Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Deyim cümlenin parçasıdır (tomar el pelo); atasözü (refrán) tek başına tam bir yargıdır (Del dicho al hecho hay mucho trecho).
- Atasözleri ritim ve kafiyeyle akılda kalır: dicho / trecho.
- Giriş kalıpları: Como dice el refrán…, Ya lo dice el dicho…, Como decía mi abuela…
- Yarım bırakılan atasözü: Camarón que se duerme…, Dime con quién andas…; dinleyen tamamlar.
- Sözlüğe girmiş edebi göndermeler: un quijote, quijotesco, un donjuán, una celestina.
- Tarihten gelenler: No se ganó Zamora en una hora; armarse la de San Quintín.
- Göndermeyi kaçırınca: ¿De dónde viene eso?, ¿Es un refrán?, No pillé la referencia; not al.
- Türkçe: Arkadaşını söyle…, Her işte bir hayır vardır, Laf ile peynir gemisi yürümez, Sabırla koruk helva olur; kelimesi kelimesine çevirme.
Kanca
Atölyenin en yaşlı katılımcısı don Aníbal, Burak'ın paragrafını dinledikten sonra gözlüğünü çıkarıyor ve yalnızca şunu söylüyor: "Del dicho al hecho hay mucho trecho." Sonra, yarı gülümseyerek, Buenos Aires'te herkesin bildiği eski bir tangonun adını anıyor. Masadakiler gülüyor, Inés başını sallıyor. Burak ise iki cümlenin her kelimesini anlamış olmasına rağmen, ne dendiğini bilmiyor: övüldü mü, eleştirildi mi, yoksa bir şaka mı yapıldı?
Bir dilde ustalaşmanın son basamaklarından biri, kelimelerin arkasındaki ortak hafızayı paylaşmaktır. Konuşanlar çoğu zaman her şeyi söylemez; bir atasözünün yarısı, bir kitap kahramanının adı ya da bir şarkının başlığı, uzun bir açıklamanın yerini tutar. Deyimleri daha önce gördün. Bu derste atasözlerini ve kültürel göndermeleri ele alacaksın: atasözünü deyimden ayırmayı, konuşmada nasıl kullanıldığını, edebiyattan gündelik dile geçmiş kelimeleri ve bir göndermeyi yakalayamayınca hangi soruları sorabileceğini.
Anlatım
Atasözü ve deyim
Deyim bir cümlenin parçasıdır ve tek başına bir yargı bildirmez: "tomar el pelo", "meter la pata". Atasözü (refrán) ise kendi başına tam bir cümledir ve genel bir doğruyu, bir öğüdü ya da bir deneyimi özetler: "Del dicho al hecho hay mucho trecho" (Söz ile iş arasında uzun bir yol vardır).
Atasözlerinin çoğu kolay akılda kalsın diye ses ve ritimle kurulmuştur. "Dicho" ile "trecho" kafiyelidir; "Dime con quién andas y te diré quién eres" iki eşit yarıdan oluşur. Bu yapı, atasözünün kuşaktan kuşağa sözlü olarak aktarılmasını sağlamıştır.
Konuşmada atasözü
Atasözleri çoğu zaman bir giriş kalıbıyla sunulur: "Como dice el refrán…" (Atasözünün dediği gibi…), "Ya lo dice el dicho…", "Como decía mi abuela…". Bu girişler, konuşanın söyleyeceği şeyin kendi fikri değil, ortak bir bilgelik olduğunu işaretler.
İyi bilinen atasözleri sık sık yarım bırakılır; dinleyenin geri kalanını tamamlayacağı varsayılır. "Camarón que se duerme…" diyen biri cümlenin sonunu, yani "…se lo lleva la corriente" (Uyuyan karidesi akıntı alır götürür) kısmını söylemez. "Dime con quién andas…" diye başlayan biri de "…y te diré quién eres" kısmını dinleyene bırakır. Yarım bırakılan atasözü, konuşanla dinleyen arasında bir yakınlık kurar: ikisi de aynı cümleyi bilir.
Atasözlerinin tonu da bağlama göre değişir. Bir büyüğün ağzından öğüt gibi çıkabilir, arkadaşlar arasında şaka yollu söylenebilir, bir gazete başlığında değiştirilerek oyuna dönüştürülebilir. Genç bir konuşmacının cümlesini sürekli atasözleriyle süslemesi ise çoğu zaman eski kafalı ya da gösterişli bir izlenim bırakır.
