M01-D03
İlişkisel çerçeve kuramı: dilin iki yüzü
Dilin insanı hem problem çözen hem de acıyı her yere taşıyan bir varlık yaptığı fikrini sade bir dille aktarır.
Kabul ve Kararlılık Terapisi Akademisi — M01, ACT’ye giriş · 3.265 kelime · 16 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 15 dk okuma · 22 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
İlişkisel çerçeve kuramı, insanların öğretilmemiş ilişkileri türetebildiğini ve dilin bu yetenekten doğduğunu öne sürer.
Karşılıklı ve birleşik türetme sayesinde birkaç öğrenilmiş ilişkiden yenileri kendiliğinden çıkar; ilişki, nesnelerin fiziksel özelliklerinden bağımsızlaşabilir.
Bir sözcük ya da bir ad, bağlandığı olayın korkutucu ya da acı veren işlevini taşıyabilir; laboratuvarda korkunun ve kaçınmanın hiç doğrudan eşleşmemiş uyaranlara yayıldığı gösterildi.
Dış dünyada problemleri çözen aynı yetenek, iç dünyaya döndüğünde acıyı bir anıya, bir yere, hiç yaşanmamış bir geleceğe taşır.
Kurallar deneyim olmadan öğrenmeyi sağlar, ama değişen sonuçlara karşı insanı kör de bırakabilir. Kuramın oturumdaki karşılığı, terapistin içerikle tartışmak yerine bir tepkinin danışanın hayatında ne iş gördüğünü sormasıdır; kuramın kendisi danışana ders olarak anlatılmaz.
Açılış sahnesi
Karşıyaka'da bir apartman dairesi, cumartesi öğleden sonrası. Otuz yıl ilkokul birinci sınıflarına okuma yazma öğretmiş Nurten Öğretmen, dört yaşındaki torunu Ada'yla halının üstüne hayvan resimleri dizmiş. Köpeği gösteriyor, sonra kediyi: "Kedi köpekten küçük." Kediyi gösteriyor, sonra fareyi: "Fare de kediden küçük." Başka bir şey söylemeden kartları toplamaya başlıyor.
Ada fare kartını alıp köpeğin yanına koyuyor. "Fare köpekten de küçük," diyor, "köpek fareyi görmez bile."
Nurten Öğretmen elindeki kartlarla kalıyor. Fareyle köpeği hiç yan yana koymamıştı; Ada iki cümleden üçüncüsünü kendisi çıkardı.
Akşam yemekten sonra televizyonda bir çizgi dizi açık. Bir karakter, sabah Ada'nın anlattığı rüyadaki canavarın adını, Ada'nın kendi uydurduğu o tuhaf adı, tesadüfen söylüyor. Ada yerinden fırlayıp anneannesinin kucağına giriyor. Koridorun ışığının yanık kalmasını istiyor; yatağına giderken karanlık odanın kapısında duruyor. Canavar ekranda yok, koridorda yok, hiçbir yerde yok. Yalnız adı var.
Nurten Öğretmen o gece ışığı açık bırakıyor ve düşünüyor: sabah fareyle köpeği kendi kendine bağlayan zihin, akşam bir adı karanlığa bağladı.
Karşıyaka, Nurten Öğretmen ve Ada kurgu. Ama aynı yeteneğin sabah bir bilmeceyi çözüp akşam korkuyu odaya taşıması bu dersin konusu.
Bu derste ne olacak
ACT, insan acısının büyük bölümünü dilin işleyişine bağlar; bu bağın arkasındaki ilişkisel çerçeve kuramını ağır teknik ayrıntıya girmeden kuracağız. Önce insanların hiç öğretilmemiş ilişkileri nasıl türettiğini, sonra bu türetmenin karşılıklı ve birleşik biçimlerini basit örneklerle göreceğiz. Ardından bir sözcüğün bir nesnenin korkutucu işlevini nasıl taşıyabildiğine, aynı yeteneğin dış dünyada problem çözerken iç dünyada acıyı nasıl çoğalttığına ve kurallarla yönetilen davranışın deneyime neden kör kalabildiğine bakacağız. Kesitte, terk edildiği kişinin adını taşıyan bir sokaktan geçemeyen bir redaktörle görüşen bir terapistin, bu tepkiyi "saçma" bulan danışana ne söylediğini izleyeceğiz. Kanıt tarafında laboratuvar deneylerine ve kurama yöneltilen eleştirilere değineceğiz.
