İçeriğe geç

L0.5-03·Liderlik Bağlamları

Kamuda ve siyasette liderlik

giriş3.102 kelime≈ 21 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

İlk iki bağlamda liderin üzerinde kendiliğinden bir disiplin vardı ve kaynağı çıkma hakkıydı. Memnun olmayan taraf çekilebiliyordu.

Kamuda bu hak büyük ölçüde yok. Ödeme hizmete bağlı olmadığı için memnuniyetsizlik bir sayıya dönüşmüyor ve sayıya dönüşmeyen memnuniyetsizlik lideri hiçbir şeye zorlamıyor.

Ölçü burada çoğul ve çelişkili. Hız, maliyet, eşitlik ve usule uygunluk ortak bir birime çevrilemediği için tercih bir hesap olmuyor; gerekçesiyle yapılması gereken bir seçim oluyor.

Pencere ile sonuç arasındaki açıklık bütün bağlamların en genişi. Bu yüzden pencere içi iş, pencere sonrası işe karşı sistematik bir avantaj taşıyor ve avantaj niyetten değil ölçülen süreden geliyor.

Disiplinin dört kaynağı var: çıkma, ses, oy ve usul. Kamuda birincisi yok, üçüncüsünün çözünürlüğü düşük ve yük ikinciyle dördüncüye düşüyor.

Buradan asıl sonuç çıkıyor. Usul bürokratik bir fazlalık değil, eksik olan bir disiplinin yerine konmuş mekanizma; bu yüzden kamuyu şirket gibi yönetme çabası hızı getirirken disiplini götürüyor.

Usulü hem savunmanın hem sadeleştirmenin ölçütü aynı soru: bu adım hangi hatayı yakalıyor ve yakaladığının kaydı var mı?

Sesi güçlendirmek en yüksek getirili müdahale ve en az yapılanı, çünkü lideri daha çok şikâyet duymaya mecbur bırakıyor. Karşılığı, hataların erken öğrenilmesi.

Usul gerçek bir zarar ürettiğinde yapılacak şey adımı atlamak olmuyor. İstisnayı usulün içine koymak, yani kayıtlı, gerekçeli ve denetlenen bir acil yol kullanmak; böyle bir yol yoksa onu kurmak o kararın asıl işi.

Açılış sahnesi

Özel sektörden gelen bir yönetici bir kamu biriminin başına geçiyor ve ilk haftasında bir tıkanma buluyor.

Bir hizmet talebi ortalama otuz iki günde sonuçlanıyor. Yönetici süreci masaya seriyor ve gördüğü şey onu şaşırtıyor: otuz iki günün on dokuzu bekleme, dördü imza, kalanı iş.

İlk kararı hızlı geliyor. Üç onay adımını birleştiriyor ve iki kontrolü kaldırıyor.

Süre on bir güne düşüyor. İlk çeyrekte birim örnek gösteriliyor.

Yedinci ayda iki dosya geri geliyor. Kaldırılan kontrollerden biri, başvuru sahibinin bildirdiği bir bilginin kayıtla uyuşup uyuşmadığına bakıyordu ve iki dosyada uyuşmuyordu.

Sekizinci ayda bir itiraz geliyor. Birleştirilen onay adımlarından biri, kararın gerekçesinin yazılmasını sağlıyordu ve gerekçe yazılmadığı için karar savunulamıyor.

Yönetici hiçbir şeyi kötü niyetle yapmadı ve hız gerçekten geldi. Kaldırdığı şeyin ne olduğunu bilmiyordu.

O adımlar bir yavaşlık değildi. Başka bir bağlamda karşılığı olan bir disiplinin, burada yerine konmuş hâliydi.

Bu ders o disiplinin ne olduğunu ve nereden geldiğini ele alıyor.

Bu derste ne olacak

İlk iki bağlamı birleştiren bir özellik vardı ve bu derste onu kaybediyoruz. Parayı veren taraf istediği an geri çekilebiliyordu ve bu ihtimal kendiliğinden bir disiplin üretiyordu.

