Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Rehberin dili yürüyen bir grubun dilidir: kısa cümle, somut gönderme, sık soru.
- Önce grubu topla ve planı söyle: Can everyone hear me at the back?
- Gözü yönlendir, sonra anlat: If you look to your left…, Can you see…?
- Tarih için edilgen ve used to; efsaneyi According to local legend… diye işaretle.
- Birkaç önemli sayı ve çok hikâye.
- Soru sor ve güvenliği unutma: Why do you think…?, Watch your step here.
Merak sorusu
Cumartesi sabahı otelin yürüyüş turu var, ama rehber hasta. Burcu on iki misafiri yakındaki bir vadiye kendisi götürmeyi üstleniyor. Kapadokya'yı çocukluğundan beri tanıyor; bildiklerini anlatmakta zorlanmayacağını düşünüyor.
Vadinin girişinde misafirleri toplayıp anlatmaya başlıyor: tarihler, yüzyıllar, imparatorluklar. Beş dakika sonra arkadaki misafirlerin telefonlarına baktığını, iki çocuğun taş topladığını fark ediyor. Ön sıradaki bir kadın ise kibarca soruyor: "Sorry, which one is the fairy chimney?" Bir yeri yürürken dinlenecek biçimde İngilizce nasıl anlatırsın?
Anlatım
Ziyaretçiden rehbere
Bir müzede ya da bir turda ziyaretçi olarak bilet almayı ve soru sormayı seyahat parkurunda görmüştük. Rehberin işi farklıdır: grubu bir arada tutmak, gözleri doğru yere çevirmek ve bilgiyi dinlenebilir parçalara bölmek. Rehberin dili bir ders kitabının dili değil, yürüyen bir grubun dilidir: kısa cümleler, somut göndermeler ve sık sık bir soru.
Önce grubu toplamak
Bir anlatım herkes duyabildiğinde başlar. Rehber grubu kendine yakın, ama yolu kapatmayacak bir yerde toplar ve arkadakileri kontrol eder: "Can everyone hear me at the back?" Yürüyüşün planı da baştan söylenir, böylece misafirler ne kadar yürüyeceklerini ve nerede duracaklarını bilir.
Gözü yönlendirmek
Bir manzarayı anlatırken en büyük hata, misafirin neye baktığını bildiğini varsaymaktır. Rehber önce bakılacak yeri gösterir, sonra anlatır: "If you look to your left…", "Just above that ridge…", "Can you see the small window cut into the rock?" Bu cümleler misafirin gözünü anlatılan şeye götürür ve anlatımı manzaraya bağlar.
Ön sıradaki kadının sorusu tam olarak bu adımın atlandığını gösteriyordu. Rehber "fairy chimney" terimini kullanmadan önce bir tanesini göstermeliydi.
Tarihi anlatmak: edilgen ve "used to"
Bir yerin tarihini anlatırken İngilizce rehberler çoğu zaman edilgen yapıyı ve "used to" kalıbını kullanır, çünkü önemli olan kimin yaptığından çok neyin yapıldığıdır: "These rooms were carved by hand", "People used to live in these caves", "This space was used as a church." Bu kalıplar anlatıma bir akış verir ve tek tek kişi adlarına girmeden bir dönemin hikâyesini anlatmayı sağlar.
Bilgi kaynağına göre işaretlenir. Belgelenmiş bir bilgi ile bir halk anlatısı ayrı söylenir: "According to local legend…" ya da "Some people say…" bir efsaneyi, "Historians believe…" ya da kaynağı belirtilen bir cümle ise belgelenmiş bilgiyi anlatır. Rehberin bir efsaneyi bir olgu gibi anlatması, misafirin yanlış bilgiyle eve dönmesine yol açar.
Sayılar ve hikâyeler
Bir anlatımı sayılarla doldurmak, dinleyenin en çabuk kaybettiği yoldur. Bir rehber birkaç önemli sayıyı seçer ve onları yuvarlar ya da somut bir karşılaştırmayla verir: "This area was added to UNESCO's World Heritage List in 1985." Gerisini küçük, insani hikâyeler taşır: bir pencerenin neden bu kadar küçük olduğu, bir odanın neden karanlık bırakıldığı. Hikâyeler sayıların akılda kalmasını da sağlar.
Soru sormak ve güvenlik
Uzun bir anlatımın arasına bir soru koymak grubu canlandırır: "Why do you think the windows are so small?" Misafirlerin soru sorması da davet edilir: "Any questions before we move on?" Yürüyüş boyunca güvenlik uyarıları kısa ve nettir: "Watch your step here", "Please stay on the path", "Let's wait for everyone before we cross."