Sıfır noktası
Terapi Akademisi S05-P01-D04 psikolojik esnekliği ve bilişsel ayrışmayı, S01-P02-D09 deneyimsel kaçınmayı tanımladı; bu ders o tanımları tekrarlamıyor, onların altındaki dil kuramına iniyor. Bir davranışa doğru ya da yanlış oluşuna göre değil, bağlamındaki işine göre bakmak M01-D02'nin konusu; ilişkisel çerçeve kuramı bu bakışı dile ve düşünceye uygular.
Yaygın yanlış"İlişkisel çerçeve kuramı ACT'nin bir tekniğidir; oturumda danışana anlatılır."
Kuram terapistin arka plan bilgisidir. Oturumda kimse danışana ok çizip ilişki türlerini öğretmez. Kuram, terapistin neden bir düşüncenin içeriğiyle tartışmak yerine o düşüncenin danışanın hayatında ne iş gördüğüne baktığını açıklar; oturumda görünen, bu bakışın sonucudur.
Yaygın yanlış"Dil acıya yol açıyorsa ACT dili kötü bir şey olarak görür."
Kuramın merkez fikri tam tersi bir ikiliktir. İnsanı köprü kurmaya, ilaç geliştirmeye, ertesi yılın ekimini planlamaya muktedir kılan yetenek ile bir sözcükten korkan, hiç yaşamadığı bir geleceği yasını tutan yetenek aynıdır. ACT dili kaldırmayı amaçlamaz; dilin hangi bağlamda yardım edip hangi bağlamda hayatı daralttığını görmeye çalışır.
Mekanizma
Öğretilmeden bilinen ilişkiler
Bir güvercin ya da köpek, bir uyaranın bir sonuçla eşleştiğini öğrenebilir. İnsanın ayrıldığı yer şurada: bir çocuğa "bu nesnenin adı top" denir ve çocuk yalnız adı duyunca topa bakmaya başlamakla kalmaz, topu görünce adını da söyler. Bu ikinci yön ona hiç öğretilmedi. Davranış çözümlemesinde bu olguya ilk olarak uyaran eşdeğerliği adıyla bakıldı: A ile B, B ile C eşleştirilmeyi öğrenen insanlar, hiç eğitim almadan C ile A'yı da eşleştirir. İlişkisel çerçeve kuramı bu gözlemi genişletti ve eşitliğin yalnız bir ilişki türü olduğunu, insanların aynı şeyi büyüklük, zıtlık, zaman ve neden ilişkileriyle de yaptığını öne sürdü.
Karşılıklı ve birleşik türetme
Kuram bu türetmeyi iki temel biçimde anlatır. Birincisi karşılıklılık: A, B'den büyükse B'nin A'dan küçük olduğu öğretilmeden bilinir. Bir kadının bir çocuğun annesi olduğu söylendiğinde, çocuğun o kadının oğlu olduğu ayrıca söylenmez. İkincisi birleşme: A, B'den büyük, B de C'den büyükse A'nın C'den büyük olduğu çıkarılır. Ada'nın halıdaki çıkarımı tam olarak buydu. Kuramın vurgusu, ilişkinin bir kez kurulduğunda nesnelerin gerçek özelliklerinden bağımsızlaşmasıdır. Bir çocuğa beş kuruşluk bir madenî paranın on kuruşluktan "daha değerli" olduğu bir oyunda söylenirse, iri olan parayı bırakıp küçük olanı seçebilir. İlişki fiziksel boyuttan değil, bağlamdaki bir ipucundan, burada "daha değerli" sözünden gelir.
İşlevlerin dönüşümü
Türetilmiş ilişkiler yalnız bilgi taşımaz; duygu ve davranış da taşır. Bir uyaran bir korkuyla, bir sevinçle ya da bir kaçınmayla bağlandığında, onunla ilişkili uyaranlar da bu işlevi, ilişkinin türüne göre değişmiş biçimde kazanabilir. Eşitlik ilişkisinde korku aynen geçer; zıtlık ilişkisinde rahatlamaya dönebilir; "daha büyük" ilişkisinde büyüyebilir. Ada'nın canavarı ekranda değildi; ekrandaki ad, rüyadaki canavarın korkutucu işlevini taşıdı.
