envanter bir kanıt olmuyor. Nereye bakılacağını söylüyor ve portföye giren malzeme yine kendi kurallarıyla toplanıyor; bu ayrım kalktığında envanter kendini doğrulayan bir belgeye dönüşüyor.
Açılış sahnesi
Bir gelişim programının ilk haftasında katılımcılara tek bir ödev veriliyor ve ödev bir cümleden ibaret: bugüne kadarki liderlik deneyiminizi yazın.
Katılımcılardan biri on bir yıllık bir çalışma geçmişine sahip, ödevi ciddiye alıyor ve kırk dakika oturup yarım sayfa yazıyor.
Sayfada dört madde var ve dördü de son iki buçuk yıla, takım liderliği yaptığı döneme ait.
Yazdığına bakınca kendisi de az buluyor ve şöyle düşünüyor: demek ki benim liderlik geçmişim gerçekten ince.
Aynı ayın sonunda ayrılan bir meslektaşı için küçük bir veda toplantısı yapılıyor ve ayrılan kişi konuşurken ona dönüp altı yıl öncesinden bir şey anlatıyor.
O tarihte iki birim aynı veriyi iki ayrı biçimde giriyormuş ve aylık raporlar sürekli tutmuyormuş; kimse durumu sahiplenmemiş, çünkü iki birim de kendi içinde düzgün çalışıyormuş. Katılımcı bir öğle arasında iki birimden birer kişiyi bir araya getirmiş, ortak bir giriş biçiminde anlaşmalarını sağlamış ve bir sayfalık not bırakmış; o not altı yıldır kullanılıyor.
Katılımcı bunu duyunca eve dönüyor, maddeyi listesine ekliyor ve sonra eklediği maddeden daha ağır basan bir şey fark ediyor: o olayı unutmuş değildi, sorulduğunda hatırlıyor ve ayrıntılarıyla anlatabiliyordu.
Ödevi yazarken aklına gelmemesinin sebebi başka bir yerde duruyor: kendisine verilen soru bir biçim taşıyordu ve o biçime oturan şey unvan dönemleriydi. Soru "nerede liderlik ettin" diye soruyordu, zihin ise bunu "hangi görevlerde bulundun" diye okudu.
Yarım sayfa eksik yazılmamıştı. Sorunun getirebildiği kadarını getirmişti.
Bu derste ne olacak
Bu, L0 seviyesinin son modülünün ilk dersi ve modül yeni bir liderlik kavramı tanıtmıyor; şimdiye kadar tanıtılanları senin kendi geçmişine uyguluyor.
Önce iki şeyi ayıracağız: yaşadığın geçmiş ile o geçmişten çıkarabildiğin liste. İkisi aynı şey olmuyor ve aradaki farkı belirleyen şey hafızanın gücü değil, listeyi çıkarmak için kullanılan yöntem.
Sonra listenin neden dar çıktığına bakacağız. Üç işleyiş sayacağız ve üçü de alçakgönüllülükle ilgisiz; hatırlamanın kendi çalışma biçiminden geliyorlar.
Ardından bir çıkarma yöntemi kuracağız: beş sorma ucu, altı bağlam ve dört alanlı bir giriş biçimi. Neyin sayıldığını ve neyin sayılmadığını da yazacağız, çünkü envanterin genişlemesi kadar sınırının belli olması işe yarıyor.
Karar anı sessiz geliyor: envanterin dört satırda bitiyor ve elindeki sayfa sana kendinle ilgili bir hüküm söylüyormuş gibi duruyor.
Sonda yöntemin nerede yetmediğini yazacağız. Bu ders bir ölçek, bir test ya da bir araç tanıtmıyor; verdiği şey bir arama yordamı.
Buradaki kişiler, kurumlar ve olaylar kurgudur. Kurgunun bu derste ayrı bir gerekçesi var: bir kişinin envanterinden düşen maddeler tam olarak kayda geçmemiş maddelerdir, yani gerçek örnekler ancak sonradan biri hatırlattığında görünür hâle geliyor. Düşen maddeyi metne ancak kurgu getirebiliyor.
