Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
İki küme var ve çakışmıyorlar. Kararın durumunu değiştirdiği insanlar bir olgu, kararı verenin hesaba kattığı insanlar bir seçim.
Sayılan çemberi çizen şey ahlaki duyarlılık olmuyor, eldeki liste oluyor. Sözleşme, bordro, bütçe ve anket örneklemi birer ilişki kaydı ve hiçbiri bir etki kaydı değil.
Bu yüzden çember ilişkinin bittiği yerde bitiyor ve etkinin bittiği yerde bitmiyor.
Saymak ile sorumlu olmak ayrı iki şey. Herkes sayılıyor ve sorumluluk yine etki, bilgi ve alternatif koşullarıyla sınırlanıyor; ayrım kalktığında modülün ilk dersinde kurulan sınır da kalkıyor.
Sinyalsiz taraf sessiz kalan taraftan farklı. Sessiz kalan konuşmamayı seçiyor, sinyalsiz taraf konuşacak bir yer bulamıyor.
Zaman tarafındaki eksik bir temsilci eksiği. İleri tarihli bir etki toplantıya katılamıyor ve onun yerine konuşacak kişi kendi görev süresi içinde değerlendiriliyor.
Örüntü payı hiçbir kurumun defterinde durmuyor. Her kararın gerekçesi kendi içinde geçerli kalıyor ve toplam ancak dışarıdan bakan biri tarafından toplanabiliyor.
Çember sınaması üç soru: kimin durumu değişiyor, bunlardan hangisi bana ulaşabilir ve etki hangi tarihte görünür oluyor?
Basamağı etkinin büyüklüğü belirlemiyor. Maruziyetin seçilmiş olup olmadığı ile tarafın elinde bir seçenek bulunup bulunmadığı belirliyor.
Üç basamak sırayla şöyle işliyor: saymak ve yazmak, bir kişiyle konuşmak, kararı değiştirmek.
Çember de sonsuz genişlemiyor. Kendi durumundaki değişimi fark edebilen taraf içeride sayılıyor ve bu ölçüyü okuyan kişi kararı veren olmuyor.
İtirazın gelmemesi bir onay taşımıyor. İtiraz kanalı olanlardan geliyor ve kanalı olmayanların sessizliği hiçbir şey söylemiyor.
Açılış sahnesi
Bir dağıtım şirketinde teslimatların gece saatlerine kaydırılması konuşuluyor ve toplantı iyi hazırlanmış.
Gerekçe açık. Gündüz trafiğinde araç başına kaybedilen süre uzuyor ve aynı filoyla daha az teslimat yapılabiliyor.
Odada dört taraf temsil ediliyor ve dördü de gerçekten temsil ediliyor.
Sürücüler için bir temsilci var; gece çalışması karşılığında ek ödeme ve daha kısa vardiya konuşuluyor, temsilci öneriyi ekibe götürüp olumlu dönüyor.
Müşteriler için pazarlama birimi konuşuyor ve erken teslimatın memnuniyeti yükselteceğini söylüyor.
Hukuk birimi izinleri kontrol etmiş, gece dağıtımının yürürlükteki kurallara uygun olduğunu yazılı olarak bildirmiş.
Finans tarafı tasarrufu hesaplamış ve hesap tutarlı çıkıyor.
Karar dört ay sonra uygulanıyor ve ilk çeyrekte beklendiği gibi çalışıyor.
Aynı yılın sonunda şirkete bir dilekçe ulaşıyor. Depoya çıkan dar bir caddede oturan otuz kadar hane, gece üçle beş arasındaki araç trafiğinden söz ediyor.
Dilekçeyi hazırlayan kişi şirketin müşterisi değil, çalışanı değil ve şirketle herhangi bir sözleşmesi bulunmuyor.
Karar dosyası açıldığında içinde her şey yerli yerinde duruyor. Kimin görüşünün alındığı, hangi tarihte alındığı ve hangi ölçütle karar verildiği tek tek yazılı.
Dosyada bulunmayan tek şey şu: o caddede oturanların durumu hiçbir sayfada geçmiyor.
