Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Her cümlenin bir odak noktası vardır; özel bir durum yoksa son içerik sözcüğüne düşer.
- Az önce söylenmiş ya da bilinen sözcük geri çekilir; vurgu yeni sözcüğe kayar: What KIND of car?
- Şüpheye karşı çıkarken yardımcı fiil güçlenir: I DID call him.
- Kısa cevaplarda yardımcı fiil, cümle sonunda edat, karşıtlıkta zamir güçlü söylenir.
- Bileşik adda vurgu ilk parçada, sıfat ve isimde isimde: a GREENhouse, a green HOUSE.
- Türkçe odağı sırayla ve ya, işte gibi sözcüklerle kurar; İngilizce aynı işi sesle yapar.
Merak sorusu
Ozan'ın müdürü toplantı çıkışında soruyor: "Did you call the client?" Ozan aradığından emin, sakin bir sesle cevap veriyor: "I called the client." Müdür bir an duraksıyor, sonra yine soruyor: "Today?" Ozan şaşırıyor; cevabı açıktı. Bir İngiliz iş arkadaşı sonradan ona bir ipucu veriyor: "When someone doubts you, say: I DID call him."
Ozan'ın cümlesinde yanlış bir sözcük yoktu. Ama her sözcüğe eşit ağırlık vermiş, üstelik müdürün az önce söylediği client sözcüğünü yeniden vurgulamıştı. İngilizcede bir cümlenin hangi sözcüğünün öne çıkacağı, o anda neyin yeni ve neyin önemli olduğuna göre değişir.
Anlatım
Temel düzen ve odak noktası
İçerik sözcüklerinin vurgulandığını, işlev sözcüklerinin hafif kaldığını ve bir düzeltme yapılınca vurgunun düzeltilen sözcüğe kaydığını Ders EN4.35 anlatmıştı. Bu derste o düzenin içindeki daha ince bir kuralı ele alıyoruz: her cümlenin bir ana tepesi vardır ve o tepe yeni bilginin üstüne kurulur.
Bir cümlede birkaç içerik sözcüğü vurgu taşıyabilir, ama bunlardan biri ötekilerden daha yüksek ve daha belirgin söylenir. Buna odak noktası diyebiliriz. Hiçbir özel durum yoksa odak noktası cümlenin son içerik sözcüğüne düşer: I'm going to the STATION.
Bilinen sözcük geri çekilir
Odak noktası, cümlede daha önce söylenmiş ya da herkesin bildiği bir sözcüğün üstüne düşmez. Bir sözcük konuşmada az önce geçtiyse ikinci kez söylendiğinde geri çekilir ve vurgu ondan önceki yeni sözcüğe kayar.
Birisi "I bought a new car" dediğinde ve sen sorduğunda, car sözcüğü artık bilinen bilgidir. Bu yüzden "What kind of CAR?" değil, "What KIND of car?" dersin. Aynı şekilde "Do you like coffee?" sorusuna "I LOVE coffee" diye cevap verirsin; coffee yeniden vurgulanmaz, çünkü konu zaten o.
Ozan'ın cevabında olan buydu. Müdür client sözcüğünü az önce söylemişti; Ozan onu yeniden vurgulayınca cümle, sanki yeni bir bilgi veriyormuş gibi duyuldu.
Hafif sözcükler ne zaman güçlenir
Normalde hafif kalan sözcükler belirli durumlarda öne çıkar. Bir şeyin gerçekten yapıldığını vurgulamak istediğinde yardımcı fiil güçlenir: I DID call him, She IS coming, I DO like it. Bu biçim özellikle bir itiraza ya da şüpheye cevap verirken kullanılır.
Kısa cevaplarda da yardımcı fiil güçlüdür: Yes, I CAN. No, she ISN'T. Cümle sonundaki edat da tam ve güçlü söylenir: Who are you waiting FOR? Zamirler ise bir karşıtlık kurulduğunda vurgu alır: HE told me, not HER.
Bileşik ad mı, sıfat ve ad mı?
Vurgu bazen iki sözcüğün tek bir şeyin adı mı, yoksa bir sıfat ve bir isim mi olduğunu da gösterir. Bileşik adlarda vurgu ilk parçadadır: a GREENhouse, yani sera. Sıfat ve isimde ise ana vurgu isimdedir: a green HOUSE, yani yeşil boyalı bir ev. Aynı ilişki a BLACKbird, yani karatavuk, ile a black BIRD, yani siyah bir kuş, arasında da vardır.