Sıfır noktası — geçmiş ile envanter aynı şey değil
İki şey var ve adları birbirine çok yakın olduğu için sürekli birbirinin yerine geçiyor.
Birincisi geçmişin kendisi. Yaşandı, bitti ve kimsenin onayına bağlı olmadan orada duruyor.
İkincisi o geçmişten çıkarılmış liste. Bu bir olgu olmuyor; bir çıkarma işleminin sonucu oluyor ve her çıkarma işlemi bir yöntemle yapılıyor.
Yöntem yazılı değilse de bir yöntem var. Açılış sahnesindeki katılımcının yöntemi şuydu: görev geçmişini tara ve unvanlı dönemleri say.
Envanterin giriş birimini seride zaten tanımlamıştık. Liderlik anı, bir kişinin belirli bir durumda etki üreterek ortak bir yönü değiştirdiği kesitti ve o dersin sonucu buraya doğrudan bağlanıyor: bir kişinin liderlik kaydı unvanının süresiyle değil, biriktirdiği anların sayısı ve türüyle okunuyordu.
Bunun pratik karşılığı şu: dönem sayan bir envanter süre ölçüyor, an sayan bir envanter olay ölçüyor ve iki kişinin özgeçmişi birebir aynı olsa bile envanterleri hiç benzemeyebiliyor.
Bir önceki modülde sayılan çemberi çizen şeyin elde bulunan ilişki kayıtları olduğunu görmüştük ve aynı biçim burada bir kişinin kendi geçmişinin içinde beliriyor; aradaki fark, orada listeden düşen tarafın bir başkası, burada ise senin kendi yaptığın bir şey olması.
Bir noktayı hemen açmak gerekiyor, yoksa akademinin ilk modülünde kurulan bir kural bu derste zedeleniyor.
Portföy ve kanıt dersinde hafızanın bir arşiv gibi çalışmadığı söylenmişti ve karar günlüğü tam bu yüzden kurulmuştu: sonucu öğrendikten sonra yazılan bir kayıt, kararın değil hatırlamanın kaydı oluyordu.
Envanter ise hafızadan çıkıyor. İkisi çelişmiyor ve çelişmemesinin sebebi envanterin kanıt olmaması.
Envanter bir arama listesi. Neyin doğru olduğunu söylemiyor; portföye giren kanıt yine kendi kurallarıyla toplanıyor ve envanter geçmişin kaydı değil, geçmişte nereye bakılacağının listesi oluyor.
Mekanizma — liste neden dar çıkıyor
Burada üç ayrı işleyiş devrede ve hiçbirinin kaynağı, kişinin kendini küçük görmesi değil.
Birincisi hatırlamanın nasıl çağrıldığıyla ilgili.
Bir olay zihne kendiliğinden gelmiyor; bir ad, bir proje, bir unvan ya da bir kriz gibi bir uçtan çekilerek geliyor.
Uçların çoğu kurumdan geliyor ve kurumun ürettikleri belli: görev tanımı, proje adı, kadro listesi ve performans dönemi birer uç. Kimse bunları hatırlamak için tasarlamadı, ama hatırlama işini onlar taşıyor ve bir kurumun kayda geçirmediği davranış, o davranışı yapan kişinin kendi listesinden de düşüyor.
Seride bunun komşusu vardı. Görünmez emek, görev tanımında yer almayan ve ölçülmediği için ödüllendirilmeyen çalışmaydı; bu ders bir adım ekliyor, çünkü ölçülmeyen çalışma yalnız ödülden değil kişinin kendi envanterinden de düşüyor.
Seride kurumların liderliği yalnız yönetici kadrosunda araması kadro körlüğü diye adlandırılmıştı ve o körlük veri toplama biçiminden çıkıyordu. Buradaki işleyiş aynı biçimin kişinin kendi içinde çalışan hâli: kişi kendi geçmişini de kadro listesi üzerinden tarıyor.
Bu bildirimin dersteki karşılığı yöntem tarafında duruyor. Envanteri genişletmenin yolu daha çok çabalamak olmuyor, daha çok uç kullanmak oluyor.
İkinci işleyiş sonucun geriye doğru çalışmasıyla ilgili.
