Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Bağlantılı konuşma: hızlı İngilizcede sözcükler birbirine bağlanır, sesler düşer, benzeşir ve kaynaşır.
- Bağlanma: ünsüz bir sonraki ünlüye kayar: tur-ni-toff; iki ünlü arasında w ya da y belirir.
- Düşme: iki ünsüz arasındaki t ve d düşer: nex week, las night; and çoğu zaman n olur.
- Benzeşme ve kaynaşma: ten boys → tem boys; did you → didja; don't you → doncha.
- Kısalmış biçimler: gonna, wanna, gotta, dunno, lemme, kinda; konuşmada doğal, resmî yazıda yok.
- Türkçe köprüsü: napıyon, gidicem, geliyom; İngilizcede söylenen ile yazılan arasındaki fark daha büyüktür.
Merak sorusu
Cuma sabahı panelin kaydı paylaşılıyor ve Zeynep, soru bölümünü yeniden izlemeye oturuyor. Panelin sonuna doğru konuşmacılar gevşemiş, hızlanmış ve birbirine şaka yapmaya başlamış. Marcus, Tessa'ya dönüp bir şey soruyor; Zeynep duyduğunu kâğıda yazmaya çalışıyor: "Whaddaya gonna do about it?" Ardından Tessa cevap veriyor, bu kez duyduğu şey "Dunno, lemme think." gibi bir ses. Zeynep kaydı durdurup altyazıyı açıyor: "What are you going to do about it?" "I don't know, let me think." Yazıda on dört sözcük, konuşmada ise birkaç kaynaşmış ses bloğu. Sözcükler nereye kayboldu?
Hiçbir sözcük kaybolmadı. Doğal ve hızlı İngilizce konuşmada sözcükler birbirinden ayrı söylenmez; birbirine bağlanır, bazı sesler düşer, bazıları komşularına benzer, bazıları da tamamen yeni bir sese dönüşür. Bu olaylara toplu olarak "connected speech", yani bağlantılı konuşma denir. Önceki bir seviyede zayıf biçimleri, yani "to", "for", "and" gibi sözcüklerin hafif söylenişini öğrenmiştin. Bu derste bağlantılı konuşmanın dört temel olayını, bağlanmayı, düşmeyi, benzeşmeyi ve kaynaşmayı öğrenecek ve hızlı konuşmayı anlamak için kulağını nasıl eğiteceğine bakacağız.
Anlatım
Bağlanma: sözcükler arasındaki köprü
Bir sözcük ünsüzle bitip ardından gelen sözcük ünlüyle başladığında, ünsüz bir sonraki sözcüğe kayar. "Turn it off" üç ayrı sözcük gibi değil, "tur-ni-toff" gibi tek bir akış olarak duyulur. "Pick it up" da "pi-ki-tup" gibi söylenir. Bu yüzden hızlı konuşmada sözcük sınırları kaybolur ve kulak, sözcüklerin nerede başlayıp bittiğini çıkarmakta zorlanır.
İki ünlü yan yana geldiğinde ise arada küçük bir kayma sesi belirir. "Go on" sözcüklerinin arasında hafif bir "w", "go-won"; "I agree" sözcüklerinin arasında hafif bir "y", "ay-yagree" duyulur. İngiliz aksanlarında "far away" gibi öbeklerde, normalde söylenmeyen "r" bir sonraki ünlüye bağlanırken yeniden ortaya çıkar.
Düşme: kaybolan sesler
Bazı sesler, özellikle iki ünsüzün arasında kalan "t" ve "d", hızlı konuşmada düşer. "Next week" "nex week", "last night" "las night", "handbag" ise "hanbag" gibi söylenir. "And" sözcüğü çoğu zaman yalnızca "n" sesine iner: "fish and chips", "fish n chips" olur.
Bu düşme sesleri tamamen yok etmez; dil, sesin konumuna gidip onu tam bırakmadan bir sonrakine geçer. Dinleyen için ise sonuç, beklenen sesin duyulmamasıdır. Bu yüzden "next week" sözcüklerini ayrı ayrı bekleyen bir kulak, "nex week" duyduğunda bir an takılabilir.
Benzeşme ve kaynaşma
Bir ses, komşusunun özelliğini alarak değişebilir; buna benzeşme denir. "Ten boys" hızlı konuşmada "tem boys", "green park" "greem park" gibi duyulur: "n" sesi, ardından gelen dudak sesine uyarak "m" olur. Dudaklar zaten bir sonraki ses için kapanmaya hazırlanır.
Kaynaşmada ise iki ses birleşip yeni bir ses oluşturur. "D" ve "you" birleşince "c" sesi, "did you" "didja"; "t" ve "you" birleşince "ç" sesi, "don't you" "doncha" olur. "Would you mind?" "wudja mind?", "What do you want?" ise "whaddaya want?" gibi duyulur. Marcus'un cümlesi tam da bu olayların birleşimiydi.
Kısalmış günlük biçimler
Günlük konuşmada bazı öbekler öylesine sık kullanılır ki, kısalmış biçimleri neredeyse ayrı birer sözcük gibi yerleşmiştir: "going to" yerine "gonna", "want to" yerine "wanna", "got to" yerine "gotta", "I don't know" yerine "dunno", "let me" yerine "lemme", "kind of" yerine "kinda".
Bu biçimleri anlamak, hızlı konuşmayı takip etmek için şarttır. Ama onları resmî yazıya taşımamak gerekir: bir e-postada, bir raporda ya da bir sınav kâğıdında "gonna" değil, "going to" yazılır. Konuşmada ise, özellikle samimi ortamlarda, bu kısalmış biçimleri kullanmak da doğaldır.