Dilin dışa dönük yüzü
Aynı yetenek insanın en büyük aracıdır. Hiç görülmemiş bir sel, haritadaki eğim çizgilerinden ve yağış tablosundan türetilerek önceden tahmin edilir. Bir usta, bir çırağa sıcak demirin elini yakacağını ona demiri tutturmadan söyleyebilir. "Önce", "sonra", "eğer… ise" çerçeveleri planlamayı ve gelecekteki bir ödül için bugünkü bir rahatı bırakmayı mümkün kılar; tehlike anlatılarak öğretilir ve yaşanmadan önlenir.
Dilin içe dönük yüzü
Problem çözen bu yetenek iç dünyaya döndüğünde başka bir şey olur. Bir hayvan acıyı acının yaşandığı yerde ve zamanda yaşar; insan ise bir anıyla, bir kokuyla, bir sözcükle, bir mekânla, hatta hiç yaşanmamış bir gelecekle acıyı yeniden çağırabilir. Bir doğum günü pastası yasın ilk yılını, bir şarkı biten bir evliliği, "yarın" sözcüğü bir sınavın sonucunu bugünün içine getirir. Kurama göre insan acısı bu yüzden dış koşullar iyiyken de sürebilir ve ilişkiler ağı genişledikçe kaçınılacak şeylerin sayısı da artar. Dış dünyada işe yarayan "sorunu bul, ortadan kaldır" stratejisi, sorun bir anı ya da duygu olduğunda uygulanınca ağı daha da sıkı örer.
Kurallar ve deneyimin sesi
Dil insanlara kurallar verir: "Bu yoldan gidersen şuna ulaşırsın." Kurallar deneme yanılmanın bedelini ortadan kaldırır, ama bir bedelleri vardır. Kuralla yönetilen davranış, ortamın gerçek sonuçları değiştiğinde bu değişikliği daha geç ya da hiç fark etmeyebilir. Kuramın kliniğe taşıdığı yorum şu: "Kaygıyı kontrol etmeden yaşayamam" ya da "Önce iyi hissetmeliyim, sonra çıkarım" gibi kurallar, kişinin ne olduğunu yaşayarak öğrenmesinin önüne geçebilir. Bu konunun oturumdaki biçimi ACT'nin birleşme derslerinde (M05) derinleşecek.
Terapistin sorusu değişiyor
Kuramın oturuma en doğrudan etkisi terapistin hangi soruyu sorduğudur. Bir düşünce ya da tepki saçma, mantıksız ya da abartılı görünebilir; ama ilişkisel çerçeve kuramına göre o tepki, öğrenilmiş ilişkilerin beklenen sonucudur. "Bu doğru mu?" ya da "Neden böyle hissediyorsun?" soruları da dilin aynı aygıtını çalıştırır ve çoğu zaman yeni ilişkiler, yeni gerekçeler, yeni suçlamalar üretir. ACT terapisti bu yüzden içerikten çok işleve yönelir: bu düşünce ortaya çıktığında ne yapıyorsun, bu seni neye yaklaştırıyor, neyden uzaklaştırıyor?
Oturumdan bir kesit
Bu görüşme kurgu, adlar da öyle. Gizem otuz üç yaşında, İzmir'de bir yayınevinde redaktör. Dört ay önce beş yıllık ilişkisi, sevgilisinin bir mesajla ayrılığı bildirmesiyle bitti. Okan'la ikinci görüşmeleri; Gizem bugün bir şeyi utanarak anlatıyor.
Danışan: «Alsancak'ta onun adını taşıyan bir sokak var. Ofise giden en kısa yol oradan geçiyor. Dört aydır o sokağa girmiyorum, iki sokak aşağıdan dolanıyorum. Daha kötüsü, geçen hafta aynı adı taşıyan bir yazarın romanını düzeltiyordum. Kapakta adını gördüm, sayfalarda dipnotlarda gördüm, ağladım. İşimi yapamadım. Ama o kişi değil ki. Yaşlı bir adam, yüz yıl önce ölmüş. Saçma bu.»
