İçeriğe geç

M18-D02

Öngörü iddiaları ve eleştirisi

Boşanmayı yüksek doğrulukla öngörme iddialarını yöntem açısından inceler ve eleştirileri aktarır.

İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M18, Gottman yaklaşımı · 3.166 kelime · 15 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme

Temel Psikoloji Akademisi’nde: M02-D11

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bir modelin kendi verisinde gösterdiği isabet bir üst sınırdır; gerçek sınav, modelin hiç görmediği çiftlerde verilir.

"Doğru sınıflama yüzdesi" olayın sıklığından ayrı okunamaz. Ayrılık seyrekse, "riskli" etiketi taşıyan çiftlerin çoğu ayrılmayabilir.

Yeni bir örneklemde tutmayan bir bulgu çöpe atılmaz, ama kime taşınabileceği daralır.

Bir davranışın ayrılığı öngörmesi, onu bastırmanın ilişkiyi kurtaracağını göstermez; ipucu ile müdahale arasında bir deney durur.

Klinik odada grup ortalaması bir yöndür, bir hüküm değil; karar çiftin kendisinindir.

Açılış sahnesi

İlk görüşmenin yirminci dakikası. Işıl koltuğun ucunda oturuyor, Remzi ise telefonunu terapistin önündeki sehpaya bırakıyor. Ekranda bir uygulamanın sonuç sayfası var: kırmızı bir yarım daire, ortasında iri harflerle "Ayrılık riski: yüksek". Remzi dün gece on beş dakikalık bir anketi doldurmuş, birkaç tartışmalarını da hatırlayabildiği kadarıyla işaretlemiş.

"Ben şunu öğrenmek istiyorum," diyor. "Okuduğum bir yazıda bu işin bilimsel olduğu, araştırmacıların boşanacak çiftleri yüzde doksanın üstünde bir isabetle bildiği yazıyordu. Siz de bu yöntemle çalışıyorsunuz. Bizi bir iki seans izleyince söyleyebilirsiniz, değil mi? Boşa uğraşmayalım." Işıl kollarını kavuşturuyor. "Bir telefon uygulaması bana evliliğimin bittiğini söyleyemez," diyor, sesi titriyor.

Terapist bir süre ekrana bakıyor, sonra telefonu nazikçe Remzi'ye geri uzatıyor. "Bu soruyu sorduğunuz için teşekkür ederim," diyor, "çünkü ikinize de dürüst bir cevap borçluyum. O yüzdeyi hangi çiftlerden, nasıl hesapladıklarını birlikte konuşalım. Sonra da benim neyi söyleyebileceğimi, neyi söyleyemeyeceğimi."

Bu derste ne olacak

M18-D01 yaklaşımın laboratuvar gözlemlerinden klinik bir yönteme nasıl geçtiğini izledi. Bu ders o geçişin en çok konuşulan, en çok alıntılanan ve en çok yanlış anlaşılan halkasını tartıyor: boşanmayı çok yüksek doğrulukla öngördüğü söylenen bulgular. Önce bir öngörünün "doğru" çıkmasının ne anlama geldiğini gündelik örneklerle kuracağız. Sonra dört yöntem sorununa sırayla bakacağız: modeli kuran veriyle sınanan verinin aynı olması, boşanmanın sıklığının yüzdeleri nasıl değiştirdiği, bulguların başka çiftlerde tekrar edip etmediği ve bir şeyi öngörmenin onu açıklamak ya da değiştirmek anlamına gelip gelmediği. Usta katmanı, açılıştaki soruya bir klinisyenin nasıl cevap verebileceğini gösteriyor.

Sıfır noktası

Bir öngörünün değerini, tutturduğu sonuçlar kadar, hangi koşullarda ve neyi bilerek tutturduğu belirler. Olay olduktan sonra kurulan bir açıklama her zaman kusursuz görünür; zor olan, henüz yaşanmamış bir sonucu, kuralı hiç görmemiş bir veride bilmektir. M06-D05 bu alandaki yüksek yüzdelerin aynı örneklemde hesaplandığını kısaca not etmişti. Burada o notun arkasındaki mantığı açıyoruz.

Bu iki örnek, boşanma öngörüsü tartışmasının iki ana damarını taşıyor. Biri modeli kendi verisine fazla iyi oturtmak, öteki olayın sıklığını hesaba katmadan yüzde vermek.