Geçmemesinin sebebi bir ihmal ya da bir gizleme olmuyor. Dosyanın hiçbir bölümü, şirketle ilişkisi bulunmayan birinin durumunu yazmak için açılmamış.
Şimdi karara bir kez daha bakalım. Karar hesaplıydı, izinliydi ve odadaki dört tarafın dördünün de durumunu iyileştirdi.
Gecesi değişen insanların o odaya girebileceği bir kapı yoktu ve kapının olmadığı da kimsenin aklına gelmedi.
Bu derste ne olacak
Bu, modülün altıncı ve son dersi ve önceki beşinin ortak bir açıklığını ele alıyor.
Önce iki kümeyi ayıracağız: kararın durumunu değiştirdiği insanlar ile kararı verenin gerçekten düşündüğü insanlar. İkisi çakışmıyor ve aradaki fark bir bilgi eksikliğinden çıkmıyor.
Sonra farkın nereden geldiğini açacağız. Üç ayrı işleyiş buluyoruz ve hiçbiri kararı verenin dikkatiyle ilgili değil.
Ardından modülün ilk dersiyle arayı düzelteceğiz. Kimin hesaba katılacağını genişletmek, kimin sorumlu tutulacağını genişletmiyor; bu ayrım yapılmadığında ilk derste kurulan sınır düşüyor ve çerçeve kullanılamaz hâle geliyor.
Modelde üç soruluk bir sınama ve üç basamaklı bir karşılık kuracağız. Basamağı belirleyen şey etkinin büyüklüğü olmayacak.
Karar anı sessiz geliyor ve tanınması güç: kimsenin itiraz etmediği bir karar.
Sonda çerçevenin nerede işe yaramadığını yazacağız, çünkü bu kavram bir tartışmayı kapatmak için de kullanılabiliyor.
Buradaki şirketler, kararlar ve toplantılar kurgudur. Kurgunun bu derste kendine özgü bir gerekçesi var: sayılmamış bir tarafın hikâyesi ancak sonradan bir sorun çıktığında yazılıyor, yani gerçek örneklerin tamamı görünür hâle gelmiş olanlardan seçiliyor. Görünmeden kalan tarafı odaya ancak kurgu getirebiliyor.
Sıfır noktası — iki küme ve aradaki fark
Seride etki yarıçapı diye bir ölçü tanımlanmıştı ve bir kararın sonuçlarının ulaştığı en uzak noktayı gösteriyordu. O ölçü mesafeyle ilgili ve buradaki soru mesafeyi sormuyor.
Soru şu: o mesafenin içinde kalan insanlardan hangileri karar verilirken gerçekten hesaba katıldı?
İki küme var ve karıştırılmaları çok kolay.
Birincisi kararın durumunu değiştirdiği insanlar. Bu küme bir olgu; kararın uygulanmasıyla kendiliğinden oluşuyor ve kimsenin onayına bağlı bulunmuyor.
İkincisi kararı verenin muhakemesine giren insanlar. Bu küme bir olgu olmuyor; bir seçimin sonucu oluyor.
Bunun pratik sonucu tek cümlede duruyor. Çember, ilişkinin bittiği yerde bitiyor ve etkinin bittiği yerde bitmiyor.
Şimdi bir yanlış anlamayı hemen kapatmak gerekiyor, yoksa modülün ilk dersi bu noktada zedeleniyor.
Modülün ilk dersinde sorumluluk üç koşula bağlanmıştı ve koşullar şunlardı: etki, bilgi ve alternatif. Sorumluluk ancak üçü aynı anda bulunduğunda o kişiye düşüyordu ve çerçeveyi kullanılabilir kılan şey de o sınırdı.
Bu derste çember genişliyor ve o sınır yerinde kalıyor. İkisi çelişmiyor, çünkü genişleyen şey başka bir kümenin sınırı.
Ayrımı bir cümleye indirmek mümkün. Etkilediğin herkesi saymak zorundasın ve etkilediğin herkesten sorumlu değilsin.