Türkçe köprüsü
Türkçede bir cümlenin odağını göstermenin başlıca yolu sözcük sırasıdır: odaklanan öğe yüklemin hemen önüne gelir. Türkçede yüklemden sonra gelen öğeler de vurgu almaz; "Gördüm onu" dendiğinde onu sözcüğü hafif kalır. Yani Türkçe de bilinen bilgiyi geri çekmeyi bilir, ama bunu çoğunlukla sırayla yapar. İngilizce sırayı değiştiremediği için aynı işi ses yapar: bilinen sözcüğü hafifletir, yeni sözcüğü yükseltir.
Vurgulu yardımcı fiilin de Türkçede bir karşılığı vardır, ama ses yerine sözcükle kurulur. "Aradım ya!", "Gönderdim işte!", "Seviyorum tabii" gibi cümlelerde ya, işte ve tabii gibi küçük sözcükler şüpheye karşı çıkma işini yapar. İngilizcede bu sözcüklerin yerini güçlü söylenen bir did, do ya da is alır. Türk konuşucu bu küçük sözcüklerin karşılığını İngilizcede aradığında bulamaz ve cümleyi düz bırakır; oysa karşılık sözlükte değil, seste durur.
Gerçek hayattan örnekler
Ertesi gün Ozan bir müşteri toplantısında, bu kez neyin yeni olduğuna dikkat ederek konuşuyor.
İlk cevapta Ozan kısa cevabın yardımcı fiilini güçlü söylüyor, sonra yeni bilgiyi, report sözcüğünü öne çıkarıyor. İkinci cevapta report artık bilinen bilgi; bu yüzden vurgu yeni olan sales sözcüğüne düşüyor. Üçüncü cevapta Friday müşteri tarafından zaten söylenmiş, Ozan onu yeniden vurgulamıyor; odak noktasını have sözcüğüne koyarak söz veriyor. Müşteri hiçbir şeyi tekrar sormuyor.
Sık yapılan hata
Şüpheye karşı cevap verirken cümleyi düz bırakmak da sık görülür. "I called him" bir bilgi verir; "I DID call him" ise bir itiraza cevap verir. Türkçedeki ya ve işte sözcüklerinin işini İngilizcede vurgulu yardımcı fiil yapar.
Mini alıştırma
- Hiçbir özel durum yoksa cümlenin odak noktası nereye düşer?
- "I bought a new car" cümlesine verilen "What kind of car?" sorusunda hangi sözcük vurgulanır?
- Şüpheye karşı çıkarken hangi sözcük güçlenir?
- A GREENhouse ile a green HOUSE arasındaki fark nedir?
- Türkçedeki "Aradım ya!" cümlesinin İngilizce karşılığında ya sözcüğünün işini ne yapar?
Cevaplar
- Cümlenin son içerik sözcüğüne düşer.
- Kind; car bilinen bilgi olduğu için geri çekilir.
- Yardımcı fiil güçlenir: I DID call him.
- Birincisi sera anlamında bileşik ad, ikincisi yeşil boyalı bir ev.
- Güçlü söylenen yardımcı fiil: I DID call.
Sesli tekrar görevi
Sonra şüpheye cevap ver: "You didn't call him. — I DID call him." "She isn't coming. — She IS coming." Son olarak Ozan'ın müşteriye verdiği üç cevabı kaydet ve dinlerken odak noktasının her seferinde yeni bilgiye düşüp düşmediğini kontrol et.
Özet kartı
- Her cümlenin bir odak noktası vardır; özel bir durum yoksa son içerik sözcüğüne düşer.
- Az önce söylenmiş ya da bilinen sözcük geri çekilir; vurgu yeni sözcüğe kayar: What KIND of car?
- Şüpheye karşı çıkarken yardımcı fiil güçlenir: I DID call him.
- Kısa cevaplarda yardımcı fiil, cümle sonunda edat, karşıtlıkta zamir güçlü söylenir.
- Bileşik adda vurgu ilk parçada, sıfat ve isimde isimde: a GREENhouse, a green HOUSE.
- Türkçe odağı sırayla ve ya, işte gibi sözcüklerle kurar; İngilizce aynı işi sesle yapar.
Sonraki derse köprü
Vurgulu sözcüklerin cümleye bir tempo verdiğini fark ettin mi? İngilizcede vurgulu heceler aşağı yukarı eşit aralıklarla gelir, aradaki hafif heceler ne kadar çok olursa olsun bu aralığa sıkışır. Türkçede ise her hece kabaca aynı süreyi alır ve cümle hece hece ilerler. Bu fark, Türk konuşucunun İngilizcesine kendine özgü bir tempo verir. Sıradaki derste iki dilin ritim farkını, hece sayan bir dil ile vurgu sayan bir dili karşılaştırıyoruz.