Bir olayı hatırlarken sonucunu zaten biliyorsun ve bildiğin sonuç olayın tarifini belirliyor: iyi biten bir girişim hatırlandığında bir liderlik anı gibi duruyor, kötü biten bir girişim ise envantere yazılacak bir madde gibi görünmüyor.
Oysa envanterin sorduğu şey sonuç değil; bir yön değişmesi için bir şey yapıp yapmadığın. Bu ayrım kaybolduğunda liste sistemli biçimde eğiliyor ve elde yalnız iyi biten, anlatılacak bir hikâyesi olan maddeler kalıyor.
Üçüncü işleyiş zamanla ve anlatmayla ilgili.
Bir olay ne kadar çok anlatılırsa o kadar düzgünleşiyor. Anlatı içinde işe yaramayan ayrıntılar düşüyor, sıralama netleşiyor ve gerekçeler yerli yerine oturuyor.
Seride gücün getirdiği bir gecikmeden söz edilmişti ve orada kişinin kendisi hakkında bildikleri bir tarihte donup kalıyordu; buradaki gecikme güç gerektirmiyor, çünkü bir olayı kaç kez anlattığın o olay hakkında bugün ne bildiğini belirliyor.
Bu bildirim envantere doğrudan bir madde ekliyor. Tek kişilik bir envanter kendi eksiğini kendi içinden göremiyor ve dışarıdan bir uç gerekiyor.
Model — beş uç, altı bağlam ve dört alanlı giriş
Modelin birinci parçası aramayı kuruyor, ikincisi girişin biçimini veriyor, üçüncüsü neyin sayıldığını söylüyor. Aramanın taşıyıcısı beş uç ve beşi de bir durum tarif ediyor; hiçbiri bir unvan sormuyor.
Birinci uç yön. Nerede bir konu, sen bir şey söyledikten sonra başka bir yöne gitti?
İkinci uç yük. Nerede kimsenin sahiplenmediği bir işi sen üstlendin ve üstlendiğin için başkalarının işi değişti?
Üçüncü uç aracılık. Nerede iki taraf arasında, sen olmasan kurulmayacak bir bağ kuruldu?
Dördüncü uç durdurma. Nerede yürümekte olan bir şeyi durdurdun, geciktirdin ya da bir soruyla yavaşlattın?
Beşinci uç yetiştirme. Nerede birinin yapabildiği bir şey seninle birlikte arttı?
Beş ucun her biri altı bağlamda ayrı ayrı soruluyor ve bağlamlar seride zaten sayılmıştı: iş dünyası, girişim, kamu, sivil toplum ve topluluk, eğitim ve gençlik, aile ve günlük yaşam.
Bu otuz soru ediyor ve otuz madde beklemek anlamına gelmiyor; her biri bir dakika süren otuz arama demek.
Modelin ikinci parçası girişin kendisi ve dört alandan oluşuyor.
Birinci alan durum. Neyin değişmesi gerekiyordu ve o an ne oluyordu?
İkinci alan eylem. Sen ne yaptın? Bu alana bir sıfat değil bir fiil yazılıyor.
Üçüncü alan kanal. Etki hangi yoldan geçti? Bir konuşma, bir yazı, bir örnek olma, bir aracılık ya da bir yetki kullanımı.
Dördüncü alan tanık. Bunu kim gördü ve bugün nerede?
Kanal alanının ayrı durmasının bir sebebi var. Etkinin yetki kullanımından geçtiği girişler de envantere yazılıyor ve silinmiyor, yalnız kanal alanında işaretleniyor; işaretin sebebi şu: yetkiyle sağlanan uyum o konumda oturan herkeste benzer biçimde çalışıyor ve sana dair taşıdığı bilgi daha az.
Modelin üçüncü parçası sayma kuralı ve iki yönü var.
Sayılan şey belli: başkalarının yönü, kararı ya da davranışı senin yaptığın bir şeyden sonra değişmişse giriş açılıyor ve ne değişimin büyüklüğü bir eşik taşıyor ne de olayın iyi bitmiş olması aranıyor.