Mekanizma

Kendi verisine fazla iyi oturan model

Bir araştırmacı, bir grup çifti yıllarca izler; kimlerin boşandığını öğrendikten sonra başlangıçtaki ölçümlere döner ve bu iki grubu en iyi ayıran değişken bileşimini arar. İstatistik yazılımı ona, eldeki çiftleri en yüksek isabetle ayıran ağırlıkları verir. Ama bu ağırlıklar o çiftlerin hem gerçek farklarını hem de tesadüfi tuhaflıklarını birlikte öğrenmiştir. Örneklem küçük, değişken çoksa ikincinin payı büyür.

Bunun ilacı, modeli bir veride kurup başka bir veride sınamaktır. Elde ikinci bir örneklem yoksa veri bölünür: bir parçada kurulur, ayrı tutulan parçada denenir; ya da bu işlem parçalar değiştirilerek birkaç kez yapılır.

M06-D05'te kart olarak aktarılan arşiv yeniden çözümlemesi, bu adım atlandığında doğruluğun nasıl çöktüğünü göstermişti. Yaklaşımın kendi yazarları da bu ayrımın farkındaydı ve bazı çalışmalarını açıkça keşif amaçlı diye işaretlediler.

Bu kart dürüst bir kart: yazarlar ne yaptıklarını söylüyor. Sorun, bulgunun yaşadığı ikinci hayatta başlıyor. Kitap kapaklarında, konferans sunumlarında ve sosyal medyada tırnak işaretleri düşüyor, "keşif" sözcüğü kayboluyor ve geriye çıplak bir yüzde kalıyor.

Taban oranı: boşanma ne kadar sıksa yüzde o kadar anlam taşır

Açılıştaki yangın alarmı, ikinci sorunun özeti. Bir öngörü aracının "doğru sınıfladığı" çiftlerin oranı, olayın kendisinin ne kadar sık görüldüğüne sıkı sıkıya bağlıdır.

Varsayımsal bir hesapla bakalım. Bin yeni evli çiftin, belli bir izlem süresinde yüzde onunun, yani yüz çiftin boşanacağını düşünelim. Boşanacak çiftlerin yüzde doksanını, evli kalacakların da yüzde doksanını doğru tanıyan bir test olsun. Test, boşanacak yüz çiftin doksanını "riskli" diye işaretler. Ama evli kalacak dokuz yüz çiftin yüzde onunu, yani doksan çifti de yanlışlıkla "riskli" sayar. Sonuçta "riskli" denen yüz seksen çiftin yalnız yarısı boşanır. Remzi'nin ekranındaki kırmızı yarım daire, bu hesapla, yazı tura kadar bilgi taşıyor olabilir. Olay daha seyrekse oran daha da düşer.

Araştırmalardaki örneklemler çoğu zaman bu hesabı daha da karıştırır. Boşanma riskini incelemek isteyen bir ekip, sıkıntılı çiftleri bilerek fazla temsil eden bir örneklem kurabilir; mutsuzlar ile mutlular arasında belirgin bir karşıtlık yaratmak meşru bir araştırma tercihi olabilir. Ama böyle bir örneklemde olayın sıklığı topluluktakinden yüksektir ve oradan çıkan yüzdeler sokaktaki çiftlere taşınınca anlamını değiştirir.

Başka çiftlerde, başka zamanda: tekrarlama

Bir bulgunun güvenilirliği, onu ilk bulan ekibin dışında, başka çiftlerde yeniden ortaya çıkmasıyla sınanır. Temel Psikoloji M02-D11 bu sorunun bütün psikolojiyi nasıl sarstığını anlattı; aynı ölçüt çift araştırmasına da uygulanır. M07-D04'te aktarılan eleştiri yazısı, yeni evlilerle yapılan 1998 tarihli çalışmanın klinik önerilerinin aceleci olduğunu söylemişti. Birkaç yıl sonra başka bir ekip bu modelleri farklı bir örneklemde sınadı.