Terapist: «Saçma bulduğunuzu duyuyorum. Bir şey söylemek istiyorum; belki biraz tuhaf gelecek. Bana pek saçma gibi gelmiyor. İnsan zihni bir adı, o adın bağlandığı her şeyle birlikte taşır. Beş yıl boyunca o ad sizin için bir sesti, bir yüzdü, bir telefon ekranıydı. Şimdi o ad bir sokak tabelasında ya da bir kapakta geçtiğinde, beraberinde bunları da getiriyor. Bu, zihninizin bozuk çalıştığını değil, tam da insan zihninin çalıştığı gibi çalıştığını gösteriyor.»
Danışan: «Yani normal mi bu? Ama bitmesi lazım artık. Neden hâlâ bu kadar etkiliyor beni, onu anlamak istiyorum.»
Terapist: «Bunu anlamak istemeniz çok anlaşılır. Bir şey sormama izin verir misiniz? Bu dört ayda o ad, hayatınızda neleri değiştirdi? Yalnızca sokağı değil.»
Danışan: «Sokağı, kitabı… Bir de bir arkadaşımın oğlunun adı aynı. Onun doğum gününe gitmedim. Ofiste o yazarın ikinci kitabı da bana gelecek, editörden başkasına vermesini rica ettim. Aslında severim o yazarı.»
Terapist: «Yani o ad, sokaktan sonra bir kitaba, bir doğum gününe, sevdiğiniz bir yazara doğru yayılmış. Her kaçındığınız yer, kaçınılacak yeni bir yer de getirmiş gibi.»
Danışan: «Öyle söyleyince ürktüm.»
Burada Okan bir seçimle karşı karşıya. Gizem "neden" diye sordu; Okan ayrılığın ayrıntısına, ilişkinin geçmişine, Gizem'in o mesajı aldığı güne inebilir. Bu, yasını dinlemek için bir zemin olabilir; ama aynı adı yeni bağlantılarla çağırma ve "neden"e yeni gerekçeler üretme fırsatı da verir. Okan ayrıca Gizem'i ikna etmeye çalışabilir: yazar başka biri, sokak bir sokak. Bunu Gizem zaten biliyor; ilk cümlesinde kendisi söyledi. Mantıklı bir açıklama, kuramın tahmin ettiği gibi, tepkinin işini görmesine dokunmayabilir. Okan'ın seçtiği yol ise tepkiyi bir dil olgusu olarak sade bir dille adlandırmak ve sorunun yönünü tepkinin nedeninden, tepkinin hayatı nasıl daralttığına çevirmek oldu. Bu seçim ölçülebilir bir açıdan modele uyuyor: içerikle tartışmıyor, işlevi soruyor ve Gizem'in kendi deneyiminden, sevdiği bir yazara ve bir arkadaşının çocuğuna kadar uzanan bir bedel haritası çıkarıyor. Yası dinlemek bu yolu dışlamaz; hangi sırayla ilerleneceği Gizem'in o günkü hâline bağlı bir klinik karardır.
Usta katmanı
Deneyimli bir ACT terapisti ilişkisel çerçeve kuramını oturumda neredeyse hiç adıyla anmaz. Sık görülen bir hata, kuramı yeni öğrenmiş terapistin danışana oklarla, harflerle, "zihninizin ilişki ağı" diye uzun açıklamalar yapmasıdır. Bu açıklamalar danışanın zihninde yeni bir kurala dönüşebilir. Kuramın değeri terapistin kulağındadır: bir sözcüğün nereye yayıldığını, bir kuralın hangi deneyimi susturduğunu duymasında. Bir başka incelik, kuramın her tepkiyi "dil olgusu" diye açıklayıp gerçek tehlikeyi gözden kaçırmamaktır. Kişi gerçekten izleniyorsa korkusu ortamı doğru okuyordur. Kuramın klinik bağının gücü ise açık bir soru; onu M12-D03 tartışacak.
Yaygın yanlış"Türetilmiş bir korku gerçek değildir, bu yüzden kolayca bırakılabilir."