Önce o kaybı adlandıracağız. Modülün ilk dersinde eksik bıraktığımız dördüncü eksen burada merkeze geliyor.

Sonra üç ekseni kamuda okuyacağız. Kaynak zorunlu geliyor, ölçü çoğul ve çelişkili, pencere ise kararların sonucundan kısa.

Ardından asıl soruya geleceğiz. Kimsenin vazgeçemediği bir hizmette lideri ne hizaya sokuyor?

Modelde disiplinin dört kaynağını sayacağız ve yükün bu bağlamda hangi ikisine düştüğünü göstereceğiz. Buradan usul hakkında sezgiye ters bir sonuç çıkıyor.

Karar anında kamu yöneticisinin en zor durumu var: bir usul adımı bu kez gerçek bir zarar üretiyor.

Sonda sınırları konuşacağız ve bunlardan biri dersin kendi savunduğu şeye ait; usul bir disiplin olduğu gibi bir kalkan da olabiliyor.

Bu ders hangi politikanın doğru olduğunu tartışmıyor ve tartışamaz. Anlatılan birimler, başvurular ve yöneticiler kurgu; yapının kararı nasıl belirlediğini görünür kılmak için yazıldılar.

Sıfır noktası — dördüncü eksen

Modülün ilk dersinde üç eksen kurmuş ve bir eksiği açıkça bırakmıştık.

İlk iki bağlamda bu hak vardı. Müşteri ödemeyi kesebiliyordu, yatırımcı bahse girmeyebiliyordu, çalışan gidebiliyordu.

Kamuda bu hak büyük ölçüde yok.

Vergi ödeyen kişi hizmetten memnun olmasa da ödemeyi durduramıyor; ödeme ile hizmet arasında böyle bir bağ kurulmuş değil. Nüfus kaydı için gidilecek başka bir kurum bulunmuyor ve bir mahallede tek bir okul varsa seçenek de tek.

Buradan çıkan sonuç bir suçlama olmuyor. Bir yapı tarifi oluyor.

Çıkma hakkı yoksa memnuniyetsizlik kendiliğinden bir sinyale dönüşmüyor ve sinyale dönüşmeyen memnuniyetsizlik lideri hiçbir şeye zorlamıyor.

Mekanizma — üç eksen kamuda nasıl kurulu

Kaynak eksenini gördük ve iki sonucu var.

Birincisi az önce konuştuğumuz sinyal kaybı. İkincisi daha ince: parayı verenle hizmeti alan aynı kişi değil.

Vergi ödeyenlerin bir kısmı hizmeti hiç kullanmıyor, kullananların bir kısmı ödemiyor. Bu, kaynağın nasıl dağıtılacağı sorusunu bir hesap sorusundan çıkarıp bir eşitlik sorusuna çeviriyor.

Ölçü ekseni bu yüzden ilk iki bağlamdan bütünüyle ayrılıyor.

İş dünyasında iki iş aynı birimde karşılaştırılabiliyordu. Burada karşılaştırılamıyor.

Bir hizmeti hızlandıran bir değişiklik eşitliği bozabiliyor; eşitliği koruyan bir kural maliyeti yükseltiyor; maliyeti düşüren bir tercih usulü zorlayabiliyor.

Liderlik tarafındaki karşılığı doğrudan. Kamuda bir kararı savunmak, onu bir sayıyla göstermekle bitmiyor; hangi ölçütü hangisine tercih ettiğini söylemekle bitiyor.

Pencere eksenine geçelim ve burada kamuda fark en büyük.

Modülün ilk dersinde bu açıklık bir karar durumu olarak geçmişti. Burada bir karar durumu olmaktan çıkıyor ve bağlamın kalıcı bir özelliği hâline geliyor.

Model — disiplinin dört kaynağı

Asıl soruya geldik. Çıkma hakkı yoksa lideri ne disipline ediyor?

Dört kaynak var ve her bağlamda yük farklı dağılıyor.

Birincisi çıkma. Karşı taraf ilişkiyi bitirebiliyorsa lider bunu bir maliyet olarak görüyor ve davranışını buna göre kuruyor.