Bu sonuç özgün bulgunun yanlış olduğunu kanıtlamaz. Temel Psikoloji M02-D11'in hatırlattığı gibi, örneklem değiştiğinde başarısız olan bir tekrar, sorunun fikirde mi, yeni koşullarda mı olduğunu tek başına söylemez. Ama "bu davranışlar boşanmayı öngörür" cümlesinin hangi çiftler için kurulduğunu sorgulatır: daha genç, daha yoksul, daha çok risk taşıyan ve evlenmeden birlikte yaşayan çiftler için aynı işaretler aynı şeyi söylemeyebilir.

Başka ekipler de öngörü üzerinde çalıştı ve daha ölçülü sayılar buldu. Sayıların ölçülülüğü, iddianın kendisi kadar öğreticidir.

Bu iki kart yan yana konunca bir şey dikkat çekiyor: eleştirmenler de öngörü çalışıyor ve onlar da aynı yöntem tuzaklarına açık. Mesele bir ekibin ötekinden dürüst olması değil, hangi sayının hangi sınavdan geçtiğinin açıkça söylenmesi.

Öngörmek, açıklamak ve değiştirmek

Bir değişken bir sonucu öngörebilir; bu, o değişkenin sonucu yarattığı ya da onu değiştirmenin sonucu değiştireceği anlamına gelmez. Sabah erken uyanan çiftlerin daha uzun evli kaldığı bulunsa, kimse evliliği kurtarmak için çalar saati öne almayı önermez; erken uyanmanın arkasındaki yaş, iş ya da çocuk düzeni asıl taşıyıcı olabilir. Çatışma davranışları için de aynı soru geçerli. M07-D04'teki iletişim ve memnuniyet bulgusu, bağın iki yöne de aktığını ve ikisinin de güçlü olmadığını göstermişti. M01-D05'teki büyük makine öğrenmesi çalışması ise kişinin bugünkü ilişki niteliğini iyi öngören öz bildirim değişkenlerinin, niteliğin zaman içindeki değişimini neredeyse hiç öngöremediğini bildirmişti.

Klinik açıdan bu ayrım belirleyici. Bir öngörücü, terapide hedef seçmek için bir ipucu olabilir; ama hedefin işe yaradığını göstermek ayrı bir deney ister. Gottman yaklaşımının müdahaleleri bu ipuçlarından türetildi; onların etkililiği, öngörü çalışmalarının değil, terapi deneylerinin sorusudur ve modülün ilerisinde ayrıca tartılacak.

Yaygın yanlış"Boşanmayı yüzde doksanın üstünde öngören bir yöntem var."
Doğrusu

Bu alandaki yüksek oranlar, aynı çiftlerde kurulup aynı çiftlerde sınanan modellerden geliyor; Gottman ve Levenson'ın 2002 çalışması gibi bazıları kendi yazarlarınca keşif amaçlı diye işaretlendi. Popüler yüzdelerin kaynağı tek tek doğrulanmadan aktarılmamalı.

Yaygın yanlış"Bir test yüzde doksan doğruysa, 'riskli' çıkan çiftlerin yüzde doksanı ayrılır."
Doğrusu

Bu, taban oranını hesaba katmayan bir okuma. Boşanma seyrek bir olaysa, isabetli bir test bile çok sayıda yanlış alarm üretir; varsayımsal hesapta "riskli" denen çiftlerin ancak yarısı ayrılıyordu.

Yaygın yanlış"Başka bir ekipte tekrar etmediyse özgün bulgu sahteydi."
Doğrusu

Kim, Capaldi ve Crosby'nin çalışması yaşça ve risk bakımından çok farklı bir örneklemdeydi. Başarısız bir tekrar, bulgunun genellenebilirliğini sorgulatır; ilk örneklemde gözlenenin uydurma olduğunu göstermez.

Yaygın yanlış"Öngörücü davranışı ortadan kaldırırsak boşanma riski de kalkar."
Doğrusu

Öngörmek nedenselliği göstermez. İletişim ile memnuniyet arasındaki bağ iki yönlü ve zayıf bulundu; bir işareti bastırmak, onu üreten süreci değiştirmeyebilir.