Türkçe köprüsü
Türkçe konuşanlar bağlantılı konuşmayı aslında her gün yaşar. "Ne yapıyorsun?" hızlı konuşmada "napıyon?", "gideceğim" "gidicem", "geliyorum" "geliyom" olur. Yazıda uzun olan sözcükler, konuşmada kısalır ve kaynaşır; Türkçe konuşan kimse bunları yanlış bulmaz. İngilizcedeki "whaddaya" ve "gonna" da tam olarak bu türden olaylardır.
Türkçede de benzeşme vardır. "Kitapçı" sözcüğünde "p" ile "ç" yan yana gelir, ama Türkçede sesler çoğu zaman yazıya da yansır: "kitap" ile "-cı" birleşince "kitapçı" olur. İngilizcede ise benzeşme yazıya yansımaz: "ten boys" hep "ten boys" diye yazılır, ama "tem boys" diye söylenir. Bu yüzden İngilizcede yazılan ile söylenen arasındaki fark, Türkçeye göre çok daha büyüktür.
Türkçe konuşanların İngilizce dinlerken zorlandığı asıl nokta, sözcük sınırlarıdır. Türkçede hecelerin görece eşit olması, sözcük başlarını duymayı kolaylaştırır. İngilizcede ise bağlanma ve düşme yüzünden sözcük sınırları erir. Kulağı sözcükleri değil, anlam bloklarını yakalamaya alıştırmak, hızlı konuşmayı anlamanın en önemli adımıdır.
Gerçek hayattan örnekler
Zeynep kaydın bir bölümünü birkaç kez dinleyip Tessa'nın cümlesini kâğıda iki biçimde yazıyor: duyduğu gibi ve yazıldığı gibi.
İki satır aynı cümleyi taşıyor, ama biri kulağın duyduğunu, öbürü yazının gösterdiğini veriyor. Zeynep bu alıştırmayı birkaç cümlede daha yapıyor ve ikinci dinleyişte kaydın çok daha net duyulduğunu fark ediyor. Kulak, ne bekleyeceğini öğrenince hızlanan konuşmayı yakalıyor.
Akşam Ryan, Zeynep'in dinleme alıştırmasını görünce gülüyor ve bir Amerikalı olarak bir cümle hediye ediyor.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ Resmî bir e-postada: "I'm gonna send the report tomorrow." ✓ "I'm going to send the report tomorrow." "Gonna", "wanna" ve "gotta" gibi kısalmış biçimler konuşmada doğaldır, ama resmî yazıda kullanılmaz.
Hata, sık duyulan konuşma biçimlerini yazının da doğal parçası sanmaktan gelir.
Dinlerken her sözcüğü tek tek duymaya çalışmak da bir kaymadır. Hızlı İngilizcede sözcükler birbirine bağlandığı için, kulak sözcük sözcük değil, anlam blokları hâlinde dinlemelidir. Bir de bağlantılı konuşmayı "tembel" ya da "bozuk" İngilizce saymaktan kaçın; anadili İngilizce olan herkes, en resmî ortamlarda bile, bir ölçüde bağlantılı konuşur.
Mini alıştırma
- "Turn it off" hızlı konuşmada nasıl duyulur?
- "Next week" öbeğinde hangi ses düşer?
- "Did you" hızlı konuşmada neye dönüşür?
- "Gonna" ve "wanna" biçimlerinin tam hâllerini yaz.
- Resmî bir e-postada "I dunno" yerine ne yazarsın?
Cevaplar
- Tur-ni-toff gibi, tek bir akış olarak.
- "T" sesi: nex week.
- Didja.
- Going to ve want to.
- I don't know. ya da I am not sure.
Sesli tekrar görevi
Ardından şu cümleleri önce yavaşça, sözcük sözcük, sonra hızlı ve bağlantılı biçimde söyle: "What are you going to do?", "Did you see it?", "I don't know, let me check." Hızlı söylerken "whaddaya gonna do?", "didja see it?", "dunno, lemme check" gibi akmasına izin ver. Kaydını dinlerken iki versiyon arasındaki ritim farkını ve hızlı versiyonun ne kadar doğal duyulduğunu kontrol et.
Özet kartı
- Bağlantılı konuşma: hızlı İngilizcede sözcükler birbirine bağlanır, sesler düşer, benzeşir ve kaynaşır.
- Bağlanma: ünsüz bir sonraki ünlüye kayar: tur-ni-toff; iki ünlü arasında w ya da y belirir.
- Düşme: iki ünsüz arasındaki t ve d düşer: nex week, las night; and çoğu zaman n olur.
- Benzeşme ve kaynaşma: ten boys → tem boys; did you → didja; don't you → doncha.
- Kısalmış biçimler: gonna, wanna, gotta, dunno, lemme, kinda; konuşmada doğal, resmî yazıda yok.
- Türkçe köprüsü: napıyon, gidicem, geliyom; İngilizcede söylenen ile yazılan arasındaki fark daha büyüktür.
Sonraki derse köprü
Panel kaydını dinledikten sonra Dr Holloway, Zeynep'ten iki metin istiyor: bölüm için panelin bir sayfalık özetini ve belediye projesinden çıkan dersleri anlatan kısa bir rapor. Zeynep, iki metnin aynı şey olmadığını hemen fark ediyor: özet, başkalarının söylediklerini kısa ve tarafsız biçimde aktarmalı; rapor ise bulguları düzenli bölümlerde sunmalı ve önerilerle bitmeli. İki metin türünün de kendine özgü bir yapısı ve kalıpları vardır. Sıradaki derste rapor ve özet yazmayı öğreneceksin.