Bu cümlenin ikinci yarısı birinci yarısını korumak için orada duruyor.
Mekanizma — çember neden dar çiziliyor
Üç işleyiş sayılabiliyor ve hiçbiri umursamazlık gerektirmiyor.
Birincisi bilginin hangi yoldan geldiğiyle ilgili.
Bir kararın sonuçları hakkındaki bilgi kararı verene kendiliğinden ulaşmıyor; birinin onu taşıması gerekiyor. Taşıyabilen taraflar da bellidir: sözleşmesi olan, ödemeyi kesebilen, istifa edebilen, oy verebilen ya da açık bir kanala erişebilen taraflar.
Seride bunun iki komşusunu görmüştük. Çıkma hakkı bulunan taraf ilişkiyi bitirebiliyordu ve bu imkân karar verenin üzerinde kendiliğinden işleyen bir sınır kuruyordu; hizmeti alıp da sinyal üretemeyen taraf ise memnuniyetle karıştırılan bir sessizlik üretiyordu.
Bu dersin tarafı bir adım daha uzakta duruyor. Ne hizmet alıyor ne de herhangi bir bağı bulunuyor; ona ulaşan tek şey kararın etkisi.
Modülün dördüncü dersinde aşağı doğru hesap tanımlanmıştı; orada açıklama, kararı yaşayan tarafa yapılıyordu ve o tarafın kim olduğu belliydi. Buradaki tarafın adı hiçbir kayıtta geçmiyor, dolayısıyla aşağı doğru hesabın ulaşacağı bir adres de bulunmuyor.
İkinci işleyiş zamanda duruyor; seride üç ayrı adla karşımıza çıkmıştı.
Zaman ufku bir kararın sonucunun görüldüğü süreyi ölçüyordu. Gecikmeli maliyet bedelin sonuçtan belirgin biçimde sonra gelmesini anlatıyordu. Dışsallaştırılmış maliyet ise bedelin bir başkasına ya da ileri bir tarihe aktarılmasını.
Üçü de bedelin nereye gittiğini soruyor. Buradaki soru başka: o bedeli yaşayacak tarafın bugünkü odada bir temsilcisi var mı?
Cevap çoğu zaman hayır oluyor. İleri bir tarih toplantıya katılamıyor ve kendi adına konuşamıyor; onun yerine konuşacak kişi de kendi görev süresi içinde değerlendiriliyor.
Üçüncü işleyiş toplamla ilgili ve tek bir kurumun içinden bakıldığında hiç görünmüyor.
Modülün ilk dersindeki dağılmış sorumlulukla akraba olsa da aynı şey değil. Orada tek bir zarar, aynı zincirde çalışan birçok kişinin arasında bölünüyordu. Burada bir zincir bulunmuyor; birbirini tanımayan kurumlar var ve her biri kendi kararını tek başına veriyor.
Model — üç soruluk çember sınaması ve üç basamak
Modelin birinci parçası çemberi çiziyor, ikincisi ne yapılacağını söylüyor.
Sınama üç sorudan oluşuyor ve hiçbiri kararı verenin vicdanına bakmıyor. Modülün alışkanlığı burada da sürüyor; kendi duyarlılığını soran bir soru, cevabını sorgulanan yerden alıyor.
Birinci soru değişimle ilgili. Bu karar uygulandığında kimin günü, geliri, sağlığı, zamanı ya da seçenekleri değişiyor?
Bu soruya ilişki listesiyle cevap verilmiyor ve verilmemesi modelin çalışan yeri. Cevap kararın kendisinden çıkarılıyor: uygulama adımları sırayla yazılıyor ve her adımın kimin durumunu değiştirdiği yanına konuyor.
İkinci soru kanalla ilgili. Bu listedeki taraflardan hangisi değişimi bana ulaştırabilir?
İki listenin farkı sınamanın çıktısı oluyor. Farkta kalan taraflar sinyalsiz taraflar ve karardan sonraki hiçbir geri bildirimde görünmeyecekler.