Usta katmanı

Bir klinisyen için bu tartışmanın asıl yükü bir etik sorudur: tek bir çiftin geleceği hakkında hüküm vermek. Grup düzeyinde bir öngörü, en iyi durumda, belli özellikleri taşıyan çiftlerin ortalamada daha sık ayrıldığını söyler; karşıdaki iki kişinin hangi tarafta kalacağını söylemez. Üstelik terapistin sözü, ölçtüğü şeyi değiştirebilir. "Sizin gibi çiftler genellikle ayrılır" cümlesini duyan bir eş umudunu ve çabasını geri çekebilir; öteki onu ayrılık için bir gerekçe gibi taşıyabilir. Bu yüzden terapist, risk işaretlerini adlandırırken onları bir yön ve bir çalışma alanı olarak sunar; olasılık hesabı gibi değil. Çiftin özerkliği de burada devreye girer: ilişkiyi sürdürme ya da bitirme kararı onlarındır ve terapistin görevi bu kararı bilgiyle verebilmeleri için alan açmaktır, kararı bir sayıyla erken kapatmak değil. Bir makalenin yöntem bölümünü tartmak ile o tartıyı korkmuş bir çifte yaralamadan aktarmak farklı becerilerdir; ikincisi kitaptan değil, gözetimli uygulamadan ve zamanla biriken vakalardan öğrenilir. Rogge ile Bradbury'nin bulgusunda ayrılığı ayıran şeyin saldırganlık olduğu da unutulmamalı: bir çiftin hikâyesinde zarar ya da korku izi varsa, ilk iş öngörü değil M16-D04'te anlatılan taramadır.

Kanıtın sınırı

Boşanma öngörüsü üzerine çalışmaların çoğu, öngörü modelini kurduğu çiftlerde sınadı; ayrı bir örneklemde çapraz geçerleme yapan çalışmalar azınlıkta ve bu derste kart olarak aktarılan dört çalışmanın özetlerinin hiçbiri böyle bir sınamadan söz etmiyor. Örneklemler genellikle yüz çiftin altında; boşanan çift sayısı ise bunun da küçük bir kesri. Bulguların tekrarlanması sınırlı: Kim ve arkadaşlarının denemesi, yaşı, riski ve ilişki biçimi farklı çiftlerde temel öngörülerin tutmadığını gösterdi, ama tek bir çalışma olarak o da genellenemez. Özgün yazarların bu tekrara yanıtı özetine ulaşamadığımız için burada tartışılmadı; ayrıntılı tablolar, yöntem bölümleri ve dışlama ölçütleri de özetlerde görünmüyor. Okunan çalışmaların çoğu evli ve karşı cinsten çiftlerle yürütülmüş; örneklemin hangi ülkeden geldiğini özetlerin hepsi söylemiyor. Kayınvalideyle aynı apartmanda oturan, dinî nikâhla ya da nikâhsız birlikte olan ya da aynı cinsten çiftlerde bu işaretlerin neyi öngördüğü bilinmiyor. Popüler kaynaklarda dolaşan yüksek yüzdelerin hangi çalışmadan, hangi hesapla geldiği çoğu zaman belirsiz kalıyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

Bir modelin kendi verisinde gösterdiği isabet bir üst sınırdır; gerçek sınav, modelin hiç görmediği çiftlerde verilir.

"Doğru sınıflama yüzdesi" olayın sıklığından ayrı okunamaz. Ayrılık seyrekse, "riskli" etiketi taşıyan çiftlerin çoğu ayrılmayabilir.

Yeni bir örneklemde tutmayan bir bulgu çöpe atılmaz, ama kime taşınabileceği daralır.

Bir davranışın ayrılığı öngörmesi, onu bastırmanın ilişkiyi kurtaracağını göstermez; ipucu ile müdahale arasında bir deney durur.

Klinik odada grup ortalaması bir yöndür, bir hüküm değil; karar çiftin kendisinindir.

Sonraki derse köprü

Öngörü tartışmasından geriye kalan, bir sayıdan çok bir fikir: ilişkileri ayakta tutan ve zayıflatan şeylerin tek bir davranışa indirgenemeyeceği. Yaklaşımın yazarları da gözlemlerini zamanla dağınık bulgular olarak bırakmadı; onları birbirinin üzerine oturan katmanlar hâlinde bir araya getirdi. Işıl ile Remzi'nin terapistinin yüzde yerine önerdiği çalışma planının iskeleti de bu yapıdan geliyor. Sıradaki ders o yapıyı açıyor ve her katmanın ilişkide hangi işi gördüğünü soruyor. İlişki evi modeli.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.