İkincisi ses. Karşı taraf çıkamıyorsa itiraz edebiliyor, şikâyet edebiliyor, örgütlenebiliyor ve konuyu kamuya taşıyabiliyor.

Üçüncüsü periyodik değişim, yani oy. Karar verenin görevde kalıp kalmayacağı belirli aralıklarla yeniden karara bağlanıyor.

Dördüncüsü usul.

Şimdi yükün nasıl dağıldığına bakalım.

İş dünyasında yük büyük ölçüde birinci kaynakta. Müşteri gidiyor, çalışan istifa ediyor ve bu, kararları hızla düzeltiyor.

Kamuda birinci kaynak yok ya da çok zayıf. Üçüncü kaynak var ve çözünürlüğü düşük; tek bir oy yüzlerce kararı birden kapsıyor ve yıllarda bir geliyor, dolayısıyla tek tek kararları disipline edemiyor.

Yük ikinci ve dördüncü kaynağa düşüyor. Ses ve usul.

Buradan sezgiye ters bir sonuç çıkıyor ve açılış sahnesinin cevabı bu.

Kamuda usul, iş dünyasındaki çıkma hakkının yerine konmuş bir mekanizma. Bürokratik bir fazlalık gibi görünüyor ve büyük kısmı eksik olan bir disiplinin karşılığı.

Bu, "kamuyu şirket gibi yönetmek" öğüdünün neden sistematik olarak tıkandığını da açıklıyor. Şirketin hızını mümkün kılan şey çıkma hakkının varlığı; çıkma hakkı yokken aynı hızı almak, disiplini kaldırmak anlamına geliyor.

Modelin pratik hâli iki soruya iniyor ve ikisi de simetrik.

Bir usul adımını kaldırmadan önce sorulacak soru şu: bu adım hangi hatayı yakalıyordu?

Cevap varsa adım bir disiplin taşıyor ve kaldırılırsa yerine bir şey konması gerekiyor. Cevap yoksa adım yalnız maliyet ve kaldırılması doğru.

Aynı soru usulü savunmak için de kullanılıyor. Hiçbir hatayı yakaladığı gösterilemeyen bir adım, savunulabilir bir disiplin olmuyor.

Modelin son parçası ses tarafında ve en az yapılan iş burada.

Sesi güçlendirmek en yüksek getirili müdahale, çünkü çıkma hakkının yerini en çok o dolduruyor. Aynı zamanda en az tercih edileni, çünkü sesi güçlendirmek liderin kendi işini zorlaştırıyor.

Bir önceki modülde hatanın maliyetinin fark edilme süresinde biriktiğini görmüştük. Ses kanalını açmak tam olarak o süreyi kısaltıyor ve bedeli, daha çok şikâyet duymak.

Karar noktası — usul bu kez gerçek bir zarar üretiyor

Şimdi bu bağlamın en zor anı.

Bir usul adımı var ve gerekçesi meşru. Bu kez o adım bir işi geciktiriyor ve gecikme somut bir zarar üretiyor; bir onarım bekliyor, bir ödeme gecikiyor, bir kişi hizmete erişemiyor.

Adımı atlamak elinde. Atlarsan zarar önlenir.

İki yol da bir bedel taşıyor ve bedeller aynı türden değil.

Atlarsan bir emsal oluşuyor. Bir kez atlanmış bir adım, ikinci kez daha kolay atlanıyor ve üçüncüde artık bir adım olmaktan çıkıyor.

Önceki modülde bunun mekanizmasını görmüştük. Kimsenin talep etmediği bir davranış, sorgulanmadığı ve sonucu işe yaradığı için yerleşebiliyor; emsal, bu yerleşmenin kamuda aldığı biçim.

Atlamazsan zarar gerçekleşiyor ve sorumluluğu senin. Usule sığınmak burada bir savunma olmuyor, çünkü zararı görebiliyordun.

Çıkış yolu adımı atlamak ya da atlamamak arasında seçim yapmakta değil.

Yapılacak şey istisnayı usulün içine koymak. Yani önceden tanımlanmış, daha hızlı işleyen ama yine kayıtlı, gerekçeli ve sonradan denetlenen bir acil yol kullanmak.