Üçüncü soru tarihle ilgili. Bu etki ne zaman görünür oluyor ve o tarihte karar mercii ben miyim?
Cevap hayırsa etkinin bugün bir sahibi yok ve bugünkü toplantıda bir sesi de olmayacak.
Şimdi ikinci parçaya geçelim, çünkü saymak tek başına bir karar üretmiyor.
Karşılık üç basamaklı ve basamağı belirleyen şey etkinin büyüklüğü olmuyor.
Birinci basamak saymak ve yazmak. İki liste karar kaydına giriyor ve orada durması bile hangi soruların sorulacağını değiştiriyor.
İkinci basamak sormak. Karar verilmeden önce, etkiyi yaşayacak taraflardan bir kişiyle konuşmak; bir anket değil, bir görüşme.
Üçüncü basamak kararı değiştirmek. Seçilmemiş maruziyeti azaltan bir düzenleme yapmak ya da bedeli kararı verenin hanesine geri almak.
Basamağı iki şey birlikte belirliyor. Birincisi maruziyetin seçilmiş olup olmadığı, ikincisi tarafın elinde o etkiyi karşılayacak bir seçeneğin bulunup bulunmadığı.
Maruziyet seçilmişse ve tarafın elinde bir seçenek varsa birinci basamak çoğu zaman yetiyor. İkisi birden yoksa basamak yükseliyor ve yükselmesi kararı verenin cömertliğine bırakılmıyor.
Bir de çemberin nerede bittiğini söylemek gerekiyor, yoksa sınama sonsuz bir zincire açılıyor ve kullanılamaz hâle geliyor.
Ölçü şu: bir taraf, kararın uygulanmasıyla kendi durumundaki değişimi fark edebiliyorsa çemberin içinde sayılıyor. Fark edilemeyecek kadar dağılmış bir etki, sayma listesinin konusu olmuyor.
Bu ölçünün bir önceki dersteki ölçüyle aynı yerden okunduğunu söylemek gerekiyor. Orada ikincil çıkarın somutluğunu okuyan taraf kararın muhatabıydı; burada da değişimi okuyan taraf kararı veren olmuyor.
Karar noktası — kimsenin itiraz etmediği bir karar
Bu durumun dışarıdan bir uyarı işareti yok ve kendini bir sorun olarak hiç göstermiyor.
Bir karar önünde duruyor. Odadaki herkes destekliyor, hazırlık eksiksiz ve itiraz eden kimse yok. Yine de bir yerlerde birinin bedel ödeyeceğine dair belirsiz bir his taşıyorsun.
İki refleks de burada işe yaramıyor.
Birincisi itirazın yokluğunu bir onay saymak. İtiraz odadan gelir ve odaya girebilenler zaten kanalı olan taraflardır; sinyalsiz bir tarafın itiraz etmemesi hiçbir bilgi taşımıyor.
İkincisi kararı erteleyip herkesle konuşmayı beklemek. Bu tutum kararı eylemsizliğe devrediyor ve eylemsizliğin de bir çemberi bulunuyor; mevcut durumun bedelini ödeyen taraflar da sayılmamış oluyor.
Yapılabilecek şey somut ve küçük. Üç soruyu yaz, iki listeyi çıkar ve farkı karar kaydına ekle.
Farkta seçilmemiş maruziyet taşıyan bir taraf çıkıyorsa bir adım daha at ve o taraftan bir kişiyle konuş. Bir kişi bir temsil olmuyor; yine de bir listeden fazlasını gösteriyor.
Bir bedeli de peşinen kabul etmek gerekiyor. Konuştuğun kişi çoğu zaman kararı zorlaştıran bir şey söyleyecek ve süreç uzayacak.
Sınırlılıklar ve eleştiri
İlk sorun kavramın genişliğinde ve çerçevenin buradaki cevabı zayıf kalıyor. Yeterince uzun bir zincir kurulduğunda her karar herkese dokunuyor; modelin verdiği ölçü, değişimin etkilenen taraf tarafından fark edilebilir olması ve bu ölçü kesin bir çizgi vermiyor. Kesin olmaması onu keyfî yapmıyor, çünkü ölçüyü okuyan taraf kararı veren olmuyor; yine de tartışmalı durumlarda cevabı tek başına vermiyor.