Dougher ve arkadaşlarının deneyinde hiç uyarıyla eşleşmemiş uyaranlar da ölçülebilir bir fizyolojik yanıt doğurdu. Türetilmiş korku bedende ve davranışta gerçek bir korkudur; kökeninin bir sözcük ya da bir ilişki olması onu daha hafif yapmaz. Danışana "bu sadece bir çağrışım" demek, yaşadığını küçümsemek olarak duyulabilir.
Kanıtın sınırı
Bu derste anlatılan iki parça farklı düzeyde destek taşır. Türetilmiş ilişkilerin varlığı ve bu ilişkiler üzerinden korkunun, sönmenin ve kaçınmanın laboratuvarda yayılabildiği, tekrarlanmış deneysel bulgulardır; ama çoğu küçük örneklemli, keyfî uyaranlarla, kısa sürede yapılmış çalışmalardır. Dymond ve arkadaşlarının 2018'de Perspectives on Behavior Science dergisinde yayımlanan anlatı derlemesi bu laboratuvar araştırmalarını kaygıyla ilişkilendirirken, bulguların geçerliliğini ve deneysel psikopatolojiyle birleştirmenin güçlüklerini kendisi tartışmaya açar. "Dilin iki yüzü" fikri, yani insan acısının büyük ölçüde bu yetenekten doğduğu iddiası ise bu bulgulardan yapılan bir genellemedir ve Kuramsal görüş düzeyinde kalır; onu doğrudan sınayan bir çalışma kurmak zordur. Kuramın kendisi de davranış çözümlemesi içinde tartışmalıdır: Gross ve Fox'un 2009'da Analysis of Verbal Behavior dergisinde yayımladıkları özet, tartışmanın birkaç yıla ve birkaç dergiye yayıldığını ve kuramın karmaşıklığının tartışmayı izlemeyi zorlaştırdığını not eder; eleştirmenlerin bir kısmı kuramın daha önceki uyaran eşdeğerliği açıklamalarından ne kadar ayrıldığını sorgular. Burada RFT'nin oturumda neyin işe yaradığını açıkladığı değil, terapistin bakışına bir gerekçe sunduğu söyleniyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
İlişkisel çerçeve kuramı, insanların öğretilmemiş ilişkileri türetebildiğini ve dilin bu yetenekten doğduğunu öne sürer.
Karşılıklı ve birleşik türetme sayesinde birkaç öğrenilmiş ilişkiden yenileri kendiliğinden çıkar; ilişki, nesnelerin fiziksel özelliklerinden bağımsızlaşabilir.
Bir sözcük ya da bir ad, bağlandığı olayın korkutucu ya da acı veren işlevini taşıyabilir; laboratuvarda korkunun ve kaçınmanın hiç doğrudan eşleşmemiş uyaranlara yayıldığı gösterildi.
Dış dünyada problemleri çözen aynı yetenek, iç dünyaya döndüğünde acıyı bir anıya, bir yere, hiç yaşanmamış bir geleceğe taşır.
Kurallar deneyim olmadan öğrenmeyi sağlar, ama değişen sonuçlara karşı insanı kör de bırakabilir. Kuramın oturumdaki karşılığı, terapistin içerikle tartışmak yerine bir tepkinin danışanın hayatında ne iş gördüğünü sormasıdır; kuramın kendisi danışana ders olarak anlatılmaz.
Sonraki derse köprü
Gizem'in sokağı, sevdiği bir yazarı ve bir doğum gününü de içine alan bir ağın parçasıydı. Dilin bu ağı kurması kaçınılmaz; ama aynı ağın içinde bir insan ya daralarak ya da genişleyerek yaşayabilir. Biri, adı duyduğunda yolunu değiştirir ve dünya giderek küçülür; öteki, adı ve onunla gelen acıyı yanında taşıyarak sevdiği kitabı düzeltmeye devam eder. ACT bu iki hâlin farkını bir esneklik ve katılık ayrımıyla anlatır. M01-D04, Psikolojik esneklik, bu ayrımı altı süreç üzerinden kurarak dilin iki yüzünün bir insanın gündelik hayatında hangi yönlere açıldığını gösteriyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.