Edebiyattan ve tarihten gelen göndermeler
Bazı göndermeler o kadar yerleşmiştir ki sözlüğe girmiş, küçük harfle yazılan sıradan kelimelere dönüşmüştür. "Un quijote" gerçekçi olmayan ideallerin peşinden koşan kişidir; "quijotesco" da bu tavrı niteler. "Un donjuán" kadın avcısı, "una celestina" iki kişiyi buluşturmaya aracılık eden kişidir. Bu kelimelerin her biri İspanyol edebiyatının bilinen bir karakterinden gelir; bugün onları kullananların çoğu kaynağı düşünmeden söyler.
Tarihten gelen göndermeler de vardır. İspanya'da "No se ganó Zamora en una hora" (Zamora bir saatte alınmadı) atasözü, büyük işlerin zaman aldığını söyler. "Armarse la de San Quintín" deyimi ise büyük bir kavga ya da kargaşa çıkması anlamına gelir. Her bölgenin kendi göndermeleri vardır: Buenos Aires'te bir tangonun adı, Meksika'da bir halk şarkısının bir dizesi, İspanya'da bir televizyon programının unutulmaz bir sözü, dinleyenlerin çoğunun anında tanıdığı bir kısaltma gibi çalışır.
Bir göndermeyi kaçırdığında
C2 düzeyinde bile her göndermeyi yakalamak mümkün değildir; ana dili İspanyolca olanlar da başka bir ülkenin göndermelerini kaçırır. Önemli olan, anlamadığını fark etmek ve bunu dürüstçe sormaktır: "¿De dónde viene eso?" (Bu nereden geliyor?), "¿Es un refrán?" (Bu bir atasözü mü?), "Perdón, no pillé la referencia" (Pardon, göndermeyi yakalamadım; İspanya). Anlamadığı hâlde gülüp geçen biri hem yeni bir şey öğrenme fırsatını kaçırır hem de yanlış anladığı bir şeye onay vermiş olabilir.
Bir göndermenin anlamını sorduktan sonra onu bir deftere yazmak işe yarar: kaynağı, anlamı ve hangi durumda kullanıldığı. Bu küçük not defteri zamanla bir kültürün ortak hafızasının haritasına dönüşür.
Türkçe ile karşılaştırma
Türkçe atasözü bakımından son derece zengin bir dildir ve İspanyolca atasözlerinin birçoğunun Türkçede anlamca yakın bir eşi vardır. "Dime con quién andas y te diré quién eres" Türkçedeki "Arkadaşını söyle, kim olduğunu söyleyeyim" ile neredeyse birebir örtüşür. "No hay mal que por bien no venga" ile "Her işte bir hayır vardır" aynı teselliyi verir. "En boca cerrada no entran moscas" ile "Söz gümüşse sükût altındır" da susmanın değerini anlatır.
Bazen iki dil aynı fikri bambaşka imgelerle söyler. "Del dicho al hecho hay mucho trecho" atasözünün Türkçedeki yakın karşılığı "Laf ile peynir gemisi yürümez"dir: biri yoldan, öteki gemiden söz eder ama ikisi de sözün işi yapmaya yetmediğini söyler. "No se ganó Zamora en una hora" ile "Sabırla koruk helva olur" da aynı sabrı öğütler. Türkçede de atasözleri yarım bırakılır: "Damlaya damlaya…" diyen biri cümlenin sonunu dinleyene bırakır. Edebi göndermeler de benzer biçimde çalışır: Türkçede de gerçekçi olmayan ideallerin peşinden koşan birine "Don Kişot gibi" denir.
Buradaki tuzak, Türkçe bir atasözünü kelimesi kelimesine İspanyolcaya çevirmektir. "Las palabras no mueven el barco del queso" cümlesi bir İspanyolca konuşana hiçbir şey ifade etmez; bunun yerine anlamca yakın bir İspanyolca atasözü seçmek ya da Türkçe atasözünü açıklayarak aktarmak gerekir.
Örnekler
Örnekler yaygın atasözlerini, tarihten ve edebiyattan gelen göndermeleri ve bir atasözünü konuşmaya sokmanın kalıbını gösteriyor. Köşeli parantezlerde porteño söyleyiş var: "ll" [sh], "c" ve "z" [s].