İkinci nokta kavramın bir tartışma aracına dönüşebilmesi. Modül bu riski iki kez daha yazdı; kötüye kullanım suçlaması bir güç aracı olabiliyordu ve çıkar çatışması iddiası zarar aramadığı için kolayca öne sürülebiliyordu. Buradaki risk bir adım daha yukarıda ve sebebi yeni: sayılmayan taraf odada bulunmadığı için iddia yoklanamıyor. Bir çıkar bağlantısı kayıtlardan doğrulanabiliyor, sayılmamış bir tarafın durumu ise ancak o tarafa ulaşılarak doğrulanabiliyor. Bu yüzden kavramı kullanan kişiden şu istenmeli: tarafı adıyla ve durumundaki değişimle tarif etmesi.
Üçüncü nokta temsil ile ilgili ve bu ders bir temsil yöntemi vermiyor. Bir kişiyle konuşmak, o tarafın tamamını temsil etmiyor ve konuşulabilen kişi genellikle ulaşılması en kolay olan kişi oluyor.
Dördüncü nokta ölçmede duruyor. Bir kurumda bu yükümlülüğün yerine getirilip getirilmediğini ölçmek istediğinde eline karar kayıtları ve listeler geçiyor; bunlar sürecin yapıldığını gösteriyor, etkinin gerçekten hesaba katıldığını göstermiyor. Okunabilir tek iz, listede çıkan taraflardan kaçının kararın kapsamını değiştirdiği.
Beşinci nokta örüntü payında ve bu ders orada bir çözüm sunmuyor. Sektör ölçeğinde oluşan bir örüntüyü tek bir kurumun kararı çözmüyor; konu sektör düzeyindeki ortak kurallara, düzenlemeye ya da kamu politikasına geçiyor. Yapılabilecek tek şey kendi payını görmek ve payın varlığını kabul etmek.
Son olarak bu ders hangi etkinin daha ağır bastığını söylemiyor. İki tarafın durumu birbirine ters yönde değiştiğinde tercihin nasıl yapılacağı ayrı bir soru; modülün ilk dersi de aynı yerde durmuştu ve neyin doğru olduğunu söylememişti. Bu dersin verdiği şey muhakemeye giren bir bilgi; bir öncelik sıralaması değil.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışEtkilenenler kümesinin kendiliğinden bilindiği sanılıyor.
O kümeyi çizen şey kararı verenin elindeki liste oluyor ve eldeki listelerin hepsi ilişki kaydı; kimse yanlış bir liste hazırlamıyor, herkes eldeki listeyi kullanıyor.
Yaygın yanlışİtirazın gelmemesi etkilenen bulunmadığına yoruluyor.
İtiraz ancak kanalı olan taraflardan geliyor ve sinyalsiz bir tarafın sessizliği bir görüş taşımıyor; gelen geri bildirim, etkinin haritasını değil ilişkinin haritasını çiziyor.
Yaygın yanlışSayma yükümlülüğü ile sorumluluk karıştırılıyor.
Bir tarafı hesaba katmak zorunda olmak, o tarafın başına gelen her şeyden sorumlu olmak anlamına gelmiyor; sorumluluğu hâlâ etki, bilgi ve alternatif koşulları belirliyor ve bu ayrım kalkarsa çerçeve kullanılamaz hâle geliyor.
Yaygın yanlışEtkinin yalnız bugün yaşayanlar için düşünülmesi yeterli sayılıyor.
İleri tarihli bir etkinin bugün bir temsilcisi bulunmuyor ve onun yerine konuşacak kişi kendi görev süresi içinde değerlendiriliyor; bu iki şey birleştiğinde gelecekteki taraf hiç sayılmadan karar veriliyor.
Yaygın yanlışDanışmak ile saymak aynı şey sanılıyor.