Böyle bir yol varsa karar kolay: onu kullan. Yoksa, bu kararın asıl işi o yolu kurmak oluyor ve bu bir sonraki benzer durumu da çözüyor.

Yolun hiç olmadığı ve zararın gerçek olduğu bir anda adımı atlamak savunulabilir. O durumda iki şeyi birlikte yapmak gerekiyor: gerekçeyi o anda yazmak ve konuyu kendin denetime taşımak.

Bu ikisi istisnayı görünür tutuyor. Görünür kalan bir istisna emsal olmuyor; kaydı olmayan bir istisna ise bir sonraki kararın kuralı hâline geliyor.

Sınırlılıklar ve eleştiri

Bu dersin savunduğu şeyin kendi sınırı var ve önce onu yazmak gerekiyor. Usul bir disiplin olduğu gibi bir kalkan da olabiliyor; derste bir karşı örnekle geçti. Karar vermemek için usule sığınmak, usulün ürettiği en pahalı sonuçlardan biri ve bu ders usulü savunurken o kullanımı savunmuyor.

"Kamu" da tek parça bir yer sayılamıyor. Bir belediye, merkezî bir idare, bağımsız bir düzenleyici kurum ve kamu sermayeli bir işletme aynı eksenlere sahip değil. En büyük fark pencere ekseninde ve seçilmiş makam ile atanmış makam arasında; seçilmiş makamın penceresi takvimle kurulu, atanmış makamın penceresi ise görevde kalma süresine bağlı ve bu iki pencere aynı kurumda çatışabiliyor.

Ses kanalı da çıkma hakkının tam bir karşılığı olmuyor. Ses eşit dağılmıyor; örgütlü, yazılı başvuru yapabilen ve konuyu duyurabilen gruplar duyuluyor, bu araçları olmayanlar duyulmuyor. Dolayısıyla sesi güçlendirmek disiplini artırıyor ve kendi eşitsizliğini de taşıyor; hangi seslerin ulaştığını ayrıca ölçmek gerekiyor.

Ölçüm tarafında bir zayıflık daha var. Kamuda sonucu ölçmek zor ve ölçülenler çoğu zaman sonuç değil çıktı oluyor; kaç başvuru sonuçlandı, kaç metre yol yapıldı, kaç kişi eğitildi. Çoğul ölçü pratikte bu yüzden tek bir sayıya çöküyor ve çöktüğü sayı genellikle sayılması en kolay olanı.

Son olarak bu ders siyasetin içeriğini konuşmuyor. Hangi politikanın doğru olduğu, kaynakların nasıl dağıtılması gerektiği ve hangi değerin öne alınacağı bu çerçevenin dışında duruyor. Eksenler bir kararın hangi baskılar altında verildiğini gösteriyor; kararın kendisini değerlendirmiyor.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışUsul adımlarının bürokratik fazlalık olduğu düşünülüyor.
Doğrusu

Adımların bir kısmı gerçekten fazlalık ve bir kısmı, çıkma hakkının bulunmadığı bir yerde onun yerine konmuş disiplin; ikisini ayıran soru adımın uzunluğu olmuyor, hangi hatayı yakaladığı oluyor.

Yaygın yanlışKamunun şirket gibi yönetilebileceği varsayılıyor.
Doğrusu

Şirketin hızını mümkün kılan şey memnun olmayanın çıkıp gidebilmesi; bu hak yokken aynı hızı almak disiplini kaldırmak anlamına geliyor ve bedeli genellikle bir iki yıl sonra ortaya çıkıyor.

Yaygın yanlışÇoğul ölçünün tek bir sayıya indirilebileceği sanılıyor.
Doğrusu

Hız, maliyet, eşitlik ve usule uygunluk ortak bir birime çevrilemiyor; indirgeme yapıldığında geriye kalan sayı en kolay sayılabilen oluyor ve tercih gizli kalıyor.