Sayılmayan şey üç kalemde toplanıyor. Bir işi kendi başına iyi yapmak sayılmıyor, çünkü ortada başkasının yönünde bir değişim bulunmuyor; bir olayın içinde bulunmak da, sonradan haklı çıkmak da sayılmıyor, çünkü o an söylenmemiş bir görüş envanterin konusu olmuyor.
Karar noktası — envanterin dört satırda bitiyor
Bu durum kendini bir yöntem sorunu olarak göstermiyor; senin hakkında bir bilgi gibi görünüyor.
Bir akşam oturuyorsun, uçları tek tek geçiyorsun ve elinde dört satır kalıyor; sayfa ince duruyor ve içinden bir cümle geçiyor: benim anlatacak bir şeyim yok.
Burada iki refleks birden yanlış yöne gidiyor.
Biri ince sayfayı bir hüküm saymak. Envanter bir ölçüm aracı olmadığı için hüküm veremiyor; elindeki sayfa senin geçmişini değil, o akşam kullandığın uçların verimini gösteriyor.
Öteki sayfayı doldurmak. Unvanlı dönemleri madde madde yazmak sayfayı kalınlaştırıyor ve süre sayan bir liste, olay arayan bir liste olmaktan çıkıyor.
Yapılabilecek şey küçük. Boş kalan hücreleri işaretle, ikinci turu farklı bir uçla yap ve sonra bir kişi seçip tek bir tanık sorusu sor; kendi tahminini söylemeden sor.
Bunun bir maliyeti var ve baştan hesaba katılmalı: ikinci tur ile tanık sorusu birkaç güne yayılıyor, yani envanter bir oturumda kapanmıyor.
Sınırlılıklar ve eleştiri
İlk sorun kaynağın kendisinde ve bu ders o sorunu çözmüyor. Envanter hafızadan çıkıyor, hafıza ise bir arşiv gibi çalışmıyor; akademinin ilk modülünde kurulan kural burada da geçerli kalıyor. Uzlaşma envanterin konumundan geliyor: envanter bir kanıt olarak kullanılmıyor, bir arama listesi olarak kullanılıyor ve portföye giren malzeme yine kendi kurallarıyla toplanıyor. Bu ayrım kalktığı anda envanter, kendini doğrulayan bir belgeye dönüşüyor.
İkinci nokta tanık sorusunda. Tanık da aynı mekanizmalarla hatırlıyor ve onun listesi kendi konumundan çıkıyor; iki kişinin aynı olayı iki ayrı olay gibi anlatması olağan bir durum.
Üçüncü nokta uçların kendisinde. Beş uç beş tür olayı buluyor ve yöntem sana neyi kaçırdığını söyleyemiyor, çünkü kaçırdığı şeyin adı elinde bulunmuyor. Uç listesini genişletmek mümkün ve ölçüsü şu: yeni uç bir durum tarif etmeli, bir unvan ya da bir nitelik değil.
Dördüncü nokta okumada. Boş bir hücre ya o bağlama hiç girmemiş olmandan ya da girip uygun ucu kullanmamış olmandan geliyor ve envanter ikisini kendi başına ayıramıyor; aynı biçimde madde sayısı da bir kalite ölçüsü olmuyor, çünkü listeyi kalınlaştırmak kolay. Okunabilir tek iz, maddelerin kaç ayrı bağlamdan ve kaç ayrı uçtan geldiği.
Beşinci nokta bu dersin vermediği şeyle ilgili. Burada bir ölçek, bir test ya da bir envanter aracı tanıtılmıyor ve bir araç bu sorunu zaten çözmezdi; sorun ölçmenin inceliğinde değil, ölçülecek malzemenin henüz toplanmamış olmasında.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışİnce çıkan bir liste, kişi hakkında bir hüküm sanılıyor.
Envanter bir çıkarma işleminin sonucu ve o oturumda kullanılan uçların verimini gösteriyor; uç sayısı arttığında aynı geçmişten farklı bir liste çıkıyor ve hüküm vermek envanterin işi olmuyor.
Yaygın yanlışKötü biten girişimler listeye alınmıyor.
