Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Fosilleşme: iletişimi bozmadığı için yıllarca düzeltilmeden kalan alışkanlık hataları.
- Only, just, even, almost: yazıda vurgulanan öğenin hemen önüne.
- Edatlar: discuss the plan, married to, explain it to me, depend on, enter the room.
- Genel anlamda soyut isimler the almaz: loneliness, nature, society.
- Süre bildiren cümlede present perfect; information, furniture, a piece of evidence; heavy rain.
- Türkçe köprüsü: ekler ile edatlar bire bir örtüşmez, fiili edatıyla birlikte öğren; -dir ile kurulan süre cümlesi İngilizcede perfect ister.
Merak sorusu
Çarşamba akşamı Zeynep, öyküsünün son hâlini Sophie'ye gönderiyor ve bir iyilik istiyor: "Read it like an editor, not like a friend." Sophie ertesi gün metni kırmızı kalemle dolu olarak geri yolluyor. Toplam yedi işaret var ve hiçbiri büyük bir dilbilgisi yanlışı değil. Kırmızı halkaların içinde küçük şeyler duruyor: kayan bir "only", "hakkında" diye düşünülüp yazılmış bir "about", genel bir ismin önüne sızmış bir "the". Zeynep şaşırıyor: yıllardır İngilizce konuşan, rapor yazan, münazaraya çıkan biri bu hataları nasıl hâlâ yapabilir?
Cevap, bu hataların bilgisizlikten değil, alışkanlıktan gelmesidir. Başlangıçta öğrenilen bir kalıp, iletişimi aksatmadığı için yıllarca düzeltilmeden kalır ve dilin içine yerleşir. Dil öğrenimi araştırmalarında buna "fossilization", yani fosilleşme denir; terimi dilbilimci Larry Selinker 1972'de ara dil kavramıyla birlikte kullanmıştır. Bu derste ileri seviyedeki konuşucuların en sık taşıdığı fosilleşmiş hataları tek tek ele alacak ve onları kendi metninde yakalamanın yollarını göreceğiz.
Anlatım
"Only" nereye konur?
Gündelik konuşmada "only" çoğu zaman fiilin önüne yerleşir ve vurgu, tonlamayla doğru sözcüğe taşınır. Yazıda ise tonlama yoktur; bu yüzden "only" vurgulamak istediğin öğenin hemen önüne konmalıdır. Zeynep'in cümlesi "Mrs Doyle only watered the tree in summer" idi. Sophie'nin sorusu basitti: sadece suluyor muydu, yoksa sadece yazın mı?
Konuşma dilinde ilk cümle hiç kimseyi rahatsız etmez; titiz bir yazı metninde ise ikinci cümle anlamı tek bir okumaya indirir. Aynı ilke "just", "even" ve "almost" için de geçerlidir. "I almost read the whole report" ile "I read almost the whole report" farklı olaylar anlatır: ilkinde hiç okumamışsın, ikincisinde neredeyse bitirmişsin.
Türkçeden taşınan edatlar
Türkçe hâl ekleri, İngilizce edatlara bire bir karşılık gibi görünür ve bu yanılsama ileri seviyede bile iz bırakır. "Bir konuyu tartışmak" Türkçede "hakkında" ile de kurulabildiği için "discuss about the plan" yazılır; oysa "discuss" doğrudan nesne alır: "discuss the plan". "Biriyle evlenmek" Türkçede "ile" aldığı için "married with" denir; İngilizcede doğru edat "to"dur: "She was married to a sailor."
Benzer bir kayma "bana açıkla" kalıbından gelir. "Explain me the rule" yanlıştır, çünkü "explain" fiili kişiyi doğrudan nesne olarak almaz: "Explain the rule to me." "Bir şeye bağlı olmak" ise "-e" ekini çağırır ve "depend to" ya da "depend from" gibi biçimler doğurur; İngilizcede tek doğru "depend on"dur. Bir odaya girmek de "enter to the room" değil, yalnızca "enter the room"dur.
Gereksiz "the"
Türkçede tanımlık olmadığı için Türkçe konuşucular ya "the"yi unutur ya da tam tersine, ileri seviyede onu fazla kullanmaya başlar. En sık fazlalık, bir şeyden genel olarak söz edilen yerlerde görülür. Zeynep'in öyküsündeki cümle "The loneliness makes people quiet" idi. Burada belirli bir yalnızlıktan değil, genel olarak yalnızlıktan söz edildiği için "the" düşer: "Loneliness makes people quiet."
Aynı durum "nature", "society", "history" gibi soyut ve genel isimlerde de görülür. "I love the nature" değil, "I love nature". Ama isim belirli bir şeye bağlandığında "the" geri gelir: "the loneliness of an empty kitchen" ifadesinde artık belirli bir yalnızlık vardır.
Zaman, sayılamayanlar ve eşdizimler
"Burada iki yıldır yaşıyorum" cümlesi Türkçede şimdiki zamanla kurulur, bu yüzden "I am living here for two years" diye aktarılır. İngilizce, geçmişte başlayıp süren bir durum için present perfect ister: "I have lived here for two years." Sayılamayan isimler de ileri seviyede sessizce kayar: "informations", "furnitures", "an evidence" yerine "information", "furniture" ve "a piece of evidence" gerekir.