Yaygın yanlışPencere içi işi seçmenin bir niyet göstergesi olduğu düşünülüyor.
Doğrusu

Aynı seçimi iyi niyetli ve dikkatli yöneticiler de yapıyor, çünkü seçimi üreten şey ölçüldükleri süre; niyeti tartışmak yerine pencereyi tartışmak daha çok şey değiştiriyor.

Yaygın yanlışŞikâyet sayısının artmasının kötü işaret olduğu sanılıyor.
Doğrusu

Ses kanalı açıldığında şikâyet sayısı artıyor ve bu, hata sayısının arttığını göstermiyor; öğrenme süresinin kısaldığını gösteriyor. Ayırt edici ölçü, şikâyetlerin ne kadarında ilk kararın hatalı bulunduğu.

Aklında kalsın

İlk iki bağlamda liderin üzerinde kendiliğinden bir disiplin vardı ve kaynağı çıkma hakkıydı. Memnun olmayan taraf çekilebiliyordu.

Kamuda bu hak büyük ölçüde yok. Ödeme hizmete bağlı olmadığı için memnuniyetsizlik bir sayıya dönüşmüyor ve sayıya dönüşmeyen memnuniyetsizlik lideri hiçbir şeye zorlamıyor.

Ölçü burada çoğul ve çelişkili. Hız, maliyet, eşitlik ve usule uygunluk ortak bir birime çevrilemediği için tercih bir hesap olmuyor; gerekçesiyle yapılması gereken bir seçim oluyor.

Pencere ile sonuç arasındaki açıklık bütün bağlamların en genişi. Bu yüzden pencere içi iş, pencere sonrası işe karşı sistematik bir avantaj taşıyor ve avantaj niyetten değil ölçülen süreden geliyor.

Disiplinin dört kaynağı var: çıkma, ses, oy ve usul. Kamuda birincisi yok, üçüncüsünün çözünürlüğü düşük ve yük ikinciyle dördüncüye düşüyor.

Buradan asıl sonuç çıkıyor. Usul bürokratik bir fazlalık değil, eksik olan bir disiplinin yerine konmuş mekanizma; bu yüzden kamuyu şirket gibi yönetme çabası hızı getirirken disiplini götürüyor.

Usulü hem savunmanın hem sadeleştirmenin ölçütü aynı soru: bu adım hangi hatayı yakalıyor ve yakaladığının kaydı var mı?

Sesi güçlendirmek en yüksek getirili müdahale ve en az yapılanı, çünkü lideri daha çok şikâyet duymaya mecbur bırakıyor. Karşılığı, hataların erken öğrenilmesi.

Usul gerçek bir zarar ürettiğinde yapılacak şey adımı atlamak olmuyor. İstisnayı usulün içine koymak, yani kayıtlı, gerekçeli ve denetlenen bir acil yol kullanmak; böyle bir yol yoksa onu kurmak o kararın asıl işi.

Sonraki derse köprü

Bu üç bağlamda kaynağı verenle hizmeti alan arasındaki ilişki üç ayrı biçimde kuruldu.

İş dünyasında aynı kişiydi ve gönüllüydü. Girişimcilikte veren bir bahisçiydi ve alan henüz yoktu. Kamuda veren zorunlu ödüyordu ve alan çıkamıyordu.

Sonraki ders dördüncü bir kuruluşa geçiyor: sivil toplum ve topluluk liderliği.

Orada ödeyen ile alan farklı kişiler ve ikisi de gönüllü. Bağış veren kişi hizmeti kendisi kullanmıyor; hizmeti alan kişi de para ödemiyor.

Ölçü ekseni bu yüzden başka bir riskle geliyor. Ölçü, ödeyeni ikna eden ölçü olmaya doğru kayabiliyor ve hizmeti alanın gördüğü şeyle bağı zayıflayabiliyor.

Çıkma hakkı ise en ilginç yerde duruyor. Bu bağlamda çıkma hakkı çok güçlü, ancak çıkabilen taraf hizmeti alan değil; işi üreten gönüllü.

Sonraki dersin sorusu da bu tersliğin üstüne kurulu: yaptırım gücünün hiç olmadığı ve herkesin her an çekilebildiği bir yerde iş nasıl yürüyor?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.