Ulaşılabilen taraf zaten kanalı olan taraf oluyor ve danışma listesi çoğu zaman sayılan çemberi genişletmiyor, yalnız onaylıyor; sayma, kararın adımlarından çıkarılıyor ve bir davetiye listesinden çıkarılmıyor.
Aklında kalsın
İki küme var ve çakışmıyorlar. Kararın durumunu değiştirdiği insanlar bir olgu, kararı verenin hesaba kattığı insanlar bir seçim.
Sayılan çemberi çizen şey ahlaki duyarlılık olmuyor, eldeki liste oluyor. Sözleşme, bordro, bütçe ve anket örneklemi birer ilişki kaydı ve hiçbiri bir etki kaydı değil.
Bu yüzden çember ilişkinin bittiği yerde bitiyor ve etkinin bittiği yerde bitmiyor.
Saymak ile sorumlu olmak ayrı iki şey. Herkes sayılıyor ve sorumluluk yine etki, bilgi ve alternatif koşullarıyla sınırlanıyor; ayrım kalktığında modülün ilk dersinde kurulan sınır da kalkıyor.
Sinyalsiz taraf sessiz kalan taraftan farklı. Sessiz kalan konuşmamayı seçiyor, sinyalsiz taraf konuşacak bir yer bulamıyor.
Zaman tarafındaki eksik bir temsilci eksiği. İleri tarihli bir etki toplantıya katılamıyor ve onun yerine konuşacak kişi kendi görev süresi içinde değerlendiriliyor.
Örüntü payı hiçbir kurumun defterinde durmuyor. Her kararın gerekçesi kendi içinde geçerli kalıyor ve toplam ancak dışarıdan bakan biri tarafından toplanabiliyor.
Çember sınaması üç soru: kimin durumu değişiyor, bunlardan hangisi bana ulaşabilir ve etki hangi tarihte görünür oluyor?
Basamağı etkinin büyüklüğü belirlemiyor. Maruziyetin seçilmiş olup olmadığı ile tarafın elinde bir seçenek bulunup bulunmadığı belirliyor.
Üç basamak sırayla şöyle işliyor: saymak ve yazmak, bir kişiyle konuşmak, kararı değiştirmek.
Çember de sonsuz genişlemiyor. Kendi durumundaki değişimi fark edebilen taraf içeride sayılıyor ve bu ölçüyü okuyan kişi kararı veren olmuyor.
İtirazın gelmemesi bir onay taşımıyor. İtiraz kanalı olanlardan geliyor ve kanalı olmayanların sessizliği hiçbir şey söylemiyor.
Sonraki derse köprü
Modül burada kapanıyor ve kapanırken elinde altı derste kurulmuş bir takım araç kalıyor.
Sorumluluğun kime düştüğünü belirleyen üç koşul, bir değerin davranışa çıkarken geçtiği üç aşama, gücün kaldırdığı üç kısıt, hesap düzeninin dört unsuru, çıkar çatışmasının konum sınaması ve bu dersteki çember sınaması.
Altısı da aynı şeyi varsayıyor. Bu araçları kullanacak kişinin kendi hakkında yeterince bilgi taşıdığını varsayıyorlar.
O varsayım modül boyunca hiç sınanmadı ve sıradaki modül onu sınıyor: Başlangıç Değerlendirmesi.
Bakılan yön değişiyor. Karar odasından çıkıp kendi geçmişine döneceksin ve altı ders sırasıyla şunları kuracak: liderlik deneyimi envanteri, öz değerlendirme, güçlü yönler haritası, gelişim alanları haritası, kariyer ve rol hedefi ve sonunda kişiselleştirilmiş öğrenme yolunun oluşturulması.
Çıktısı da bir metin olmayacak. L0 seviyesini kapatan iki şey var: Kişisel Liderlik Başlangıç Dosyası ve Liderlik Okuryazarlığı rozeti.
Modülün ilk dersi envanterle başlıyor ve sorusu geriye bakıyor: şimdiye kadar nerede, kimin için ve hangi koşullarda liderlik ettin?