Türkçe köprüsü
Türkçe rehberlik geleneğinde anlatım çoğu zaman tarihler, hükümdar adları ve dönemlerle başlar. Bu bilgiler doğrudur ve değerlidir, ama yabancı bir grup için bir yürüyüşün ilk beş dakikasını doldurduğunda dinleyenin dikkati dağılır. İngilizce anlatımda sıra çoğu zaman tersine döner: önce gözle görülen şey, sonra onun hikâyesi, en sonda bir ya da iki tarih.
Yerel terimlerin İngilizcesi de bir karar gerektirir. "Peribacası" için UNESCO'nun kendi metninde de geçen "fairy chimney" yaygın bir karşılıktır, ama misafire terimi bir tanesini göstererek tanıtmak, bir sözlük karşılığı vermekten daha akılda kalıcıdır. Türkçe adı da söylemek, misafire yerel bir sözcük öğretir ve anlatımı zenginleştirir: "In Turkish, we call them peribacası."
Gerçek hayattan örnekler
Burcu ikinci durakta yöntemini değiştiriyor. Önce herkesin kendisini duyduğundan emin oluyor, sonra eliyle bir peribacasını gösteriyor ve Türkçe adını da söylüyor. Bir kayaya oyulmuş küçük bir odanın önünde duruyor ve çocuklara soruyor: "Why do you think the windows are so small?" Çocuklardan biri "To keep the heat out!" diye cevap veriyor; Burcu bunun üzerine kışın da odaların sıcak tutulduğunu anlatıyor.
Bölgenin UNESCO listesine giriş yılını tek bir tarih olarak veriyor, bir efsaneyi ise "according to local legend" diye başlatarak anlatıyor. Turun sonunda ön sıradaki kadın yanına geliyor: "Now I can't stop seeing fairy chimneys everywhere. Thank you." Akşam rehberin yerine geçmesi için otel müdürü Burcu'ya bir not bırakıyor: gelecek hafta da yürüyüşü o yapacak.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ Grubu toplamadan, gözü bir yere yönlendirmeden tarihlerle ve adlarla başlayan uzun bir anlatım; bir efsaneyi olgu gibi anlatmak.
✓ Grubu toplamak, önce bakılacak yeri göstermek, birkaç önemli sayıyı seçip hikâyelerle desteklemek, efsaneyi "according to local legend" diye işaretlemek. Hata, rehberliği bir ders anlatmak, misafiri de bir öğrenci sanmaktan gelir.
Bir başka tuzak, bir terimi gösterilmeden kullanmaktır. Misafir neye bakması gerektiğini bilmiyorsa, en güzel cümle de havada kalır.
Mini alıştırma
- Bir anlatıma başlamadan önce rehber ne yapar?
- "If you look to your left…" gibi cümlelerin işlevi nedir?
- Bir yerin tarihi anlatılırken hangi dilbilgisi yapıları sık kullanılır?
- Bir efsane ile belgelenmiş bir bilgi nasıl ayrı söylenir?
- Bir anlatımı canlandırmak için arada ne yapılabilir?
Cevaplar
- Grubu toplar, arkadakilerin duyup duymadığını kontrol eder ve yürüyüşün planını söyler.
- Misafirin gözünü anlatılan şeye götürür ve anlatımı manzaraya bağlar.
- Edilgen yapı ve used to: were carved, used to live.
- Efsane According to local legend… ya da Some people say… ile; belgelenmiş bilgi kaynağıyla ya da Historians believe… ile.
- Gruba bir soru sormak: Why do you think…?
Sesli tekrar görevi
Ardından bir tarih cümlesini edilgen yapıyla kur: "This building was built…" ve bir "used to" cümlesi ekle. Bir efsaneyi "According to local legend…" diye başlatarak anlat. En sonda gruba bir soru sor ve bir güvenlik uyarısıyla bir sonraki durağa geç: "Watch your step here."
Özet kartı
- Rehberin dili yürüyen bir grubun dilidir: kısa cümle, somut gönderme, sık soru.
- Önce grubu topla ve planı söyle: Can everyone hear me at the back?
- Gözü yönlendir, sonra anlat: If you look to your left…, Can you see…?
- Tarih için edilgen ve used to; efsaneyi According to local legend… diye işaretle.
- Birkaç önemli sayı ve çok hikâye.
- Soru sor ve güvenliği unutma: Why do you think…?, Watch your step here.
Sonraki derse köprü
Turun sonunda grup otelin terasında öğle yemeğine oturuyor ve garson eksik olduğu için Burcu servise yardım ediyor. Bir misafir menüdeki bir yemeğin içinde fındık olup olmadığını soruyor, bir başkası şarabın hangi bölgeden geldiğini merak ediyor. Yiyecek ve içecek servisinin İngilizcesi sıradaki ders.