Örnek diyalog
Atölye bitti; Inés ile Burak Palermo'nun ağaçlı bir sokağında birlikte yürüyor. Inés "vos" ile konuşuyor.
Konuşma dersin üç adımını izliyor: bir atasözünü anlamak ("del dicho al hecho"), bir kültürel göndermeyi açıklatmak (tango) ve bir göndermeyi kaçırınca sormayı öğrenmek. Burak'ın son cümlesi de dersin en ince noktasını gösteriyor: atasözünü yarım bırakıyor, çünkü artık dinleyenin sonunu tamamlayacağını biliyor. Türkçe atasözünü de kelimesi kelimesine çevirmek yerine imgesini anlatarak aktarıyor.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışAtasözünü harfiyen okumak
— "En boca cerrada no entran moscas" duyulunca sineklerden söz edildiği sanılır. Doğrusu: atasözünü bir bütün olarak, genel anlamıyla oku: gereksiz yere konuşmamak gerektiği, susmanın bazen daha akıllıca olduğu söyleniyor.
Yaygın yanlışTürkçe atasözünü kelimesi kelimesine çevirmek
— Bir toplantıda "Las palabras no mueven el barco del queso" denir ve kimse anlamaz. Doğrusu: anlamca yakın bir İspanyolca atasözü kullan ("Del dicho al hecho hay mucho trecho") ya da Türkçe atasözünü imgesini açıklayarak aktar: "En turco decimos algo así como…".
Yaygın yanlışAtasözünü her yerde kullanmak
— Resmî bir rapor ya da iş e-postası atasözleriyle doldurulur ve metin hem eski moda hem de ciddiyetsiz görünür. Doğrusu: atasözlerini daha çok konuşmada ve samimi yazıda, bir fikri özetlemek ya da tonu yumuşatmak için ölçülü kullan.
Mini alıştırma
Cevaplar
- "…y te diré quién eres." ve "…se lo lleva la corriente."
- Örnek cevap: Biri tartışmalı bir toplantıda düşünmeden konuşmak üzereyken arkadaşı onu uyarmak için söyler; susmanın daha akıllıca olacağını hatırlatır.
- "Her işte bir hayır vardır." (ya da "Her şerde bir hayır vardır.")
- Kız kardeşin insanları birbiriyle tanıştırıp aralarında bir ilişki kurulmasına aracılık etmeyi seviyor; "celestina" iki kişiyi buluşturan aracı demektir.
Özet kartı
- Deyim cümlenin parçasıdır (tomar el pelo); atasözü (refrán) tek başına tam bir yargıdır (Del dicho al hecho hay mucho trecho).
- Atasözleri ritim ve kafiyeyle akılda kalır: dicho / trecho.
- Giriş kalıpları: Como dice el refrán…, Ya lo dice el dicho…, Como decía mi abuela…
- Yarım bırakılan atasözü: Camarón que se duerme…, Dime con quién andas…; dinleyen tamamlar.
- Sözlüğe girmiş edebi göndermeler: un quijote, quijotesco, un donjuán, una celestina.
- Tarihten gelenler: No se ganó Zamora en una hora; armarse la de San Quintín.
- Göndermeyi kaçırınca: ¿De dónde viene eso?, ¿Es un refrán?, No pillé la referencia; not al.
- Türkçe: Arkadaşını söyle…, Her işte bir hayır vardır, Laf ile peynir gemisi yürümez, Sabırla koruk helva olur; kelimesi kelimesine çevirme.
Sonraki derse köprü
Ertesi sabah Burak'ın gelen kutusunda şirketinin Madrid'deki hukuk bölümünden bir e-posta var: Latin Amerika'daki bir iş ortağıyla yapılacak hizmet sözleşmesinin İspanyolca taslağını okuması ve Türkçe özetini çıkarması isteniyor. Ekteki belge "las partes", "la presente cláusula", "rescisión", "cláusula penal" gibi ifadelerle dolu. Futuro de subjuntivo'yu tanıyor, ama bu metnin bütün bir kendine özgü dili var. Sıradaki ders hukuk İspanyolcasını ele alıyor: sözleşmelerin yapısını, hukuk metinlerinin temel terimlerini ve bu metinleri doğru okumanın yollarını göreceksin.