Envanterin sorusu sonucu sormuyor, bir yön değişmesi için bir şey yapılıp yapılmadığını soruyor; sonuca göre eleme yapıldığında elde yalnız işe yaramış olanların listesi kalıyor ve gelişim planı yazılacak yer o listede görünmüyor.
Yaygın yanlışKüçük olaylar sayılmaya değmez bulunuyor.
Bir eşik tanımlanmadığı için küçüklük bir eleme ölçütü olmuyor; bir öğle arasında kurulan bir anlaşma da, on beş dakikalık haftalık bir toplantı da giriş açıyor.
Yaygın yanlışBulunmak ile etmek karıştırılıyor.
Bir kararın odasında olmak, bir projede yer almak ve sonradan haklı çıkmak envanterin konusu olmuyor; o an söylenmemiş bir görüş kayda girmiyor ve bu kural listeyi ince gösterse bile listeyi kullanılabilir tutan şey oluyor.
Yaygın yanlışEnvanter tek oturumda bitirilmeye çalışılıyor.
Uçlar kurulduktan sonra maddeler günlerce gelmeye devam ediyor ve ilk oturumda kapatılan bir liste, tam da gelmeye başlayan maddeleri dışarıda bırakıyor.
Aklında kalsın
Geçmişin ile envanterin aynı şey olmuyor. Geçmiş bir olgu, envanter ise bir çıkarma işleminin sonucu ve o işlemin bir yöntemi var.
Envanterin birimi dönem olmuyor, an oluyor; iki kişinin özgeçmişi aynı olsa bile envanterleri farklı çıkabiliyor.
Bir olay ancak bir uçtan çekilerek geliyor ve uçların çoğu kurumdan geliyor; kurumun kaydetmediği bir davranış, onu yapan kişinin listesinden de düşüyor.
Sonuç geriye doğru çalışıyor. Kötü biten bir girişim zihinde bir hata başlığıyla duruyor, oysa envanterin sorduğu şey sonuç olmuyor.
Arama beş uçla yapılıyor: yön, yük, aracılık, durdurma ve yetiştirme. Beşi de bir durum tarif ediyor ve hiçbiri unvan sormuyor.
Giriş dört alan taşıyor: durum, eylem, kanal ve tanık. Sonuç alanı bulunmuyor ve bulunmaması bir özensizlik olmuyor.
Sayılmayan üç şey de var: bir işi kendi başına iyi yapmak, bir olayın içinde bulunmak ve sonradan haklı çıkmak.
Boş hücre bir eksiklik hükmü taşımıyor ve ikinci tur ile bir tanık sorusu olmadan okunamıyor.
Envanter bir kanıt olmuyor. Nereye bakılacağını söylüyor ve portföye giren malzeme yine kendi kurallarıyla toplanıyor; bu ayrım kalktığında envanter kendini doğrulayan bir belgeye dönüşüyor.
Sonraki derse köprü
Elinde artık bir liste var ve listede yargı bulunmuyor; bu bilinçli bir eksiklik, çünkü sonuç erken yazıldığında listeye giren maddeler de ona göre seçiliyor.
Ama liste tek başına bir yere götürmüyor; bir olay listesi o maddelerin ne anlama geldiğini söylemiyor ve anlamı söyleyecek olan şey henüz verilmemiş bir hüküm.
Sıradaki ders o hükmü ele alıyor: öz değerlendirme.
Konu kişinin kendisi hakkında verdiği yargı ve yargının neye dayandığı. Envanterin topladığı olaylar orada malzeme olacak, çünkü dayanağı olmayan bir öz değerlendirme kişinin kendi hakkındaki genel kanısını tekrar etmekten öteye gitmiyor.
Bir soru da bu dersten oraya taşınıyor. Seride öz farkındalığın ölçüsü kişinin kendisi hakkında ne düşündüğü değil, hakkındaki geri bildirimi ne yaptığıydı ve şimdi elinde iki kaynak var: kendi listen ve tanığın anlattığı. İkisi aynı şeyi söylemediğinde ne yapılacağı sıradaki dersin konusu.
Envanterini bu haftadan kapatma; ders arasında gelen maddeleri de ekle.