Eşdizimler, yani sözcüklerin doğal ortaklıkları, belki de en inatçı alandır. Türkçede "kuvvetli yağmur" denir, İngilizcede "strong rain" değil, "heavy rain" denir. "Yüksek ihtimal" düşünülerek "high possibility" yazılır; daha doğal olan "a strong possibility" ya da "very likely"dir. Bu hatalar dilbilgisi kurallarını çiğnemez, ama anadil konuşucusunun kulağına hemen "yabancı" diye çarpar.
Türkçe köprüsü
Bu hataların çoğu Türkçenin mantığını İngilizceye taşımaktan doğar ve bunu bilmek, onları yakalamanın ilk adımıdır. Türkçe, ilişkileri sözcüğün sonuna eklenen eklerle kurar: "-e", "-den", "ile". İngilizce ise aynı ilişkileri sözcüğün önüne gelen edatlarla kurar ve bu edatların seçimi, Türkçe eklerin mantığını izlemez. Bu yüzden en güvenilir yol, fiili edatıyla birlikte tek bir birim olarak öğrenmektir: "depend on", "married to", "interested in".
Türkçede "-dir" ekiyle kurulan süre cümleleri de bir tuzaktır. "Üç aydır İngilizce çalışıyorum" cümlesi Türkçede şimdiki zamanda durur, ama İngilizcede geçmişten bugüne uzanan bir köprü, yani present perfect continuous ister: "I have been studying English for three months." Türkçe zaman sisteminin bu ayrımı yapmadığını bilmek, hatanın nereden geldiğini anlamayı kolaylaştırır.
Gerçek hayattan örnekler
Zeynep, Sophie'nin yedi işaretini tek tek düzeltiyor. En çok zorlandığı cümle, kızın Mrs Doyle'a ilk kez yaklaştığı sahnedeki anlatım oluyor.
Bu tek cümlede iki fosilleşmiş hata vardı: Türkçedeki "hakkında" düşüncesinden gelen "about" yerine "in" ve "since" ile gelmesi gereken perfect zaman. Zeynep ikisini de düzeltince, cümlenin eskisinden ne kadar daha doğal aktığını fark ediyor. Sophie'nin son notu kısa oluyor.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ Fosilleşmiş bir hatayı fark edince onu yalnızca o metinde düzeltip geçmek.
✓ Hatayı kişisel bir listeye yazmak ve her yeni metinde bu listeyi bir kez taramak: "discuss about", "married with", gereksiz "the", "since" ile şimdiki zaman. Fosilleşmiş hatalar tek bir düzeltmeyle kaybolmaz; yıllar içinde kazanılmış bir alışkanlık, ancak bilinçli ve tekrarlanan bir dikkatle yer değiştirir. Yanlışın arkasında, bilinen bir kuralın kendiliğinden uygulanacağı inancı yatar.
İkinci tuzak, düzeltme sırasında aşırıya kaçmaktır. "The" fazlalığını öğrenen biri, bu kez gerekli yerlerde de onu silmeye başlayabilir. Bir düzeltme yapıldığında, kuralın hangi koşulda geçerli olduğunu da birlikte hatırlamak gerekir.
Mini alıştırma
- Yazıda "only" nereye konmalıdır?
- "Discuss about the plan" cümlesini düzelt.
- "I love the nature" neden yanlıştır?
- "I am living here for two years" cümlesini düzelt.
- "Strong rain" yerine doğal eşdizim nedir?
Cevaplar
- Vurgulanmak istenen öğenin hemen önüne.
- Discuss the plan.
- Nature genel anlamda kullanıldığı için the almaz.
- I have lived here for two years.
- Heavy rain.
Sesli tekrar görevi
Ardından listendeki her doğru cümleyi üç kez sesli söyle: "I discussed the plan", "She was married to a sailor", "I have lived here for two years". Yanlış kalıbı değil, doğrusunu kulağına yerleştirmek, fosili yerinden oynatmanın en etkili yoludur.
Özet kartı
- Fosilleşme: iletişimi bozmadığı için yıllarca düzeltilmeden kalan alışkanlık hataları.
- Only, just, even, almost: yazıda vurgulanan öğenin hemen önüne.
- Edatlar: discuss the plan, married to, explain it to me, depend on, enter the room.
- Genel anlamda soyut isimler the almaz: loneliness, nature, society.
- Süre bildiren cümlede present perfect; information, furniture, a piece of evidence; heavy rain.
- Türkçe köprüsü: ekler ile edatlar bire bir örtüşmez, fiili edatıyla birlikte öğren; -dir ile kurulan süre cümlesi İngilizcede perfect ister.
Sonraki derse köprü
Öykü düzeltilip bültende yeniden yayımlandıktan sonra Dr Holloway, Zeynep'e son bir görev öneriyor: kendi seçeceği özgün bir öykü, bir deneme ya da bir konuşma yazmak ve onu bir dinleyici önünde sesli sunmak. Bu görev, dilin inceliklerinden retoriğe, yaratıcı yazarlıktan çeviriye kadar öğrendiği her şeyi bir araya getirecek. Sıradaki derste C2 seviyesinin büyük final tekrarını yapacağız.